Niğde: Afife Hanım Camii

Afife Hanım Cami: Niğde’nin Merkez İlçesi, Burhan Mahallesi, Emin Alpkaya Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

İnşa kitabesine göre; 856H./1452M. Yılında yapılmıştır. Yaptıran Murat’ın Oğlu Hacı Dursun’ dur. Bazı onarımlarla günümüze gelen camii, orijinal özelliğini kısmen yitirmiştir.

Dıştan 8.70×16.90 m. ölçülerinde olup, enine dikdörtgen planlı yapı, düz ahşap tavanlı camiler gurubundadır. Son cemaat yeri yoktur. Cami harim ile tek şerefeli minareden oluşur. Yapı oldukça sade inşa edilmiştir.

Paylaşın

Niğde: Sungurbey Camii

Sungurbey Camii; Niğde’nin Merkez İlçesi, Alaaddin Mahallesi, Kunt Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Caminin inşa kitabesi yoktur. Ancak 1335 yılı civarında yapıldığı düşünülmektedir. İlhanlı döneminde Niğde Valisi olan Sungur Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin mimarı bilinmemektedir. Fakat minber ile muhtemelen kuzey taç kapısının ahşap kapı kanatlarını Hoca Ebubekir, daha sonraki döneme ait doğu taç kapısının ahşap kapı kanatlarını ise Hacı Muhammed isimli ustalar yapmıştır.

Niğde Kalesinin güneybatı yönündedir. Bazı onarımlarla günümüze gelen camii, örtü sistemi ve minareler haricinde orijinal özelliğini ve fonksiyonunu korumaktadır. Doğu taç kapısı asıl giriş açıklığı üzerinde 874 H./1469–70 M. tarihli vergi kitabesi bulunur. Muhtemelen bu tarihte cami tamir görmüş olabilir. Yapı barut mahzeni olarak kullanılırken, XVIII. yy. ortalarında mahallede çıkan yangın sonucu cami yanmış, örtü sistemi ve minareler de tamamen yıkılmıştır.

Sonrasında tamir edilerek ahşap direkli ve düz toprak damlı cami şeklini almıştır. Yapı 1948 yılı civarı tekrar onarım görmüş doğu taç kapısındaki minarelerden biri yeniden yapılmıştır. Cami, doğu- batı doğrultusunda meyilli bir arazi üzerine inşa edilmiş ve dıştan 28.45×37.10 m. ölçülerindedir. Yapı, harim, doğu ve kuzey cephelerde birer taç kapı ile doğu cephenin güney tarafına camiye bitişik yerleştirilen türbeden müteşekkildir. Camii inşasında sarımtırak renkte ince yonu trakit taşı kullanılmıştır.

Yapı inşasında oldukça temiz ve itinalı bir işçilik görülür. Doğu ve kuzey cephelerde birer taç kapıya yer verilmiştir. Ayrıca kuzey cephenin doğu köşesinde merdivenle çıkılan fevkani, “bey kapısı” vardır. Çifte minareli abidevi taç kapının doğu cepheye yapılması arazinin topografik yapısıyla alakalıdır. Doğu taç kapısı eyvan türünde olup, iki yandan birer minareyle sınırlandırılmış ve Türk Mimarisinde kendine özgü seçkin bir yeri vardır. Eyvan Gotik Mimarisinin bir özelliği olarak kaburgalı tonozla kapatılmıştır.

Eyvanın yan duvarlarına simetrik yerleştirilen mihrabiyeler, zeminden yüksekte tutulmuştur. Eyvanın duvarları tamamen bitkisel, geometrik ve figürlü süslemeyle dekore edilmiştir. Dikkati çeken en önemli bezeme, mihrabiye ve eyvan köşe sütunceleri arasında kalan ve sekiz kollu yıldızlardan oluşan, geometrik motiflerle bezenen panolar dıştan, kıvrık dallar arasına yerleştirilen çeşitli hayvan başları, spiral kıvrık dalların uçlarında ve aralarındaki boşluğu doldurur vaziyette; kuzey panoda 37 güney panoda ise 42 figür vardır.

Bunlar; Kuş, fil, oğlak, at, panter, antilop, ejder, sıçan, boğa, tavşan, maymun, köpek, aslan, koyun, ördek ve balık figürlerinden oluşmaktadır. Bunların On iki hayvanlı Türk Takviminin bir hatırası olarak, taç kapıyı bezemek amacıyla yapıldığını sanmaktayız. Keza, Kuzey Taç Kapı da geometrik, bitkisel ve figürlü bezemelerle dekore edilmiştir. Cami de batı duvarın alt tarafında 4, doğu duvarın alt tarafında 1, üst tarafında 3 ve kuzey duvarın üst tarafında bir pencere orijinal özelliklerini koruyarak günümüze gelmiştir. Cami de ahşap bezemeyi kuzey ve doğu taç ahşap kapıları ile bugün Dışarı Camii’nde bulunan minberin de görmekteyiz. Caminin inşa kitabesi yoktur. Ancak 1335 yılı civarında yapıldığı düşünülmektedir.

İlhanlı döneminde Niğde Valisi olan Sungur Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin mimarı bilinmemektedir. Fakat minber ile muhtemelen kuzey taç kapısının ahşap kapı kanatlarını Hoca Ebubekir, daha sonraki döneme ait doğu taç kapısının ahşap kapı kanatlarını ise Hacı Muhammed isimli ustalar yapmıştır. Niğde Kalesinin güneybatı yönündedir. Bazı onarımlarla günümüze gelen camii, örtü sistemi ve minareler haricinde orijinal özelliğini ve fonksiyonunu korumaktadır. Doğu taç kapısı asıl giriş açıklığı üzerinde 874 H./1469–70 M. tarihli vergi kitabesi bulunur. Muhtemelen bu tarihte cami tamir görmüş olabilir.

Yapı barut mahzeni olarak kullanılırken, XVIII. yy. ortalarında mahallede çıkan yangın sonucu cami yanmış, örtü sistemi ve minareler de tamamen yıkılmıştır. Sonrasında tamir edilerek ahşap direkli ve düz toprak damlı cami şeklini almıştır. Yapı 1948 yılı civarı tekrar onarım görmüş doğu taç kapısındaki minarelerden biri yeniden yapılmıştır. Cami, doğu- batı doğrultusunda meyilli bir arazi üzerine inşa edilmiş ve dıştan 28.45×37.10 m. ölçülerindedir. Yapı, harim, doğu ve kuzey cephelerde birer taç kapı ile doğu cephenin güney tarafına camiye bitişik yerleştirilen türbeden müteşekkildir.

Camii inşasında sarımtrak renkte ince yonu trakit taşı kullanılmıştır. Yapı inşasında oldukça temiz ve itinalı bir işçilik görülür. Doğu ve kuzey cephelerde birer taç kapıya yer verilmiştir. Ayrıca kuzey cephenin doğu köşesinde merdivenle çıkılan fevkani, “bey kapısı” vardır. Çifte minareli abidevi taç kapının doğu cepheye yapılması arazinin topografik yapısıyla alakalıdır. Doğu taç kapısı eyvan türünde olup, iki yandan birer minareyle sınırlandırılmış ve Türk Mimarisinde kendine özgü seçkin bir yeri vardır.

Eyvan Gotik Mimarisinin bir özelliği olarak kaburgalı tonozla kapatılmıştır. Eyvanın yan duvarlarına simetrik yerleştirilen mihrabiyeler, zeminden yüksekte tutulmuştur. Eyvanın duvarları tamamen bitkisel, geometrik ve figürlü süslemeyle dekore edilmiştir. Dikkati çeken en önemli bezeme, mihrabiye ve eyvan köşe sütunceleri arasında kalan ve sekiz kollu yıldızlardan oluşan, geometrik motiflerle bezenen panolar dıştan, kıvrık dallar arasına yerleştirilen çeşitli hayvan başları, spiral kıvrık dalların uçlarında ve aralarındaki boşluğu doldurur vaziyette; kuzey panoda 37 güney panoda ise 42 figür vardır.

Bunlar; Kuş, fil, oğlak, at, panter, antilop, ejder, sıçan, boğa, tavşan, maymun, köpek, aslan, koyun, ördek ve balık figürlerinden oluşmaktadır. Bunların On iki hayvanlı Türk Takviminin bir hatırası olarak, taç kapıyı bezemek amacıyla yapıldığını sanmaktayız. Keza, Kuzey Taç Kapı da geometrik, bitkisel ve figürlü bezemelerle dekore edilmiştir. Cami de batı duvarın alt tarafında 4, doğu duvarın alt tarafında 1, üst tarafında 3 ve kuzey duvarın üst tarafında bir pencere orijinal özelliklerini koruyarak günümüze gelmiştir. Cami de ahşap bezemeyi kuzey ve doğu taç ahşap kapıları ile bugün Dışarı Camii’nde bulunan minberin de görmekteyiz.

Paylaşın

Niğde: Alâeddin Camii

Alâeddin Camii; Niğde’nin Merkez İlçesi Kale Mahallesi, İstasyon Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Niğde sancak beyi Ziynettin Beşare tarafından 1223 yılında yaptırılmıştır. Kitabesine göre yapının mimarları, üstad Sıddık ve kardeşi Gazi’dir. Ayrıca inşa kitabesinde, Müstenireddin adı geçmektedir, bu şahsın caminin inşaatından sorumlu yapım yöneticisi olduğu anlaşılmaktadır.

Bazı onarımlarla günümüze gelen cami, orijinal özelliğini büyük ölçüde korumakta ve işlevini devam ettirmektedir. Cami iki kapılıdır. Doğuya bakan kapı üzerinde yaz aylarında 09.30 – 11.00 saatleri arasında güneş ışıklarının bıraktığı gölge, kapının taş maharetli elleriyle işleyen ustanın “ Taçlı Kadın Başı”nı ortaya çıkartmaktadır.

Efsaneye göre usta, aşık olduğu ve hiç evlenemeyeceğini bildiği Niğde Sancak beyinin kızına duyduğu aşkı sonsuza dek yaşatmak için konuyu kapı süslemesindeki taşa resmetmiştir. Yapı, harım ile kuzeydoğu köşesine yerleştirilen tek şerefeli minareden oluşmaktadır.

Paylaşın

Nevşehir: Balım Sultan Türbesi

Balım Sultan Türbesi; Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi, Savat Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Hacı Bektaş Velî Dergâhı’nda, Hazret Avlusu’nun sağında Balım Sultan Türbesi bulunmaktadır. Türbe önünde Hacı Bektaşî Velî ile çağdaş olduğuna inanılmış kara dut ağacı bulunmaktadır. Bektaşî inanışında ikinci bir pir olarak tanınan Balım Sultan’ın Bektaşîliğin kurulup genişletilmesinde büyük payı olmuştur. Dimetoka’da 1462’de doğan ve 1516’da ölen (Hakk’a yürüyen) Balım Sultan’ın türbesini Yavuz Sultan Selim’in kumandanlarından Şehsuvaroğlu Ali Bey 1519’da yaptırmıştır.

Türbe kesme taştan, içerisi kare planlı, dışı sekizgen gövdeli olup, üzeri sekizgen taş bir külah ile örtülmüştür. Külahın ucundaki alem gökyüzüne doğru uçan bir güvercin şeklindedir. Türbenin giriş kapısı üzerine “İnna Fetahnaleke fethan mübina” ayeti işlenmiş, türbenin girişinde bulunan bir sütun parçası üzerinde de şunlar yazılmıştır:“Bir nokta-i nahd etdi hıynı veruben bade Hakk oldu ayaklarda çok sal-u felek-i rifad.

Türbe kapısının üst duvarında; “Bina hazihi kubbetü’ş-şerifetü’l-emirü’l-Ali Ali Bey b. Şehsuvar Bey li kutbi’l-evliya ve hulasetü’l-budala Hızır Bali b.Resul Bali b.Hacı Bektaşî’l Horasani Nurullah-i mergadi fihim sene hamse ve ışrin tis’a mie. 1519” ibareleri kayıtlıdır.

Balım Sultan Türbesi’nin ön tarafında demir parmaklıklarla çevrili muhafazanın içinde biri erkek diğeri de kadına ait olduğu anlaşılan iki adet mezar bulunmaktadır. Bu mezarların çelebiler tarafından onarıldığı söylenmektedir. Erkek mezarının kitabesinde; “Mazhar sırr-ı velayet memba feyz-i hüda bima ak gülşeninde bülbülüdür güya nokta-i tevhid-i vahdet hem kim besde-i şah bir tuy-ı hidayet bir tarik-i mürteza hafız-ı erkân sırdır hem selavat-ı vasatı ile nice defa irşad senindir Seyyid Hacı Ali Baba zümre-i abdala mürşid-i hakikat hem çu pir ruh şad olsun zayıflar Hacı Ali Baba sene 1205 (1790.)” yazılıdır.

Kadın mezar kitabesinde ise; “Suiale-i tahire Hazret-i Hünkar Hacı Bektaş Velîden Feyzullah Efendi zevcesi merhume ve meğfure Fatıma Samut Ana ruhu için Fariha 1267 (1850)” yazılıdır. Türbenin girişinde kalın taş duvarlar arasına iki sütunlu, yuvarlak kemerli bir giriş eklenmiştir. Türbenin içerisinde kanatlarında ejder ve buket taşıyan güvercin heykellerinin bulunduğu büyük bir şamdan ile küçük şamdanlar ve levhalar bulunmaktadır. Ayrıca türbenin kuzeyindeki bir niş içerisinde de Balım Sultan’ın kardeşi Şah Kalender’in mezarı vardır. Balım Sultan Türbesi ile cami arasındaki hazirede dergâha hizmet etmiş Bektaşî babalarının 40’a yakın mezarı bulunmaktadır.

Paylaşın

Nevşehir: Aziz Theodoros Trion (Üzümlü) Kilisesi

Aziz Theodoros Trion (Üzümlü) Kilisesi: Nevşehir’in Derinkuyu İlçesi, Demirci Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Bölgenin önemli Rum yerleşimlerinden biri olan 19. yüzyıla ait üzümlü Kilise olarak da bilinen, çan kulesi de bulunan Aziz Theodoros Trion Kilisesi, Ayastefanos Antlaşması gereği Osmanlılar tarafından savaş tazminatı karşılığı olarak Sultan Abdulmecid döneminde yapıldı

Kilisenin Yunanca kitabesinde şu ifadeler yer alıyor:

“Agios Theodoros Trion’un bu çok kutsal kilisesi, İmparator Sultan Abdülmecid Han zamanında, onun yüksek iradesi ile Aziz İkonion (metropoliti) Neofitos Efendi’nin teşviki ile ve burada (Malakopi) ikamet eden Hristiyanların bağışları ile Haldiaslı baş mimar Kiriako Papadopoulos Efendi’nin zahmetleriyle inşa edilmiştir.

Agios Theodoros’a ithaf edilmiş ve kutsanarak açılmıştır. Ki onun (Agios Theodoros) vasıtalarıyla Allah bu memleketi bütün tehlikelerden korusun. âmin. Sene 1858 Mayıs 15…”

Özellikle yabancı turistlerin daha çok ilgisini çeken Aziz Theodoros Trion Kilisesi, sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda, mimari plastik bezemelerinin zenginliği, anıtsal duvar resimlerindeki yüksek kalite ile de dikkat çekiyor.

Kilisenin yapılışında Selçuklu mimarisinden etkilendiği belirtiliyor. Üzümlü Kilise, her yıl Mayıs ayında Fener Rum Patriği Bartemelos’un da katıldığı bahar ayinine ev sahipliği yapıyor.

Paylaşın

Nevşehir: Sarıhan (Saruhan) Kervansarayı

Sarıhan (Saruhan) Kervansarayı; Nevşehir’in Avanos İlçesi’ne bağlı Aktepe Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Avanos’ta yer alan Sarıhan (Saruhan) Kervansarayı zamanında İstanbul-Bağdat arasındaki ticaret yolunda kalan en önemli duraklardan birisi olmuştur.

Meşhur İpek Yolu’nun Aksaray-Kayseri tarafında yer alan Selçuklu yapımı Sarıhan Kervansarayı 1249 yılında, II. İzzettin Keykuvas tarafından inşa edilmiştir.

Klasik yapıda planlanan yapıda kubbeli mescit, girişin hemen solunda avluya açılan çeşmeli bir eyvan (önü açık, üstü kapalı yüksekçe döşemesi olan, ortasında bir de küçük havuzu bulunan oturma yeri) ve avlunun sağ köşesinde hamam yer almaktadır.

Paylaşın

Nevşehir: Ağıllı Yazılı Kaya

Yazılı Kaya; Nevşehir’in Acıgöl İlçesi’ne bağlı Ağıllı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Ana kayanın yüzü düzeltilerek  “Hitit Hiyeroglif” yazısı ile 8 satırlık bir kitabe yazılmıştır. Yazıt İstanbul’da yaşayan Alman Öğretmen Rudolf Fraz tarafından 1908 yılında bulunmuştur. Hitit Hiyeroglifi  işaretlerinden oluşan anıtta el, ayak, baş, kol, bacak gibi insan organları,kuş, hayvan başları ve birçok şekiller bulunmaktadır.

Topada yazılı kayasının Geç Hitit döneminde (M. Ö. 738-730 yazıldığı tahmin edilmektedir. Bu dönem Nevşehir-Niğde-Kayseri illerini içine alan bölgenin adına ‘Tobal Ülkesi’ deniliyordu. Topada Yazılı Kaya Anıtında, Tobal Kralı Wasusarmas’ın  kendisine düşmanca davranan sekiz krala karşı  yaptığı mücadele anlatılır.

Yazıttı tek bir kahramanın yaptığı mücadele ile birlikte, değişik yörelerde pek çok kişinin yer aldığı ve üç yıl süren bir savaş konu edildiğinden metin oldukça uzundur. Metin 400 kelimeden oluşur.

Bu kelimelerin bir çoğu erozyon ve insanların yaptığı tahribatlardan dolayı yok olmuştur. Yazıtın bazı yerleri bu nedenle tam olarak anlamlı bir cümle oluşturmaz. Yazıtın son bölümünde nasihat, beddua ve yazıtı kayaya kazıyan kişinin adı yer almaktadır.

Paylaşın

Nevşehir: Hasan Dede Türbesi

Hasan Dede Türbesi; Nevşehir’in Acıgöl İlçesi’ne bağlı Yuva Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Türbeye, şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Bölgede Türk İslam tarihini yansıtan en etkileyici yapı kalıntısı Hasan Dede Türbesidir. Hasan Dede Türbesinin yapılan araştırmalar sonucu 800-900 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Yapı: cami, mutfak ve türbeden oluşmaktadır.

Fevkalade güzel taş işçiliği ve mimari tarzı görenleri hayran bırakmaktadır. Ayakta kalan bölümlerinden türbe giriş kapısı tavanına yapılmış mermer çarkıfelek motifi ve Türk üçgenleri  ile sandukayı çevreleyen çivit mavisi boyalı taşları da sanatsal açıdan ilgi çekici ve görülmeye değerdir.

Paylaşın

Hacıbektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

Arkeoloji ve Etnografya Müzesi; Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesi, Bala Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

1988 yılında hizmete açılan müzede, ilçe sınırları içerisinde bulunan Sulucakarahöyük’ten 1967-1976 yılları arasında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi’nden Prof.Dr. Kemal Balkan tarafından gerçekleştirilmiş olan arkeolojik kazı sonucunda çıkarılmış olan Eski Tunç Çağı, Hitit, Hellenistik, Frig, Roma ve Geç Bizans Dönemlerine ait eserlerin yanı sıra yöresel özellikler gösteren etnografik eserler de sergilenmektedir.

Arkeolojik eserler çoğunlukla pişmiş topraktan amfora, yemek kapları, sunak kapları, küpler, ayrıca, kemikten objeler ve sikkelerden oluşmaktadır. Etnografya bölümü ise, 19 yy. ve 20. yy’ın ilk dönemlerine ait gündelik yaşam içerisinde kullanılan dokuma işlemeli kumaşlardan elbiseler, peşkirler, gümüş takılar, silahlar ve kilimlerden oluşmaktadır. Müze, Pazartesi günü dışında her gün açıktır. Ücretsiz ziyaret edilmektedir.

Paylaşın

Nevşehir: Özlüce Yeraltı Şehri

Özlüce Yeraltı Şehri; Nevşehir’in Derinkuyu İlçesi’ne bağlı Özlüce Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Girişte bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekan bulunmaktadır. Daha sonra yine moloz taşlarla örülü 15 m. uzunluğunda bir geçit vasıtasıyla asıl tüf kayaya ulaşılmaktadır.

Yeraltı şehrine girişi sağlayan taştan yapılmış mekanlar, asıl yeraltı şehrini oluşturan kaya oyma mekanlara nazaran daha yenidir. Bu koridorun bitiminde 1.75 m. çapında sert granit taştan yapılmış sürgü taşı bulunmaktadır.

Girişteki ana mekan, yeraltı yerleşiminin en geniş alanı olup iki bölümden ibarettir. Büyük mekanın sağında erzak depoları, solunda ise oturma odaları bulunmaktadır. Oldukça uzun olan galerilerin kenarlarında hücre tipi odalar, tabanlarda ise tuzaklar yer alır. Henüz ziyarete açılmamıştır.

Paylaşın