Yozgat: Çeşka Yeraltı Şehri

Çeşka Yeraltı Şehri; Yozgat’ın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

İl merkezinin yaklaşık 3 km kuzeydoğusunda ve Kirazlı Göleti olarak bilinen sulama göletinin kuzeyinde çevreye hakim, yüksekçe bir tepenin üzerinde, tam tepe noktasında bulunmaktadır. Üç ayrı yerden girildiği tespit edilen yeraltı şehrinin kuzeybatı kısmındaki esas giriş kapısı kapanmıştır. İkinci bir giriş yeri olan güney kısmında iki katlı ve kayaya oyulmuş mekanın yarısı yıkılmış olup, iki ayrı odadan iki ayrı galeri ile içeri girilmektedir.

Ancak, galerilerin iç içi kısmen dolu oldukları için buradan da girilememektedir. Bu kısımda üç oda bulunmakta ve bu odaların üzerinde ikinci bir kat bulunmaktadır. Doğu kısmındaki odanın duvarında yaklaşık 1,80 metre boyunda bir niş vardır. Ayrıca, batı kısmındaki odanın havalandırma bacası mevcuttur. Üçüncü giriş yeri ise kuzeyde ve kayalık olan kütlenin alt eteklerinde ağız kısmı bozulmuş dar bir kısmen dolu galeriden sürünmek suretiyle girilmekte.

Yaklaşık 5 metre sonrasında dikdörtgen kısmen dolu bir odaya girilmekte, bu odanın batısında iki ayrı galeri bağlanmaktadır. Birinden girildikten sonra 10 metre mesafede geniş dikdörtgen şeklinde bir salona çıkılmakta ve bu salona iki büyük oda kapısı, iki küçük oda ve karşılıklı iki galeri kapısı açılmaktadır. Yaklaşık yüksekliği 1.30 metre civarındadır.

Tavan kısımları tonoz şeklindedir. Ayrıca irili ufaklı nişler mevcuttur. Yeraltı şehrinin en üst kısmında kayalara oyulmuş büyük ve küçük kaya mezarları tespit edilmiştir. Tepenin eteklerinden yıkıntı taşlar arasında tek renkli astarlı ve astarsız Roma, Bizans ve boyalı Frig seramiğine rastlanılmıştır. Müze Müdürlüğünce 2008 Yılında galerilerde temizlik çalışması yapılmıştır.

Paylaşın

Yozgat: Tavium Antik Kenti

Tavium Antik Kenti; Yozgat’ın Merkez İlçesi, Büyüknefes Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Tavium’da Hitit ve Frig yerleşim izleri görülmesine rağmen asıl yerleşim Galatlar zamanında MÖ. 3’üncü yüzyıl ile 1’inci yüzyıl arasında olmuştur.

Tavium Romalıların Galat dedikleri kavmin MÖ. 280’li yıllarda Balkanlardan Anadolu’ya gelen Trokme (Trokmi) kolu tarafından kurulmuştur. Kent İç Anadolu Bölgesi’nde Trokmilerin yaşadığı Orta Kızılırmak yöresinin ticaret merkezi ve başkenti konumundaydı.

1997 yılından beri yörede Avusturyanın Klagenfurt Üniversitesinden Prof. Karl Strobel başkanlığında yüzey araştırmaları yapılmıştır. Bu çalışmalar kapsamında, Büyüknefes ve çevresinde yer alan birçok köyde de yüzey araştırmaları yapılmış (Yakuplu, Süleymanlı, Körpeli, Haydarbeyli, Sağlık, Dereboymul, Beşerek, Susuz, Çamdibi, Çakırhacılı, Zincir, Türkmensarılar, Yassıhöyük, Çatma, Sarıfatma, Cihanpaşa, Salmanlı v.s.) geniş bir çevrede tarihin izleri tespit edilmiştir.

Araştırmalar sonunda çok sayıda seramik parçaları, sütun kaide ve tamburları, mezar stelleri, Bizans dönemine ait yazıtlı mezar, birçok mimari parçalarına rastlanılmıştır. Geniş bir çevrede yapılan çalışmalar sonucunda şu ana kadar, Kalkolitik Çağ’dan – İslami Dönem’e kadar iskan izlerine rastlanılmıştır.

Paylaşın

Yozgat Müzesi

Yozgat Müzesi (Nizamoğlu Konağı); Yozgat’ın Merkez İlçesi, İstanbulluoğlu Mahallesi, Müze Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Gayri Menkul Eski Eserler Yüksek Kurulu Başkanlığınca 1975 yılında korunması gerekli eski eserler kapsamına alınmıştır. Yozgat Merkez İstanbulluoğlu Mahallesi’nde yer alan konak, 1871 tarihinde yapılmış uzun yıllar konut olarak kullanılmış bir müddet “Kız Sanat Okulu” ve bir dönem de “Tekel Deposu” olarak hizmet vermiştir. 1979 yılında kamulaştırılan Konak büyük bir onarım sonrası 1985 yılında “Müze” olarak hizmete girmiştir.

Müzenin alt kat salonlarında arkeolojik eserler, üst kat salonlarında ise etnografik eserler sergilenmektedir. Üst kat odalarda 19’uncu yüzyıl resim sanatının nadide örnekleri dikkate değerdir. Nizamoğlu Konağı esas itibarıyla bir Etnografya Müzesi olarak açılmıştır. 1985 yılından 2008 yılına kadar Yozgat Müzesi etnografik teşhir özelliklerini korumuş, son yapılan düzenlemelerle ilin arkeolojik potansiyelini yansıtan üç salon ziyaretçilerin beğenisine açılmıştır.

Etnografik Eserler Bölümü; 1985 yılında ziyarete açılan Müzede 2802′ adet etnografik eser bulunmaktadır. Etnografik eserler genelde Osmanlının Geç Dönemleri ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait erkek ve bayan giyim kuşam eşyaları, mutfak eşyaları, çeşitli silahlar, ahşap malzemeler, kilim ve halı dokumalar, el yazma eserler, sancak gibi eserlerden oluşmaktadır.

Üst Kat Hol; Yozgat’ın eski belediye başkanlarından Salim Korkmaz tarafından hibe edilen Aynalı Körük olarak yörede meşhur at arabası sergilenmektedir. Eyvan kısmında ise yok olmuş sivil mimari örneklerine ait süslemeli ahşap kapı ve yüklük kapıları ile camilerden getirilen şamdanlar sergilenmektedir.

Mutfak; Konağın üst kat mutfağında, vitrinler içerisinde Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait porselen, seramik, bakır ve ahşap mutfak eşyaları bulunmaktadır.

İslami Eserler Salonu; Bu salonda bir Kâbe Örtüsü parçası, tekke eşyalarının ve alem, şamdan gibi bronz eşyaların teşhir edildiği vitrinler bulunmaktadır.

Birinci Baş Oda; Üst katın güney-batı köşesinde bulunan bu salon orijinal kullanımına uygun şekilde düzenlenmiştir. Sedirler üzerinde bedri yastıklar, mangal, ayaklı büyük bir saat, gramofon, halı ve kilimlerle döşenmiştir.

İkinci Baş Oda; Üst katın güney-doğu köşesinde bulunan bu salon da orijinal kullanımına uygun bir teşhire sahiptir. Salonda Yozgat Lisesinden getirilen 19. yüzyıl sonuna ait bir org da bulunmaktadır.

Silahlar Salonu; 18. ve 19. yüzyılda kullanılmış çakmaklı tüfek, el yapımı Karadağ tabancalar, kılıçlar ve çeşitli harp malzemeleri ile ahşap ve bronz ünik eserler vitrinlerde sergilenmektedir.

Gelin Odası; Pirinç bir karyola, dikiş makinesi, beşikler, ahşap sandıklar kilim ve el işleri ile 19. yüzyıla ait bir gelin odası bu salon ile günümüze aktarılmıştır.

Arkeolojik Eserler Bölümü; 1985 ziyarete açılan Müzemizde 1648 adet arkeolojik eser bulunmaktadır. Bunların büyük çoğunluğu, özellikle taş eserlerdir.

Paylaşın

Yozgat: Saat Kulesi

Saat Kulesi; Yozgat’ın Merkez İlçesi, Aşağınohutlu Mahallesi, Cumhuriyet Meydanı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Saat Kulesi, Tevfik Zade Ahmet Bey’in belediye başkanlığı zamanında Şakir Usta adındaki bir ustaya yaptırılmıştır.

Yozgat şehir merkezindeki bu heybetli ve asırlık kule zemin kat ve çanların bulunduğu kısımlarla birlikte yedi kattır.

Sarı köfedeki kesme taşlarla inşa edilmiştir. Çanların bulunduğu kattan itibaren üstteki ilk kattaki her cepheye ayrı yerleştirilmiş 4 saat bulunmaktadır.

Her saat başında çalan çanlar şehrin her tarafından duyulacak şekildedir. Saatlerin 4 ayar topuzunun 250 kilogram olduğu söylenmektedir. Kuledeki saatler kule ile aynı yaştadır.

Paylaşın

Yozgat: Sarıkaya, Roma Hamamı

Roma Hamamı; Yozgat’ın Sarıkaya İlçesi, Kaplıcalar Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

2018 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne alınan Sarıkaya Roma Hamamı ya da diğer adıyla Kral Kızı Hamamı’nın Roma Dönemi’ne ait antik ismi “Basilica Therma (Aqua Sarvenae)”dir.

Sarıkaya Roma Hamamı’nın büyük kısmı yıkılmış, yalnızca tonozlu arka mekâna geçişi sağlayan batı cephe duvarı ayakta kalabilmiştir. Bu kısımda 10 gözlü ve 2 katlı mermer, kemerli bir duvar görülmektedir. Cephe Korint düzeni entablatur dizilişine uygun yapılmıştır. Kemer ayakları üzerindeki yarım sütunların en alt kısımları hariç diğer kısımları tahrip olmuştur.

Batı cephe arkasında 3 gözlü ve tek katlı bir kemer ile, bunun kuzeyine doğru ön cephe kemerleri boyunca devam eden iç kemer sıralarına ait alt kısım taşları görülmektedir. Yaklaşık 30 metre uzunluğundaki duvarın kuzey ve güney uçlarında dairesel havuz kısımları görülmektedir.

Antik Dönem’de Aquae Sarvenae ve Basilica Therma diye adlandırılan Sarıkaya, o dönemde de önemli bir kaplıca merkeziydi. Roma Dönemi’ne ait hamamın yalnızca tonozlu mekânına geçişi sağlayan arkat dizileri ile bunun üzerindeki boğa başlı kornet motifli süslemeleri günümüze kadar gelebilmiştir. Yapı üzerine sonradan yapılan eklentilerle oldukça tahrip edilmiş olmakla birlikte 2010 yılında Yozgat turizmine katkı sağlaması amacıyla temizlik kazıları başlatılmıştır.

Roma Kral Kızı Hamamı diye bilinen Sarıkaya Kaplıcaları’nın efsanesi halk arasında şöyle anlatılır: Kayseri’de oturan Roma krallarından birinin kızı amansız bir hastalığa yakalanır. Kral kızını birçok hekime götürür, tedavisi için her şeyi yapar. Ama güzelliği dillere destan bu kızın derdine çare bulunamaz. Kızın hastalığı gün geçtikçe ilerlemiş ve kız artık yürüyemez bir hale gelmiştir. Ayakları tutmamaktadır, dizleri küt olmuştur. Bugünkü adıyla kızın hastalığı romatizmadır.

O günlerde Sarıkaya sazlık ve bataklıktır. Sıcak suyun olduğu yerde küçük bir gölet oluşmuştur, balçık halinde çamurlu bir hamamdır burası. Kral küçük kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gezsin diye gönderir. Artık ömrünün sayılı günlerini yaşayan zavallı kız avunmak için bu çamurlu gölet kenarında dolaşmakta, zaman zaman da arkadaşlarıyla çamurlara girmektedir. Gezmek ve avunmak için girdiği çamurlar ve sıcak su kıza iyi gelir. Bir müddet burada kalır, gün geçtikçe kızın hastalığı iyi olmaya başlar.

Küt dizleri açılır; yavaş yavaş adım atmaya ve yürümeye başlar. Sonunda tamamen iyileşen güzel kızın buradaki sıcak sudan iyi olduğu anlaşılır. Bunun üzerine kızın babası kral, buraya mermerden bir havuz yaptırır, etrafını kesme büyük taşlarla çevrilir, önceleri kimsenin olmadığı bu havuz çevresinde bir şehir oluşur. Kralın kızının adı bu yeni şehre verilir. Yetmiş bin nüfuslu bu şehrin adı “Öper” veya “Hoperi”dir. Şehrin ulaşımı ise Sarıkaya’nın Beştepeler mevkiinden geçen Yozgat ve Kayseri şoselerinden sağlanmaktadır. Bu büyük şehir bir deprem sonucu yok olmuş, sadece hamamların olduğu yer kalmıştır.

Paylaşın

Yozgat: Kerkenes Harabeleri (Pteria)

Kerkenes Harabeleri (Pteria); Yozgat’ın Sorgun İlçesi, Şahmuratlı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Kerkenes Harabeleri’nde ilk yüzey araştırması çalışmaları 1993 yılında başlamış 1998-2000 yıllarında müze ile katılımlı araştırma şekline dönüşmüş ve 2001 yılından bugüne kadar da İngiliz uyruklu Dr. Geoffrey Summers başkanlığında kazı ve araştırmalar devam etmektedir.

Şehrin Demir Çağı’nda M.Ö.600 yıllarında Medler tarafından kurulduğu tahmin edilmekte ise de 2003 kazı sezonunda Frigce yazıtlar bulunması kentin bir Frig yerleşimi olabileceğini de göstermektedir. Kentin yaklaşık 7 kilometre olan sur duvarları 2,5 kilometrekarelik bir yerleşim alanı oluşturmaktadır. Antik kaynaklarda Pteria olarak kaydedilen kentin burası olduğu sanılmaktadır.

M.Ö. 547 yılında Persler tarafından kent zapt edilmiş halkı esir alınarak kent yakılmış ve surları yıkılmıştır. Yerleşim alanı kamu yapıları ve sivil yapı adaları ile gelişmiş bir su toplama ve kullanma sistemi içermektedir. Kazı ekibi Jeomanyetik yüzey araştırması, direnç yöntemi ile yüzey araştırması coğrafi bilgilendirme sistemi (GPS) çalışmalarının bir kısmını tamamlamış, bir kısmı da devam etmektedir. Kazı çalışmaları sırasında bulunan bir mobilyaya ait fildişi süsleme parçası şu an Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Antik kent yakılıp yağmalandığı için nitelikli kültür varlıklarına nadir olarak rastlanmaktadır. Tahminler ve elde edilen bazı verilere göre M.Ö.3-2’nci yüzyıllara ait bazı Galat mezarları da Bizans Dönemi’nde soyulmuş ve değerli parçalar yağma edilmiştir. Kentin önemli özelliklerinden biri de çabuk bozulabilen kumtaşı denilen bir çeşit taşın mimari, heykeltıraşı ve yazıtlarda çok sık kullanılmış olmasıdır. Sonuç olarak; Orta Anadolu’nun en büyük antik kentlerinden biri olan Kerkenes Dağı Şehri’ndeki kazı ve araştırmalar bölge tarihinin aydınlatılmasına katkıda bulunmaya devam edecektir.

Burada önceleri egemen olan Asur İmparatorluğu MÖ 612 yılında, Med ve Babillilerin ortak saldırısına yenik düştü. Medler imparatorluklarını Anadolu yüksek platosu boyunca, batıya Kızılırmak’a doğru genişlettiler ve Kerkenes Dağı üzerinde, Herodot tarihinde Pteria adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurdular. Yine Herodot’a göre, Medler ile Lidyalılar arasında yıllardır uzayıp giden savaşın altıncı yılında, muharebe bütün şiddetiyle devam ederken tıpkı Thales’in o yıl için tahmin ettiği gibi gün geceye döner. Sonradan “Güneş Tutulması Muharebesi” olarak adlandırılacak bu olay, MÖ 585 yılının 28 Mayıs günü meydana gelir.

Kilikyalılar ve Babiller’in arabuluculuğuyla imzalanan barış antlasması ile sınırlar tekrar belirlenir ve antlaşma karşılıklı kız alıp verme ile sağlamlaştırılır. Heredot’a göre, Med şehri Pteria orta Kapadokya bölgesinin savunması en güçlü şehridir. Bu sur duvarlarının gerçek boyutları, Lidya Kralı Krezüs tarafından şehir yakıldığından ve güçlü taş duvarı en azından kısmen yıkıldığından beri ilk kez 1999 yılında ortaya çıkarıldı. Krezüs, Delfi’deki meşhur kehanet merkezine Kızılırmak’ı geçtiği takdirde ne olacağını sorar ve karşılığında “güçlü bir imparatorluk yok olacak” cevabını alır.

Tanrıların belirgin desteği eşliğinde, ordusuyla doğuya yönelen Krezüs Pteria’yı ele geçirir ve şehir halkını tutsak eder. Böylece Pers kralı Büyük Kiros’un öfkesini üzerine çeker. MÖ 547 yılında Lidya ve Pers orduları Pteria yakınlarında karşılaşır, fakat yenişemezler. Krezüs başkenti Sart’a dönerken o yıl içerisinde başka savaş beklememektedir. Fakat Büyük Kiros, söz konusu kralın peşine düşer ve Lidya başkenti Sart’ı zapt eder. Kehanet gerçekleşmiştir, Krezüs güçlü bir imparatorluğu yok etmiştir; kendi imparatorluğunu.

 

Paylaşın

Yozgat: Sarıkaya Kaplıcaları

Sarıkaya Kaplıcaları; Yozgat’ın Sarıkaya İlçesi, Kaplıca Mahallesi, Alperenler Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Kaplıca suları florür içeren oligometalik sular grubundan olup, 48 °C sıcaklığa ve 28 lt/sn. debiye sahiptir. (Kaplıca suyunun çıkış sıcaklığı 48C olup dinlendirme yöntemi ile 38-40 °C’de kullanılmaktadır.) Sağlık Bakanlığı’nın yapmış olduğu analizler sonucunda kabuna bağlı siyatik ağrılar, ağrılı kadın hastalıkları, kadınların enfeksiyon sekeline bağlı olarak süregelen akıntılar, spastik ağrıları, spastik kolitler, böbrek taşlarının düşmesinde üreter üzerinde spazmolitik etki, karaciğer ve safra kesesi taşları, cilt hastalıkları hekim kontrolünde kaplıca suyu yukarıdaki rahatsızlıklarda destekleyici ve tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir niteliktedir.

Sarıkaya kaplıcaları bünyesinde, Bakanlığımız İşletme Belgeli 3 yıldızlı Termal Otel ve belediye belgeli bir konaklama tesisi bulunmaktadır. Sarıkaya kaplıcaları tarihi açıdan da çok önemlidir. Kaplıca merkezinde Roma Dönemi’nden kalma tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Buranın Roma Dönemi’ne ait antik ismi “Basilica Therma (Aqua Sarvenae)” isimli antik kentin olduğu söylenmekte ve antik dönemde de buranın önemli kaplıca merkezi olduğu yapılan araştırmalar sonucu bilinmektedir. O döneme ait kaplıca ile ilgili aşağıdaki efsane anlatılmaktadır.

Roma Kral Kızı Hamamı diye bilinen Sarıkaya Kaplıcaları’nın efsanesi halk arasında şöyle anlatılır: Kayseri’de oturan Roma krallarından birinin kızı amansız bir hastalığa yakalanır. Kral kızını birçok hekimlere götürür, tedavisi için her şeyi yapar. Ama güzelliği dillere destan bu kızın derdine çare bulunamaz. Kızın hastalığı gün geçtikçe ilerlemekte, kız artık yürüyemez bir haldedir. Ayakları tutmamaktadır ve dizleri küt olmuştur.

Bugünkü adıyla kızın hastalığı romatizmadır. Sıcak suyun olduğu yerde küçük bir gölet oluşmuştur, balçık halinde çamurlu bir hamamdır burası. Kral küçük kızını son çare olarak bu sıcak suyun bulunduğu yere gezsin diye gönderir. Artık ömrünün sayılı günlerini yaşayan zavallı kız avunmak için bu çamurlu gölet kenarında dolaşmakta, zaman zaman da arkadaşlarıyla çamurlara girmektedir. İşte gezmek ve avunmak için girdiği çamurlar ve sıcak su kıza iyi gelir.

Bir müddet burada kalır, gün geçtikçe kızın hastalığı iyi olmaya başlar. Küt dizleri açılır; yavaş yavaş adım atmaya, yürümeye başlar. Sonunda tamamen iyileşen güzel kızın buradaki sıcak sudan iyi olduğu anlaşılır. Bunun üzerine kızın babası kral, buraya mermerden bir havuz yaptırır, etrafını kesme büyük taşlarla çevrilir, önceleri kimsenin olmadığı bu havuz çevresinde bir şehir oluşur. Kralın kızının adı bu yeni şehre verilir. Bu şehrin adı “Öper” veya “Hoperi”dir. Bu büyük şehir bir deprem sonucu yok olmuştur, sadece hamamların olduğu yer kalmıştır.

Paylaşın

Van: Ayanis Kalesi

Ayanis Kalesi; Van’ın Muradiye İlçesi, Ayanis Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kale’de 1989’dan itibaren E.Ü. Ede¬biyat Fakültesi Önasya Arkeolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. A. Çilingiroğlu başkanlığında bir ekip tarafından kazılar yürütülmektedir.

Kazılar sonucu elde edilen mimari ve diğer küçük buluntular sayesinde kaleyi tanımlamak mümkün olmuştur. Bulunan çivi yazılı kitabesine göre, kale Argişti’nin oğlu Rusa tarafından M.Ö. 645-643 tarihleri arasında yaptırılmıştır.

İki sur duvarıyla çevrelenmiş kalenin güneyinde giriş kapısı bulunmaktadır. Burada sur duvarları andezit taşı ile diğer kısımlarda kalker taşıyla örülmüştür. Üst kesimde payeli salon ve tapınak önemli bir yer tutmaktadır. Kapısı batıya bakan rizalitli tapınak diğerleri ile benzer özellikler taşımaktadır.

Güneybatı kesiminde ise, birbiri ile bağlantı içerisinde küplerin yer aldığı, çok sayıda depo binası bulunmuştur. Kale, mimarisi ve küçük buluntuları yanında Urartu tarihinin son safhalarını aydınlatması açısından önem taşımaktadır.

Paylaşın

Van: St. Stefanos Kilisesi

St. Stefanos Kilisesi; Van’ın Muradiye İlçesi, Kilise Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İlçe merkezinin 2.5 km. batısında ve Bend-i Mahi çayının hemen yanında yükselen St. Stefanos Kilisesi, Aksorik dağının yamacında kurulmuştur.

Kilise, çevresindeki mezar şapeli ve keşiş hücreleriyle birlikte, bir manastır yapısının parçasıdır. Ancak, günümüzde keşiş hücreleri yıkılmış ve sadece temel kalıntıları kalmıştır.

Kilise yapısı ise, oldukça iyi durumdadır. Kilise, doğu-batı istikametinde, girişteki tonozlu mekanla birlikte, 12×7 metre ölçülerinde, dikdörtgen planlıdır. Kilisenin yüksekliği ise 12 metredir.

Kiliseye batıdaki bir kapıdan girilmektedir, ancak kapı yıkıktır. Kuzeydeki bir kapıdan ise, Saint Etienne’nin mezar şapeline geçilmektedir.

Paylaşın

Van: Zernaki Tepe

Zernaki Tepe; Van’ın Erciş İlçesi, Yukarı Işıklı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Tepelik alan; zemin seviyesinden 60 m. ile 140 m. arasında değişebilen yüksekliğe sahip, yaklaşık 2,5 km. uzunluğunda ve 1,5km genişliğindedir. Çok geniş alana yayılan şehir, birbirini dik kesen 7-8 metrelik caddeler ve 5-6 metre genişliğindeki sokaklardan oluşmaktadır.

Sokak ve caddelerin kesişmesiyle ortaya çıkan düzgün dikdörtgen yapı adaları içinde planları ve büyüklükleri aynı olan evler inşa edilmiştir. Evler; biri kare, ikisi dikdörtgen ve ikisi dar olmak üzere toplam beş odalıdır.

Evlerin dış duvarları 1.5 metre, iç duvarları ise 1 metre kalınlığındadır. Bu yapı şemasına göre kentin 10.000 kişiyi barındırabileceği anlaşılmaktadır. Zernaki Tepe, Anadolu’nun eski ızgara plan denilen düzenli yerleşim yerlerinden birisidir.

Paylaşın