Kırklareli: Yukarıkanara Kalesi

Yukarıkanara Kalesi; Kırklareli’nin Kofçaz İlçesi, Yukarıkanara Köyü, Kale Yanı mevkiinde yer alan kale, Demir Çağlarında yapılmıştır.

Bununla birlikte yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Yukarıkanara Köyünün doğusunda bir tepe üzerinde yer almaktadır.

Kale kalıntısından ayakta hemen hemen birşey kalmamıştır. Tepenin güney tarafında parçalar halinde duvar kalıntıları bulunmaktadır ve bu duvar kalıntılarının doğusunda temel taşları ve izleri mevcuttur.

Yüzeyde insitu durumda bulunmuş seramiklere göre en erken yerleşimin Kalkolitik Döneme kadar gittiği, bununla birlikte kalenin ilk yerleşiminin Demir Çağında olduğu söylenebilir.

Kalıntı şeklinde günümüze gelebilen sur duvarları, kayrak taşlarının karışık biçimde birleştirilmesi ile oluşturulmuştur ve kalınlıkları yaklaşık olarak 0,8-1,2 metreyi, yükseklikleri 2 metreyi bulmaktadır.

Bu duvarların güneyinde horasan harcının da kullanılmış olduğu, muhtemelen su künkü oldukları tahmin edilen bir kalıntı mevcuttur. Kalenin, bu özelliklerinden dolayı farklı dönemlerde kullanım gördüğü anlaşılmaktadır.

Bulunduğu mevki itibarı ile Karakol Kalesi olarak niteleyebileceğimiz kale, değişik dönemlerde iskan görmüş olup, istilalar ve yağmalar sonucu temeli aynı olmak üzere beden duvarları yıkılıp gelişi güzel tamir görmüştür.

Paylaşın

Hatay: İssos (Epiphaneia) Antik Kenti

İssos (Epiphaneia) Antik Kenti; Hatay’ın Erzin İlçesi, Gözeneler mevkiinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Antik kent, yaklaşık 800 x 1000 m genişliğindedir. Kent merkezinin doğu bölgesinde küçük bir höyük yer almaktadır. Su kemerleri kentin doğusundan başlayıp höyüğün üst bölgesinden geçmiştir. Tiyatro höyüğün kuzey eteklerinde ve batıya bakmaktadır.

Höyüğün batı bölgesinde kuzey – güney doğrultusunda uzanan sütunlu cadde bulunmaktadır. Sütunlu Caddenin kuzeyinde odeon, güneyinde kilise yer almaktadır. Kentin kuzey ve batı bölgesinde bazalt taştan yapılmış yapı kalıntıları bulunmaktadır.

Epiphaneia Kenti, Ovalık Kilikya içerisinde yer almaktadır. M.Ö. II. binyılın ikinci yarısının başlarından itibaren bölgede Hitit etkisi görülmüştür. Yeni Babil kralları, Hume dedikleri bölgeye en az üç defa sefer düzenlemiş, Yeni Asur kaynaklarındaki Que olarak adlandırılan bölgede M.Ö. IX. yüzyıldan itibaren faaliyetler başlatmışlardır. Bölge M.Ö. VI. yüzyılda Perslerin hakimiyetine girmiştir.

Büyük İskender’in M.Ö. III. yüzyılda Persleri yenmesi ile bölge de Helenistik dönem başlamıştır. Seleukos kralı IV. Antiokhos Epiphanes tarafından ismi değiştirilen Epiphaneia kentinin M.Ö. II. yy ortalarına kadar kullanılan ismi Oiniandos’tur. Roma’nın Kilikya bölgesine ilk doğrudan müdahalesi M.Ö.II. yüzyılın sonlarına doğru başlamıştır.

M.S. I. yy da bölgenin yeniden düzenlenmesi ile Romalıların imar faaliyetleri artmış ve M.S. III. yüzyıla kadar devam etmiştir. M.S. III. yüzyılda Persler (Sasani) Kilikya bölgesini işgal etmiştir. Haru-ar-Rasid (Abbasi) M.S. VIII. yy da Roma-Bizans egemenliğini sonlandırmıştır. Erzin, XV. yüzyılda Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devletine katılmıştır.

Epiphaneia Hamamı: Epiphaneia hamamının 18 mekanı ortaya çıkarılmış olup alt yapısının bir kısmı da ortaya çıkarılmıştır. Hamamın doğusunda Roma dönemine ait dükkanlar ve sütunlu, taş döşeli meydan ve üst tabakasında Abbasilere ait mekanlar bulunmaktadır.

Geç Roma Dönemine tarihlenen Epiphaneia hamamının planına bakıldığında kuzey-güney doğrultusunda uzandığı görülmektedir. Hamam odalarının dizilişinde asimetrik bir plan uygulanmıştır. Hamamın güneyinde soğuk mekanlar, orta bölümünde kilit mekan, ılık ve kuzeyinde sıcak mekanlar yer almıştır.

Hamamın doğusunda mekanlar yoğunlaşmış, odalar ve geniş havuz bulunurken, batısında küçük ve tek sıra halinde odalar bulunmaktadır. Hamam da üst yapısının yanında alt yapısının bir kısmı da ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak bakıldığında hamam mimarisinde bölgenin volkanik olan bazalt taşları ile tuğla kullanılmış ve sıvanmıştır.

Epiphaneia hamam mozaikleri, hamamın ortasında, güney ve güneydoğu bölgesindeki mekanlarda toplanmıştır. Hamamın orta bölgesinde yer alan soğuk mekanda mozaiğin merkez bölümünü oluşturan Artemis ve av sahneli I. pano yer almıştır. 9,20 x 9,80 m boyutlarındadır. Artemis ve av sahneli mozaiğin devamı olan II., III. ve IV. pano da güneye doğru genişleyen soğuk mekanın tabanındadır.

Paylaşın

Hatay: Samandağ, Hıdır Türbesi

Hıdır Türbesi; Hatay’ın Samandağ İlçesi merkezinin 1,5 km batısında deniz kenarında bulunmaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Hıdır Türbesi, kutsal bir mekandır. Rivayete göre Hz. Hızır ile Hz. Musanın buluştuğu yer olan kutsal bir kaya olarak anılmakta ve kutsal mekanın çevresinde geleneksel olarak bir veya üç kez dönülmektedir.

Müslüman ve Hristiyan halkları için büyük öneme sahip olan türbe, her yıl büyük bir ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Paylaşın

Anadolu’nun ilk camisi: Habib-i Neccar Camii

Habib-i Neccar Cami; Hatay’ın Antakya İlçesi, Habib-i Neccar Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Camiye, şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Anadolu’da yapılan ilk cami olarak bilinir. Cami Roma dönemine ait bir pagan tapınağının üzerine inşa edilmiştir.

Günümüzdeki cami Osmanlı dönemi eseridir, etrafı medrese odaları ile çevrilidir. Avlusunda 19.yy eseri bir şadırvan bulunur.

Caminin kuzeydoğu köşesinde İsa’nın havarilerinden Yunus (Yuhanna) ve Yahya (Pavlos) ile onlara ilk inanan ve şehit edilen ilk kişi olan Antakyalı Habib-i Neccar’ın türbesi bulunur.

Paylaşın

Kırklareli: Akbay Kalesi

Kırklareli; Kırklareli’nin Demirköy İlçesi, Avcılar Köyü’nün 7,4 km kuzeybatısında ormanlık alanda, hakim bir tepede bulunmaktadır.

Kale, büyük ölçüde yok olmuştur, zeminde taş yığınları şeklinde duvar kalıntıları görülmektedir. Bir bölümde 3×3 m moloz taş ve kireç harcı ile örülmüş duvar parçası sağlam olarak görülmektedir.

1. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi. Bölgedeki güvenlik birimleri tarafından izlenmesi.

Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir. Defineciler tarafından tahrip edilmektedir.

Paylaşın

Kırklareli: Sakırga Tepe Kalesi

Sakırga Tepe Kalesi; Kırklareli’nin Demirköy İlçesi, Sivriler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Kale kalıntısı Sivriler Köyünün 5,6 km kuzeydoğusunda, ormanlık alanda, hakim bir tepede bulunmaktadır.

Güneybatı köşesinde girişi olabilecek bir boşluk bulunmaktadır. 4-5 m yüksekliğinde kale duvarları moloz taş ve kireç harcı ile örülmüştür. Kuzeydoğu tarafında da kapı olabilecek bir boşluk daha bulunmaktadır.

Bölgedeki güvenlik birimleri tarafından izlenmesi. Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir. Birçok yerinde kaçak kazı çukurları görülmektedir.

Paylaşın

Kırklareli: İkiztepeler Kalesi

İkiztepeler Kalesi; Kırklareli’nin Demirköy İlçesi, Balaban Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Balaban Köyünün 2,8 km kuzeybatısında, Hamdibey Köyünün 5,3 km batısında bulunan kale orman alanı içerisinde bulunmakta tamamen yıkılmış durumdadır.

Kalemin duvarları temel seviyesinde taş yığınları şeklindedir. Bu yığınlardan duvar hattı takip edilebilmektedir.

1. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi. Bölgedeki güvenlik birimleri tarafından izlenmesi. Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir.

Kale kalıntısı korunmadığı için beşeri ve doğal şartlar nedeni ile yok olmaktadır. Duvar izleri toprak içerisinde belli belirsiz hafif yükselti şeklinde görülebilmektedir. Farklı noktalarda defineci çukurları ve tahribatı görülmektedir.

Paylaşın

Kırklareli: Tepebaşı Kalesi

Tepebaşı Kalesi; Kırklareli’nin Demirköy İlçe Merkezi’nin 5,2 km doğusunda orman içerisinde yüksek bir tepe üzerinde bulunmaktadır.

Duvarlarının kuzeybatısı tamamen yıkılmış, diğer kısımlar kısmen ayaktadır. Duvarlarının kalınlığı ortalama 1.80 metredir. Bol harçlı moloz dolgu duvarların cephelerinde, düzgün yontulmuş taşlar kullanılmıştır.

Duvarların iç kısımlarında, tuğla sıralarının da kullanıldığı, güneydeki duvarın çökmüş kesitinden tespit edilebilmektedir. Kale bir Roma garnizonu olup Bizans Dönemi’nde de kullanılmıştır. Yer yer duvar yükseklikleri 2 metreyi bulmaktadır.

1. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi. Bölgedeki güvenlik birimleri tarafından izlenmesi. Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir. Kale kalıntısı korunmadığı için beşeri ve doğal şartlar nedeni ile yok olmaktadır.

Paylaşın

Kırklareli: Sislioba Kalesi

Sislioba Kalesi; Kırklareli’nin Demirköy İlçesi, Sislioba Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Köyden 4 km uzaklıkta bulunan kalenin kuzeydoğu surlarının birazı, güneydoğuda burcun bir kısmı, doğuda surun bir bölümü ayaktadır.

Moloz dolgu duvarların cephelerinde, düzgün yontulmuş yerel taş ve beyaz kireç harcı yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. Kalenin iç kısımlarında da bazı duvar izleri görülmektedir. Roma Dönemi garnizonu olup, Bizans Dönemi’nde de kullanılmış olmalıdır.

1. Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi ve koruma sınırının belirlenmesi. Bölgedeki güvenlik birimleri tarafından izlenmesi. Orman içerisinde yer alması sebebi ile ormancılık amaçlı sürüm ve ağaç dikim faaliyetlerinin yapılmaması gerekmektedir.

Kale kalıntısı korunmadığı için beşeri ve doğal şartlar nedeni ile yok olmaktadır. Ancak mevcut şekliyle bölgede günümüze en fazla mimari şekli ve formuyla ulaşabilen kalelerden birisidir.

Paylaşın

Kırklareli: Dupnisa Mağarası

Dupnisa Mağarası; Kırklareli’nin Demirköy İlçesi, Sarpdere Köyü’nün 6 km güneyinde ormanlık alan içerisinde yer almaktadır.

Kuru ve sulu olmak üzere 2 ayrı mağaradan oluşan Dupnisa Mağarası sahip olduğu doğal değerleri nedeni ile Edirne Koruma Kurulu’nun 10/07/1991 tarih ve 942 sayılı kararı ile Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir.

Yine Koruma Kurulu’nun 11/10/2001 tarih ve 6962 sayılı kararı ile derecesi (2. derece) sınırları belirlenmiştir. Mağaranın turizme açılmasına yönelik uygulama ve çevre düzenleme projeleri Koruma Kurulu’nun 28/02/2002 tarih ve 7117 sayılı kararı ile revize edilmiştir.

Kuru mağara girişi 5 m çapındaki bir açıklıktan ibarettir. Bu mağara damlataş birikimi yönünden son derece zengindir. Sulu mağaranın ağzı bir çöküntü sonucu meydana gelmiş olup, içinde yer altı deresi, gölle ve saçaklar şeklindeki perde damla taşları mağarayı cazip hale getirmiştir.

 

Paylaşın