MHP Lideri Bahçeli: Abdullah Öcalan, PKK’nın “Kurucu Önderi”dir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Abdullah Öcalan için kullandığı “PKK’nın kurucu önderi” ifadesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Kim ne derse desin aleni ve aşikar gerçek budur” dedi.

Haber Merkezi / Devlet Bahçeli ayrıca, DEM Parti’den gelecek hafta MHP’ye yapılacak ziyaret için de “Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim. Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündemdeki gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Devlet Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ortak aklın etkin ve etkili işletilmesine eşanlı şekilde milli değer ve emanetlere dürüstçe bağlılık elbette geniş çaplı uzlaşmanın ve buruk gönüllere ulaşmanın altın formülüdür. Sıkılmış yumrukların açılması, gerilmiş yüz hatlarının yumuşaması, sırt dönmek yerine sırt sırta verilmesi, bunun yanı sıra iyimser, iyiliksever ve iyi niyetli ilişki ve irtibat ağlarının tesis edilmesi kilitli kapıları açabilecek en makul anahtardır. Sabır, sağgörü ve sağduyu mihverinde atılacak güven veren adımların boşa çıkması asla düşünülemeyecektir.

Daha fazla kaynaşarak, daha çok konuşarak, daha yürekten kucaklaşarak milli ve manevi temelde müessir, müteselsil ve müşterek bir geleceğin inşası mümkün, hatta muhakkaktır. Önyargıların markaj ve mahkumiyetinden mutlaka kurtulmak lazımdır. Üzerimize serpilen ölü toprağını kaldırıp atmanın yanında ilkel dürtülerin, illegal düzeneklerin, sanal ve sipariş provokasyonların zehirli sarmalından inanç ve irade birliğiyle sıyrılmak hem zorunlu bir ihtiyaç hem de tarihi, coğrafi ve kültürel bir mecburiyettir.

Ahlaklı, sorumlu, etik ve milli hassasiyetlere tam sadakat duyan bir siyaset pratiğinin kronik sorunlar karşısında acze düşmesi, çaresizliğin fanusuna kısılıp kalması mümkün değildir. Türk milletinin siyasetten ve siyasi partilerden yegane beklentisi haklı ve meşru taleplerine kulak verilmesi, hayatın ve hadiselerin doğal akışından kaynaklanan zincirleme sorunların aşama aşana dengeli ve demokratik müdahalelerle çözüme kavuşturulmasıdır.

Türk ve Türkiye Yüzyılı aynı zamanda huzur ve refahın yüzyılı olacaktır. Fırtınalı bölgesel ve küresel sisteme karşı esnek, enerjik, erdemli, muhkem, müteyakkız ve stratejik direnç göstermek kadar iç cepheyi sağlam, sağlıklı ve zinde tutmak da beka düzeyinde önceliğimiz olmalıdır. Bu konuda herkes peşin hükümlere aldırmadan titizlik göstermelidir. Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan her kardeşimiz, büyük Türk milletine mensup olan her insanımız bölücü terörden ileri düzeyde şikayetçidir.

Artık terörü kalıcı olarak hayatımızdan çıkarmanın zamanı gelip çatmıştır. Çünkü terörle varılacak hiçbir yer, erişilecek hiçbir menzil yoktur. Kaldı ki geride kalan 41 yıllık zamanda bölücü terör örgütü sadece yakmış, yıkmış, katletmiş, kirletmiş, isyan ve şiddet eylemlerinde sürekli çıta yükseltmiştir. 27 Şubat 2025 tarihinde, terör örgütünün kurucu önderi tarafından yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ kapsamında PKK’nın silah bırakmasıyla birlikte örgütsel varlığının feshedilmesi istenmiştir. Bu çağrı esas itibariyle talimatla bezenmiş ve belgelenmiş bir çağrıdır.

Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile PYD/YPG elebaşının 10 Mart tarihinde Şam’da imzaladıkları 8 maddelik anlaşma metiniyle mühim bir eşik aşılmış, komşu ülke Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğü tescillenmiştir. Ülkemiz aleyhine beşinci kol faaliyeti yapan ücretsiz ajan provokatörlerin saptırmaları ve suyu bulandırma çabaları devamlı ilerleyiş halinde olsa da, malum ve vaki gerçek YPG/PYD/(SDG)’nin kendini feshederek silah bırakmış olmasıdır.

Suriye’nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların, sınır kapılarının, havaalanlarının, petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye Arap Cumhuriyeti’ne entegre edilecek olması, Kürt toplumunun Suriye devletinin ayrılmaz bir parçası olarak tanınması ve geçici anayasanın kabulü edilmesi inkarı ve ihmali olmayacak ciddi gelişmelerden bazılarıdır. PKK’nın ise derhal ve hiçbir şart ileri sürmeksizin 27 Şubat çağrısı doğrultusunda kongresini toplayarak feshini kararlaştırması, kanlı silahların teslimini bir an evvel yapması ertelenemez ve geciktirilemez bir gündem konusudur.

Geçmişte, PKK’nın kuruluş manifestosunda hedefi ‘Bağımsız Birleşik Kürdistan’a ulaşmaktır. Federasyon, otonomi, özerklik, demokratik Cumhuriyete katılım gibi seçenekler o dönemde yoktur. Bunlar müteakip yıllarda Türkiye düşmanlarının dayatma ve telkinleriyle alternatif seçenekler olarak tezahür etmiştir. Bu karanlık ve hain hedeflere ulaşmak için yürütülecek strateji ‘uzun süreli halk savaşı’, buna ulaşmanın mekanizmaları ‘parti-cephe-ordu’ yapılanması, hedefe ulaşmanın silahlı yöntemi ise sırasıyla “silahlı propaganda” ve sözde ‘gerilla savaşı’dır.

27 Şubat İmralı açıklamasıyla PKK’nin anlam yoksunluğu, aşırı tekrara yol açması, dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamladığı ve feshinin gerekli olduğu netleşmiştir. Kurucu önder ifadesinden rahatsız olan, bu tanımlamayı istismar eden, üstelik Milliyetçi Hareket Partisi’ne haksız ve hayasız şekilde saldırıya geçenler evvelemirde bu sıfatın bize ait olmadığını, patentinin bizde bulunmadığını, örgütsel ve ideolojik bir adlandırmadan başka da bir manaya gelmediğini biliyor olsalar bile bilmezliğe yatan ucuzlaşmış ve koflaşmış şarlatan tiplerdir.

“Abdullah Öcalan, PKK’nın kurucu önderidir”

Nitekim PKK’yı kuran ve kumanda eden teröristbaşı Abdullah Öcalan, aynı zamanda örgütün kurucu önderidir. Kim ne derse desin aleni ve aşikar gerçek budur. CHP’nin ve yandaş televizyon kanallarının terörsüz Türkiye hedefini sabote etme gayesi, diyalog kanallarını baltalama gayreti maalesef gözle görülecek kadar açıktır ve açıktadır. Dil ve üslup çoraklığıyla birlikte fikri ve siyasi çarpıklık CHP’yi Türkiye’nin karşısında sivrilen bozguncu bir odağa dönüştürmüştür.

Bu nedenle CHP yönetimi aklıselim çizgiye gelmedikçe, maşeri vicdanın kabulleneceği makul ve muhterem bir siyaset ahlakına sahip olmadıkça Milliyetçi Hareket Partisi tarafından dikkate ve itibara alınması söz konusu olmayacaktır. Demokrasi devriminden bahsedenler, icazetli tek kişinin oylanacağı, tek kişinin katılacağı karikatür mahiyetli bir önseçimi demokrasinin ilkeleriyle nasıl bağdaştırdıklarını, bunun neresinin demokrasi devrimi olduğunu izah etmeleri tutarlılık gereğidir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihindeki en göz alıcı yüksek demokrasi örneği bir yanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin milli irade marifetince tescili, diğer yanda da Sayın Cumhurbaşkanımızın aldığı oy seviyesidir.

CHP Genel Başkanı ve çıkarcı yönetimi yine baltayı taşa vurmuştur. Ne yapsalar beyhudedir, terörsüz Türkiye’nin doğuş müjdesini karartamayacaklardır. DEM Parti heyetinin siyasi partilerle bir program çerçevesinde görüşmesi, terörsüz Türkiye mücadelesine destekleri takdire şayandır. Hiç kuşkusuz DEM Parti heyetinin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yarın gerçekleştireceği ikinci ziyaretinde de olmayı ve karşılık görüş alışverişinde bulunmayı arzu ederdim.

Fakat partimizi temsilen görevlendirilen arkadaşlarım inanıyorum ki şahsımı aratmayacaklar, düşüncelerimizi berrak ve temiz bir mizaçla muhataplarına anlatacaklardır. Bu vesileyle değerli dava arkadaşlarımı ve DEM parti heyetini selamlıyor, terörsüz Türkiye seferberliğimiz kutlu olsun diyorum. Yanlış anlamaları tetikleyecek, kırılgan ortamı hırpalayıp sarsacak her türlü açıklamadan özenle kaçınılması gerektiğini düşünüyorum.

Gideceğimiz daha uzun bir yol vardır. Denizi geçip de derede çırpınmanın bir manası yoktur. Birbirimize Çanakkale ruhuyla sarılmamız milli varlığımızın topluca muhafazası ve müdafaası adına manevi bir vecibedir, milli bir görevdir. Önümüzdeki günlerde bir yanda Nevruz Bayramı, diğer yanda Ramazan Bayramı kutlanacaktır. Allah’tan dileğim her günümüzün bayram olması, ülkemizin bayram yerine dönmesidir.

Kalpleri pırıl pırıl, adeta dalgasız deniz olan aziz millet evlatları yeni emperyalizmin kalleş pusularına ve kanlı tuzaklarına düşmeyecek, Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti milli birlik ruhuyla ve bin yıllık kardeşlik şuuruyla sonsuza kadar var olacaktır.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısının Sonundaki Not Nasıl Eklendi? Ahmet Türk Açıkladı

Silah bırakma çağrısının ardından Abdullah Öcalan’ın notuyla ilgili açıklama yapan Ahmet Türk, Öcalan’ın notu metne ekletmek istediği ancak metnin hazırlanmasının ardından notun ilave edilmeyeceğinin belirtildiğini söyledi.

Türk, “Herhalde ‘Biz metni hazırlamışız, bunu ilave edemeyiz’ deyince Öcalan da dedi ki ‘Bu önemlidir, mutlaka bilinmesi gereklidir'” dedi. Ahmet Türk, “Edemeyiz diyen devlet görevlileri mi?” sorusuna ise “Başka kim olacak?” olacak yanıtını verdi.

İmralı heyeti içerisinde yer alan Ahmet Türk, PKK’ye yönelik silah bırakma çağrısının ardından Abdullah Öcalan’ın ilettiği nota dair konuştu.

Halktv.com.tr’den İsmail Saymaz’a konuşan Ahmet Türk, bundan sonraki sürece ilişkin açıklamalarda bulundu.

Öcalan’ın notunun neden metinde yer almadığına da açıklık getiren Ahmet Türk, metnin hazırlanmasının ardından notun ilave edilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine talebin Öcalan’dan geldiğini ifade etti.

Türk, açıklamanın ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile telefonda görüştüğünü söyledi.

“Kongrenin kendisini feshetmesi lazım” diyen Türk, “Bundan sonra tarihi Türk ve Kürt kardeşliği ve dostluğunu pekiştirmeye yönelik adımların atılması gerekiyor. Ben olsam Suriye’de Kürtlerle yönetim ortasında arabuluculuk yaparım. Orada demokratik bir sistemin oluşmasına katkı sunarım. Çünkü orada problem ortaya çıktığı zaman yine sıkıntılı durumlar yaşanabilir. Türkiye’nin gerçekten kucaklayıcı bir siyaset izleyip izlemeyeceği konusunda beklentiler var. Türkiye kucaklayıcı bir siyaset izlerse bin yıllık Türk-Kürt kardeşliğini pekiştirmiş olur ve Ortadoğu’nun en güçlü devleti olur. Ortadoğu’ya demokrasi ihraç eder. Suriye’de demokratik değerler etrafında herkesin buluşacağı bir yönetim anlayışını gerçekleştirmek lazım. Kürdün seçimlere girdiği demokratik bir anayasa… Bu konularda Türkiye sürece katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.

Sırrı Süreyya Önder’in açıklamadan sonra Öcalan’a atfen “Silahların bırakılması ve PKK’nın kendini feshi demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” notuna ilişkin de konuşan Ahmet Türk, demokratik adımların atılması ve bazı düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Türk, “Bugün binlerce insan haksız ve hukuksuz yere cezaevinde yatıyor. Kürt dilinin özgürce kendisini geliştirebileceği bir ortamın hazırlanması gerekiyor. Çok kültürlü bir Türkiye’nin oluşması konusunda… Bazıları pazarlık diyor. Bunlar pazarlık konusu yapılacak şeyler değil, olması gerekendir, atılması gereken adımlardır” diye konuştu.

Türk, Öcalan’ın notunun metinde neden yer almadığına ilişkin ise şunları söyledi: “Herhalde ‘Biz metni hazırlamışız, bunu ilave edemeyiz’ deyince Öcalan da dedi ki ‘Bu önemlidir, mutlaka bilinmesi gereklidir'”

Türk, “Edemeyiz diyen devlet görevlileri mi?” sorusuna ise “Başka kim olacak?” olacak yanıtını verdi.

Devlet Bahçeli ile ne konuştu?

Türk, Bahçeli ile telefonda görüştüğünü söyledi. Ahmet Türk görüşmeye dair “Bahçeli açıklamadan sonra Tuncer Bakırhan ve beni aradı. Çok güzel olduğunu, teşekkür ettiğini söyledi. ‘Umuyoruz her şey güzel geçecek, bu konuda çok mutlu oldum’ dedi” ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Bahçeli’den İlk Açıklama: Türkiye İçin Tarihi Bir Fırsat Kapısı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır” dedi.

Devlet Bahçeli, açıklamasında, “27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici özelliktedir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye Hedefi Kapsamında Son Gelişmelerle” ilgili yazılı bir açıklama yayınladı. MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir tarafından duyurulan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Siyasi çalkantıların, silahlı çatışmaların, sistemik çatlakların ve sivrilen diğer pek çok çarpıklığın insanlığın barış, huzur ve güvenlik atmosferini zehirlediği herkesin malumudur. İstikrarı zedelenmiş, iradesi zincirlenmiş bir dünya tablosu tüm risk ve belirsizlikleriyle karşımızdadır. Çok bilinmeyenli küresel siyaset denkleminin hangi vasıtalarla çözüleceği, çözülse bile sonunun ve sonuçlarının nasıl olacağı meçhuldür, ayrıca üzerinde kafa yorulması gereken de karmaşık bir muammadır.

Ahlaki, manevi ve hukuki krizlerin yükselen çıtasına eşzamanlı olarak yaygınlaşan jeopolitik çekişmeler, ekonomik restleşmeler ve stratejik cepheleşmeler devamlı yeni mevziler elde edip farklı boyutlar kazanmaktadır. Böylesi kaotik ortam ve şartlarda Türkiye için tarihi bir fırsat kapısı aralanmıştır. Bölgesel ve küresel tehditlere karşı varisi olduğumuz medeniyet müktesebatı ve muazzez millet varlığı yegane güvencemizdir.

Türk milleti bin yıldır Anadolu coğrafyasını yurt tutmuştur. Elbette bu bin yıllık süreçte ağır bedeller ödenmiştir. Mukadderatımızın şerefi, mukaddesatımızın simgesi olan aziz vatan aynı zamanda üzerinde yaşayan beşeri cevherin birlik ve kardeşliğiyle gerçek mana ve muhtevasını bulmuştur. Anadolu coğrafyasında gelip geçici, konargöçer, dönemsel kiracı ve ziyaretçi olmadığımız asırların müşahitliğiyle tescil ve tevsik edilmiştir.

Türk milleti devasa mahiyetli ve kökleri derinlere tutunan muazzam bir kardeşlik şuurunun mecmuu ve medarı iftiharıdır. Bugüne kadar yaşanan nice acı birlikte yaşama inancına ve isteğine gölge düşürememiştir. Küresel emperyalizmin şirret oyunları milli dayanışmanın emsalsiz azmiyle berhava edilmiştir. Türk milletine kan, renk, ruh ve vücut veren her insanımız kısmi nitelikli yöresel, dilsel ve kültürel farklılıkların çok üstünde temerküz eden soylu bir kucaklaşmanın neferleri olmuşlardır.

Türkiye Cumhuriyeti 1984 yılından buyana bölücü terör örgütü PKK’yla mücadele etmiştir. Bu mücadele haklıdır, meşrudur, hukukidir, elbette takdir ve tazime en üst seviyede layıktır. Nihayet yeni yüzyılda terörsüz Türkiye’nin seher vaktine gelinmiş ve bu suretle milli huzur ve sükûnetin gün doğumuna ramak kalmıştır.

27 Şubat 2025 tarihinde DEM heyeti tarafından kamuoyuna okunan ve İmralı’da kaleme alınan açıklama baştan sona değerli ve önemlidir. 27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice İlçesi Fis Köyü’nde birinci kongresini yaparak Marksist-Leninist çerçevede büyük Kürdistan’ın kurulmasını hedefleyen PKK terör örgütü, 47 yıl sonra kurucu lideri tarafından örgütsel yapısını lağvetmeye çağrılmıştır.

Kandil’den yapılan açıklamalar bu çağrıyı destekleyici ve tamamlayıcı özelliktedir, nitekim memnuniyet vericidir. PKK terör örgütünün Kandil’deki elebaşları İmralı’nın etrafında kenetlenerek 27 Şubat çağrısına sahip çıkmaları geldiğimiz bu aşamada örgütsel tutarlılık olup herkesin yararınadır.

Terörle sonuç alınması ham bir hayaldir. Türk-Kürt kardeşliğinin kundaklanmasına ve kurcalanmasına müsamaha gösterilmesi bundan sonra hem imkansız hem de böylesi bir yanlışın peşine düşmek beyhude bir düşüncedir. Çağrı bölücü örgütün bütün bileşenlerine yapılmıştır, riayet ve muvaffakiyeti yeni yüzyılda Türkiye’nin gücüne güç katacak, bin yıllık kardeşliği bir yanda çevikleştirip diğer yanda çelikleştirecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi terörsüz Türkiye amacına samimi katkı sağlayan, demokratikleşme sürecine önşartsız omuz veren kim olursa aziz Türk milleti namına müteşekkirdir. Medyaya yuvalanmış bazı art niyetlilerin 27 Şubat çağrısını karalamaya, barış ve huzur adımlarını baltalamaya çalışmaları sinsi bir tertiptir.

Terörsüz Türkiye özlemini sulandırmaya, ihtiyatlı iyimserlik ortamını bulandırmaya çaba harcayanlar bilinmesini isterim ki, bölücülüğün değirmenine su taşıyan, terörün kanlı saldırılarının devamından çıkar ikmali yapan taşeronlaşmış gayri milli zihniyetlerdir.

“Ne verildi? Ne alındı” sorularını gündeme taşıyarak yüzlerini buruşturanların, pozitif iklimi karıştıranların masumiyetinden ve makuliyetinden bahsetmek mümkün değildir. PKK’nın kendini feshedecek olmasından dolayı korkuya kapılanların istismar kaynağı kuruyacak, Türkiye yeni yüzyılın rotasında muhteşem bir uyanışa geçecektir.

Provokasyonlara azami dikkat ederek, marjinalleşmiş grupların tahriklerine karşı uyanık durarak, mücavir bölgelerimizde gözü ve hedefi olan ülkelerin senaryolarına zamanında ve hazırlık içinde müdahalede bulunarak şiddet ve ihanetle ihata edilmiş bir dönemin kapıları bir daha açılmamak üzere kapatılacaktır.

Terörle mücadeleden de ödün verilmemesi asıldır. Devletin pazarlık yapmayacağını bilmeyecek kadar fikren, kalben, aklen ve vicdanen kurumuş ve kokuşmuş çevrelerin absürt hamaset tuzaklarına düşmeden Türk ve Türkiye Yüzyılı elbirliğiyle, güç birliğiyle tesis ve temin edilecektir. Türk milleti yeni bir tarih yazmaktadır.

Bu tarih sayfalarında da vatan ve millet muhaliflerine asla yer olmayacaktır. Aziz milletimizin, Türk-İslam aleminin mübarek Ramazan ayını bir kez daha kutluyor, Rabbim’den birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her daim muhafaza buyurmasını niyaz ediyorum. Terörsüz Türkiye, huzurlu Türkiye, süper güç Türkiye yarın değil, hemen ulaşılacak bir hedeftir ve bizim de siyasi şerefimize emanettir.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Abdullah Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Erdoğan’dan Açıklama: Yeni Bir Safhaya Geçildi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin konuşan Erdoğan, “Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin cesur inisiyatifiyle başlayan, bizim kararlı tutumumuzla ilerletilen terörsüz Türkiye çabalarında dün itibarıyla artık yeni bir safhaya geçilmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Bunun sadece Türkiye’nin değil tüm bölgenin yararına olacağını ifade eden Erdoğan, “Önümüzde bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarının yıkılması hedefine giden yolda tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Emperyalizmin bu coğrafyada iki asırdır sergilediği sinsi ve kirli oyunun bozulması sadece ülkemizin ve vatandaşlarımızın değil tüm bölgemizin kazanç hanesine yazılacaktır” ifadelerini kullandı.

Bu sorunun “kalıcı, kati ve kesin olarak bitmesini istemeyenler” olacağını da vurgulayan Erdoğan, “Dolayısıyla bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı en üst seviyede dikkat sergileyecek, gereken bütün tedbirleri alacağız. Silah ve terör baskısı ortadan kalkınca, doğal olarak siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Kanal 7’nin 30. yıl dönümü programına katılarak bir konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kimsenin kendini öteki olarak hissetmediği, kuşatıcı ve kucaklayıcı bir iklimi ülkemizde tesis ve tahkim etmek milletimize karşı asli görevimizdir. Son 22 yılda demokrasi ve özgürlük hamleleriyle 28 Şubat döneminin ayrımcı, ötekileştirici, baskıcı uygulamalarına son verdik” dedi ve ekledi:

“Bırakın kamuoyunda rahatça konuşulmasını, neredeyse düşünülmesi dahi yasak olan birçok meseleyi çözüme kavuşturduk. İnancı, meşrebi, hayat tarzı ve kökeni ne olursa olsun 85 milyonun tüm mensuplarını devletin birinci sınıf vatandaşı hâline getirdik.”

Erdoğan, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısına ilişkin olarak “artık yeni bir safhaya geçildiğini” söyledi. Erdoğan, “Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin cesur inisiyatifiyle başlayan, bizim kararlı tutumumuzla ilerletilen terörsüz Türkiye çabalarında dün itibarıyla artık yeni bir safhaya geçilmiştir” dedi.

Erdoğan, bunun sadece Türkiye’nin değil tüm bölgenin yararına olacağını ifade etti: “Önümüzde bin yıllık kardeşliğimizin arasına örülen terör duvarının yıkılması hedefine giden yolda tarihi bir adım atma fırsatı vardır. Emperyalizmin bu coğrafyada iki asırdır sergilediği sinsi ve kirli oyunun bozulması sadece ülkemizin ve vatandaşlarımızın değil tüm bölgemizin kazanç hanesine yazılacaktır.”

Bu sorunun “kalıcı, kati ve kesin olarak bitmesini istemeyenler” olacağını da vurgulayan Erdoğan, “Dolayısıyla bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı en üst seviyede dikkat sergileyecek, gereken bütün tedbirleri alacağız. Silah ve terör baskısı ortadan kalkınca, doğal olarak siyasetin demokratik alanı daha da genişleyecektir” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Öcalan’ın PKK’ya çağrısıyla ilgili iddialara yanıt

İstanbul’da gazetecilere konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, sözkonusu çağrının dikkate alınması halinde hükümetin “terörsüz bir Türkiye” hedefine ulaşacağını söyledi.

Çelik, “Bu çerçevede, terör örgütünün silahlarını bırakması ve tamamen feshedilmesi esastır. PKK, PYD, YPG, SDG hangi adla olursa olsun, Irak ve Suriye’deki bütün uzantılarıyla terör örgütü silah bırakmalıdır ve kendi kendisini feshetmelidir” dedi.

Sözcü Çelik, “Şöyle bir konu gündeme getiriliyor; ‘Devlet bir pazarlık sürecine girer mi?’ Bir kere daha ifade ettik ki; burada devletin nitelikleriyle ilgili bir pazarlık söz konusu değildir. Milletimizin değerleri konusunda bir al-ver süreci söz konusu değildir” diye ekledi.

PKK bu çağrıya henüz bir karşılık vermedi ancak Ankara’nın PKK’nın bir uzantısı olarak gördüğü ve Suriye’de IŞİD’e karşı ABD’nin önemli bir müttefiki olan Suriyeli Kürt grup YPG, Öcalan’ın mesajının kendileri için geçerli olmadığını söyledi.

PKK, AB ve ABD’nin terör listesinde yer alıyor ancak Washington Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) ortaklık yapıyor. Türkiye ise PYD ve askeri kolu YPG’yi, “terör örgütü PKK’nın Suriye kolu” olarak tanımlıyor ve Washington’dan bu gruplara desteğini kesmesini istiyor.

Ankara, Suriye’nin eski cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın devrilmesinden bu yana YPG’ye defalarca silahsızlanma çağrısı yaptı ve aksi takdirde askeri harekatla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.

Geçtiğimiz Ekim ayında MHP lideri Devlet Bahçeli’den gelen sürpriz bir teklifle başlayan sürecin sonunda gelen Öcalan’ın çağrısı ABD, Avrupa Birliği ve diğer Batılı müttefiklerin yanısıra Türkiye’nin komşuları Irak ve İran tarafından da memnuniyetle karşılandı.

1978’de Abdullah Öcalan tarafından kurulan PKK, 1984’ten itibaren Türkiye’ye karşı silahlı eylemlerine başladı. Resmi verilere göre, örgüt bu tarihten itibaren 40 binden fazla insanın ölümüne neden oldu.

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Özgür Özel’den Dikkat Çeken “Abdullah Öcalan” İddiası

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın örgüte yaptığı silah bırakma ve kendini feshetme çağrısıyla ilgili konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Öcalan ile devletin bir yıldır görüştüğünü söyledi.

Özgür Özel ayrıca, “Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları neyin ne olduğunu bilen, gören insanlardır. Ben 2025 yılında bir iktidar partisinin ve ülkenin Cumhurbaşkanının milletin aklıyla alay etmesini de doğru bulmuyorum” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Yeniden Refah Parti’sini ziyaret ederek Genel Başkan Fatih Erbakan ile bir araya geldi. Özel ve Erbakan görüşme sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın örgüte yaptığı silah bırakma ve kendini feshetme çağrısıyla ilgili yorumlarda bulunan Özel, şunları ifade etti: “Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Bizim tarihsel tutarlılığımız ve bu sürece yönelik yaptığımız bütün açıklamalar bir sorun var mı? Bir sorun var. Ülkede Kürtler sorunum var diyorsa Erdoğan’ın geçmişte bu konuda söylediklerini terk edip de Kürt sorunu yoktur demesiyle Kürt sorunu çözülmüyor.

Bu sorunun çözülmesi için meclis zemininde hiçbir partinin dışlanmadığı ve sivil toplumun, toplumun tüm kesimlerinin temsil edildiği bir çalışmanın yapılması mutlaka gereklidir. Bu çalışmanın başı sonu demokratikleşmedir. Bu noktada elbette ki her zaman söylediğim hassasiyetle şehit ailelerinin, gazilerimizin ve tüm mağdurların mutlaka rızalarının alınması, görüşlerinin alınması, onları üzecek, rahatsız edecek işlerin içine girilmemesi çok önemlidir.

Bunun dışında biz şeffaflığa vurgu yapıyoruz, samimiyete vurgu yapıyoruz. Şunu da söylemek gerekir, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları neyin ne olduğunu bilen, gören insanlardır. Ben 2025 yılında bir iktidar partisinin ve ülkenin Cumhurbaşkanının milletin aklıyla alay etmesini de doğru bulmuyorum.

Bir yandan bir yıldan aşkın süredir bir müzakereyi yürüteceksiniz. Yaptığınız, yapılan görüşmelere devlet adına birisi tam yetkili, dört kişilik bir heyet eşlik edecek. Bu konudan dakika dakika haberiniz olacak. Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi, Yargıtay’dan üyeler, yüksek hakimlerin bulunduğu 20’nin üzerinde hukukçudan oluşan bir masa bir yerde çalışma yapıyor olacak, sizin bilginizle de.

Sonra millete bir şeyler oluyor, kendiliğinden oluyor. Sayın Bahçeli de güzel konuştu. Ben bir şey demiyorum, benimle ilgisi yok. Olursa sahiplenirim, iyi sonuçlar olursa bana yarasın, kötü sonuçlar olursa uzak durayım. Bu millet böyle kandırılabilecek, zekası hafife alınabilecek bir millet değil. Bir iş bir işi yapacaksan onun sorumluluğunu alacaksın, cesaretini göstereceksin. Millet sana bunun görevini vermiş, yetkisini vermiş.

Bana da bu sürece, bu milletin barış umudunu boşa çıkarmama, akan kanın durdurulmasının önüne set çekmeme, ama bir yandan da kimseyi kandırmayacağı, kimsenin mağdur edilmeyeceği bu sürece ana muhalefet olarak denetim ve geleceğin iktidar partisi olarak destek görevi vermiş. Ben görevimden kaçmıyorum. Mertçe burada duruyorum.

“Samimiyet olacak, açıklık olacak, şeffaflık olacak”

Aktörlerin pozisyonları belli. Bir kişinin pozisyonu güya belli değil. Her şeyi biliyor da işine gelince duyan, işine gelmeyince kulağı sağır olan büyükbaba numarası yapıyor bize. Bu bu bunlar bu artık samimiyete ihtiyaç var. Çıkacaksınız, bu sürecin neresinde olduğunuzu herkes biliyor. Tam göbeğindesiniz. Öyle gizli ajandanızın, onun bunun falanın filanın her şeyi bir yana bırakacaksınız. Samimiyet olacak, açıklık olacak, şeffaflık olacak. Herkes bunu biliyor.

Günün bu vaktinde çıkıp da kral çıplak diye bir çocuğun mu bağırmasını bekleyeceğiz? Kimse kimseyi kandırmasın. Efkan Ala, öyle uçakta havada gezip durum belli olunca inmekten olmuyor bu iş. Ben bekleyeyim, duruma göre pozisyon alayım. Efkan Ala da bu anlamda tarihsel bir tutarlılık içinde görünüyor.

Durum netleşene kadar uçakta beklemek her zaman olmaz. Dünkü açıklamalarından onu çok net olarak takip ettik. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi açısından bu ülkedeki insanların yararına, kan akmayacaksa, şehit gelmeyecekse, bu ülke bütün varını yoğunu harcadığı bu terör belasından kurtulacaksa, insanların yüzü gülecekse, analar ağlamayacaksa, barış gelecekse, artık Kürtler yaşadıkları bu sorunlardan kurtulacaklarsa, kendilerini bu ülkenin tam ve eşit vatandaşları hissedeceklerse biz orada varız.

Biz Recep Tayyip Erdoğan’ın gizli ajanda pazarlıklarının ve kenardan hiçbir şey yokmuş gibi meseleyi edilgen bile değil, korkak bir şekilde bir yerden izleyip bütün siyasi riski ortağının sırtına yükleyip buradan bir avantaj çıkarsa gidip siyaseten nemalanırım demesini son derece samimiyetsiz buluyoruz. Net olsun, açık olsun, cesur olsun.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası Özgür Özel’den Açıklama: Demokrasi Vurgusu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin açıklamada bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Özel, açıklamasının devamında, “Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Heyeti, İmralı Cezaevi’nde görüştükleri Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma çağrısı yaptığı açıklamayı, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden, Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin açıklamada bulundu. Özgür Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin tüm sorunlarının demokratik yollardan çözümü konusunda tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz. Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz.

Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz. Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir.

“Meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür”

Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve onbinlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz. Hiç şüphesiz meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür.

Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü ancak iç barışın sağlanmasıyla mümkündür. İç barış ise, otoriter bir sistemde değil, demokratik düzende, hukuk devleti ilkelerine uymakla, adalet ve eşitlikle sağlanır. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesi elzemdir.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin hiçbir makam, mevki ve aktör tarafından kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi doğrultusunda, her zaman barış ve demokrasi çabalarının yanında; savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız.”

Öcalan: Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmeli

7 kişilik Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) heyeti üçüncü kez İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan’la görüştü. Bu görüşme sonrasında, 1999’dan beri İmralı Adası’nda bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’nın hazırladığı mektup, İstanbul’da kamuoyuyla paylaşıldı.

Önce, seçildiği halde görevden alınarak yerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, mektubu Kürtçe olarak okudu. Ardından, Van Milletvekili Pervin Buldan da mektubun Türkçe metnini okudu.

Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrının tam metni şöyle: “PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur.

Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir.

Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir. Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir.

Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır.

Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.

Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum.

Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”

Metnin kamuoyu ile paylaşılmasının ardından, kapanış konuşması yapan Sırrı Süreyya Önder, Sayın Öcalan’ın çağrıya ilişkin şu notunu paylaştı: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.”

Paylaşın

Öcalan’ın Çağrısı Sonrası AK Partili Efkan Ala’dan Açıklama: Sonuca Bakarız

PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin konuşan AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, “Biz sonuca bakarız Terör örgütü, bu çağrıyı değerlendirip silah bırakır ve toplanır, kendisini feshederse Türkiye prangalarından kurtulmuş olacak” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Heyeti, İmralı Cezaevi’nde görüştükleri Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma çağrısı yaptığı açıklamayı, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.

AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin, “Çağrının özü silahların bırakılması ve terör örgütünün kendisini feshetmesidir. Biz sonuca bakarız Terör örgütü, bu çağrıyı değerlendirip silah bırakır ve toplanır, kendisini feshederse Türkiye prangalarından kurtulmuş olacak” dedi.

Ala, A Haber’de İmralı’dan gelecek açıklama öncesi de şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye AK Parti hükümetleri döneminde çok etkin bir biçimde terörle mücadele ediyoruz. Terörsüz Türkiye şöyle mümkün; çağrıya kulak tıkanırsa o zaman Türkiye zaten etkin bir şekilde terörle mücadele ediyor, çok önemli başarılar elde edildi. Türkiye terörle mücadeleyi sınırlarının dışına taşıdı. Mutlak bir içeride başarı sağlanmış durumda, terörsüz Türkiye hedefine terörle mücadele yöntemiyle ulaşırız.”

Abdullah Öcalan’ın çağrısına partilerden tepkiler

Öte yandan açıklamayı sosyal medya hesabından değerlendiren Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Uluslararası sistemin sarsıldığı, bölgemizin bir ateş çemberinin içinde bulunduğu şartlarda ülkemizin kendi iç bünyesini tahkim etmesi ve terörden tümüyle arındırılması yönünde yapılan her çağrı ve atılan her adım olumludur” dedi.

“Bu çağrının hayata geçirilmesi için geçmiş tecrübelerden dersler çıkarılarak netice odaklı somut bir yol haritası ortaya konmalıdır” diyen Davutoğlu, “Bu süreç milli iradenin nihai tecelligahı olan TBMM zemininde bütün siyasi partilerin ve toplumsal kesimlerin çoğulcu katkısıyla yürütülmelidir” ifadelerini kullandı.

Açıklamayı memnuniyetle karşıladığını belirten Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, “Bugün akşam saatlerinde DEM Parti İmralı heyeti tarafından yapılan açıklamayı memnuniyetle karşılıyorum. Terör örgütü PKK’nın silah bırakarak, varlığını feshetmesi tarihi bir gelişme olacaktır” dedi.

Türkiye’de demokrasi standartlarının yükselmesine katkı yapmaya hazır olduklarını dile getiren Babacan, “Şimdi bu çağrının gereğinin yapılmasını, herhangi bir tereddüde yol açmayacak şekilde silahların bırakılmasını ve örgütün kendisini feshetmesini bekliyoruz. Defalarca kez ifade ettiğimiz gibi, konu ne olursa olsun, Türkiye meselelerini demokratik siyasi zeminde konuşarak çözme kabiliyetine ve olgunluğuna sahip olmalıdır. Türkiye’de demokratik standartların yükselmesi ve insan haklarına dayalı bir hukuk devleti hedefine daha hızlı yürünmesi için atılacak adımlara yapıcı bir perspektifle katkıda bulunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter, Öcalan’ın çağrısının ardından sosyal medya hesabından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bulunduğu bir fotoğrafı paylaştı. Yönter ardından partisinin İstanbul İl Başkanı Sertel Selim’in, “Büyük işler cesaret ve kararlılık ister… Yüce düşünenler büyük davalara liderlik eder…” ifadelerini retweet etti.

İYİ Parti ise sürece tepki gösterdi. İYİ Parti Genel Merkezi binasına, ay-yıldız bulunan ve “Unutmayacağız, unutturmayacağız! Şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz” yazılı afiş asıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden, Abdullah Öcalan’dan gelen çağrıya ilişkin açıklamada bulundu. Özgür Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemizin tüm sorunlarının demokratik yollardan çözümü konusunda tarihsel tutarlılığımızı sürdürüyoruz. Aynı şekilde, terörün ve şiddetin her türlüsüne her zaman karşı olduk, bundan sonra da karşı olmaya devam edeceğiz. Kürt meselesinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, toplumun tüm kesimlerini kapsayarak, şeffaflıkla ele alınması ve çözülmesi yönündeki tavrımızı koruyoruz.

Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz. Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir.

Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve onbinlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz. Hiç şüphesiz meseleler, temennilerle değil, güven ortamı tesis edilerek ve icraatlarla çözülür.

Türkiye’nin tüm sorunlarının çözümü ancak iç barışın sağlanmasıyla mümkündür. İç barış ise, otoriter bir sistemde değil, demokratik düzende, hukuk devleti ilkelerine uymakla, adalet ve eşitlikle sağlanır. Demokratikleşme için gerekli kanuni düzenlemelerin yapılması kadar, mevcut kanunların uygulanmasındaki hukuk dışı yaklaşımların terk edilmesi ve anayasa ihlallerine son verilmesi elzemdir.

Cumhuriyet Halk Partisi, toplumun barış ve demokrasi taleplerinin hiçbir makam, mevki ve aktör tarafından kendi siyasi hedefleri doğrultusunda istismar edilmesine izin vermeyecektir. Cumhuriyetimizin ve partimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesi doğrultusunda, her zaman barış ve demokrasi çabalarının yanında; savaşın, terörün, çatışmanın ve otokrasinin karşısındayız.”

Abdullah Öcalan’ın çağrısı dış basında

Abdullah Öcalan’ın PKK’ye silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı dünya basınında geniş yer buldu.

İngiltere’nin önde gelen basın kuruluşlarından The Guardian, haberi ana sayfadan verdi. “Hapisteki Kürt lider, Türkiye ve Ortadoğu’yu sarsabilecek büyük bir değişimde grubun silahsızlandırılması çağrısında bulundu” başlığla veren The Guardian, haberde şu ifadelere yer verdi:

“Öcalan’ın mesajının Ortadoğu’da, özellikle de Kürt güçlerinin önemli toprakları kontrol ettiği Suriye’de, İran ve Irak’ta geniş kapsamlı etkileri olacak.”

İngiliz haber ajansı Reuters da çağrıyı anasayfadan gördü. Çağrıyla ilgili girilen haberde “Hapisteki Kürt militan lideri Türkiye ile çatışmaya son verilmesi çağrısında bulundu” başlığına yer verdi. Reuters, çağrı haberinde şunları kaydetti: “Ankara ile 40 yıllık çatışmayı sona erdirebilecek ve bölge için geniş kapsamlı siyasi ve güvenlik sonuçları doğurabilecek bir harekettir.”

Alman BILD gazetesi, “Kürt liderden çağrı: Öcalan PKK’yi silahsızlandırmak ve tasfiye etmek istiyor” başlığıyla verdiği haberde, “Bu duyuru, kırk yıldır süren kanlı çatışmaların ardından Türkiye’deki çatışmaların sona ermesinin önünü açabilir” denildi.

Fransız basınından Le Monde ise ” Yıllardır hükümete karşı silahlı mücadele yürüten PKK’nin lideri, Kürt hareketinin tasfiye edilmesi ve silah bırakması çağrısında bulundu” başlığıyla çağrıya yer verdi. Le Monde da haberi manşetten gördü.

CNN International da haberinde başlığı şöyle gördü: “Kürt ayrılıkçı lider, takipçilerine silahsızlanma çağrısında bulunarak Türkiye ile elli yıldır devam eden isyanı sona erdirme potansiyeli taşıyor”

İngiliz gazetesi Financial Times (FT) ana sayfada yer verdiği çağrı haberini “Türkiye’nin hapisteki Kürt liderinden militanlara silahsızlanma çağrısı” başlığıyla servis etti.

Paylaşın

“Abdullah Öcalan’ın Çağrısı 15 Şubat’a Yetişmeyebilir” İddiası

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat, İmralı’da tutuklu bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının 15 Şubat’a yetişmeyebileceğini öne sürdü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında Abdullah Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı.

TGRT televizyonunda katıldığı programda açıklamalarda bulunan Kulat; “Aldığım kulis bilgilerine göre İmralı’dan gelecek çağrı 23 Şubat’tan sonra yapılacak. Çünkü ayın 23’ünde AK Parti’nin Genel Kongresi var” dedi.

Kulat şunları söyledi: “İmralı’dan yapılacak açıklama AK Parti’nin kongresinden sonra yapılacak. Kongrenin bu açıklamayla gölgelenmesini istemiyorlar. Ankara’dan aldığım kulis bilgilerine göre Abdullah Öcalan çok net ve kesin bir dille, PKK’yı lağvetme ve silah bırakma çağrısı yapacak.

Terör örgütü PKK’nın 4 ya da 5 ayağından bahsediliyor. Zamanlama olarak 25 yıl meselesi önemli, bunun kadar önemli olan kısım da Suriye’de yaşanan değişim de çok önemli. PKK’nın İran, Irak, Suriye, Avrupa ve siyasi ayağı DEM Parti ve uzantıları var. Türkiye’de olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti seçmeninin de kilit bir noktada olduğunu da unutmamak gerekir.

Şu anda endişeli iyimserler ile endişeli kötümserlerin arasında bir durumundayız. Türkiye’nin çoğunun ruh hali şu anda böyle. Bu ülkede azıcık vatanını seven terörün bitmesini ister. Endişelerimiz var. Daha önce çözüm sürecini atlattık ve aynı handikapa düşmek istemiyoruz.”

Abdulkadir Selvi de doğruladı

Öte yandan gazeteci Abdulkadir Selvi de bugünkü köşe yazısında çağrının 15 Şubat’a yetişmesi ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu hatta Şubat ayının dahi net olmadığını ifade etti. Yorumunun kaynağı olarak ise net bir tarih belirlenmemesine bağlayan Selvi şu ifadeleri kullandı:

“Suriye’deki teröristbaşı Mazlum Abdi, Öcalan’ın 15 Şubat’ta çağrı yapacağını açıklayınca, 15 Şubat tarihine yönelik bir beklenti oluştu. Neden 15 Şubat? Biliyorsunuz, Öcalan 15 Şubat 1999 tarihinde Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilmişti. Ama 15 Şubat tarihi net değil. Hatta 15 Şubat tarihinde çağrı yapılması ihtimali zayıf. Şubat ayının sonuna doğru bir beklenti var ama şubat ayı da net değil. Çünkü bir tarih belirlenmedi. Önemli olan tarih değil sonuç almak.”

Ne olmuştu?

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin meclis toplantısında PKK lideri Öcalan’ın önümüzdeki günlerde ‘tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını’ açıklamıştı. Bakırhan; Öcalan’ın Kürt sorununun köklü kalıcı çözümü için demokratik bir Türkiye’nin inşası için önümüzdeki günlerde tarihi bir çağrı yapmaya hazırlandığını” belirterek “iktidarı da tarihi çözümde rolünü oynamaya çağırıyoruz, artık top Erdoğan’da” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

DEM Parti’den “Barış Süreci” Açıklaması: Öcalan’ın Çalışmaları Devam Ediyor

DEM Parti İmralı Heyeti, Abdullah Öcalan ile görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Öcalan’ın sürece ilişkin çalışmaları devam etmektedir. Bu konudaki hazırlıkları tamamlandıktan sonra kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bizler de heyet olarak çalışmalarımızı ve temaslarımızı yürüteceğiz, gelişmeler oldukça da kamuoyunu bilgilendireceğiz. Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır. Bunun gerçekleşmesi umuduyla tüm toplumsal kesimlerin kıymetli katkılarını bekliyoruz” denildi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’dan oluşan heyet, İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yaptıkları görüşmeye ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “DEM Parti İmralı Heyeti olarak 22 Ocak 2025 tarihinde İmralı Adası’nda Sayın Abdullah Öcalan‘la bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede, Sayın Öcalan öncelikle Bolu’da yaşanan elim yangında hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar dilemiştir. Heyetimiz, yürüttüğümüz görüşmelerle ilgili olarak kendisine gerekli bilgilendirmelerde bulunmuştur.

Sayın Öcalan’ın sürece ilişkin çalışmaları devam etmektedir. Bu konudaki hazırlıkları tamamlandıktan sonra kamuoyuna gerekli açıklamalar yapılacaktır. Bizler de heyet olarak çalışmalarımızı ve temaslarımızı yürüteceğiz, gelişmeler oldukça da kamuoyunu bilgilendireceğiz. Bu süreç herkesi, hepimizi birlikte ve özgürce yaşatacaktır. Bunun gerçekleşmesi umuduyla tüm toplumsal kesimlerin kıymetli katkılarını bekliyoruz.”

DEM Parti vekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan iki kişilik heyet, Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere ikinci kez İmralı Adası’na gitti. Daha önce heyette yer alacağı açıklanan önceki dönem Mardin Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ahmet Türk heyette yer almadı.

Heyetin İmralı’ya ne zaman gittiği, nereden hareket ettiği ise güvenlik gerekçesiyle açıklanmazken, görüşme yaklaşık dört saat sürdü. DEM Parti heyeti, ilk görüşmeyi 28 Aralık 2024’te yapmıştı. Öcalan, ilk ziyarette yedi maddelik bir mesaj göndermişti.

Öcalan mesajında, “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” demişti.

İmralı’daki ilk görüşmenin ardından DEM Parti heyetinden “Abdullah Öcalan’ın çağrıyı yapmaya hazır olduğu” açıklaması gelmiş, üyeler “Süreçten umutlu olduklarını” belirtmişlerdi. Heyet, ilk görüşmenin ardından TBMM’de grubu olan siyasi partiler ve cezaevindeki siyasetçilerle bir araya gelmişti.

Paylaşın

DEM Parti İmralı Heyeti’nin Siyasi Partiler Görüşme Takvimi Netleşti

Abdullah Öcalan ile görüşen DEM Parti Heyeti’nin Meclis’te bulunan siyasi partilerle görüşme takvimi netleşti. Heyet, dün TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmüştü.

Haber Merkezi / İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşen Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Heyeti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bulunan siyasi partilerle görüşme programı belli oldu.

DEM Parti Heyeti, 6 Ocak’ta Gelecek Partisi, AK Parti ve Saadet Partisi’ni 7 Ocak’ta ise Yeniden Refah Partisi ve DEVA Partisi ile görüşeceği bildirildi.

DEM Parti’den konuya dair yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı: “Heyetin önümüzdeki hafta için netleşen ziyaret programı şöyledir:

6 Ocak Pazartesi:

11.00 – Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu. Yer: Gelecek Partisi Genel Merkezi
13.30 – Abdullah Güler Başkanlığındaki AKP Heyeti. Yer: TBMM
15.30- Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan. Yer: Saadet Partisi Genel Merkezi

7 Ocak Salı

13.00 – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan. Yer: DEVA Partisi Genel Merkezi
15.30 – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan. Yer: Yeniden Refah Partisi Genel Merkezi.”

DEM Parti vekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan iki kişilik heyet, İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmüştü. İki ismin İmralı Adası’na nasıl gittiği ise güvenlik sebepleriyle açıklanmamıştı. Buldan ve Önder, çözüm sürecinin başlarına denk gelen 2013 yılının Mart ayında da İmralı’ya giden heyette yer almıştı.

Görüşmeye katılan Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in imzasıyla pazar günü yayımlanan açıklamada, “İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile 28 Aralık 2024 tarihinde kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Kendisinin sağlığı iyi, morali oldukça yüksekti. Kürt Sorununa kalıcı çözüm bulmaya yönelik yaptığı değerlendirmeler hayati önemdeydi” denilmişti.

Heyetin yazılı mesajında aktardığına göre Öcalan’ın mesajları şöyle: “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır.

Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır.

Gazze ve Suriye’de yaşanan hadiseler göstermiştir ki, dışarıdan müdahalelerle kangrenleştirilmeye çalışılan bu sorunun çözümü artık ertelenemez bir hal almıştır. Bunun ciddiyetiyle doğru orantılı bir çalışmayı başarıya ulaştırmak için muhalefetin de katkı ve önerileri değerlidir.

Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim.

Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım.

Bütün bu çabalarımız, ülkeyi hak ettiği düzeye taşıyacak ve aynı zamanda demokratik bir dönüşüm için de çok kıymetli bir kılavuz olacaktır.

Devir Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devridir.”

İmralı’ya son ziyaret yaklaşık 10 yıl önce yapılmıştı

Kürt siyasi hareketi son İmralı ziyareti 2015’te gerçekleşmişti. DEM Parti heyetinin geçen hafta İmralı’ya gitmesiyle Kürt siyasi yaklaşık 9 yıl sonra Abdullah Öcalan’ı parti olarak ilk kez ziyaret etmiş oldu.

Nisan 2015’ten sonra siyasetçilerin adaya gitmesine izin verilmemişti. HDP’nin sık sık yaptığı çağrı ve başvurulara da olumlu yanıt çıkmamıştı.

Paylaşın