İşsizlik Fonu Patron Fonuna Dönüştü!

Nisan ayında, İşsizlik Fonu’ndan patronlara 12,8 milyar lira ödenirken, işsizlere 2,7 milyar liralık ödeme yapıldı. Başka bir ifadeyle patronlara ödenen teşvik tutarı, işsizlere yapılan ödemenin 4,66 katı oldu.

İşçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle oluşan İŞKUR bünyesinde bulunan İşsizlik Sigortası Fonunda yağma büyüdü.

Bu yılın ilk 4 ayında İşsizlik Fonundan patronlara verilen teşvik tutarı (İşbaşı eğitim programı ve aktif iş gücü programı dahil) ocak-nisan döneminde 51,3 milyar TL oldu. Buna göre şirketlere verilen teşvik tutarı aynı dönemde işçilere ödenen işsizlik tutarının iki katını aştı.

Türkiye’de 12,5 milyon geniş tanımlı işsiz bulunurken, İşsizlik Fonundan yararlanabilen işçi sayısı oldukça sınırlı kaldı.

Nisan ayında işsizlere 2,7 milyar TL ödeme yapıldı. Mart 2002 tarihinden 30 Nisan 2025 tarihine kadar işsizlik ödeneğine 21 milyon 332 bin 762 kişi başvururken, 11 milyon 505 bin 313 kişi ödenek aldı. İşsizlere ödenen ortalama işsizlik maaşı aylık 10 bin 895 TL oldu.

Nisan ayında patronlara ödenen teşvik tutarı ise 12,8 milyar TL oldu. Nisan ayında patronlara ödenen teşvik tutarı, işsizlere yapılan ödemenin 4,66 katı oldu.

İşsizlik Sigortası Fonunun toplam varlığı nisan ayında bir önceki aya göre 25 milyar 463 milyon 435 TL artış göstererek 427,5 milyar TL seviyesine ulaştı.

İŞKUR’un “İşsizlik Sigortası Fonu bülteni”nde yer alan verilere göre, mart sonu itibarıyla 402 milyar 19 milyon 578 bin TL olan Fonun menkul kıymet ve nakit varlığı, nisan sonunda 427 milyar 483 milyon 13 bin TL seviyesine yükseldi.

Bültende verilen bilgiye göre, 9 Mayıs 2025 tarihi itibarıyla Fon varlığı 420 milyar 729 milyon 351 bin TL oldu. Fon varlığının yüzde 75,60’ı tahvilde, yüzde 22,85’i mevduatta ve yüzde 1,55’i Takasbank para piyasasında değerlendirildi.

(Kaynak: Evrensel)

Paylaşın

Bahçeli’den Abdullah Öcalan’a Teşekkür

PKK’nın silah bırakma kararına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Bugün kazanan barış ve kardeşliktir” dedi ve PKK lideri Abdullah Öcalan’a teşekkür etti.

Devlet Bahçeli, “27 Şubat barış ve demokratik toplum çağrısıyla tarihsel sorumluğu üzerine alan PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan’a, İmralı-DEM Parti-Kandil arasında temas ve görüşme trafiğini yürüten heyetlere, DEM Parti’nin eş genel başkanlarına, yönetici ve milletvekillerine… şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, PKK’nin silah bırakma ve fesih kararını duyurmasının ardından yazılı bir açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti açık talihiyle, ortak aklı çalıştıran milli birlik ve dayanışma tablosuyla, aynı zamanda mülkün temeli olan adalet tabanıyla, elbette asırlara sari ahlak müktesebatının tasarruf ve taahhüdüyle tarihi bir eşiktedir. Türk vatanının her yöresine emek, sabır ve fedakârlıkla ekilen barış tohumları umutla sulanmış, nihayet tomurcuklanmış ve çiçek açmıştır.

Bugüne kadar çekilen çileler, katlanılan badireler, karşılaşılan belalar, ödenen bedeller, dökülen tertemiz şehit kanları milli yüreklere ateş gibi düşse de milli birlik ve kardeşliğimizi heba ve heder edecek siyasi ve sosyolojik kırılma hiç yaşanmamıştır.

Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e hürmet, muhabbet ve bağlılığı aziz Türk milleti varlığında tezahür ve temerküz etmiş, bununla mündemiç olmak suretiyle hiçbir kopma, parçalanma veya zayıflama emaresine tesadüf edilmemiştir.

Dünya çapında zincirleme reaksiyon gösteren savaş ve çatışmalar silsilesinin karanlık gölgesi beşeriyet ve coğrafyaları pek çok yönden tahakküm ve tesirine almışken, Türkiye Yüzyılı’nın barış ve huzur uyanışıyla tahkim, taltif ve tarifi muazzam bir atılımın, muhteşem bir tarihsel akışın tescilidir.

27 Kasım 1978 tarihinde Diyarbakır’ın Lice ilçesi Fis Köyü’nde kurulan, ilk silahlı eylemini 15 Ağustos 1984 akşamı Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerinde gerçekleştiren bölücü terör örgütü PKK, 12.Kongresi’ni 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde toplayarak 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir kararlar almıştır.

Bu kapsamda PKK silahları bıraktığını, örgütsel varlığını feshettiğini bugün sabah saatlerinde açıklamıştır. Böylelikle PKK musibeti son bulacak, 47 yıldır ihanetle yazılan kanlı sayfa ümit ve temenni ediyorum ki, bir daha açılmamak üzere kapanacaktır.

Mevzu bahis tarihi gelişmenin kuşkusuz çok mühim ve münhasır sonuçları olacak, siyaset ve demokrasinin sivrilip serpilmesiyle miadı dolan silahlı çatışma dönemi acı hatıralarıyla ve alınmış ibretlik dersleriyle geride kalacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi 22 Ekim 2024 tarihinden itibaren terörsüz Türkiye hedefini kararlılıkla savunmuş, cesamet ve cüreti günbegün tahrik edilen istismar ortamının ve hamasi söylemlerin bubi tuzağına düşmemiştir.

Partimiz ve Cumhur İttifakı hiçbir şekilde geri adım atmamış, özellikle İmralı ile DEM Parti ülkemizi kapsamına alan risk ve tehditleri isabetle ve itinayla okumuşlardır. El birliği, güç birliği, inanç birliği, eylem birliği ve ortak kader birliği mucibince; Türkiye’nin sırtında on yıllardır taşınması gittikçe ağırlaşan terör ve bölücülük kamburuna müdahale edilmiş ve hamd olsun sonuç alınmıştır.

Şahsen, milletine ve ülkesine feda edilmiş hayatımın en mümtaz ve müstesna anını iliklerime kadar hissetmenin müftehir ruh haliyle dolup taştığımı herkesin bilmesinde yarar görüyor, bundan sonrası için daha temkinli, daha dikkatli, daha serinkanlı ve sağduyulu hareket edilmesini vazgeçilmez önemde değerlendiriyorum.

Silahların ne zaman, nerelere, hangi şartlar dahilinde, hangi sınır ve ölçekte bırakılacağı, bunun zaman ve mekan parametrelerini analiz ederek teknik takip ve gözetiminin kimler tarafından ve nasıl sağlanacağı, feshedilen PKK’dan PYD/YPG’ye muhtemel geçiş ve intikallerin denetim ve kontrolünün eşzamanlı ve eşgüdüm halinde nasıl ve ne şekilde temin edilip edilmeyeceği, silah bırakan örgüt militanlarından suça bulaşmış ya da bulaşmamış olanların tasnif ve tefrikinin nasıl yapılacağı,

PKK terör örgütünün lider kadrosuyla ilgili alınacak tedbirlerin kapsam ve hududunun ne olacağı, siyasi ve hukuki reformlarla demokrasi ve sivil siyasetin güçlendirilmesinin yanı sıra bin yıllık kardeşliği ve birlikte yaşama iradesini pekiştirip ileriye taşıyacak stratejik ve yasal adımların çatı ve çerçevesinin nasıl belirleneceği ayrıca ele alınmalı, müştereken ve maşeri vicdana muvafık halde tatbik edilmelidir. Barış havası, güvenlik ortamı mutlak surette kalıcı ve gerçekçi olmalıdır.

Önyargıların bataklığı kurutulmalı, uyduruk kayıkçı kavgaları sonlandırılmalı, ucuz polemiklerin sahne aldığı sipariş gerginlikler bitirilmeli, ideolojik, ilkesiz ve ilkel takıntıların parantezi kapatılmalıdır.

Kararmış kalplerin, katılaşmış vicdanların, küçük hesapların, kötürüm heveslerin hoşgörü ve uzlaşma çabalarını boşa düşüreceği, barış ve kardeşlik fidelerini solduracağı unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin, hiçbir zaman inkar, imha, asimilasyon ve soykırım yanlışıyla hükmü şahsiyetine leke düşürmediği açıktır.

Türk milletinin hiçbir mensubu yaban ve yabancı addedilmediği de tarihi vakıa ve vesikalarla ortadadır. Bu ülke hepimizindir, bu vatan üzerinde yaşayan herkesin namus ve şeref mevzuudur. Türk ile Kürt ezelden ebede bir ve beraberdir. Hiçbir iç ve dış melanet ve ihanet senaryo bu beraberliği bozamayacak, bunalım kapanına hapsedemeyecektir.

Kim ne derse desin, statükocu ve ezbere dayalı marjinal iddialara kimler bel bağlarsa bağlasın terörsüz Türkiye’nin meşalesi yakılmıştır. Bugün kazanan barış ve kardeşliktir. Bugün kazanan siyaset ve demokrasidir. Bugün kazanan doğudan batıya, güneyden kuzeye Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti, hatta mücavir coğrafyalardaki dost ve kardeş halklardır.

Bilindiği üzere terörizm; Toplumu dönüştürecek veya bir yapıyı değiştirecek kadar köklü ve nihai sonuca ulaşmak için; Birden çok kişiye ve ortama tesir edebilmek amacıyla, Bu etkinin en yüksek olabileceği niyetiyle seçilmiş özel hedeflere yöneltilen, saldıran ile saldırılan arasında doğrudan illiyetin olmadığı, sürekli korku ve tahribat yaratma tehdidinin veya uygulamasının sistematiğidir.

Bu sistematik şiddetin uygulaması terör, uygulayıcısı terörist, mağduru ise insanlık ve insani değerlerdir. Ve bu insanlık dışı kırım ve yıkım süreci ülkemizde inşallah son bulacaktır. Kırlarımızda çiçekler toplanacak, dağlarımızda kaderdaşlığın ve kardeşliğin hiç kesilmeyecek esintileri hakim olacaktır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü evresidir. Terör örgütünün feshi ise yeni yüzyılın ulaşılan ve gerçekleşen ilk hedefidir.

Bundan sonra milli ülkülerimizin ve nihai hedefimizin peşinden el ele ve hep birlikte yürümek bölge ve dünya genelinde hayranlık uyandıracak müteyakkız ve muktedir hayat, siyaset ve milli varlık gerçeği olarak anılacaktır.

Bu vesileyle 3 Mayıs 2025’te hayata veda eden, terörsüz Türkiye gayesine samimiyetle hizmet eden merhum Sırrı Süreyya Önder’i rahmetle anıyor, mekanı cennet olsun diyorum.

Öcalan’a teşekkür

Terörsüz Türkiye hedefini bir devlet politikası haline getiren, özverili bir şekilde tavrını ve duruşunu gösteren Sayın Cumhurbaşkanımıza, partisinde ve devlet bürokrasinde mücadele edip terörsüz geleceğin mimarisine destek veren mesai arkadaşlarına,

27 Şubat barış ve demokratik toplum çağrısıyla tarihsel sorumluğu üzerine alan PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan’a, İmralı-DEM Parti-Kandil arasında temas ve görüşme trafiğini yürüten heyetlere, DEM Parti’nin eş genel başkanlarına, yönetici ve milletvekillerine, Türk ve Kürt kardeşliğine sahip çıkan her vatan evladına, Elbette Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesiyle hiyerarşik zincir içindeki tüm kahramanlarımıza teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum.

Aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum. Büyük Türk milletini saygıyla selamlıyor, terörsüz Türkiye’yle ilgili tarihi gelişme ve kararların hayırlı olmasını Rabbim’den niyaz ediyorum.”

Paylaşın

ABD Ve Çin, Ticaret Tarifelerini Düşürmek İçin Anlaşmaya Vardı

ABD ve Çin, son dönemde uyguladıkları tarifelerin çoğunu geri çekme ve ticaret anlaşmazlıklarını çözmek için 90 günlük ateşkes ilan etme konusunda anlaşmaya vardıklarını bildirdi.

Haber Merkezi / Dünyanın iki büyük ekonomik gücü küresel ekonomiyi altüst eden bir çatışmadan geri adım atarken borsalar keskin bir şekilde yükseldi. Ekonomistler ise vergi tarifelerinin hala eskisinden daha yüksek olduğu ve gelecekteki görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğu konusunda uyardı.

ABD-Çin arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde iki gündür devam eden ticaret müzakereleri sona erdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng Cenevre’de bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi.

ABD ile Çinli yetkililer arasında İsviçre’de yapılan ticaret görüşmelerinin ardından Beyaz Saray internet sayfasından açıklama yapıldı. Açıklamada, Bessent ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın, Çin ile İsviçre’de yapılan ticaret görüşmelerinin ardından yaptığı değerlendirmelere yer verildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “ABD ile Çin arasındaki çok önemli ticaret görüşmelerinde önemli ilerlemeler kaydettiğimizi bildirmekten memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin verimli geçtiğini belirten Bessent, ABD Başkanı Donald Trump’ı görüşmeler hakkında bilgilendirdiklerini aktardı. Scott Bessent, görüşmelerin ayrıntılarına ilişkin bugün kapsamlı bir bilgilendirme yapılacağını kaydetti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı yüzde 145’lik gümrük vergisi oranını 115 puan düşürerek yüzde 30’a, Çin’in de ABD mallarına uyguladığı gümrük vergisini aynı oranda düşürerek yüzde 10’a indirmeyi kabul ettiğini söyledi.

Anlaşma, Donald Trump’ın 2 Nisan’daki “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi açıklamalarından bu yana iki ülke için ticaret konusunda atılan önemli bir adım.

Dünyanın iki büyük ekonomik gücü küresel ekonomiyi altüst eden bir çatışmadan geri adım atarken borsalar keskin bir şekilde yükseldi. Ekonomistler ise vergi tarifelerinin hala eskisinden daha yüksek olduğu ve gelecekteki görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğu konusunda uyardı.

Paylaşın

Çelik’ten “PKK” Açıklaması: “Terörsüz Türkiye” Hedefi İçin Önemli Bir Aşama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik “Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır” ifadelerini kullandı.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, “bu sürecin devlet kurumları tarafından sahada titizlikle takip edileceğini ve ulaşılan aşamaların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz edileceğini” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda kendini feshetme ve silah bırakma kararı almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Ömer Çelik, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘terörsüz Türkiye’ için ortaya koyduğu yüksek siyasi iradesi ve sürecin koordinatlarını ‘devlet politikası’ olarak çizen kapsayıcı ve net yaklaşımı ile Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı, gelişmelere dönük duruşu ve yönlendirmeleri, topyekun ‘iç cephe’nin güçlendirilmesinin başlıklarını oluşturmuştur.

Siyasi partiler arasındaki etkili ve verimli görüşme trafiği, istişare ve diyalog, demokratik siyasetin ‘meşru adres’ olarak sorumluluk almasını ve insiyatif üretmesini sağlamıştır.

İmralı’dan yapılan çağrı sonrasında PKK’nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı alması, ‘terörsüz Türkiye’ hedefi açısından önemli bir aşamadır. Terörün tamamen bitmesi halinde yeni bir dönemin kapısı açılacaktır. Bu kararın fiilen uygulanması ve tüm boyutlarıyla gerçekleşmesi gerekmektedir. ‘Fesih’ ve ‘silahları teslim etme’ kararının, PKK’nın tüm şube ve uzantıları ile illegal yapılarını kapayacak şekilde, somut olarak ve eksiksiz hayata geçmesi bir dönüm noktası olacaktır.

Bu süreç devlet kurumlarımız tarafından sahada titizlikle takip edilecektir. Ulaşılan aşamalar Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecektir.

Bu çerçevede, terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararının ‘içerde’ ve ‘dışarıda’ tüm boyutlarıyla ve somut olarak hayata geçmesi gerekir. Böylece, yakın bölgemizde terör örgütlerinin vekâlet savaşları için kullanıldığı emperyalist planların önünün kesilmesine dönük olumlu bir dalga oluşacaktır.

Ayrıca ‘terörsüz Türkiye’ hedefine somut olarak ulaşılması, tüm dünyada siyasetin siyasetsizleşmeye boğulduğu bir dönemde, Türkiye’nin siyasi tüm kanalları daha etkili şekilde işletebilmesine imkan verecek, demokrasimizi, siyasi hayatımızı ve milli birliğimizi daha da güçlendirecektir. Siyasi diyalog kanallarının, TBMM başta olmak üzere siyasetin tüm meşru adreslerinde en güçlü şekilde çalışmasını sağlayacaktır. Cumhuriyetimizin hepimizin ‘çatı’sı olduğu bilinci, demokrasimizin her türlü sorunun çözümü için temel ‘zemin’ olduğu anlayışı daha güçlenecek ve siyasi olarak kökleşecektir. Tarihdaşlık, kaderdaşlık ve vatandaşlık bilinci ile geleceğimiz en sağlam ve meşru zeminlerde şekillenmeye devam edecektir. Her olumlu aşama yeni bir olumlu aşamanın davetiyesi olacaktır.

‘Terörsüz Türkiye’ye sahada tüm boyutlarıyla, eksiksiz ve somut hedefleriyle ulaşılması gerekir. Buna ulaşılması demek, bütün kültürel, etnik ve mezhepsel unsurlarıyla tüm vatandaşlarımızın kazanması demektir. Kazanan tüm vatandaşlarımız olacaktır. Temel prensibimiz şudur: Adlarımız farklı olsa da hepimizin Türkiye Cumhuriyeti’dir. ‘Devletimizin nitelikleri’ ve ‘milletimizin değerleri’ konusunda hiçbir tartışma yoktur, bu değerleri zedeleyecek hiçbir adım sözkonusu değildir, olamaz.

Cumhurbaşkanımızın ilan ettiği Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak büyük stratejik adımlardan önde geleni ‘terörsüz Türkiye’ olacaktır. Milletimiz müsterih olsun, Türkiye Cumhuriyeti gündemine hakimdir.”

Paylaşın

Bakırhan’dan “PKK” Açıklaması: Umarım Bu Süreci Barışla Taçlandırırız

PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda kendini feshetme ve silah bırakma kararı almasıyla ilgili açıklamalarda bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Umarım bu süreci barışla taçlandırırız” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesi, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda kendini feshetme ve silah bırakma kararı almasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Sürecin barışla taçlandırılması temennisinde bulunan Bakırkan, “Kongre Türkiye’ye hayırlı olsun. Artık demokratik Türkiye’yi inşa etmemek için herhangi bir gerekçe kalmadı” ifadelerini kullandı.

PKK silah bırakma kararını açıkladı

PKK (Kürdistan İşçi Partisi), Öcalan’ın çağrısının ardından düzenlediği olağanüstü kongresinde fesih ve silah bırakma kararı aldığını duyurdu.

PKK açıklamasında, “PKK’nin Olağanüstü 12. Kongresi PKK mücadelesinin, halkımız üzerindeki inkâr ve imha siyasetini parçaladığını, Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözme noktasına getirdiğini, bu yönüyle PKK’nin tarihi misyonunu tamamladığını değerlendirdi. Bu temelde PKK 12. Kongresi, pratikleşme süreci Önder APO tarafından yönetilmek ve yürütülmek üzere PKK’nin örgütsel yapısının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması kararlarını alarak PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırdı” denildi.

Açıklamada, Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasına atıfta bulunularak soykırım kelimesine yer verilmesi dikkat çekti. “Partimiz PKK; kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasasından alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı, halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” denilen metinde, “PKK katı Kürt inkârının, buna dayalı imha siyasetinin, soykırım ve asimilasyon politikalarının egemen olduğu koşullarda şekillendi” ifadesine yer verildi.

Bu kararın “kalıcı barışa ve demokratik çözüme güçlü bir zemin sunduğunu” belirten PKK, “Söz konusu kararların uygulanması Önder Apo’nun süreci yürütüp yönlendirmesini, demokratik siyaset hakkının tanınmasını ve sağlam bütünlüklü bir hukuki güvenceyi gerektirir. Bu aşamada Türkiye Büyük Millet Meclisinin tarihi sorumlulukla rolünü oynaması önemli olmaktadır. Aynı şekilde hükümet ve ana muhalefet partisi başta olmak üzere mecliste temsili bulunan tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, din ve inanç topluluklarını, demokratik basın kuruluşlarını, kanaat önderlerini, aydınları, akademisyenleri, sanatçıları, işçi-emekçi sendikalarını, kadın-gençlik örgütlerini, ekolojist hareketleri sorumluluk altına girerek barış ve demokratik toplum sürecine katılmaya çağırıyoruz” açıklamasında bulundu.

Aldığı kararı Kürt halkının “herkesten daha iyi anlayacağına, demokratik toplum inşası temelinde demokratik mücadele döneminin görevlerine sahip çıkacağına inancının tam” olduğunu ifade eden PKK, “Halkımızın kadınlar ve gençler öncülüğünde, yaşamın her alanında öz örgütlerini oluşturması, dilleri, kimlikleri ve kültürleriyle kendine yeterli olma temelinde örgütlenmesi, saldırılar karşısında kendini savunur hale gelmesi ve seferberlik ruhuyla komünal demokratik toplumu inşa etmesi hayati önemdedir” dedi.

Örgüt, “Bu temelde Kürt siyasi partilerinin, demokratik örgütlerinin, kanaat önderlerinin Kürt demokrasisini geliştirme ve Kürt demokratik uluslaşmasını sağlama yönündeki sorumluluklarını yerine getireceklerine inanıyoruz” diye ekledi.

Bu noktaya nasıl gelindi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli 22 Ekim 2024’te PKK lideri Abdullah Öcalan’a, örgütü lağvetmesi koşuluyla, “umut hakkı için başvurması ve TBMM’de DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşması” çağrısında bulundu.

Umut hakkı, ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve koşullu salıverme imkanından yararlanamayan mahkumların durumuyla ilgili bir düzenleme.

23 Ekim 2024’te DEM Parti milletvekili Ömer Öcalan’a amcası Abdullah Öcalan’la görüşme izni verildi. Böylece Öcalan’a 43 ay sonra ilk kez bir ziyaret gerçekleştirildi.

Aynı gün, PKK’nın, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’ye ait (TUSAŞ) Kahramankazan’daki tesislere düzenlediği saldırıda beş kişi yaşamını yitirdi.

DEM Partili bir heyet, 28 Aralık 2024’te ve 22 Ocak’ta İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile görüştü ve Öcalan’ın mesajlarını kamuoyuna iletti.

Heyette DEM Parti milletvekilleri Sırı Süreyya Önder ve Pervin Buldan vardı.

PKK lideri Abdullah Öcalan 27 Şubat’ta kamuoyuyla paylaşılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nda tüm gruplara silah bırakma ve PKK’ya kendini feshetme çağrısında bulundu.

PKK, bu doğrultuda 1 Mart’tan itibaren ateşkes ilan ettiğini duyurdu.

İmralı heyeti siyasi partileri ziyaret etti, 10 Nisan’da Beştepe’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.

İmralı heyetinde yer alan Sırrı Süreyya Önder, 3 Mayıs’ta hayatını kaybetti.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, PKK’nın silah bırakması ve kendini feshetmesi sürecinin somutlaşmasını “günler içinde” beklediklerini söyledi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: İnşaat Maliyetleri Yüzde 23,23 Arttı

TÜİK’in açıkladığı verilere göre; İnşaat maliyetleri, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,53 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 23,23 arttı.

Haber Merkezi / İnşaat malzeme maliyetleri ise mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,95 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,80 arttı. İşçilik maliyetleri de mart ayında bir önceki aya göre yüzde 0,80 artarken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,72 arttı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İnşaat Maliyet Endeksi Mart 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; İnşaat maliyet endeksi, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,53, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,23 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,95, işçilik endeksi yüzde 0,80 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 18,80, işçilik endeksi yüzde 31,72 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,45, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23,60 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,0, işçilik endeksi yüzde 0,54 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 19,68, işçilik endeksi yüzde 30,77 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 1,79, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,05 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 1,82, işçilik endeksi yüzde 1,74 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 16,14, işçilik endeksi yüzde 35,22 arttı.

Paylaşın

Beşiktaş’ta Serdal Adalı Yeniden Başkan Seçildi

Serdal Adalı, Türkiye Atletizm Federasyonu Ataköy Atletizm Salonu’nda gerçekleştirilen Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda 4648 oy alarak yeniden Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi.

Haber Merkezi / Serdal Adalı, sonuçların ilan edilmesinden sonra yaptığı teşekkür konuşmasında şunları söyledi:

“Sözlerime öncelikle aileme, hayattaki en büyük destekçim eşim Eren Adalı’ya ve her zaman yanımda olan çocuklarım Celal ve Serhan’a çok teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bu gururu bizlere yaşatan değerli kongre üyelerimize, ilk andan itibaren bize desteklerini her gün daha fazla hissettiren büyük Beşiktaş taraftarlarına şükranlarımı sunarım. Büyük Beşiktaş camiasının tek tek her bir ferdine can-ı gönülden teşekkür ederim.

Bir önceki yönetim kurulumuzda görev alıp, yeni dönemde iş yoğunlukları sebebiyle affını isteyen; fakat bizlere destek vermeye devam edeceklerinden şüphe duymadığım arkadaşlarıma da özel bir teşekkür etmek istiyorum. Önümüzdeki dönemde birlikte olacağımız, Beşiktaşımız için birlikte mücadele edeceğimiz, camiamıza birlikte hizmet edeceğimiz yeni yönetim kurulumuza yürüyeceğimiz bu yolda başarılar diliyorum.

Bugün kulübümüzün sicil kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kurulu seçimlerinde yarışan herkesi teker teker tebrik ediyor, kazananlara görevlerinde başarılar diliyorum. Sadece 4 buçuk ay önce Beşiktaş’a sahip çıkarak rekor bir katılımla ve tarihin en yüksek oy sayısıyla bizleri bu göreve layık görmüştünüz. Bugün de bizlere duyduğunuz güveni bir kez daha gösterdiniz. Beşiktaş adına, Beşiktaşımızın geleceği adına istikrar dediniz.

Bugün camiamızın teveccüh ve güvenini bir kez daha arkamıza aldığımızı bilmek bizim için büyük bir onurdur. Biz, göreve geldiğimiz andan itibaren Beşiktaşımızın büyüklüğüne yakışır hedefler koyup, bunları gerçekleştirmek için çalışmalara başladık. Bugün ortaya koyduğumuz bu hedeflerin bir kez daha onaylandığını görüyoruz.

Bugün 11 Mayıs 2025. Beşiktaşımız bu tarihten itibaren net bir istikrar dönemine girmiştir. Bugün itibarıyla Beşiktaş’ın yükselişi başlamıştır. Sözünü verdiğimiz proje ve icraatları birer birer yerine getireceğimizden, Beşiktaş’ı layık olduğu günlere taşıyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Yeni dönemde de desteklerini beklediğimiz, kalplerimizin hep birlikte attığı büyük taraftarımızdan ve camiamızdan en büyük isteğim birlik ve beraberliktir. Umuyorum ki ortak hayallerimizi hep beraber hayata geçirecek, yeniden zirvede olan Beşiktaş’ı el birliğiyle inşa edeceğiz. Bugünden itibaren herkesin, sadece Beşiktaş’ın başarısına odaklanmasını ve aynı çatı altında tek yumruk olmasını bekliyorum.

Beşiktaşlıların içi rahat olsun. Türkiye’nin en büyük kulübü olan Beşiktaşımızı zirveye hep birlikte taşıyacak ve yeniden şampiyonluk şarkıları söyleyeceğiz. Bugün burada bütün Beşiktaşlılara söyleyeceğim tek bir söz var. Siyah beyaz bayraklarınızı sandıktan çıkarın. Son yıllarda yaşayamadığımız bütün sevinçleri, içimizde ukde kalan duyguları, söyleyemediğimiz tüm şarkıları bağırma vaktidir. Tüm camiama sevgi ve saygılarımla, sağ olun var olun. En büyük Beşiktaş!”

Serdal Adalı’nın yönetim kurulu listesi:

Asıl üyeler: Hakan Daltaban, Murat Kılıç, Kaan Kasacı, Uğur Fora, A. Orhan Özalp, Toygun Batallı, Çağatay Abraş, Özkan Arseven, Merve Öztopaloğlu, Mehmet Sarımermer

Yedek üyeler: Aykan Aydın, Aykut Torunoğulları, Turgut Koç, Esra Sayın, İbrahim Şafak Sağlam

Paylaşın

Nisan Ayında 152 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2025 yılının dördüncü ayında en az 152 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İnşaat, tarım, taşımacılık, hizmet ve metal işkolları en fazla ölümün meydana geldiği işkolları oldu.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) Nisan 2025 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı. Buna göre; Nisan ayında en az 152 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.. Böylece 2025 yılının ilk üç ayında iş cinayeti sayısı 611’e ulaştı.

Nisan ayında inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro/eğitim/sinema ve metal işkollarındaki ölümler ilk sıralarda yer alıyor. İş cinayetlerine sektörel olarak baktığımızda ise sanayide 49 işçi, hizmette 37 işçi, inşaatta 35 işçi ve tarımda 31 işçi hayatını kaybetti.

Tarımda orman işçileri, sanayide ve inşaatta kayıtdışı çalışanlar, uzun yol şoförleri; yatay kesen olarak güvencesiz çalışanlar en çok iş cinayetlerinde ölen işçilerdir.

İnşaatlardaki yüksekten düşmeler işkolundaki ölümlerin yüzde 33’ünü, trafik kazası taşımacılık işkolundaki ölümlerin yüzde 90’ını, ezilmeler tarımdaki ölümlerin yüzde 48’ini oluştururken, kalp krizi/beyin kanaması nedenli ölümler hemen hemen her sektörde meydana geldi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 34 işçi; Tarım, Orman işkolunda 30 emekçi (15 işçi ve 15 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 13 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 11 işçi; Metal işkolunda 9 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 3 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 1 işçi; Eldeki veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 12 işçi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Ezilme, Göçük nedeniyle 29 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 28 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 26 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 23 işçi; İntihar nedeniyle 8 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 5 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 4 işçi; Şiddet nedeniyle 3 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 2 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 2 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 21 işçi.

Nisan ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 3 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 5 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 20 işçi, 30-49 yaş arası 70 işçi, 50-64 yaş arası 38 işçi, 65 yaş ve üstü 9 işçi, Yaşı bilinmeyen 7 işçi.

Nisan ayında Türkiye’nin 52 şehrinde ve yurtdışında beş ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 19 ölüm İstanbul’da; 7’şer ölüm Ankara ve İzmir’de; 6’şar ölüm Antalya ve Sakarya’da; 5 ölüm Şanlıurfa’da; 4’er ölüm Balıkesir, Kocaeli, Konya, Muğla ve Şırnak’ta; 3’er ölüm Aksaray, Aydın, Denizli, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Malatya, Rize ve Sivas’ta; 2’şer ölüm Adana, Adıyaman, Bolu, Bursa, Çanakkale, Erzurum, Hakkari, Karabük, Kayseri, Manisa, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Samsun, Tekirdağ ve Van’da; 1’er ölüm Bilecik, Burdur, Çankırı, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Eskişehir, Isparta, Karaman, Kars, Kastamonu, Kütahya, Mardin, Siirt, Tokat, Trabzon, Zonguldak, Burkina Faso, Kuzey Kıbrıs, Slovakya ve Suudi Arabistan’da meydana geldi

NOT: İSİG, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

TFF Duyurdu: Süper Kupa Yeni Formatla Oynanacak

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Kupa 2025’in dört takımla, tarafsız sahada ve tek maç eleme usulüne göre yapılacağını duyurdu. Süper Kupa karşılaşmaları 2026 yılının Ocak ayında oynanacak.

Haber Merkezi / Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Kupa 2025’in yeni formatla oynanacağını duyurdu.

TFF’den yapılan açıklamada; “Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu bugün yaptığı toplantıda, daha önceki dönemde yeni formatı ile oynanacağı duyurulan Süper Kupa 2025 müsabakalarının hangi şekilde oynanacağını kararlaştırmıştır.

Buna göre, müsabakalar tarafsız saha veya sahalarda tek maç eleme usulüne göre oynanacak olup, yarı finalde lig şampiyonu ile kupa finalisti, kupa şampiyonu ile de lig ikincisi eşleşecektir. Kazanan takımlar final müsabakası oynamaya hak kazanacaktır.

Ancak bu sezon Galatasaray A.Ş.’nin ligi ilk iki sırada bitirmeyi garantilemiş olması ve Türkiye Kupası’nda finale yükselmiş olmasından dolayı, ligi üçüncü sırada bitirecek takım, Süper Kupa 2025 müsabakalarına katılacak son takım olacaktır.

Takımlarımızın sezon öncesinde oynayacağı UEFA eleme müsabakaları da dikkate alınarak, müsabakaların 2026 Ocak ayında oynatılmasına karar verilmiştir. Kesin tarihler ve final merkezleri daha sonra ilan edilecektir.

Lig sıralaması ve kupa finalinde alınacak sonuçlar doğrultusunda eşleşmeler aşağıdaki şekilde olacaktır.

Lig şampiyonu ile kupa şampiyonunun aynı takım olması halinde:

Lig şampiyonu ile kupa finalisti,
Lig ikincisi ile lig üçüncüsü,

Lig şampiyonu ile kupa finalistinin aynı takım olması halinde:

Lig şampiyonu ile lig üçüncüsü,
Kupa şampiyonu ile lig ikincisi,

Lig ikincisi ile kupa şampiyonunun aynı takım olması halinde:

Lig şampiyonu ile kupa finalisti,
Kupa şampiyonu ile lig üçüncüsü,

Lig ikincisi ile kupa finalistinin aynı takım olması halinde:

Lig şampiyonu ile kupa finalisti,
Kupa şampiyonu ile lig üçüncüsü eşleşecektir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” ifadelerine yer verildi.

Süper Kupa

İlki 1966 yılında oynanan ve Türkiye 1. Ligi’nin şampiyonu ile  Türkiye Kupası şampiyonunun karşılaştığı Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın adı 1981-1982 sezonu sonunda Devlet Başkanlığı Kupası adı altında oynandı. 1998 yılında ara verilen kupa mücadelesine, 2006 yılından itibaren Süper Kupa adıyla tekrar başlandı.

Beşiktaş, Süper Kupa’yı müzesine götüren takım oldu. Beşiktaş, 30 Temmuz 2006’da Almanya’da oynanan maçta Galatasaray’a 1-0 üstünlük kurarak kupayı aldı.

Süper Kupa’yı şimdiye dek en çok kazanan takım Galatasaray oldu. Galatasaray, ilk organizasyonda Beşiktaş’a boyun eğmesine rağmen sonraki süreçte 6 kez mutlu sona ulaştı. Galatasaray, 2008, 2012, 2013, 2015, 2016, 2019 ve 2024’te Süper Kupa’yı müzesine götürdü.

Fenerbahçe’nin 3 kez kazandığı kupayı, Beşiktaş ve Trabzonspor ikişer, Atiker Konyaspor ve Akhisarspor ise birer kez havaya kaldırdı.

Süper Kupa’nın ilk 3 organizasyonu Almanya’da gerçekleştirildi. Beşiktaş ile Galatasaray’ın karşılaştığı ilk kupa maçı Frankfurt kentinde oynanırken, daha sonra sırasıyla Köln ve Duisburg şehirlerinde karşılaşmalar yapıldı.

Almanya’daki maçlarda Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray birer kez kupa sevinci yaşadı.

2020-2021 sezonunun Süper Kupa maçı ise Katar’da gerçekleştirildi. Doha’da bulunan Ahmed Bin Ali Stadı’nda oynanan maçta Beşiktaş, normal süresi ve uzatma bölümü 1-1 tamamlanan maçta Antalyaspor’a penaltılarda 4-2 üstünlük kurarak şampiyon oldu.

Almanya’daki kupa maçlarının ardından mücadele Türkiye’ye taşınırken, yurttaki ilk kupayı Fenerbahçe havaya kaldırdı. İstanbul’da 2009’da oynanan müsabakada Fenerbahçe, Beşiktaş’a üstünlük kurarak kupanın sahibi oldu.

Türkiye’de İstanbul (3), Konya (2), Ankara (2), Erzurum, Kayseri, Manisa, Samsun ve Şanlıurfa’da yapılan 12 karşılaşmada Galatasaray 6 kez kupayı müzesine götürdü. Yurt içinde oynanan maçlarda Fenerbahçe ve Trabzonspor ikişer, Konyaspor ve Akhisarspor ise birer kez kupa sevinci yaşadı.

Paylaşın

Araştırma: Her 5 Kadından 1’i Çocukluğunda Cinsel Şiddete Uğruyor

Toplam 204 ülkeden veri içeren yeni bir araştırma, dünya genelinde neredeyse her beş kadından birinin 18 yaşından önce cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu.

Araştırmanın kıdemli yazarlarından Dr. Emmanuela Gakidou, “Çocuklara yönelik cinsel şiddet yaygın bir insan hakları ve halk sağlığı sorunudur ve dünya bunu sona erdirmekte açıkça başarısız” dedi.

Yeni bir küresel analiz, dünya genelinde neredeyse her beş kadından birinin ve her yedi erkekten birinin 18 yaşından önce cinsel şiddete maruz kaldığını ortaya koydu.

The Lancet tıp dergisinde Perşembe günü yayınlanan araştırmaya göre, çocukluk döneminde cinsel şiddet oranları kadınlar için Güney Asya’da, erkekler için ise Sahra altı Afrika’da en yüksek ancak hiçbir bölge bu “yaygın sağlık ve insan hakları sorunundan” muaf değil.

Gençliklerinde cinsel şiddete maruz kalan kişiler, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde depresyon, anksiyete, madde bağımlılığı, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) ve astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik rahatsızlıklar gibi sağlık sorunları açısından daha yüksek risk altında.

Toplam 204 ülkeden veri içeren çalışma, çocukluk çağında cinsel şiddet konusunda bugüne kadar yapılmış en kapsamlı değerlendirmelerden biri.

Araştırmacılar çocukluk çağında cinsel şiddeti, 18 yaşından önce istenmeyen cinsel ilişkiye veya okşama ya da diğer cinsel dokunuşlar gibi cinsel temasa fiziksel olarak zorlanma veya zorlama olarak tanımladı.

Bu tanıma çevrimiçi istismar ya da sömürü dahil edilmezken, mağdur ile fail arasındaki ilişki de dikkate alınmadı.

Rapora göre, genel olarak, kadınların tahmini yüzde 18,9’u ve erkeklerin yüzde 14,8’i 18. yaş günlerinden önce cinsel şiddete maruz kaldı.

Araştırmanın kıdemli yazarlarından ve ABD merkezli Sağlık Ölçümleri ve Değerlendirme Enstitüsü’nde (IHME) profesör olan Dr. Emmanuela Gakidou, “Çocuklara yönelik cinsel şiddet yaygın bir insan hakları ve halk sağlığı sorunudur ve dünya bunu sona erdirmekte açıkça başarısız,” dedi.

Avrupa’da kadınlar için çocukluk çağında cinsel şiddet oranları Karadağ’da yüzde 6,9 ile Hollanda’da yüzde 29,7 arasında değişiyor.

Tahminlere göre, erkekler için bu oranlar Belçika’da yüzde 9,7 ile Bosna Hersek’te yüzde 21 arasında değişiyor.

Ancak araştırmacılar, çocuk cinsel istismarının sıklıkla bildirilmemesi nedeniyle gerçek rakamların çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

Avustralya’daki Curtin Üniversitesi’nde uluslararası sağlık profesörü olan ve çalışmaya katılmayan Jaya Dantas yaptığı açıklamada, bulguları “endişe verici” olarak nitelendirerek, “tüm ülkelerde sürveyansı destekleyen sağlık sistemlerinin geliştirilmesi için kaynak ve finansman” çağrısında bulundu.

Çalışma ayrıca, çocukların daha yüksek risk altında olabileceği zaman dilimine de ışık tutuyor.

Örneğin, çocukluğunda cinsel şiddete maruz kalmış 25 yaş ve altı kadınların yüzde 41,6’sı 16 yaşından önce, yüzde 7.7’si ise 12 yaşına gelmeden önce mağdur olmuştu.

Gakidou, “Bu kadar genç yaşta cinsel istismara maruz kalanların oranı son derece endişe verici ve tüm ülkelerin yasaları, politikaları ve uzmanların müdahale yöntemlerini iyileştirmek için acilen harekete geçmesi gerekiyor,” dedi.

Çalışma özellikle 1990’dan 2023’e kadar olan verileri inceledi ve yıllar boyunca cinsel şiddet oranlarında nispeten az değişiklik olduğunu tespit etti.

Ancak İspanya’daki La Laguna Üniversitesi’nde profesör olan ve çalışmaya katılmayan Maria Pilar Matud Aznar, bölgesel ve ülke düzeylerindeki farklılıkların “cinsel şiddet için risk ve koruyucu faktörler olduğunu” gösterdiğini söyledi.

Aznar yaptığı açıklamada, bu faktörlerin anlaşılmasının, insanların “bu tür şiddeti önlemek ve ortadan kaldırmak için programlar ve politikalar uygulamasına” yardımcı olabileceğini söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın