Muğla: Keramos Antik Kenti

Keramos Antik Kenti; Muğla’nın Milas İlçesi, Göcekbaşı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Karyalıların Krysaor Birliği’nin bir üyesi olan Keramos’un adının anlamı çömlektir. Hellenistik çağda, Rodos egemenliği altında bulunan kent, bu dönemde kuzey komşusu Stratonikea ile bağlaşıklık imzalamıştı. İ.Ö. 129 yılında düzenlenen Roma’nın küçük Asya eyaleti içinde yeralan Keramos, bundan sonraki evrede önemini giderek yitirmiştir. Ören’in arkasında yeralan Meşekayası dağları üstünde sur duvarları bulunur.

Surların alt kesimleri çokgen taş dizilerinden oluşurken, üst kesimlerde düzenli çizgi katları yapan duvar tekniği gözlenir. Kayalık bir terasta yeralan ve halk dilinde Bakıcak diye bilinen yerde, kentin iki önemli tapınağı, 25 metreye varan uzunlukları ile görülürler. Kurşunluyapı, taşları birleştirmek için kullanılan kurşun zıvanalardan bu adı almıştır. Güney ve batıda özgün biçimini korumuş olan bu güzel teras duvarlarının doğusu yıkılmıştır.

Terasın üstündeki düzlemde ise Korinth ve İyon düzeninde yapı parçaları bulunur. Sözkonusu tapınak alanının olasılıkla Zeus Krysaoreus’a ilişkin olduğu ileri sürülmektedir. Kasaba içinde bulunan Akyapı, Roma dönemine ilişkin büyük bir yapı kompleksidir. Gökova yoluyla gelenler, Ören’e ulaşmadan Meşekayası dağının arka kesimlerinde su kemerleriyle karşılaşırlar.

Paylaşın

Muğla: Kadyana Antik Kenti

Kadyana Antik Kenti; Muğla’nın Fethiye İlçesi, Üzümlü Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Likçe kitabelerde ismi Kadawanti olarak okunan Kadyanda’nın adındaki –Nd takısı nedeniyle kurulu tarihi M.Ö.3. binlere kadar indiği söylenebilir. Ancak antik kentten günümüze ulaşan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yy’dan daha eskiye gitmez.

Kadyanda ören yerinde kenti çevreleyen sur duvarlarının bir bölümü, kaya mezarları ve bazı kitabeler en erken döneme tarihlenen kalıntılardır. Bunlardan ayrı olarak Roma döneminde de onarılarak kullanılmış olan Helenistik tiyatro, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri kadyanda ören yerinin antik dönemde yerleşim tam bir kent hüviyetini ortaya koymaktadır.

Kent dik yamaçlarla arazinin topografyasına göre bir çok kez inşa edilmiş sur duvarları ile çevrelenmiştir. Bu duvarların özellikle güneydeki kısım ayakta kalmıştır. Tiyatro alanına istinat oluşturan poligonal sur duvarı Helenistik döneme ait olup kaliteli bir işçilik göstermektedir. Kaçak kazı izlerinin yoğun olarak izlendiği nekropol alanı kentin güney bölümünde, sur duvarlarının dışında kalmaktadır.

Antik kentte sayılarının çokluğu ile dikkat çeken yapı kalıntılarının bir başkası ise sarnıçlardır. Stadyumun doğu kısmında geniş bir alanın altında inşa edilmiş birbirine geçmeli dört büyük sarnıç kentin antik dönemde su sorununun ne kadar etkili olduğu, beklide bu sorun nedeniyle terk edilmiş olabileceğini akla getirmektedir.

Kadianda da izlenen yapı kalıntılarının büyük çoğunluğu roma dönemine aittir. Kent M.S. 7.yy. kadar yerleşime sahne olmasına karşı geç döneme ait kalıntılar fazla yoğun olarak hissedilmez. Antik kentte 1992 yılında Fethiye Müze Müdürlüğünce bir kurtarma kazısı yapılmıştır. Bu çalışma sırasında ören yerinin rahatlıkla ve kolaylıkla gezebilmek için takriben 2,5 km. uzunluğunda bir gezi yolu yapılmıştır.

Paylaşın

Muğla: Tlos Antik Kent

Tlos Antik Kent; Muğla’nın Fethiye İlçesi, Yaka Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Antik yazar Panyasis, Kragos hariç tamamı Xanthos vadisinde birer kent olan Tlos, Pınara, Xanthos ve Kragos’u bir nymphe olan Praxidike ile Tremile’nin çocukları olarak tanıtmaktadır. Tlos’un MÖ 14.yy.’da Hitit metinlerinde Lukka topraklarındaki Dlawa, daha sonraki dönemde Likçe yazıtlarda geçen Tlawa ile Grekçe metinlerdeki Tlos kenti ile aynı şehir olduğu ve kuruluşunun MÖ II. binlere kadar gittiği kabul edilmektedir.

Kente yaklaşıldığında akropolün hakim görüntüsü ziyaretçileri hayli etkiler. Dik yamaçlarla doğal açıdan korunaklı akropol tepesinin çevresi yer yer sur duvarları ile takviye edilerek tahkim edilmiştir. Akropolün kuzey-doğu yönündeki erken döneme ait sur duvarları ile kaya mezarları Likya kültürünün örneklerindendir.

Daha çok doğu ve güney-doğu kesiminde izlenen sur duvarları ise Roma döneminde inşa edilmiş olup Bizans döneminde bir çok yapı ve hatta bazı lahit mezarların malzemesi kullanılarak onarılmıştır.  En üstte devşirme taşlarla yapılmış olan Geç Dönem yapıları 19. yy.’da Osmanlı İmparatorluğunca görevlendirilmiş bir beyin yerleşimine ait duvarlardır. Yukarıda bahsi geçen kalıntılar, akropol tepesinin geçirdiği kültür evrelerinin aynı anda dar bir mekanda sergilenmesi açısından ilgi çekicidir.

Akropolün doğu yamacında özenle işlenmiş Roma Dönemi sur duvarlarına istinat oluşturan alanda sur duvarlarına paralel devam eden 12 oturma sırasına kadar krepislerin sayılabildiği bir stadyum bulunmaktadır. Stadyum karşısında izlenen yapı grupları Roma Dönemine ait olup bu gün fonksiyonları net olarak ifade edilememekle birlikte agora ve bölümlerine ait olmalıdır.

Bu alanın güney kesiminde izlediğimiz kalıntılar gymnasion, palestra ve hamam yapılarına aittir. Sitin en doğusunda daha çok Tonozlu galeriler üzerine kurulu Roma Dönemine ait bir tiyatro bulunmaktadır. Tek diazomalı tiyatronun sahne binası kuzey kesimin üçüncü kata kadar ayakta kalabilmiştir. Kuzey paradokstaki Likçe yazıt blokları devşirme malzeme olarak, genişletme veya onarım gördüğü tarihte kullanılmış olmalıdır. Stadyumun güneyinde Xanthos vadisine hakim bir noktada Roma döneminde yapılmış üç katlı bir hamam yapısı bulunmaktadır.

Paylaşın

Muğla: Güllük

Güllük; Muğla’nın Milas İlçesine bağlı bir mahalledir. Milas-Bodrum yolu üzerinden sağa ayrılan 8 km’lik yol sizi Güllük’e ulaştıracak. 

Bodrum’un kalabalığından hoşlanmayan tatilciler için yanıbaşında daha sakin bir tatil olanağı sunuyor Güllük. En azından şimdilik böyle. Güllük bir liman kasabası. Limandan çevrede çıkarılan boksit madeni ihraç ediliyor. Zaten yolda boksit taşıyan kamyonları göreceksiniz.

Mandalya Körfezi ve Asin Koyu çevresine yerleşmiş kasabanın sahili balıkçıları, kahveleri ve lokantaları ile sevimli bir balıkçı köyü özelliğini koruyor. Sahilden hemen sonra yükselen tepelere yerleşmiş oteller ve evler bu topografik özellikten dolayı hep deniz görüyor. Kentin kuzeyine kurulu dalyanda ve denizde iyi balık çıkıyor. Lüfer, kefal ve en çok da yılan balığı avlanıyor.

Sahil lokantalarından birine oturup yılan balığı ziyafeti çekebilirsiniz. Adının “yılan” oluşu sizi itmesin, lezzetlidir. Çevredeki koyların çoğunda kültür balıkçılığı da yapılmakta, çipura ve levrek yetiştirilmektedir. Güllük’te komşusu Bodrum gibi bölgeye özel tekneler (gulet) yapılan tersaneler var. Bunların görünüşü güzel ama limandaki şileplerin yarattığı görüntü için aynı şeyi söylemek zor.

Paylaşın

Muğla: Mabolla Antik Kenti

Mabolla Antik Kenti; Muğla’nın Menteşe İlçesine hakim Asar Tepesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kale düzlüğünün güneyindeki düzlükteki irili ufaklı taşlardan oluşan ve olasılıkla konut türü yerleşimlere ait yapı yıkıntıları da görülür. Bu alanın altındaki alt düzlükte II. bin Anadolu Hitit ve I.bin Frig ve Urartu geleneklerini yansıtan, Karya ve Likya Bölgesinde varlığını geç dönemde de sürdüren açık hava kutsal alanları görülür.

Mabolla Kalesinin iri dikdörtgen taşlardan oluşan surlarının güneye doğru süren uzantıları oldukça iyi korunmuştur. Sur duvarlarından aşağıya doğru sürüklenen bazı bloklar üzerinde izlenen kenetler ahşap kenet yuvaları özelliğindedir ve M.Ö. 5. yüzyılla tarihlendiğine ilişkin ipucu vermektedir.

Masadağ Kuzeydeki düzlüğe yakın yerinde ise yüksek teraslar üzerine oturtulmuş ve en az 3 katlı olan ve harçlı moloz taşlarından yapılma bir ortaçağ sarayı yer alır. Mabolla’nın doğu ve batı üst yamaçlarında ve çoğu yakın zamanda soyulmuş kaya oygu mezarları yer alır.

Paylaşın

Muğla: Letoon Antik Kenti

Letoon Antik Kenti; Muğla’nın Fethiye İlçesi, Kumluova Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Letoon Antik Kenti: Şair Ovidius’un anlattığı bir efsaneye göre Zeus’dan Hamile kalan Tanrıça Leto, ikiz çocukları Artemis ve Apollon’u Delos’ta doğurur, sonra Xanthos nehrinin denize ulaştığı yere gelip, nehir boyunca Leto tapınağının bugünkü bulunduğu yerdeki kaynağa varıncaya dek yürür.

Kaynakta çocuklarını yıkamak isteyen fakat yerli halk tarafından engellenen tanrıça, yöre halkını, izin vermemeleri sonucu kurbağaya çevirir. İşte Letoon ören yerinin kuruluşu bu mitolojiye dayanmaktadır. Letoon ören yerinde 30 yıldır yapılan kazılarda ele geçen buluntulara göre ilk yerleşim M.Ö.7.yy.la kadar gider.

Buradaki kalıntılar ve ele geçen kitabeler Letoon’un Likya birliği döneminde politik ve dini bir merkez olduğunu göstermektedir. Antik kent merkezinde yan yana dizilmiş 3 tapınak bulunaktadır. Bunlardan en batıdaki iyon düzeninde olup Ana Tanrıça Leto’ya aittir. Daha küçük olan ve ortada bulunan tapınak Artemis’e en doğuda ki tapınak ise Tanrı Apollon’a ithaf edilmiştir.

Apollon Tapınağının ortasında bulunan ve Apollon Mozaiği olarak tanınan mozaik pano kazı alanında doğal tahribata açık olması nedeniyle kazı ekibince kaldırılarak Fethiye müze müdürlüğüne taşınmış olup bugün müzede teşhir edilmektedir. Apollon Tapınağı yakınındaki Helenistik çöplük alanı içinde bulunarak bugün Fethiye müzesinde sergilenen Üç Dilli kitabe çok büyük bir önem taşımaktadır.

Likçe, Aramice ve Grekçe olarak yazılmış olan kitabe Likya dilinin çözülmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Tapınakların güney batısında Nymphe kültüne adanmış bir çeşme binası ile bu çeşmenin doğu kenarında erken Hıristiyanlık dönemi kilisesi yer almaktadır. Ören yeri içerisinde ayrıca bir stoa ve Helenistik dönem tiyatrosu görülmeye değer kalıntılar arasında yer alır.

Paylaşın

Muğla: Milas Müzesi

Milas Müzesi; Muğla’nın Milas İlçesi, Ahmet Çavuş Mahallesi, Köprüler Meydanı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Milas Müzesi ilk kez 1983 yılında Bakanlık Onayı ile Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinden devredilen eserler ile ilçe sınırları içerisindeki kazılardan çıkan eserlerin bir araya toplanmasıyla oluşturulmaya başlanmış ve 04.04.1987 tarihinde ziyarete açılmıştır. Müze bahçesinde kurtarma kazıları temel hafriyatları ve yüzey araştırmalarında bulunan mermer eserler sergilenmektedir.

Teşhir salonunda ve bahçede yeni bir düzenleme yapılarak 21 Mayıs 2007 tarihinde yeni teşhiri ile ziyaretçilere açılmıştır. Teşhir salonundaki vitrinlerde ise kronolojik bir sıra içerisinde Neolitik Dönemden Roma Dönemine kadar Milas ve çevresindeki ören yerlerinde bulunan yüzey araştırması, kazıdan çıkan eserler ile Milas Müzesinin yaptığı kurtarma kazılarında ele geçen buluntular sergilenmektedir.

Paylaşın

Muğla: Boğaziçi Köyü

Boğaziçi Köyü; Muğla’nın Milas İlçesine bağlı bir köydür. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Boğaziçi tam bir balıkçı köyü. İstediğiniz zaman Bodrum’un eğlencesini yaşarsınız. Ertesi günü sakin bir ortamda yorgunluk atarsınız. Boğaziçi’nin eski adı Bargliya bir efsaneden geliyor. Kahraman Bellerofo’nun kanatlı atı Pegasos’un çiftesi ile sahibinin en yakın arkadaşı Bargylos’u öldürmüş.

Bellerofo sevgili arkadaşının öldüğü bu yere onun adını vermiş. Çevresi zeytinliklerle çevrili masmavi güzel bir koyu var Boğaziçi’nin. Eskiden tuzlaları varmış, çevrenin bütün tuzu burada üretilirmiş. Şimdilerde tuz havzaları kaderine terkedilmiş. Ekilip dikilecek toprağı da olmadığı için köylüler ekmeklerini denizden çıkarıyorlar.

Köyün hemen tümü balıkçılıkla uğraşıyor. İyi balık yapan körfezdeki balık yavrularının toplanıp balık çiftliklerine satılması köyün balıkçılığını tehdit ediyor. Yaşlı balıkçıları dinlerseniz bir zamanlar buranın nasıl bir balık yatağı olduğunu öğrenirsiniz. Gene de iyi ve taze balık yiyebileceğiniz lokantalan var.

Çipurası, levreği bol, denize kurulan balık çiftliklerinden canlı balık da satın alabilirsiniz. Yakalanan balıklar denizde çevrilmiş havuzlara atılıyor ve büyütülüyor. Balığın yanında kendi ürettikleri has zeytinyağı, kekik, sarımsak ve karabiber ile hazırlandıkları özel sosla tadlandırılmış bir salata veriyorlar ki tadına doyum olmuyor.

Zeytinyağını beğendiyseniz dönerken götürmek üzere satınalabilirsiniz. Boğaziçi aynı zamanda, bir kuş cenneti. Kuğular, flamingolar, pelikan ve yaban ördekleri, ne ararsanız var. Kuşlar da kimi gaddar avcılar yüzünden tehlikede. Özel bir koruma da olmadığı için denetim sağlanamıyor.

Paylaşın

Muğla: Sidyma Antik Kenti

Sidyma Antik Kenti; Muğla’nın Fethiye İlçesi, Dodurga Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kentin ismi tarih sahnesinde M.S. 450-457 yıllarında imparator olan Mercian’ın başından geçen bir olayla ilgili olarak anılır. Mitolojiye göre basit bir asker olarak Perslere karşı savaşa katılan Mercian, yolda hastalanınca birliğinden ayrılıp Sıdyma da kalır.

Kentte iki erkek kardeşle dostluk kuran Mercian’a kardeşler, hastalığı boyunca bakarlar. Biraz iyileştiğinde kardeşlerle ava çıkan Mercian öğle vakti dinlenmek üzere uzanıp uykuya dalınca, güneşte kalan bedenine büyükçe bir kartalın havada kanatlarını iki yana açarak gölge yaptığını gören kardeşler olayı uyandığında Merciana anlatırlar. Bunun imparatorluk belirtisi olabileceği şeklinde yorumlarlar.

Mercian’da bunun mümkün olamayacağını ancak ilerde böyle bir durum olursa iki kardeşi kentin ulu kişileri yapacağı yönünde söz verir. Yıllar sonra ikinci Theodosius’un ölümünden sonra tahta geçen Mercian kardeşlere verdiği sözü tutarak Likya’nın en yüksek mevkilerine getirir. Kentin batısında yükselen sivri tepenin şehrin ilk yerleşimi olan akropolüdür.

Ancak üzerindeki kalıntılar daha geç döneme tarihlenmektedir. Tepenin güneydoğu eteğinde yaklaşık 400 m. uzunluğunda sur duvarları bulunmaktadır. Sur duvarlarının istinat oluşturduğu doğu uçta, birkaç oturma sırasının izlenebildiği küçük bir tiyatro kalıntısı yer almaktadır. Antik kentten günümüze ulaşan diğer kalıntılar bugünkü köy evleri arasında yer yer seçilebilmektedir.

Kalıntıların büyük bir çoğunluğunu mezar anıtları oluşturmaktadır. Kentin doğu kesimindeki nekropolde klasik çağdan başlayarak Roma dönemine kadar devam eden sürece ait pek çok Lahit, Kaya mezarları ve anıt mezarlar sıdyma’nın toprak üzerinde ayakta kalabilen eserleri arasındadırlar.

Paylaşın

Muğla: Oinoanda Antik Kenti

Oinoanda Antik Kenti; Muğla’nın Fethiye İlçesi, İncealiler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Oenoanda, bir yerleşim adı olarak ilk kez Hitit metinlerinde geçer. Ancak antik kentten günümüze ulaşan kalıntıların en erkeni M.Ö. 3.yy. dan daha önceye tarihlenemez. Kentin kuruluşuna dair mitoloji de günümüzde bilinmemektedir. Oenoanda asıl ününü M.S. 2. yy.ın ilk yarısında kentte yaşamış Epikürcü filozof Diogenes’e borçludur.

Diogenes düşüncelerini uzun bir yazıt halinde kentteki kuzey stoanın duvarlarına kazımıştır. Ancak yapı yıkılıp parçalar dağıtılınca kentin her yerinde bu yazıttan parçalar görmek mümkündür. Antik kentte günümüze ulaşan en erken kalıntı kentin güneyinde yer alan ve M.Ö. 200’lü yıllara tarihlenen sur duvarlarıdır. Sur duvarı son derece güzel taş işçiliği ve beşken kulesi ile dikkat çekicidir.

Roma döneminde şehre yukarı agorayı tepeden görecek konumda inşa edilen ve muhtemelen Augustos dönemine ait dorik bir tapınak inşa edilmiştir. Bu yapının içinde imparator Augustos için yazılmış bir yazıt parçası ele geçmiştir. M.S. 70 yıllarından itibaren Flavius döneminde yukarı agoraya çıkan yolun güneyine şehirdeki iki gymnasiume, hamam kompleksinin küçük alanı inşa edilmiştir.

Büyük gymnasium- hamam kompleksi ise M.S. 140’larda kısmen Rhodiapolis’li Opramoas tarafından bağışlanan paralar ile yukarı agoranın batısına yapılmıştır. Yapıya daha sonra III. yy. başlarında sütunlu bir avlu eklenmiş ve yapı imparator Septimus Severus ile Caracalla’ya adanmıştır. Şehrin güneyindeki su kemeri de olasılıkla Flaviuslar döneminde yapılmıştır.

Erken Bizans döneminde şehir, en büyüğü aşağı agoranın doğusunda, tapınağın yerine inşa edilen kiliselerin yapına tanıklık etmiştir. Kent tepe yamaçlarına inşa edilen mezarlar ile çevrilidir. Tarihlenen mezarların hemen hemen tümü Roma dönemine aittir. Bunların en büyüğü M.S. 2.yy.ın II. yarısına Licinnia Flavilla tarafından yaptırılan Hereondur. Bu anıt mezarda birinci Flavilla’nın ailesinin soyağacını veren bir yazıt yer almaktadır.

Bu yazıtta roma döneminin Likya seçkinlerini tanımamız mümkün olmaktadır. Kentin doğusundaki Seki Beldesinin kuzey kısmında Seki çayı kenarında bir höyük bulunmaktadır. Eceler höyük olarak bilinen bu höyük yüzey buluntularına göre kalkolitik dönemden Roma’ya kadar geniş bir zaman dilimi içersinde iskan görmüştür. Muhtemelen de Oenoanda’nın erken yerleşimi buradaydı.

Paylaşın