Fed, Piyasaların Beklediği Faiz Kararını Açıkladı

ABD Merkez Bankası (Fed), Kasım ayı faiz kararıyla varlık alımlarını azaltmaya başladığını duyurdu. Fed, beklentilere paralel olarak federal fonlama faizini değiştirmeyerek oy birliği ile yüzde 0-0,25 aralığında sabit bıraktı.

Blomberg HT’de yer alan habere göre; ABD Merkez Bankası, federal fonlama faizinde değişiklik yapmadı. Fed, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) Ekim ayı toplantısının ardından beklentilere paralel olarak federal fonlama faizini değiştirmeyerek oy birliği ile yüzde 0-0,25 aralığında sabit bıraktı.

Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin medyan beklentisi politika faiz aralığının yüzde 0-0,25’te bırakılması yönündeydi. Yapılan açıklamaya göre, Fed varlık alımlarını azaltmaya Kasım’da başlayacağını ve varlık alımlarının ayda 15 milyar dolarlık hızla azaltılacağını kaydetti.

Fed, Hazine tahvillerinde 10 milyar dolar ve ipoteğe dayalı menkul kıymetlerde 5 milyar dolar azaltım gerçekleştirecek. Diğer taraftan, Aralık ayında 60 milyar dolar tutarında Hazine tahvili ve 30 milyar dolar tutarında ipoteğe dayalı menkul kıymet alacak.

Fed, kararmetninde enflasyonun geçici faktörlerden dolayı yüksek olduğunu, tedarik ve arz dengesizliklerinin fiyatlardaki artışı etkilediğini belirtti. Ekonomik görünümde risklerin devam ettiği vurgulanan metinde, ekonomik toparlanmanın Kovid-19 salgınının seyrine bağlı olduğu açıklandı.

Açıklamalarda, verilerin ekonominin güçlenmeye devam ettiğini gösterdiği kaydedildi. Buna ek olarak, varlık alımlarının hızı azalsa bile Fed politikasının ekonomiye güçlü destek sağladığı vurgulandı.

Anketine katılan 49 ekonomistin büyük bir kısmı Fed politika yapıcılarının varlık alım programını daraltmaya başlayacaklarını duyurmasını bekliyordu. Fed’in halihazırda aylık toplam 120 milyar dolar olan varlık alımlarını, Hazine tahvillerinde 10 milyar dolar ve mortgage bazlı menkul kıymetlerde 5 milyar dolar azaltma kararı alması bekleniyordu.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a: Enflasyon Akılla, Bilimle Düşer

TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarını değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum… Enflasyon hukukla, adaletle düşer. Temel hak ve özgürlüklerle düşer. Şeffaflıkla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla düşer. Enflasyon gerçek bir demokrasiyle düşer. Enflasyon, dürüst ve ehil kadrolar iş başına geldiğinde düşer. Plan, programlı ekonomi yönetimliyle düşer. Akılla, bilimle düşer” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde yaptığı açıklamada Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon oranlarını değerlendirdi. TÜİK’e göre tüketici fiyatlarındaki yüzde 20 artışı “Makyajlanmış rakamlar dahi çok vahim” sözleriyle değerlendiren Babacan, bağımsız kuruluşların açıkladığı rakamın yüzde 50’ye ulaştığını söyledi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan, ısrarla inatla aynı şeyi tekrar edip duruyor. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ diyor. Ne oldu? Merkez Bankası’nın faizi Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla 3 puan düşürüldü. Aynı dönemde Hazine’nin borçlanma faizleri yüzde 3 arttı. Dolar kuru 8,30’dan 9,70’e çıktı. Bu artışın bir süre sonra enflasyona yansıması mukadder. Kur arttığında fiyatlar artıyor. 2 kere 2 nasıl 4 ediyorsa, kur artışı bu ülkede enflasyonu artırıyor. Bazı temel ürünlerin fiyatında tüm dünyada bir miktar artış var ancak Türkiye’deki enflasyonun ana sürükleyicisi kur artışıdır. Bunu hiç kimse inkâr edemez. Hükûmet döviz kurundaki kontrolü elinden kaçırmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanı’na seslenmek istiyorum. O yanlış tezinizi sisteme dayata dayata ülkenin ekonomisini berbat ediyorsunuz, mahvediyorsunuz. Ben kendisine enflasyon ile faiz nasıl düşer söyleyeceğim: Enflasyon hukukla, adaletle düşer. Temel hak ve özgürlüklerle düşer. Şeffaflıkla, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla düşer. Enflasyon gerçek bir demokrasiyle düşer. Enflasyon, dürüst ve ehil kadrolar iş başına geldiğinde düşer. Plan, programlı ekonomi yönetimliyle düşer. Akılla, bilimle düşer.

“Güvenin olmadığı bir ülkede ekonomi asla düzelmez”

Enflasyonu düşürmek istiyorsanız, önce ülkede güven ortamını oluşturun. Güven olmadan hepsi hayal; yatırım, üretim, ihracat olmaz. Alın teri, akıl teri, bilek gücü olmadan bu ülkede enflasyon düşmez. İşsizlik artmaya devam eder. Güvenin olmadığı bir ülkede ekonomi asla düzelemez. Ekonomi düzelmedikçe bu bereketli topraklardan bolluk akmaz.

Bugün açıklanan rakamlar sadece bugünkü yüksek enflasyonu haber vermiyor. Aynı zamanda üretici fiyatlarındaki artışın bir sene sonra tüketici fiyatlarına yansıyarak enflasyonun daha da artmaya devam edeceğini söylüyor.

Bugün günlerden 3 Kasım. 2002 seçimlerinden bu yana tam 19 yıl geçmiş. Bugün geldiğimiz noktada; üretici enflasyonu, o dönemle karşılaştırıldığında, dönemin dahi yüzde 13 üstünde. Bugünkü iktidar, 19 yıl öncesinin enflasyonunun bile 13 puan üstüne çıkartmış durumda. Yakın tarihin en yüksek üretici enflasyonuyla karşı karşıyayız. Bu üretici enflasyonu bir süre sonra tüketici enflasyonuna dönüyor. Artan maliyetler, vatandaşlarımıza yüksek fiyatlar olarak yansıyor.

“Çok kısa zamanda hukuku ayağa kaldırmak zorundayız”

Biraz önce Ankara’nın Çamlıdere ilçesindeydim. Çamlıdere ilçe başkanımızın vefatı sebebiyle bir cenaze ortamındaydım. Cenaze ortamında dahi bir emekli vatandaşımız, ‘Herhalde biz emeklileri canlı canlı şu tabutlara koyacaklar’ dedi. Cenaze ortamında oluyor. Bir başka vatandaşımız geldi, ‘Geçinemiyoruz, durum berbat. Hayat pahalılığına artık yetişemiyoruz’ dedi.

Çok kısa zamanda hukuku ayağa kaldırmak zorundayız. İnşallah ilk seçimlerden sonra tek kişilik keyfi yönetim anlayışına bir nokta koyacağız. ‘DEVA Ekonomisi’yle zenginleşeceğiz. Türkiye’yi içine düştüğü bu dar boğazdan kurtaracak olan ‘DEVA Ekonomisi’dir. Rahat bir nefes almamızı sağlayacak olan DEVA iktidarıdır. İşinin ehli ve dürüst kadrolarımızla ‘DEVA Ekonomisi’ni uygulamaya başladığımızda bu ülke yeniden ayağa kalkacaktır.”

Paylaşın

HDP’li Sancar: İktidar ‘Çöktürme Planı’nda Israr Ettikçe Kendisi Çöküyor

Kobani Davası’na ilişkin değerlendirmede bulunan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu iktidar Çöktürme Planı’nda ısrar ettikçe kendisi çöküyor. Çözülüyor, çözüldükçe toplumu da yozlaştırmak istiyor. Bütün bunlara karşı birlikte mücadelenin önemini dile getirmeye devam edeceğiz. 4 Kasım demokrasinin kırıntılarını yok etme faşizmi inşa etme sürecidir. Başaramadılar, başaramayacaklar” dedi.

Haber Merkezi / TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına da değinen Sancar, “Bu tablo iktidarın, bir avuç sermayaye, yandaşa rant aktarma politikasındadır. Savaşla halkın yoksulluğu arasında kopmaz bir ilişki vardır. Bir avuç sermayedarlar zengin olur, halka düşense evlatlarını kurban vermek yetmiyor ekmeklerinden olmaktır” ifadelerini kullandı.

Partisinin ‘üçüncü yol’ hedefini aktaran Sancar, “Üçüncü yol; demokratik cumhuriyeti inşa etmek, Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak ve ayrılmaz bir hale getirmektir” dedi. Partisine yönelik eleştirilere de sert yanıt veren Sancar, “Söyleyecek sözü olmayanlar, iktidarın güvenli bölgesine sığınıyor. Bu gölgenin herhangi bir güven sağlayacak gücü kalmadı. İktidar, halkın desteğini bir bütün olarak kaydediyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin haftalık grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu.

1 Kasım Dünya Kobani ile Dayanışma Günü ile sözlerine başlayan Sancar, “Sadece IŞİD’i engellemekle kalmadı. Birlikte, eşit özgür yaşamın tohumlarını ekti. ‘Düştü düşüyor’ diyenlere inat Kobani halkı hala ayaktadır. Birkaç yıl önceye kadar herkesin imkansız diye bakan kadın devrimini Kobani yaratan bir halkın devrimidir. Kobani Devrimi’ni selamlıyoruz. Savaş tezkereleriyle baltalamaya karşı eşit ve özgür yaşamda ısrar ediyoruz. Bundan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutuklanmasının yarın yıl dönümü olduğunu hatırlatan ve süreci ‘siyasi darbe’ olarak nitelendiren Sancar, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“4 Kasım bir siyasi darbeydi, siyasi rehin alma operasyonuydu. Bu hukuk dışı operasyonu halkın iradesine bir darbe olarak örgütlediler. 5 yılda 10 binden fazla siyasetçi tutuklandı. Bugün bu sabah önceki dönem Adıyaman Milletvekilimiz Behçet Yıldırım’ın evi basıldı, darmadağın edildi. Siyasi darbe operasyonu tüm hızıyla devam ediyor, HDP’nin direnişi de devam ediyor. O nedenle HDP ayaktadır, büyümektedir, güçlenmektedir.

HDP hakkında hukuktan, delilden yoksun Kobani Kumpas davası açıldı. Partimiz hakkında siyasi intikam amaçlı kapatma davası açtılar. Bu da yetmedi, saldırılarını cinayetlere dönüştürdüler. İzmir İl binasına yapılan saldırıda Deniz Poyraz yoldaşımız katledildi. Bütün bunlar yetmiyor her sabah bir ilimizde gözaltı haberi geliyor. Bunların hepsi iktidarı kesmiyor çünkü ne yaparsa yapsın HDP’ye diz çöktüremiyor, HDP’nin kararlı duruşunu durduramıyor. Davalar açıyor, olmuyor, baskılar yapıyor olmuyor. Olmuyor, olmuyor, olmayacak.

“4 Kasım demokrasinin kırıntılarını yok etme faşizmi inşa etme sürecidir”

Bu iktidar Çöktürme Planı’nda ısrar ettikçe kendisi çöküyor. Çözülüyor, çözüldükçe toplumu da yozlaştırmak istiyor. Bütün bunlara karşı birlikte mücadelenin önemini dile getirmeye devam edeceğiz. 4 Kasım demokrasinin kırıntılarını yok etme faşizmi inşa etme sürecidir. Başaramadılar, başaramayacaklar. Demokrasi, adalet ve barış mücadelesini durduramadılar. HDP’yi durduramadılar, diz çöktüremediler. Karşılarında duran HDP’yi gördükçe öfkelendiler, öfkelendikçe zayıfladılar. Ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama biz ne yaptığımızı biliyoruz. Onun için en güçlü siyasi aktör konumuna geliyoruz.”

“İktidar ne kadar aciz ise HDP’ye iktidar diliyle saldıranlarda o kadar acizdir”

Partisine yönelik eleştirilere de yanıt veren Sancar, “HDP halkın içine, umut adresi olmaya, eşit ortak yaşam, demokratik gelecek ve özgürlük hedefine konumlanmıştır. Söyleyecek sözü anlatacak hikayesi kalmayanlar, eski düzenin yani bugünkü iktidarın güvenli gölgesine sığınıyorlar. Bu gölgenin güven sağlayacak gücü kalmamıştır. İktidarın gölgesi kurtarıcı olsaydı bu iktidarı kurtarırdı. Oysa iktidar her gün kaybediyor. Kim ki iktidara yaranmak amacıyla iktidarın sözlerine yanaşırsa iktidarın kaderini paylaşacaktır. Karanlık kuyuya düşeceklerdir. Çünkü çürüyeceklerdir, unutulacaktır. Halkın hafızası demokrasi, özgürlük, refah istiyor. İktidar ne kadar aciz ise HDP’ye iktidar diliyle saldıranlarda o kadar acizdir. Eğer yalan söyleyecekseniz bile karşıdakine güven vermeyi yaratarak yapın bunu. HDP şuradadır, buraya konumlanmıştır demek üretecek söz bulamamak, kendisine söylenen itirazları, eleştirileri hazmedememek demektir.” dedi.

Enflasyon rakamlarına tepki

Açıklanan enflasyon rakamlarına da değinen Sancar, halkın yoksullaşmasında ‘savaş politikasının’ önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Bu tablo iktidarın, bir avuç sermayeye, yandaşa rant aktarma politikasındadır. Savaşla halkın yoksulluğu arasında kopmaz bir ilişki vardır. Bir avuç sermayedarlar zengin olur, halka düşense evlatlarını kurban vermek yetmiyor ekmeklerinden olmaktır. Bu savaş politikalarının halka kan kusturduğunu görüyoruz, diz çökmeyeceğiz. Onurlu barış mücadelesinin önünde diz çökeceğiz elbette” ifadelerini kullandı.

Üçüncü yol

Partisinin ‘üçüncü yol’ hedefini de aktaran Sancar, konuya ilişkin, “Üçüncü yol; demokratik cumhuriyeti inşa etmek, Cumhuriyet’i demokrasiyle buluşturmak ve ayrılmaz bir hale getirmektir” dedi. “Üçüncü yol, ‘Biz bize benzeriz’ diyenlerin değil, ‘Biz bize saygı duyarız’ diyenlerin yoludur. Üçüncü yol; etnik kimliği, dili ve diniyle tek bir tip yaratmanın dışında özgürlükçü bir ülkeyi savunmaktır. Gelin ikinci yüzyıla giderken, üçüncü yolda buluşalım, demokratik cumhuriyeti inşa edelim. Cumhuriyet’i savunuyorsanız, demokrasi olmadan onu savunamazsınız.” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Enflasyon Rakamlarına Tepki: Halk Gerçeği Görüyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Gerçek enflasyonun TÜİK’in açıkladığı gibi yüzde 19.89 değil yüzde 40’ın üzerinde olduğunu belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Halk çarşı pazarda gerçeği net görüyor” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Şahsım ve şürekası ülkeyi bitirmeye kararlı ama unuttukları bir şey var. Biz varız ve buradayız. Benim en önemli meselem halkımın sofrasıdır. Bazı önemli adımlar atacağız” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Ekim 2021 Tüketici Fiyat Endeksi’ verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE aylık bazda yüzde 2,39 artarken, yıllık bazda ise yüzde 19,89’a yükseldi. Çekirdek enflasyon ise yüzde 16,98’den yüzde 16,82’ye geriledi.

Paylaşın

Akşener, ‘Burası Kürdistan Tartışması’na Açıklık Getirdi

İYİ Parti Lideri Akşener, Siirt’te bir vatandaşla yaşanan ‘Burası Kürdistan’ tartışması üzerinden kendisini eleştirenlere yönelik, “Bir de bu arkadaşlar verdiğim cevabı yeterince sert bulmamış. Onlar istedikleri dümeni çevirsinler biz milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar istedikleri kadar milletimizi bölmeye çalışsınlar, biz birleştirmeyi sürdüreceğiz. Biz bu ülkede Kürt ile Türk’ün karşı karşıya getirilmesine paydaş olmayacağız” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da ‘Burası Kürdistan’ dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz? ‘HDP’yi PKK’yı yanında konumlandırıyoruz’ diyoruz. HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok. Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK’nın ajandasını Türkiye’nin gündemine taşıdılar.” ifadelerini kullandı.

Akşener, açıklamasına, “Siirt’teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo’nun gündemini konuşuyorlar. E mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak. Batman’daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK’nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları.. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa. Sayın Bahçeli ile Sayın Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, Sayın Soylu’nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.” şeklinde devam etti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Türkiye’de kadın olmanın zor olduğu günlerden geçiyoruz. Bugün bir kadının istediği saatte, istediği yerde olması zor. İstediği işi yapması zor. İstemediği kişiyle evlenmemesi zor. Bugün bir kadının hayatta kalması bile artık zor.

Ülkemizde her gün başka bir kadın bu zorluklarla mücadele ederken hayatını kaybediyor. Daha geçen hafta Şebnem kardeşimiz öldürüldü. Kadın ayrılmak istediğinde saldırıya uğruyor, ‘hayır’ dediğinde cinayete kurban gidiyor. Çünkü Türkiye’de kadın ‘hayır’ dediğinde onun iradesini koruyacak olan yok.

Kadınlar sadece fiziksel değil psikolojik şiddetin de kurbanı oluyor. ‘O saatte orada ne işi var, onun psikopat olduğundan haberi yok muydu?’ deniliyor.

‘Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesi’ni yırtıp attılar’

Biz bu yüzden bıkmadan usanmadan İstanbul Sözleşmesi Yaşatır diyoruz. İstanbul Sözleşmesi adım adım geliyorum diyen cinayetleri önleyen bir sözleşmedir. Şiddete meyilli olanları toplumdan ayıklayıp, kadınları koruyan bir sözleşmedir.

Ülkeyi yönetenler hiç utanmadan İstanbul Sözleşmesini yırtıp attılar. Bu ülkenin kadınları yerine birkaç Taliban kafalının aklına uymayı tercih ettiler. 21. yüzyılda Türkiye’yi yöneten şu zihniyete bakar mısınız?

Ülkemizde bugün kadına şiddetin en büyük dayanağı İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran sizlersiniz. Kadına şiddet uygulayan ruh hastaları, kadın katilleri sizinle gurur duyuyor olabilir, tacizciler, ahlaksızlar sizinle gurur duyuyor olabilir.

Şunu bilin ki bu ülkenin kadınları, gençleri sizinle gurur duymuyor. Bizler, bu ülkede azınlık değil çoğunluğuz. Ölçmez isterseniz sandık orada. Yetkiyi aldığımızda daha çayım masaya gelmeden İstanbul Sözleşmesi imzalanmış ve en keskin bir şekilde uygulanır olacak.

Geçen hafta Siirt ve Batman’daydım. Bizim ziyaretlerimizi artık havuz medyası da yakından takip ediyor. AK Parti ve küçük ortağı bizim ziyaretlerimizden rahatsız. Millet bizi çağırıyor onları da kaşıntı tutuyor. Bizim bu ziyaretlerimizi kendilerince baltalamak için her yolu deniyorlar.

Gün geliyor para verip slogan attırıyorlar, gün oluyor bizimle konuşan vatandaşlarımıza bile tebelleş oluyorlar. Havuz medyası da bunları çekmek için ortamda hazır bulunuyor. Bu sefer değişik bir şey oldu. Siirt’te her zaman ki AK Parti atraksiyonu dışında bu defa bir HDP çalışanı ziyaret ettiğimiz bir esnafa gelip ‘Burası Kürdistan’ dedi.

Birden İçişleri Bakanı ve küçük ortak mensupları feveran etmeye başladı. Nasıl olur da ‘Burası Kürdistan’ dermiş. Neye şaşırıyorsunuz? Bu kişi bir HDP çalışanı. Biz aylardır ne diyoruz?

*‘HDP’yi PKK’yı yanında konumlandırıyoruz’ diyoruz. HDP, PKK ile arasına mesafe koymalıdır diyoruz. Kürdistan söylemi terör örgütünün. Bu durumda bizim için şaşırtıcı bir yanı yok.

Cumhur İttifakı mensupları sırf bize saldıracaklar diye PKK’nın ajandasını Türkiye’nin gündemine taşıdılar. Siirt’teki Kürdün gündemi yoksulluk, işsizlikken bunlar onu konuşacaklarına Apo’nun gündemini konuşuyorlar. E mektup kardeşliği var ne yapalım, elbette öyle olacak.

Batman’daki vatandaşımız geçim derdindeyken bunlar hamaset peşinde koşuyorlar. Kaç gündür PKK’nın söylemini gündeme getiren iktidar mensupları.. İnanamıyorum böyle bir akılsızlığa.

Sayın Bahçeli ile Sayın Öcalan arasındaki mektup arkadaşlığını zaten biliyorduk da, Sayın Soylu’nun da bu sistemin paydaşı olduğunu bu olayla öğrenmiş olduk.

‘Kafamı kesin de görelim’

Biz bugüne kadar ne Sayın Bahçeli’ye ne MHP mensuplarına hakaret edecek, iftira atacak tek bir sözün sahibi olmadık. Sadece bir fikrin temsilcisi olduğu iddia edilen o yapının, o fikre duyduğumuz saygıdan, saygılı davrandık. Onlar bu saygıyı asla göstermedi.

Kabadayılık yapan tosunlara sesleniyorum; 2011’i hatırlayın. Ne yaşandı bu ülkede, Sayın Bahçeli’ye ne dendi bu ülkede… Elinize Zülfikar verilmişse gelin kafamı kesin de görelim.

AK Parti’nin havuz medyası verdiğim yanıtı yetersiz buldu, İçişleri Bakanı konuşana kadar MHP’den tık yoktu, İçişleri Bakanı konuştu bu arkadaş dedikodu yapıyor. İçişleri Bakanlığı dedikodu yapmaz. Bizim üzerimizden makamını muhafaza etmek için atraksiyon yapıyorsun ama seninle ilgilenmiyoruz.

‘Burası Kürdistan’ tartışması

Bir de bu arkadaşlar verdiğim cevabı yeterince sert bulmamış. Onlar istedikleri dümeni çevirsinler biz milletimizle buluşmaktan vazgeçmeyeceğiz. Onlar istedikleri kadar milletimizi bölmeye çalışsınlar, biz birleştirmeyi sürdüreceğiz. Biz bu ülkede Kürt ile Türk’ün karşı karşıya getirilmesine paydaş olmayacağız.

AK Parti, küçük ortak ve HDP duyulmasını istemiyor olabilir ama mesela lokanta işleten Siirtli esnaf kardeşim, yağın artan fiyatından bahsediyor. Az önce konuşurken ‘Sayın Öcalan’ demişim. Sizden ve milletimden özür dilerim. Aklımın ucundan geçmez bebek katiline sayın demek.

Dünyanın en güzel coğrafyasında, en bereketli topraklarında yaşıyoruz. Tarım ve hayvancılık bizim en büyük zenginliğimiz. İktidar, çiftçimize pandemi döneminde bile sahip çıkmadı.

Tarım sektörünü de sahipsiz bıraktı. AK Parti’nin tarım politikası adeta bir tutarsızlık politikasına dönüştü. Dünyada lider olduğumuz fındıkta hükümetin açıkladığı 26.5 liralık fiyat üreticinin maliyetinin bile altında kaldı. Yabancı bir firma çıktı fiyatı 25 liraya çekti. İktidar oturup seyretti.

Buğday, arpa, mercimek ve nohut içinde aynı şeyler geçerli. Ellerini vicdanlarına koyup çiftçimizin halini bir türlü görmediler.

‘Büyük ekonomist Sayın Erdoğan’ın vizyonu’

Sayın Erdoğan geçen Ekonomi Reform Paketi’ni açıkladığın günden bu yana ne oldu? Merkez Bankası görevden alındı, Hazine ve Maliye Bakanını gören yok. Enflasyon aldı başını gidiyor.

Hakkını yemeyelim dünyada bu akıl dolu stratejiyi uygulayarak fiyat istikrarını bir kenara koyuyoruz diyen başka ülkelerde var. Mesela Venezuela, Arjantin, İran, Sudan, Lübnan, Etiyopya ve Angola. Listenin güzelliğine bakar mısınız?

İşte size büyük ekonomist Sayın Erdoğan’ın ekonomi vizyonu. Kıskananlar çatlasın… Sayın Erdoğan görüyorum ki okulda bazı branş derslerini kopya ile geçmişsin.

O nedenle sorumlu siyaset anlayışımız gereği ekonomideki bazı temel olgular ile ilgili seni aydınlatma ihtiyacı duyuyorum. Sandığının aksine enflasyon öyle kenara konulacak kadar önemsiz bir problem değildir.

Kendini yabancı bir yatırımcı yerine koy Sayın Erdoğan. Enflasyonun belirsizlik getirdiği bir ekonomiye paranı getirmek için yüksek mi yoksa düşük bir faiz mi istersin? Tabii ki yüksek faiz istersin.

Bizzat Merkez Bankası tarafından yapılan çalışmalar düşük gelirli ailelerin yüksek gelirli ailelere oranla enflasyona daha fazla maruz kaldıklarını gösteriyor. Enflasyon fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapıyor.

Maalesef Sayın Erdoğan’ın bu anlattıklarımı kavraya bileceğine dair şüphelerim var. Başarısız oldukları konuda kendisi eleştirilere kulak vermek yerine muhalefetin çözümü olmadığı algısı yaratmaya çalışır. Her zaman olduğu gibi bu konuda da çalışmamızı yaptık. İşte size İYİ Parti’nin enflasyonla mücadelede çözümleri.

Enflasyonu düşürmek için atılması gereken adımlar geciktikçe düşürmesi daha maliyetli oluyor. Ekonomi programımıza enflasyonu düşürmek ile başlayacağız. İlk sene sonunda tek haneli enflasyona orta ve uzun vadede ise yüzde 4-5 arası değişen bir enflasyona ulaşacağız.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Yıllık Enflasyon Yüzde 19.89

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Ekim 2021 Tüketici Fiyat Endeksi’ verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE aylık bazda yüzde 2,39 artarken, yıllık bazda ise yüzde 19,89’a yükseldi.

Haber Merkezi / Çekirdek enflasyon ise yüzde 16,98’den yüzde 16,82’ye geriledi. Yıllık en düşük artış yüzde 5,29 ile haberleşme grubunda gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 7,88 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 8,08 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde 13,12 ile eğlence ve kültür oldu.

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 27,41 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 25,23 ile lokanta ve oteller ve yüzde 23,03 ile ev eşyası oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla 2021 yılı Ekim ayında en az artış gösteren ana gruplar yüzde 0,17 ile eğitim, yüzde 0,51 ile eğlence ve kültür ile haberleşme oldu.

Buna karşılık, 2021 yılı Ekim ayında artışın yüksek olduğu gruplar ise sırasıyla, yüzde 7,56 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 5,97 ile alkollü içecekler ve tütün ve yüzde 2,43 ile ulaştırma oldu.

Ekim 2021’de, endekste kapsanan 415 maddeden, 46 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 38 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 331 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’de 2021 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,85, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 14,73, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,50 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 17,25 artış gerçekleşti.

Paylaşın

2020’de 62 Gazeteci Görevi Başında Öldürüldü

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazetecinin sırf işlerini yaptıkları için öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamada, on davadan dokuzunda katillerin cezasız kaldığı belirtildi.

UNESCO, 2 Kasım Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle, “Tehdit altındaki gazeteciler = sansürlü toplumlar” başlıklı açıklama yaptı.

UNESCO’nun öldürülen gazeteciler gözlemevine göre, 2020’de 62 gazetecinin, 2006 ile 2020 arasında ise 1.200’den fazla gazeteci sırf işlerini yaptıkları için öldürüldü. Bu cinayetlerde, on vakadan dokuzu yargısal olarak çözülmedi ve katiller cezasız kaldı.

Gazetecilere karşı işlenen suçların cezasız kalmasına son verilmesinin, tüm insanların ifade özgürlüğünü ve bilgiye erişimini güvence altına almak için en acil konulardan biri olduğunun altını çizen UNESCO, “Cezasızlık, daha fazla ölüme yol açar, genellikle çatışmanın kötüleşmesinin, hukuk ve yargı sistemlerinin çökmesinin bir belirtisidir” diyor.

BM Genel Sekreteri Guterres’ten açıklama

BM Genel Sekreteri António Guterres de gün nedeniyle yaptığı açıklamada, “Üye devletleri ve uluslararası toplumu bugün ve her gün dünyanın dört bir yanındaki gazetecilerle dayanışma içinde olmaya, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçları kanunun tüm gücüyle soruşturmak ve kovuşturmak için gereken siyasi iradeyi göstermeye çağırıyorum” dedi.

UNESCO, cinayetlerin yanı sıra gazetecilerin kaçırılma, işkence ve diğer fiziksel saldırılardan tacize kadar sayısız tehdide maruz kaldıklarını ve bu saldırıların medya çalışanları için bir korku iklimi yarattığına dikkat çekti.

Kadın gazetecilerin, özellikle çevrimiçi yapılanlar olmak üzere tehdit ve saldırılardan özellikle etkilendiğine dikkat çeken UNESCO’nun yakın tarihli “The Chilling: Kadın gazetecilere yönelik çevrimiçi şiddette küresel eğilimler” araştırmasına göre, ankete katılan kadın gazetecilerin yüzde 73’ü, işleriyle bağlantılı olarak çevrimiçi ortamda tehdit edildiklerini ve hakarete uğradıklarını söylüyor.

Çoğu durumda, gazetecilere yönelik şiddet, tehdit ve saldırıların gerektiği gibi soruşturulmadığını belirten UNESCO, cezasızlığın, ciddi insan hakları ihlallerini, yolsuzlukları ve suçları örtbas ederek tüm toplumlara zarar vermesinden endişe duyduğunu paylaştı.

Savcılık hizmetlerinin yalnızca cinayetleri değil, aynı zamanda gazetecilere yönelik şiddet ve tehditleri soruşturma ve kovuşturmadaki rolüne vurgu yapan UNESCO, bu yılki kampanyanın, tehdit mağduru gazetecilerin yaşadığı psikolojik travmaya dikkat çekmeyi, medya çalışanlarına saldıranların cezasız kalmasına son vermek için bu tehditlerin soruşturulması ve kovuşturulmasının önemi konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediğini ifade etti.

Gün hakkında

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 18 Aralık 2013’te aldığı kararla 2 Kasım’ı Gazetecilere Karşı Suçlarda Cezasızlıkla Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Tarih, 2 Kasım 2013’te Mali’de Radio France Internationale (RFI) radyosunun iki muhabiri Ghislaine Dupont ve Claude Verlon’un öldürülmesinin anısına seçildi.

BM aldığı kararda, üye devletleri, gazetecilere ve medya çalışanlarına yönelik şiddeti önlemek, hesap verebilirliği sağlamak, gazetecilere ve medya çalışanlarına karşı işlenen suçların faillerini adalete teslim etmek ve mağdurların uygun çözümlere erişimini sağlamak için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çağırıyor.

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 18 Yaş Üstü İçin Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 29 bin 796 yeni vaka tespit edilirken, 224 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “18 yaş ve üstü nüfusta birinci doz aşı oranımız %90’a yakın. İkinci doz oranımız %79 seviyesinde. İkisi arasında 11 puan fark var. Bu farkı kapatmalıyız” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 361 bin 533 test yapılırken, 29 bin 796 yeni vaka tespit edildi. 224 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 837 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“18 yaş ve üstü nüfusta birinci doz aşı oranımız %90’a yakın. İkinci doz oranımız %79 seviyesinde. İkisi arasında 11 puan fark var. Bu farkı kapatmalıyız. Aşının süreci stabil hale getirdiği ve can kayıplarını azalttığından şüphemiz yok. Fakat tek doz, sonuç almak için yetersiz”

Bakanlığın açıkladığı 1 Kasım Pazartesi gününün verilerine göre, 28 bin 678 vaka tespit edilirken 217 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 356 bin 643 test yapılmış ve 29 bin 296 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Osman Kavala: Avrupa Birliği, Türkiye İle Diyaloğu Sürdürmeli

4 yıldır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala, son açıklamasında, “Türkiye-AB ilişkilerinin gidişatı konusunda da, “AB, Türkiye ile diyaloğu sürdürmeli, bunu yaparken insan hakları ve hukuk üstünlüğünü gündeme getirmeli. Bu hemen yaptırımlara başvurmaktan daha iyi” ifadelerini kullandı.

Osman Kavala, tutukluluğunda 4 yılın dolması vesilesiyle yazılı bir mesaj yayınladı. DW Türkçe’nin aktardığına göre, ‘Osman Kavala’ya Özgürlük’ inisiyatifinin açıkladığı mesajda Kavala, Silivri Cezaevi’nde dördüncü yılını tamamladığını ifade ederek şu görüşlere yer verdi:

“Bu süre içinde sadece cezaevinde olduğum için kendi hayatımı yaşama imkanımı kaybetmekle kalmadım, hedef gösterildim ve kamuoyunda hakkımda ‘karanlık’ ve ‘kötü’ bir insan izlenimi yaratılmaya çalışıldığı için, kendi gerçekliğim de tahrif edildi. Hayatımın dört yılını kaybettikten ve bir ‘memleket sorunu’ haline geldikten sonra, teselli bulabileceğim şey, yaşadıklarımın yargıdaki sorunlarla yüzleşilmesine katkıda bulunması ve benden sonra yargı karşısına çıkacak olanların daha adil bir muamele görmeleri ihtimalidir.”

Kavala, Türkiye-AB ilişkilerinin gidişatı konusunda da, “AB, Türkiye ile diyaloğu sürdürmeli, bunu yaparken insan hakları ve hukuk üstünlüğünü gündeme getirmeli. Bu hemen yaptırımlara başvurmaktan daha iyi” ifadelerini kullandı.

10 büyükelçinin açıklaması

İş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması için 10 ülkenin büyükelçileri Ekim ortasında yaptırım uyarısında bulunan ortak bir bildiri yayımlamış ve Kavala’nın dava sürecinin farklı dosyaların birleştirilmesi ve beraat kararından sonra yeni davalar yaratılması yoluyla sürekli geciktirildiğine işaret etmişti. Bildiride bu durumun ‘Türk yargı sisteminde demokrasiye saygıyı, hukuk devleti ve şeffaflık ilkelerini gölgelediği’ ifade edilmişti.

Büyükelçilerin bildirisine hem Türk Dışişleri Bakanlığı, hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tepki göstermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilerin ‘istenmeyen kişi’ ilan edileceğini açıklarken, Dışişleri Bakanlığı, büyükelçileri davayı siyasallaştırmakla suçlamış, elçilerin ‘diplomatik teamüllere aykırı bir şekilde’ ortak bir açıklama yayımladığını belirtmişti.

Büyükelçiler gelen tepkilerin ardından 25 Ekim’de sosyal medya üzerinden Kavala bildirisiyle Türkiye’nin iç işlerine karışmadıklarını belirten bir açıklama yapmış, bu açıklama Ankara’da olumlu karşılanmış ve tansiyon düşmüştü.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Sözler

Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Büyük Britanya’nın talep edilen güvenlik protokollerini karşılayamadığı” gerekçesiyle  COP26 Zirvesi’ne katılmama kararı almasına sert tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Sn. Erdoğan, Roma’da Biden ile görüştükten sonra Glasgow’daki İklim Zirvesi’ne katılmamaya karar verdi. İklim Zirvesi’ne katılımın tek amacı Biden ile görüşmekmiş! Bu görüşme, insanlığın geleceğini etkileyecek toplantıdan daha mı önemli ? Bu zihniyetten çevrecilik beklenir mi?” ifadeleri kullandı.

Dünyanın en büyük 20 ekonomisini bir araya getiren G20 Zirvesi için İtalya’nın başkenti Roma’ya giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada ABD Başkanı Biden’la görüşmüştü. G20 programını tamamladıktan sonra Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP26) katılmak için İskoçya’nın Glasgow kentine gitmesi beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, programını “Büyük Britanya’nın talep edilen güvenlik protokollerini karşılayamadığı” gerekçesiyle iptal ederek Türkiye’ye dönmüştü.

Paylaşın