Güneş Fırtınası Dünya’yı ‘Doğrudan Vurmak’ Üzere

GPS ve radyo sinyallerini bozabilecek bir Güneş fırtınasının yarın Dünya’yı vuracağı tahmin ediliyor. Bu gibi fırtınalar, Güneş’in 11 yıllık döngüsünün aktif aşamasında olduğu ve bu tür olayların sıklığının artmasının beklendiği sırada meydana geliyor.

Dr. Tamitha Skov, NASA’nın 19 Temmuz’da meydana geleceğini tahmin ettiği, Güneş’ten gelen “yılan benzeri filament” çarpışmasının “doğrudan bir darbe” olacağını belirterek, “Dünya’nın gece tarafında sinyal kesintileri beklememiz gerektiğini” sözlerine ekledi. Dünya’nın bazı bölgelerinde kuzey ışıklarının görülebilmesi de mümkün.

Ancak fırtınanın haftanın ilerleyen günlerinde gelmesi de olası. SpaceWeather’a göre “küçük” ama uydu operasyonlarını etkileyebilecek G1 sınıfı fırtına, 20 veya 21 Temmuz’da Dünya’yı vurabilir.

Fırtınanın kökeni, 15 Temmuz’da kararsız bir manyetizma filamentiyle Güneş’ten sıçrayan koronal kütle atımı. Koronal kütle atımı, bir plazma ve manyetik enerji salımı anlamına geliyor. Bu patlamalar, bir yıl boyunca Dünya’daki tüm enerji santrallerinin ürettiğinden 100 bin kat daha fazla enerji açığa çıkarma kapasitesine sahip.

Bu gibi fırtınalar, Güneş’in 11 yıllık döngüsünün aktif aşamasında olduğu ve bu tür olayların sıklığının artmasının beklendiği sırada meydana geliyor. Hafta sonu, “fışkırma” diye bilinen muazzam bir plazma ve manyetik alan yapısı Güneş’ten ayrıldı.

Bunun görüntüsünü yakalayan Dr. Sebastian Voltmer, SpaceWeather’a, “Bu fışkırmanın katıksız büyüklüğü etkileyici” dedi. Güneş’in çok hızlı hareket eden bir parçasının yana doğru fırlayıp ayrıldığını görmek muhteşemdi.

Güçlü Güneş fırtınalarının insan faaliyetleri üzerinde ciddi etkileri olabilir. Bazı araştırmalar, artan Güneş rüzgarı aktivitesi nedeniyle uyduların yörüngelerinden çıktığını ve CubeSat diye bilinen daha küçük cihazların tamamen yok olduğunu gösteriyor. Bu uyduların irtifasındaki azalma, geçmişte olduğundan 10 kat hızlı gerçekleşiyor ve on milyonlarca dolara mâl oluyor.

Bilim insanları bu fırtınaları tahmin etmenin bir yolunu biliyor olabilir; Güneş lekesi aktivitesinin maksimum büyüme hızını kullanmak, döngünün ne kadar güçlü olabileceğinin habercisi ve bu bilgi; güç şebekeleri, iletişim ekipmanları ve internet gibi hassas altyapıları korumamızı sağlayabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Taliban’dan Kadın Çalışanlara: Yerinize Erkek Önerin Sizi Çıkaralım

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban yetkililerinin, Maliye Bakanlığı’nın kadın çalışanlarına, “İşinizi yapması için bize bir erkek yakınınızı gönderin ki sizi işten atalım” dediği bildirildi. 

Ekonomik çöküşün eşiğindeki ülkede daha önceki dönemde Maliye Bakanlığı’nda çalışan kadınlar, şimdilerde Taliban yöneticilerinin kendileriyle temasa geçerek, yerlerine bir erkek yakınlarının ismini önermesini istediğini dile getirdi.

Taliban, Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinden kısa süre sonra devlette görevli kadınları çalışmalarına müsade etmeyerek evlerine göndermiş ve kendilerine çok düşük ücretler ödemişti.

Kimliklerinin gizli tutulması koşuluyla Guardian’a mülakat veren kadınlar, Taliban yetkililerinden telefonlar aldıklarını belirterek, “Ofiste iş yükü arttığı için bizden kendi yerimize erkek akrabalarımızı tavsiye etmemizi istediler” diye konuştu.

BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, daha önce yaptığı açıklamada, kadınların istihdamına yönelik kısıtlamaların 1 milyar dolar ya da Afganistan’ın GSYİH’sinin yüzde 5’i civarında bir ekonomik kayba yol açtığının tahmin edildiği bilgisini paylaşmıştı.

“Ülkede neredeyse evrensel bir yoksulluk söz konusu” ifadesini kullanan Sima Bahous,“Bütün bir nesil, gıda güvensizliği ve yetersiz beslenme tehdidi altında.” sözleriyle kadınların Taliban tarafından eve kapatılması uygulamasına tepki göstermişti.

Son 15 yıldır Afganistan Maliye Bakanlığı’nda çalışan 37 yaşındaki Meryem, bakanlığın İK departmanından bir telefon aldığını kaydederek, “Bana işten çıkarılabilmem için bakanlıkta benim yerime geçecek bir erkek aile üyesini tanıtmam istendi.” dedi.

Hayal kırıklığı yaşadığını aktaran Meryem, işletme yönetimi yüksek lisans derecesine sahip olduğunu, son 15 yılda daire başkanlığına kadar yükseldiğini belirterek, “Yerime başka birini nasıl kolayca getirebilirim?” sorusunu yöneltti.

Ayrıca adı güvenlik gerekçesiyle Meryem olarak değiştirilen kadın çalışan, “O kişi (erkek akraba) benim bunca yıldır çalıştığım kadar verimli çalışabilecek mi? Benim eğitimini aldığım ve yılların deneyimine sahip olduğum iş, zor ve teknik bir pozisyon. En nihayetinde benim işimi yapabilse bile, bu durumda bana ne olacak? Taliban (iktidara) geldiğinden beri rütbemi düşürdü ve maaşımı 60 bin Afgani’den (680 dolar) 12 bin (132 dolar) Afgani’ye indirdi. Oğlumun okul masraflarını bile karşılayamıyorum. Bunu sorguladığımda bir yetkili kaba bir şekilde ofisinden çıkmamı ve rütbemin düşürülmesinin pazarlığa açık olmadığını söyledi.” ifadelerini kullandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) kadın hakları biriminde görevli araştırmacı Seher Fetrat, Maliye Bakanlığı çalışanı kadınlarla ilgili gelişmeyi değerlendirmesinde, “Taliban’ın kadınları toplumdan yok etme geçmişi var, bu nedenle bunu duymak şaşırtıcı ya da yeni değil” diye konuştu.

Ayrıca Fetrat, Taliban’ın kadın düşmanlığı yaptığını beliterek “Taliban’ın anlayışında kadınlar bir mülk ve ailenin onurunu temsil eden bir nesne olarak erkeklere aittir.” dedi.

Bu politikanın topluma yeni zararlı davranış standartları getirdiğini ve bunun da kadınların nesneleştirilmesinin normalleştirilmesi olduğunu söyleyen Fetrat, “Özellikle de genç erkeklere, ailelerinde kadınlara ‘sahip oldukları’ ve ahlaki bir otorite olarak hareket etmeleri ve kadınların davranışlarını aktif olarak denetlemeleri gerektiği konusunda açık bir mesajı var.” şeklinde konuştu.

Bu arada Meryem ve çalışma arkadaşları, Taliban (kadın çalışan yerine erkek akraba istihdamı) politikasını protesto edeceklerini belirterek, “Emirlerini kabul etmiyoruz ve bunu değiştirmelerini sağlamaya çalışacağız. Bakanlığın kadın çalışanlarından oluşan bir grup oluşturduk. Şimdi müzakere ediyoruz, eğer bizi duymazlarsa gösteri yapacağız.” sözleriyle uluslararası toplumu kendileriyle destek ve dayanışmaya çağırdı.

Ülke ciddi bir ekonomik ve insani krizin pençesinde. BM’ye göre şu anda 20 milyon insan açlıkla karşı karşıya.

Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana 9 milyondan fazla insan yerinden edildi ve şiddetli kuraklık en önemli gelir kaynaklarından tarımı olumsuz etkiledi.

Paylaşın

Rusya’dan Çarpıcı Açıklama: ABD Ve NATO Silahlarını Vurduk

Rusya Savunma Bakanlığı, içinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer bazı NATO ülkeleri tarafından Ukrayna’ya verilen çok sayıda silahın bulunduğu bir cephaneliğin vurulduğunu öne sürdü.

Bakanlık Sözcüsü General İgor Konaşenkov tarafından yapılan açıklamada, Ukrayna’nın Karadeniz’e kıyısı olan liman kenti Odessa’da, içinde ABD üretimi çok sayıda Harpoon füzesinin olduğu bir deponun vurulduğu, ülkenin doğusundaki Donetsk bölgesinde de Himars tipi çoklu roketatar sisteminin yine vurularak kullanılamaz hale getirildiğini ifade etti.

Rusya’nın bu açıklaması tarafsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Silah uzmanları Amerikan Himars sistemlerinin yerini tespit etmenin ve vurmanın çok zor olduğunu belirtiyor.

Ukraynalı yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda, Harpoon füzelerinin ağırlıklı olarak Rus Deniz Kuvvetleri unsurlarına karşı kullanıldığını bildirmiş, Himars sisteminin de Rus güçlerine karşı çok başarılı olduğunu duyurmuştu.

Rusya Savunma Bakanlığı bugün sabah saatlerinde ayrıca, karadan havaya atışlarla Ukrayna Hava Kuvvetlerine ait Su-25 tipi bir savaş uçağı ile Donetsk bölgesinde Mi-17 tipi bir savaş helikopterini düşürdüklerini bildirmişti.

Konaşenkov, Harkiv bölgesinde yaklaşık 200 Ukraynalı askerin de öldürüldüğünü dile getirdi. Bakanlıktan Cumartesi günü yapılan açıklamada, Ukrayna’daki saldırıların artırılacağı duyurulmuştu. Ukrayna Genelkurmayı düşman ateşinin özellikle topçu birlikler tarafından yoğunlaştırıldığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’de Silahlı Saldırı: 3 Ölü 2 Yaralı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Indiana eyaletinin Greenwood şehrinde bir alışveriş merkezinde düzenlenen silahlı saldırıda üç kişi hayatını kaybetti, biri çocuk iki kişi yaralandı.

ABD’nin The New York Times gazetesinin aktardığına göre, uzun namlulu silahı ve birden fazla şarjörü bulunan silahlı bir erkek, alışveriş merkezine gelerek yemek katında bulunanların üzerine ateş açtı. Yetkililer silahlı bir kişinin silahlı saldırganı vurarak öldürdüğünü duyurdu.

Saldırıya ilişkin konuşan Greenwood Emniyet Müdürü Jim Ison, 12 yaşındaki bir kız çocuğunun saldırıda hafif yaralandığını, yaralanan diğer kişinin durumunun ise stabil olduğunu kaydetti. Yetkililer, saldırının hangi saikle gerçekleştirildiğini ve saldırganın kimliğini açıklamadı.

Saldırıdan sonra konuyla ilgili açıklama yapan Greenwood Belediye Başkanı Mark Myers da “kamuoyuna yönelik herhangi bir tehditin bulunmadığını ve emniyet güçlerinin olay yerini kontrol altına aldığını” söyledi. Belediye başkanı ayrıca halkın bölgeden uzak durmasını istedi.

Greenwood Emniyet Müdürü Ison, dün düzenlediği basın toplantısında saldırıyla ilgili detayları paylaştı. Buna göre, yerel acil durum çağrı merkezine yerel saatle 18:00’da saldırıya ilişkin telefonlar gelmeye başladı. Ison, “yoldan geçen silahlı birinin saldırganı durdurduğunu” söyledi.

Ison, yoldan geçen ve saldırganı vurarak öldüren kişinin Bartholomew bölgesinde yaşayan 22 yaşında bir erkek olduğunu açıkladı. Polisin açıklamasına göre, silahlı adamın “yasal olarak silah taşıma yetkisi” vardı.

ABD’de silahlı şiddet ve silah yasaları

ABD’de son dönemde artan silahlı saldırıların sonrasında, ABD Başkanı Joe Biden, Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti’nin üzerinde anlaştığı ve ABD Temsilciler Meclisi’nin kabul ettiği silah kontrolü yasasını imzalamıştı.

ABD’deki silah şiddetine karşı silah alımını kısıtlayan ve yasa dışı silahların denetlenmesine imkan tanıyan yasa, 25 Haziran’da Biden’ın onayına sunulduktan sonra yürürlüğe girmiş oldu.

NPR’ın haber sitesinin Silahlı Şiddet Arşivi platformunun paylaştığı verilerden aktardığına göre, 2022’nin ilk 156 gününde ABD’de en az 246 kitlesel silahlı saldırı oldu. Bu, platformun kayıt tutmaya başladığından bu yana en fazla silahlı saldırının kayıtlara geçtiği dönem demek.

14 Mayıs’ta New York’un Buffalo bölgesinde gerçekleştirilen ve 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan ırkçı silahlı saldırıdan bu yana ABD’de 40’ın üzerinde silahlı saldırı daha yaşandı. Bunların arasında Teksas’ta 19 ilkokul öğrencisi ve iki öğretmenin öldürüldüğü saldırı da vardı.

Paylaşın

Irak’ta Sızan Gizli Kayıtlar Siyaseti Nasıl Değiştirecek?

Irak’ın eski Başbakanı Nuri el Maliki’nin, ülkenin önemli Şii lideri Mukteda es-Sadr’a yönelik eleştiri ve hakaretler içerdiği iddia edilen konuşmasının gizli kaydının basına sızdırılması ülke siyasetinde adeta “deprem” etkisi yarattı.

Söz konusu sesli kayıtta Maliki, Mukteda es-Sadr’ı İngiliz projesi olarak tanımlayarak, ‘‘Mesele şu ki, Mukteda’nın Şiilerin ve Irak’ın kontrolünü ele geçirmesini amaçlayan bir İngiliz projesi var, o zaman onu öldürüp Irak’ı Sünnilere verecekler. Ortada böyle bir proje var, ama ben buna karşı savaşıyorum, buna karşı hem siyasi ve askeri olarak savaşılacak.” dediği aktarılıyor.

Yine aynı kayıtta, İran’ın Mukteda es-Sadr’a yardım ettiğini, Tahran’ın Hasan Nasrallah’ı Lübnan’da nasıl Hizbullah Örgütü şefi yaptıysa şimdi de kendisi için Irak’ta aynısını yapmak isteğini kaydeden Maliki, “Mukteda bir katil, Bağdat’ta kaç kişiyi öldürdü? Adam kaçırmalar, bombalı arabalar, o usta değil, korkak, hain, hiçbir şey bilmeyen cahil (…) Sadrları tanıyorum, onlarla Basra, Kerbela ve Bağdat’ta savaştım, silahımız yoktu ve İranlılar onlara gelişmiş füzeler vermişti ve biz yine de kazandık.” dediği iddia edildi.

Kanun Devleti Koalisyonu Genel Başkanlığı dışında, Şii siyasi çatı kuruluşu Koordinasyon Çerçevesinin de en önemli liderlerinden biri olarak bilinen Maliki, sızdırılan kayıtları sosyal medya hesabından yalanladı ve bunların sahte olduğunu bildirdi.

Mukteda es-Sadr ise bu kayıtların kendisi için hiç bir şey ifade etmediğini söyledi.

Irak siyasetini izleyen gözlemcilere göre, basına sızdırılan ses kayıtları Irak toplumu ve siyasetindeki derin çatlakların önemli bir göstergesi.

Maliki ve Mukteda arasındaki güç çekişmesi 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgalinden bu yana sürüyor. ABD’nin Irak ordusunu dağıtmasından sonra Sünni gruplar El Kaide ile işbirliği yaparken, Şii militanların önemli bir kısmı, Mukteda es-Sadr’ın kurduğu mehdi ordusu etrafından kenetlendi.

Maliki 2006 yılında ilk kez başbakan olduğunda Sünni silahlı gruplar dışında, mehdi ordusunu da 2007 ve 2008 yıllarında silahsızlandırmak istedi.

2010’deki seçimde ise görüş ayrılıklarına rağmen Mukteda Tahran’ın da teşvikiyle Maliki’yi destekledi.

IŞİD’in 2014 yılında etkili olmasının üzerinden Mehdi ordusu bu gruba karşı silahlı faaliyetlerine yeniden başladı.

Maliki ay başında yaptığı açıklamada, seçimlerde yine aday olacağını açıkladı.

Maliki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Gelecek hükümet, tüm Iraklılar için hizmet odaklı bir hükümet olma mesajı vermeli, seçimlere katılan katılmayan, seçim sonrası siyasette kalan veya çekilen hiç kimseyi dışlamamalı, siyaset dışına atmamalı.” ifadelerini kullandı.

Maliki’nin bu açıklamayla seçimlerden birinci çıkan ancak sonrasında istediği hükumeti kuramadığı için siyasetten çekilen Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’a işaret ettiği belirtiliyor.

Irak’ta 2003 sonrası iki dönem başbakanlık yapan ve mezhepçi politikalarıyla bilinen Maliki’nin başbakanlığının son aylarında İŞİD ülkenin üçte birini ele geçirmişti.

Irak’ta hükümet kurma çalışmaları

Irak’ta genel seçimlerin üzerinden 9 ay geçse de mezhepsel anlaşmazlık yüzünden henüz yeni bir hükumet kurulamadı. Yasalara göre, Meclis önce cumhurbaşkanını seçecek ve bunun için de 329 sandalyeli Mecliste 220 vekilin oyu gerekli. Seçilecek cumhurbaşkanı da Şiilerin başbakan adayına hükumeti kurma görevini verecek.

Sadr, geçen ay siyasetten çekilme kararı almış ve 73 vekilini Meclisten istifa ettirmişti. Irak’ta Şii liderin çekilmesi sonrası hükümet kurma müzakerelerini İran destekli rakipleri Şii siyasi çatı kuruluşu Koordinasyon Çerçevesi yürütüyor. Bu çatı kuruluşta Maliki koalisyonunun yanı sıra Haşdi Şabi komutanlarından Hadi Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu ile Şii milis yapıların siyasi uzantıları bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna: Rusya Saldırılarda Yeni Aşamaya Hazırlanıyor

Ukraynalı bir askeri yetkili, Moskova’nın “tüm operasyonel alanlarda” askeri operasyonları artıracağı yönündeki açıklamasını, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırısının bir sonraki aşamasına hazırlandığı şeklinde değerlendirdi.

Reuters haber ajansı, Batı’nın uzun menzilli silah sevkiyatının savaşta Ukrayna’ya katkılarının görülmeye başlandığını, bu süreçte Rus roket ve füzeleriyle kentlerin vurulduğunu ve Kiev’in bu saldırılarda onlarca kişinin öldüğünü bildirdiğini yazdı.

Ukrayna askeri istihbarat sözcüsü Vadym Skibitskyi Cumartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu sadece havadan ve denizden yapılan füze saldırıları değil. Tüm temas hattı boyunca, tüm cephe hattı boyunca bombardıman görebiliyoruz. Taktik havacılık ve saldırı helikopterleri aktif olarak kullanılıyor” dedi.

Sözcü, “Açıkça görülüyor ki saldırının bir sonraki aşaması için hazırlıklar yapılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ukrayna ordusu, Rusya’nın Donetsk’in doğu bölgesinde Ukrayna tarafından tutulan ve sembolik olarak önemli bir şehir olan Sloviansk’a yönelik bir saldırı için birliklerini yeniden toparladığını söyledi.

‘Rusya Ukrayna’nın güneyinde savunmasını tahkim ediyor’

İngiltere Savunma Bakanlığı Pazar günü yaptığı açıklamada, Kiev’in Rus güçlerini püskürtme vaatleri karşısında Rusya’nın Ukrayna’nın güneyinde işgal ettiği bölgelerde savunmasını tahkim ettiğini söyledi.

Ukrayna, Perşembe gününden bu yana Rusya’nın kentsel alanlara yönelik bombardımanında en az 40 kişinin öldüğünü açıkladı.

Rusya, Ukrayna’yı askerden arındırmak ve milliyetçilerin kökünü kazımak için “özel bir askeri operasyon” düzenlediğini, Ukrayna’nın askeri altyapısını bozmak ve kendi güvenliğini korumak için yüksek hassasiyetli silahlar kullandığını söylüyor. Moskova, sivillerin hedef alındığını reddediyor.

Rus bakandan ‘saldırıları yoğunlaştırma’ emri

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna’nın doğusuna ve Rusya’nın elinde tuttuğu diğer bölgelere yönelik Ukrayna saldırılarını önlemek için askeri birliklere operasyonları yoğunlaştırma emri verdi. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Şoygu, Kiev’in sivil altyapıyı ya da bölge sakinlerini vurabileceğini söyledi.

Şoygu’nun Cumartesi günü yaptığı açıklamalar, Kiev’in Batı tarafından tedarik edilen çoklu roket fırlatma sistemlerini kullanarak 30 Rus lojistik ve mühimmat merkezine gerçekleştirdiğini söylediği bir dizi saldırıya doğrudan bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna savunma bakanlığı sözcüsü, özellikle Amerikan yapımı HIMARS roket sistemleri kullanılarak yapılan bu saldırıların Rus tedarik zincirini olumsuz etkilediğini ve saldırı kapasitesini azalttığını söyledi.

Rusya destekli ayrılıkçılar, Ukrayna güçlerinin, Slovyansk’ın doğusundaki Alçevsk kentini Cumartesi günü bu roketlerle vurduğunu ve iki sivilin ölümüne ve önemli hasara yol açtığını söyledi.

Rus füzeleri Mikolayiv’i vurdu

Ukrayna’nın güneyinde sanayi kenti Mikolayiv’de bir altyapı tesisinin Rus füzeleriyle vurulduğu bildirildi. Kentin Belediye Başkanı Oleksandr Senkeviç, can kaybı konusunda henüz net bilgi olmadığını söyledi.

Rusya’nın ilhak ettiği Kırım ile Ukrayna’nın ana limanı Odessa arasında Karadeniz kıyısında yer alan Mikolayiv, Rus ordusunun Ukrayna’nın tüm Karadeniz kıyılarını ele geçirmeyi hedeflediğini ilan etmesi ardından son haftalarda düzenli olarak füze saldırılarına maruz kaldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

BM: 30 Yılda Çocuk Aşılamalarındaki En Büyük Gerileme Kaydedildi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Kovid 19 salgınının küresel sağlık sistemine olumsuz etkilerinden dolayı çocuk aşılama oranında son 30 yıldaki en büyük düşüşün yaşandığını açıkladı.

İki kurum yaptığı açıklamada, çocuklar için en önemli bağışıklık araçlarından difteri, tetanos ve boğmaca (DTP) aşılarının uygulanma oranının 2019’dan 2021’e kadar yüzde 5 azalma gösterdiğini belirtti. Ayrıca sadece 2021’de 25 milyon çocuğun birinci veya ikinci doz DTP aşısını yaptıramadığını bildirdi.

Kovid 19’dan sonra HPV virüsüne karşı küresel aşılamaların yüzde 15’e yakın düştüğü ve bu eksikliğin kız çocuklarının sağlık riskini artırdığı kaydedildi.

Çocuk aşılamalarında en büyük azalma ise kızamıkta görüldü. 2021’de kızamık aşılama oranı yüzde 81 düşerek 2008’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Geçen yıl 24,7 milyon çocuğun kızamık aşısı yaptırmadığı ve bu rakamın 2019’dakinden 5,3 milyon daha fazla olduğu bilgisi paylaşıldı.

Aşılamalardaki bu azalmanın çocuk sağlığı için alarm verici olduğunu vurgulayan UNICEF Direktörü Catherine Russell, “Bir kuşak boyunca çocuk aşılamalarındaki en büyük gerilemeye şahitlik ediyoruz. Gerekli aşılarını yaptıramayan milyonlarca çocuk için bağışıklık telafisi yapmak zorundayız” dedi.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus ise Kovid-19 ile halihazırdaki mücadelenin, kızamık ve zatürre gibi ölümcül hastalıklara karşı mücadeleyle beraber yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi ve “Bu iki seçenek arasında bir seçim olmamalıdır. İki mücadeleyi de sürdürmek mümkündür” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden’dan Daha Genç Olan 90 Ülke

ABD Başkanı Joe Biden’ın başkanlığa gelmesinden bu yana yaptığı ilk Ortadoğu turu kapsamında İsrail’i ziyaret etmesi dünya basınında gündem olurken, kimi ajans ve gazeteler Biden’ın İsrail devletinden daha yaşlı olmasına dikkat çekti.

Biden’ın Ortadoğu turunun ilk durağı, dün Tel Aviv’e ulaşmasıyla İsrail’de başladı. ABD merkezli Associated Press (AP) haber ajansı, ABD Başkanı’nın ziyaretine dair yaptığı haberinde Biden’ın 1948’de kurulan İsrail devletinden 6 yaş büyük olmasına dikkat çekerek, Biden’ın bu ülkeye yaptığı ilk ziyaretin ise 1973’te gerçekleştiğini belirtti.

AP ayrıca, 79 yaşındaki Biden’ın şimdiye dek tüm İsrail Başbakanlarıyla görüştüğünün altını çizdi. İngiltere merkezli Independent gazetesi ise yayınladığı bir haberde 1942 yılında doğan Biden’dan yaşça daha genç olan ülkeleri saydı.

“Biden’ın daha yaşlı olduğu ülkeler” başlıklı haberde sıralanan ülkeler ve kuruluş tarihleri şöyle:

1.Güney Sudan – 2011
2.Kosova – 2008
3.Karadağ – 2006
4.Sırbistan – 2006
5.Doğu Timur – 2002
6.Palau – 1994
7.Eritre – 1993
8.Çek Cumhuriyeti – 1993
9.Slovakya – 1993
10.Türkmenistan – 1991
11.Tacikistan – 1991
12.Kuzey Makedonya – 1991
13.Özbekistan – 1991
14.Kırgızistan – 1991
15.Moldova – 1991
16.Slovenya – 1991
17.Belarus – 1991
18.Namibya – 1990
19.Mikronezya – 1986
20.Marshall Adaları – 1986
21.Saint Kitts ve Nevis – 1983
22.Antigua ve Barbuda – 1981
23.Belize – 1981
24.Saint Vincent ve Grenadinler – 1979
25.Kiribati – 1979
26.Saint Lucia – 1979
27.Dominik – 1978
28.Tuvalu – 1978
29.Solomon Adaları – 1978
30.Cibuti – 1977
31.Seyşeller – 1976
32.Timor-Leste – 1975
33.Surinam – 1975
34.Angola – 1975
35.Papua Yeni Gine – 1975
36.São Tomé ve Príncipe Adaları- 1975
37.Komoro Adaları – 1975
38.Cape Verde – 1975
39.Mozambik – 1975
40.Grenada – 1974
41.Guinea-Bissau Cumhuriyeti – 1973
42.Bahama Adaları – 1973
43.Bahreyn – 1971
44.Birleşik Arap Emirlikleri – 1971
45.Katar – 1971

46.Ekvator Ginesi – 1968
47.Eswatini Krallığı – 1968
48.Mauritius – 1968
49.Nauru – 1968
50.Barbados – 1966
51.Botswana – 1966
52.Guyana – 1966
53.Zimbabve – 1965
54.Gambiya – 1965
55.Zambiya – 1964
56.Malta – 1964
57.Kenya – 1963
58.Singapur – 1963
59.Uganda – 1962
60.Trinidad ve Tobago – 1962
61.Jamaika – 1962
62.Ruanda – 1962
63.Samoa – 1962
64.Tanzanya – 1961
65.Sierra Lione – 1961
66.Moritanya – 1960
67.Nijerya – 1960
68.Gabon – 1960
69.Kongo Cumhuriyeti of Congo – 1960
70.Orta Afrika Cumhuriyeti – 1960
71.Çad – 1960
72.Fildişi Sahili – 1960
73.Burkina Faso – 1960
74.Nijer – 1960
75.Senegal – 1960
76.Togo – 1960
77.Kamerun – 1960
78.Kongo Demokratik Cumhuriyeti – 1960
79.Kıbrıs – 1960
80.Gine – 1958
81.Malezya – 1957
82.Gana – 1957
83.Tunus – 1956
84.Libya – 1951
85.Kuzey Kore – 1948
86.Güney Kore – 1948
87.İsrail – 1948
88.Suriye – 1946
89.Endonezya – 1945
90.Lübnan – 1943

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

NATO Ve AB, Ukrayna’da Silah Kaçakçılığına Karşı Alarma Geçti

Birleşik Krallık’ın önde gelen gazetelerinden Financial Times (FT), Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’da silah kaçakçılığı riskine karşı alarma geçtiğini yazdı.

Kimliği paylaşılmayan bir Batılı yetkili, FT’ye açıklamasında, “Silahlar öncelikle Polonya’nın güneyine götürülüyor, buradan sınıra taşınıyor, daha sonra da bazen kamyonlara, kamyonetlere ya da şahsi araçlara yüklenerek sınırın öteki tarafına gönderiliyor. Bu noktadan sonra silahların yerine dair hiçbir bilgi edinemiyoruz. Silahların nereye gittiğine, kullanıp kullanılmadığına ya da ülke sınırları içinde kalıp kalmadığına dair bir fikrimiz olmuyor” dedi.

FT’ye konuşan bir başka Batılı yetkiliyse bazı NATO üyesi ülkelerin Ukrayna’ya gönderilen silahların takip edilebilmesi için bir sistem oluşturulması amacıyla Kiev’le görüşme yaptığını söyledi.

Ülkelerin adını vermeyen yetkililer, Kiev yönetiminin Batılı devletlerinin desteğiyle daha geniş kapsamlı bir silah denetim ve takip sistemi kurmak için çalışmalar yürüttüğünü de paylaştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın 140. gününde de çatışmalar sürüyor.

FT’nin aktardığına göre savaşın başından bu yana Batılı devletler Ukrayna’ya en az 10 milyar dolarlık askeri yardım yaptı.

Öte yandan savaşın yarattığı kaos nedeniyle Kiev yönetimine gönderilen silahların takibinin gerekli şekilde yapılamayacağı ve bölgenin silah kaçakçılığı ağına dönüşebileceği korkuları da gündeme gelmişti.

ABD’nin silah kontrolü ve uluslararası güvenlikten sorumlu müsteşarı Bonnie Denise Jenkins, salı günkü açıklamasında ABD’nin Ukrayna’ya gönderdiği silahların yanlış ellere geçmesi ihtimalinin endişelendirici olduğunu söylemişti.

Europol’ün nisandaki açıklamasındaysa Ukraynalı yetkililerin silah envanteri oluşturmayı ve kayıt tutmayı bıraktığı, bu nedenle bölgede silah kaçakçılığı yapıldığı ve bunun AB’nin güvenliğine tehdit oluşturduğu öne sürülmüştü.

Ukrayna Savunma Bakanlığı Danışmanı Yuri Sak ise gerekli denetim ve takibin yapıldığını savunarak, “Ukrayna’ya giren ya da Ukrayna’dan çıkan tüm silahların hareketleri, hem biz hem de uluslararası ortaklarımız tarafından çok yakından takip ediliyor ve denetleniyor” demişti.

Sak, silah kaçakçılığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve Rus dezenformasyonunun bir parçası olduğunu öne sürmüştü.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Polonya’da Nazilerin Öldürdüğü 8 Bin Kişinin Yakılan Külü Bulundu

Polonya’da İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampı olarak kullanılan bir bölge yakınlarında Naziler tarafından öldürülen insanların 17,5 tona yakın külü ortaya çıkarıldı. Küllerin Polonyalı elitlere ait olduğu tahmin ediliyor.

Polonya’da Nazilerin ve Komünist yönetimin işlediği suçları soruşturan Ulusal Anma Enstitüsü (IPN), toprak üstüne çıkartılan küllerin miktarından, bölgede 8 bine yakın kişinin yakılarak öldürüldüğü tahmininde bulunuyor.

Başkent Varşova’nın kuzeyine 150 kilometre uzaklıktaki Bialucki Ormanları yakınındaki Ilowo Osada kasabasındaki “Dzialdowo” isimli toplam kampı Polonya’nın Almanya tarafından 1939 yılında işgalinin ardından inşa edilmişti.

Bu kamp siyasi muhaliflerin, Polonyalı elitlerin ve Yahudilerin gözaltı, başka bölgelere transferi ve öldürülmesi için uzun süre kullanıldı.

Şu ana kadar bu kampta 30 bine yakın kişinin yakılarak öldürüldüğü tahmin edilse de, bunu kanıtlayacak deliller şu ana kadar saptanamadı.

IPN Savcısı Tomasz Jankowski, “Bölgedeki son buluş, burada en az 8 bin kişinin öldürüldüğünü ortaya koyuyor.” dedi.

Her bir insan cesedinin yakılması halinde yaklaşık 2 kilo kül bırakması sonucu, toplam 8 bin kişinin bölgede katledildiği sonucuna varıldı.

Jankowski, bölgedeki insan küllerinin özellikle 1939’a öldürülen Polonyalı elitlere ait olduğunun tahmin edildiğini bildirdi.

1944 yılında bu kamptaki Yahudilere Naziler tarafından öldürülenlerin cesetlerinin topraktan çıkartılarak, yakılıp savaş suçlarının izlerinin kaybettirme görevi verildiği biliniyor.

Pomeranian Tıp Fakültesi’nde genetik araştırmalar yapan Andrzej Ossowski, AFP’ye yaptığı açıklamada insan küllerini laboratuvarlarda araştırılacağını ve kimliklerin belirlenmesi için DNA testleri yapılacağını söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın