78 Ülkede 18 Binin Üzerinde Maymun Çiçeği Vakası

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, Kovid 19 pandemisini ilişkin düzenlediği basın toplantısında, “küresel acil durum” ilan edilen maymun çiçeği salgınına ilişkin de konuştu.

Tedros’un açıklamasına göre, DSÖ’ye bu sene içinde 78 ülkeden 18 binin üzerinde doğrulanmış maymun çiçeği vakası rapor edildi. DSÖ Genel Direktörü, vakaların yüzde 70’den fazlasının Avrupa bölgesinde ve yüzde 25’inin Amerika kıtasında görüldüğünü söyledi.

Şimdiye kadar maymun çiçeğinden beş ölümün rapor edildiğini de kaydeden Tedros, “Eğer toplumlar ve bireyler, kendilerini bilgilendirir, riskleri ciddiye alır, bulaşmayı durdurmak için gereken adımları atar ve hastalığa açık grupları korursa salgın durdurulabilir” dedi.

“Yaftalama ve ayrımcılık” uyarısı

DSÖ’nün maymun çiçeği salgınından sorumlu teknik ekibin lideri Dr. Rosamund Lewis’in bir gün önceki açıklamasına benzer bir şekilde, DSÖ Genel Direktörü Tedros da “yaftalama ve ayrımcılığın herhangi bir virüs kadar tehlikeli olabileceğini ve salgını körükleyebileceğini” söyledi.

Özellikle çevrimiçi mecralardaki yanlış bilgiler ve dezenformasyona dikkat çeken Tedros, salgınla ilgili şu bilgi ve önerileri paylaştı:

“Şimdiye kadar kayıtlara geçen vakaların yüzde 98’i erkekler ile cinsel ilişkiye giren erkekler arasında olsa da virüse maruz kalan herkes enfekte olabilir.

DSÖ, bu nedenle çocuklar, gebe kadınlar ve bağışıklığı baskılanmış kişiler de dahil diğer kırılgan gruplara yönelik bulaş riskini azaltmak için ülkelerin harekete geçmesini tavsiye ediyor.”

DSÖ Genel Direktörü Tedros’un açıklamasına göre, “maymun çiçeği virüsü, cinsel temas ile bulaşmaya ek olarak hanelerde kucaklaşma, öpüşme, kirli havlu ve çarşaf kullanımı yoluyla da bulaşabiliyor.”

Aşılama

Tedros, DSÖ’nün maymun çiçeği virüsüne karşı virüse maruz kalmış kişiler ve sağlık çalışanları, bazı laboratuvar personeli ve birden fazla cinsel partneri olan kişilere yönelik aşılamayı tavsiye ettiğini, fakat mevcut durumda kitlesel bir aşılama tavsiyesinde bulunmadığını söyledi.

MVA-BN isimli bir çiçek aşısının maymun çiçeğine karşı kullanımının Kanada, Avrupa Birliği (AB) ve ABD’de onaylandığını, LC16 ve ACAM2000 isimli iki aşının kullanımının ise değerlendirildiğini kaydeden Tedros, “Fakat aşıların maymun çiçeğine karşı etkinliği ya da ve kullanılması gereken doz sayısı konusunda hala veri eksikliğimiz var” ifadelerini kullandı:

“Bu sebeple de aşıları kullanan tüm ülkeleri aşıların etkinliğine ilişkin kritik öneme sahip verileri toplamaya ve paylaşmaya çağırıyoruz.

Şunu vurgulamak önemli: Aşılama enfeksiyona veya hastalığa karşı hemen koruma sağlamayacaktır. Bunun olması birkaç haftayı bulabilir.

Bu ise şu anlama geliyor: Aşı olanların kendilerini korumak için önlemler almaya devam etmesi gerekiyor.”

Maymun çiçeği hastalığı nedir?

Maymun çiçeği, 1980’li yıllarda tamamen ortadan kalkan çiçek hastalığının bir çeşit akraba virüsü.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre, hastalık 1958’de maymun kolonilerinde keşfedildi. İnsana bulaşan ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) rapor edildi.

O tarihten bu yana Benin, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Güney Sudan’ın da içinde bulunduğu 11 Afrika ülkesinde bu virüs görüldü.

Belirtileri ne?

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

Maymun çiçeğinin kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün olarak bilinse de DSÖ’ye göre bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebiliyor.

Tedavisi var mı?

DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Çiçek hastalığına karşı aşılamanın hastalığı önlemede yaklaşık yüzde 85 oranında etkili olduğu ileri sürüldü.

2003 yılında ABD’de yaşanan yayılmada, 47 kişi hayatını kaybetmişti.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatsa bile DSÖ’ye göre, bu virüsten ölüm oranı yüzde 11 civarında. Çocuklar ve gençlerde ölüm oranı daha fazla olabiliyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kuzey Kore’den ABD Ve Güney Kore’ye Karşı Nükleer Silah Tehdidi

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ABD ve Güney Kore ile olası askeri çatışmada nükleer silahları kullanmaya hazır olduğu konusunda uyarıda bulundu. Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansındaki (KCNA) habere göre, Kim, Kore Savaşı’nın bitişinin 69’uncu yılı anma töreninde, savaş gazilerine hitaben konuşma yaptı.

Silahlı kuvvetlerin herhangi bir krize yanıt vermeye tamamen hazır olduğunu belirten Kim, “Ülkemizin nükleer savaş caydırıcı silahı da mutlak gücünü misyonuna uygun olarak tam ve hızlı bir şekilde harekete geçirmeye hazır.” dedi.

Kim, ABD’yi düşmanca politikalarını haklı çıkarmak için Kuzey Kore’yi “şeytanlaştırmakla” suçlayarak, Kuzey Kore’yi hedef alan ABD-Güney Kore askeri tatbikatlarının ABD’nin “çifte standart” ve “gangstervari” yönlerini gösterdiğini kaydetti.

Kim, “Yoon Suk Yeol liderliğindeki Güney Kore hükümeti, önceki muhafazakar hükümetlerden daha ileri giden yüzleşme manyakları ve gangsterler tarafından yönetiliyor.” ifadesini kullandı.

Nükleer silaha sahip olan ülkesine karşı askeri harekattan bahsetmenin çok tehlikeli bir intihar eylemi olduğuna işaret eden Kim, “Böylesi tehlikeli bir girişim, güçlerimiz tarafından derhal cezalandırılacak ve Yoon Suk Yeol hükümeti ve ordusu yok edilecek.” ifadesini kullandı.

Ülkenin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi için kararlar alınmıştı

Kim, nisanda da ülkesinin tehdit edilmesi durumunda önleyici olarak nükleer silah kullanabileceğini söylemişti.

Son dönemde Kuzey’in yeni nükleer deneme yapacağına dair iddialar gündemde kalmaya devam ederken, ülkenin savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve caydırıcılığının artırılması yönünde kararlar alınmıştı.

Kuzey Kore’nin nisanda test ettiği yeni bir tür taktik güdümlü silahın cephe hattındaki uzun menzilli topçu birliklerinin ateş kapasitesini büyük ölçüde iyileştirebildiği kaydedilmiş, bu silahların ülkenin taktik nükleer silahları ve ateş gücü misyonlarının çeşitlendirilmesi konusunda önemli olduğu aktarılmıştı.

Pyongyang yönetimi, en son 5 Haziran’da kısa menzilli 8 balistik füze denemişti. Son denemeyle Kuzey Kore, 2022 başından bu yana 17. defa füze denemesi yapmış oldu.

ABD, Japonya ve Güney Kore dışişleri bakan yardımcıları, 10 Haziran’da Kuzey Kore’nin silah programları karşısında üçlü güvenlik iş birliğinin artırılmasında anlaşmıştı.

Görüşme sonrası yapılan açıklamada, Kuzey Kore’nin yasa dışı füze denemeleri şiddetle kınanmış, bu ülkeyle “ciddi ve sürdürülebilir diyalog kapısının açık bırakıldığı” kaydedilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Hindistan’da 8 Bölgeye Yıldırım Düştü: 20 Ölü

Hindistan’ın Bihar eyaletinde 8 bölgede 24 saat içerisinde 20 kişi yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Eyaletin kuzeyinde bugün ve yarın da şiddetli gök gürültülü sağanak yağış ve fırtına bekleniyor.

Bihar Eyaleti Başbakanı Nitish Kumar halka çağrı yaparak afet yönetimi yetkililerinin tavsiyelerine harfiyen uymalarını istedi.

Hindistan’da her yıl muson yağışları döneminde yıldırımlar yüzlerce kişinin ölümüne yol açıyor.

Ülkede yıldırım çarpması ölümlerinin bu kadar fazla olmasının bir nedeni de, Hindistan’da dünyanın diğer bölgelerine kıyasla çok daha fazla kişinin açık havada çalışıyor olması, dolayısıyla dadaha büyük riskle karşı karşıya olmaları.

Kumar, ölenlerin her birinin ailesine 400 bin rupi (5008 dolar) ödeme yapılacağını açıkladı.

Yerel gazetelerde yer alan haberlere göre, Kumar geçen hafta kabineyi toplamış ve yetkililerden bütün kamu binalarına ve hastanelere paratoner yerleştirilmesi talimatı vermişti.

Hindistan Tropikal Meteoroloji Enstitüsü’nün uydu verileri de yıldırımların sayısında 1995-2014 arasında çok hızlı artış görüldüğünü gösteriyor.

Kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olan İklime Dayanıklı Gözlem Sistemleri Konseyi’nin yürüttüğü bir araştırmaya göre de Hindistan’da düşen yıldırım sayısı Nisan 2020-Mart 2021 arasında 18 milyonla rekor kırdı.

Bu, bir yıl öncesinin aynı dönemine göre yüzde 34’lük artışa tekabül ediyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

James Webb Teleskobu İçin İsim Değiştirme Çağrısı

Amerikan astronom Lucianne Walkowicz ve meslektaşları James Webb’in Soğuk Savaş döneminde LGBTİ+ karşıtı politikalar yürüttüğü gerekçesiyle James Webb teleskobunun isminin değiştirilmesi talebinde bulunuyor.

Ayrımcılığın yaşandığı dönemde devlet dairelerinde çalışan LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılık, istifaya zorlama ve ötekileştirme politikalarına sıklıkla rastlanıyordu. Lavender Scare ismiyle bilinen, 1950 ve 1960’lı yıllarda LGBTİ+’ların ayrımcılığa uğradığı dönemde James Webb’in de bu politikaların uygulayıcılarından olduğu söyleniyor. Webb’i konu edinen “Behind the Name” filminde de LGBTİ+ ayrımcı politikalar üzerine pek çok kişi görüş bildiriyor.

En az 1800 imzacı var

Filmde ise Webb’in bu durumu “kalpten hissederek” yapıp yapmadığının bilinemeyeceğini söyleyenler de var. Filmin yapımcılarından ve JustSpace kurucu ortağı olan Walkowicz ve üç meslektaşı ise James Webb teleskobunun isminin değiştirilmesi gerektiğini fikrinde.

Walkowicz ve diğer üç meslektaşının 2021’de NASA’ya bulunduğu isim değiştirme talebini 1800’den fazla astronom imzalamıştı.

Arizona State Üniversitesi’nden Tessa Fisher, James Webb teleskobunun isminin değiştirilmesiyle ilgili “ismin değiştirilmesi NASA’nın şu anda, 50’ler, 60’lar ve 70’lerin aksine, böylesi bir hoşgörüsüzlüğü tolere edemeyeceği mesajını vermek açısından önemli” diyor.

Başvuru ve imzalara rağmen ise NASA, isim değişikliği yapma konusunda bir adım atmadı. İsme karşılık tepkinin arttığı dönemde, 2021 Haziran’da NASA konuyla ilgili bir soruşturma başlatmıştı. Eylül 2021’de NASA yöneticisi Bill Nelson konuyla ilgili “Şu ana dek James Webb Uzay Teleskobu’nun adını değiştirmemizi gerektirecek bir kanıta ulaşamadık” demişti.

James Webb kimdir?

James Webb teleskopu ismini NASA’nın ikinci yöneticisi James Edwin Webb’den alıyor. Webb, insanları Ay’a indiren bir dizi ay keşif programı olan Apollo’ya öncülük etmesiyle tanınıyor. Bununla birlikte, görev süresi boyunca Amerika’nın ilk gezegenler arası kâşifleri de dâhil 75’ten fazla fırlatmadan sorumlu olan bir uzay bilimi programı başlattı.

Paylaşın

İran 6 Ayda En Az 251 Kişiyi İdam Etti

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin yaptığı bir araştırma, İranlı yetkililerin 1 Ocak – 30 Haziran 2022 tarihleri arasında en az 251 kişiyi infaz ettiğini ortaya koydu.

Hak örgütleri, infaz sayılarını derlerken mahpuslar, infaz edilen kişilerin yakınları, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve devlete bağlı medyanın yanı sıra bağımsız medya kuruluşları ve insan hakları örgütlerini kapsayan bir dizi farklı kaynaktaki bilgilerden yararlandı.

Af Örgütü’nün bugün (27 Temmuz) yayınladığı rapora göre, ülkede infaz edilen idamların bu hızla devam etmesi durumunda 2021’de kaydedilen toplam 314 infaz sayısı yakın zamanda geçilebilir.

Bu yıl gerçekleştirilen infazların 146’sının cinayetten hüküm giyenlere yönelik olduğu bilgisini paylaşan iki hak örgütü, infazlara ilişkin belgemele faaliyetlerine atıfta bulunarak söz konusu belgelerin “ölüm cezası uygulamalarının sistematik olarak, hiçbir şekilde adil olmayan yargılamalar sonucunda gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu” ifade etti.

Hak örgütleri ayrıca 2022’nin ilk 6 ayında idam edilen 86 kişinin “uluslararası hukuka göre ölüm cezasıyla sonuçlanmaması gereken, uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildiği” bilgisini paylaştı.

Pandeminin ilk iki yılının ardından ilk defa 23 Temmuz’da Fars eyaletinde bir erkek de halka açık bir şekilde infaz edildi.

Uluslararası Af Örgütü ve İran Abdurrahman Boroumand İnsan Hakları Merkezi’nin çalışmasından öne çıkanlar şu şekilde:

Toplu infazlar

  • Toplanan bilgiler, 2022 başından beri yetkililerin İran genelinde düzenli olarak toplu infazlar gerçekleştirdiğini gösteriyor.
  • 15 Haziran 2022’de, Elburz eyaletindeki Recai Şehr Cezaevi’nde yetkililer en az 12 kişiyi infaz etti. Daha önce, 6 Haziran 2022’de, Sistan ve Belucistan eyaletindeki Zahidan Cezaevi’nde en az 12 kişi toplu olarak infaz edilmişti.
  • 14 Mayıs 2022’de yetkililer; üçü Zahidan Cezaevi’nde, biri Razavi Horasan eyaletindeki Vakilabad Cezaevi’nde, dördü Fars eyaletindeki Adilabad Cezaevi’nde ve biri İsfahan eyaletindeki Dastgerd Cezaevi’nde olmak üzere dokuz kişiyi infaz etti.
  • Uluslararası Af Örgütü’nün Haziran 2022’de görüştüğü bilgili bir kaynağın aktardığına göre, ölüm cezasının uygulanmasını bekleyen en yüksek sayıda mahpusun bulunduğu Recai Şehr Cezaevi’nin yetkilileri, 2022 yılının başından bu yana her hafta ortalama beş kişiyi infaz ediyor. Bazı haftalarda bu sayı 10’u buluyor.

Uyuşturucu

  • 2022’nin ilk altı ayında en az 86 kişinin uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edilmesi, kayıtlı infazların çoğunun uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan olduğu 2010-2017 yılları arası dönemdeki narkotikle mücadele uygulamalarını akla getiriyor.
  • Çok sayıda Avrupa ülkesinin İran kolluk güçlerinin narkotikle mücadele operasyonlarına fon sağlamayı kesmesini de içeren yoğun uluslararası baskıların ardından, Kasım 2017’de yetkililer, uyuşturucuyla bağlantılı belirli suçlar için ölüm cezasını kaldırmaya yönelik bazı yasal reformlar yaptı.
  • 2018 ile 2020 arasında yetkililer, uyuşturucuyla bağlantılı infazları önemli oranda azalttı. Ancak 2021’de en az 132 kişi uyuşturucuyla ilgili suçlardan infaz edildi. Bu sayı, 2021’deki toplam kayıtlı infazların yüzde 42’sine karşılık geliyor ve 2020’ye kıyasla (23 kişi) beş katın üzerinde bir artışa tekabül ediyordu.

Beluci azınlık

  • 2022 başından bu yana infaz edilen kişilerin en az 65’i (yüzde 26’sı), İran nüfusunun yaklaşık yüzde 5’ini oluşturan yoksullaştırılmış Beluci etnik azınlığa mensuptu. Yarısından fazlası (38 kişi), uyuşturucuyla bağlantılı suçlardan infaz edildi.
  • Abdurrahman Boroumand Merkezi Direktörü Roya Boroumand, “Ölüm cezasının İran’ın Beluci etnik azınlığına karşı orantısız şekilde kullanılması, Belucilerin on yıllardır karşı karşıya kaldığı yerleşik ayrımcılık ve baskıların somut örneğidir. Bu durum aynı zamanda, İran’da ve tüm dünyada en savunmasız toplulukları hedef alan ölüm cezasının özünde var olun zalimliğin de altını çizmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

“En insanlık dışı ve alçaltıcı ceza”

Bu veriler ışığında Abdurrahman Boroumand Merkezi ve Af Örgütü’nün yaptığı açıklamada, “Suçun veya suçlunun niteliği ya da devletin ölüm cezasını uygulamak için kullandığı yöntem her ne olursa olsun istisnasız her koşulda ölüm cezasına karşı çıkmaktadır” denildi: “Ölüm cezası, yaşam hakkının ihlalidir ve en zalimane, insanlık dışı ve alçaltıcı cezadır.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

BMGK, Zaho Saldırısı Gündemiyle Toplandı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Irak’ın talebi üzerine Zaho saldırısı gündemiyle toplandı. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimindeki (IKBY) Zaho kentinin turistik alanlarından Perex köyüne yönelik en az dokuz sivilin hayatını kaybettiği 20 Temmuz tarihli saldırıya ilişkin toplantıda BM Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert saldırıyla ilgili bilgi paylaştı.

BM’nin açıklamasına göre, Hennis-Plasschaert, “Irak’ın saldırıyı Türkiye güçlerine bağladığını, fakat Ankara’nın yayınladığı bir açıklama ile sivillere yönelik her türlü saldırıya karşı olduklarını ve gerçeği ortaya çıkarmak için tüm adımları atmaya hazır olduklarını söylediğini” aktardı.

Saldırıda dokuz sivilin hayatını kaybettiğini, 33 kişinin ise yaralandığını hatırlatan Daimi Temsilci, “Irak, Türkiye’nin güçlerini tüm Irak topraklarından çekmesini talep ediyor ve soruşturma çağrısında bulunuyor” dedi.

Rûdaw’ın haberine göre, saldırıya ilişkin detayları paylaşan BM Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçiliği’nin saldırının “PKK terör örgütü tarafından” yapıldığını açıkladığını, fakat PKK’nin “20 Temmuz’da bölgede bulunduğunu inkar eden ve saldırıdan Türkiye’yi sorumlu tutan bir açıklama yaptığını” hatırlattı.

2018’den bu yana 22 bini aşkın ihlal

Hennis-Plasschaert’ın açıklamasına göre, 23 Temmuz’da Irak Parlamentosunda konuyla ilgili sunum yapan Dışişleri Bakanı, “2018’den bu yana Türkiye’nin Irak’ın egemenliğini 22 bin 700’den fazla defa ihlal ettiğini, bakanlığın 2018’den beri Türkiye’ye 296 protesto notası verdiğini” söyledi.

BM Özel Temsilcisi, Irak’ın taleplerini şöyle sıraladı:

“Aynı toplantıda, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komisyonu, PKK unsurlarının Irak’tan çıkarılmasını, tüm Türk kuvvetlerinin geri çekilmesini, Türkiye sınırında federal güçlerin yeniden konuşlandırılmasını, varsa Türkiye ile güvenlik anlaşmalarının iptal edilmesini tavsiye etti ve askeri yetenekleri geliştirmek için savunma bütçesinin gözden geçirilmesini talep etti.

Sonuç olarak; Hiç bir taraf gerginliği daha fazla tırmandırmak istemiyor. Irak, ‘Türkiye’nin güçlerini tüm Irak topraklarından çekmesini’ talep ediyor ve soruşturma çağrısında bulunuyor.”

“Tüm saldırıların durması çok önemli”

“Sivillerin korunmasına yönelik önlemlere uyulmadığını” da aktaran Hennis-Plasschaert, sözlerine şöyle devam etti:

Tanınmış bir turizm bölgesine yapılan korkunç saldırı, sivillerin hayatına, sivilleri korumaya yönelik uluslararası insan hakları hukukuna, uluslararası kabul görmüş standartlara karşı şok edici bir saygısızlık olduğunu gösteriyor. Her bir çatışmanın tüm tarafları, her zaman sivillere zarar vermekten kaçınmak için mümkün olan tüm önlemleri almak zorunda. Bu saldırıda buna uyulmadığı açıktır.

Dün Irak Başbakanı ile yaptığım görüşmede, bağımsız veya ortak olsun, şeffaf ve titiz bir soruşturmanın önemini bir kez daha vurguladı.

Bununla birlikte, Türkiye’nin de tam olarak ne olduğunu belirlemek için konuyu Irak ile birlikte ele almaya hazır olduğunu anlıyorum.

Son olarak, geçmiş yıllarda defalarca söylediğim gibi; Irak, kendi egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün rutin ve kontrolsüz bir şekilde kontrol edilmesini, dış ve bölgesel çekişmeler için bir arena gibi kullanılmasını haklı olarak reddediyor.

Irak topraklarına yapılan tüm saldırıların durması çok önemli. Dolayısıyla bu ihlaller sadece ulusal ve bölgesel gerilimleri pervasızca artırmakla kalmıyor, gördüğümüz gibi büyük insanlık trajedilerine de neden oluyor.”

Irak’tan uluslararası soruşturma çağrısı

Irak Dışişleri Bakanı Fouad Hussein de BMGK toplantısında söz alarak Zaho saldırısına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

“Saldırının Irak’ın egemenliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik askeri bir saldırganlık ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdit” olduğunu söyleyen Hussein, BMGK’ye “Türkiye’ye Irak topraklarından güçlerini çekmesi için bir karar alma” çağrısında bulundu.

“Saldırganlığın şiddetli bir şekilde kınanması ve faillerin saldırıdan sorumlu tutulması gerektiğinin” de altını çizen Dışişleri Bakanı, olayı incelemek için bağımsız, uluslararası bir soruşturma gerektiğini söyledi.

Irak Dışişleri Bakanı Hussein ayrıca Irak ve Türkiye arasındaki durumun BMGK gündemine dahil edilmesi ve saldırganlığın ardından ortaya çıkan zararın Türkiye hükümetince karşılanması çağrısı yaptı.

“Yanlış anlaşılmaları önlemek için önemli”

BM’nin aktardığına göre, Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği Maslahatgüzarı Öncü Keçeli de dünkü toplantıda söz aldı.

Keçeli, saldırıdan sonra Türkiye’nin hem Irak hem de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi yetkilileri ile iletişime geçtiğini söyledi: “Türkiye’nin gerçeği ortaya çıkarmak için tüm adımları atmaya hazır olduğunu ifade ettik.”

“BMGK toplantısının olası yanlış anlaşılmaları önlemek için çok önemli olduğuna inandıklarını” da aktaran Maslahtgüzar, “Türkiye’nin Irak’ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü, istikrarını ve refahını hep desteklediğini” ve “aksi iddiaların yanlış ve kötü niyetli olduğunu” söyledi:

“Şunu netleştirelim. Irak’ın egemenliği ve toprak bütünlüğü Türkiye tarafından değil, terör örgütü tarafından ihlal edildi.”

Ne olmuştu?

Habur Sınır Kapısı’na 12 kilometre mesafede yer alan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı Zaho’ya 20 Temmuz’da top isabet etti.

Saldırıda aralarında çocukların da bulunduğu dokuz kişi hayatını kaybetti, 23 sivil de yaralandı.

Irak ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi saldırıdan Türkiye’yi sorumlu tuttu. Türkiye ise saldırının, “terör örgütü kaynaklı” olduğunu açıkladı.

Irak hükümeti, Türkiye’yi Irak’ın egemenliğini alenen ihlal etmekle suçladı. Irak Dışişleri Bakanlığı, “Alanda PKK olmadığını” belirtti.

Irak yönetimi ayrıca, “Ankara’dan resmi bir özür sunmasını ve askeri güçlerini Irak topraklarından çekmesini” istedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise; saldırıyla ilgili TRT habere yaptığı açıklamada, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nden aldığımız bilgiye göre sivillere yönelik herhangi bir bir saldırımız olmamıştır” demişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Zimbabve Enflasyonla Mücadele İçin Altın Para Çıkardı

Zimbabve Merkez Bankası, para biriminin değer kaybıyla birlikte artışa geçen enflasyonu düşürme umuduyla altından bir para piyasaya sürdü. Enflasyonun bu ay yüzde 190’ı geçmesinin ardından Merkez Bankası faizi ikiye katlayarak yüzde 200 yapmıştı.

Her bir paranın bir ons (28,3 gram) altın içereceği, yüzde 5’lik üretim maliyetinin de eklenmesiyle piyasa değerinin belirleneceği duyuruldu.

Altının onsu Cuma günü 1,724 dolardı. Yüzde beşlik üretim maliyetini de ekleyince her bir madeni para 32 bin 293 TL’ye denk geliyor.

Merkez Bankası Başkanı John Mangudya, para üstü verebilmeleri koşuluyla bu paranın dükkanlarda da kullanılabileceğini açıkladı.

Zimbabve doları bu yıl diğer para birimleri karşısında büyük değer kaybetti.

Zimbabveliler, ülkeyi yaklaşık 40 yıl yöneten Robert Mugabe dönemindeki ekonomik kaosu unutmuş değil.

Hiperenflasyon nedeniyle ülke 2009 yılında kendi para birimini terk etmek ve dolar başta olmak üzere yabancı para birimleri kullanmak zorunda kalmıştı.

Krizin en kötü dönemlerinde hükümet enflasyon verisi açıklamayı bırakmış, ekonomistlerin tahminlerine göre Kasım 2008’da yıllık enflasyon yüzde 89,7 sekstilyona çıkmıştı.

O dönemde basılan 100 milyar Zimbabve doları banknotu ülkenin ekonomik çöküşünün simgesi haline gelmişti.

10 yıl sonra ülke kendi para birimine geri döndü fakat bir kere daha Zimbabve dolarının değer kaybetmesinin önüne geçemedi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Pakistan’da Muson Yağmurları: 5 Haftada 312 Ölü

Pakistan Ulusal Afet Yönetimi Kurumu (NDMA), Pakistan’ın pek çok eyaletinde etkili olan muson yağmurlarında 13 Temmuz 2022 itibariyle 312 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Son 24 saatte ülkenin çeşitli şehirlerinde yağışlar sebebiyle 14 kişi hayatını kaybetti.

Ülkede son 5 haftada etkili olan yağışlarda Belucistan’da 104, Sindh’te 84, Hayber Pahtunhva’da 63 ve Pencap’ta 61 kişi yaşamını yitirdi.

Yağışların sebep olduğu toprak kaymaları ve su baskınları Pakistan’ın yedi eyaletinde etkili olurken en fazla can kaybı Belucistan’da yaşandı.

Belucistan eyaletinde son iki haftada 104 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 300 kişi yaralandı ve 10 bin 500 ev zarar gördü.

Yağışların devam ettiği ülkede, Ketta-Karaçi karayolu üzerindeki iki köprü yıkıldı, karayolunun 4 kilometrelik kısmı sular altında kaldı.

Huzdar şehrinde bir evin çatısının çökmesi sonucu iki kişi hayatını kaybetti. Bela bölgesinde ise yağışların yol açtığı kazalarda biri çocuk iki kişi yaşamını yitirdi. Pencap eyaletinde Rajanpur şehrine bağlı 22 ve Mianvali’ye bağlı 13 köy de aşırı yağış ve sellerden etkilendi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) ulusal basından aktardığına göre, Karaçi’de şiddetli yağışların yol açtığı afet ve kazalar sonucu yedi kişi daha öldü. Bu kişilerden biri elektrik akımına kapıldı, altısı boğuldu. Dün de Karaçi’de dört kişi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmişti.

Karaçi’nin çeşitli noktalarında çok sayıda evin çatısı çöktü, yollar su altında kaldı. Çok sayıda bölgede elektrik kesintileri yaşandı. Sindh eyaleti genelinde yaşanan kesintiler sebebiyle vatandaşlar yer yer protesto gösterisi düzenledi.

Sindh eyaleti, Karaçi ve Haydarabad şehirlerinde etkili yağışlar sebebiyle dün resmi tatil ilan etmişti.

İklim krizi

Çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz 2022 tarihinde, yaşanan seller ile ilgili düzenlediği basın toplantısında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

AB Ülkeleri, Doğalgaz Tüketimini Yüzde 15 Azaltacak

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin enerji bakanları, Belçika’nın başkenti Brüksel’de bir araya gelerek Avrupa Komisyonu’nun önerdiği ve üye ülkelerin gaz kullanımını Ağustos 2022 – Mart 2023 döneminde yüzde 15 azaltmasını öngören teklifi görüştü.

The New York Times’ın (NYT) haberine göre, AB enerji bakanlarının vardığı anlaşma, Rusya-Ukrayna savaşının devam ettiği dönemde AB’nin uyguladığı yaptırımlar ve Rusya’nın ruble ile ödeme yapılmadığı gerekçesiyle gaz tedarikine son vermesi gibi sebeplerle enerji arzı ile ilgili sorunlar yaşayan bazı ülkelere bir dizi muafiyet sunulmasını da öngörüyor.

Buna göre, belirlenen yüzde 15’lik tasarruf oranı, bir dizi muafiyet yoluyla her bir ülkenin durumuna uyarlanacak. Muafiyetler, ülkelerin depoladığı doğalgaz miktarına ve söz konusu ülkenin doğalgazı paylaşabileceği bir boru hattı olup olmadığına göre belirlenecek.

AB enerji bakanlarının vardığı söz konusu anlaşma, Rusya’nın devlet enerji şirketi Gazprom’un Kuzey Akım 1 (Nord Stream 1) boru hattıyla Almanya üzerinden Avrupa’ya gönderdiği doğalgaz miktarını kapasitesinin yüzde 40’ından 20’sine indirme kararından bir gün sonra geldi.

Gazprom, daha önce de “yıllık rutin bakım” çalışmalarını gerekçe göstererek 11 Temmuz – 21 Temmuz tarihleri arasında Kuzey Akım 1’i tamamen kapatmıştı. Gaz akışı, 21 Temmuz’da yeniden başlasa da boru hattının Kanada’da onarımda olan ve Kanada’nın yaptırımlar sebebiyle Rusya’ya göndermediği türbin sebebiyle kapasitenin yüzde 40’ına düşürülmüştü.

Gazprom, bu kararın ardından, 25 Temmuz’da “teknik sebepler” gerekçe göstererek gaz akışını yarı yarıya azaltacağını duyurdu.

“Güvenli kış için yüzde 15 tasarruf”

NYT’nin aktardığına göre, AB enerji bakanlarının bugün oyladığı teklifin geçebilmesi için oy birliği gerekmiyordu. Avrupa Komisyonu’nun teklifine karşı oy kullanan tek ülke ise Macaristan oldu.

AB, Rusya’nın savaşın devam ettiği bu dönemde Avrupa’ya doğalgaz akışını tamamen kesme ihtimaline karşı 20 Temmuz’da “Güvenli kış için gazdan Mart’a kadar yüzde 15 tasarruf edin” çağrısı yapmıştı. AB Komisyonu da bu bağlamda hazırladığı acil durum plan teklifini açıklamıştı.

Planda, üye ülkelerden 1 Ağustos 2022 ile 31 Mart 2023 arasında gaz talebini yüzde 15 azaltması istenmişti. Acil durum ilan edilmesi durumunda yüzde 15 kesintinin zorunlu olması da planda yer almıştı. Ancak, söz konusu plana özellikle Avrupa’nın güneyindeki ülkeler karşı çıkıyordu.

Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, bugünkü toplantının ardından yaptığı basın açıklamasında, “AB, Putin’in topyekün kesinti tehdidini bertaraf etme yolunda kararlı bir adım attı” dedi.

Paylaşın

Çin, İlk Laboratuvar Modülü Wentian’ı Uzaya Gönderdi

Çin, Dünya yörüngesinde kurduğu uzay istasyonunun parçasını oluşturacak ilk laboratuvar modülü Wentian’ı uzaya gönderdi. 17,9 metre uzunluğunda ve 23 ton ağırlığındaki modül, Çin’in bugüne dek uzaya yolladığı en büyük araç oldu.

İnsanlı Uzay Programı Ajansından (CMSA) yapılan açıklamaya göre, “Wentian” modülü, “Long March-5B Y3” taşıyıcı roketiyle, Haynan Adası’ndaki Wenchang Uzay Aracı Fırlatma Merkezi’nden fırlatıldı.

Fırlatıştan 8 dakika sonra, uzay istasyonunun bulunduğu, yerden 400 kilometre irtifadaki Alçak Yer Yörüngesi’ne ulaşan modülün, istasyona kenetleneceği bildirildi.

Adı, Çince’de “gökleri aramak” anlamına gelen “Wentian” modülünün, istasyonun ana parçası “Tianhe” (göksel uyum) çekirdek modülüne eklenmesi planlanıyor.

Wentian’ın, çekirdek modülün yedeği olarak da kullanılabilecek bir deney platformu olması hedefleniyor.

Çin, ABD’nin uzay araştırmaları alanında iş birliğini yasaklaması ve Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) programına katılımını engellemesi nedeniyle kendi uzay istasyonunu kurmak için çalışmalar yürütüyor.

Bir çekirdek modül, iki laboratuvar modülü ve bir uzay teleskobundan oluşması planlanan Tiangong (gök sarayı) istasyonu tamamlandığında, Rusya’nın artık faal olmayan Mir Uzay İstasyonu ile yaklaşık aynı boyutlarda olacak.

İstasyonun ana parçası olan “Tianhe” (göksel uyum) adı verilen çekirdek modül, 29 Nisan 2021’de uzaya fırlatılmıştı.

Ana iskeletin tamamlanması için çekirdek modüle iki laboratuvar modülünün eklenmesi öngörülüyor. “Mengtian” (gökleri düşlemek) adı verilen ikinci laboratuvar modülünün de ekimde uzaya gönderilmesi planlanıyor.

Ana iskelet kurulduktan sonra “Shuntian” (gökleri dolaşmak) adı verilen uzay teleskobu, ayrı bir modül olarak istasyona eklenecek. 2022 sonunda tamamlanması hedeflenen istasyonda üç kişilik taykonot ekibi görev yapıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın