Şam Yönetiminden Silahlı Gruplara 10 Gün Süre

18 Kasra çağrıya uymayan gruplara karşı önlemler alınacağını söyledi.

Orduya katılmaya çağrılan grupların isimleri sayılmadı ancak uyarının ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) kapsamadığı tahmin ediliyor.

Suriye Savunma Bakanlığı ülkedeki silahlı grupları 10 gün içinde merkezi orduya katılmaya çağırdı. Şam yönetiminin silahlı gruplarıtek çatı altında toplamaya çalıştığını hatırlatan Savunma Bakanı Ebu Kasra, entegrasyon süreci dışında “kalan küçük askeri grupları en fazla 10 gün içinde bakanlığa katılmaları” yönünde uyardı.

Kasra çağrıya uymayan gruplara karşı önlemler alınacağını söyledi ancak bunun ne tür adımlar içereceğine dair detay vermedi. Duyuruda orduya katılmaya çağrılan grupların isimleri de sayılmadı ancak uyarının ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) kapsamadığı tahmin ediliyor.

SDG komutanı Mazlum Abdi ve geçici Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara 10 Mart’ta Suriye’nin kuzeydoğusundaki tüm sivil ve askeri kurumların merkezi yönetime entegre edilmesini öngören bir anlaşma imzalamıştı. Taraflar arasında müzakerelerin yıl sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. SDG bünyesinde 30 bin savaşçı olduğu tahmin ediliyor. Türkiye SDG’nin omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nın Suriye kolu olarak görüyor ve terör örgütü sayıyor.

Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump ile görüşerek önemli bir diplomatik kazanım elde eden Şara ülke genelinde hakimiyetini pekiştirmeye çalışıyor. Şara’nın geçmişte lideri olduğu Heyet Tahrir Şam örgütünün üyeleri Savunma Bakanlığı çatısına girdi. Güneyde Dera ilindeki silahlı muhalifler ile kuzeyde Türkiye destekli muhalif güçler de merkezi orduya katıldı.

Ancak devlet kontrolü dışında hâlâ çok sayıda silahlı grup bulunuyor. Mart ayında devrik lider Beşar Esad’a sadık silahlı Alevi gruplarla Sünni militanlar arasındaki çatışmalarda aralarında çok sayıda sivilin de olduğu binden fazla kişi yaşamını yitirmişti. Geçen ay da Dürzi topluluğun yaşadığı bölgelerde çıkan çatışmada 100’den fazla kişi öldü.

100 bin kayıp kişiyi bulmak için komisyon

Bu arada Şam yönetimi Esad döneminde işlenen suçları araştırmak ve akıbeti bilinmeyen binlerce kayıp kişiyi bulmak üzere bir komisyon kurdu. Suriye’de iç savaş yıllarında 100 binden fazla kişi kayboldu. Komisyonun IŞİD gibi Esad rejimi dışındaki güçlerin işlediği suçları araştırıp araştırmayacağı ise belirtilmedi. Birleşmiş Milletler, komisyon kurulmasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya Ve Ukrayna Esir Takasında Anlaştı

İstanbul’da görüşen Rusya ve Ukrayna’dan yetkililer, 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştılar. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yapılan görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana Moskova ve Kiev arasında yapılan ilk doğrudan görüşmeler cuma günü iki saatten kısa bir süre sonra İstanbul’da sona erdi.

30 günlük ateşkes konusunda bir anlaşmaya varılamazken, Moskova’nın işgal ettiği dört bölgeden Kiev’in çekilmesini talep ettiği bildirildi. Ukrayna medyası bu dört bölgenin Donetsk, Luhansk, Zaporizhzhia ve Herson olduğunu ve Rusya’nın hiçbirini tam olarak kontrol etmediğini yazdı.

Diğer yandan, iki taraf da 1000’er savaş esirinin takas edilmesi konusunda anlaştı. Bu, savaşın başlamasından bu yana yapılan en büyük takas olacak.

Ukrayna Savunma Bakanı Rüstem Umerov, görüşme sonrasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rus heyeti ile “1000 kişiye karşılık 1000 kişinin takas edilmesi konusunda” anlaştıklarını söyledi.

Görüşmede ayrıca liderler düzeyinde olası bir toplantının da ele alındığını duyuran Umerov, “Şimdi esir takası yapmaya ihtiyacımız var. Yakında bir sonraki aşamanın ne olduğunu size bildireceğiz” dedi.

Ayrıca Dışişleri Bakanı Hakan Fidan her iki tarafın da tekrar bir araya gelme konusunda “prensipte” anlaştığını söyledi.

Bu noktaya nasıl gelindi?

Putin’in günlerdir İstanbul’da yapılması planlanan görüşmelere katılıp katılmayacağı merak ediliyordu.

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan Körfez ülkeleri gezisinin ikinci durağı Katar’a geçerken uçakta konuşan Trump “Benim orada olmamı tercih edeceğini biliyorum ve bu da bir ihtimal. Savaşı sona erdirebilirsek, bunu düşüneceğim” demişti.

Reuters’ın aktardığına göre Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva da 14 Mayıs Çarşamba günü Putin’i arayarak Türkiye’ye gitmesini istedi. Fakat bu çağrılar karşılık bulmadı.

Trump, Rusya ve Ukrayna arasında 30 günlük bir ateşkes istiyor ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy de buna destek veriyor. Ancak Putin önce görüşmelerin başlamasını istediğini ve bu müzakerelerde ateşkesin ele alınabileceğini söylemişti.

Rus lider 11 Mayıs Pazar günü Ukrayna’yla İstanbul’da “herhangi bir önkoşul olmadan” doğrudan görüşme yapılmasını önermişti. Ancak Putin bu açıklamasında görüşmelerde ülkesini kimin temsil edeceğini söylememişti.

Zelenskiy ise sadece Putin’in katılması halinde görüşmelerde yer alacağını açıklamıştı. Zelenskiy ve Putin yalnızca Kasım 2019’da Paris’te yüz yüze görüşmüştü.

İki ülke arasındaki son doğrudan diyalog ise Mart 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’yı işgale başlamasından haftalar sonra İstanbul’da gerçekleşmişti.

Paylaşın

UNICEF’ten Dikkat Çeken Rapor: Türkiye, Çocuk Refahı Bakımından Son Sıralarda

UNICEF’in raporuna göre; Türkiye, 43 ülke arasında genel çocuk refahı bakımından 35’inci sırada yer aldı; 34’üncü basamaktaki Meksika ve 33’üncü sıradaki Kolombiya Türkiye’den daha iyi performans gösteren ülkeler oldu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) raporuna göre Türkiye’de 15 yaşındaki gençlerin yaşam memnuniyeti dört yılda 10 puan düşerken, akran zorbalığına uğradığını söyleyenlerin oranı arttı.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ile Avrupa Birliği (AB) üyesi 43 ülkeden 2018 ile 2022 yıllarında elde edilen verileri kıyaslayan UNICEF, zihinsel ve fiziksel sağlık gibi kriterleri dikkate alarak hazırladığı çocuk refahı raporunu yayımladı.

Raporda, “çocuk olmak için en iyi iki ülkenin” Hollanda ve Danimarka olduğu tespit edilirken, Türkiye’de çocukların yaşam kalitesinin gerilediği kaydedildi.

Türkiye, 43 ülke arasında genel çocuk refahı bakımından 35’inci sırada yer aldı; 34’üncü basamaktaki Meksika ve 33’üncü sıradaki Kolombiya Türkiye’den daha iyi performans gösteren ülkeler oldu.

Rapora göre intihar, dünya genelinde 15-19 yaş arası kişilerde en yaygın dördüncü ölüm nedeni oldu. Genel olarak intiharlarda azalma görülse de Türkiye; Japonya ve Güney Kore ile birlikte ergen intiharlarının en hızlı arttığı ülke oldu. Türkiye’de 15-19 yaş grubunda intihar oranı 2018-2022 yıllarında 100 binde 2,5’ten 100 binde 4,5’a yükseldi.

Türkiye’de çocukların yaşam memnuniyeti dört yılda 10 puan geriledi; Şili, Meksika ve Polonya ile birlikte bu alanda en sert düşüş görülen ülke oldu.

Türkiye’de akran zorbalığına uğradığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 25,5’den yüzde 26,4’e yükseldi. Artış oranı küçük gibi görünse de dünyadaki birçok ülkede azalış rapor edildi, Türkiye bu anlamda olumsuz ayrıştı. Almanya, ABD, İtalya gibi ülkelerde akran zorbalığının azaldığı bildirildi.

Raporda Türkiye’de çocuk ölümlerindeki azalışın sürdüğü tespitine yer verildi, ancak mevcut oranlar hâlâ Almanya, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerin yaklaşık iki katı seviyesinde.

Türkiye yüzde 32,7 ile çocuklar arasında obezitenin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer aldı. İngiltere’de çocuk obezitesi oranı yüzde 30, ABD’de ise yüzde 42 olarak kaydedildi.

Öte yandan Türkiye’de çocukların yüzde 75’i başkalarının nasıl hissettiğini anlayabildiklerini belirtti. Empati yeteneği bakımından Türkiye; Avusturya, Danimarka ve Macaristan ile birlikte en başarılı ülkeler arasında yer aldı.

Raporda COVID-19 pandemisi nedeniyle okulların tatil edilmesinin küresel anlamda çocukların akademik becerilerinde keskin düşüşlere yol açtığı tespitine de yer verildi.

İncelemeye konu 43 ülkede 15 yaşındaki yaklaşık sekiz milyon çocuğun okuma yazma ve matematik becerilerinin yetersiz olduğu görüldü. Akademik başarı kategorisinde en kötü performansı Bulgaristan, Kolombiya ve Kosta Rika gösterdi. Türkiye’de ise 15 yaş grubundaki çocukların yüzde 58’inin akademik açıdan “yeterli” olmadığı belirtildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Trump, Şara İle Görüştü: İsrail İle Normalleşin

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara ile görüşen ABD Başkanı Donald Trump, Şara’ya İsrail ile ilişkileri normalleştirme çağrısında bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir araya geldi. İki ülke arasında başkanlar düzeyinde 25 yıl aradan sonra gerçekleşen bu görüşme, Trump’ın Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararını açıklamasının ertesi gününde yapıldı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, gerçekleşen dörtlü toplantıya ilişkin ayrıntıları kamuoyuyla paylaştı.

Leavitt, “Başkan Trump, Cumhurbaşkanı Eş-Şara’ya, ülkesinde tarihi bir adım atmak için elinde büyük bir fırsat bulunduğunu söyledi” ifadelerini aktarırken, Trump’ın ayrıca Eş-Şara’yı “Suriye halkı için harika işler yapması konusunda teşvik ettiğini” ve şu konularda harekete geçmesini istediğini belirtti:

İsrail ile İbrahim Anlaşmaları’nı imzalamak
Tüm yabancı teröristlerin Suriye’den ayrılmasını sağlamak
Filistinli teröristleri sınır dışı etmek
ABD’ye, IŞİD’in yeniden güç kazanmasını önlemede yardımcı olmak
Kuzeydoğu Suriye’deki IŞİD tutuklu merkezlerinin sorumluluğunu üstlenmek

Beyaz Saray açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Cumhurbaşkanı Eş-Şara, bu görüşmenin düzenlenmesine yönelik çabalarından dolayı Başkan Donald Trump’a, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.

İranlı güçlerin Suriye’den çekilmesinin sunduğu önemli fırsata dikkat çeken Eş-Şara, terörle mücadele ve kimyasal silahların ortadan kaldırılması konularında ABD ile ortak çıkarlara sahip olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Eş-Şara, İsrail ile 1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na bağlılığını yineledi. Ayrıca Suriye’nin doğu ile batı arasındaki ticaretin kolaylaştırılmasında kritik bir köprü işlevi görebileceğini vurgulayarak, Amerikalı şirketleri ülkenin petrol ve doğal gaz sektörüne yatırım yapmaya davet etti.”

Ne olmuştu?

Ortadoğu turu kapsamında Riyad’da temaslarda bulunan Trump, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) – ABD Zirvesi’nden önce Ahmed eş-Şara ile bir araya gelmişti. Prens Selman’ın da iştirak ettiği toplantıya Cumhurbaşkanı Erdoğan çevrimiçi katılmıştı.

ABD Başkanı Trump, Ortadoğu ziyareti öncesinde Oval Ofis’te düzenlediği basın toplantısında, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye konusunda da bazı çalışmalar yapıyoruz, bu arada yaptırımlar konusunda da bir karar vermemiz gerekecek. Suriye’den yaptırımları kaldırabiliriz çünkü onlara yeni bir başlangıç imkânı vermek istiyoruz,” şeklinde konuşmuştu.

Trump, dün Körfez turu kapsamında Riyad’da katıldığı Suudi Arabistan-ABD Ortak Yatırım Forumu’nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüştüklerini hatırlatarak, “Türkiye’nin lideri Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde benzer talebi oldu. Ortadoğu’daki diğer saygın arkadaşlarım da bunu söyledi Suriye’deki yaptırımları kaldıracağız,” ifadelerini kullanmıştı.

Suriye halkının çok büyük sıkıntılar, sefalet ve ölüm yaşadığını belirten Trump, “Yeni hükümetle umarım ülkeyi istikrarlı ve barış içinde tutabilir. Suriye’de görmek istediğimiz budur,” değerlendirmesinde bulunmuştu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ülke İçinde Yerinden Edilenlerin Sayısı 83 Milyonu Aştı

2024 sonu itibarıyla kendi ülkeleri içinde yerinden edilen kişilerin sayısı 83,4 milyon oldu. 2023 yılına kıyasla yüzde 10’luk bir artışa işaret eden bu sayı, altı yıl önceki rakamın ise iki katından fazlasına tekabül etti.

Gazze Şeridi’nde 2024 sonu itibarıyla yerinden edilen kişi sayısı yaklaşık 2 milyon olarak belirlendi. Bu sayı, Gazze Şeridi’nin neredeyse tüm nüfusuna tekabül ediyor.

Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezi (IDMC) raporunda, 2024 yılında çatışma veya doğal afet nedeniyle ülke içinde yerinden edilen kişi sayısının rekor düzeye ulaştığını ortaya koydu.

Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan IDMC kuruluşunun raporuna göre, 2024 sonu itibarıyla kendi ülkeleri içinde yerinden edilen kişilerin sayısı 83,4 milyon oldu. 2023 yılına kıyasla yüzde 10’luk bir artışa işaret eden bu sayı, altı yıl önceki rakamın ise iki katından fazlasına tekabül etti.

Çatışma ve şiddet nedeniyle yerinden edilenlerin sayısı da 73,5 milyona ulaşarak tüm zamanların en yüksek sayısı olarak kayıtlara geçti. Bu sayının 12 ayda 6,5 milyon arttığı görüldü.

IDMC, açıklanan istatistikler kapsamındaki kişilerin büyük bölümünün, uzun yıllardır Afganistan, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde yaşayan insanlar olduğunu belirtti. Haiti, Lübnan, Myanmar ve Ukrayna gibi ülkelerde yaşanan son şiddet olaylarının ise sayıları daha da yükselttiği vurgulandı.

Yaklaşık 10 ülkenin her birinde 2024 sonu itibarıyla çatışma ve şiddet nedeniyle ülke içinde yerinden edilen kişi sayısı 3 milyonu aştı. Yıkıcı bir iç savaşa sahne olan Sudan’da ise bu sayı 11,6 milyona ulaştı. Bu, şu ana dek bir ülkede kaydedilen en yüksek sayı oldu.

Gazze Şeridi’nde 2 milyon kişi

Gazze Şeridi’nde 2024 sonu itibarıyla yerinden edilen kişi sayısı yaklaşık 2 milyon olarak belirlendi. Bu sayı, Gazze Şeridi’nin neredeyse tüm nüfusuna tekabül ediyor.

Geçen yıl dünya genelinde yaklaşık 10 milyon kişi ise doğal afetler nedeniyle ülke içinde yerinden edildi. Raporda, şu ana kadar kaydedilen en yüksek seviyeye işaret eden bu sayının beş yıl önceki rakamın iki katının üzerinde olduğuna dikkat çekildi.

IDMC, söz konusu verilerin yer aldığı raporu 2008 yılından beri yayımlıyor.

IDMC Direktörü Alexandra Bilak, “İç göç; çatışma, yoksulluk ve iklim krizinin kesişim kümesidir ve en çok da en savunmasız olanları etkiler” dedi.

Bilak “Son sayılar, ülke içinde yerinden edilmenin sadece bir insani kriz olmadığının ispatıdır. Şu ankinden çok daha fazla dikkat çekilmesi gereken bir kalkınma problemi ve siyasi sorun olduğunu da açıkça göstermektedir” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD Ve Çin, Ticaret Tarifelerini Düşürmek İçin Anlaşmaya Vardı

ABD ve Çin, son dönemde uyguladıkları tarifelerin çoğunu geri çekme ve ticaret anlaşmazlıklarını çözmek için 90 günlük ateşkes ilan etme konusunda anlaşmaya vardıklarını bildirdi.

Haber Merkezi / Dünyanın iki büyük ekonomik gücü küresel ekonomiyi altüst eden bir çatışmadan geri adım atarken borsalar keskin bir şekilde yükseldi. Ekonomistler ise vergi tarifelerinin hala eskisinden daha yüksek olduğu ve gelecekteki görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğu konusunda uyardı.

ABD-Çin arasında İsviçre’nin Cenevre kentinde iki gündür devam eden ticaret müzakereleri sona erdi. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng Cenevre’de bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi.

ABD ile Çinli yetkililer arasında İsviçre’de yapılan ticaret görüşmelerinin ardından Beyaz Saray internet sayfasından açıklama yapıldı. Açıklamada, Bessent ve ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın, Çin ile İsviçre’de yapılan ticaret görüşmelerinin ardından yaptığı değerlendirmelere yer verildi.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, “ABD ile Çin arasındaki çok önemli ticaret görüşmelerinde önemli ilerlemeler kaydettiğimizi bildirmekten memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin verimli geçtiğini belirten Bessent, ABD Başkanı Donald Trump’ı görüşmeler hakkında bilgilendirdiklerini aktardı. Scott Bessent, görüşmelerin ayrıntılarına ilişkin bugün kapsamlı bir bilgilendirme yapılacağını kaydetti.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı yüzde 145’lik gümrük vergisi oranını 115 puan düşürerek yüzde 30’a, Çin’in de ABD mallarına uyguladığı gümrük vergisini aynı oranda düşürerek yüzde 10’a indirmeyi kabul ettiğini söyledi.

Anlaşma, Donald Trump’ın 2 Nisan’daki “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi açıklamalarından bu yana iki ülke için ticaret konusunda atılan önemli bir adım.

Dünyanın iki büyük ekonomik gücü küresel ekonomiyi altüst eden bir çatışmadan geri adım atarken borsalar keskin bir şekilde yükseldi. Ekonomistler ise vergi tarifelerinin hala eskisinden daha yüksek olduğu ve gelecekteki görüşmelerin sonucunun belirsiz olduğu konusunda uyardı.

Paylaşın

Her 2 Kişiden 1’i Yeni Bir Dünya Savaşı’nın Yakın Olduğunu Düşünüyor

YouGov ‘un yaptığı yeni bir anket çalışmasına göre; Avrupa’da nüfusun yüzde 41 ile 55’i önümüzdeki 5 ile 10 yıl içerisinde III. Dünya Savaşı’nın çıkma ihtimali olduğunu düşünüyor. ABD’de bu oran yüzde 45 civarında.

Nazilerin koşulsuz teslimiyeti kabul etmesiyle Avrupa’da II. Dünya Savaşı’nın resmen sona erdiği ve sonrasında “Zafer Günü” olarak kutlanan 8 Mayıs’ın 80. yıldönümüne az bir süre kalmışken yeni bir anketin sonuçları yayımlandı.

Anket şirketi YouGov, merkezinin yer aldığı Birleşik Krallık’ın yanı sıra ABD, Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya’da bu çalışmayı gerçekleştirdi. Avrupa ülkelerinde 5-10 yıla III. Dünya Savaşı bekleyenlerin oranı yüzde 41’le 55 arasında değişti. ABD’de ise yüzde 45’i bu görüşü onayladı.

“III. Dünya Savaşı’nda nükleer silah kullanılır” cümlesini benimseyenlerin oranı yüzde 68 ila 76 olurken II. Dünya Savaşı’na kıyasla daha fazla can kaybı olacağını öngörenlerin oranları yüzde 57’yle 73 arasında değişti. Yeni bir cihan harbinde insanların çoğunun öleceğini düşünenlerse yüzde 25-44 bandında.

Yüzde 66’yla 89 arasında değişen oranlarda “Benim ülkem savaşa girer” dendi. Ancak Avrupa’da ordularının kendisini savunabileceğini düşünenler yüzde 16 ila 44’te kaldı. ABD’lilerin yüzde 71’i ordunun kendilerini koruyabileceğini savundu.

III. Dünya Savaşı’nın Rusya yüzünden çıkacağını düşünenlerin oranı yüzde 69’la 82 arasında değişti. Moskova korkusunu “İslamcı terör” izledi. Diğer yandan İspanya, Almanya ve Fransa’da çoğunluk ABD’yle yaşanan gerilimlerin küresel barışa tehdit oluşturduğunu da belirtti.

ABD’de yaşayanların yüzde 52’si, İspanya’dakilerinse yüzde 31’i Nazi Almanyası’nın işlediği türden suçların kendi ülkelerinde meydana gelmesini bizzat görmeyi beklediğini ifade etti. Diğer ülkelerin oranları bu ikisinin arasında kaldı.

Nazileri mağlup etmek için en çok kimin çaba harcadığı sorulduğunda Birleşik Krallık dışındaki ülkelerde ABD diyenler yüzde 40’la 52 arasında değişirken, Sovyetler Birliği yanıtını verenler yüzde 17 ila 28 oldu.

Birleşik Krallık’ta yüzde 41’in kendi ülkelerinin adını zikretmesi dikkat çekti. Zira diğer ülkelerde Londra’yı bu konuda etkili görenler yüzde 5’le 11 arasında değişiyor.

Almanların yüzde 46’sı, ülkelerinin 1945’ten sonra savaş hakkında iyi iş çıkardığını düşünürken yüzde 47’nin “Nazi geçmişi hakkında aşırı bilinçliyiz” dediği görüldü. Bu durumun güncel meselelerde sorun yarattığını savundular. Yüzde 24’se Almanya liderlerinin dengeyi doğru kurduğunu söylüyor.

Barışın korunmasında en çok kimin pay sahibi olduğu sorulduğunda yüzde 52’yle 66 arasında değişen oranlarda yanıt NATO oldu. Yüzde 45 ila 56 da Avrupa Birliği’nin kıtadaki barışın korunmasında etkili olduğunu düşünüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İran’dan En Az 1.200 Km Menzile Sahip Yeni Füze!

İran, en az 1.200 kilometre menzilli yeni balistik füzesini kamuoyuna duyurdu. Devlet televizyonu, füzeyi Savunma Bakanı General Aziz Nasirzadeh ile yapılan bir röportaj sırasında gösterdi.

İran Savunma Bakanlığı en az 1.200 kilometre menzile sahip olduğunu iddia ettiği yeni bir katı yakıtlı balistik füze geliştirdiğini açıkladı.

Silahın tanıtılması, Tahran’ın nükleer faaliyetleri ve Yemen’deki Husilere verdiği iddia edilen destek nedeniyle ABD ile artan gerilimin ortasında gerçekleşti.

İran devlet televizyonu Qassem Basir adı verilen füzeyi Pazar günü Savunma Bakanı General Aziz Nasirzadeh ile yaptığı bir röportaj sırasında gösterdi. İranlı yetkililere göre füze en son 17 Nisan’da test edilmişti.

İran Savunma Bakanı televizyondaki konuşmasında İsrail’in Ben Gurion Uluslararası Havaalanını hedef alan Yemenli Husilere yardım ettikleri yönündeki iddialarını yalanladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hem Husilere hem de onların ‘İranlı destekçilerine’ karşı güçlü bir misilleme sözü verdi.

Nasirzadeh, ABD ve müttefiklerine bir uyarıda bulunmadan önce Yemen’in kendi kararlarını veren bağımsız bir ülke olduğunu söyledi.

İran Savunma Bakanı, ülkesinin saldırıya uğraması halinde bölgedeki ABD üslerini ‘meşru hedef’ olarak göreceğini belirtti.

Trump yönetimi ise Tahran’ın silah seviyesine yakın uranyum stokunu geliştirmesini engellemek istiyor.

ABD ile İran arasındaki dolaylı nükleer müzakerelerin 3 Mayıs’ta Roma’da yapılması planlanıyordu. Ancak görüşmeler ertelendi.

ABD Başkanı Donald Trump, diplomatik çabaların başarısız olması halinde İran’ın nükleer altyapısına yönelik askeri saldırı tehdidini defalarca dile getirdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsrail’den Gazze’ye Yönelik Saldırıları Genişletme Kararı

İsrail, Gazze Şeridi’n yönelik saldırılarını kademeli olarak genişletme karar aldı. İsrail, iki ay süren ateşkesin ardından mart ayında yeniden saldırılara başlamıştı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 52 bin 535’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 118 bin 491’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail yönetimi Gazze’ye yönelik saldırıları kademeli olarak genişletme kararı aldı. İsrail kamu yayıncısı Kan, kararın Başbakanı Benyamin Netanyahu başkanlığında toplanan güvenlik kabinesinde alındığını aktardı.

Toplantı öncesinde sosyal medya hesabından paylaştığı video mesajda Netanyahu, kabine üyeleri ile Gazze savaşının “yeni aşamasını” konuşacaklarını söyledi.

Karar, İsrail ordusunun on binlerce yedek askeri göreve çağırmasından günler sonra geldi. Ordudan yapılan açıklamada, “Hamas’ı yenmek ve insanlarımızı (rehineler) eve getirmek için baskıyı artırıyoruz” denilmişti.

İsrail, iki ay süren ateşkesin ardından Mart ayında yeniden saldırılara başlamıştı.

Güvenlik kabinesinin Gazze’ye insani yardımların ulaştırılmasına dair yeni bir planı onayladığı da aktarıldı ancak yardımların geçişine ne zaman başlanacağına veya ne miktarda yardım malzemesinin girişine izin verileceğine dair detay paylaşılmadı.

İsrail iki aydan fazla süredir Gazze’ye başta gıda maddeleri olmak üzere insani yardımın girişine engel oluyor. Birçok ülke ve uluslararası örgüt İsrail’i iki milyon Filistinliye karşı açlığı bir silah olarak kullanmakla suçluyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 52 bin 535’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 118 bin 491’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail’in 18 Mart’ta ateşkesi bozmasının ardından yeniden yoğunlaşan saldırılarda şu ana kadar en az 2 bin 436 kişi hayatını kaybetti. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybı 52 bin 535’e, yaralı sayısı ise 118 bin 491’e ulaştı.

İsrail’in saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıyla başlamıştı. Saldırıda çoğunluğu sivil olmak üzere yaklaşık bin 200 kişi ölmüş, 251 kişi de rehin alınmıştı.

Halihazırda Hamas’ın elinde olduğu bilinen 59 rehineden 24’ünün sağ olduğu değerlendiriliyor.

İsrail, Hamas’ı teslim olmaya zorlamak ve kalan rehinelerin geri dönüşünü kolaylaştırmak amacıyla Gazze’de şiddeti yoğunlaştırma sözü verdi. Daha fazla baskı uygulamak için tüm gıda, yakıt ve insani yardım tedariki de kesildi.

İsrail ayrıca, Hamas’tan silahsızlanmasını ve Gazze’yi terk etmesini talep etti. Hamas rehineleri ancak daha fazla Filistinli tutuklunun serbest bırakılması, kalıcı bir ateşkes ve İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi karşılığında serbest bırakacağını belirtiyor.

Ancak Hamas silah bırakma ya da bölgeyi terk etme önermelerini reddediyor.

Paylaşın

Putin’den “Nükleer” Tehdit: Umarım Ukrayna’da Gerekmez

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşında şu ana kadar nükleer silahlara ihtiyaç olmadığını belirterek, “Umarım bundan sonra da gerekli olmazlar” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’da şu ana kadar nükleer silah kullanmaya gerek olmadığını, bundan sonra da böyle bir ihtiyaç doğmamasını umduğunu söyledi. Rus devlet televizyonunda bugün yayınlanan açıklamalarında Putin, savaşı “mantıklı bir sonuca” taşımaya yetecek güç ve imkâna sahip olduklarını belirtti.

Devlet televizyonu muhabirinin sorusu üzerine Putin, “Bu (nükleer) silahları kullanmaya gerek olmadı. Ve umarım gerekli de olmazlar. 2022’de başlayan şeyi Rusya’nın talep ettiği mantıklı bir sonuca getirmeye yetecek güç ve kabiliyete sahibiz” dedi.

Putin, “özel askeri operasyon” dediği Ukrayna’nın topyekûn işgali girişimini Şubat 2022’de başlatmıştı. Rusya ordusu uzun süredir Ukrayna topraklarının yüzde 20’sini kontrolü altında tutuyor.

İşgalin başından beri Ukrayna’da nükleer silahların kullanımından korkuluyor. Putin daha önce birçok kez Ukrayna’da nükleer silah kullanabilecekleri tehdidinde bulunurken Amerikan istihbaratı CIA’nın eski Başkanı William Burns, 2022 yılının sonunda bunun “gerçek bir risk” olduğu uyarısını yapmıştı.

Son haftalarda ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle Moskova-Washington hattında savaşa bir son vermeye yönelik diplomatik temaslar yürütülüyor. Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla Kiev bu sürecin dışında tutuluyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın