Hasarlı Cilt Bariyeri Nasıl Onarılır?

Cilt bariyerinin ne olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Basitçe söylemek gerekirse, cilt bariyeri cildin en dış kısmını koruyan katmandır. Cilt bariyeri sağlıklı olduğunda cilt yumuşak, esnek ve dolgun hissedilir.

Haber Merkezi / Ancak cilt bariyeri hasar görürse cilt donuk görünür ve pürüzlü veya kuru hissedilir.

Cilt bariyerini onarmak için şu adımları takip edebilirsiniz:

Nazik temizleme: Cildi tahriş eden agresif temizleyicilerden kaçının. Sülfatsız, nazik bir temizleyici kullanın ve cildi fazla yıkamaktan kaçının (günde 1-2 kez yeterlidir).

Nemlendirme: Seramid, hyaluronik asit, niasinamid veya pantenol içeren nemlendiriciler kullanın. Bunlar cilt bariyerini güçlendirir ve nem kaybını önler.

Cilt bariyeri destekleyici ürünler: Centella asiatica, skualen veya yağ asitleri (omega-3, omega-6) içeren ürünler cildi onarmaya yardımcı olur.

Eksfoliyasyonu azaltın: Kimyasal peeling veya fiziksel eksfoliyantları bir süre kullanmayın, çünkü bu işlemler hasarlı bariyeri daha fazla tahriş edebilir.

Güneş koruması: SPF 30 veya üstü geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanın. UV ışınları hasarlı cildi daha kötü hale getirebilir.

Basit bir rutin: Cilt bariyeri onarılana kadar az ürün kullanın. Temizleyici, nemlendirici ve güneş kremi yeterli olabilir.

Tahriş edici maddelerden kaçının: Alkol, parfüm, esansiyel yağlar veya retinoid içeren ürünlerden uzak durun.

Beslenme ve hidrasyon: Bol su için, omega-3 yağ asitleri ve antioksidan açısından zengin besinler tüketin (örneğin, somon, avokado, ceviz).

Nemlendirici ortam: Ortam nemini artırmak için bir nemlendirici cihaz kullanabilirsiniz.

Ne kadar sürer?

Cilt bariyerinin onarılması genellikle 2-6 hafta sürebilir, ancak bu süre cildin durumuna ve bakım rutinine bağlıdır.

Paylaşın

Yüz Maskeleri Hangi Sıklıkta Kullanılmalı?

Birçok kişi yüz maskesini hangi sıklıkla kullanması gerektiği konusunda kararsızdır. Basitçe söylemek gerekirse, her şeyin fazlası asla iyi değildir ve bu yüz maskeleri için de geçerlidir.

Haber Merkezi / Ev yapımı, kağıt maske veya soyulabilir bir maske, her birinin kendine özgü bir dizi avantajı vardır. Ancak, bu yüz maskelerini düzenli kullanmak cildin doğal yağlarını yok edebilir ve pH dengesini bozabilir.

Bu nedenle, bunları dikkatli bir şekilde ve cilt tipine uygun şekilde uygulamak, faydalarını artırmak ve olumsuz etkilerden kaçınmak için çok önemlidir.

Yüz maskelerinin kullanım sıklığı, cilt tipine, maskenin türüne ve içeriğine bağlı olarak değişir.

Nemlendirici ve besleyici maskeler: Kuru veya hassas ciltler için haftada 1 – 2 kez kullanılabilir. Normal ciltlerde de haftada 1 kez yeterlidir.

Arındırıcı/kil maskeleri: Yağlı veya akneye yatkın ciltlerde haftada 1 – 2 kez uygulanabilir. Hassas ciltlerde ise haftada 1 kez veya 10 günde bir daha uygun olabilir.

Peeling etkili maskeler: Ciltteki ölü deriyi temizleyen bu maskeler, cilt hassasiyetine bağlı olarak 10 – 15 günde bir kullanılmalı.

Leke karşıtı veya aydınlatıcı maskeler: Genellikle haftada 1 – 2 kez, ürün talimatlarına göre uygulanır.

Dikkat etmeniz gerekenler:

Maskeyi kullanmadan önce cildi temizleyin.
Ürün talimatlarını okuyun; bazı maskeler daha sık veya seyrek kullanım gerektirebilir.
Aşırı kullanım cildi tahriş edebilir, bu yüzden cildinizin tepkisini gözlemleyin.
Hassas ciltlerde yeni bir ürünü test etmek için önce küçük bir bölgede deneyin.

Paylaşın

Renkli Nemlendirici Nedir? Faydaları

Güzellik bakım rutininizde kullandığınız birçok krem, losyon ve nemlendirici vardır. Peki hiç renkli nemlendirici duydunuz mu? Renkli nemlendiriciler, makyajın büyüsünü zahmetsizce oluşturabilen pigmentli nemlendiricilerdir.

Haber Merkezi / Fondötenler, günlük makyaj uygulamanız için doğru seçim değildirler. Bunun yerine, cildinizle iyi uyum sağlayan, size eşit tonlu bir cilt veren hafif ve kusursuz bir renkli nemlendiriciye ihtiyacınız vardır. Bu ürün, cilt bakımı ve makyaj arasındaki boşluğu kapatır.

Renkli nemlendiricilerin faydaları:

Nemlendirme: Cildi nemlendirir ve kuruluğu önler, böylece cilt daha sağlıklı ve canlı görünür.

Doğal görünüm: Hafif bir kapatıcılık sağlayarak cilt tonunu eşitler, doğal bir “makyajsız makyaj” etkisi yaratır.

Pratik kullanım: Hem nemlendirici hem de hafif makyaj bazı olarak tek adımda uygulanabilir, bu da günlük kullanımda zaman tasarrufu sağlar.

Cilt koruma: Birçok renkli nemlendirici SPF (güneş koruma faktörü) içerir, bu da cildi UV ışınlarından korur.

Hafif formül: Fondöten veya ağır makyaj ürünlerine kıyasla cildi yormaz, gözenekleri tıkamaz ve daha nefes alabilir bir his sağlar.

Cilt tipine uygunluk: Hassas, kuru, yağlı veya karma ciltler için farklı formüllerle sunulabilir, böylece geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eder.

Ekstra bakım: Bazı renkli nemlendiriciler antioksidanlar, vitaminler (örneğin C vitamini) veya yaşlanma karşıtı bileşenler içerir, bu da cilt sağlığını destekler.

Kimler için uygundur?

Hafif makyaj tercih edenler.
Cilt tonunda hafif düzensizlikleri kapatmak isteyenler.
Günlük kullanımda pratik bir ürün arayanlar.
Kuru veya hassas cilde sahip olanlar (özellikle nemlendirici etkisi için).

Kullanım önerileri:

Temiz cilde parmaklar, makyaj süngeri veya fırça ile uygulanabilir.
Daha fazla kapatıcılık istenirse, üzerine hafif bir pudra veya BB krem eklenebilir.
SPF içeren bir ürün seçerek güneşten korunma sağlanabilir.

Paylaşın

Mutlu Ve Sağlıklı Bir İlişkiye Nasıl Ulaşılır?

Araştırmalar, sağlıklı ilişkilere sahip kişilerin daha fazla mutluluğa ve daha az strese sahip olduğunu göstermektedir. Her ilişki farklı olsa da, ilişkileri sağlıklı hale getirmenin temel yolları vardır.

Haber Merkezi / Bu ipuçları her türlü ilişki için geçerlidir:

Açık ve dürüst iletişim: Duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi net bir şekilde ifade edin. Aktif dinleme yapın; partnerinizi yargılamadan anlamaya çalışın.

Saygı ve empati: Partnerinizin sınırlarına, değerlerine ve duygularına saygı duyun. Empati, partnerinizin bakış açısını anlamanı sağlar.

Güven: Dürüstlük, tutarlılık ve şeffaflık güveni oluşturur. Sözlerinizi tutun ve gizli saklı işlerden kaçının. Güven, ilişki bağını güçlendirir ve stresle başa çıkmayı kolaylaştırır.

Ortak aktiviteler: Ortak aktiviteler (yürüyüş, yemek pişirme, hobi) partneriniz ile bağınızı güçlendirir.

Bireysellik: Kendi hobilerin, arkadaşların ve kişisel hedeflerin olsun, sağlıklı bir ilişki, bireyselliği destekler. Aşırı bağımlılık, ilişkiyi yıpratabilir; dengeyi bulmak önemlidir.

Tartışma yönetimi: Tartışmalarda suçlama yerine “ben” dilini kullanın.

Takdir ve minnet: Partnerinizin küçük jestlerini fark edin ve teşekkür edin. Olumlu davranışları övmek, ilişki tatminini artırır.

Fiziksel ve duygusal yakınlık: Sarılma, dokunma ve sevgi ifadeleri partneriniz ile bağınızı güçlendirir. Cinsel uyum da önemli; açıkça konuşmaktan çekinmeyin.

Ortak hedefler: Gelecek planları, değerler ve hedefler konusunda partneriniz ile uyum yakalayın. Birlikte bir vizyon oluşturmak, ilişkiyi anlamlı kılar. Finans, aile veya kariyer gibi konularda ortak kararlar alın.

Kişisel gelişim: Kendi duygusal ve zihinsel sağlığınıza özen gösterin.

Uyarı: Her ilişki benzersizdir; bu kurallar genel bir rehberdir. Partnerinle açıkça konuşarak kendinize özel dinamikleri keşfedin.

Bu kuralları tutarlılıkla uygularsanız, hem mutlu hem de sağlıklı bir ilişki kurma şansınız artar.

Paylaşın

Düğün Renkleri Nasıl Seçilir? Yedi İpucu

Düğün günü renk seçimleriniz mevsimi, düğün mekanını ve kişisel tarzınızı yansıtır. Ancak başarılı bir düğün renk kombinasyonu seçmek oldukça stresli olabilir.

Haber Merkezi / Düğün gününüz için renk fikirleri bulmak göz korkutucu gelebilir, ancak seçimlerinizi yaptıktan sonra düğün planlamanızın geri kalanını daha kolay hale getirecektir. Bu basit ipuçları düğün renk yolculuğunuzda size yardımcı olacaktır:

Mevsimi göz önünde bulundurun: Çiçek açan ağaçların altında düzenlenen bir bahar düğünü töreni, yaz plaj düğününden farklı hissettirecektir ve buna uygun düğün renkleri seçebilirsiniz. Mücevher tonları sıklıkla sonbahar düğün renkleri gibi hissettirirken, pastel pembeler bir bahar düğününün çiçek hayatını yansıtır. Kış düğünleri gümüş ve daha koyu tonlara uygundur, yaz düğünleri ise daha parlak renkleri benimser.

Düğün mekanınızı düşünün: Düğün ortamınız, düğün renk seçimlerinize ilham verebilir. Düğün mekanınızın açık havada, doğal güzelliğin yeşiliyle çevrili mi yoksa bordo perdeli ve gül altın armatürlü lüks bir otelde mi olduğunu düşünün. Mekanınızda çok sayıda mevcut renk varsa, bu tonları tamamlayacak vurgu renkleri veya düğün dekorunuzda renk patlamaları seçmek isteyebilirsiniz.

Ruh halinin size ilham vermesine izin verin: Düğün stilinizin heyecan verici, romantik, göz alıcı, eğlenceli, klasik veya şık olmasını isteyip istemediğinizi düşünün. Lacivert, siyah, beyaz, gümüş, altın ve nötr tonlar zamansız bir geleneği yansıtırken, eğlenceli, sıra dışı bir hava mavi tonlarını parlak renklerle birleştirebilir.

Favorilerinize bakın: Evinize ve dolabınıza bakarsanız, dekorasyon ve giyimde belirli favori renklere doğru yöneldiğinizi görebilirsiniz. Bu renklerin, özellikle de giyim renklerinizin, size iyi hissettirdiğini ve üzerinizde iyi göründüğünü zaten biliyorsunuz, bu da onları düğün renk paletiniz için mükemmel bir seçim haline getiriyor.

Düğün fikirlerini araştırın: Düğün dergileri, bloglar, sanat kitapları ve gerçek düğünler, düğün rengi ilhamınız için size muhteşem fikirler verebilir. Size hitap eden renk kombinasyonlarını bulun ve stilinizi yansıtacak şekilde ayarlamalar yapın.

Çiçeklerle başlayın: Töreniniz, gelin buketiniz ve masa düzenlemeleriniz için hangi çiçekleri kullanmak istediğinizi zaten biliyor olabilirsiniz , bu da genel bir renk şeması için mükemmel bir başlangıç ​​noktası olabilir.

Bir renk çemberine dönün: Renk çemberinde birbirinin karşısında yer alan renkler genellikle iyi eşleşme eğilimindedir. Bir renk çemberi, tamamlayıcı ve benzer renk kombinasyonları gibi renk teorisinin bazı temel prensiplerini göz önünde bulundurmanıza yardımcı olabilir. Önce birincil bir renk seçebilir ve ardından bunu düğün renk kombinasyonunuz için tamamlayıcı bir rengin yumuşak bir tonuyla eşleştirebilirsiniz.

Paylaşın

Sonsuzluk Atkısı Nasıl Takılır? Üç Stil İpucu

Pamuk, ipek, yün, saten ve keten dahil olmak üzere birçok kumaştan üretilen sonsuzluk atkısı, belirgin uçları olan normal bir atkıdan farklı olarak, birleşik bir ilmek veya daire şeklinde tasarlanmış bir üründür.

Haber Merkezi / Moda stilistleri bu tür atkıları çok yönlülüğü nedeniyle değerlendirir; kumaşa bağlı olarak kış veya yaz atkısı olarak kullanılabilir. İşte sonsuzluk atkılarını takmanıza yardımcı olacak bazı stil ipuçları ve eğitimleri:

Çift ilmek tercih edin: Bu geleneksel sonsuzluk atkı stili, daha soğuk aylarda sıcak kalmanın şık bir yoludur. Atkıyı boynunuzun etrafına tek bir ilmekle sarın, ardından atkıyı göğsünüzden çaprazlayarak sekiz rakamı oluşturun ve alt ilmeği başınızın üzerinden geçirin. Çift ilmek boynunuzu daha fazla kumaşla çevreleyerek ekstra sıcaklık sağlar. Sonbahar veya kış aylarında şık bir kıyafet için rahat, kalın örgülü bir kış atkısını hırka ve bere ile deneyin.

Şal görünümü deneyin: Normal atkıyı omuz örtüsü olarak taktığınızda ve atkı uçlarının yerinde kalması için sabitlenmesi gerektiğinde olduğu gibi, sonsuzluk atkısı sarılı ve sıkı kalır. Uzun halkayı bir omuzun üzerine sarkıtarak bir gece elbisesini veya kolsuz üstleri şık bir şekilde örtmenin bir yolunu bulun.

Sonsuzluk atkınızı askılı bir üst haline getirin: Eğlenceli bir yaz görünümü için sonsuzluk atkınızı askılı bir üst olarak giyin. Bu varyasyon için keten ve pamuk gibi hafif, esnek malzemelerden yapılmış sonsuzluk atkıları tercih edin. Atkınızı askılı bir üst olarak giymek için, kumaş halkasını belinize sarın, ardından bir ucunu sekiz rakamı şeklinde bükün başınızın üzerinden ve boynunuzun etrafına geçirin.

Paylaşın

Dudak Dolguları Ne Kadar Süre Dayanır?

Dudak dolgusu, hyaluronik asit gibi maddelerin enjeksiyonu yoluyla dudakları dolgunlaştırmak için kullanılan ve çok az iyileşme süresi gerektiren bir tür kozmetik uygulamasıdır.

Haber Merkezi / Doğal dudak şeklinizden veya boyutunuzdan memnun değilseniz veya sadece daha dolgun dudaklar istiyorsanız bu uygulamayı düşünebilirsiniz.

Dudak dolgularının dayanma süresi, kullanılan dolgu malzemesine, kişinin metabolizmasına, yaşam tarzına ve uygulama tekniğine bağlı olarak değişir.

Dudak dolgularının dayanma süresi:

Ortalama Süre: Çoğu dudak dolgusu 6 ila 12 ay arasında etkisini korur.

Hyaluronik asit (HA) bazlı dolgular: En yaygın kullanılan dolgu türüdür (ör. Juvederm, Restylane). Genellikle 6-9 ay, bazı yeni nesil ürünlerde (ör. Juvederm Volbella) 12 aya kadar dayanır.

Kalınlık ve yoğunluk: Daha yoğun dolgular (ör. Juvederm Ultra) daha uzun süre dayanabilir, ancak dudaklar için genellikle daha hafif formüller tercih edilir.

Nadir kullanılan diğer dolgular:

Kalsiyum hidroksiapatit (CaHA): Dudaklarda sık kullanılmaz, ancak kullanıldığında 12-18 ay sürebilir.

Poli-L-laktik asit: Daha çok hacim artışı için kullanılır ve 1-2 yıl dayanabilir, ancak dudaklar için uygunluğu sınırlıdır.

Kalıcı dolgular: Silikon gibi kalıcı maddeler nadiren kullanılır ve önerilmez, çünkü komplikasyon riski yüksektir.

Etkileyen faktörler:

Metabolizma: Hızlı metabolizması olan kişilerde dolgu daha çabuk parçalanabilir.

Yaşam tarzı: Sigara, yoğun egzersiz, aşırı güneşe maruz kalma veya kötü beslenme dolgunun ömrünü kısaltabilir.

Uygulama miktarı ve tekniği: Az miktarda ve yüzeyel enjeksiyonlar daha kısa süre dayanırken, daha derin ve fazla miktarda dolgu daha uzun etkili olabilir.

Cilt ve dudak yapısı: İnce dudaklarda dolgu daha hızlı “yerleşebilir” ve etkisini kaybedebilir.

Bakım: Doktorun önerdiği şekilde masaj veya kontrol seansları dolgunun ömrünü uzatabilir.

Ne zaman yenileme gerekir?

Dolgunun etkisi yavaş yavaş azalır; tamamen kaybolmadan yenileme yapılırsa (örneğin 6-8 ayda) daha doğal ve uzun süreli sonuçlar elde edilebilir.

Bazı kişilerde, düzenli uygulamalarla dolgunun kalıcılığı zamanla artabilir, çünkü hyaluronik asit ciltte su tutarak hacmi destekler.

Paylaşın

Önleyici Botoks Gerçekten İşe Yarıyor Mu?

Önleyici botoks tedavisi, ince çizgileri ve kırışıklıkları fark edilir hale gelmeden önce en aza indirmek ve cildin daha uzun süre taze ve genç görünmesini sağlamak için tasarlanmıştır.

Haber Merkezi / Önleyici botoks cildi korumada güçlü bir araç olabilir, ancak sağlam bir cilt bakımı rutiniyle birlikte kullanıldığında daha da etkilidir.

Peki işe yarıyor mu yoksa sadece başka bir kozmetik prosedür mü?

Araştırmalar, botoksun düzenli kullanıldığında kırışıklıkların (mimik kaynaklı) oluşumunu geciktirebileceğini gösteriyor. Örneğin, 2015’te yayımlanan bir araştırma, düzenli botoks uygulamasının uzun vadede kırışıklık derinliğini azalttığını öne sürüyor.

Önleyici botoksun avantajları:

Erken yaşta başlandığında, derin kırışıklıkların oluşumu gecikebilir.
Daha az dozla, daha doğal sonuçlar elde edilebilir.
Düzenli uygulama, cildin yaşlanma sürecini yavaşlatabilir.

Önleyici botoksun sınırlamaları ve riskleri:

Etkisi geçici: Botoksun etkisi 3-6 ay sürer, bu nedenle düzenli enjeksiyonlar gerekir. Bu, uzun vadede maliyetli olabilir.

Herkes için gerekli değil: Botoks, ince ciltli veya aşırı mimik kullanan kişilerde daha etkiliyken, kalın ciltli veya az mimik yapanlarda etkisi sınırlı olabilir.

Yan etkiler: Botoks uygulamasında, nadir de olsa, morluk, asimetri, kas zayıflığı veya “donuk” bir ifade gibi riskler mevcut.

Psikolojik etki: Bazı uzmanlar, genç yaşta botoksa başlamanın estetik kaygıları artırabileceğini ve doğal yaşlanma sürecine karşı olumsuz bir algı oluşturabileceğini düşünüyor.

Önleyici botoks kimler için uygun?

Genetik olarak erken kırışıklık oluşumu riski taşıyanlar.
Güneş hasarı, sigara gibi cilt yaşlanmasını hızlandıran faktörlere maruz kalanlar.
Mimik kaslarını yoğun kullananlar.
Estetik kaygıları olan ve düzenli bakım yapmayı göze alanlar.

Önleyici botoksun alternatifleri neler?

Cilt bakımı: Retinol, C vitamini, hyaluronik asit gibi ürünler cilt elastikiyetini destekler.

Güneş koruması: SPF kullanımı, kırışıklıkların ana nedenlerinden olan UV hasarını önler.

Non-invaziv yöntemler: Lazer tedavileri, mikro iğneleme veya kimyasal peeling gibi yöntemler cilt yenilenmesini teşvik edebilir.

Yaşam tarzı: Sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stres yönetimi cilt sağlığını olumlu etkiler.

Paylaşın

Gerçek Sarışın Trendi Nedir?

Yeni bir renk arıyorsanız, neyin trend olduğunu merak ediyor olabilirsiniz. Bu durumda, birçok cilt tonuna uyan “Gerçek Sarışın / True Blonde veya Natural Blonde” trendine göz atmak isteyebilirsiniz.

Haber Merkezi / Gerçek sarışın trendi, son yıllarda saç modasında öne çıkan, doğal ve otantik sarışın tonlarına odaklanan bir akımdır.

Bu trend, abartılı platin veya soğuk sarı tonlar yerine, daha yumuşak, sıcak ve doğal görünümlü sarışın renkleri tercih eder. Amaç, sanki doğuştan sarışınmış gibi duran, az bakım gerektiren ve cilt tonuyla uyumlu bir görünüm oluşturmaktır.

Gerçek sarışın trendinin özellikleri:

Doğal tonlar: Bal sarısı, karamel sarısı, buğday sarısı veya hafif küllü sarışın gibi sıcak veya nötr tonlar öne çıkar. Soğuk, gri tonlu sarışınlar bu trendde daha az tercih edilir.

Yumuşak geçişler: Balayage veya ombre teknikleriyle saçın doğal kök rengine yakın tonlar kullanılarak keskin renk değişimleri yerine yumuşak geçişler sağlanır.

Az bakım: Köklerin doğal bırakılması veya kök rengine yakın tonlar kullanılması sayesinde sık sık boyama ihtiyacı azalır.

Cilt tonu uyumu: Trend, kişinin cilt tonuna ve göz rengine uygun sarışın tonlarını seçmeye odaklanır. Örneğin, sıcak cilt tonlarına altın sarısı, nötr cilt tonlarına ise bej sarısı yakışabilir.

Saç sağlığı: Daha az kimyasal işlem ve ağartma kullanıldığı için saçın sağlığı korunur.

Gerçek sarışın trendi kimlere uygun?

Doğal saç rengi açık kahve, kumral veya sarışın olanlar için idealdir, çünkü daha az ağartma gerektirir.
Yoğun bakım istemeyen, pratik bir stil arayanlar için uygundur.
Her yaş grubuna hitap eder, çünkü tonlar kişiselleştirilebilir.

Gerçek sarışın trendi nasıl uygulanır?

Profesyonel bir kuaförle cilt tonu ve saç yapısına uygun ton belirlenir.
Balayage, sombre veya foilyage gibi tekniklerle doğal geçişler oluşturulur.
Saçın sağlıklı kalması için boyama sonrası nemlendirici bakım ürünleri önerilir.

Bakım önerileri:

Renk koruyucu şampuan ve saç maskeleri kullanılmalı.
Saçın parlaklığını korumak için haftalık nemlendirici bakım yapılmalı.
Güneş ışınlarından korumak için UV filtreli ürünler tercih edilmeli.

Paylaşın

Dermaplane Yüz Bakımı Nedir?

Dermaplane yüz bakımı, ölü hücreleri ve şeftali tüyü olarak bilinen ince yüz tüylerini temizleyerek cildi eksfoliye eden nazik, cerrahi olmayan bir yüz bakımıdır.

Haber Merkezi / Bu teknik, steril bir neşter kullanarak cildin üst tabakasını dikkatlice kazıyarak altındaki taze cildi ortaya çıkararak cildi pürüzsüz, parlak ve genç görünümlü bırakmayı amaçlar.

Dermaplane genellikle şu adımları içerir:

Hazırlık: Cilt temizlenir ve kurulanır. Alkol bazlı bir solüsyonla cilt dezenfekte edilebilir.

Dermaplaning: Estetisyen, 10 numara cerrahi bir bıçakla cildi 45 derecelik açıyla nazikçe kazır. Bu, ölü deriyi ve tüyleri temizler.

Sonrası: Cilde nemlendirici, serum veya sakinleştirici maske uygulanır. Güneş kremi kullanımı önerilir, çünkü cilt hassaslaşabilir.

Faydaları:

Cildi pürüzsüz ve parlak yapar.
Makyajın daha düzgün görünmesini sağlar.
Cilt bakım ürünlerinin etkinliğini artırır.
İnce çizgilerin görünümünü hafifletebilir.
Tıkanmış gözenekleri temizler.

Dermaplane kimler için uygun?

Dermaplane çoğu cilt tipine uygundur, ancak aktif akne, rosacea veya çok hassas ciltlerde dikkatli uygulanmalıdır. Kimyasal kullanılmayan dermaplane, hamileler için de güvenli bir işlemdir.

Dikkat edilmesi gerekenler:

İşlem sadece lisanslı profesyoneller tarafından yapılmalıdır. İşlem sonrası 24-48 saat boyunca ağır egzersiz, sıcak duş veya peeling ürünlerinden kaçınılmalıdır.

Paylaşın