“Asgari Ücret” Toplantısı Sona Erdi: Rakam Konuşulmadı

Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplantısı sonrası açıklamada bulunan Türk-İş Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, “Rakam vermemize gerek yok, işveren bize rakam sunsun biz kabul edip etmediğimizi söyleyelim” dedi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2025’te geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında ilk toplantısı bugün saat 16.00’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda gerçekleştirildi.

On beş kişilik komisyonda işveren tarafını Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), işçi tarafını ise en fazla üyeye sahip konfederasyon olan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) temsil ediyor. TÜRK-İŞ’in masadaki beş temsilcisinden dördünü işçiler oluşturdu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, toplantının açılışında yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Asgari Ücret Tespit Komisyonu olarak;  1 Ocak 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücreti belirlemek üzere, bugün itibarıyla çalışmalarımızı başlatıyoruz. Komisyon görüşmeleri neticesinde tespit edilecek asgari ücretin, çalışma hayatının tüm paydaşları ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Çalışmalarımızı yürütecek olan komisyon üyelerimize de yapacakları çalışmalar için şimdiden teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz gibi; işçi ve işveren temsilcileri ile birlikte belirlenen asgari ücret, genel bir  ücret seviyesini değil çalışanlara ödenebilecek minimum ücreti ifade etmektedir. Asgari ücretin belirlenmesi sürecinde özellikle; üç taraflı sosyal diyalog mekanizmasıyla  hareket ediyoruz. İşçi temsilcilerinin görüşlerini değerlendiriyoruz. İşveren temsilcilerinin görüşlerini dinliyoruz. Hükümet temsilcileri olarak, adalet terazisini dengede tutuyoruz.

Enflasyon oranı, vatandaşın satın alma gücü, işgücü piyasalarının ihtiyaçları, ekonomik büyüme, istihdamın korunması ve  artırılması gibi ekonomik ve sosyal koşulları detaylı şekilde analiz ederek, hem işçi  hem de işveren taraflarının memnuniyetini gözeten, adil bir asgari ücret belirlenmesini ümit ediyoruz.

Bu toplantılar sadece bir ücret belirleme meselesi değil, emeğin ve  sermayenin birlikte güçlendiği bir dengeyi kurma çabasıdır. Bizim vizyonumuzda alın teri kutsaldır, sermaye ise kalkınmanın motor gücüdür. İkisini bir araya getirmek, sadece ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı ve  refahı da beraberinde getirecektir. İşçinin emeğiyle, işverenin yatırım gücünü aynı potada birleştiren bir düzen,  Türkiye’nin, kalkınma sürecinin de en güçlü hareket noktası olacaktır.

Bildiğiniz gibi; geleneksel anlayışta; işçinin alın teri ile sermayenin bir mücadele ve çatışma içinde  olduğu varsayılır. Ancak bu varsayım, hem günümüz dünyasının gerçeklerini hem ülkemizin kalkınma  ideallerini hem de kadim medeniyetimizin emeğe bakışını yansıtmaktan uzaktır. Bizler, alın teri ile sermayeyi karşı karşıya getiren bu çatışmacı anlayışı reddediyor;  emeğin değer gördüğü, alın teriyle sermayenin birbirini tamamladığı bir sistemi inşa  etmeyi hedefliyoruz. Çünkü Türkiye’nin büyük kalkınma hamlesini, ancak ve ancak işçi ve işverenin el ele  verdiği, aynı hedef doğrultusunda yürüdüğü bir düzenle gerçekleştirebiliriz.

Çalışanların emeğine saygı göstermenin ön şartı; insana yakışır işlerin, adil çalışmanın ve adil  ücret politikasının geliştirilmesine bağlıdır. İşverenlerin en önemli sorumluluğu; emeğin karşılığını adil bir şekilde vermektir. Yani bir çalışan, ortaya koyduğu çaba ve kattığı değer ölçüsünde karşılık almalıdır. Adil ücret ile çalışanların motivasyonu artarken aynı zamanda yükselen verimlilik ve  üretkenlik sayesinde; işletmenin, sektörün ve nihayetinde ülkemizin kazancı artar.

Bu duygu ve düşüncelerle; Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantıları sonunda belirlenecek olan, 2025 yılı asgari ücretin, şimdiden aziz milletimize ve ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyor, bu  sürece katkı sunacak tüm komisyon üyelerine tekrar teşekkür ediyorum. Çalışanlarımızın refahını artıran, işverenlerimizin rekabet  gücünü koruyan ve ülkemizin ekonomik istikrarını ve sosyal kalkınmasını güçlendiren  süreci hep birlikte yürüteceğimize inanıyorum.”

“Geçim şartları her geçen gün ağırlaşmakta”

İşçi kesimi adına toplantının açılışında konuşan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, “TÜRK-İŞ, asgari ücretin belirlenmesi sürecinde işçi tarafı olarak bu komisyonda, işçilerin taleplerini ve yaşadıkları zorlukları dile getirmek sorumluluğunu taşımaktadır. Bu sorumluluk tarihi bir sorumluluktur. Çünkü asgari ücret milyonlarca işçinin ve ailesinin yaşam şartlarını doğrudan etkileyen, bu nedenle son derece önemli olan temel geçim kaynağıdır” dedi.

“Madem işçi tarafı olarak bu masada müzakere yapmak için bulunuyoruz ve milyonlarca insanın adına konuşacağız, o zaman çok dikkatli ve adil olmak gerekir. Adil olmak için de hesabı iyi yapmak gerekir” diyen Ağar, şöyle konuştu:

“Geçmiş yıllarda birçok kez emekçiyle, işçiyle uzlaşı sağlanmadan belirlenen asgari ücretin toplumu getirdiği yaşam şartları ortadadır. Bu nedenle sayın komisyona, bu yıl gerçekçi ve sürdürülebilir bir asgari ücret belirlenmesi için, işçinin sesini duyarak, dikkate alarak, hesap yapmanın önemini vurgulamak istiyorum.

Birçoğumuz her sabah daha gün ağarmadan erkenden evimizden ayrılıp işimize gidiyoruz, alın terimizle yaşam mücadelesi veriyoruz. Hepimizin temel amacı; ailelerimize daha iyi bir yaşam sağlamak, çocuklarımızın eğitim ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara güvenli bir gelecek sunmaktır. Ancak, bugünkü yaşam şartlarına baktığımızda, mevcut asgari ücretle geçinmenin ne kadar zor olduğunu, hatta imkânsız hale geldiğini görüyoruz.

Öncelikle, yaşam maliyetleri sürekli artmaktadır. Gıda, barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarımızın maliyeti son yıllarda ciddi şekilde yükselmiştir. Ücretlerimiz, bu artışları karşılayacak düzeyde değilken her geçen gün geçim sıkıntılarımız daha da derinleşmektedir. Enflasyon oranları bir yana, temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamak güçleşmiştir. Ne enflasyon oranlarının ne mevcut geçim koşullarının sorumlusu işçi değildir. Bu hesapta işçi, canını dişine takıp emeğini ortaya koyandır. Ülkemizin ekonomik durumu ve büyüme oranları göz önünde bulundurulmalıdır.

Biz işçiler, ülkemizin ekonomik büyümesine doğrudan katkıda bulunuyoruz. Üretimdeki ve verimlilikteki artış, bizlerin özverili çalışmalarının sonucudur. Ülkedeki ekonomik büyümenin adil paylaşılması, emeğimizin hak ettiği değeri bulması için asgari ücretin alım gücünün insana yakışır bir yaşamı karşılaması gerekmektedir. Halen ele geçen net asgari ücret günlük 667 TL’dir. Önemli olan asgari ücrete hangi oranda zam yapılacağı değildir. 2025 yılında geçerli olacak asgari ücretin satın alma gücü ne olacaktır?

Asgari ücret mevzuatta şu şeklide tanımlanmaktadır: ‘İşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret…’ Sözün özü, asgari ücret tespitinde öncelikle dikkate alınması gereken husus, çalışanların geçim şartlarıdır. Geçim şartları her geçen gün ağırlaşmaktadır. Enflasyon artmasın diye, temmuzda asgari ücrete ara zam yapılmadı.

Fiyatlar yükselmeye devam etti. Asgari ücrete ara zammın yapılmadığı Temmuz ayında, elektrik ve doğal gaza yüzde 38 zam yapıldı. Enflasyonun nedeni asgari ücret değildir. Çalışanlar enflasyonun mağdurudur. Asgari ücretin alım gücünde son 20 yılda artış olduğu söylenmektedir. Ama geldiğimiz noktada bir günlük asgari ücretle bir kilo et bile almak mümkün değildir. Başta gıda fiyatları ve kira olmak üzere birçok temel mal ve hizmetin fiyatındaki artış devam etmektedir. Milyonlarca ücretli çalışan yetersiz ücret nedeniyle borç içindedir.

Asgari ücret konusunda herkes bir rakam telaffuz etti, temennilerini dile getirdi. Bu dönemde TÜRK-İŞ olarak bir rakam söylemedik. Biz asgari ücretin tespitinde temel alınması gereken şartları işaret ettik. TÜRK-İŞ Konfederasyonu olarak komisyona, her sene olduğu gibi dersimizi çalışmak bir yana yine ezber edip geldik.

Çünkü 37 yıldır her ay, bakın her yıl demiyorum, her ay düzenli olarak yaptığımız açlık ve yoksulluk sınırı araştırmamızı kamuoyuyla paylaşıyoruz. Çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla yapıyoruz. Ülkemizde en az 8 milyon asgari ücretle çalışanın olduğu unutulmamalıdır. Toplumun çoğunluğu açlık sınırının altında kalan ücretle yaşamaya mahkum edilmesi kabul edilemez.

Emeğiyle alın teriyle çalışan emekçi açlığa yoksulluğa mahkum edilmiş yardıma muhtaç hale gelmiştir. Toplumda adalet ancak insanların yardıma muhtaç olmadığı bir sistemde mümkün olabilir. TÜRK-İŞ olarak toplumun girdiği bu darboğazı 20 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirdiğimiz eylemle ortaya koyduk. 150 bin emekçinin katıldığı eylemde sesimizi duymayanlara, hep birlikte ‘Zordayız geçinemiyoruz’ dedik. Biz işçiler, asgari ücretin belirlenmesi sürecinde dikkate alınması gereken tüm bu şartların adil bir şekilde değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Ekonomik olarak sürdürülebilir bir yapıya sahip olması için dengeli bir ücret politikası geliştirilmelidir. Hepimiz, insan onuruna yakışır bir yaşam sürmek, ailelerimize güvenli bir gelecek sunmak istiyoruz. Asgari ücret çalışmalarında belirleyici olan hükümetin asgari ücrete olan yaklaşımı ve bakış açısı bu yönde olmalıdır. Beklentimiz; asgari ücretin pazarlık konusu yapılmadan, insanca yaşamaya yetecek bir tutarda tespit edilmesidir. İşçi kesimi olarak komisyon çalışmalarına katkımız bu çerçeve içinde mümkün olacaktır.”

“Herhangi bir rakam konuşulmadı”

Yaklaşık 1 saat süren toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, toplantıda herhangi bir rakam konuşulmadığını söyledi.

“Ülkemizin ekonomisine katkı sunan insanlarımızın ücretlerinin yükselmesi lazım” diyen Ağar, “İnsanlarımız ev kiralarını veremez hale geldi. Biz ülkemizi milletimizi seviyoruz. Bizi de sevsinler. Yüzümüz asık kalmasın. Önümüzdeki toplantıda bir ücret belirlenirse ona göre hareket edelim” ifadelerini kullandı.

Ağar, ellerini zayıflatacağı için rakam söylemediklerini aktararak, “Rakamı hükümetten veya işverenden bekliyoruz” dedi. Ağar, ikini toplantının 16 Aralık Pazartesi günü saat 14.00’te gerçekleştirileceğini bildirdi. Ağar ayrıca bu yıl büyük ihtimalle üçüncü toplantıda kararın açıklanacağını düşündüklerini belirtti.

Asgari ücret nasıl belirleniyor?

Asgari ücreti, yasa gereği işçi, işveren ve hükümetten beşer temsilci olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında aralık ayında belirlenen tarihlerde toplanıyor.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde ise başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

Asgari ücret, halen bir işçi için aylık brüt 20 bin 2 lira 50 kuruş, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 17 bin 2 lira 12 kuruş olarak uygulanıyor.

Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 23 bin 502 lira 94 kuruş. Bunun 20 bin 2 lira 50 kuruşunu brüt asgari ücret, 3 bin 100 lira 39 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 400 lira 5 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Gazeteciden 9’u 25 Bin Liranın Altında Ücret Alıyor

Derinleşen yoksulluk ve kötü çalışma koşulları pek çok sektörde olduğu gibi medya sektöründe de görünür hale geldi. Her 10 gazeteciden 9’unun 25 bin liranın altında ücret aldığı belirlendi.

Türkiye’de doğrudan 7 milyon işçiyi, dolaylı olarak tüm çalışanları ilgilendiren asgari ücrete ilişkin tartışmalar sürüyor. Ekonomik krizle birlikte derinleşen yoksulluk ve kötü çalışma koşulları pek çok sektörde olduğu gibi medya sektöründe de görünür hale geldi.

Başta gazeteciler olmak basın emekçilerin neredeyse tamamı düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş), sermayenin gazetecileri mahkum ettiği şartlara ilişkin bir araştırma gerçekleştirdi.

Sendikanın “2025 Basın Çalışanları Taban Ücret Araştırması” başlığıyla yayımladığı raporda, 53 farklı medya kuruluşundan 82 gazeteciyle yapılan ücret araştırmasının sonuçlarına yer verildi.

BriGün’ün aktardığı araştırmaya göre, medya sektöründe maaş ortalaması 23 bin 378 TL. Raporda yer alan verilere göre, her 4 gazeteciden biri asgari ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Raporda, her 10 emekçiden 9’unun 25 bin TL’nin altında ücret aldığı, sektörde ortalama ücret beklentisinin 42 bin 134 TL olduğu belirtildi.

Araştırmaya göre, ücret ortalaması en yüksek olan 10 yıl üstü çalışanların yüzde 90’ın üzerinde artış beklediği, özellikle bir iş yerinde 1-5 yıl arasında deneyimi olanların asgari ücret beklentisi ise yüzde 65’e düştü.

Raporda, DİSK Basın İş’in medya sektöründe yaşanan düşük ücret sorununa ilişkin talepleri ise şöyle sıralandı: “Belirli bir mesleki yeterlilik gerektiren, sürekli olarak zamana karşı yarışan, bir anlamda ağır fikir emekçisi olan kesimlerin asgari ücret ve civarında çalıştırılması kabul edilemez. Bundan dolayı talebimiz, asgari ücret değil ‘taban ücret’tir.

Önerimiz; meslek hayatına yeni başlayan bir basın çalışanı için asgari ücretin en az iki katı ‘taban ücret’ belirlenmesidir. Tüm basın emekçileri, aldıkları güncel ücretten bağımsız her yıl en az asgari ücret zammı kadar zam almalıdır.

Bununla birlikte, taban ücrete her deneyim yılı için yüzde 3 oranında zam eklenmeli; tüm bunlara ek olarak aynı kurumda devamlılık sağlayan basın emekçileri için, kurumda geçirdiği her yılbaşında ayrıca en az yüzde 5’lik zam yapılmalıdır.”

Paylaşın

DİSK, TÜRK-İŞ Ve HAK-İŞ’den “Asgari Ücret” Çağrısı: İnsanlık Onuruyla…

DİSK, Türk-İş ve Hak-İş, asgari ücretin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak şekilde belirlenmesi gerektiği çağrısında bulundu.

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) ve Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), asgari ücrette ilişkin ortak bir açıklama yayınladı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay ve HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın imzasını taşıyan ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İşçiler enflasyonun sebebi değil mağdurudur. Enflasyon artışını ücret gelirlerinde gören yaklaşım kabul edilemez. Asgari ücret, emeğe gösterilen saygının ölçüsüdür. Ülkemizdeki asgari ücret düzeyi AB üyesi çoğu ülkenin gerisindedir. Türkiye’nin rekabet şartları düşük ücret politikasıyla sağlanmamalıdır.

Sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, gelir dağılımında adaleti ve iyileştirmeyi temel alan, refahın geniş kitlelere yayılmasını amaçlayan bir yaklaşımla asgari ücretin tespit edilmesi, toplumsal huzur ve iş barışının sağlanması için gereklidir.

İşçi temsilcileri, ‘insan onuruna yaraşır’ bir düzeyde asgari ücret belirlenebilmesi için, komisyon çalışmaları sırasında temel alınması gereken ilkeleri aşağıdaki biçimiyle savunmaktadır: Asgari ücretin saptanmasında Anayasa’da yer alan ‘geçim şartları’ yaklaşımına öncelikle uyulmalıdır.

Günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre işçinin ve ailesinin insanca yaşamasını mümkün kılacak ve insanlık onuruyla bağdaşacak asgari ücret belirlenmelidir. Asgari ücret, herhangi bir ayrım yapılmadan yine ulusal düzeyde tek olarak belirlenmelidir.

İşçilerin arasında nitelik, kıdem, işin mahiyeti gibi ekonomik amaçlı değerlendirmelerin tümünden bağımsız olarak ele alınmalıdır. Asgari ücret, sosyal bir ücret olarak kabul edilmeli ve buna göre belirlenmelidir.

Devlet çalışanlar arasında ayrım yapmamalı, kamuda geçerli en düşük aylık tutarını asgari ücret belirlenirken de dikkate almalıdır. Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılmalı ve asgari ücret teşviki sadece sendikal örgütlenmenin olduğu iş yerleri için uygulanmalıdır.”

İlk toplantı  10 Aralık’ta

Öte yandan 2025’te uygulanacak asgari ücreti belirlemek için toplanacak olan Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk toplantı tarihi 10 Aralık olarak netleşti. 15 üyeden oluşan komisyonda, işçileri TÜRK-İŞ, işverenleri TİSK temsil edecek.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı temsilcileriyle, asgari ücretle çalışan dört çalışan da komisyonda yer alacak. İlk kez bir gazeteci de komisyonda yer alacak.

İlk toplantının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapılması bekleniyor. Görüşmelerde ekonomik göstergeler değerlendirilecek. Asgari ücret şu an 17 bin 2 lira. Bu ücrete 2024’te, 2023’teki gibi ara zam uygulanmadı.

Türk-İş’in ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın Kasım 2024 sonuçlarına göre dört kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden ‘açlık sınırı’ 20 bin 562 lira oldu.

Gıda, giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen ‘yoksulluk sınırı’ysa 66 bin 976 lira. Araştırmaya göre bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ aylık 26 bin 712 lira.

Ankara’da yaşayan dört kişilik ailenin asgari gıda harcaması bir önceki aya göre yüzde 0,64 arttı. Son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 46,60, yıllık ortalama artışsa yüzde 67,20 hesaplandı.

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, asgari ücretin insanın insanca yaşayabileceği, hayat standartlarını rahatlatıcı düzeyde olması gerektiğini söyledi.

Atalay, “Rakamdan öte insanın insanca yaşayabileceği ve en azından hayat standartlarına nefes aldıracak ücret olması lazım. Asgari ücrete bir rakam koyarsın, enflasyon devam ettiği müddetçe asgari ücretin ne önemi, ne özelliği var” dedi.

Paylaşın

11 Ayda Bin 708 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2024 yılının ilk on bir ayında en az bin 708 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti: Ocak ayında 161, şubat ayında 149, mart ayında 124, nisan ayında 165, mayıs ayında 142, haziran ayında 138, temmuz ayında 148, ağustos ayında 192, eylül ayında 152, ekim ayında 164, kasım ayında 164.

Haber Merkezi / İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Kasım 2024 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı.

Buna göre; Yüzde 71’ini ulusal basından; yüzde 29’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla kasım ayında en az 164, yılın ilk on bir ayında en az bin 708 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2024 yılının ilk on bir ayında iş cinayetlerinin aylara göre (güncellenmiş) dağılımı şöyle: Ocak ayında 161, şubat ayında 149, mart ayında 124, nisan ayında 165, mayıs ayında 142, haziran ayında 138, temmuz ayında 148, ağustos ayında 192, eylül ayında 152, ekim ayında 164.

Kasım ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 42 işçi; Taşımacılık işkolunda 23 işçi; Tarım, Orman işkolunda 20 emekçi (10 işçi ve 10 çiftçi); Metal işkolunda 13 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 8 işçi; Enerji işkolunda 7 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 6 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 5 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 5 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 4 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 1 işçi; Eldeki veriler ışığında çalıştığı işkolu belirlenemeyen 11 işçi.

Kasım ayında, iş cinayetlerine sektörel olarak bakılırsa sanayide 76 işçi, inşaatta 42 işçi, hizmette 26 işçi ve tarımda 20 işçi hayatını kaybetti.

Kasım ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 35 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 33 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 25 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 19 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 8 işçi; Şiddet nedeniyle 8 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 7 işçi; İntihar nedeniyle 6 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 4 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 2 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 13 işçi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 1 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 6 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 31 işçi, 30-49 yaş arası 79 işçi, 50-64 yaş arası 37 işçi, 65 yaş ve üstü 3 işçi, yaşı bilinmeyen 7 işçi.

Kasım ayında Türkiye’nin 52 şehrinde ve yurtdışında üç ülkede (kısa vadeli çalışmak için gidilen veya Türkiye menşeili şirketlerde çalışan) iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 21 ölüm İstanbul’da; 9’ar ölüm Antalya ve Konya’da; 6’şar ölüm Muğla ve Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Adana, Balıkesir, Bursa ve Denizli’de; 4’er ölüm Afyon, Ankara, Kocaeli, Malatya, Mersin, Ordu ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Gaziantep, İzmir, Karabük, Kayseri, Kırşehir, Sakarya ve Van’da; 2’şer ölüm Aydın, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Giresun, Hatay, Kırıkkale, Kütahya, Nevşehir, Osmaniye, Samsun ve Trabzon’da; 1’er ölüm Adıyaman, Batman, Bilecik, Bitlis, Bolu, Burdur, Düzce, Hakkari, Iğdır, Isparta, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Manisa, Rize, Sivas, Uşak, Bulgaristan, Irak ve S.Arabistan’da.

Paylaşın

Dar Gelirlinin “Gıda Enflasyonu” Yüzde 86,2

DİSK-AR’ın  TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre; emeklinin gıda enflasyonu yüzde 67 olurken, dar gelirlinin gıda enflasyonu ise yüzde 86,2 oldu.

Haber Merkezi / Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi DİSK-AR, kasım ayı enflasyon verileri sonrası her ay olduğu gibi değerlendirme yayımladı. “Enflasyon çok yüksek, yoksulun enflasyonu daha da yüksek!” başlıklı değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:

“TÜİK verilerine göre TÜFE’deki değişim 2024 Kasım’da bir önceki aya göre yüzde 2,24 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,09 oldu. 2024 yılının ilk on bir ayında ortalama fiyat artış oranı ise yüzde 42,91 olarak gerçekleşti.

2024 Kasım döneminde en yüksek fiyat artışı yıllık yüzde 92,5 ile eğitim oldu. İkinci en yüksek fiyat artışının görüldüğü harcama grubu yıllık yüzde 74,45 artışla konut olurken üçüncü harcama grubu ise yüzde 60 ile lokanta ve oteller oldu. Gıda enflasyonu da ortalama enflasyonun üzerinde gerçekleşti ve yüzde 48,57 oldu.

TÜİK, Kasım 2024 döneminde gıda enflasyonunu yüzde 48,57 olarak açıkladı. Ancak bu enflasyon halkın hissettiği gerçek enflasyonu yansıtmaktan oldukça uzak bir oran. DİSK-AR’ın  TÜİK verilerinden yararlanarak yaptığı hesaplamaya göre emeklilerde gıda enflasyonu yüzde 67 oldu. Üçüncü yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 54,2 olurken, düşük gelirli ikinci yüzde 20’lik grubun gıda enflasyonu yüzde 67,8 ve en yoksul yüzde 20’lik gelir grubun gıda enflasyonu ise yüzde 86,2 olarak gerçekleşti.

Son bir yıllık seriye baktığımızda ortalama resmi enflasyon ile en yoksul kesimin enflasyonu arasında ciddi bir fark olduğu ortaya çıkıyor.

Yüksek gelir gruplarının daha düşük gıda enflasyonu hissettiği görülüyor. Dördüncü (yüksek) yüzde 20’lik gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 47,3 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu ise yüzde 34,1 oldu. Böylece en yoksul gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 86,2 olurken, en yüksek gelir grubunun gıda enflasyonu yüzde 34 düzeyinde kaldı. Bu durum enflasyonun gelir gruplarına, farklı toplumsal kesim ve sınıflara göre önemli ölçüde farklı hissedildiğini ortaya koyuyor.

Gıda enflasyonunda olduğu gibi resmi ortalama enflasyon oranları da düşük gelirlilerin, emekçilerin günlük yaşamda karşılaştığı ve hissettiği oranlar değildir. Uluslararası alanda Avrupa, ABD, Almanya ve Japonya Merkez Bankaları gibi çeşitli kuruluşlar tarafından hissedilen/algılanan ve beklenen tüketici enflasyonu düzenli olarak yayımlanıyor. Ancak TÜİK, aylık Tüketici Eğilim Anketi gerçekleştirmesine rağmen, bunun çıktısı olan “hissedilen/algılanan enflasyon”u açıklamıyor. TÜİK, uluslararası kuruluşların yaptığı gibi halkın hissettiği/algıladığı enflasyon oranı ve beklenen enflasyonu da elinde hazır bulunan verileri işleyerek yeni bir veri olarak yayımlamalıdır.  TÜİK ayrıca gelir gruplarına göre enflasyon farklılaşmasını da açıklamalıdır.

TÜFE ve gıda fiyatları endeksi artmaya devam ediyor. 2005 Kasım’da 122 olan TÜFE endeksi, Kasım 2024’te 2657’ye yükseldi. 2005 Kasım’da 116 olan gıda fiyatları endeksi ise 2024 Kasım’da 3792’ye yükseldi. Kasım 2005’te yüzde 7,6 olan yıllık enflasyon oranı Kasım 2024’te yüzde 47,09 oldu. Kasım 2005’te yüzde 5,7 olan yıllık gıda enflasyonu ise Kasım 2024’te yüzde 48,5’e yükseldi.

Öte yandan son yıllarda gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark açılmaya başladı. Kasım 2005’te TÜFE’yle benzer seyreden gıda fiyatları endeksi Kasım 2024’te TÜFE’nin 1135 puan üstüne çıktı.

TÜİK veri saklamaya devam ediyor

TÜİK madde fiyat listesini Haziran 2022’den bu yana açıklamadığı için ürün ve hizmet bazında ortalama fiyatlar tam olarak bilinmiyor. TÜİK, DİSK tarafından açılan ve kazanılan davaya rağmen yargı kararını uygulamayı reddetti. Bu nedenle enflasyon oranını hesaplanmasına kaynak teşkil eden madde fiyat listesi görülemiyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığın hukuksuz işleme koymama kararı, TÜİK’in madde sepeti ve ortalama madde fiyatlarına ilişkin veri setini açıklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumları keyfi olarak hareket edemez. TÜİK’in yöneticileri Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını gecikmesizin yerine getirmek zorundadırlar.”

Enflasyon, ENAG’a göre yüzde 86,76, TÜİK’e göre yüzde 47,09

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım ayı enflasyon oranlarını açıkladı. Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Ekim ayına göre yüzde 2,24 arttı. Yıllık artış ise yüzde 47,09 olarak kayıtlara geçti.

TÜİK verilerine göre, son bir yılın ortalamaları dikkate alındığında tüketici fiyatları yüzde 60,45, yurt içi üretici fiyatları ise yüzde 42,6 arttı.

Geçen yılın Kasım ayı ile kıyaslandığında fiyatların en fazla arttığı gruplar yüzde 92,49 ile eğitim ve yüzde 74,45 ile konut oldu. En az fiyat artışı ise yüzde 26,24 ile ulaştırma ve yüzde 31,45 ile giyim ve ayakkabıda kaydedildi. Aylık değişimlerde ise en fazla fiyat artışı yüzde 5,1 ile Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı. Giyim ve ayakkabı grubunda ise Ekim ayı ile kıyaslandığında Kasım’da yüzde 0,25 fiyat düşüşü olduğu kaydedildi.

Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre ise, tüketici fiyatları Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 4,06, geçen yılın Kasım ayına göre de yüzde 86,76 arttı. ENAG’ın geçen ay için hesapladığı yıllık enflasyon ise yüzde 89,77 olarak açıklanmıştı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek enflasyon rakamlarıyla ilgili “Hizmet enflasyonundaki gerileme ve iyileşen enflasyon beklentileri katılıkları azaltmada önemli mesafe katettiğimizi gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Ankara’da ”Geçinemiyoruz” Mitingi: Emekten Yana Bütçe İstiyoruz

KESK’in Ankara’da gerçekleştirdiği ”Geçinemiyoruz” mitinginde, bütçenin aslan payının “faize, müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine, ‘beşli çeteye’, sermayeye, savunma ve güvenlik adı altında silah sanayisine, çatışma ve savaşa, sarayın itibarına ve şatafatına” gittiği eleştirisi yöneltildi.

Mitingde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bütçe görüşmelerinin yapıldığı hatırlatılarak, “Biz emekten yana bütçe istiyoruz” talebi dile getirildi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) tarafından Ankara Tandoğan’daki Anadolu Meydanı’nda “Geçinemiyoruz” sloganıyla miting düzenlendi. Çok sayıda işçi ve sendika üyesi mitinge katılmak üzere sabah saatlerinden itibaren Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde toplandı.

Daha sonra miting alanına yürüyüşe geçen işçiler ve sendika üyeleri, “Yoksulluk sınırı üzerinde maaş”, “Vergide adalet”, “Ulaşım, barınma, beslenme desteği”, “Ücretsiz bir öğün yemek”, “Yan ödemeleri emekliliğe yansıt” ve “İktidarların çıkarları için değil! Kadınlar, çocuklar, engelliler, yaşlılar ve tüm hak sahipleri için sosyal hizmet” yazılı pankartlar taşıdı.

Mitingte KESK Eş Genel Başkanları Ayfer Koçak ve Ahmet Karagöz katılımcılara seslendi. İki genel başkan mitingin çağrıcıları olmalarına karşın etkinliğin “emeğin çok sesli korosu” olarak bütün vatandaşların gösterisi olduğunu vurguladılar.

Ülke çapında, özelleştirmeleri protesto eden, emek mücadelesi için grevde olan bütün işçilere ve kayyum atanan Esenyurt, Mardin, Batman, Halfeti ve Bahçesaray belediyelerindeki direnişe selam gönderilerek başlanan konuşmada, “Hakikate ulaşmak için gerçek haber alma hakkımızın yılmaz savunucuları, tutsak edilen özgür basın emekçilerine; Emek, demokrasi ve barış mücadelesi verirken siyasi operasyonlarla tutuklanan yol arkadaşlarımıza selam olsun! Nerede olursa olsun; karakışı bahara, karamsarlığı umuda çevirmek için tırnak ile diş ile umut ile sevda ile düş ile direnenlere… bin selam olsun!” denildi.

KESK Eş Başkanları, on yıl önce de aynı meydanda yapılan mitingi hatırlattı ve geçen sürede iyileşme değil büyük ölçüde kötüleşme kaydedildiğini söyledi. Ülkedeki yem fabrikalarından limanlara, şeker fabrikalarından madenlere çok sayıda kamu kuruluşunun özelleştirme yoluyla yerli ve yabancı sermayeye “peşkeş çekildiği” de ileri sürülerek sağlık ve eğitim başta olmak üzere kamu hizmetlerinin piyasaya açılması, kamu alanına yatırmaların ise alabildiğine sınırlanması temelli bir çark kurulduğu eleştirisini de getirdi.

Eski Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin 2022’de döviz kuru ve enflasyon rekor üstüne rekor kırarken “Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar. Çarklar dönüyor” sözleri hatırlatılarak “Doğru, çarklar dönüyor. Ama nasıl dönüyor? Çarkların içinde kimler eziliyor? Emek karşıtı, sermaye yanlısı bütçelerle, adaletsiz vergi sistemi, özelleştirme talanı ve kamunun tasfiye edilmesi ile düzenin çarkları biz emekçileri eziyor” ifadeleri yer aldı.

Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in enflasyon rakamlarının gerçegi yansıtmadığı vurgulanırken ücretlerin açlık sınırında olduğu, işçilerin güvencesiz istihdamla ezildiği, hak arama yollarının da kapatıldığı belirtilerek, “Grev yasaklarıyla, sendikal hak ihlalleri ile torba yasalarla KHK’lerle, sorgusuz sualsiz ihraçlar, açığa almalar, sürgünlerle çarklar bizi eziyor” denildi.

KESK Eş Baskanları ayrıca, tasarruf adı altında okul öncesi öğrencilerin bir öğün ücretsiz yemeğinin kesilmesinin, çalışanların giyecek yardımının kaldırılmasının hak gaspı olduğunu da belirtti.

Yenidoğan Çetesi skandalına da değinen KESK Eş Başkanları, meselenin “Sağlıkta dönüşüm adı altında yürüttükleri rant politikalarının yeni doğan bebekleri dahi ölüme terk edecek boyutlara ulaşan vahşetidir. Yine bu politikalar bir taraftan sağlık emekçilerinin iş yükünü artırırken diğer taraftan sağlıkta şiddete zemin yaratmaktadır” ifadelerini kullandı.

KESK temsilcileri halkın seçtiği vekillerin cezaevlerinde tutulması ve belediye başkanlarının, eş başkanlarının gözaltına alınması, yerlerine kayyum atanmasının da “halk iradesinin ayaklar altına alınması” olduğunu kaydetti. Hükümetin ırkçı ve gerici bir anlayışla laikliği hedef aldığı da ileri sürülerek etnik ve inanç kimlikleri üzerinden toplumun ayrıştırılmasına ve kutuplaştırılmasına yol açıldığı da söylendi.

Son günlerin ana gündemi olan Kürt meselesine de değinen KESK Eş Başkanları, sorununun demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesinden yana olduklarını belirterek, “Halklarımız barış özlemini ortak yaşam eşit yurttaşlık talebini açıkça ortaya koymuştur. Barış süreci yeniden örülmeli” dedi. Başta Kürt halkı ve Aleviler olmak üzere halkların eşit yurttaşlık talebinin Anayasa ile güvence altına alınması için mücadele etmeye devam edileceği de belirtildi.

Enflasyon ve işsizlikteki artışa dikkat çekilirken Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bütçe görüşmelerinin yapıldığı hatırlatılarak şöyle denildi: “Alacağımız ücretlerden, ödeyeceğimiz vergilere kadar hepimizin hayatını yakından ilgilendiren 2025 bütçesi görüşülüyor. (…) Bugüne kadar yapılan birbirinin kopyası bütçelerde emekçilerin, halkın talepleri, kadınların talepleri hiç dikkate alınmadı.

Kamu gider ve gelirlerinin belirlenmesinde bizlere hiçbir söz hakkı tanınmadı. Yani bütçe hakkımız yok sayıldı. Ülkeyi yönetenler, bu karanlık tabloya rağmen 2025 bütçesinde de yoksul emekçilerin yani bizlerin taleplerini yok sayıyor. Istakoz yedikleri masalardan, meclis bahçesindeki kebap partilerinden, mangalda sucuk partilerinden fotoğraf paylaşanlar yoksullaştırdıklarımilyonlara hala hiç utanmadan ‘kemer sıkın’ diyor.”

Ülkedeki vergi yükünün de çalışanların sırtına yıkıldığına işaret edilirken, bütçenin aslan payının “faize, müşteri garantili şehir hastanelerine, yol, köprü, havaalanı, tünel inşaatı müteahhitlerine, ‘beşli çeteye’, sermayeye, savunma ve güvenlik adı altında silah sanayisine, çatışma ve savaşa, sarayın itibarına ve şatafatına” gittiği eleştirisi yöneltildi ve “Biz emekten yana bütçe istiyoruz” talebi dile getirildi.

KESK’in ”Geçinemiyoruz, Yoksulluğa Karşı Mücadelede Birleşiyoruz” sloganıyla gerçekleştirdiği mitinge, KESK Şubeler Platformu’nu oluşturan 11 sendika geniş katılımla destek verecegini açıklamıştı. DİSK, TMMOB ve Türk Tabipler Birliğinin de destek verdiği mitinge çok sayıda emek örgütü, sivil toplum örgütü ile CHP, DEM Parti ve TİP de katıldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Asgari Ücret” 10 Ayda 5 Bin 261 Lira Eridi

17 bin 2 lira olan asgari ücretin alım gücü yıl sonunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) göre 11 bin 741, İstanbul Planlama Ajansı ( İPA) Yaşam Maliyeti verilerine göre 10 bin 788 liraya denk olacak.

Haber Merkezi / Ocak – Ekim döneminde erime Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 5 bin 261, İPA’ya göre 6 bin 214 lira.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, yılbaşında 17 bin 2 lira olan asgari ücretin alım gücüne ilişkin paylaşımda bulundu. Gökçek, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Asgari ücret ne kadar eridi? Yılbaşında 17.002 lira olan asgari ücretin alım gücü yıl sonunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) göre 11.741, İstanbul Planlama Ajansı ( İPA) Yaşam Maliyeti verilerine göre 10.788 liraya denk olacak. Ocak – Ekim döneminde erime Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre 5.261, İPA’ya göre 6.214 lira.

Ocak ayındaki 17.002 liranın alım gücünü enflasyona karşı korumak için asgari ücretin TCMB verilerine göre 24.621, İPA verilerine göre 26.795 TL olması gerekiyor. Yani asgari ücret bu düzeye ulaşsa bile alım gücü bakımından ancak 2024 Ocak seviyesine ulaşacak. Bu yüzden bu oranı aşan, gelecek senenin enflasyon erimesini de öngören bir artış gerekiyor.”

Paylaşın

Yoksulluk Sınırı 72 Bin Lirayı Aştı

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 20 bin 860 liraya, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak hesaplanan yoksulluk sınırı ise 72 bin 156 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 33 bin 634 lira oldu.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) / Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM), ekim ayına ilişkin açlık ve yoksulluk verilerini açıkladı.

Buna göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı ekim için 20 bin 860 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 72 bin 156 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı ve dengeli beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 5 bin 837 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 5 bin 564, 15-18 yaş bir genç için 5 bin 802, 4-6 yaş arası bir çocuk için 3 bin 657 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 20 bin 860 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 72 bin 156 liraya ulaşmaktadır.

Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 33 bin 634 lira olmalıdır. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 33 bin 634 lira olarak tespit edilmiştir.

Günlük harcamalarda ekim ayında en yüksek maliyet grubunu 211.62 liralık harcama gereksinimi ile meyve sebze grubu oluşturmaktadır. İkinci en yüksek maliyetli harcama grubu 182.6 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri olmuştur. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 131.97 liradır.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 57.11 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 34.67 lira masraf yapılması gereken ürün grubudur. Yumurta için 11.86, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 16.02 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda meyve ve sebze yüzde 30.4 ile ilk sıradayken, süt ve süt ürünleri grubununun payı yüzde 26.3’tür. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı ise yüzde 25.5 oldu. Ekmek, makarna vb. için pay yüzde 10.5, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.3 oldu.

Paylaşın

“Asgari Ücret”in Alım Gücü Yüzde 40 Eridi

Asgari ücretin alım gücü yılbaşından buyana yüzde 39.77 eriyerek 12 bin 164 liraya geriledi. Temmuz ayında 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli maaşı da bin 345 lira eriyerek 11 bin 155 liraya düştü.

Temmuz ayında 42 bin 750 lira olan üniversite mezunu devlet memuru maaşının bugünkü alım gücü 37 bin 989 liraya, öğretmen maaşı ise 41 bin 844 liradan 37 bin 341 liraya düştü.

Bu yıl 17 bin 2 lira olarak belirlenen asgari ücretin alım gücü, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verilerine göre 10 ayda 12 bin 164 liraya gerilerken düşük emekli maaşının alım gücü ise 11 bin 156 TL’ye düştü. İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) enflasyon verilerine göre asgari ücret 11 bin 482 liraya, Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verilerine göre ise 9 bin 999 liraya kadar indi.

Temmuz ayında zam yapılmayan asgari ücretin alım gücü TÜİK enflasyon verileriyle yılın başından bu yana 4 bin 838 lira eriyerek 12 bin 164 liraya düştü. İTO’nun enflasyonuna göre asgari ücret 11 bin 482 liraya, ENAG’ın enflasyon verilerine göre ise 9 bin 999 liraya geriledi.

2025’te uygulanacak asgari ücret için görüşmeler aralık ayında yapılacak. Yeni zam oranının 2025’in enflasyon tahminlerine göre belirlenmesi planlanırken kulislerde yüzde 25-30 civarında bir artış konuşuluyor. Alım gücü açısından yılın başındaki 17 bin 2 lira asgari ücret, TÜİK verilerine göre yüzde 39.77 oranında düşüşle 12 bin 164 liraya indi.

Temmuz ayında 12 bin 500 liraya çıkarılan en düşük emekli maaşı, dört ayda TÜİK enflasyonuna göre 1.345 lira eriyerek 11 bin 155 liraya düştü. İTO enflasyonuna göre bu düşüş 1.592 lira olurken, ENAG verilerine göre erime 2 bin 243 liraya ulaştı.

TÜİK verilerine göre temmuz ayında 42 bin 750 lira olan üniversite mezunu devlet memuru maaşının bugünkü alım gücü 37 bin 989 liraya, öğretmen maaşı ise 41 bin 844 liradan 37 bin 341 liraya düştü.

Profesör maaşı ise 83 bin 457 liradan 74 bin 475 liraya geriledi. Tüm çalışanların maaşlarındaki 4 aylık erime yüzde 12.06 olarak kaydedildi. Temmuzda zam almayan özel sektör çalışanlarının maaşlarındaki erime TÜİK’e göre yüzde 39.77, ENAG verilerine göre ise yüzde 70.03’ü buldu.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

10 Ayda Bin 540 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2024 yılının ilk on ayında en az bin 540 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti: Ocak ayında 161, şubat ayında 149, mart ayında 124, nisan ayında 165, mayıs ayında 142, haziran ayında 138, temmuz ayında 148, ağustos ayında 192, eylül ayında 152, ekim ayında 164.

Haber Merkezi / İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), Eklim 2024 İş Cinayetleri Raporu’nu yayınladı.

Buna göre; Yüzde 62’sini ulusal basından; yüzde 38’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla ekim ayında en az 164, yılın ilk on ayında en az 1540 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2024 yılının ilk on ayında iş cinayetlerinin aylara göre (güncellenmiş) dağılımı şöyle: Ocak ayında en az 161 işçi, şubat ayında en az 149 işçi, mart ayında en az 124 işçi, nisan ayında en az 165 işçi, mayıs ayında en az 142 işçi, haziran ayında en az 138 işçi, temmuz ayında en az 148 işçi, ağustos ayında en az 192 işçi, eylül ayında en az 157 işçi ve ekim ayında en az 164 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 49 işçi; Tarım, Orman işkolunda 30 emekçi (18 işçi ve 12 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 18 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 8 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 8 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 7 işçi; Metal işkolunda 6 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 6 işçi; Madencilik işkolunda 5 işçi; Enerji işkolunda 5 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 5 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 5 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 2 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 2 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 6 işçi.

İş cinayetlerine sektörel olarak bakarsak inşaatta 49 işçi, sanayide 46 işçi, hizmette 39 işçi ve tarımda 30 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Yüksekten Düşme nedeniyle 31 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 30 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 24 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 21 işçi; Şiddet nedeniyle 15 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 14 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 8 işçi; İntihar nedeniyle 7 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 4 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 2 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 1 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 7 işçi.

Ekim ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 2 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 36 işçi, 30-49 yaş arası 63 işçi, 50-64 yaş arası 40 işçi, 65 yaş ve üstü 9 işçi,
yaşı bilinmeyen 12 işçi.

Ekim ayında Türkiye’nin 47 şehrinde ve yurtdışında dört ülkede iş cinayeti gerçekleştiği tespit edildi: 26 ölüm İstanbul’da; 10 ölüm Ankara’da; 9 ölüm Sakarya’da; 8 ölüm Manisa’da; 7’şer ölüm Antalya ve Muğla’da; 6’şar ölüm Hatay ve Şanlıurfa’da; 5’er ölüm Kütahya, Mersin ve Yozgat’ta; 4’er ölüm Gaziantep, Ordu ve Zonguldak’ta; 3’er ölüm Adana, Bartın, Bursa, Çorum, İzmir, Kocaeli ve Konya’da; 2’şer ölüm Adıyaman, Burdur, Diyarbakır, Karabük, Karaman, Kayseri ve Osmaniye’de; 1’er ölüm Afyon, Aydın, Balıkesir, Batman, Çanakkale, Denizli, Düzce, Elazığ, Giresun, Hakkari, Isparta, Kahramanmaraş, Kırşehir, Muş, Niğde, Sinop, Tekirdağ, Trabzon, Van, ABD, Irak, İspanya ve Küba’da meydana geldi…

Not: İSİG Meclisi, iş kazalarını iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın