Zimbabve Enflasyonla Mücadele İçin Altın Para Çıkardı

Zimbabve Merkez Bankası, para biriminin değer kaybıyla birlikte artışa geçen enflasyonu düşürme umuduyla altından bir para piyasaya sürdü. Enflasyonun bu ay yüzde 190’ı geçmesinin ardından Merkez Bankası faizi ikiye katlayarak yüzde 200 yapmıştı.

Her bir paranın bir ons (28,3 gram) altın içereceği, yüzde 5’lik üretim maliyetinin de eklenmesiyle piyasa değerinin belirleneceği duyuruldu.

Altının onsu Cuma günü 1,724 dolardı. Yüzde beşlik üretim maliyetini de ekleyince her bir madeni para 32 bin 293 TL’ye denk geliyor.

Merkez Bankası Başkanı John Mangudya, para üstü verebilmeleri koşuluyla bu paranın dükkanlarda da kullanılabileceğini açıkladı.

Zimbabve doları bu yıl diğer para birimleri karşısında büyük değer kaybetti.

Zimbabveliler, ülkeyi yaklaşık 40 yıl yöneten Robert Mugabe dönemindeki ekonomik kaosu unutmuş değil.

Hiperenflasyon nedeniyle ülke 2009 yılında kendi para birimini terk etmek ve dolar başta olmak üzere yabancı para birimleri kullanmak zorunda kalmıştı.

Krizin en kötü dönemlerinde hükümet enflasyon verisi açıklamayı bırakmış, ekonomistlerin tahminlerine göre Kasım 2008’da yıllık enflasyon yüzde 89,7 sekstilyona çıkmıştı.

O dönemde basılan 100 milyar Zimbabve doları banknotu ülkenin ekonomik çöküşünün simgesi haline gelmişti.

10 yıl sonra ülke kendi para birimine geri döndü fakat bir kere daha Zimbabve dolarının değer kaybetmesinin önüne geçemedi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da Muson Yağmurları: 5 Haftada 312 Ölü

Pakistan Ulusal Afet Yönetimi Kurumu (NDMA), Pakistan’ın pek çok eyaletinde etkili olan muson yağmurlarında 13 Temmuz 2022 itibariyle 312 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Son 24 saatte ülkenin çeşitli şehirlerinde yağışlar sebebiyle 14 kişi hayatını kaybetti.

Ülkede son 5 haftada etkili olan yağışlarda Belucistan’da 104, Sindh’te 84, Hayber Pahtunhva’da 63 ve Pencap’ta 61 kişi yaşamını yitirdi.

Yağışların sebep olduğu toprak kaymaları ve su baskınları Pakistan’ın yedi eyaletinde etkili olurken en fazla can kaybı Belucistan’da yaşandı.

Belucistan eyaletinde son iki haftada 104 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 300 kişi yaralandı ve 10 bin 500 ev zarar gördü.

Yağışların devam ettiği ülkede, Ketta-Karaçi karayolu üzerindeki iki köprü yıkıldı, karayolunun 4 kilometrelik kısmı sular altında kaldı.

Huzdar şehrinde bir evin çatısının çökmesi sonucu iki kişi hayatını kaybetti. Bela bölgesinde ise yağışların yol açtığı kazalarda biri çocuk iki kişi yaşamını yitirdi. Pencap eyaletinde Rajanpur şehrine bağlı 22 ve Mianvali’ye bağlı 13 köy de aşırı yağış ve sellerden etkilendi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) ulusal basından aktardığına göre, Karaçi’de şiddetli yağışların yol açtığı afet ve kazalar sonucu yedi kişi daha öldü. Bu kişilerden biri elektrik akımına kapıldı, altısı boğuldu. Dün de Karaçi’de dört kişi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmişti.

Karaçi’nin çeşitli noktalarında çok sayıda evin çatısı çöktü, yollar su altında kaldı. Çok sayıda bölgede elektrik kesintileri yaşandı. Sindh eyaleti genelinde yaşanan kesintiler sebebiyle vatandaşlar yer yer protesto gösterisi düzenledi.

Sindh eyaleti, Karaçi ve Haydarabad şehirlerinde etkili yağışlar sebebiyle dün resmi tatil ilan etmişti.

İklim krizi

Çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz 2022 tarihinde, yaşanan seller ile ilgili düzenlediği basın toplantısında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

AB Ülkeleri, Doğalgaz Tüketimini Yüzde 15 Azaltacak

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin enerji bakanları, Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir araya gelerek Avrupa Komisyonu’nun önerdiği ve üye ülkelerin gaz kullanımını Ağustos 2022 – Mart 2023 döneminde yüzde 15 azaltmasını öngören teklifi görüştü.

The New York Times’ın (NYT) haberine göre, AB enerji bakanlarının vardığı anlaşma, Rusya-Ukrayna savaşının devam ettiği dönemde AB’nin uyguladığı yaptırımlar ve Rusya’nın ruble ile ödeme yapılmadığı gerekçesiyle gaz tedarikine son vermesi gibi sebeplerle enerji arzı ile ilgili sorunlar yaşayan bazı ülkelere bir dizi muafiyet sunulmasını da öngörüyor.

Buna göre, belirlenen yüzde 15’lik tasarruf oranı, bir dizi muafiyet yoluyla her bir ülkenin durumuna uyarlanacak. Muafiyetler, ülkelerin depoladığı doğalgaz miktarına ve söz konusu ülkenin doğalgazı paylaşabileceği bir boru hattı olup olmadığına göre belirlenecek.

AB enerji bakanlarının vardığı söz konusu anlaşma, Rusya’nın devlet enerji şirketi Gazprom’un Kuzey Akım 1 (Nord Stream 1) boru hattıyla Almanya üzerinden Avrupa’ya gönderdiği doğalgaz miktarını kapasitesinin yüzde 40’ından 20’sine indirme kararından bir gün sonra geldi.

Gazprom, daha önce de “yıllık rutin bakım” çalışmalarını gerekçe göstererek 11 Temmuz – 21 Temmuz tarihleri arasında Kuzey Akım 1’i tamamen kapatmıştı. Gaz akışı, 21 Temmuz’da yeniden başlasa da boru hattının Kanada’da onarımda olan ve Kanada’nın yaptırımlar sebebiyle Rusya’ya göndermediği türbin sebebiyle kapasitenin yüzde 40’ına düşürülmüştü.

Gazprom, bu kararın ardından, 25 Temmuz’da “teknik sebepler” gerekçe göstererek gaz akışını yarı yarıya azaltacağını duyurdu.

“Güvenli kış için yüzde 15 tasarruf”

NYT’nin aktardığına göre, AB enerji bakanlarının bugün oyladığı teklifin geçebilmesi için oy birliği gerekmiyordu. Avrupa Komisyonu’nun teklifine karşı oy kullanan tek ülke ise Macaristan oldu.

AB, Rusya’nın savaşın devam ettiği bu dönemde Avrupa’ya doğalgaz akışını tamamen kesme ihtimaline karşı 20 Temmuz’da “Güvenli kış için gazdan Mart’a kadar yüzde 15 tasarruf edin” çağrısı yapmıştı. AB Komisyonu da bu bağlamda hazırladığı acil durum plan teklifini açıklamıştı.

Planda, üye ülkelerden 1 Ağustos 2022 ile 31 Mart 2023 arasında gaz talebini yüzde 15 azaltması istenmişti. Acil durum ilan edilmesi durumunda yüzde 15 kesintinin zorunlu olması da planda yer almıştı. Ancak, söz konusu plana özellikle Avrupa’nın güneyindeki ülkeler karşı çıkıyordu.

Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, bugünkü toplantının ardından yaptığı basın açıklamasında, “AB, Putin’in topyekün kesinti tehdidini bertaraf etme yolunda kararlı bir adım attı” dedi.

Paylaşın

Çin, İlk Laboratuvar Modülü Wentian’ı Uzaya Gönderdi

Çin, Dünya yörüngesinde kurduğu uzay istasyonunun parçasını oluşturacak ilk laboratuvar modülü Wentian’ı uzaya gönderdi. 17,9 metre uzunluğunda ve 23 ton ağırlığındaki modül, Çin’in bugüne dek uzaya yolladığı en büyük araç oldu.

İnsanlı Uzay Programı Ajansından (CMSA) yapılan açıklamaya göre, “Wentian” modülü, “Long March-5B Y3” taşıyıcı roketiyle, Haynan Adası’ndaki Wenchang Uzay Aracı Fırlatma Merkezi’nden fırlatıldı.

Fırlatıştan 8 dakika sonra, uzay istasyonunun bulunduğu, yerden 400 kilometre irtifadaki Alçak Yer Yörüngesi’ne ulaşan modülün, istasyona kenetleneceği bildirildi.

Adı, Çince’de “gökleri aramak” anlamına gelen “Wentian” modülünün, istasyonun ana parçası “Tianhe” (göksel uyum) çekirdek modülüne eklenmesi planlanıyor.

Wentian’ın, çekirdek modülün yedeği olarak da kullanılabilecek bir deney platformu olması hedefleniyor.

Çin, ABD’nin uzay araştırmaları alanında iş birliğini yasaklaması ve Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) programına katılımını engellemesi nedeniyle kendi uzay istasyonunu kurmak için çalışmalar yürütüyor.

Bir çekirdek modül, iki laboratuvar modülü ve bir uzay teleskobundan oluşması planlanan Tiangong (gök sarayı) istasyonu tamamlandığında, Rusya’nın artık faal olmayan Mir Uzay İstasyonu ile yaklaşık aynı boyutlarda olacak.

İstasyonun ana parçası olan “Tianhe” (göksel uyum) adı verilen çekirdek modül, 29 Nisan 2021’de uzaya fırlatılmıştı.

Ana iskeletin tamamlanması için çekirdek modüle iki laboratuvar modülünün eklenmesi öngörülüyor. “Mengtian” (gökleri düşlemek) adı verilen ikinci laboratuvar modülünün de ekimde uzaya gönderilmesi planlanıyor.

Ana iskelet kurulduktan sonra “Shuntian” (gökleri dolaşmak) adı verilen uzay teleskobu, ayrı bir modül olarak istasyona eklenecek. 2022 sonunda tamamlanması hedeflenen istasyonda üç kişilik taykonot ekibi görev yapıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Odessa Limanına Yapılan Saldırıyı Üstlendi

Rusya-Ukrayna arasında İstanbul’da imzalanan tahıl koridoru anlaşmasından yaklaşık 12 saat sonra Odessa limanının füzelerle hedef alınmasıyla ilgili Rusya, açıklama yaptı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Odessa limanında bir Ukrayna askeri gemisinin kalibr füzelerle hedef alındığını söyledi. Zaharova, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Kalibr füzeler, Odessa limanındaki askeri altyapıyı yok etti” dedi.

Saldırıyla ilgili Rusya basınında çıkan haberlere yer veren Reuters Haber Ajansı, Odessa limanına düzenlenen saldırıda Ukrayna savaş gemileri ve ABD’den tedarik edilen Harpoon gemisavar füzelerinin bulunduğu mühimmat deposu hedef alındığını yazdı.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın tahıl koridoru anlaşması sonrası Odessa limanına saldırmasına dair “Bu yalnızca bir şeyi kanıtlıyor, Rusya ne söylerse söylesin, ne vaat ederse etsin, anlaşmayı uygulamamanın yollarını bulacaktır” demişti.

Tahıl koridoru anlaşması

Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda yapılan görüşmelerin ardından Ukrayna ve Rusya, tahıl ürünlerinin Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına taşınmasına olanak sağlayan anlaşmaya imza attı.

Tahıl koridoru oluşturulmasına dönük çabaların ilk amacı, Odessa başta olmak üzere mayınlar nedeniyle Ukrayna limanlarında sıkışıp kalan tahıl ve diğer gıda ürünleriyle yüklü gemilerin dünya pazarlarına açılmasını sağlamaktı.

Bu kapsamda yaklaşık 80 adet geminin olduğu kaydediliyor. Bu gemilerin denize açılabilmelerini sağlayacak koridorun oluşması, silolarda alıcı bekleyen yaklaşık 25 milyon ton tahılın da dünya pazarlarına taşınması anlamına geleceği için önem kazanıyor.

Pazarlığın en önemli ayaklarından birisini, gemilerin sorunsuz şekilde mayınlı alanlardan çıkabilmesi ve Rusya’nın saldırılarına maruz kalmaması için Moskova’dan alınacak güvenlik garantileri oluşturdu.

Paylaşın

DSÖ, Maymun Çiçeği Salgınını ‘Küresel Acil Durum’ İlan Etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) maymun çiçeği vakalarının Avrupa ve ABD’de artmasının ardından acil durum komitesini topladı. DSÖ, maymun çiçeği salgınını ‘küresel acil durum’ ilan etti.

DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, kararı açıkladığı basın toplantısında şu ana dek 75 ülkede 16 binden fazla vaka raporlandığını söyledi. Tedros, salgın nedeniyle beş kişinin yaşamını yitirdiğini de söyledi.

“Hastalık dünyada hızla yayılıyor”

Tedros, komitenin ‘küresel acil durum’ kararını oybirliğiyle almadığını da açıkladı. Acil durum ilanı, DSÖ’nün maymun çiçeği konusundaki ikinci acil durum komitesi toplantısının ardından geldi. İlk toplantıda komitenin çoğunluğu, bu yönde bir karar alınmasına gerek duymadı.

Hastalığın dünya çapında hızla yayıldığını söyleyen Tedros, DSÖ’nün değerlendirmesine göre küresel olarak maymun çiçeği riskinin orta seviyede olduğunu ancak Avrupa bölgesinde riskin yüksek olduğunu belirtti.

Kurum şu an maymun çiçeği salgınından başka koronavirüs pandemisini ve çiçek hastalığını ortadan kaldırma girişimlerini ‘küresel acil durum’ olarak sınıflandırıyor.

“Küresel Acil Durum” DSÖ’nün ilan edebileceği en yüksek alarm seviyesi.

Maymun çiçeği hastalığı nedir?

Maymun çiçeği, 1980’li yıllarda tamamen ortadan kalkan çiçek hastalığının bir çeşit akraba virüsü.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre, hastalık 1958’de maymun kolonilerinde keşfedildi. İnsana bulaşan ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) rapor edildi.

O tarihten bu yana Benin, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Güney Sudan’ın da içinde bulunduğu 11 Afrika ülkesinde bu virüs görüldü.

Belirtileri ne?

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

Maymun çiçeğinin kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün olarak bilinse de DSÖ’ye göre bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebiliyor.

Tedavisi var mı?

DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Çiçek hastalığına karşı aşılamanın hastalığı önlemede yaklaşık yüzde 85 oranında etkili olduğu ileri sürüldü.

2003 yılında ABD’de yaşanan yayılmada, 47 kişi hayatını kaybetmişti.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatsa bile DSÖ’ye göre, bu virüsten ölüm oranı yüzde 11 civarında. Çocuklar ve gençlerde ölüm oranı daha fazla olabiliyor.

Paylaşın

Mikrometeroitler, James Webb’e ‘Önemli Zarar’ Verdi

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, James Webb Uzay Teleskobu’na çarpan bir meteoroidin panellerinden birinde “önemli ölçüde düzeltilemez” hasara neden olduğunu bildirdi.

Dünyadan 1.5 milyon km uzakta L2 yörüngesinde bulunan teleskop geçtiğimiz aralık ayında fırlatıldı ve kısa süre önce kozmosun bugüne kadarki “en derin” ve en ayrıntılı fotoğrafını çekti. En son olarak da şimdiye kadar görülebilmiş olan 13.5 milyar yaşındaki en eski galaksiyi tespit etti. Bununla birlikte bir dizi yeni gözlem yayınladı.

Herhangi bir uzay aracı gibi, mikrometeoroidlerle karşılaştı ve sensörleri, birincil ayna segmentlerinde altı deformasyon tespit etti. NASA, “Her mikrometeoroid, etkilenen ayna segmentinin dalga cephesinde bozulmaya neden oldu” dedi.

Biri hariç diğer bozukluklar düzeltilebilir

Geçen hafta yayınlanan bir görevlendirme belgesine göre, görüntüdeki bozulmalardan bazıları, NASA’nın her bir panelin topladığı verilere uyguladığı matematik formüllerinde ayarlamalar yapılarak düzeltilebilir.

Bununla birlikte, 22 ve 24 Mayıs arasında meydana gelen bir çarpışma, daha büyük bir mikrometeoroidden kaynaklandı ve belgeye göre C3 segmentinde “önemli ölçüde düzeltilemez değişiklik” ile sonuçlandı.

Neyse ki, bu değişiklik teleskopun bir bütün olarak nasıl çalıştığı üzerinde önemli sayılacak ölçüde etkili değil. NASA, Webb’in performansının beklentileri aşmaya devam ettiğini söyledi.

Birkaç yılda bir olabileceği düşünülüyor

Bununla birlikte, gelecekte daha büyük mikrometeoroidlerin yaratacağı etki konusunda bazı endişeler oluştu. Açıklamada “Mayıs 2022’nin C3 segmentine ulaşmasının nadir görülen bir olay olup olmadığı henüz belli değil” denildi.

NASA ekibi, bunun “istatistiksel olarak sadece birkaç yılda bir meydana gelebilecek yüksek kinetik enerjili bir mikrometeoroid tarafından şanssız bir erken vuruş” olduğunu ileri sürüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Maymun Çiçeği Vaka Sayısı 14 Bini Aştı

DSÖ, 2022 yılının başından bu yana 6 bölgede 71 üye devlette 14 binin üzerinde maymun çiçeği vakası görüldüğünü duyurdu. DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), maymun çiçeği virüsü ile ilgili dün (21 Temmuz) yazılı bir açıklama yaparak dünyadaki son durum ile ilgili bilgi verdi.

Sene başından bu yana dünyada görülen vaka sayısının 14 binin üzerine çıkması ve son bir haftada altı ülkenin daha vaka bildirmesi üzerine Maymun Çiçeği Acil Durum Komitesinin tekrar bir araya geldiğini açıklayan DSÖ, Komitenin “pek çok ülkede görülen ve gelişmeye devam eden salgının kamu sağlığı açısından ne anlama geldiğini değerlendirdiğini” duyurdu.

Komite, maymun çiçeğinin dünya çapında bir halk sağlığı acil durumu ilan edilip edilmeyeceğini görüşmek için ilk defa Haziran ayında bir araya gelmiş, fakat toplantıdan acil durum ilan etmeme kararı çıkmıştı.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konuyla ilgili açıklamasında, bu yönde bir karar alınırken “kamu sağlığını korumaya yönelik pek çok faktörün göz önüne alınacağını” söyledi: “Salgın geliştikçe, neyin işe yarayıp yaramadığını daha iyi anlamak için farklı ortamlardaki kamu sağlığı müdahalelerinin etkinliğini değerlendirmek önemli.”

Virüs, 71 ülkede tespit edildi

DSÖ’nün son yaptığı açıklamaya göre, 2022 yılının başından bu yana 6 bölgede 71 üye devlette 14 binin üzerinde maymun çiçeği vakası görüldü.

Tedros, altı ülkenin ilk vakalarını son bir hafta içinde teyit ettiğini ve “vakaların çoğunun halen erkekler ile ilişkiye giren erkekler arasında görüldüğünü” söyledi. Bulaş örüntüsünün “hedef gözeterek yapılacak halk sağlığı müdahalelerini uygulama konusunda bir fırsat” olduğunu söyleyen Tedros, bazı ülkelerde görülebilecek “ayrımcılığa” dadikkat çekti:

“Bu aynı zamanda bir zorluk; çünkü etkilenen topluluklar hayati tehlike oluşturabilecek ayrımcılık ile karşı karşıya.”

Tedros, “erkekler ile cinsel ilişkiye giren erkeklerin yaftalanması veya suçlanması” konusunda “oldukça endişeli” olduğunu ifade ederek bu durumun “salgının takibini ve durdurulmasını zorlaştırdığını” söyledi.

Paylaşın

BM Afganistan’daki Hak İhlallerini Açıkladı, Taliban İnkar Etti

Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), “Afganistan’da İnsan Hakları” başlıklı raporunda Taliban yönetiminin insan hakları ihlallerinde bulunduğunu açıkladı.

UNAMA’nın, Taliban yönetiminin Afganistan yönetimini devralmasından bu yana geçen 10 aylık süreçte ülkedeki insan haklarının durumuyla ilgili bulgularını paylaştığı raporu, 15 Ağustos 2021-15 Haziran 2022 arası verileri kapsıyor.

Raporda, Afganistanéın mevcut yöneticilerinin “yargısız infaz, işkence, keyfi tutuklama, gözaltı ve kötü muamelede bulunduğu” ifade edildi.

Kadın haklarında ciddi gerileme

Ayrıca raporda, Afganistan’da ifade özgürlüğü ve kadın haklarında ciddi gerilemelerin olduğu belirtildi.

Verilere göre, söz konusu süreç içerisinde IŞİD’in Afganistan kolu IŞİD-H’ye atfedilen bombalı saldırılarda 700 kişi hayatını kaybederken, 1406 kişi yaralandı.

160 infaz, 178 gözaltı ve tutuklama

Rapora göre Taliban, önceki hükümet görevlileri ve güvenlik güçlerine yönelik 160 yargısız infaz, 178 keyfi gözaltı ve tutuklama, 23 hücre hapsi, 56 kez işkence ve kötü muamelede bulundu.

Taliban yönetimi 217 kişiye “insanlık dışı ceza” verdi ve 118 defa aşırı güç kullandı.

6 gazeteci öldürüldü

nsan hakları ihlallerinden 173 gazeteci etkilendi, 5’i IŞİD-H, biri de kimliği tespit edilemeyen bir kişi tarafından olmak üzere 6 gazeteci öldürüldü.

Gazetecilere yönelik 122 keyfi gözaltı ve tutuklama, 58 kötü muamele, 33 tehdit, 12 hücre hapsi uygulandı. Bu uygulamalardan 65 insan hakları aktivisti de olumsuz etkilendi, bu kişilere yönelik 47 tutuklama, 17 kez hücre hapsi uygulandı.

Taliban raporu reddetti

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid raporla ilgili kişisel Twitter hesabından yaptığı açıklamada, bu verilerin doğruları yansıtmadığını belirtti:

“Ülkede keyfi öldürme ya da tutuklama yoktur. Eğer biri keyfi olarak öldürür ya da tutuklarsa, suçlu sayılır ve şer-i yasalarla yargılanır. Bu konudaki UNAMA raporu doğru değildir ve propagandadan başka bir şey değildir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Sözlü Rıza Olmayan Cinsel İlişki Tecavüz Sayılacak

İspanya Senatosu, cinsel ilişkilerde rızanın açıkça ifade edilmesini şart koşan yasa tasarısını onayladı. Tasarıya göre, rızaya dayalı cinsel ilişki için artık sessiz kalmak yerine partnerlerin onay vermesi (karşılıklı anlaşması) gerekecek. 

Senato’nun kabul ettiği tasarı, sessizlik ya da pasif kalmanın rıza anlamına gelmediğini, ayrıca rızaya dayalı olmayan cinsel ilişkinin de saldırganlık olarak değerlendirilmesi ve şahsın 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasına imkan veriyor.

Bir diğer deyişle bu, “Rıza dışında gerçekleşen her türlü cinsel ilişkinin tecavüz sayılması” anlamına geliyor.

Ayrıca tecavüz vakaları için de eşik, şiddet ya da tehdit olaylarının ötesine geçecek şekilde genişletilecek.

Daha önceden, cinsel saldırı mağdurları kendilerine tehdit veya şiddet uygulandığını kanıtlamak zorunda kalıyordu.

Kamuoyunda “sadece evet, evet demektir” yasası (solo si es si) olarak bilinen tasarı, mayıs ayında İspanya Parlamentosu tarafından da desteklenmişti.

İçeriğinde kısmi değişiklik yapılan tasarı, önümüzdeki aylarda (ekim) yasalaşmadan önce son kez oylama için Parlamento’nun onayına sunulacak.

Söz konusu tasarı, 2016 yılında Pamplona kentinde yaşanan ve geniş çaplı kitlesel protestolara yol açan “La Manada” (“Kurt Sürüsü”) toplu tecavüz olayının ardından Sosyalist hükümet tarafından önerilmişti.

Kendilerini “Wolf Pack” olarak adlandıran beş erkek, Pamplona’da boğa koşusu festivali sırasında 18 yaşında bir kadına toplu tecavüzde bulunmuştu.

Şahısların tecavüz yerine cinsel istismar suçundan daha hafif hapis cezalarına çarptırılması kamuoyunda büyük tepki yaratmış, yasa tasarısının hazırlanmasına ivme kazandırmıştı.

Zira bu cinsel saldırıda genç kadın, rıza göstermediğini kanıtlayamamıştı.

Mahkumiyet kararlarına verilen kitlesel protestolar, küresel #MeToo hareketinin ardından uluslararası dikkatleri İspanya’ya çekmiş, kararın temyizi için 2019’da başvurulan Yüksek Mahkeme, beş erkeğin tecavüz ettiğine hükmederek haklarında daha uzun süreli (15 yıl) hapis cezaları vermişti.

Tasarının yasalaşması halinde cinsel saldırı mağdurları artık kendilerine şiddet uygulandığını kanıtlamak zorunda kalmayacak.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın