Trump, Putin İle Ukrayna Savaşını Bitirmek İçin Görüştü

ABD Başkanı Donald Trump, yaklaşık üç yıldır devam eden Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştüğünü söyledi.

Trump,, Putin’in savaş alanındaki ölümleri “umursadığına” inandığını söyledi ancak Rus liderin çatışmayı sona erdirmek için somut bir taahhütte bulunup bulunmadığını ifade etmedi.

ABD Başkanı Trump savaşı sona erdirmek için bir planı olduğunu açıkladı ancak ayrıntılara girmeyi reddetti: Umarım hızlı olur. Her gün insanlar ölüyor. Ukrayna’daki bu savaş çok kötü . Bu lanet şeyi sona erdirmek istiyorum.

Trump, işgalin başlamasından bu yana yaklaşık 1 milyon Rus askerinin ve 700 bin Ukrayna askerinin öldürüldüğünü tahmin etmişti. Bu tahmin, Ukraynalı yetkililerin veya bağımsız analistlerin sunduğu sayıların çok üzerinde.

ABD Başkanı Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna’da devam eden savaş hakkında bir ya da birden fazla telefon görüşmesi yaptığını açıkladı.

Cuma günü Air Force One uçağındayken New York Post muhabirine konuşan Trump, Putin için “İnsanların ölmesini durdurmak istiyor,” dedi. “Her gün insanlar ölüyor. Ukrayna’daki savaş çok kötü. Bu lanet şeyi sona erdirmek istiyorum.”

ABD Başkanı, Rus liderle kaç kez görüştüğünü açıklamayacağını ancak “iyi bir ilişkileri” olduğunu da sözlerine ekledi. Trump göreve yeniden başlamadan önce, başkan olduğunda savaşı 24 saat içinde sona erdireceğini belirtmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna savaşının bitirilmesi konusunda Rusya lideri Vladimir Putin’le görüştü.

New York Post gazetesinin haberine göre iki lider 2022 yılının başında yaptıkları son görüşmeden bu yana ilk kez Pazar günü bir telefon görüşmesinde bulundu.

Ukrayna’daki savaşı sona erdirme sözü veren ancak ayrıntıları konusunda henüz kamuoyuna açıklama yapmayan Trump, geçen hafta savaşın kanlı bir süreç olduğunu ve ekibinin “çok iyi görüşmeler” yaptığını söyledi.

Cuma günü Air Force One uçağında verdiği bir mülakatta Trump, New York Post gazetesi muhabirinin Putin ile kaç kez konuştuğu sorusuna “Söylemesem daha iyi olur” ifadelerini kullandı.

Trump, New York Post’a “Putin insanların ölmesinin durmasını istiyor” dedi. Beyaz Saray görüşmeye ilişkin sorulara henüz yanıt vermedi.

Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov da devlet haber ajansı TASS’a yaptığı açıklamada “birçok farklı kanaldan iletişimin olduğunu” söyledi.

TASS haber ajansı tarafından New York Post gazetesinin haberiyle ilgili yorumu sorulan Peskov, “Bu iletişimler farklı kanallar üzerinden yürütülüyor. Ben şahsen bir şeyi bilmeyebilirim, bir şeyden haberdar olmayabilirim. Dolayısıyla bu durumda ne doğrulayabilirim ne de yalanlayabilirim” diye konuştu.

Ukrayna’nın doğusundaki çatışmalar 2014 yılında Ukrayna’daki Maidan Devrimi’nde Rusya yanlısı cumhurbaşkanının devrilmesi ve Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesinin ardından Rusya destekli ayrılıkçı güçlerin Ukrayna silahlı kuvvetleriyle savaşmasıyla başladı.

Putin, 2022 yılında Ukrayna’ya binlerce asker gönderdi ve saldırı başlattı. Rusya lideri bu saldırıları, Ukrayna’daki Rusça konuşanları korumak ve Ukrayna’nın olası NATO üyeliğinin Rusya’ya yönelik ciddi bir tehdit olduğunu söylediği duruma karşı koymak için “özel bir askeri operasyon” olarak adlandırdı.

Ukrayna, işgalin bir toprak gaspı olduğunu ve Rus güçlerine karşı ABD’nin başını çektiği Batılı ülkelerin de desteğiyle direnişe geçti.

Rusya hali hazırda, Amerika’nın Virginia eyaleti büyüklüğünde bir Ukrayna parçasını kontrol ediyor.

Yakın zamanda Trump – Putin zirvesi olur mu?

1987’de yayımlanan “Trump: Anlaşma Sanatı” kitabının yazarı olan ABD Başkanı Donald Trump, defalarca savaşı sona erdirmek istediğini ve bunu görüşmek üzere Putin’le bir araya geleceğini söylese de zirvenin tarihi ya da yeri henüz kamuoyunca bilinmiyor.

Reuters haber ajansının bu ayın başlarında bildirdiğine göre, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Rusya tarafından zirve için olası yerler olarak görülüyor.

Geçen yıl 14 Haziran tarihinde Rusya lideri Putin, savaşın derhal sona erdirilmesi için ilk şartlarını açıkladı: Ukrayna NATO hedeflerinden vazgeçmeli ve askerlerini Ukrayna’nın Rusya tarafından talep edilen ve çoğunlukla Rusya tarafından kontrol edilen dört bölgesinin topraklarının tamamından çekmeli.

Reuters, Kasım ayında Putin’in Trump’la bir Ukrayna barış anlaşmasını görüşmeye açık olduğunu ancak büyük toprak tavizleri vermeyi reddettiğini ve Kiev’in NATO’ya katılma hedefinden vazgeçmesinde ısrarcı olduğunu bildirdi.

Kremlin, olası bir barış anlaşması için Trump ekibiyle temaslar konusunda yapılan spekülasyonlar konusunda defalarca dikkatli olunması çağrısında bulundu.

Rus parlamentosunun uluslararası ilişkiler komitesi başkanı Leonid Slutski, Perşembe günü devlet haber ajansı RIA’ya yaptığı açıklamada böyle bir toplantı için hazırlıkların “ileri bir aşamada” olduğunu ve Şubat ya da Mart ayında yapılabileceğini söylemişti.

Putin, eski ABD Başkanı Joe Biden ile en son Şubat 2022’de, binlerce askerin Ukrayna’ya girmesi emrini vermeden kısa bir süre önce görüşmüştü. Kremlin, iki liderin o zaman yaklaşık bir saat konuştuğunu açıklamıştı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), 2024 Kasım ayında İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, eski Savunma Bakanı Yoav Gallant ve Hamas lideri Muhammed Deyf hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.

Öte yandan Washington Post gazetesi muhabiri Bob Woodward, 2024 tarihli “Savaş” adlı kitabında, Trump’ın 2021’de Beyaz Saray’dan ayrıldıktan sonra Putin ile yedi kez doğrudan görüşme yaptığını ileri sürmüştü.

Geçen yıl Bloomberg kanalına verdiği bir röportajda bu görüşme iddialarının doğru olup olmadığı sorulduğunda Trump şöyle demişti: “Eğer yaptıysam, bu akıllıca bir şey” Kremlin’se Woodward’ın kitabındaki iddiaları yalanlamıştı.

Cuma günü Trump, savaşı sona erdirmeyi görüşmek üzere muhtemelen önümüzdeki hafta Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile biraraya geleceğini söyledi. Zelenski Reuters’e yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın savaş çabalarını mali olarak desteklemesi karşılığında ABD’ye nadir toprak ve diğer mineralleri tedarik etmesini istediğini ifade etti.

Trump, New York Post’a verdiği demeçte “Putin ile her zaman iyi bir ilişkisi olduğunu” ve savaşı sona erdirmek için somut bir planı olduğunu söyledi. Ancak daha fazla ayrıntı vermedi. Trump “Umarım bu hızlı olur. Her gün insanlar ölüyor. Ukrayna’daki bu savaş çok kötü. Bu lanet şeyi sona erdirmek istiyorum” diye konuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İsrail, Filistinlilerin Gazze’den Ayrılması İçin Hazırlıklara Başladı

Uluslararası toplumun muhalefetine rağmen İsrailli yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlileri Gazze Şeridi dışına yerleştirme önerisini hayata geçirmek için somut adımlar atmaya başladı.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz’ın, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) Gazze Şeridi’nde yaşayanların bölgeyi gönüllü olarak terk etmelerine yönelik bir plan hazırlamaları talimatı verdiği duyuruldu.

İsrael Katz, “İsrail’in Gazze’deki eylemleri konusunda yanlış ithamlarda bulunan İspanya, İrlanda, Norveç ve diğer ülkelerin yasal olarak Gazzelileri kendi topraklarına kabul etme yükümlülükleri bulunduğunu” öne sürdü.

“(Bunu) reddederlerse ikiyüzlülükleri ortaya çıkacaktır” diyen Katz, diğer yandan Kanada gibi göçmen kabul programı olan ülkelerin de daha önce Gazzelileri kabul etmeye gönüllü olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı.

Hamas’ın Gazzelileri canlı kalkan olarak kullandığı iddiasını yineleyen Katz, karadan çıkış opsiyonunun yanı sıra bölgeden ayrılanlar için deniz ve hava yolu düzenlemelerinin de olacağını söyledi. İsrael Katz, “Gazze halkı, dünyada her yerde olduğu gibi serbest dolaşım ve göç hakkına sahip olmalıdır” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmalar sona erdikten sonra Gazze’yi ABD’ye teslim edeceğini ve Gazze’deki nüfusun başka yerlere yerleştirileceğini kaydetti. Trump, bu durumun, sahada ABD askerlerine ihtiyaç duyulmayacağı anlamına geldiğini belirtti.

Trump’ın Gazze Şeridi’ni sahiplenip geliştirerek “Ortadoğu’nun Rivierası” haline getirmeyi hedeflediğini açıklamasının dünya çapında tepki görmesinden bir gün sonra İsrail’de, orduya Gazze’de yaşayanların bölgeden “gönüllü ayrılışına” izin vermeye hazırlanma emri verildi.

Daha önce ABD askerlerinin Gazze’ye konuşlandırılmasını reddetmiş olan Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı yorumlarında planlarına açıklık getirdi.

Truth Social paylaşımında Trump, “Gazze Şeridi, çatışmalar sona erdiğinde İsrail tarafından ABD’ye teslim edilecek” dedi. Filistinliler’in “bölgede yeni ve modern evleri olan çok daha güvenli ve güzel topluluklara zaten yerleştirilmiş olacaklar” şeklinde devam eden Trump, “ABD’nin hiçbir askerine ihtiyaç duyulmayacağını” belirtti.

Trump, “ABD’nin dünyanın dört bir yanından gelen büyük kalkınma ekipleriyle birlikte çalışarak, inşaatın yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacağını ve dünya üzerindeki türünün en büyük ve en görkemli gelişmelerinden biri haline geleceğini” belirtti ve “Bölgede istikrar hüküm sürecek!!!” dedi.

Gazze’deki onlarca Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendilerini Gazze Şeridi’nden çıkarmaya yönelik “cehennem planını” protesto etti. Merkezdeki Deir al-Belah kasabasında bir çadır kampında barınan Filistinliler, Gazze’nin dışına kalıcı olarak yerleştirilme fikri karşısında dehşete düştüklerini ve bunu kabul etmeyeceklerini ifade ettiler.

Paylaşın

Trump, İsrail’in Gazze’yi ABD’ye Teslim Edeceği Sözlerini Tekrarladı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmaların sona ermesinin ardından Gazze Şeridi’ni ABD’ye devredeceğini ve orada ABD askerine ihtiyaç duyulmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Trump’ın önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Başkan Trump’ın Gazze nüfusunun büyük bir bölümünün dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını sağlayabilecek cesur planını memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social isimli sosyal medya platformu üzerinden Gazze Şeridi’ne yönelik yeni bir açıklama yaptı. Trump, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Gazze Şeridi, çatışmaların sona ermesiyle İsrail tarafından ABD’ye devredilecek. Filistinliler, bölgede yeni ve modern evlere sahip çok daha güvenli ve güzel topluluklara yerleştirilecek.

ABD, dünyanın dört bir yanından harika ekiplerle çalışarak, türünün dünya üzerindeki en büyük ve en muhteşem gelişmelerinden biri olacak olan şeyin inşasına yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacak.”

Trump’ın önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Başkan Trump’ın Gazze nüfusunun büyük bir bölümünün dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını sağlayabilecek cesur planını memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

Salı günü Oval Ofis’te İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu ağırlayan Başkan Donald Trump, Filistinliler’in başka yerlere yerleştirilmesinin ardından, ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralacağını söylemiş; Amerikan askerinin süreçte görev alması ihtimalini yok saymamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, açıklamasında, “ABD Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz de orada bir iş yapacağız. Burayı sahipleneceğiz ve sahadaki tüm tehlikeli, patlamamış bombaların ve diğer silahların etkisiz hale getirilmesinden sorumlu olacağız. Yıkıntıları temizleyip bölge halkı için sınırsız sayıda iş ve konut sağlayacak bir ekonomik kalkınma yaratacağız” demişti.

Donald Trump ayrıca “Konuştuğum herkes ABD’nin bu toprak parçasına sahip olması, gerçekten muhteşem bir alanda muhteşem olacak bir yeri geliştirmesi ve binlerce istihdam yaratması fikrini çok seviyor” ifadelerini kullanmıştı. Trump, “Gerekirse bunu yaparız. O toprak parçasını devralacağız ve geliştireceğiz” demişti.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, Başkan Trump’ın bölgede Amerikan askerinin görev almasını taahhüt etmediğini belirtmişti.

Sözcü Leavitt, Ortadoğu sorunu konusunda senelerdir aynı kişilerin aynı çözümlerde ısrarcı olduğunu ancak Başkan Trump’ın Salı günü gündeme getirdiği teklifin kalıpların dışında bir fikir olduğunu kaydetmişti.

Başkan Trump’ın ABD’nin bölgede istikrarın sağlanması için Gazze’nin yeniden inşasında rol oynaması gerektiğine inandığını ve Gazze’nin yeniden yapılandırılması için Trump yönetiminin bölgedeki ortaklarıyla çalışacağını söyleyen Leavitt, “Bu Gazze’ye asker gönderilmesi anlamına gelmiyor” demişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Trump’ın Gazze Şeridi ile ilgili açıklamalarını başlangıçta desteklemişti. Trump’ın hamlesinin “düşmanca olmadığını” belirten Rubio, Çarşamba günü yaptığı açıklamada da “Bence, yeniden inşa etme ve yeniden inşa için sorumluluk alma teklifi çok cömertçeydi” diye konuşmuştu.

Trump’ın sadece “devreye girerek, molozları kaldırmayı ve yıkım alanını temizlemeyi” teklif ettiğini kaydeden ABD’li Bakan, “Bu süre zarfında bölgedeki insanlar orada yaşayamazlar” diye eklemişti. Rubio, Trump’ın evlerin ve işyerlerinin yeniden inşasını desteklemek istediğini belirterek, “Böylece insanlar daha sonra geri taşınabilecekler” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Trump, Gazze’de Etnik Temizlik Yapılması Gerektiğini Söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, Filistinlilerin Gazze’yi terk etmekten başka “alternatifleri olmadığını” belirterek, bölgede etnik temizlik yapılması gerektiğini söyledi.

Donald Trump, Gazze’de yaşayan yaklaşık 2 milyon Filistinlinin başka bir yere yerleşmesinden sonra bölgeyi ekonomik olarak geliştireceklerini belirtti. Trump, “Birleşik Devletler Gazze Şeridi’ni devralacak ve onunla da bir iş yapacağız” dedi.

ABD Başkanı “Orayı sahipleneceğiz ve oradaki tüm tehlikeli patlamamış bombaların ve diğer silahların sökülmesinden sorumlu olacağız” diye konuştu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile Beyaz Saray’da ortak basın açıklaması yaptı.  Trump, “ABD Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz de orada bir iş yapacağız. Buranın sahibi olacağız ve sahadaki tüm tehlikeli, patlamamış bombaların ve diğer silahların etkisiz hale getirilmesinden sorumlu olacağız” diye konuştu.

Donald Trump, “Eğer gerekiyorsa, bunu yapacağız, bu toprak parçasını devralacağız, geliştireceğiz, binlerce ve binlerce istihdam yaratacağız. Bu, tüm Ortadoğu’nun çok gurur duyabileceği bir şey olacak” ifadesini kullandı.

Bir gazetecinin, Gazze’de kimlerin yaşayacağını sorması üzerine Donald Trump, burasının “dünya insanlarının” bir evi olabileceğini söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da, Donald Trump’ın “yeni fikirlerle kalıpların dışında düşündüğünü” ve “geleneksel düşünceleri delmek istediğini” belirtti.

Donald Trump, ABD’nin Gazze topraklarını nasıl ve hangi yetkiyle sahip olacağına ilişkin bir soruya doğrudan yanıt vermedi. “Uzun vadeli bir sahiplik durumu görüyorum ve bunun Ortadoğu’nun o kısmına büyük bir istikrar getireceğini düşünüyorum” diyen Trump, bölge liderleriyle bu konuyu görüştüğünü ve onların da bu düşünceyi desteklediğini söyledi.

“Bu konuyu aylar boyunca çok yakından inceledim” diyen Trump, Gazze’yi ziyaret etmeyi vadetti ancak tarih vermedi. Trump daha önce de Ürdün, Mısır ve diğer Arap devletlerine Gazzeliler’i kabul etmeleri çağrısını yinelemiş ve Filistinliler’in, İsrail ile Hamas militanları arasında yaklaşık 16 ay süren yıkıcı savaşın ardından “yeniden inşa edilmesi gereken bölgeyi terketmekten başka seçenekleri” olmadığını kaydetmişti.

Ancak Trump, bu kez Filistinlilerin “daimi olarak” yeniden yerleştirilmesini destekleyeceğini söyleyerek, Arap liderlerin kararlılıkla reddettiği önceki önerilerinin ötesine geçti.

İkinci başkanlık döneminin ikinci haftasında olan Trump, Netanyahu’yu Gazze ateşkesinin geleceğini, İran’a karşı stratejileri ve İsrail’le Suudi Arabistan arasındaki normalleşme anlaşmasının yenilenmesi konusundaki umutlarını görüşmek üzere Beyaz Saray’da ağırladı.

Netanyahu gelmeden kısa bir süre önce de konuşan Trump Gazze için “Tam bir yıkım alanı” dedi. Trump, “Eğer doğru bölgeyi bulabilirsek ve bölgede bol miktarda para ile onlara gerçekten güzel yerler inşa edebilirsek, bence bu Gazze’ye geri dönmeleri için çok daha iyi olur” diye konuştu.

Trump, Filistinli ve Arap liderlerin, yaptığı bu öneriye tepkisi sorulduğunda ise “(Filistinlilerin) nasıl (Gazze’de) kalmak isteyebileceklerini bilmiyorum” dedi.

Trump, Netanyahu Oval Ofis’te yanındayken de benzer ifadeler kullandı ancak Filistinliler’in “güzel evlerde, mutlu olabilecekleri, vurulmayacakları ve öldürülmeyecekleri” yerler için Gazze’den temelli ayrılmalarını önerdi, “Gazze’ye geri dönmek istemezler” diye konuştu.

Görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında önerisini yineleyen Trump, Gazze Şeridi’ni uzun zamandır “ölüm ve yıkımın sembolü” olarak tanımladı ve buradaki Filistinliler’in başka ülkelerdeki “çeşitli bölgelere” yerleştirilmesi gerektiğini söyledi. ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralacağını, “alanı düzleştireceğini” ve ekonomik kalkınma yaratacağını sözlerine ekleyen Trump, daha fazla ayrıntı vermedi.

Yeniden yerleştirme sürecinin nasıl uygulanabileceğine dair herhangi bir ayrıntı vermemiş olsa da Trump’ın önerisi, İsrail’de aşırı sağın talepleriyle paralel ve eski Başkan Joe Biden’ın Filistinlilerin kitlesel olarak yerlerinden edilmesine karşı verdiği taahhütle çelişiyor.

Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Sami Ebu Zuhri, Trump’ın Gazzeliler’e yönelik tahliye çağrılarını “topraklarından kovulma” olarak nitelendirerek kınadı. Zuhri, “Biz bu açıklamaları bölgede kaos ve gerginlik yaratma gerekçesi olarak görüyoruz çünkü Gazze halkı bu tür planların geçmesine izin vermeyecek” diye konuştu.

Başkan Donald Trump, Filistinliler’in başka yerlere yerleştirilmesinin ardından ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralacağını ve bölgeyi ekonomik olarak geliştireceğini söyledi. Trump, ABD’nin İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin on yıllardır izlediği politikada köklü bir değişikliğe işaret eden bu planını, Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile ortak basın toplantısında açıkladı.

Trump, Washington’da ağırladığı ilk yabancı lider olan Netanyahu ile görüşmesi öncesinde de, Gazze’deki Filistinliler’in komşu ülkelere yerleştirilmesi önerisini gündeme getirmiş ve kırılgan bir ateşkesin ilk aşamasının devrede olduğu bölgeyi “yıkım alanı” olarak nitelendirmişti.

Görüşmenin ardından İsrail Başbakanı ile kameralar karşısına geçen Trump, “ABD Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz de orada bir iş yapacağız. Buranın sahibi olacağız ve sahadaki tüm tehlikeli, patlamamış bombaların ve diğer silahların etkisiz hale getirilmesinden sorumlu olacağız” diye konuştu.

Trump, “Eğer gerekiyorsa, bunu yapacağız, bu toprak parçasını devralacağız, geliştireceğiz, binlerce ve binlerce istihdam yaratacağız. Bu, tüm Ortadoğu’nun çok gurur duyabileceği bir şey olacak” ifadesini kullandı.

Bir gazetecinin, Gazze’de kimlerin yaşayacağını sorması üzerine Trump, burasının “dünya insanlarının” bir evi olabileceğini söyledi. Trump, ABD’nin bölgeyi, Filistinliler dahil “dünyanın insanlarının” yaşayacağı “Ortadoğu’nun Rivierası” na döndürebileceğini söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da, Trump’ın “yeni fikirlerle kalıpların dışında düşündüğünü” ve “geleneksel düşünceleri delmek istediğini” belirtti.

Donald Trump, ABD’nin Gazze topraklarını nasıl ve hangi yetkiyle sahip olacağına ilişkin bir soruya doğrudan yanıt vermedi. “Uzun vadeli bir sahiplik durumu görüyorum ve bunun Ortadoğu’nun o kısmına büyük bir istikrar getireceğini düşünüyorum” diyen Trump, bölge liderleriyle bu konuyu görüştüğünü ve onların da bu düşünceyi desteklediğini söyledi.

“Bu konuyu aylar boyunca çok yakından inceledim” diyen Trump, Gazze’yi ziyaret etmeyi vadetti ancak tarih vermedi. Trump daha önce de Ürdün, Mısır ve diğer Arap devletlerine Gazzeliler’i kabul etmeleri çağrısını yinelemiş ve Filistinliler’in, İsrail ile Hamas militanları arasında yaklaşık 16 ay süren yıkıcı savaşın ardından “yeniden inşa edilmesi gereken bölgeyi terketmekten başka seçenekleri” olmadığını kaydetmişti.

Ancak Trump, bu kez Filistinlilerin “daimi olarak” yeniden yerleştirilmesini destekleyeceğini söyleyerek, Arap liderlerin kararlılıkla reddettiği önceki önerilerinin ötesine geçti.

ABD askerleri Gazze’ye mi konuşlandırılacak?

Trump ayrıca, Gazze’nin yeniden inşasına destek için ABD askerlerinin konuşlandırılması seçeneğini de dışlamadığını söyledi.

Bölgenin yeniden inşasında “uzun vadeli” bir ABD sahipliği öngördüğünü kaydeden Trump, oluşabilecek herhangi bir güvenlik boşluğunu doldurmak için Amerikan askerlerinin konuşlandırılması olasılığı hakkında, “Ne gerekiyorsa yapacağız” ifadesini kullandı.

İkinci başkanlık döneminin ikinci haftasında olan Trump, Netanyahu’yu Gazze ateşkesinin geleceğini, İran’a karşı stratejileri ve İsrail’le Suudi Arabistan arasındaki normalleşme anlaşmasının yenilenmesi konusundaki umutlarını görüşmek üzere Beyaz Saray’da ağırladı.

Netanyahu gelmeden kısa bir süre önce de konuşan Trump Gazze için “Tam bir yıkım alanı” dedi. Trump, “Eğer doğru bölgeyi bulabilirsek ve bölgede bol miktarda para ile onlara gerçekten güzel yerler inşa edebilirsek, bence bu Gazze’ye geri dönmeleri için çok daha iyi olur” diye konuştu.

Trump, Filistinli ve Arap liderlerin, yaptığı bu öneriye tepkisi sorulduğunda ise “(Filistinlilerin) nasıl (Gazze’de) kalmak isteyebileceklerini bilmiyorum” dedi.

Trump, Netanyahu Oval Ofis’te yanındayken de benzer ifadeler kullandı ancak Filistinliler’in “güzel evlerde, mutlu olabilecekleri, vurulmayacakları ve öldürülmeyecekleri” yerler için Gazze’den temelli ayrılmalarını önerdi, “Gazze’ye geri dönmek istemezler” diye konuştu.

Görüşmelerin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında önerisini yineleyen Trump, Gazze Şeridi’ni uzun zamandır “ölüm ve yıkımın sembolü” olarak tanımladı ve buradaki Filistinliler’in başka ülkelerdeki “çeşitli bölgelere” yerleştirilmesi gerektiğini söyledi. ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralacağını, “alanı düzleştireceğini” ve ekonomik kalkınma yaratacağını sözlerine ekleyen Trump, daha fazla ayrıntı vermedi.

Yeniden yerleştirme sürecinin nasıl uygulanabileceğine dair herhangi bir ayrıntı vermemiş olsa da Trump’ın önerisi, İsrail’de aşırı sağın talepleriyle paralel ve eski Başkan Joe Biden’ın Filistinlilerin kitlesel olarak yerlerinden edilmesine karşı verdiği taahhütle çelişiyor.

Hamas’ın üst düzey yetkililerinden Sami Ebu Zuhri, Trump’ın Gazzeliler’e yönelik tahliye çağrılarını “topraklarından kovulma” olarak nitelendirerek kınadı. Zuhri, “Biz bu açıklamaları bölgede kaos ve gerginlik yaratma gerekçesi olarak görüyoruz çünkü Gazze halkı bu tür planların geçmesine izin vermeyecek” diye konuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Donald Trump’a Hodri Meydan

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, “Avrupa, güçlü bir ekonomik bölge olarak kendi politikalarını şekillendirebilir ve gümrük politikalarına yine gümrük politikalarıyla karşılık verebilir. Bunu yapmamız gerekirse, yaparız” dedi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ABD ile bir ticaret savaşı yaşanmasına karşı olduğunu söyledi. Böylesi bir yolun hatalı olacağını kaydeden Tusk, “Polonya, kesinlikle temkinli bir yaklaşım sergileyecek ülkelerden biri olacaktır” ifadelerini kullandı.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, “Eğer ABD bir ticaret savaşı başlatırsa, gülen taraf Çin olur. Biz birbirimize çok bağlıyız. Bizim Amerika’ya, Amerika’nın da bize ihtiyacı var. Gümrük vergileri maliyetleri artırır, maliyetler ve müşteriler için iyi değildir” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika, Kanada ve Çin’e karşı yarın uygulamaya koyacağı, yakında da Avrupa Birliği’nden (AB) ithal edilen ürünlere uygulamayı planladığı gümrük vergisi uygulamalarına ilişkin Brüksel’de bir araya gelen AB liderleri Washington ile olası bir “ticaret savaşı” karşısında alınacak tutum hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Gayriresmî AB zirvesi için Brüksel’de bulunan AB devlet ve hükümet başkanları, ABD ile ticareti olumsuz yönde etkileyecek girişimlerden kaçınılacağının altını çizerken, olası bir gerginlik durumunda ise Avrupa’nın kendi çıkarlarını koruyabilecek kapasitede olduğunu vurguladı.

Trump, Kanada ve Meksika’dan ithal edilen mallara yüzde 25, Çin’den yapılan ithalata yüzde 10 oranında ek gümrük vergisi getirilmesine karar vermişti. AB’ye de “kesinlikle” gümrük vergisi uygulanacağını belirten ABD Başkanı, İngiltere’nin ise “sınırı aştığını” ancak Londra ile Washington arasındaki bu konunun “halledilebileceğini” söylemişti.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Brüksel’de yaptığı açıklamada, “Uzlaşmanın ön koşulu, kendi gücünüzün farkında olmaktır. Avrupa harekete geçebilir” ifadelerini kullandı. Scholz, “Avrupa, güçlü bir ekonomik bölge olarak kendi politikalarını şekillendirebilir ve gümrük politikalarına yine gümrük politikalarıyla karşılık verebilir. Bunu yapmamız gerekirse, yaparız” dedi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk da benzer bir tutum sergileyerek ABD ile bir ticaret savaşı yaşanmasına karşı olduğunu söyledi. Böylesi bir yolun hatalı olacağını kaydeden Tusk, “Polonya, kesinlikle temkinli bir yaklaşım sergileyecek ülkelerden biri olacaktır” ifadelerini kullandı. Polonya lideri AB ve ABD arasında bir gümrük vergisi uygulanmasının ve ticaret savaşının tamamen yanlış bir politika olacağının da altını çizdi.

“Avrupa gücünü göstermeli”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa ekonomisine yönelik herhangi bir saldırının, AB’nin daha güçlü ve birlik içinde bir tavır almasını sağlayacağını dile getirdi. “ABD’nin son adımları, Avrupa’nın birlikte hareket etmesini teşvik edecektir” diyen Macron, Avrupa’nın kendi çıkarlarını korumaya kararlı olduğunu dile getirdi.

Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ise AB’nin ABD ile doğrudan müzakerelere devam etmesi gerektiğini söyledi. Orpo ayrıca Rusya’nın, Avrupa için “gerçek bir tehdit olmaya devam ettiğini” belirterek, AB’nin hem ekonomi hem de güvenlik politikalarında dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da Brüksel’de gazetecilere açıklama yaptı. Trump’ın gümrük vergilerine ilişkin kararları ve açıklamaları ile ilgili soru üzerine Kallas, “Bu sözleri dikkatle dinledik ve elbette kendi tarafımızda da hazırlık yapıyoruz. Açık olan bir şey var ki, ticaret savaşlarının kazananı olmaz. Eğer ABD bir ticaret savaşı başlatırsa, gülen taraf Çin olur. Biz birbirimize çok bağlıyız. Bizim Amerika’ya, Amerika’nın da bize ihtiyacı var. Gümrük vergileri maliyetleri artırır, maliyetler ve müşteriler için iyi değildir” diye konuştu.

Kallas ayrıca, “Avrupa’nın savunma alanında birlikte daha fazlasını yapması ve yeni girişimlerin nasıl finanse edilebileceğine bakması” gerektiğini ifade etti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD Öncülüğündeki Koalisyon, Suriye’ye Ağır Silahlar Gönderdi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), ABD öncülüğündeki koalisyonun, Suriye’deki çok sayıda üsse, ağır silahlar da dahil olmak üzere askeri takviye konuşlandırdığını bildirdi.

Haber Merkezi / SOHR, askeri malzeme takviyesinin, bölgenin güvenliğini sağlama ve IŞİD’in gizli hücrelerinden gelebilecek potansiyel tehditleri önlemeyi amaçlayan devam eden askeri operasyonların bir parçası olduğunu belirtti.

SOHR, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’a ait askeri, lojistik malzeme ve silah taşıyan bir kargo uçağı, Haseke’nin kuzeyindeki Rumeylan kırsalındaki Harab el-Ceyr üssüne indiğini duyurdu.

SOHR’un açıklamasına göre, büyük zırhlı araçlar, ağır silahlar, toplar, askeri araçlar, mühürlü konteynerler ve akaryakıt tankerleri taşıyan 60 tırlık bir konvoy da kara yoluyla Suriye’ye girdi.

SOHR, “Askeri ve lojistik malzeme taşıyan 20 tır ile yakıt kamyonları da Qasrek üssüne ulaştı” açıklamasını yaptı.

SOHR’a göre, 28 Ocak’ta koalisyona ait bir kargo uçağı da Haseke ilinin güneyindeki Şeddadi üssüne inerek askeri ve lojistik yardım malzemesi teslim etti.

ABD’nin Suriye’de dokuz üssü bulunuyor. Bunlardan biri Humus’un doğusundaki Tanf’ta, ikisi Deyr ez Zor’da ve altısı da Haseke’de bulunuyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, aralık ayının başından bu yana kargo uçaklarının düzenli olarak Bradley Savaş Araçları da dahil olmak üzere gelişmiş askeri teçhizat taşıdığını bildirmişti.

SOHR ayrıca, Koalisyon güçlerinin özellikle Koniko gaz tesisi ve El Ömer petrol sahası (Deyr ez-Zor’da) olmak üzere kilit üslerdeki varlıklarını güçlendirmesiyle birlikte, Kuzey Suriye’deki gerginliğin tırmanmaya devam ettiğini belirtti.

SOHR, askeri malzeme takviyesinin, bölgenin güvenliğini sağlama ve IŞİD’in gizli hücrelerinden gelebilecek potansiyel tehditleri önlemeyi amaçlayan devam eden askeri operasyonların bir parçası olduğunu belirtti.

Paylaşın

Hamas, El-Kassam Tugayları Lideri Muhammed Daif’in Ölümünü Doğruladı

Hamas, İsrail’in 7 Ekim saldırısının arkasındaki beyinlerden biri olmakla suçladığı ve geçen yıl öldürüldüğünü duyurduğu El-Kassam Tugayları lideri Muhammed Daif’in ölümünü doğruladı.

2002 yılında Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın başına geçen Muhammed Daif, yaklaşık otuz yıldır İsrail’in en çok aranan adamları arasındaydı. Muhammed Daif, 2015’ten bu yana ABD’nin “uluslararası teröristler” listesinde de yer alıyordu.

Mayıs ayında Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı, Sinwar’la birlikte onun da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklanmasını istemişti.

Filistin’in Gazze Şeridi’ni yöneten İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın lideri Muhammed Daif’in hayatını kaybettiğini açıklandı. Daif’in yanı sıra askeri komutan yardımcısı Mervan İsa da yaşamını yitirdi.

İzzeddin El Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, komutanları Gazi Ebu Tamah, Raid Sabit, Rafi Selame, Ahmed el-Gandur ve Eymen Nevfel’in yaşamını yitirdiğini belirtti. Ebu Ubeyde, Daif’in ne zaman ve nasıl öldüğüne dair detay vermedi.

İsrail ordusu, 1 Ağustos 2024’te yaptığı açıklamada Daif’in öldürüldüğünü öne sürmüştü. Açıklamada, “Savaş uçakları, 13 Temmuz 2024 tarihinde Han Yunus kentini vurmuştur ve istihbarat değerlendirmesinin ardından Muhammed Daif’in saldırıda bertaraf edildiği teyit edilebiliyor” denilmişti.

Muhammed Daif’in sağ kolu olan Mervan İsa’nın ise Mart 2024’te hayatını kaybettiği öne sürülmüştü.

İsrail, 2014 yılında Gazze’ye hava saldırısı düzenlemiş, saldırıda Daif’in eşi ve yedi aylık oğlu hayatını kaybetmişti.

Mayıs ayında Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı, Sinwar’la birlikte onun da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklanması için bir emir talep etti.

Mayıs ayında Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı, Sinwar’la birlikte onun da savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklanmasını istemişti.

2002 yılında Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın başına geçen Muhammed Daif, yaklaşık otuz yıldır İsrail’in en çok aranan adamları arasındaydı. Muhammed Daif, 2015’ten bu yana ABD’nin “uluslararası teröristler” listesinde de yer alıyordu.

Asıl adı Muhammed Diyab el-Mısri olan Daif, 1965 yılında Han Yunus mülteci kampında dünyaya gelmişti.

Paylaşın

Kur’an-ı Kerim Yakan Salwan Momica Öldürüldü

İsveç’te 2023 yılında defalarca Kur’an-ı Kerim yakan 38 yaşındaki Salwan Momica vurularak öldürüldü. Momica’nın ırkçı nefrete tahrik suçlamasıyla yargılandığı davada karar çıkması bekleniyordu.

İsveç’te 2023’te gerçekleştirdiği Kur’an yakma eylemleriyle dünya çapında gündeme gelen ve tartışmalara yol açan Irak asıllı Salwan Momika, evde vurularak öldürüldü.

Iraklı bir Hristiyan olan 38 yaşındaki Momika’nın ırkçı nefrete tahrik suçlamasıyla yargılandığı davada bugün karar çıkması bekleniyordu. Momica’nın yargılandığı Stockholm Bölge Mahkemesinden yapılan açıklamada duruşmanın “sanıklardan birinin ölmesi nedeniyle” ertelendiği bildirildi.

Mahkeme yargıcı Göran Lundahl, ölen kişinin Momica olduğunu teyit etti, ancak ne zaman ve ne şekilde öldüğüne dair bilgilerinin olmadığını kaydetti.

İsveç polisinden yapılan açıklamada, Çarşamba gece saatlerinde gelen bir ihbar üzerine Stockholm yakınındaki Sodertalje kentinde bir erkeğin kurşun yaralarıyla bulunduğu, kaldırıldığı hastanede öldüğü kaydedildi. İsveç medyasında, Momica’nın sosyal medyada yaptığı bir canlı yayın sırasında vurulduğu yönünde haberler yer alıyor.

İsveç haber ajansı TT’ye konuşan savcı Rasmus Öman, olayla ilgili olarak tutuklamalar gerçekleştirildiğini belirtti, ancak ayrıntı vermedi.

Radyo kuruluşu SVT, 2018’de Irak’tan İsveç’e gelen Momica’ya 2021 yılında üç yıllık oturma izni verildiğini kaydetti. Momica’nın sosyal medya hesabından Ocak ayında yoğun bir şekilde para bağış kampanyası yürüttüğü, ABD’ye iltica başvurusu için para toplamaya çalıştığı görülüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye’nin Yeni Yönetimi Rusya’dan Beşar Esad’ı İstedi

Suriye’de yönetimi ele geçiren Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara’nın Rusya’dan Beşar Esad’ın iadesini talep ettiği belirtildi. Rusya’dan konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı.

Suriye’de Beşar Esad rejiminin Aralık ayında devrilmesinden sonra Rusya’dan ilk kez üst düzey bir heyet Şam’a giderek yönetimi ele geçiren Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) lideri Ahmed eş-Şara ile görüştü.

Esad’ın Rusya’ya kaçması sonrasında Suriye’deki iki Rus askerî üssünün durumu Moskova açısından gündemin en önemli maddesiydi. Akdeniz kıyısındaki Tartus ve Hmeymim, Rusya’nın eski Sovyetler Birliği toprakları dışında yurt dışındaki tek askeri üsleri konumunda.

Rusya Dışişleri Bakanlığından dünkü görüşmelerle ilgili bugün yapılan açıklamada, görüşmelerde “açık sözlü” istişarelerde bulunulduğu, Rus heyetinin Suriye’nin birliği, toprak bütünlüğü ve egemenliğine verilen desteği vurguladığı bildirildi.

Ancak Rus üslerinin geleceği ya da Suriye’deki yeni yönetimin, üslerdeki faaliyetin sürdürülmesi karşılığında ne talep ettiğine dair bilgi verilmedi.

Reuters haber ajansına konuşan görüşmelerle ilgili bilgi sahibi Suriyeli bir kaynak, Ahmed eş-Şara’nın Rusya’dan Beşar Esad’ın iadesini talep ettiğini belirtti.

Suriye resmi haber ajansı Sana da iç savaş döneminde Esad’ın en büyük destekçisi konumundaki Rusya’dan, “tazminat, yeniden imar, telafi gibi somut önlemler” yoluyla güveni yeniden tesis etmesinin istendiğini bildirdi.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, Rusya’dan Esad’ın iadesi ya da tazminat talep edilip edilmediği yönündeki soruyu yanıtsız bıraktı.

Suriye’deki yönetim, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov başkanlığındaki Rus heyetle yapılan görüşmeler sonrasında dün yaptığı açıklamada “ilişkilerin onarılması sürecinin geçmişteki hataların da ele alınmasını ve Suriye halkının iradesine saygıyı gerektirdiği, ayrıca Suriye halkının çıkarlarına hizmet etmesi gerektiği” mesajı vermişti.

Reuters’a konuşan Suriyeli kaynak, Rus tarafının görüşmelerde geçmişte hata yaptığını kabul etmeye yanaşmadığını, görüşmelerde üzerinde mutabakata varılan tek noktanın, istişarelerin devam etmesi olduğunu kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriyelilerin Yaklaşık Yüzde 30’u Ülkelerine Dönmek İstiyor

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, Ortadoğu ülkelerinde yaşayan milyonlarca Suriyeli mültecinin yaklaşık yüzde 30’unun gelecek yıl ülkelerine dönmeyi planladığını söyledi. Grandi, geçen yıl bu oranın yüzde 0’a yakın olduğunu belirtti.

Haber Merkezi / Suriye’nin başkenti Şam’da gazetecilere konuşan Filippo Grandi, ayrıca Beşar Esad’ın düşüşünden bu yana yaklaşık 200 bin Suriye mültecinin geri döndüğünü ve Hizbullah-İsrail çatışması sırasında Lübnan’dan Suriye’ye kaçan 300 bin kişinin daha olduğunu söyledi.

BM Mülteci Ajansı’nın (UNHCR) son verilerine göre; Türkiye, toplam 3.112.683 en fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan ülke olurken, Lübnan ise 774.697 Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Almanya, Avrupa’da 716.728 Suriyeli mülteciye ev sahipliği ile başı çekiyor.

Bu mültecilerin dönüşü, yeni Suriye hükümetinin temel hedeflerinden biri olmaya devam ediyor. Grandi, iç savaş sırasında büyük şehirlerin büyük bir bölümünün yıkıldığını, kamu hizmetlerinin çöktüğünü ve Suriyelilerin büyük çoğunluğunun yoksulluk içinde yaşadığını kabul etti. Batı’nın hala Suriye’ye yaptırım uyguladığını belirten Grandi, “Durum vahim ve bazı yaptırımların kaldırılması insanların geri döndüğü bölgelerdeki koşulların iyileştirilmesine yardımcı olabilir” dedi.

Geri dönen Suriyelilerin birçoğunun taşınma maliyetlerini karşılamak için eşyalarını sattığını vurgulayan Grandi, BM kuruluşlarının taşınma ve gıda için bir miktar mali yardım sunduğunu ve ayrıca yıkılan evlerin en azından bir kısmının yeniden inşasına yardımcı olduğunu söyledi. Grandi, “Geri dönen ve geri dönmek isteyen Suriyelilerin daha fazla desteğe ihtiyaç var, yaptırımların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum” diye ekledi.

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Grandi, ABD yönetiminin dış yardım programlarını önemli ölçüde azaltma yönündeki son kararına doğrudan yorum yapmadı.

Paylaşın