CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Millet Açıkça Soyuldu

Gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na (İBB) yönelik başlatılan “terör teftişi” yapılmasının “gündemi değiştirme çabası olduğunu’ belirten Kılıçdaroğlu, “Hazmedemedikleri için saldırıyorlar” dedi. 

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre, Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: Yerel yönetimlerde CHP’nin başarısını Erdoğan bir türlü sindiremedi. Belediye başkanının Milli İstihbarat Teşkilatı mı var? Ama onların yanında terör örgütleriyle kucaklaşan bir sürü adam var. Hazmedemedikleri için saldırıyorlar. İçişleri Bakanlığı müfettişleri görevlendirmiş. Geç kaldın kardeşim. Daha önce gönderseydin bari. Sadece o değil ki… Bizim bütün belediye başkanlarımızın telefonlarını dinliyorlar. Başkanlar için özel masalar kurdular, bütün alınan elemanlara bakıyorlar. Baksınlar. Eğer terör örgütüyle iltisaklı varsa ilgili kamu kuruluşu devlet geleneğinde uyarılır. İktidarda kalmak için söylemeyecekleri yalan, atmayacakları iftira yok.

“İstanbul’u alırsak seçimlerde istediğimiz kadar rahat para harcarız” gibi bir anlayışları olabilir. Hangi gerekçeyle yapacaklar? Bunu yaptıkları takdirde, umarım yapmazlar, Türkiye’yi kimsenin rezil etme hakkı yoktur. (Açığa alındı raporu verilir mi?) Öyle bir müfettiş olacağını sanmıyorum.

Erdoğan, konuşmasının bütün bir saatini bana ayırmış. Bir saat konuşur ama 10 dakika cesaret edip televizyonda karşıma çıkamaz. Yüreğin varsa A-Haber duruyor orada, çık karşıma. Çıkamaz. İlk 10 dakikada dağıtırım onu ve tüm sinirlerini bozarım.

“Millet açıkça soyuldu”

Dolardaki sert çıkış ve düşüşün topluma bir maliyeti oldu. İç güçlerin soygunu Erdoğan eliyle gerçekleştirildi. Grup başkanvekillerimiz bir araştırma önergesi verdi. İktidar, “Biz soygun yapmadık, CHP doğru söylemiyor” diyorsa bu önergeye “evet” demek zorunda.

Fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın görevi. Ama Cumhurbaşkanlığı’nda Fiyat İstikrarı Komisyonu kurulup bu görev ona verildi. O da bir kere bile toplanmadı. Devlette fiyat istikrarını sağlayacak mekanizma yok. Görevli kurum şu an felç edilmiş. Doların 18 küsurlara çıkışı ve inişinin bir maliyeti oldu. Soygun oldu. Bu soygun Erdoğan eliyle gerçekleşti. Erdoğan’a yöneltmek için 11 soru hazırladık. İktidar ‘Biz soygun yapmadık’ diyorsa bu konudaki araştırma önergemize evet demeli.

Erdoğan 22 Kasım’da kurdaki artışa, “Mandacı iktisatçıların reçetelerine itibar etmiyoruz” dedi. 3 Aralık’ta Çin modelini esas aldıklarını söyledi. Sonra “Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyoruz” dedi. Ama 13 Aralık’ta Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, “Dışarıdan bir saldırı yok” dedi. Orada şöyle dikkat çeken bir ifade var: “Millet dış güçlere odaklanmışken iç güçler tarafından soyulduk.” Aynen öyle. Bu millet açıkça soyuldu.

20 Aralık gecesi VakıfBank 1 milyar dolar bozdurduğunu açıkladı. Ama BDDK kayıtlarına bakıyorsunuz, kimse para bozdurmamış, tersine vatandaş döviz almış. 22 Aralık akşamına kadar VakıfBank 4.5 milyar dolar, Halkbank 3.6 milyar dolar, Ziraat Bankası 6.5 milyar dolar, Merkez Bankası arka kapısından da 4.5 milyar dolar, toplam 19.1 milyar dolar satış yapıldı. Erdoğan daha sonra “Nas neyi gerektiriyorsa onu yapacağım” dedi ama yapmadı. Türk Lirası’nı Amerikan Doları’na himmet etti. Bakan Nebati “Büyük finansörler bu işin nasıl döneceğini bilirler” dedi. Ama çarpılan kim oluyor? Küçük yatırımcılar. Şimdi kara kara düşünüyorlar. Bir iki gün içinde büyük bir soygun yapıldı ve Erdoğan’la arkadaşlarının talimatıyla gerçekleşti. Kurun yukarı çıkıp düşmesi Erdoğan’ın para kazanmasıyla alakalı. Saray çevresi belli kişilere olağanüstü avantajlarla Hazine’nin soyulmasını sağladı. Kazanan Erdoğan ve ailesi oldu.

Cumhurbaşkanı adayı konusunda bir görüşmemiz olmadı. Erken buluyoruz. Hukuk, anayasa, özgürlükler konusunda görüş birliği sağlandı. Ekonomi konusunda da sağlanmalı. Bileşenlerle konuşursak cumhurbaşkanı olacak kişinin devleti tanıması, bilmesi lazım. Biz popstar falan seçmeyeceğiz. Hem ittifakı bir arada tutacak hem de devletteki dönüşümü sağlayacak birisi olması lazım. (Aday kim olacak tartışması…) Bu konunun tartışılması hiç doğru değil. “Siz ister misiniz?” Onore bir görevdir. İttifak aday ol deyince “olmam” diyemezsiniz. Bunu sağa sola çekmenin bir mantığı yok. Gazeteci arkadaşlar yorum yazıyor, ben de bazen tebessüm ederek okuyorum.

(TÜİK Başkanı Sait Erdal Dinçer’in, Kılıçdaroğlu’na randevu vermemesi ile ilgili, “Kurumu siyasi tartışmaların bir parçası haline getirmek istemedim” demesi) Kendi internet sitesini okumamış mı bu adam? Orada randevu almadan gelebilirsiniz diyor. Kendi sitesiyle çelişen bir adam TÜİK’i yönetir mi? Onun tek rolü Saray’dan aldığı talimatın gereğini yapmak. Gerçek rakamları açıklamıyorlar. Korkmalarından, utançlarından bu.

Erdoğan’a sorulacak 11 soru

Sözcü’den Saygı Öztürk, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin TBMM’ye sunacağı “Erdoğan’a yöneltilecek 11 soru” önergesini açıkladığını yazdı. “Erdoğan eliyle bu soygun oldu” diyen Kılıçdaroğlu soruları şöyle sıraladı:

1- Erdoğan, 22 Kasım’da, döviz kurlarındaki artışı “kurdaki rekabet gücü” olarak değerlendirdi. Dolar kuru 11 lira 5 kuruş idi. Erdoğan kendisine “tedbir al” diyen iktisatçıları dinlemedi? Doların 18 lira 33 kuruşu görmesini neden bekledi? Bu politikadan bir gecede neden vazgeçildi?

2- Erdoğan’ın açıkladığı “Çin modelini”, 3 Aralık’ta Hürriyet manşet yaptı. O gün dolar kuru 13 lira 43 kuruş idi. Liranın değerini düşürerek, milleti fakirleştirerek, ucuz iş gücü haline getirmeyi amaçlayan bu modelden neden vazgeçildi?

3- Erdoğan, döviz artışını sürekli dış güçlere bağladı. Yeni Hazine Bakanı Nureddin Nebati, “dış güçler yok!” dedi. O gün, dolar kuru 13 lira 86 kuruş idi. Erdoğan doları, 8 lira 31 kuruştan, 18 lira 33 kuruşa kadar getiren güçlere neden sessiz kaldı? Millet iç güçler tarafından bir gecede soyuldu.

4- Erdoğan’ın 20 Aralık’ta yaptığı açıklamalarının gecesinde, Ziraat Bankası Genel Müdürü, “1 milyar dolar civarında bir para bozduruldu” dedi. BDDK’ya ait rakamlar ise aksine vatandaşın 218 milyon dolar döviz aldığını gösteriyor. Bu durumda o gece o dövizleri kimler sattı?

5- Sicili kabarık Amerikalı Finans şirketi J.P Morgan 18 Aralık’ta müşterilerine, “Türk Lirası için yeni algoritma emri almayacağını, eski emirlerin de en kısa sürede iptal edilmesi” tavsiyesinde nasıl bulunabildi? Bu finans şirketi 20 Aralık gecesi olacaklardan, nasıl haberdar oldu? Şirkete “Türkiye’de danışmanlık yapma” izni neden verildi?

6- 6- 21 Aralık sabahtan 22’si akşamına kadar Merkez Bankası’nın arka kapısından 4,5 milyar dolar, toplamda 19,1 milyar dolar satıldı. Eğer Erdoğan bu rakamlara “doğru değil” diyecekse, araştırma önergemize kabul oyu verir.

7- Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri 17 Aralık itibariyle, -46,7 milyar dolar. Yani kasada tek sent yok. Milletin kendisine emanet ettiği bankasına ait olmayan rezervleri arka kapıdan hangi kanuna, hangi kurala dayanarak sattı?

8- Erdoğan, 20 Aralık’tan bir gün önce “faiz indirmeye devam edeceğim, Ben Müslüman’ım naslar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” dedi. Madem Müslüman’dın, neden Türk Lirasına dolar üzerinden faiz artışı yaptın?

9- Özel bankaların ödeyeceği faiz bile Hazine’nin sırtına yüklendi. Acaba bu hangi dinin kitabında var? 84 milyonu kefil yapmak, hangi dinde caiz?

10- Merkez Bankası’nın faizi Eylül’den bu yana 19’dan 14’e indi. Hazine’nin borçlanma faizi 17’lerden 23’lere çıktı. Bu faiz lobilerinin isteğinin gereği mi?

11- Erdoğan, yaptığı operasyonla fakirden aldı, zengine verdi. Bu küçük yatırımcıları neden çarptın Erdoğan? Milletin alın terine, emeğine köpük deyip, neden bir gecede hüplettin?

HDP’nin yasalara göre kurulmuş siyasi parti olduğunu, önümüzdeki hafta kendileriyle görüşeceğini belirten Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“HDP ile konuşacağız. Demokrasiyi savunuyorsanız, ‘Biz şu siyasi partiyle görüşmeyiz’ demezsiniz. Eğer bir siyasi partinin terör örgütüyle bağlantısı varsa gereğini yaparsın. Yapmıyorsan suç işlemiş olursun. AKP şöyle bir siyaset izliyor: HDP kendisine yanaşır ve destek verirse sorun yok. Ama HDP, AKP’den uzaklaşırsa PKK ile bağlantılı olduğunu söylüyor. Doğuya gidince PKK’lı, batıya gelince FETÖ’cü oluyorsunuz. Bunlar FETÖ ile kucak kucağa yatmıyorlar mıydı? Terör konusunda tavrımız çok nettir.”

Paylaşın

Buldan, Sancar Ve Babacan’dan Ortak Basın Açıklaması

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı, partisinin genel merkezinde ziyaret etti. Buldan, Sancar ve Babacan gerçekleştirdikleri görüşme sonrasında erken seçim çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Görüşmede gündeme gelen iki ana konudan birinin Türkiye’deki ekonomik kriz olduğunu söyleyen Buldan, “Türkiye toplumumun beklentisi doğrultusunda ülkenin hemen bir erken seçime gitmesi, yeni bir yönetimsel ve demokratik anlayışa kapıların açılması gerektiğini savunuyoruz” dedi.

Sancar da, “Toplumsal barış, demokrasiye giden yolun en sağlam kapısıdır. Toplumsal barışı sağlayacak olan da farklılıklarla bir arada istişare etme kültürünü, geleneğini ve iradesini ortaya koymaktır. Bundan önce iki parti ile (Saadet Partisi ve Gelecek Partisi) görüşmelerde bunu vurgulamıştık. DEVA Partisi ile bu konuda büyük bir mutabakat ve fikir birliği içinde olduğumuz görmekten son derece memnunuz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin “her alanda derin krizler” yaşadığını söyleyen Babacan, “Bu krizlerin derinliğine ve sebeplerine baktığımızda, kök sebeplerine baktığımızda kötü yönetimi görüyoruz. Kötü yönetim sadece sistem meselesi de değildir. Evet, ülkemizin bir an önce güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda yönetim zihniyetinin değişmesi ve topyekün bir iktidar değişikliği de gerekiyor. Bu da ancak seçimle mümkün” dedi.

Pervin Buldan: Türkiye bir felakete doğru sürükleniyor

Bugün HDP olarak DEVA Partisindeyiz. Ev sahipliği yaptıkları için kendilerine teşekkür ediyoruz. MYK toplantımızda aldığımız karar doğrultusunda siyasi partileri ziyaret ediyoruz. Geçen hafta Saadet Partisini, dün Gelecek Partisini öğleden sonrada CHP’yi ziyaret edeceğiz. Çok önemli bir toplantı gerçekleştirdiğimizi ifade etmek istiyorum. Başta ekonomik kriz olmak üzere çoklu krizlerin olduğu bir ortamda bu görüşmelerin önemli ve kıymetli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye bir felakete doğru sürükleniyor. Bu gidişatta muhalefet partileri olarak üzerimizde büyük bir sorumluluk olduğu hissiyatımız var ve bu nedenle de bu görüşmeler devam edecek.

Bugünkü görüşmemizde iki ana tema üzerinde durduk. Birincisi ekonomik krizdi. Bugün Türkiye’yi çok derinden sarsan, derin yoksulluğun yaşandığı bu ekonomik krize nasıl bir çare bulabiliriz muhalefet partileri olarak, bunu konuştuk. Elbette bu çarenin vazgeçilmez unsuru olarak bir erken seçimin olması gerektiğini bugün DEVA Partisi ile de konuştuk. Erken seçim çağrımızı bir kez daha yinelemek istiyoruz. Türkiye toplumumun beklentisi doğrultusunda ülkenin hemen bir erken seçime gitmesi, yeni bir yönetimsel ve demokratik anlayışa kapıların açılması gerektiğini savunuyoruz. Bu konuları bugün istişare ettik. Bu görüşmelerin devam edeceğini tekrar etmek istiyorum.

Mithat Sancar: Amaç ittifakları tartışmak değil çözüm için ortak irade yaratmaktır

Bizi ağırladıkları için DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan heyetine ben de teşekkür etmek istiyorum. Pervin Başkanın da belirttiği gibi temel gündem konuları ekonomik kriz ve çıkış yollarıydı. Bununla bağlantılı olarak pek çok bağlantılı başlığı da ayrıntılı olarak istişare ettik. Bu görüşmelerde amaç muhalefet partileri arasında istişare ve diyalog yollarının işlemesini sağlamak, teşvik etmektir. Çünkü karşımızda her türlü yöntemle iktidarını sürdürme hesabı yapan bir anlayış var. Böyle bir anlayışa karşı da demokratik mekanizmaları işletmekte kararlı olduğunu gösterecek büyük bir muhalefet blokuna ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.

Amaç burada ittifakları tartışmak değil sorunlar karşısında ortak iradeyi ortaya çıkaracak mekanizmaları işletmektir. Bu iktidarın ayakta kalma stratejileri arasında ayrıştırma ve kutuplaştırma olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Buna karşı etkili yöntem ise diyalog, müzakere ve istişare mekanizmalarını yerleştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Şu an yaşadığımız temel sorunların kaynadığında iktidarın bu yıkıcı anlayışı yatmaktadır. Bunun karşısında yapıcı yaklaşım en önemli çıkış çaresidir. HDP olarak bu konuda üzerimize düşeni yerine getirmek için bu görüşmeleri başlattık. Ayrıştırma politikalarına karşı daha çok diyalog, düşmanlaştırmaya karşı daha çok demokrasi önerimizle partilerle görüşmelerimizi sürdüreceğiz.

Toplumsal barış, demokrasiye giden yolun en sağlam kapısıdır. Toplumsal barışı sağlayacak olan da farklılıklarla bir arada istişare etme kültürünü, geleneğini ve iradesini ortaya koymaktır. Bundan önce iki parti ile görüşmelerde bunu vurgulamıştık. DEVA Partisi ile bu konuda büyük bir mutabakat ve fikir birliği içinde olduğumuz görmekten son derece memnunuz. Bu ruh halinin, bu umut havasının yerleşmesine katkıda bulunmak için hepimize büyük görevler düşüyor. Sorumluluklarımızı yerine getirmek konusunda diyalogun büyük faydası olduğunu düşünüyorum. Tekrar Sayın Babacan ve DEVA Partisine teşekkür etmek istiyorum.

Ali Babacan: İktidar kriz üretiyor, iktidarın değişmesi lazım

Ben de teşekkür ediyorum. Maalesef ülkemiz çoklu kriz ortamından geçiyor. Hemen her alanda derin krizler yaşadık, yaşıyoruz. Son birkaç yıldır ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk halkımızın gündeminde ön sıralarda olsa da ülkemiz derin bir adalet ve hukuk krizinden, derin bir demokrasi krizinden geçmekte. Dış politikadan tutun eğitime kadar her alanda krizler yaşıyoruz. Bu krizlerin derinliğine ve sebeplerine baktığımızda, kök sebeplerine baktığımızda kötü yönetimi görüyoruz. Kötü yönetim sadece sistem meselesi de değildir. Evet, ülkemizin bir an önce güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçmesi gerekiyor. Ama aynı zamanda yönetim zihniyetinin değişmesi ve topyekün bir iktidar değişikliği de gerekiyor. Bu da ancak seçimle mümkün.

Son derece zor şartlardan geçiyoruz, sıkıntılar büyük ama biz DEVA olarak çözümleri de bir o kadar kolay görüyoruz. Daha önce de açıkladık; ilk adımı mutlaka özgürlüklerle başlatmak gerekiyor. Yani ülkemizdeki basın ve ifade özgürlüğünü, sivil toplum, meslek örgütleri üzerindeki baskıların kalkmasını ülkenin sorunlarının çözülmesindeki ilk adım olması gerektiğini düşünüyoruz. Kurumsal yapılar örselenmiş durumda. Hukuk tanımayan bir yönetim zihniyeti var. Kurumları önceleyen ve kural bazlı hukuka bağlı bir yönetimle ülkenin idare edilmesi gerekiyor. Bu konuda çalışıyoruz, hazırlanıyoruz.

Bu süreç içerisinde siyasi partilerle yakın bir diyalog ve istişare içerisindeyiz. Özellikle güçlendirilmiş güçlendirilmiş parlamenter sistem isteyen siyasi partilerle daha yakın bir istişare içerisindeyiz. Bu çerçevede HDP Eş Genel Başkanları Sayın Buldan, Sayın Sancar ve çalışma arkadaşlarıyla hem mevcut ekonomik krizle ilgili konuları değerlendirdik hem kendilerini üzerinde çalıştığımız güçlendirilmiş parlamenter sistemin gelmiş olduğu aşama ile ilgili bilgilendirdik. Bu konularda kendilerinin değerli görüşlerinden de çok istifade ettik. Bu ziyaret nedeniyle kendilerine teşekkür ediyorum. Bu diyalogun süreceğini ifade etmek istiyorum. Katıldığınız için sizlere teşekkür ediyorum.

Paylaşın

Aziz Yıldırım: 2010-2011 Sezonu Şampiyonu Fenerbahçe

Fenerbahçe Kulübü eski Başkanı Aziz Yıldırım ve o dönemki yöneticiler İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu, Cemil Turan ve Tamer Yelkovan, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin beraat kararına ilişkin ortak basın açıklaması yayımladı.

Haber Merkezi / Yazılı açıklamada, “10 yıldır kanıtlamaya çalıştığımız masumiyetimiz Yargıtay’ın beraat kararlarını onaylamasıyla tescillenmiş oldu” denildi. “Şimdi Fenerbahçe’ye ve bizlere 10 yıldır bu acıları yaşatan tüm herkesin hesap verme vakti, sabırsızlıkla bekliyoruz! ” ifadelerini kullanıldığı açıklama şöyle;

“Büyük Fenerbahçe taraftarı ve Yüce Türk Milleti’ne, Bizler, bir pazar sabahı, ne ile suçlandığımızı bilmeden, bir çoğu bugün firari olan ya da hukuk önünde hesap veren, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne düşman odaklar tarafından kumanda edilen dönemin yargı mensuplarının kumpas kararı ile göz altına alındık. Türkiye Cumhuriyeti’nin en nadide unsurlarından biri olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Başkanı, yöneticileri, onurlu temsilcileri olarak, tamamı ile yalan, kendi içerisinde dahi bir çok çelişkiyi barındıran safsatalar ile tiyatro bir yargılama ile Fenerbahçemizden, ailelerimizden, özgürlüklerimizden, işlerimizden 1 yıl boyunca mahrum bırakıldık. Tutuklu olduğumuz süreçte, FETÖ ülkemizde, birçok fay hattı yaratmaya çalışarak, sporseverleri birbirine düşman etmek için tüm enstrümanlarını kullandı. Geleneksel medyasıyla, spor medyasıyla, dijital medyasıyla, yargısıyla, polisiyle ülke içerisinde bizleri suçlu, Fenerbahçe’yi şaibeli göstermek için topuyla tüfeğiyle faaliyet gösteren söz konusu terör örgütü, bu faaliyetleriyle asıl amacı olan 15 Temmuz Kalkışmasına zemin hazırladı. Bizler bunu o günlerde fark etmiştik ve “Ne şikesi, memleket elden gidiyor” dedik. Fenerbahçe Camiası durumun vahametinin hep farkındaydı ama, konuya salt Fenerbahçe düşmanlığıyla bakanların durumun ciddiyetini anlaması maalesef biraz zaman aldı.

“2010-2011 sezonu şampiyonu, adıyla, takımıyla, taraftarıyla, Fenerbahçe”

Bizler özgürlüğümüzden olduk, Metris Cezaevi’nde olduğumuz süre boyunca yapılan hiçbir baskıya boyun eğmedik, haklı olduğumuzu her dakika haykırdık. Hakkımızda çıkarılan tüm yalanlarla mücadele ettik. Bu sırada her şeyimiz, Fenerbahçe’miz ise finansal olarak zayıflatıldı, futbolcularını kaybetti, şampiyonluğu son dakikada elinden alındı, sponsorlarından oldu. Herkesin sorumluluk almaktan kaçındığı, dokunma yanarsın denen bir dönemde, sadece taraftarlarımızdan aldığımız destek ve güçle gözü kara bir mücadeleye giriştik. Hakkımızda ferman buyrulan hapis cezasına yurt dışından özel uçak tutarak geldik. Kaçmadık. Sorulan her şeyin cevabını verdik. Bugün gelinen noktada, evrensel hukukun temel ilkelerine aykırı bir biçimde 10 yıldır kanıtlamaya çalıştığımız “Masumiyetimiz” Yargıtay’ın beraat kararlarını onaylamasıyla tescillenmiş oldu. Bizler için, 2011 Mayıs’ında Sivas’ta attığımız 4. golden sonra tartışmaya kapalı olan gerçeği bu vesileyle bir kez daha haykırıyoruz, 2010-2011 sezonu şampiyonu, adıyla, takımıyla, taraftarıyla, Fenerbahçe.

“Herkesin hesap verme vakti, sabırsızlıkla bekliyoruz!”

Evlatlarımızın saçlarını koklayamadığımız, sevdamız Fenerbahçe’yi soluyamadığımız, sevdiklerimize dokunamadığımız günlerden bugünlere, bizleri hiç yalnız bırakmayan Fenerbahçe taraftarına ve sürece olumlu anlamda katkı sunan, bununla birlikte adaletin tecil etmesinde rol oynayan tüm siyasilere ve yargı mensuplarına teşekkür ederiz. Tutuklandığımız ilk günden beri yanımızda olanları, Topuk Yaylası’nda Cadde’de, Silivri’de Metris’te Çağlayan’da bizlere destek olup bu karanlık yapıya karşı yürüyenleri, stadımızı doldurup masumiyetimizi haykıran kadınlarımızı ve çocuklarımızı, tutsak günlerimizde korkusuzca bizi ziyarete gelip moral verenleri hayatımızın en değerli anıları içinde daima yaşatacağız. ‘Dokunma yanarsın’ tehdidi ile arkasına bakmadan çekip gidenleri, destek veriyormuş gibi gözüküp arkamızdan kurulan kumpasa yardımcı olanları da asla unutmayacağız. Şimdi Fenerbahçe’ye ve bizlere 10 yıldır bu acıları yaşatan tüm herkesin hesap verme vakti, sabırsızlıkla bekliyoruz! “Darağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe.”

Paylaşın

CHP’li 11 Başkandan Deklarasyon: Belediyelerimiz Üzerinden Sürekli Kirli Siyaset Üretiliyor

Ankara’da bir araya gelen CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, görüşmenin ardından bir deklarasyon yayımladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren belediye başkanları CHP’li belediyeler üzerinden kirli siyaset üretilmeye çalışıldığını söyledi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın okuduğu deklarasyonda ekonomi, tarım, turizm, iklim değişikliği gibi konular ele alınırken İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başlattığı ‘özel terör teftişi’ de gündemdeydi.

Deklarasyonu okuyan Mansur Yavaş kurdaki ani yükseliş ve büyük değişimlerle ekonomik koşulların önümüzdeki sene için mali yükü arttığını söyledi. Kaynaklarının büyük kısmınının Cumhur İttifakı belediyelerine gittiğini belirten Yavaş bunun adaletsiz olduğuna vurgu yaptı. Yavaş şöyle konuştu:

“Bizler örnek belediyecilik uygulamalarımızı sürdürürken hükümet tarafından dile getirilen ‘Bütün belediyelere eşit mesafedeyiz’ söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı ortadadır. Türkiye Belediyeler Birliği’nin gelirinin yarısından fazlasını Millet İttifakı belediyeleri sağlarken, kaynaklarının büyük kısmını Cumhur İttifakı belediyelerine ve diğer kamu kurumlarına aktarması adaletsiz bir vakıadır.

Birçok belediyemiz kamu bankalarından ve İller Bankası’ndan kredi alabilmek bir yana, teminat mektubu dahi alamamaktadır. Gelir kalemlerinin büyük bir kısmını belediyelerimizin oluşturmasına rağmen, bütçesi valilikler tarafından yönetilen Kalkınma Ajanslarının gider kalemlerinden kurumlarımız etkin olarak faydalanamamaktadır. Birçok kredi onayı ise uzun süredir Cumhurbaşkanlığı makamının onayını beklemektedir. ‘Eşit mesafe’ değil, sadece ‘mesafe’ ile sürecin yürütüldüğü ve mesafenin Millet İttifakı belediyeleri olmamız sebebiyle gittikçe açıldığı yadsınamaz bir gerçektir.

“Bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkartılıyor”

İki buçuk yıl boyunca belediyelerimizin yaptığı ve büyük takdir toplayan çalışmaların bir kesime rahatsızlık verdiğini görmekteyiz. Bu durumu anlayışla karşılıyoruz. Kabul etmediğimiz durum ise hukukun dışına çıkılarak, baskı ortamının oluşturulması, haksız ve mesnetsiz ithamlarla kurumlarımızın zan altında bırakılması ve devlet kurumu olan belediyelerimiz üzerinden sürekli olarak kirli siyaset üretilmesidir.

Gelinen noktada, vatandaşlarımızı ayırt etmeden hizmet eden belediyelerimize ayrımcılık yapıldığı, millet iradesi ile seçilen bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkarıldığı, demokrasi ve hukuk kurallarıyla işlemesi gereken bir düzenden baskı ve engel düzenine geçiş yapıldığı açıktır.

İstanbul Büyükşehir Belediyemize yapılan haksızlığın, tüm belediyelerimize yapıldığını düşünüyor ve bu haksızlığı reddediyoruz. Bir belediyemiz için uygulanması düşünülen hukuksuzluk, karşısında tüm belediyelerimizi ve milletimizi bulacaktır.

Millet İttifakı Belediye Başkanları olarak bundan sonraki süreçte de haksızlığa, hukuksuzluğa, baskılara ve ithamlara karşı tek yürek olacağımızın bir kez daha altını çiziyoruz. Bu güçlü irade baskılardan bırakın yılmayı, aksine her zorlukta daha da güçlenecek ve vatandaşlarımıza daha çok hizmet etme azmimizi perçinleyecektir.”

Deklarasyon, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın imzasını taşıyor.

Paylaşın

Türk Tabipleri Birliği’nden Sağlık Bakanlığı’na TURKOVAC Soruları

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı’nca inaktif Kovid 19 aşısı TURKOVAC için Acil Kullanım Onayı verilmesi üzerine Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne bir yazı yazdı ve aşıya dair merak edilen noktalar hakkında sorular yöneltildi.

Bianet’te yer alan habere göre; Dün kuruma gönderilen ve bugün kamuoyuyla paylaşılan yazıda, Bakanlığa aşıyla ilgili dört soru yöneltildi.

Sonuçlar makaleyle yayınlanmadı

TURKOVAC aşısının bilimsel bilgi ve verilerinin yeterli düzeyde paylaşılmadığını, faz-3 çalışmalarına dair herhangi bir makalenin bilimsel dergilerde yayımlanmadığını hatırlatan TTB, Acil Kullanım Onayı’nın bilimsel özgürlüğü ve yönetsel özerkliği olmayan Türkiye Tıbbi Cihaz ve İlaç Kurumu’ndan verilmesinin de bilimsel çekincelere yol açacağını belirtti.

Yazıda, “Bilimsel çalışma sonuçları yayımlanmayan ve bilimsel ortamlarda tartışılmamış bir aşının güvenli ve etkili sayıldığına dair bakanlık açıklamaları, ne yazık ki var olan aşı tereddüdünü daha da artıracaktır” dendi.

TTB, şüphe ve farklı saiklerin bilimsel gerekliliklerin yerine ikame edilmesi yaklaşımının, Türkiye’nin aşı üretimi alanında bilimsel çevrelerde olumsuz algılanabileceğine dikkat çekti.

Bakanlığa dört soru

TTB, şu soruların yanıtlarının, uzmanlık dernekleri ve kamuoyu ile paylaşılmasını talep etti:

Aşının faz-1, faz-2 ve faz-3 çalışmaları bilimsel rapor olarak kamunun erişebileceği biçimde yayınlandı mı?

Acil Kullanım Onayı verilmeden önce aşının “güvenli” ve “etkili” olduğu konusunda bir rapor düzenlendi mi?

Bu aşının üretim tesislerinde İyi İmalat Uygulamaları (İİU-GMP) ve biyogüvenlik seviyesi (BSL3) koşulları sağlandı mı?

Üretici ve tedarikçi firmalar hangileridir ve doz başına maliyeti nedir?

TURKOVAC hakkında bilinenler

Erciyes Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığınca geliştirilen yerli aşı TURKOVAC, Türkiye’de ilk kullanılan Çin menşeli Sinovac firmasının Coronavac aşısı gibi inaktif türde.

İnaktive edilmiş aşılar, bilinen geleneksel aşı türü.

Dünyada yaygın olarak kullanılan COVID-19 aşıları; inaktif, Viral Vektör ve mRNA yöntemleriyle üretiliyor. Dünyada hangi aşının daha etkili olduğu yönünde tartışmalar sürüyor.

TURKOVAC çalışmalarının Faz 1, Faz 2, Faz 3 aşamalarındaki başarı yüzdeleri ve ayrıntıları henüz paylaşılmadı.

“Yaygın kullanıma” geçiliyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 22 Aralık’ta, yerli koronavirüs aşısı TURKOVAC’ın acil kullanım onayı aldığını ve seri üretimine başlandığını açıkladı:

“Gelecek hafta sonundan itibaren başta şehir hastanelerimiz olmak üzere yaygın kullanıma geçmiş olacağız.”

TİTCK’ten “acil onay” açıklaması

Aşıya acil kullanım onayı veren Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) internet sitesinde yayımlanan açıklama şöyle:

“Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından bulaşıcı hastalıklar kapsamında kabul edilen Covid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında kullanılması planlanan, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) desteğiyle geliştirilen ilk yerli ve milli inaktif Covid-19 aşısı TURKOVAC halka hızlı erişiminin sağlanması için Acil Kullanım Onayı kapsamında değerlendirilmiştir. Bilimsel değerlendirmeler sonucunda, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunca ilgili aşı için Acil Kullanım Onayı verilmiştir.”

Paylaşın

İBB’ye Yönelik Teftiş Sonrası CHP’de Kayyuma İhtimal Verilmiyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik teftiş sonrası CHP’li belediyelere yönelik “görevden alıp, kayyum atama” olasılıkları da tartışılıyor. Görüşmede, kayyum atanma gibi bir olasılığa ihtimal verilmezken, iktidarın buna cesaret edemeyeceği değerlendirmesinde de bulunuldu. Kılıçdaroğlu’nun da “Dilerim böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmezler” sözleriyle kararlılık mesajı verdiği ifade edildi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik, “terör örgütleri ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu yönündeki ihbar ve tespitler” üzerine özel teftiş başlatmasının ardından CHP yönetimi, izlenecek yöntemi masaya yatırdı.

Partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde “Büyükşehir Belediye Başkanları buluşması” çerçevesinde Ankara’da bulunan 10 belediye başkanı ile görüşen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarın bu girişimleri karşısında “sakin olmaları ve aynı hızla çalışmalarını sürdürmelerini isteyerek, “İktidar gitme telaşında, bunun için her şeyi yapabilirler, biz işimize bakalım” mesajı verdi.

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarını görevden almaya cesaret edemeyeceğini belirterek, “Dilerim akıllarından bile geçirmezler” dediği öğrenildi. İçişleri Bakanlığı’nın İBB’ye yönelik başlattığı “özel teftiş” başlatmasının ardından gözlerin çevrildiği CHP’de bugün yoğun bir trafik yaşandı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu önce, her ay yapılan “Büyükşehir Belediye Başkanları” toplantısı için Ankara’da bulunan belediye başkanlarını kabul etti.

Büyükşehir belediye başkanları toplantısının, Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 102. Yıldönümü olması nedeniyle 27 Aralık’ta Ankara’da yapılması kararlaştırılmıştı. Görüşmenin İçişleri Bakanlığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne özel teftiş başlatması sonrasına denk gelmesi nedeniyle ilk sıradaki gündem maddesi de bu konu oldu.

Görüşmeye Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği programına katılmak için İzmir’de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ağırlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer dışında 10 büyükşehir belediye başkanı katıldı.

Edinilen bilgiye göre görüşmede Kılıçdaroğlu, İBB’ye yönelik kararı “kaybetme telaşı” olarak yorumladı ve “Gitmemek için her şeyi yaparlar. Ama sakin olmamız lazım, sizler aynı hızla çalışmaya devam edin. Herkes işine bakacak, böyle durumlarda yan yana olduğumuzu göstermemiz gerekiyor” görüşünü dile getirdi.

“Kayyuma ihtimal verilmiyor”

Kulislerde İBB’ye yönelik teftiş sonrası CHP’li belediyelere yönelik “görevden alıp, kayyum atama” olasılıkları da tartışılıyor. Görüşmede, kayyum atanma gibi bir olasılığa ihtimal verilmezken, iktidarın buna cesaret edemeyeceği değerlendirmesinde de bulunuldu. Kılıçdaroğlu’nun da “Dilerim böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmezler” sözleriyle kararlılık mesajı verdiği ifade edildi.

Görüşmeye katılan bir belediye başkanı “Kayyum asla olmaz. Buna kimse cesaret edemez. Hepimizin ortak görüşü bu” dedi. Bazı belediye başkanları da göreve geldiklerinden bu yana mülkiye müfettişlerinin belediyede olduğuna dikkat çekerek, “Biz hiçbir denetimden korkmuyoruz. Sadece tarafsız, bağımsız, vicdanı ile çalışacak, işini yapacak müfettişler lazım” görüşünü dile getirdi.

“Devlet tuzak kuruyorsa hukuktan başka yol var mı?”

Bu görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplanan MYK’da da İBB’ye yönelik teftiş kararı ve iktidarın CHP’li belediyelere yönelik olası hamleleri ve buna karşı partinin alacağı tutum ele alındı.

Toplantıda AKP’nin CHP’yi “itibarsızlaştırma ve terörle ilişkilendirme” çabası içinde olduğu ve bunun devamında da benzer girişimlerin gelebileceği yorumu yapıldı. İktidarın belediyeleri terörle veya rüşvetle irtibatlandırma girişimleri karşısında, hukuki delillerle bunların çürütülmesi ve kamuoyuyla da her zeminde bu bilgilerin paylaşılması görüşü benimsendi.

İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir gibi diğer belediyelere yönelik de çeşitli iddiaların gündeme getirilebileceği, hatta Buca belediyesine yönelik operasyon, Adana’da Ceyhan Belediye Başkanı’na yönelik rüşvet suçlaması, Yalova Belediyesi’ne operasyon gibi bundan sonra bazı ilçe belediyelerine yönelik de operasyonlar yapılabileceği görüşü dile getirildi.

Bir parti yöneticisi, Adana Ceyhan Belediye Başkanı’nın bir ses kaydı gerekçe gösterilerek, “rüşvet iddiasıyla” görevden alındığını belirterek, şu görüşleri dile getirdi:

“Altı ay sonra belediye başkanımızın avukatları bu kaydı dinletti. Evet konuşmada bir rüşvet geçiyor, ama ses belediye başkanımıza ait değil. Sonra belediye başkanımız tahliye edildi, ama görevine iade edilmedi. Bu belediye başkanımıza karşı bir itibar suikastiydi.

“Hukuk dışında başka mücadele zemini yok. Devlet tuzak kuruyorsa hukuktan başka kullanacak yolumuz var mı? Gideceğimiz yer adalet mekanizması olacak. Eninde sonunda yaptıkları ayaklarına dolaşıyor. Biz bunların peşine takılmayacağız. Yolumuzda yürüyeceğiz, özgürlük ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğiz. İşi kişiselleştirmeyeceğiz. Faşizme karşı mücadele demokratik ve hukuki olmak zorunda. Biz hukuki zeminleri kullanarak, yapılanları ifşa edeceğiz.”

Paylaşın

Konyaspor, Beşiktaş’ı 90. Dakikada Yıktı

Süper Lig’in 19. haftasında Konyaspor ile Beşiktaş Konya BŞB Stadı’nda karşı karşıya geldi. Konyaspor karşılaşmanın 90. dakikasında Ahmed Hassan attığı gol ile sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Bu sonucun ardında Konyaspor ligin ilk yarısını 39 puanla 2. sırada tamamladı. Beşiktaş ise 19. hafta sonunda 28 puanla 7. sırada kaldı. Ligin 20. haftasında Konyaspor, sahasında Sivasspor’u konuk edecek. Beşiktaş ise Çaykur Rizespor deplasmanına çıkacak.

Karşılaşmadan dakikalar;

5. dakikada Josef’in orta alandan gönderdiği pas ile ceza sahası içi sağ çaprazında topu kontrol eden Oğuzhan, sağ ayağıyla vuruşunu yaptı fakat kaleci Sehic, topu iki hamlede kontrol etti. 28. dakikada Cikalleshi sol kanattan sağ ayağıyla ortayı yaptı, ceza sahası içinde Soner, sırtı kaleye dönük bir şekilde kafa vuruşunu yaptı fakat top yandan auta gitti.

37. dakikada Pjanic’in ceza sahasına kullandığı serbest vuruşta savunmanın uzaklaştırmak istediği top kale önündeki Batshuayi’nin önünde kaldı. Bu oyuncunun yakın mesafeden yaptığı vuruşta kaleci Sehic gole izin vermedi. 39. dakikada ceza sahası önü sağ çaprazında topla buluşan Cikalleshi’nin sert şutunda top az farkla yandan dışarıya çıktı.

44. dakikada sağ kanattan kullanılan serbest vuruşta Guilherme sol ayağıyla ortaladı, kale sahası ön çizgisi üzerinden Abdülkerim’in kafa vuruşunda top yandan auta çıktı. 52′ Ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Oğuzhan ceza yayına doğru gönderdiği topa Ghezzal gelişine vurdu fakat meşin yuvarlak üstten dışarıya gitti.

59. dakikada sol çaprazdan ceza alanına giren Batshuayi sağ ayağıyla vuruşunu yaptı, kaleci Sehic gole izin vermedi. Dönen top önce Larin’den ardından da savunmadan sol çaprazda Ghezzal’ın önünde kaldı. Ghezzal’ın sol ayağıyla vuruşu üst direkten geri geldi. Boşta kalan topa bu kez kafa vuran Ghezzal, yine kaleye isabet sağlayamadı ve top yandan az farkla auta çıktı.

71. dakikada sol kanattan savunmanın arkasına sarkan Cikalleshi ceza sahasına girdi ve vuruşunu yaptı fakat top kaleci Ersin’de kaldı. 73. dakikada Josef’in pasıyla ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Güven’in şutunda meşin yuvarlak üstten auta gitti. 76. dakikada ceza yayı önünde topla buluşan Josef’in sert şutunu kaleci Sehic parmaklarının ucuyla kornere çeldi.

83. dakikada savunmadan gönderilen uzun topla ceza sahası içi sol çaprazında buluşan Ahmed Hassan, kayarak sol ayağıyla vuruşunu yaptı, kaleci Ersin topu çıkardı.

90. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Michalak, sağ ayağının dışıyla ortayı yaptı, kaleci Ersin topu tokatladı. Daha sonra ceza sahası içi sağ çaprazında topu önünde bulan Skubic, meşin yuvarlağı içeriye çevirdi. Penaltı noktası ile kale sahası ön çizgisinin arasında bulunan Ahmed Hassan, sırtı dönük bir şekilde yatarak topa vurdu ve ağları havalandırdı: 1-0.

Stat: Konya Büyükşehir Belediye

Hakemler: Mete Kalkavan, Kerem Ersoy, Samet Çiçek

Konyaspor: Sehic, Skubic, Adil, Abdülkerim, Guilherme, Hadziahmetovic, Soner, Michalak (Alper dk. 90+5 ?), Mpoku (Rahmanovic dk. 59), Bytyqi (Çekiçi dk. 77), Cikalleshi (Ahmed Hassan dk. 77)

Beşiktaş: Ersin, Umut, Vida, Montero, Rıdvan, Pjanic (Atiba dk. 80 ?), Josef, Ghezzal, Oğuzhan (Can dk. 68), Larin (Güven dk. 68), Batshuayi

Goller; 90. dakika Ahmet Hassan ( Konyaspor )

Paylaşın

Sancar, Buldan ve Davutoğlu’ndan Erken Seçim Çağrısı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, muhalefet partilerini ziyaretleri kapsamında bugün Gelecek Partisini ziyaret ederek Genel Başkan Ahmet Davutoğlu ile görüştü. Buldan ve Sancar görüşme sonrası Davutoğlu ile birlikte ortak bir basın toplantısı yaptı.

Haber Merkezi / Mithat Sancar ve Pervin Buldan, “Türkiye toplumunun erken seçime ihtiyacı var” derken, Davutoğlu da ziyaretleri için Buldan ve Sancar’a teşekkür ederek, “Demokrasiler, farklı görüşlere, vizyonlara sahip partilerin diyalog kurabilmesi, karşılıklı olarak görüşlerini tartışabilmesi açısından bir özgürlükler rejimidir. Meşru siyaset zemini içinde olan bütün partiler, Meclis’te temsil edilsinler, edilmesinler bu müzakerelerde bulundukça ülke huzura kavuşur” diye konuştu.

“Türkiye toplumunun bizden beklentilerini konuştuk”

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın açıklamasından satır başları şöyle;

Sayın Başkan ve heyetine teşekkür ediyoruz. Kıymetli bir görüşme gerçekleştirdik. Yaklaşık 2 saatlik bir görüşme yaptık. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu ve bu durumla birlikte Türkiye toplumunun bizden beklentilerini konuştuk.

Ekonomik krizle birlikte Türkiye toplumunun büyük bir beklenti içinde olduğunu konuştuk. Muhalefet partileri olarak bir araya gelip seçim dönemine kadar istişare ederek bu süreci nasıl yürüteceğimize dair görüşlerimizi paylaştık. Bugün Türkiye’nin en önemli ihtiyacının bir erken seçim olduğunu ifade ettik. Bu talebimizi Gelecek Partisi ile de paylaştık.

Yarın yapacağımız ziyaretlerde de genel başkanlara ifade edeceğiz. Biz de “hemen acil seçim” diyoruz Türkiye’nin bu mevcut durumdan kurtulabilmesi için. Ancak, erken seçimin olacağı tarihe kadar da bir geçiş dönemine ihtiyaç var. Çünkü bugün Türkiye’de demokrasinin, adaletin, hukukun olmadığı bir süreci yaşıyoruz. Bu süreçte mağdur olan Türkiye halklarıdır. AKP-MHP hükümeti gündem değiştirmeye çalışsa, bir erken seçimi gündemine almasa ve ekonomik krizi gündem olmaktan çıkarsa bile Türkiye’nin erken seçime ihtiyacı var.

Türkiye halklarının içinde olduğu durumu konuşmak ve dertlerine çare olmak zorundayız. Bütün muhalefet ve kamuoyuyla paylaştık, buradan bir çıkış noktası aramak gibi bir sorumluluğumuz var. Ve bu sorumluluk gereği buradayız ve bu konuları konuştuk. Bir kez daha kendilerine bizi ağırladıkları için teşekkür ediyoruz.

“Bizler toplumun tüm kesimleriyle diyalogu esas alıyoruz”

HDP Eş Genel Başkanı Sancar’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

Sayın Davutoğlu ve heyetine bu kapsamlı istişare imkanını sundukları için teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin ihtiyacının diyalog olduğunu, demokratik mekanizmaların en azından muhalefet arasında tereddütsüz işlediğini göstermek istiyoruz. İktidar demokratik işleyişi boğma hedefini ısrarla sürdürüyor ve bu konuda da hiçbir kural tanımıyor. Bizler toplumun tüm kesimleriyle diyalogu esas alıyoruz.

Şüphesiz muhalefetle diyalog da bunun çok özel bir bölümünü oluşturuyor. İktidarın, toplumu ayrıştırmak, kutuplaştırmak ve buradan fayda sağlamak istediğini biliyoruz. Muhalefet olarak buna karşı en büyük cevabımız toplumsal barışa katkı sunabileceğimizi göstermektir, toplumsal barışı kurma imkanlarının olduğunu göstermektedir.

Farklılıklarımızla bir araya gelip temel ilkelerde buluşmak, diyalogu sürdürmek, toplumsal barışa seçimleri beklemeden katkıda bulunma yollarını istişare etmek olduğu inancındayız. Görüşmelerimizin bu ihtiyaca katkı sunacağını düşünüyoruz ve buna inancımız var.

Böyle bir inancı Sayın Davutoğlu ve heyetinde görmekten de büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Seçim talebimiz var ama hukuksuzluklara ve halkın soyulmasına karşı ortak yolları ve iradeyi nasıl gösterebileceğimizi tartışmaya ihtiyacımız var. Sayın Davutoğlu ve heyetine teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

“Ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde erken seçim kaçınılmaz yoldur”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle;

Ben de bu ziyaret ve görüş alışverişi dolayısıyla teşekkür ediyorum. Demokrasiler farklı görüş ve vizyonlara sahip partilerin diyalog kurabilmesi, karşılıklı olarak görüşlerini tartışılabilmesi açısından bir özgürlükler rejimidir. Meşru siyaset zemini içinde olan bütün partiler, Meclis’te temsil edilsin ya da edilmesinler bu müzakerelerde bulundukça ülke huzura kavuşuruz. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına giriyoruz.

Hep beraber ya insan haklarına ve temel özgürlüklere dayalı bir demokrasiyi hayata geçireceğiz ya da Türkiye’nin yüzyıl içinde çektiği çileleri, yeni kutuplaşma ve çatışmalara zemin olacak bir vebali herkes omuzunda taşıyacak. Cumhuriyetin 100’üncü yılına giderken bütün siyasi partilerin Türkiye’nin birlik ve beraberliği temelinde, ülke bütünlüğü temelinde, temel insan hak ve özgürlükleri ve toplumun ortak refahı zemininde buluşmasının büyük bir önemi var.

Son dönemlerde vatandaşlarımız yoğun bir ekonomik kriz içinden geçerken bir belirsizlik psikolojisi toplumun her kesimine sirayet ediyor. Bu belirsizliği ortadan kaldıracak en temel faktörlerden birisi de temel ilkeler etrafında siyasi partilerin görüş alışverişinde olmalarıdır. Türkiye’nin ortak refahı, ülke bütünlüğü içinde demokratik hak ve özgürlüklerin yaşanır kılınması yönünde ve gittikçe artan otoriter eğilim karşısında demokratikleşme süreçlerinin desteklenmesi yönünde bir ilkesel zemin oluşması önemlidir.

Bu tür ziyaretler böyle bir zemin teşkil etmesi bakımından önem taşıyor. Biz de Sayın Eşbaşkanlara ve heyetine teşekkür ediyoruz. Erken seçim talebini hemen ve acil olarak biz gündeme getirmiştik. Bu derece ekonomik krizin yaşandığı bu dönemde erken seçim demokratik toplumlarda kaçınılmaz yoldur.

Paylaşın

BDDK’dan 26 Kişi Hakkında Suç Duyurusu

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), sosyal medyada döviz kurlarındaki hareketlilik konusundaki paylaşımları dolayısıyla Rüşdü Saraçoğlu, Mustafa Sönmez, Şeref Oğuz, Okan Aybar, Erk Acerer, Emin Çapa ve Evren Bolgün’ün de aralarında bulunan 26 kişi hakkında daha suç duyurusunda bulundu.

BDDK’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, sosyal medya ve yayın organları üzerinden kur hareketlerini manipüle etmeye yönelik paylaşımları dolayısıyla Bankacılık Kanunu’nun 74. maddesinde yer alan, “Bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz” hükmüne aykırı davrandığı belirlenen 21 gerçek kişi ve sosyal medya kullanıcısı hakkında 162. madde kapsamında suç duyurusunda bulunuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun suç duyurusu üzerine, eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ile Güldem Atabay, Burhanettin Bulut, Emin Çapa ve Selçuk Geçer hakkında soruşturma başlatmıştı.

Bugün öğle saatlerinde BDDK’nın kurlardaki hareketliliği sosyal medya hesaplarında değerlendiren beş ekonomist hakkında suç duyurusunda bulunduğu açıklanmıştı. Ancak kurumun akşam saatlerinde paylaştığı liste ile bu sayının daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Gazeteci Mustafa Sönmez Twitter hesabınan yaptığı paylaşımla BDDK’ya tepki göstererek suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

Gazeteci Emin Çapa ise Halk TV’de yaptığı açıklamada kendilerine gözdağı verilmek ve susturulmak istendiğini belirterek “Beni bir kenara bırakın Durmuş Yılmaz gibi Merkez Bankası’nda yöneticilik yapmış olan bir insan itibarsızlaştırılıyor. Öyle yağma yok. Ben kendi adıma şunu söylemek isterim halkıma karşı vicdanen rahat olmak ve ekonomi habercisi olarak görevimi yapmaya devam ediyorum” dedi. Çapa son paylaşımında suçlananlardan ikisinin eski merkez bankası başkanı olduğuna işaret etti.

CHP Adana Milletvekili Burhanettin Bulut da, Twitter hesabından “BDDK hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. BDDK önce 20 Aralık’ta yüklü miktarda kim alım, kim satım yaptı onu araştırsın” ifadelerini paylaştı. Selçuk Geçer de Medyascope’a yaptığı açıklamada “Dikkate bile almıyorum. Ben ömür boyunca hapis yatmaya razıyım. O geceyle ilgili bütün olayları araştırsınlar. Kim, nasıl manipüle etmiş? Konuyla ilgili BDDK’dan araştırma bekliyoruz” dedi.

Paylaşın

Le Monde: Türkler Fakirleşirken, Erdoğan Kuran’a Güveniyor

Fransa’da yayınlanan Le Monde gazetesinde, “Türkler fakirleşirken Erdoğan Kuran’a güveniyor” başlığıyla çıkan makalede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, faiz ve enflasyonla mücadelede “Bir Müslüman olarak Nas ne gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim” şeklindeki konuşmasına geniş yer verildi.

Gazetenin İstanbul muhabiri Marie Jego tarafından kaleme alınan yazıda, Türkiye’de yaşanan son kur krizi, gıda fiyatlarındaki artış ile birlikte alım gücünün büyük ölçüde düşmesine değinildi.

Makalede, “faizleri düşürerek enflasyonu indirmeye çalışan Erdoğan’ın hayali para politikasıyla alım gücünün her geçen gün düştüğü” yorumu yapıldı.

Muhalefet partileri ile TÜSİAD’ın ekonomi biliminin gereklerinin yapılması yolunda yaptığı çağrılara gönderme yapılan makalede, Erdoğan’ın bu çağrıları dinlemeyerek sert tepki gösterdiği ifade edildi.

Le Monde, bu çağrıları karşılıksız bırakan ve tepkisini gizlemeyen Erdoğan’ın bunun yerine söylemleriyle para politikalarını Kuran’ın ilkelerinin belirleyeceği mesajını vererek, “Neymiş efendim faizleri düşürüyormuşuz, benden başka bir şey beklemeyin. Bir Müslüman olarak Nas’lar neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim.” şeklindeki açıklamasına yer verildi.

Gazete, Türk bankaların yeni ekonomik model çerçevesinde yaklaşık 1,5 milyar dolar bozdurduğunu ancak dövizin, toplam mevduatların yarısından fazlasını oluşturduğu ülkede, bunun Türk lirasına güveni sağlamaya yetip yetmeyeceğinin belirsiz olduğu yorumuna yer verildi.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın