Save the Children: Suriye’deki Çatışmalarda En Çok Çocuklar Zarar Gördü

Save the Children Suriye Direktörü Rasha Muhrez, Suriye’de devam eden çatışmaların, çocukların hayatları, gelecekleri ve aileleri için ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyardı.

Haber Merkezi / Rasha Muhrez, “Suriye genelinde son dönemde gerçekleşen çatışmalarda, elektrik ve su istasyonları, okullar ve hastaneler gibi hayati önem taşıyan sivil altyapılar tahrip oldu” dedi.

Muhrez, Suriye’deki insani durumun daha önce görülmemiş düzeyde olduğunu, yaklaşık yarısı çocuk olmak üzere 16 milyondan fazla insanın acil yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Rasha Muhrez, Suriye krizinin başlangıcından bu yana en yüksek rakam olduğu belirterek, devam eden şiddetin zaten felaket boyutunda olan insani krizi daha da kötüleştirdiği uyarısında bulundu.

Muhrez, çatışmaya dahil olan tüm tarafları, sivillerin ve sivil altyapının korunmasını öngören uluslararası hukuka uymaya çağırdı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Bağımsız Uluslararası Suriye Araştırma Komisyonu (IICI), yayınladığı yeni bir raporda, Suriye’de artan şiddet konusunda uyardı. Komisyon, raporunda Suriye’de kontrolden çıkma riski olan kaygı verici bir insani krizin giderek derinleştiğini vurguladı.

Raporda ülke genelinde, ekonominin büyük bir hızla çöküşü, kamu desteklerinin budanması ve yerel otoritelerin yırtıcı uygulamalarının ortasında umutsuzlukla körüklenen yeni protestoların  patlak verdiği kaydedildi.

Raporda özellikle Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerde ağır insan hakları ihlalleri yaşandığı, sivillerin hedef alındığı, Kürt bölgelerine yönelik askeri operasyonların ve saldırıların yoğunlaştığı belirtildi.

Bölgedeki altyapıyı tahrip ederek yerel halkı zor durumda bırakan saldırılarla eş zamanlı olarak keyfi gözaltılara, işkence ve yağmalama vakalarına da sıkça rastlandığı vurgulandı.

Paylaşın

Gazze’de 625 Bin Çocuk Dersbaşı Yapamadı

Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNRWA), Gazze Şeridi’nde yaşayan 625 binden fazla çocuğun sekiz aydan uzun bir süredir okuldan uzak kaldığını bildirdi.

Gazze Medya Ofisi ise geçen hafta, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları nedeniyle en az 800 bin öğrencinin eğitimden mahrum kaldığını duyurmuştu.

Medya Ofisi ayrıca, Gazze’deki eğitim tesislerinin yüzde 85’inin şu anda faaliyet gösteremez durumda olduğunu, bu durumun çatışmalar sona erdiğinde eğitim faaliyetlerinin yeniden başlatılması çabalarını önemli ölçüde engelleyebileceğini vurguladı.

Filistin Eğitim Bakanlığı da, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında en az 10 bin çocuk öğrencinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Gazze Şeridi’nde normal takvime göre bugün yüzbinlerce öğrenci dersbaşı yapacaktı ancak savaş nedeniyle eğitim başlayamıyor.

Pazartesi günü sezonun ilk ders zilinin çalması gereken saatlerde çocukların çoğu çamur içindeki derme çatma çadırlarda oturuyor veya yardım kuruluşlarının mutfakları önünde yiyecek sırasında bekliyordu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) sözcüsü Tess Ingram eğitimden uzak kalınan süre uzadıkça Gazzelilerin geleceğine olan olumsuz etkisinin de büyüdüğünü söyledi. Özellikle küçük çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal gelişim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Ingram, “Çocuğun okuldan uzak geçirdiği süre uzadıkça eğitimi tamamen bırakma ve bir daha okula dönmeme riski artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Gazze’de yaklaşık 625 bin çocuk geçen eğitim yılının neredeyse tamamını okuldan uzakta geçirdi. Okullar 7 Ekim’deki Hamas baskınına yanıt olarak İsrail’in Gazze’yi bombalamaya başlamasıyla kapılarını kapatmıştı.

Global Education Cluster’e göre Gazze’deki okulların yüzde 90’ından fazlası geçen 11 aydaki İsrail saldırılarında zarar gördü, birçoğunun tekrar kullanılabilmesi için yıllar süren onarım çalışmasına ihtiyacı var. Bu okulların çoğu Birleşmiş Milletler (BM) tarafından işletiliyordu.

UNICEF ve çeşitli sivil toplum örgütleri Mayıs sonlarına doğru Gazze’de 175 geçici eğitim merkezi açtı, buralarda bin 200 gönüllü öğretmek yaklaşık 30 bin çocuğa temel dersleri öğretiyor. Ancak BM kağıt, kalem gibi en temel eğitim materyalini dahi bölgeye göndermekte zorlandıklarını bildirdi.

Çatışmalar Gazze dışında Batı Şeria’da da eğitimi olumsuz etkiliyor. Ingram, “Ekim’den beri hemen her gün okulların yüzde sekiz ila 20’si kapalı. Okullar açık olsa bile güvenlik endişesiyle öğrencilerin devamlılığı düştü” dedi.

Bu arada BM Filistin Ajansı (UNRWA) Komiseri Philippe Lazzarini, Batı Şeria’daki UNRWA okullarında eğitime başlanacağını açıkladı. Lazzarini, “Çocukların eğitim hakkı korunmak zorunda” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD, 2026 Yılı Sonuna Kadar Irak’tan Çekiliyor

ABD öncülüğündeki askeri koalisyon birliklerinin, 2026 yılı sonuna kadar Irak’tan çekileceği açıklandı. 80’den fazla ülkeden oluşan koalisyonun bir parçası olan ABD’nin, Irak’ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor.

Haber Merkezi / ABD öncülüğündeki askeri koalisyon, 2014 yılında Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştu.

ABD ve Irak’ın, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin, Irak’tan çekilmesi konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Anlaşmaya göre, askerinin bir bölümü Eylül 2025’e, geri kalanının ise 2026 yılı sonuna kadar çekilecek. Anlaşmanın, bu ay açıklanabileceği ifade edilirken, ABD ile Irak’ın bazı ABD askerlerinin Irak’ta kalmasını sağlayabilecek yeni bir danışma ilişkisi kurmayı da hedeflediği duyuruldu.

Irak Başbakanı’nın Dış İlişkiler Danışmanı Ferhad Alaaddin, koalisyon güçlerinin azaltılmasına ilişkin Washington ile yapılan teknik görüşmelerin tamamlandığını söyledi. Alaaddin, “Irak ile uluslararası koalisyon üyeleri arasındaki ilişkiyi, askeri, güvenlik, ekonomik ve kültürel alanlardaki ikili ilişkilere odaklanarak yeni bir düzeye taşımanın eşiğindeyiz” dedi.

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, daha önce verdiği bir demeçte radikal gruplarla mücadele için ABD liderliğindeki koalisyonun Irak’ta bulunmasına artık gerek kalmadığını belirterek koalisyon güçlerinin ayrılmasının Irak’ın askeri kabiliyetlerini zayıflatacağından endişe duymadığını dile getirmişti.

ABD’li bir yetkili, iki yıllık sürenin Washington’a, olası bölgesel gelişmelere göre asker azaltma stratejisini ayarlaması için “nefes alma fırsatı” sağladığını belirtti.

80’den fazla ülkeden oluşan koalisyonun bir parçası olan ABD’nin, Irak’ta yaklaşık 2 bin 500 askeri bulunuyor. Bu koalisyon, 2014 yılında Irak ve Suriye’de Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele etmek amacıyla kurulmuştu.

2023 yılı ekim ayında İsrail – Filistin savaşının başlamasının ardından Suriye ve Irak’ta bulunan ABD güçlerine İran destekli milislerin saldırıların artmasının ardından, Washington ve Bağdat, ocak ayında koalisyonun geleceği hakkında görüşmeler yapmaya başlamıştı.

Paylaşın

IŞİD Liderlerinden “Halid Ahmed El Dandal” Yakalandı

IŞİD’in liderler kadrosunda yer alan Halid Ahmed El Dandal’ın yakalandığı açıklandı. El Dandal’ın Suriye’deki Rakka Gözaltı Tesisi’nden kaçtıktan sonra IŞİD savaşçılarına yardım ettiğinin değerlendirildiği belirtildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte düzenlenen operasyonda Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) liderlerinden Halid Ahmed El Dandal’ın yakalandığını açıkladı.

ABD’nin Ortadoğu’daki birliklerinden sorumlu olan CENTCOM sosyal medya platform X’ten paylaştığı açıklamada, yakalanan IŞİD liderinin Suriye’deki Rakka Gözaltı Tesisi’nden kaçtıktan sonra IŞİD savaşçılarına yardım ettiğinin değerlendirildiğini belirtti.

Açıklamaya göre IŞİD lideri, 1 Eylül sabahı erken saatlerde CENTCOM güçleri ve bünyesinde YPG’yi de barındıran Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte düzenlenen operasyonda yakalandı.

CENTCOM’un açıklamasında 29 Ağustos’ta ikisi Rus, ikisi Afgan ve biri Libyalı olmak üzere gözaltında olan beş IŞİD savaşçısının Rakka Gözaltı Tesisi’nden kaçtığı belirtildi. Açıklamaya göre bunların ikisi Suriye Demokratik Güçleri tarafından yakalandı. Diğer üç firari IŞİD’linin yakalanmasına yönelik çabaların ise devam ettiği belirtildi.

“IŞİD’in ana hedefi gözaltında tutulan savaşçıların serbest kalmasını ve IŞİD’in yeniden canlanmasını sağlamak. CENTCOM güçleri SDG ile eşgüdüm içinde gelecekte olası firar tehditlerinin etkisini azaltmaya ve IŞİD’in kalıcı şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamaya devam edecek” denildi.

CENTCOM’a göre Suriye’de 9 binden fazla IŞİD’li kontrolü SDG tarafından sağlanan 20’yi aşkın gözaltı tesisinde kalıyor. CENTCOM Komutanı Orgeneral Erik Kurilla, IŞİD savaşçılarının kaçması halinde bunun hem bölge hem de bölge ötesinde büyük bir tehlike yaratacağını vurguladı.

Açıklamada CENTCOM’un “IŞİD’in kalıcı yenilgiye uğratılması ve bölgesel istikrarın teşvik edilmesi için ABD’nin SDG’li ortaklarını desteklemeye yönelik kararlılığının” da altı çizildi.

Geçen hafta ABD, Irak’ın güvenlik güçleriyle birlikte örgüte baskın düzenlediğini ve Irak’ın batısında 15 militanın öldürüldüğünü duyurmuştu. Bu operasyonda 7 ABD askeri de yaralanmıştı. Yaralanan askerlerin sağlık durumlarının stabil olduğu bildiriliyor.

Diğer yandan güvenlik uzmanları “Gazze savaşı, IŞİD ve El Kaide’yi diriltebilir” uyarısında bulunuyor. Analistler, Hamas’ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu’yla başlayan Gazze savaşının Ortadoğu’daki ekonomik krizleri, iç çatışmaları ve istikrarsızlığı daha da körükleyerek bu tarz örgütlerin tekrar güç kazanmasına neden olabileceğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler’in şubattaki raporunda da El Kaide ve IŞİD’in aşırılıkçı eylemler için “sosyal medyayı yoğun şekilde kullandığı ve 7 Ekim saldırıları da dahil uluslararası olaylardan yararlandığı” uyarısı yapılmıştı.

(Kaynak: VOA Türkçe, Independent Türkçe)

Paylaşın

Biden’dan Netanyahu’ya “Barış İçin Yeterli Çaba Göstermiyor” Eleştirisi

Beyaz Saray’da basın mensuplarıyla bir araya gelen ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de ateşkesin sağlanması için yeterli çaba sarf etmediğini söyledi. 

Haber Merkezi / Biden, Gazze’de Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik nihai bir teklif sunmaya çok yakın olduklarını belirtti. Biden, nihai anlaşma teklifi sunup sunmayacaklarına ilişkin soruları yanıtlarken buna çok yakın olduklarını belirtti; bu anlaşmanın önceki tekliflerle kıyaslandığında başarı şansının ne olduğu yönündeki soruyu da “Umut hiçbir zaman tükenmez” sözleriyle yanıtladı.

Washington Post gazetesi, 2 Eylül’de yayımlanan haberinde ABD’nin İsrail ve Hamas’la nihai bir “ya kabul et ya da terk et” anlaşması yapmaya hazırlandığını iddia etmişti.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 48 artarak 40 bin 786’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 70 artarak 94 bin 224’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı İsrail’e yönelik silah ihracatına kısıtlama getirileceğini duyurdu. Satış lisansı askıya alınan ihraç kalemleri arasında askeri ekipman parçaları ve yer hedeflemede kullanılan helikopterler ile İnsansız Hava Araçları (İHA) da var.

Öte yandan İsrail haftaya genel grevle başladı. Gazze’de tutulan rehinelerin geri alınamamasını protesto etmek için İsrail’de yapılan genel grev çağrısı, Pazartesi günü ülkenin ana uluslararası havaalanı Ben Gurion dahil ülke çapında kapanmalara ve aksaklıklara yol açtı. Ancak bu çağrının bazı bölgelerde görmezden gelinmesi, ülkedeki derin siyasi bölünmeleri yansıttı.

Gazze’de altı rehinenin ölü bulunmasının ardından 10 binlerce İsrailli Pazar günü geç saatlere kadar sokaklardaydı. Aileler ve halkın büyük bir kısmı Başbakan Benyamin Netanyahu’yu suçladı ve yaklaşık 11 aydır devam eden savaşı sona erdirmek için Hamas’la bir anlaşma yapılarak, rehinelerin sağ olarak iade edilebilmesinin sağlanabileceğini söyledi.

Bazılarıysa Netanyahu’nun 7 Ekim’de İsrail’e saldırarak savaşı tetikleyen Hamas’a yönelik askeri baskıyı aralıksız sürdürme stratejisini destekliyor ve stratejinin, militanları İsrail’in taleplerine boyun eğmeye zorlayacağını, kurtarma operasyonlarınınn daha başarılı olacağını ve nihayetinde örgütü yok edeceğini düşünüyor.

İsrail’in en büyük sendikası Histadrut, savaşın başlangıcından bu yana ilk kez bu hafta başı için genel grev çağrısında bulundu. Grevin amacı bankacılık, sağlık hizmetleri ve ülkenin ana havalimanı Ben Gurion’un işletimi dahil ekonominin önemli sektörlerini kapatmak veya aksatmak oldu.

Ben-Gurion Uluslararası Havalimanı’ndaki havayolları sabah 08.00-10.00 arasında kalkış uçuşlarını durdurdu. Bu uçaklar ya erken kalktı ya da biraz gecikti. Sınırlı kesintiye rağmen yolcuların check-in kontuarlarında sıraya girdiği görüldü. İsrail Havaalanları İdaresi’ne göre bu süre zarfında havaalanına gelen uçuşlar her zamanki gibi aksamadan devam etti.

Grev nedeniyle bankalar, bazı büyük alışveriş merkezleri ve devlet daireleri kapalı ve toplu taşıma sınırlı sağlanıyor. Tel Aviv dahil İsrail’in yoğun nüfuslu merkezi bölgesindeki belediyeler greve katılıyor, bu da okul saatlerinin kısalmasına ve kamuya açık kreşlerle anaokullarının kapanmasın yol açtı.

Ancak Kudüs dahil birçok belediye, greve katılmıyor. İsrail medyası, devletin grevin siyasi amaçlı olduğunu öne sürerek iptal edilmesi için mahkemeye başvurduğunu bildirdi.

Pazar günkü gösteriler savaşın başlangıcından bu yana en büyük gösteri olarak nitelendi. Gösterileri düzenleyenler 500 bin kadar kişinin ülke çapındaki etkinliklere ve Tel Aviv’de düzenlenen ana mitinge katıldığını açıkladı.

Netanyahu’nun Gazze’de tutulan ve üçte birinin öldüğü düşünülen yaklaşık 100 rehineyi iade etmesi için bir anlaşmaya varmasını talep eden protestocular, bunu savaş süresince yıpranan Hamas’ı olduğu gibi bırakıp bölgeden çekilmek anlamına gelse bile istediklerini dile getiriyorlar. Birçok İsrailli bu görüşü desteklerken diğerleri, rehinelerin özgürlüğünden çok militan grubun yok edilmesine öncelik veriyor.

Gazze’de 86 bin çocuk felci aşısı yapıldı

Ayrıca Birleşmiş Milletler Filistin Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA), Gazze Şeridi’nden başlatılan aşı kampanyasında ilerleme sağlandığını ancak ailelerin aşı merkezlerine ulaşmakta zorlandığını kaydetti. UNRWA, devam eden askeri saldırılar nedeniyle aşıların dağıtımında da sıkıntılar yaşandığını belirtti. Kuruluşun verdiği bilgilere göre sadece belirli bölgelerde yerel saatle 06.00 ile 14.00 arasında insani ara uygulanıyor.

UNRWA Sözcüsü Louise Wateridge, çatışmaların tamamen durmadığını, gece ve öğleden önce askeri saldırıların sürdüğünü kaydetti. Bazı aileler için aşı merkezlerine gitmenin tehlikeli olduğunu ifade eden Wateridge, mobil aşı ekipleri için de bu ailelere ulaşmanın zor olduğunu söyledi. Pazar günü 86 bin çocuğun çocuk felcine karşı aşılandığını ifade eden Wateridge, Salı gününe kadar Gazze Şeridi’nin orta bölgesinde bulunan 10 yaş altı yaklaşık 156 bin çocuğa erişim sağlanmasının hedeflendiğini belirtti. Wateridge, çocukların dört hafta sonra ikinci doz aşıya ihtiyacı olduğunu da hatırlattı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde olası çocuk felci salgının engellenmesi için bölgedeki çocukların yüzde 90’ından fazlasının aşılanması gerektiğini vurguluyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 23 Ağustos’ta Gazze’nin Deyr el-Balah kentinde 10 aylık bir bebeğin çocuk felci nedeniyle kısmi felç geçirdiğinin doğrulandığını duyurmuş, hastalığın yayılmasından büyük endişe duyduklarını açıklamıştı.

DSÖ daha önce de Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tür iki çocuk felci virüsü tespit edildiği bilgisini paylaşmıştı. BM’ye göre İsrail – Hamas savaşı nedeniyle Gazze’de rutin aşılamanın yapılamaması, 25 yıl sonra hastalığın yeniden yayılmasında etkili oldu.

Paylaşın

Irak’ın Batısında En Az 15 IŞİD Militanı Öldürüldü

ABD ve Irak güvenlik güçlerinin, Irak’ın batısında IŞİD militanlarına yönelik ortak bir operasyon düzenlediği ve operasyonda en az 15 IŞİD militanın öldürüldüğü bildirildi.

Yedi Amerikan askerinin ise yaralandığı operasyonda, sivil kayıpların olduğuna dair bir belirti olmadığı da vurgulandı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Cuma günü Irak güvenlik güçleri ile birlikte terör örgütü IŞİD’e karşı ortak operasyon düzenlendiğini ve operasyonda 15 militanın öldürüldüğünü bildirdi.

Sivil kayıp yaşanmadığı kaydedilen açıklamada, IŞİD üyelerinin patlayıcı yüklü intihar yelekleri ve çeşitli silahlar taşıdığı aktarıldı. Ayrıca beş Amerikan askerinin militanlarla çıkan çatışmada, iki askerin de operasyon sırasında düşme sonucu yaralandığı açıklandı. Operasyonun Irak’ın batısında gerçekleştiği belirtilirken konuma dair ayrıntı verilmedi.

CENTCOM’um açıklamasında, yapılan baskında örgütün lider kademesinin hedef alındığı, bu yolla Iraklı siviller ile bölgedeki müttefiklere yönelik saldırı düzenleme kapasitesinin bozulmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca IŞİD’in bölge, müttefik ülkeler ve ABD için bir tehdit olmayı sürdürdüğü de söz konusu açıklamada yer aldı.

Irak, IŞİD’le mücadele misyonu kapsamında görev yapan 2 bin 500 Amerikan askerinin ülkeden çıkmasını istiyor. Bağdat ile Washington arasında ülkedeki ABD askerinin çekilmesine yönelik görüşmeler aylardır devam ediyor.

Bu ay başında Irak Dışişleri Bakanlığı, ABD askerinin çekilme tarihinin “son gelişmeler” ışığında ertelendiğini söylemiş ancak söz edilen gelişmeler veya takvime dair başka ayrıntı paylaşmamıştı. Hem ABD hem İran ile iş birliği yapan Irak’ta Amerikan askerlerinin yanı sıra İran destekli silahlı gruplar da bulunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsrail’den Almanya’ya İran Uyarısı

Almanya’nın İran’a ihracatında yaşanan artışı değerlendiren İsrail’in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor, “İran, Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşta kullanılmak üzere Rusya’ya dron ve füze gönderiyor. Almanya’dan elde edilen teknoloji ve bilgi birikimi burada belirleyici bir rol oynayabilir” uyarısında bulundu.

Tahran ile Moskova arasındaki iş birliğinin son aylarda daha da arttığını dile getiren Prosor, “Ben İran’a ne tür mallar gönderildiğinin çok iyi denetlenmesinin, Almanya’nın güvenlik çıkarları açısından önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Almanya’nın İran’a ihracatı 2024’ün ilk yarısında, sertleştirilen yaptırımlara rağmen arttı. Reuters haber ajansının, Federal İstatistik Dairesi verilerine dayandırdığı haberine göre, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,6 artan ihracatın büyüklüğü 632 milyon euroya ulaştı.

Sadece Haziran ayında, Almanya’nın İran’a sattığı mal ve hizmetlerin 2023’ün Haziranı’na kıyasla yüzde 4 arttığı bildiriliyor. Almanya’nın genel ihracatında ise Ocak-Haziran 2024 döneminde, bir yıl öncesi ile karşılaştırıldığında yüze 1,6 düşüş yaşandı.

Almanya’nın İran’a ihracatında yaşanan artışı değerlendiren İsrail’in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor, “İran, Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşta kullanılmak üzere Rusya’ya dron ve füze gönderiyor. Almanya’dan elde edilen teknoloji ve bilgi birikimi burada belirleyici bir rol oynayabilir” uyarısında bulundu.

Tahran ile Moskova arasındaki iş birliğinin son aylarda daha da arttığını dile getiren Prosor, “Ben İran’a ne tür mallar gönderildiğinin çok iyi denetlenmesinin, Almanya’nın güvenlik çıkarları açısından önemli olduğunu düşünüyorum” dedi. Ron Prosor ayrıca, Almanya’nın ihracatının suistimal edilmemesi için, İran Devrim Muhafızları’nın da Berlin tarafından bir an önce terör örgütleri listesine alınması gerektiğini savundu.

Avrupa Birliği yaptırımları

İran’ın Ukrayna Savaşı’nda Rusya’ya verdiği destek nedeniyle Avrupa Birliği (AB) Tahran’a uyguladığı ekonomik yaptırımları, geçen yılın Temmuz ayında sertleştirmişti. AB’ye üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanları ayrıca, İsrail’e doğrudan saldıran İran’a yönelik yaptırımları geçen Nisan ayında bir kez daha sertleştirme kararı almıştı.

Almanya İran’a 2023 senesinde 1,2 milyar euro değerinde ihracat yaparken aynı zaman zarfında İran’dan ithalatı 245,1 milyon euro civarında oldu. Böylece 2022’ye kıyasla Almanya’nın ihracatı yüzde 24,2, ithalatı ise yüzde 18 azalmıştı. İran’a satılan Alman malları arasında ilk üç sırayı makineler, ilaç sanayii ürünleri ve kimyasal mamüller alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den İran’a “İsrail” Tehdidi

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Sözcüsü John Kirby, bir saldırı olasılığını tahmin etmenin zor olduğunu ancak ABD”nin İran’ın açıklamalarını ciddiye aldığını söyledi. Kirby, ABD’nin İran’ın herhangi bir saldırısında İsrail’i savunmaya kararlı olduğunu ifade etti.

ABD’nin Orta Doğu’da iki uçak gemisi saldırı grubunun yanı sıra bir de F-22 savaş uçağı filosu bulunuyor. ABD’nin Orta Doğu’da farklı ülkelerde bir çok askeri üssüde yer almakta.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik İletişim Danışmanı John Kirby, ABD’nin İran’ın herhangi bir saldırısında İsrail’i savunmaya kararlı olduğunu ve Gazze’de olası bir ateşkes anlaşmasından umutlu olduğunu söyledi.

John Kirby, Salı günü İsrail’in Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamalarda, bir saldırı olasılığını öngörmenin zor olduğunu ancak Beyaz Saray’ın İran’ın açıklamalarını ciddiye aldığını kaydetti. Kirby, “İstedikleri takdirde hala bir saldırı düzenlemeye hazır olduklarına inanıyoruz, bu nedenle de bölgede askeri gücümüzü arttırdık” dedi.

İran’a verdikleri mesajın tutarlı olduğunu ve öyle kalacağını söyleyen Kirby, “Birincisi, bunu yapmayın. Bunu tırmandırmak için hiçbir neden yok. Potansiyel olarak bir tür topyekun bölgesel savaş başlatmak için hiçbir neden yok. İkincisi, eğer iş bu noktaya gelirse İsrail’i savunmaya hazır olacağız” diye konuştu.

İran, Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye’nin geçen ay Tahran’ı ziyareti sırasında öldürülmesinden sorumlu tuttuğu İsrail’e sert bir karşılık vereceğini tekrarlıyor. İsrail ise saldırıyla ilgisi olduğunu ne doğruladı ne de reddetti.

ABD, Ortadoğu’da iki uçak gemisi taarruz grubunun yanı sıra bir F-22 savaş uçağı filosu da bulunduruyor. ABD’nin Orta Doğu’da farklı ülkelerde bir çok askeri üssüde yer almakta.

Kirby, bu gücün “İsrail’in savunmasına yardımcı olmak ve bölgedeki ABD birliklerini ve tesislerini korumak için yerinde tutmalarını gerektiğini düşündükleri sürece” kalacağını söyledi.

Gazze’de 10 aydır devam eden savaşı sona erdirecek ve kalan 108 İsrailli rehineyi geri getirecek olası bir ateşkes anlaşması konusunda iyimserliğini koruyan Kirby, sürecin “yapıcı” olduğunu ve ilerleyen günlerde Doha’da daha fazla görüşme yapılmasını dört gözle beklediğini de kaydetti.

Kirby, iki tarafı da suçlamaktan kaçınarak, bir anlaşmanın İsrail ve Hamas’ın uzlaşmasını ve liderliğini gerektireceğini söyledi.

“Taraflar hala temasta ve bu iyi bir şey” diyen Kirby, “Çalışma gruplarıyla başka bir aşamaya geçmiş olmamız kötü bir şey değil. Bu, tarafların hala konuşmaya devam ettiği anlamına geliyor. Bu da son birkaç ayrıntıyı da halledip ilerleyebileceğimize dair hala umut olduğu anlamına geliyor. Hamas hala bu çalışma grubu görüşmelerinde temsil ediliyor ve bu iyi bir şey. Kimse süreçten tamamen kopmuş değil” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da Silahlı Saldırılar: En Az 60 Ölü

Pakistan’ın Belucistan eyaletinin özgürlüğü için mücadele eden Belucistan Kurtuluş Ordusu militanlarının polis karakolları, demiryolu hatlarına ve otoyollara düzenlediği saldırılar ve güvenlik güçleri ile çıkan çatışmalarda 60’tan fazla kişi öldü.

Haber Merkezi / Belucistan Kurtuluş Ordusu (BLA) yaptığı açıklamada, savaşçılarının sivil giyimli askerleri hedef aldığını ve kimlikleri tespit edildikten sonra vurulduklarını bildirdi. Ancak Pakistan İçişleri Bakanlığı, ölenlerin masum vatandaşlar olduğunu duyurdu.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Naqvi yaptığı açıklamada “Bu saldırılar Pakistan’da anarşi yaratmak için yapılmış bir plandır” dedi ve güvenlik güçlerinin Pazar ve Pazartesi günü saldırıların ardından düzenlediği operasyonlarda 12 militanı öldürdüğünü sözlerine ekledi.

Pakistan ordusu, büyük bir otoyolda otobüs ve kamyonları hedef alan saldırıların en büyüğünün ardından çıkan çatışmalarda 14 asker ve polis ile 21 militanın öldürüldüğünü açıkladı. Bu rakama İçişleri Bakanlığı’nın öldüğünü doğruladığı 12 militanın dahil olup olmadığı hemen belli olmadı.

Yerel yetkililer, silahlı kişilerin yolcuların kimliklerini kontrol ettikten sonra birçoğunu vurduğu ve araçları ateşe verdiği otoyol saldırılarında en az 23 kişinin öldüğünü söyledi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif güvenlik güçlerinin misilleme yapacağına ve sorumluları adalete teslim edeceğine dair söz verdi.

BLA, Pakistan’ın güneybatısında yer alan ve Afganistan ve İran’la sınırı bulunan Belucistan’ın bağımsızlığını istiyor. Belucistan’ın on yılardır zengin gaz ve mineral kaynaklarının sömürdüğünü ileri süren BLA merkezi hükümete karşı mücadele eden birkaç etnik isyancı grubun en büyüğü.

BLA, Belucistan’daki önemli altyapı projelerini ve güvenlik noktalarını sıklıkla hedef alsa da, diğer bölgelerde de saldırılar düzenledi.

Belucistan, Pakistan’ın coğrafi olarak en büyük, nüfus olarak en küçük eyaletidir ve batıda İran’la, kuzeyde Afganistan’la komşudur. Belucistan’ın güneyde, Körfez’in Hürmüz Boğazı petrol nakliye hattından çok uzakta olmayan uzun bir Arap Denizi kıyısı vardır.

Paylaşın

Ukrayna Savunması Çökebilir: Rusya, Kritik Şehri Almaya Çok Yakın

Ukrayna ordusu Kursk harekatında ilerleyişini sürdürürken Rusya da doğu cephesinde stratejik öneme sahip Pokrovsk’a yaklaşıyor. Rus ordusunun, şehre 10 kilometreden daha kısa bir mesafede olduğu bildirildi.

Pokrovsk, Ukrayna ordusunun askeri merkezleri arasında önemli bir ikmal yolu üzerinde yer alıyor. Donetsk bölgesinin halen Kiev kontrolü altındaki kısmında Ukrayna savunmasının bel kemiğini oluşturuyor.

ABD merkezli Military Watch Magazine sitesinin haberinde, Ukrayna ordusunun, ABD’nin gönderdiği M1 Abrams tanklarının yaklaşık üçte ikisini 6 ay içinde kaybettiği savunuluyor.

Amerikan ordusunun Ukrayna’ya tedarik ettiği 31 tanktan yaklaşık 20’sinin, bu yıl ocak ila nisanda gerçekleşen çatışmalarda Rus askerleri tarafından imha edildiği öne sürülüyor.

Haberde, Ukrayna ordusunun Rus toprağı Kursk’a 6 Ağustos’ta başlattığı harekatta, Sovyet döneminden kalma T-80’lerin yanı sıra Britanya üretimi Challenger 2, Alman yapımı Leopard ve ABD üretimi M1 Abrams tanklarını kullandığı bildiriliyor.

M1 Abrams’ların genellikle doğu cephesindeki Donetsk Oblastı’nda yer alan Avdiyivka’da kullanıldığı fakat son harekatla bunların Kursk’ta da görüldüğü ifade ediliyor. 22 Ağustos’ta düzenlenen bir saldırıda Amerikan tanklarından birinin yok edildiği savunuluyor.

Ukraynalıların, M1 Abrams’ları patlayıcılara karşı daha dayanıklı hale getirmek amacıyla ek zırhlarla donattığı ancak Rus askerlerinin yarı otomatik lazer güdümlü tanksavar füzesi Kornet’lerle bunları etkisiz hale getirebildiği iddia ediliyor.

Haberde, Ukrayna’nın kullandığı ve imha edilen Leopard’ların yerine Avrupa Birliği ülkelerinden yeni tanklar gönderilebileceği belirtilirken, ABD’nin yeni Abrams tankı göndermeyi planladığına dair bir işaret olmadığına dikkat çekiliyor.

Diğer yandan Amerikan medya kuruluşu CNN’in mayıstaki haberinde, M1 Abrams’ların Ukrayna cephesinde beklenen performansı gösteremediği yazılmıştı.

Haberde, tanesi yaklaşık 10 milyon dolar değerindeki M1 Abrams’ların, Amerikan ordusu tarafından Irak işgalinde kullanıldığı fakat aracın zırhının modern silahlara karşı güçsüz kaldığı ifade edilmişti.

Ukrayna ordusu Kursk harekatında ilerleyişini sürdürürken Rusya da doğu cephesinde stratejik öneme sahip Pokrovsk’a yaklaşıyor.

CNN, Rus ordusunun şehre 10 kilometreden daha kısa bir mesafede olduğunu ve binlerce kişinin Pokrovsk’u terk ettiğini yazıyor.

Pokrovsk, Ukrayna ordusunun askeri merkezleri arasında önemli bir ikmal yolu üzerinde yer alıyor. Donetsk bölgesinin halen Kiev kontrolü altındaki kısmında Ukrayna savunmasının bel kemiğini oluşturuyor.

Pokrovsk yetkililerinden Serhiy Dobriyak, günde yaklaşık bin kişinin şehri terk ettiğini belirtiyor. Dobriyak, yetkililerin çocuklu aileleri tahliye ettiğini de söylüyor.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın cumartesi yaptığı açıklamada, Kursk harekatında Ukrayna’nın toplamda 5 bin 500 askeri ve 71’i tanktan oluşan 100’den fazla askeri aracı kaybettiği savunulmuştu. Kiev ise kayıplara dair bilgi paylaşmıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın