Sebzeli Buğday Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sebzeli Buğday Çorbası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzetdir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 orta boy havuç(küp olarak kızartılmış)
  • 1 su bardağı konserve bezelye
  • 1 orta boy patates (küp olarak kızartılmış)
  • 1 çay bardağı arpa şehriye
  • 1 çay bardağı pirinç (haşlanmış)
  • Akşamdan ıslatılmış 1 su bardağı buğday
  • 2 çorba kaşığı tepeleme un
  • 2 adet et bulyon
  • 100 gr nebati yağ
  • 1 limon suyu
  • 3 yumurta sarısı
  • Tuz, karabiber, biraz kıyılmış maydonoz.

Hazırlanışı;

Un ve şehriye yağda hafif kavrulur. Soğuk suyla açılarak kıvamına kadar su eklenir. Bulyon ve sebzeler konulur ve tuzu ayarlanarak kaynamaya bırakılır. Yumurta sarıları, limon suyu, karabiber çırpılır bir su bardağı soğuk su ilavesiyle kaynayan çorbaya devamlı karıştırılarak dökülür. Kaynatılmadan altı söndürülür. Servise başlarken maydanoz ilave edilir.

Paylaşın

Kaçamak (Malak), Malzemeleri, Hazırlanışı

Kaçamak (Malak);  Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzetdir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 litre su
  • Bir tutam tuz
  • Mısır unu / buğday unu
  • Tereyağı

Hazırlanışı;

Bir litre suyu kaynatıp, içine bir tutam tuz ekleyin. İçine yavaş yavaş un ekleyerek tahta kaşıkla karıştırınız. (Unu eklerken top top olmaması için sürekli karıştırmak gerekecektir.) Muhallebi kıvamına gelip fokurdamaya başlayınca ( Kaşığa yapışmadığında kıvama gelmiş demektir.) ocaktan alın.

Tepsiyi tereyağı ile yağlayın, bir yemek kaşığını yağlayıp kaşıkla birer lokma alarak, lokmaları yan yana tepsiye dizin. Üzerine eritilmiş tereyağını dökünüz. Kaçamağı kaşıkla şekillendirerek bir sıra daha dizebilirsiniz. Üzerine isteğe göre koyun peyniri, tartı, şeker veya eritilmiş tereyağı serpebilirsiniz. Not: Tartı süt kaymağı kavurmasıdır.

Paylaşın

Kandıra Yoğurdu, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kandıra Yoğurdu; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzetdir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Kandıraya has en bilinen değerlerden biride en meşhur Kandıra yoğurdudur. Yöreye özgü Kandıra Yoğurdu manda, inek, koyun sütünün karışımıyla yapılmaktadır. Üçte iki oranında manda sütü ve üçte bir oranında inek sütü karıştırılarak özel şartlarda ve alüminyum kaplarda mayalanarak elde edilen yoğurt, yine aynı kaplarda tüketiciye sunulmaktadır.

Bir tencereye koyulan manda sütü, orta ateşte 1 saat kadar kaynatılır. Masanın üzerine kalın bir örtü serilir. Parmağın dayandığı kadar ılık olan manda sütünün içine 2-3 yemek kaşığı manda yoğurdu, maya olarak ilave edilir. Sonra üstü kapatılır ve örtü örtülür. Sabaha kadar bekletilir. Aynı şekilde sabaha kadar bekletilen yoğurt, bir süre de buzdolabında bekletildikten sonra servis edilebilir.

Paylaşın

Bayram Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Bayram Çorbası (Kesme Çorbası); Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzetdir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 su bardağı un
  • 2-3 domates veya 1 kaşık salça
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 su bardağı et suyu
  • 1 su bardağı nohut (haşlanmış)
  • Nane

Hazırlanışı;

Öncelikle un ve suyla sert bir hamur elde edilir. Hamurdan küçük bezeler hazırlanarak çok ince olmayacak şekilde yufka gibi açılır. Açılan hamur dörde katlandıktan sonra şeritler halinde kesilir. Daha sonra bu şeritler de yatay olarak ince ince kesilir ve bir süre dinlendirilir.

Bir tencerenin içinde varsa birkaç tane dilimlenmiş domates yoksa bir miktar salça yağda kavrularak üzerine su ilave edilir. Bu su kaynadıktan sonra içine ince hamurlar atılarak pişirilir. Bu çorbaya bir miktar et suyu konursa daha lezzetli olması sağlanmış olur. İstenirse önceden haşlanarak hazır edilmiş olan nohut da çorbaya eklenebilir. Çorba hazır olduktan sonra üzerine nane serpilerek süslenir.

Bu çorbanın başka bir adı da “oğlan büyüten çorba”dır. Özellikle çocuklar tarafından çok sevilerek tüketildiği için bu isim verilmiştir. Ancak evlerde bayram günlerinde mutlaka bulunması gereken bir çorba olduğundan “bayram çorbası” olarak da adlandırılır.

Paylaşın

Çene Çarpan Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Çene Çarpan Çorbası;  Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzetdir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 su bardağı un
  • 1 Yumurta
  • 1 çay fincanı yeşil mercimek
  • 1 çay fincanı börülce
  • 1 ince kıyılmış soğan
  • 1 yemek kaşığı salça
  • 2 domates
  • 3-4 bardak su ( su bardağı)
  • Baharat ( kekik, pul biber vs.)

Hazırlanışı;

Mayasız olarak bir miktar un, bir yumurta ve su kullanılarak sert bir hamur yoğrulur. Hamurdan bezeler koparılarak oklavayla açılır. Yufka biçiminde açılan hamurlar ince şeritler halinde kesilir ve bir süre kurutulur. Diğer yandan önceden bir miktar yeşil mercimek ve börülce fasulyesi haşlanarak hazır hale getirilir.

İnce kıyılmış soğanlar bir tencere içerisinde pembeleştirildikten sonra salça veya domates eklenerek bir süre kavrulur. Daha sonra haşlanmış yeşil mercimek ve börülce fasulyesi de bu karışımla birlikte kavrulur ve üzerine 3 – 4 bardak kadar su eklenir.

Tenceredekilerin hepsi bir süre kaynadıktan sonra kurutulmuş hamurlar da atılır ve hamurlar pişinceye kadar kaynatılır. En son olarak tuz ve baharatları da eklendikten sonra çorba servise hazır hale gelir.

Paylaşın

Asaf Yahya Adalı Kimdir? Hayatı, Eserleri

Şair Asaf Yahya Adalı (Yahyazâde Asaf Efendi) 1879/1880 yılında Antakya’da doğdu. Yahya Efendi’nin oğludur. İlk tahsilini Antakya Rüşdiyesinde tamamladı. Sonra medreseye devam etti, Arapça ve Farsça öğrendi.

Babasından sarf ve nahiv, Antakya’nın seçkin hocalarından mantık, maani, bedi, beyan ve tefsir okudu. Kendi kendini yetiştirmeye çalıştı, bu arada piyano, ney, keman, ud çalmayı öğrendi. Çiftçilikle uğraştı, kendi arazisini işletti, bir ara değirmen işletmeciliği de yaptı. Bir yandan da ilim ve edebiyatla ilgilendi, Yeni Mecmua’da şiirleri yayınlandı.

Asaf Yahya olarak anılırken, 1939’dan sonra “Adalı” soyadını aldı. Asaf efendi’nin şiire karşı sevgisinde ve şiir yeteneğinde babasının büyük etkisi  olmuştur. Seviyeli ve usta, edebi kültürü güçlü bir şairdir. Şiirlerinde hemen hemen her tür ve vezni denemiştir.

Tarih düşürmede ve ebced hesabı ile esami düzenlemede özel bir yeteneğe sahiptir. Şiirlerinde yaşadığı şehrin günlük hayatı, aşk, tabiat, halkın sıkıntıları, milli konular, çeşitli konularda eleştiriler mısralara dökülmüştür.

Asaf Yahya  Adalı 1971 yılında vefat etmiştir. Hayatı, sanatı ve şiirleri Dr.Hüseyin Güfta tarafından hazırlanan “Antakyalı Şair Yahyazâde Asaf- Hayatı, Edebi kişiliği ve Şiirleri” adlı kitapta incelenmiştir.

Paylaşın

Nafi Miskioğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

Şair Nafi Miskioğlu, 1886 yılında Antakya’da doğdu. 4 yaşında babasını kaybettiği için kendisini dedesi büyütmüştür. 11 yaşında iken dedesini de kaybedince amcası onu Zincirli Medrese’ye gönderdi.

Arapça ve fıkıh öğrendi, bu arada babasının kitaplarını incelerken Nabi’nin divanını, Fuzuli’nin şiirlerini tanıyınca okuma öğrenme hevesi arttı. Özel olarak çalışıp Farsça öğrendi.

Ama sıkıntılar ve hayal kırıklıkları yüzünden tahsili terk etti. Kendini okumaya verdi. İki yıl İttihat ve Terakki Cemiyeti Antakya Şubesi kâtipliği, 3 yıl Antakya Ortodoks İdadisi Türkçe öğretmenliği, daha sonra belediye kâtipliği ve İaşe Ambar Memurluğu görevlerinde bulundu. 1918 yılında işgali yaşadı. 1928 yılında Yeni Mecmua yayınlanmaya başlayınca şiirlerini bu mecmuada yayınlamaya başladı.

“Miskizade Nafi Bey” olarak tanınmıştı, ama şiirlerinde “Nabi-i Zaman” mahlasını kullandı. İşgal yıllarında Türklüğü, Türk kültürünü savundu. Hatay kurtuluş mücadelesinde etkin görev aldı. Soyadı Kanunu gereği “Miski” soyadını almışken 1941 yılında soyadını “Miskioğlu” olarak değiştirdi.1947 yılında vefat etti.

Şiirlerinde ahenk ve ses zenginliği önemlidir. Mısraları özlü ve sağlamdır. Şiirleri daha çok Antakya yaşayışına ve mücadeleye adanmıştır. Hayatı ve şiirleri Mehmet Tekin tarafından yayınlanan “Hatay’ın Son Aruz Şairi Nafi Miskioğlu” adlı eserde incelenmiştir.

Paylaşın

Şair Akif Efendi Kimdir?

Şair ve din adamı olan Akif Efendi 1821 yılında Antakya’da doğdu, 1880 yılında hayatını kaybetti. Babası Antakya kadısı olduğundan iyi bir eğitim gördü, genç yaşta müderris oldu.

Babası ile birlikte İstanbul ve Belgrad’ta 7 yıl geçirdi, babasının ölümünden sonra Antakya’ya dönerek uzun yıllar müftülük yaptı, 1880 yılında vefat etti.

Akif Efendi döneminin güçlü şairlerindendir. Çoğu hikemî şiir tarzında olan her tür şiirin bulunduğu 800 sayfalık divanı basılmamıştır. Şiirlerinden bazı beyitler dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelmiştir.

Paylaşın

Şair Yahya Efendi Kimdir?

Şair ve din adamı Yahya Efendi Antakya’lıdır, ama ailesi ticaret için Şam’da bulunduğu sırada 1823 yılında Şam’da doğmuştur. İlk tahsilini Antakya’da yaptı, daha sonra Antakya medresesinden icazet aldı.

İlmi ve zekâsıyla şöhret kazandı. Şam’da Arif Paşa’nın divan kitabetinde, Siverek kaymakamlığında bulundu, sonra İstanbul’a giderek bilgi ve görgüsünü arttırdı.

Antakya’ya döndükten sonra önce fetva eminliğine, sonra Antakya müftülüğüne atandı.1873/74 yıllarında Hicaz’a gittiğinde Kıraat-i Seb’a ve Kütüb-ü Sitte’den icazet alarak Antakya’ya döndü. 1883 ‘te tekrar Şam’a giden Yahya Efendi orada bir süre Maarif Müdürlüğü yaptı.

Şam’da ve İstanbul’da ünü arttı, bu arada “Bilad-ı Hamse-i Mevleviyye tefahüresi”nin ikinci ve üçüncü nişanlarını aldı. 1897 yılında Antakya’da vefat etti. Döneminin güçlü şairlerinden biri olan Yahya Efendi’nin bir divan dolduracak sayıda ve her türde yazılmış şiirleri vardır.

Sultan Abdulhamid’de sunduğu “Divançe-i Yahya” adlı eseri Dr. Vahid Çabuk tarafından yayına hazırlanmış, Hatay Folklor Araştırmaları Derneği tarafından yayımlanmıştır.

Paylaşın

Sadık Efendi (Sıdki) Kimdir?

Şair ve din bilgini Sadık Efendi (Sıdki) 1788 yılında Antakya’da doğdu, 1860 yılında Antakya’da öldü. 1828 yılında babasının yerine Antakya müftüsü oldu. Hac yolculuğu dışında hayatı hep Antakya’da geçti.

Güçlü bir şairdir. Şiirlerinde “Sıdki” mahlasını kullanmıştır. Yazdığı bir terci-i bend ile ününü İstanbul’a kadar duyurmuştur. Yazdığı 20 cüz  Kur’an tefsiri ile şiirlerinden oluşan “Divan”ı  basılmamıştır.

Paylaşın