Hizbullah Lideri Nasrallah’tan İsrail’e: Savaşa Hazırız

Lübnan’daki Hizbullah örgütünün lideri Hasan Nasrallah, İsrail ordusunun Lübnan sınırına girmesini “fırsat sayacaklarını” ifade ederek, savaşa hazır olduklarını söyledi.

İki gün üst üste binlerce iletişim cihazının uzaktan eş zamanlı patlatıldığı saldırıların ardından ilk kez konuşan Nasrallah, 37 kişinin öldüğü saldırıların kendilerini durdurmayacağını, Gazze savaşı bitmeden İsrail’le mücadeleyi bırakmayacaklarını söyledi.

İsrail’in çağrı cihazlarını Hizbullah’ın üst düzey kadrosunun taşıdığını sandığını söyleyen Nasrallah, “Biz daha eski modeller kullanıyoruz” diyerek örgütün yönetim kademesinde patlayan cihazlardan olmadığını ifade etti. Nasrallah, bu eylemle “bütün kırmızı çizgilerin aşıldığı” uyarısında bulundu.

Nasrallah konuşmasında İsrail içinde tartışılan, kuzey sınırındaki sivillerin evlerine dönebilmeleri için Lübnan’ın güneyinde “güvenli bölge” oluşturma önerilerine de değindi, “Keşke bunu yapsalar. Onların tehdit olarak gördüğü şeyi biz fırsat sayıyoruz. Geçen 11 ayda buna hazırlandık” diyerek İsrail’e meydan okudu.

İsrail ordusuna ait savaş uçakları, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın konuşması devam ederken Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta alçak uçuş yaptı ve sonik patlamalar gerçekleştirdi.  İsrail uçakları Beyrut semalarındaki alçak uçuş sırasında ses duvarını aşarak sonik patlamalara neden oldu.

Beyrut’un yanı sıra Lübnan’ın bazı bölgelerinde de İsrail savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı aktarıldı. İsrail ordusu, Nasrallah’ın konuşmasından dakikalar önce Lübnan’ın güneyindeki bazı bölgelere hava saldırıları düzenlemişti.

Hizbullah neden çağrı cihazı kullanıyordu?

Hizbullah üyeleri iletişim için büyük ölçüde çağrı cihazlarına bağımlı. Çağrı cihazı (pager) olarak anılan iletişim araçları, sesli mesaj veya sms alma özelliklerine sahip olabiliyor. Bu cihazlar sağlık görevlileri arasında da yaygın kullanılıyor.

Cep telefonları, İsrail’in Hamas bomba uzmanı Yahya Ayyaş’ı 1996’da öldürmesinin gösterdiği gibi güvenilir bulunmadığından örgüt tarafından çoktan terk edildi. Ancak bir Hizbullah görevlisi, AP haber ajansına çağrı cihazlarının grubun daha önce kullanmadığı yeni bir marka olduğunu söyledi.

Eski CIA Analisti Emily Harding, güvenlik ihlalinin Hizbullah için çok utanç verici olduğunu söyledi. Harding, “Bu büyüklükte bir ihlalin etkisi sadece fiziksel olarak gördükleri zararla sınırlı olmayacak, aynı zamanda tüm güvenlik aygıtlarını sorgulamalarına neden olacak.

Harding, “Dikkatlerini İsrail ile olası bir mücadeleden uzaklaştıracak yoğun bir iç soruşturma yürütmelerini bekliyorum” dedi.

Eş zamanlı patlayan çağrı cihazlarının nerede üretildiği konusunda soru işaretleri var. Lisans sahibi Tayvanlı firma, Macaristan merkezli bir şirkete logosunu kullanma hakkını verdiğini iddia ediyor. Macaristan hükümetiyse cihazların kendi topraklarında üretilmediğini duyurdu.

BM toplanıyor

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres sivillerin kullandığı cihazların silaha dönüştürülmemesi için bir kontrol mekanizması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi Cuma günü bu patlamalarla ilgili toplanacak.

Salı günü yaşanan ilk patlamalarda ikisi çocuk en az 12 kişi öldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı en az 2750 yaralıdan 200’ünün durumunun ağır olduğunu açıkladı. Hizbullah’ın patlamalarla ilgili suçladığı İsrail’den patlamalara ilişkin açıklama yapılmadı.

Ancak İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Çarşamba günü, savaşta yeni bir aşamaya geçildiğini “ağırlık merkezinin, kaynak ve birlik aktarımı ile kuzeye yönelmekte olduğunu” söyledi.

Paylaşın

Kuzey Kore “Süper Büyük” Savaş Başlıklı Füzeyi Test Etti

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC), süper büyük savaş başlığına sahip yeni taktik balistik füzeyi başarıyla test ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Güney Kore ise Pyongyang’ın birden fazla kısa menzilli balistik füze ateşlediğini bildirdi.

Kore Merkez Haber Ajansı’nın (KCNA) haberine göre, çarşamba günü gerçekleştirilen test atışında Hwasongpho-11-Da-4.5 adı verilen yeni füzeye, 4.5 tonluk süper büyük konvansiyonel bir harp başlığı takıldı.

Haberde, test atışının, füzenin 320 kilometre menzilli bir hedefi doğru bir şekilde vurma özelliğini doğrulamak için yapıldığı belirtildi.

KDHC Devlet Başkanı Kim Jong Un’un silah kabiliyetlerini geliştirmeye yönelik testlerin, dış güçlerin ülke güvenliğine yönelik oluşturduğu ciddi tehdit nedeniyle gerekli olduğunu söyledi.

Kim Jong Un’un, ülkenin nükleer gücünü artırma gerekliliğini vurgulayarak “bölgedeki siyasi ve askeri durumun mevcut güvenlik ortamını tehdit etmesi” nedeniyle askeri kapasitenin güçlendirilmesini “en önemli mesele” olarak gördüğünü ifade etti.

KDHC, 1 Temmuz’da Hwasongpho-11-Da-4.5 füzesinin maksimum ve minimum menzillerdeki performansını doğrulamak amacıyla simüle edilmiş bir harp başlığıyla deneme atışı yapmıştı.

Paylaşın

BM’den İsrail’e “Filistin’e Yönelik İşgali Sonlandır” Çağrısı

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesini içeren karar tasarısını büyük oy çoğunluğuyla kabul etti. Karar tasarısının yasal bir bağlayıcılığı veya yaptırım gücü bulunmuyor.

Haber Merkezi / 124 ülkenin evet, 14 ülkenin hayır ve 43 ülkenin çekimser oyuyla kabul edilen kararda, İsrail’in uluslararası hukuka uyması ve askeri güçlerini çekmesi, tüm yeni yerleşim faaliyetlerini derhal durdurması, işgal altındaki topraklardan tüm yerleşimcileri tahliye etmesi ve işgal altındaki Batı Şeria içinde inşa ettiği ayrım duvarının bazı kısımlarını kaldırması isteniyor.

BM Genel Kurulu ayrıca, İsrail’in 1967’den bu yana el koyduğu toprak ve diğer “taşınmaz malları” ile Filistinlilerden ve Filistin kurumlarından alınan tüm kültürel varlıkları iade etmesini talep etti. Kararda ayrıca, İsrail’in işgal sırasında yerlerinden edilen tüm Filistinlilerin memleketlerine dönmelerine izin vermesi ve işgalin yol açtığı zararların tazmin edilmesini talep edildi.

Kararda ayrıca, Filistin sorununa ve Ortadoğu’da adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışın sağlanması için iki devletli çözüme ilişkin BM kararlarının uygulanması amacıyla uluslararası bir konferans toplanması kararı da yer alıyor.

Karar, dünya liderlerinin yıllık Birleşmiş Milletler toplantıları için New York’a gitmelerinden günler önce alındı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun 26 Eylül’de, Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas ile aynı gün, 193 üyeli Genel Kurul’a hitap etmesi bekleniyor.

Filistin’in BM Büyükelçisi Riyad Mansur, genel kurul toplantısı öncesi, “Filistinliler’in varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğunu” ve “İsrail’in kendilerini prangaya vurduğunu” söylemişti. Mansur, İsrail’in on yıllardır süren işgalinin sona erdirilmesini ve Filistinliler’in barış ve özgürlük içinde yaşamak üzere evlerine dönebilmelerini talep etmişti.

Gazze Savaşı’nın başından beri hem Genel Kurul’da hem de BM Güvenlik Konseyi’nde İsrail’e şiddeti durdurması çağrısı yapan birden fazla karar alınmış ancak bunların karşılığı olmamıştı.

İsrail’in 1967 savaşı sırasında ele geçirdiği topraklar üzerindeki egemenliğini kapsamlı bir şekilde kınayan Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in Filistin toprakları üzerinde egemenlik hakkı olmadığını ve toprakları zorla ele geçirmeye karşı uluslararası yasaları ihlal ettiğini söylemişti.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 20 artarak 41 bin 272’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 55 artarak 95 bin 551’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Taliban, Kadınların Parklara Gitmesini Yasakladı

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, ülkenin kuzeyindeki Belh Eyaletinde kadınların parklara girmelerini tamamen yasakladı. Yasağın gerekçesi parklarda kadın ve erkeklerin bir arada bulunması.

Haber Merkezi / Taliban, ülkenin diğer eyaletlerinde de kadınların parklara gitmesini yasaklamıştı.

Taliban Erdemi Teşvik ve Ahlaksızlığı Önleme Dairesi Nur Muhammed Hakkani, rejimin güvenlik güçlerine sözlü olarak talimat vererek, bundan sonra kadınların parklara girmesinin engellenmesini istemişti. Yasak bu istekten sonra geldi.

Taliban, yakın zamanda kadınlara yeni yasaklar getirmiş, şarkı söylemelerini, şiir okumalarını ya da toplum içinde yüksek sesle konuşmalarını yasaklamıştı.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Lübnan’da Çağrı Cihazları Eş Zamanlı Patladı: En Az 8 Ölü

Lübnan’da çağrı cihazları eş zamanlı olarak infilak etti. Lübnan Sağlık Bakanı Firas El Ebyad, ülke genelinde patlamalar sonucu en az sekiz kişinin hayatını kaybettiğini ve ve 2 bin 700’den fazla kişinin yaralandığını söyledi.

Patlayan çağrı cihazlarının Hizbullah tarafından son aylarda getirilen son modeller olduğu kaydedildi. Yetkililer, saldırılarla ilgili olarak İsrail’i işaret ederken, İsrail’den ise iddialara ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.

Lübnan hükümeti ve Hizbullah yetkilileri, Lübnan ve Suriye’nin bazı bölgelerinde neredeyse aynı anda patlayan yüzlerce çağrı cihazının, aralarında Hizbullah üyeleri ve bir kız çocuğunun da bulunduğu en az sekiz kişinin ölümüne yol açtığını söyledi.

Bir Hizbullah üyesinin kızı olduğu belirtilen 10 yaşındaki kız çocuğunun ailesi kızın ölümünü doğruladı. Çocuğun yakınları, “Beka Vadisi’nde, babasının yanında bulunduğu sırada çağrı cihazının patlaması sonucu 10 yaşındaki bir kızın şehit olduğunu” duyurdu.

İran yarı resmi haber ajansı Fars’ın haberine göre İran’ın Lübnan büyükelçisi Mojtaba Amani de bir çağrı cihazının patlaması sonucu hafif yaralandı. Amani’nin hastanede gözetim altında olduğu belirtildi.

Yetkililer, Lübnan sınırında tansiyonun yükseldiği bir dönemde 2700’den fazla kişinin yaralanmasına neden olan sofistike ve uzaktan kumandalı olduğu anlaşılan saldırıyla ilgili olarak İsrail’i işaret etti. İsrail ordusu yorum yapmayı reddetti.

Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan bir Hizbullah yetkilisi, örgütün kullandığı yeni marka mobil çağrı cihazlarının önce ısındığını, ardından patladığını söyledi. Yetkili, en az iki Hizbullah üyesinin öldüğünü, diğerlerinin de yaralandığını belirtti.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah daha önce grup üyelerini cep telefonu taşımamaları konusunda uyarmış ve bu telefonların İsrail tarafından hareketlerini takip etmek ve hedefli saldırılar düzenlemek için kullanılabileceğini söylemişti.

Türkçede “Allah’ın partisi” anlamına gelen Hizbullah, 1982’de İsrail’i Güney Lübnan’dan püskürtmek ve İsrail’i yıkmak gibi amaçlarla kuruldu. Grubun lokomotifi, Lübnan’daki Şii Müslüman toplumunun askeri partisi Emel Hareketi’ydi.

İslam’ın Şii koluna bağlı Müslümanların katılımıyla, İran’da Ayetullah Humeyni’nin gerçekleştirdiği İslam Devrimi’nin bir benzerini Orta Doğu’da yaymak için taraftar toplamaya çalıştılar.

Hizbullah, 1982’den önce Emel Hareketi çatısı altında, bu tarihten sonra 1990’a kadar kendi kimliğiyle Lübnan İç Savaşı’nın önemli bir tarafı oldu ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ülkeden çekilmesi için bir dizi saldırıda bulundular.

1983’te ABD Büyükelçiliği’ne yapılan saldırıda 63 kişi öldü. Aynı yıl ülkedeki ABD kışlaları birden fazla defa hedef alındı ve 241 askerin hayatını kaybettiği belirtildi. 1990’da ABD, 2005’te de Suriye, Lübnan’dan çekilme kararı aldıklarını açıkladılar.

2006’da Lübnan ile İsrail arasındaki savaş, birçok Arap ülkesi tarafından Hizbullah’ın dönüm noktası olarak görüldü. Aynı yıl kabul edilen ateşkes sonrası her iki taraf da zafer ilan etse de Arap ülkeleri arasında savaş, “Hizbullah’ın kesin zaferi” olarak görüldü.

Hizbullah, 2011’de başlayan Suriye İç Savaşı’nda İran ve Rusya ile beraber Şam yönetiminin tarafı oldu. Ekim 2023’ten beri devam eden İsrail-Hamas savaşında, partinin kuruluş amacına bağlı kalınarak Hamas’tan yana saf tutuyorlar.

Paylaşın

Papa’dan ABD Başkanlık Seçimi Yorumu: Daha Az Kötüyü Seçin

Papa Francis, Kamala Harris ve Donald Trump’ın kürtaj ve göç konusundaki tutumlarını eleştirerek, Amerikalı Katoliklere oy vermelerini ve “daha az kötüyü” seçmelerini tavsiye etti.

Haber Merkezi / Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis, Asya’dan dönüşü uçakta basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Kasım ayında yapılacak olan ABD başkanlık seçimine ilişkin soruyu yanıtlayan Papa Francis, mevcut başkan yardımcısı Kamala Harris ve Donald Trump’ı kürtaj ve göç konusundaki politikaları nedeniyle eleştirdi.

Papa Francis, ABD’de yaşayan Katoliklere oy vermelerini ve “daha az kötüyü” seçmelerini tavsiye etti.

Harris ve Trump’ın kürtaj ve göç konularındaki duruşları

Başkan adayları Demokrat Kamala Harris ve Cumhuriyetçi Donald Trump, 10 Eylül’de canlı yayında karşı karşıya geldi. Kamala Harris ve Donald Trump, kürtaj ve göç konusunda politikalarını açıkladılar.

Donald Trump, kendi eyaleti olan Florida’da oylamaya sunulacak olan altı haftalık kürtaj yasağını destekleme kararını savunarak, daha önceki duruşunu değiştirdi. Kürtaj politikalarında “Demokratlar’ın radikal” olduğunu söyleyen Trump bu meselenin eyaletlere bırakılması gerektiğine inandığını kaydetti.

Donald Trump, muhafazakar çoğunluklu Anayasa Mahkemesi’nin kürtajı serbest bırakma kararını geri çevirmesine vesile olmasıyla ilgili olarak “Ben ABD’de 51 yıllık bölünmeye son verdim” diye konuştu. Trump ayrıca Kamala Harris’in başkan yardımcısı adayı Tim Walz’a kürtaj konusundaki tutumu nedeniyle saldırarak Walz’ın “doğumdan sonra idamı” desteklediğini iddia etti.

Başkan Yardımcısı Kamala Harris, “Trump kürtaj yasakları” olarak nitelediği süreci eleştirdi; “Hükümetin ve Donald Trump’ın bir kadına bedeniyle ne yapacağını söylememesi gerektiğini kabul etmek için kimsenin inancını ya da derin inançlarını terketmesi gerekmez” dedi.

Trump’ın kürtajla ilgili politikalarında tecavüz ya da ensest için herhangi bir istisna bulunmadığını belirten Harris, bunu “ahlaksızlık” olarak nitelendirdi. Harris daha sonra, başkan seçilmesi halinde, Kongre’nin desteğiyle Roe v. Wade’in korumalarını geri getiren bir yasa tasarısını “gururla” imzalayacağını söyledi.

Başkan Yardımcısı, “Amerikan halkının bazı özgürlüklerin, özellikle de kişinin kendi bedeni hakkında karar verme özgürlüğünün, hükümet tarafından verilmemesi gerektiğine inandığını düşünüyorum” diye konuştu.

Kamala Harris’in eski başkanın ulusal bir kürtaj yasağı getireceği iddiasına karşı çıkan Trump ise, “İşte yine başladı, bu bir yalan. Yasağı imzalamayacağım ve imzalamak için de bir neden yok çünkü herkesin istediğini elde ettik” dedi.

İki aday yasadışı göç konusunda da uzun bir tartışmaya girdi. Başkan Yardımcısı Harris, “Biden yönetimi göçü sınırlamak için neden seçimden altı ay öncesine kadar bekledi ve siz bu konuda Başkan Biden’dan farklı bir şey yapar mıydınız?” sorusunu yanıtladı.

Harris, Trump’ın müttefiklerinin geçen Şubat ayında sunulan ve son on yılların en katı önlemlerinden bazılarını yürürlüğe koyacak olan iki partili bir göçmenlik yasa tasarısını engellemelerine odaklandı. Harris, “Bir sorunu çözmek yerine bir sorun üzerinde çalışmayı tercih ediyor” dedi.

Trump ise kendisine yöneltilen, “Bu tasarıyı neden öldürdünüz?” soruna net bir yanıt vermeden, göçmenlik hakkında konuştu, “ABD’deki kasabalarda neler olduğunu görüyorsunuz. Springfield, Ohio’ya bakın. Springfield’da köpekleri yiyorlar. Buraya gelen insanlar kedileri yiyor” sözleriyle asılsız iddiaları yineledi.

Trump’ın bu sözleri, Springfield’daki Haitili göçmenlerin yemek için komşularının evcil hayvanlarını çaldıkları ve yemek için ördek ve kazları öldürdükleri yönündeki asılsız iddialara bir göndermeydi.

Trump’ın iddialarını şaşkın bir yüz ifadesiyle dinlediği görülen Harris, bunun, eski başkanın söyleminin ne kadar “aşırı” hale geldiğini gösterdiğini söyledi.

Paylaşın

Pezeşkiyan’dan Ahlak Polisini Engelleme Sözü

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Mahsa Amini’nin gözaltında ölümünün ikinci yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, ahlak polisinin artık kadınları “rahatsız etmeyeceğini” söyledi.

Haber Merkezi / 22 yaşındaki Mahsa Amini, Tahran’da ahlak polisinin giyim kurallarını ihlal ettiği iddiasıyla göz altına almasının ardından 16 Eylül 2022’de hayatını kaybetti.

Ölümü ülke çapında aylarca süren protestoları tetikledi ve yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Binlerce gösterici ise tutuklandı.

Temmuz ayında göreve gelen Pezeşkiyan, son basın toplantısında, “Ahlak polisinin (kadınlarla) yüzleşmesi beklenmiyordu. Onları rahatsız etmemeleri için takip edeceğim” dedi.

Mesud Pezeşkiyan, Mayıs ayında helikopter kazasında ölen aşırı muhafazakar İbrahim Reisi’nin yerine seçilmişti.

Pezeşkiyan, seçim kampanyası sırasında, başörtüsünün zorunlu kılınması ve uzun süredir devam eden internet kısıtlamalarının hafifletilmesi için polis devriyelerine “tamamen” karşı çıkacağını söylemişti.

İran, yıllardır internet kullanımını sıkı bir şekilde kontrol ediyor, Facebook ve X gibi popüler sosyal medya platformlarına erişimi kısıtlıyor.

2019 yılında akaryakıt zammına karşı yapılan protestoların ardından ve Mahsa Amini’nin ölümüyle tetiklenen gösteriler sırasında daha sert kısıtlamalar uygulanmıştı.

Mesud Pezeşkiyan, hükümetinin özellikle sosyal medyada olmak üzere çevrimiçi kısıtlamaları hafifletmek için çalıştığını söyledi.

Batı ile ilişkiler 

Mesud Pezeşkiyan, basın toplantısında, İran’ın ABD ile sıkıntılı ilişkileri ve 2015 nükleer anlaşması da dahil olmak üzere diğer konulara da kısaca değindi.

“Amerika ile kavga etmek istemiyoruz” diyen Pezeşkiyan, “(Amerikalılara) düşman olan biz değiliz. Ülkelerinin etrafına askeri üsler inşa etmedik” ifadelerini kullandı.

İran ile ABD arasında, Şah Muhammed Rıza’nın devrildiği İslam Devrimi’nden bu yana diplomatik ilişki bulunmuyor.

İran’ın nükleer silah üretmek gibi bir amacının da olmadığını dile getiren Mesud Pezeşkiyan, “Biz anlaşmaya (İran ile BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ve Almanya arasında 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşma) uyduk” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan ayrıca, anlaşmayı bozan ve ülkesini buna karşı adım atmaya mecbur bırakan tarafın ABD olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Putin’den Asker Sayısını Artırma Emri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, askeri personel sayısını 2,2 milyondan yaklaşık 2,4 milyona çıkarmak için bir kararname imzaladı. Kararnameye göre, ülkenin toplam asker sayısı 180 bin artarak 1,5 milyona çıkacak.

Vladimir Putin, en son aralık ayında asker sayısını yaklaşık 170 bin artırma kararı vermişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Putin’in kararına ilişkin henüz bir açıklamada bulunmadı, ancak Bakanlık aralık ayında yaptığı açıklamada, asker sayısının artırılmasının yeni bir seferberlik olmadığını ve artışın “Rus ordusuna katılmaya istekli vatandaşların alınması olarak” belirtmişti.

Öte yandan Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcı Dmitri Medvedev, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanması olasılığına ilişkin, Kiev’i “dev bir erimiş noktaya” dönüştürebilecekleri uyarısında bulunmuştu.

Dmitri Medvedev, “Kendini beğenmiş Anglo-Sakson p**ler bir şeyi kabul etmek istemiyor: Her sabrın bir sonu vardır. Ve sonra işte bu. Rus kentlerinin anasının yerinde erimiş dev bir gri nokta. Vay canına! Bu imkansız ama oldu…” demişti.

Medvedev, nükleer bir çatışmaya gerçekten kimsenin ihtiyacı olmadığını kabul ederek, böyle bir kararın geri döndürülemez sonuçlarına dikkat çekmişti. Medvedev, kararın alınmasının “son derece zor” olacağını da belirtmişti.

Ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanmasına izin verilmesi olasılığına ilişkin, “Bu kararın alınması, NATO, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa katıldığı anlamına gelecek ” demişti.

Vladimir Putin, ayrıca “Bu da çatışmanın özünü ve doğasını önemli ölçüde değiştirecek. Bu, NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğu anlamına gelecek. Böyle olursa, bizim için oluşacak tehditlere göre gerekli kararları alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya “Nükleer Saldırı” Tehdidi

Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcı Dmitri Medvedev, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanması olasılığına ilişkin, Kiev’i “dev bir erimiş noktaya” dönüştürebilecekleri uyarısında bulundu.

Dmitri Medvedev, “Kendini beğenmiş Anglo-Sakson p**ler bir şeyi kabul etmek istemiyor: Her sabrın bir sonu vardır. Ve sonra işte bu. Rus kentlerinin anasının yerinde erimiş dev bir gri nokta. Vay canına! Bu imkansız ama oldu…” dedi.

Medvedev, nükleer bir çatışmaya gerçekten kimsenin ihtiyacı olmadığını kabul ederek, böyle bir kararın geri döndürülemez sonuçlarına dikkat çekti. Medvedev, kararın alınmasının “son derece zor” olacağını da belirtti.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanmasına izin verilmesi olasılığına ilişkin, “Bu kararın alınması, NATO, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa katıldığı anlamına gelecek ” demişti.

Vladimir Putin, ayrıca “Bu da çatışmanın özünü ve doğasını önemli ölçüde değiştirecek. Bu, NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğu anlamına gelecek. Böyle olursa, bizim için oluşacak tehditlere göre gerekli kararları alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Ayrıca NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer, Ukrayna’nın Batı yapımı uzun menzilli füzelerle Rusya’nın içlerine saldırmasına izin verilip verilmemesinin “siyasi bir tartışma” olduğunu, ancak askeri açıdan bakıldığında bunun Ukrayna’nın yasal hakkı olduğunu söylemişti.

Amirali Rob Bauer, uzun menzilli füzelerle ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının NATO’nun görüştüğü bir konu olmadığını, ancak bir askeri lider olarak cevabının evet olacağını düşündüğünü söylemişti.

Bauer, “BM tüzüğü ve silahlı çatışma yasası uyarınca, bir devlet tarafından saldırıya uğrarsanız, kendinizi savunmanıza izin verilir” demiş ve eklemişti: “Bu savunma sınırlarınızda durmaz. Size saldıranlara kendi topraklarında saldırma izni verir.”

Paylaşın

NATO’dan Rusya İle Savaş Çıkaracak Açıklama

NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer, Ukrayna’nın Batı yapımı uzun menzilli füzelerle Rusya’nın içlerine saldırmasına izin verilip verilmemesinin “siyasi bir tartışma” olduğunu, ancak askeri açıdan bakıldığında bunun Ukrayna’nın yasal hakkı olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Amirali Rob Bauer, uzun menzilli füzelerle ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının NATO’nun görüştüğü bir konu olmadığını, ancak bir askeri lider olarak cevabının evet olacağını düşündüğünü söyledi.

NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) en yüksek askeri organı olan Askeri Komite, 13 – 14 Eylül 2024 tarihleri ​​arasında Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da toplandı.

NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer, Ukrayna’nın Batı yapımı uzun menzilli füzelerle Rusya’nın içlerine saldırmasına izin verilip verilmemesinin “siyasi bir tartışma” olduğunu, ancak askeri açıdan bakıldığında bunun Ukrayna’nın yasal hakkı olduğunu söyledi.

Amirali Rob Bauer, uzun menzilli füzelerle ilgili kısıtlamaların kaldırılmasının NATO’nun görüştüğü bir konu olmadığını, ancak bir askeri lider olarak cevabının evet olacağını düşündüğünü söyledi.

Bauer, “BM tüzüğü ve silahlı çatışma yasası uyarınca, bir devlet tarafından saldırıya uğrarsanız, kendinizi savunmanıza izin verilir” dedi ve ekledi: “Bu savunma sınırlarınızda durmaz. Size saldıranlara kendi topraklarında saldırma izni verir.”

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın uzun menzilli füzeler kullanmasına izin verilmesi olasılığına ilişkin, “Bu kararın alınması, NATO, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa katıldığı anlamına gelecek ” demişti.

Vladimir Putin, ayrıca “Bu da çatışmanın özünü ve doğasını önemli ölçüde değiştirecek. Bu, NATO ülkeleri, ABD ve Avrupa ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğu anlamına gelecek. Böyle olursa, bizim için oluşacak tehditlere göre gerekli kararları alacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın