DEVA Partisi, Saadet Partisi Ve Gelecek Partisi “Yeni Yol”da Buluşuyor

Meclis’te güçlü bir grup kurmayı hedefleyen Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi, “çatı parti” kuruluşunda anlaştı. Edinilen bilgilere göre, “çatı parti” için ağırlık kazanan isim ise “Yeni Yol Partisi”.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çatı partiye son biçimini vermek için yarın bir araya gelme kararı aldı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın parti kaynaklarından edindiği bilgilere göre, her üç parti kurumsal kimliklerini koruyacak ve mevcut genel başkanlar da partilerinin başında kalacak. Ancak milletvekilleri , TBMM’de yeni parti çatısı altında grup kurarak temsil edilecek.

Partinin kuruluş dilekçesinin Cuma günü İçişleri Bakanlığı’na verilmesi, gelecek hafta başında da Meclis Başkanlığı’nda grup kuruluşuna ilişkin başvurulması hedefleniyor.

Çatı partinin logosunun netleştiği, ismi üzerinde de büyük ölçüde uzlaşma sağlandığı öğrenildi. Parti ismi için “Demokrasi İçin Birlik”, “Türkiye İçin Birlik” ve “Yeni Yol” Partisi isimleri gündeme geldi. Ancak parti kulislerinden yansıyan bilgilere göre, “Yeni Yol Partisi” ismi ağırlık kazandı.

Çatı parti formülü üzerinde üç partinin uzlaştığı bildirilirken, Gelecek Partisi’nin ardından DEVA Partisi’nde de arka arkaya istifalar yaşandı.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın geçen ay istifasıyla Saadet Partisi çatısı altında Gelecek Partisi’nin katılımıyla oluşturulan Meclis grubu düşmüş, DEVA Partili Mehmet Emin Ekmen ve Ertuğrul Kaya’nın bu partiye katılımıyla, grubun yeniden oluşması sağlanmıştı.

Çatı parti oluşumu, DEVA Partisi’nden de istifaları getirdi. İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “atalet içinde olmakla” eleştirdiği partisinden 26 Aralık’ta istifa etti.

Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın ise “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” açıklamasıyla, Salı günü partisinden ayrıldı. Dalgın’ı, Çarşamba günü ise eski Devlet Bakanı da olan Selma Aliye Kavaf izledi. Kavaf, “Çatı parti kararını doğru bulmadığını” belirterek, istifasını açıkladı.

Son istifalarla, DEVA Partisi’nin milletvekili sayısı resmi olarak 10’a düştü. Çatı Parti kuruluşuna kadar yeni istifalar olmazsa, yeni Meclis grubunun 30 üyeli olması bekleniyor.

Paylaşın

DEVA Partisi’nde İstifa Depremi: Meclis’teki Sandalye Sayısı 11’e Düştü

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Burak Dalgın’ın istifasıyla birlikte DEVA Partisi’nin Meclis’teki sandalye sayısı 11’e düştü.

Haber Merkezi / Dalgın, istifa açıklamasında, uzun süredir eleştirilerini parti yönetimine ilettiğini belirterek, “DEVA Partisi bir çatı bünyesinde farklı bir yola giriyor” dedi ve ekledi:

”Milletimizin önce anketlerde beyanlarıyla, sonra 2023 ve 2024 seçimlerinde oylarıyla işaret ve talep ettiği köklü değişim maalesef gerçekleşmedi. Halbuki, aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemeyiz.”

Ekim ayındaki büyük kongrede parti yönetiminde görev almadığını hatırlatan Burak Dalgın, son süreçte de ‘karmaşık mekanizmaların siyaset mühendisliği olarak algılanma, kimlik erozyonunu hızlandırma ve geniş kitlelere erişimi zorlaştırma riskleri’ni vurguladığını söyledi.

DEVA’nın programını yazarken amaçlanan ‘vatandaşlarımızın ortak meselelerine somut çözümler sunmak, Türkiye’yi yönetme’ hedefinin arkasında olduğunu belirten Dalgın ”Türkiye’mizin vasatlığı yenmesi, fırsat pencerelerini değerlendirmesi ve dünyayla her alanda yarışabilmesi için çalışmayı artan bir şevkle sürdüreceğim” dedi.

Burak Dalgın kimdir?

1978 yılında Bursa’da dünyaya gelen Burak Dalgın, kariyerine Koç Topluluğu’nun erken aşama teknoloji girişim yatırımlarında başladı, daha sonra McKinsey danışmanlık firmasının New York ve Boston ofislerinde yöneticilik yaptı.

2008’de Türkiye’ye dönen Burak Dalgın, Orta ve doğu Avrupa’yı kapsayan iki girişim sermayesi fonu yönetti. Türkiye’nin muhtelif yerlerindeki yatırımlarıyla yeni fabrikalar açılmasına ve binlerle ifade edilen istihdam oluşturulmasına öncülük eden Burak Dalgın, yatırımlarından biri Harvard Üniversitesi’nde vaka çalışması olarak okutulmaktadır.

Burak Dalgın, Türkiye ve Avrupa ülkelerinde çeşitli şirketlerde ve sivil toplum kuruluşlarında (EDAM düşünce kuruluşu, Keiretsu melek yatırım ağı) yönetim kurulu üyeliği yapmaktadır. TEV yurtdışı bursiyeri ve Eisenhower Fellow’dur.

Burak Dalgın, Boğaziçi Üniversitesi Makina Mühendisliği (lisans) ve Harvard Business School MBA (işletme yüksek lisans) mezunudur.

Paylaşın

DEVA Partisi: Vatandaşlar Açlığa Ve Yoksulluğa Mahkum Edildi

DEVA Partisi Milletvekili Hasan Karal, 2025 yılı için belirlenen 22 bin 104 liralık asgari ücretin, açlık sınırının altında kaldığını ifade etti. Karal, iktidarın vatandaşları açlığa ve yoksulluğa mahkum ettiğini söyledi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2024 yılı Gelir Dağılımı İstatistiklerini değerlendirdi.

TÜİK’in verilerine göre, en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin toplam gelirin yüzde 48,1’ini alırken, en düşük gelir grubundaki yüzde 20’lik kesimin payının ise sadece yüzde 6,3 olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Karal, bu durumun, gelir adaletsizliğinin ve yoksulluğun ülkedeki ciddiyetini bir kez daha ortaya koyduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul hale geldiğini belirten Hasan Karal, “Gelir dağılımındaki bozulma, Türkiye’deki ekonomik sistemin dar gelirli vatandaşların üzerine daha fazla yük bindirdiğini ve orta direğin yok edilmesine yol açtığını ortaya koyuyor. 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu da, bu durumu teyit eder nitelikte. İktidar, yoksul vatandaşların sırtına yeni yükler eklemeye devam ederken, gelir adaletsizliğini derinleştiriyor. Bugün ülkemizde, şair Mahsuni Şerif’in dizeleştirdiği gibi, yoksulun sırtından doyan doyana. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana” şeklinde konuştu.

“Ülkemiz yoksullar toplumu haline geldi”

Karal, 2025 yılı için belirlenen 22 bin 104 liralık asgari ücretin, Birleşik Kamu-İş’in açıkladığı açlık sınırının altında kaldığını ifade etti. Bu verilerin vatandaşları açlığa ve yoksulluğa mahkûm ettiğinin göstergesi olduğunu sözlerine ekleyen Karal, şöyle devam etti: “Ülkemiz ne yazık ki bir yoksullar toplumu haline geldi. İktidar, sosyal yardımları bir lütuf gibi sunarak vatandaşları kendine bağımlı hale getirme stratejisi izliyor.

Ancak bu durum ekonomiyi yönetememelerinin bir sonucudur. Gerçek verilerin gizlenmesi, ekonomi yönetiminin olmadığını, bunun yerine bir algı yönetimi yürütüldüğünü gözler önüne seriyor. Ekonomik krizle gerçekten mücadele edilebilmesi için şeffaflık şarttır. Gelir adaletini sağlamak, yoksulluğu bitirmek ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla gerçek ekonomiyi inşa etmek için DEVA Partisi olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Gelecek – Saadet Grubu Yeniden TBMM’de

Nedim Yamalı’nın partisinden istifa etmesiyle birlikte düşen “Gelecek – Saadet Grubu”, DEVA Partisi Milletvekilleri Ertuğrul Kaya ve Mehmet Emin Ekmen’in Saadet Partisi’ne geçmesiyle birlikte tekrar kuruldu.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi ile Saadet Partisi, Nedim Yamalı’nın Gelecek Partisi’nden istifa edip AK Parti’ye geçişinin ardından TBMM’de grup kurma haklarını kaybetmişti.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Milletvekilleri Ertuğrul Kaya ve Mehmet Emin Ekmen’in Saadet Partisi’ne geçmesiyle birlikte Gelecek – Saadet Grubu tekrar kuruldu.

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Gaziantep Milletvekili Kaya, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun, “çatı parti” kurulmasını kararlaştırdığını hatırlattı.

Kaya, Mehmet Emin Ekmen ile birlikte, “çatı parti” çalışmaları tamamlanıncaya kadar Saadet Partisi Grubu’nun devam etmesi için bu partiye geçtiklerini bildirdi.

Davutoğlu’ndan teşekkür mesajı

Gelişmelerin ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından açıklama yaparak teşekkür mesajı yayımladı. Davutoğlu’nun paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Gelecek-Saadet Grubumuzun, TBMM bünyesinde yürüttüğü faaliyetlerini yeniden ve daha güçlü bir şekilde yürütebilmesi için destek sağlayan Deva Partisi’ne; Genel Başkan Sayın Ali Babacan başta olmak üzere, Mersin Milletvekili Sayın Emin Ekmen ve Gaziantep Milletvekili Sayın Ertuğrul Kaya’ya teşekkür ederim.

Her geçen gün kutuplaştırılarak daraltılmak istenen siyasi hayatımıza yeni bir ufuk ve yeni bir soluk olacak birlikteliğimizin ilk işareti olan bu adımın kısa sürede toplumumuzda yeni bir heyecan oluşturacağına olan inancım tamdır.

Gereken her fedakarlığı yaparak aşılmaz zannedilen her engeli aşacak, çıkmaz zannedilen her yolu açacak, tüketildiği zannedilen her umudu yeniden yeşertecek, milletimize giydirilmek istenen her deli gömleğini yırtıp atacağız. Biz buradayız ve Elif gibi dimdik ayaktayız! Son nefesimize kadar Hakkın rızası ve halkın geleceği için çalışmaya devam edeceğiz!”

Paylaşın

Babacan’dan “Çatı Parti” Açıklaması: Çalışmalar Devam Ediyor

DEVA Partisi ile Saadet Partisi arasında yürütülen “çatı parti” görüşmelerine ilişkin konuşan Ali Babacan, heyetlerin toplantılarının devam ettiğini belirterek, “Bu önümüzdeki süreçte de bu toplantılar devam edecek. Ve bu çatı grup formülünü biraz ete kemiğe büründürmeye ilgili de bir çalışmaya devam edecek arkadaşlarımız” dedi.

Babacan, partilerin iç süreçlerini tamamlamasının ardından nihai kararların verileceğini ifade etti. Ali Babacan, “Biz şu an itibariyle bu meseleye olumlu bakıyoruz ve Türkiye’ye yepyeni bir modeli, yepyeni bir iş birliği modelinde kazandırmayı arzu ediyoruz” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sözcü TV’de Saadet Partisi ile yürütülen “çatı parti” görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Babacan, Eylül ayından itibaren diğer siyasi partilerle görüşmelere başladıklarını belirtti ve şunları söyledi: “Öncelikle Saadet Partisi ile çalışmalarımız belli bir noktaya gelmişti. Daha sonra Gelecek Partisi ile çalışmalar belli bir aşamaya gelmişti.” Babacan, salı günü Nedim Yamalı’nın istifasından sonra, olgunlaşmış bir çalışmayı hayata geçirmeye karar verdiklerini açıkladı.

Babacan, “Dün üç genel başkan öğlen saatlerinde bir araya geldik. Sayın Davutoğlu ve Sayın Arıkan ve ben üçlü bir araya geldik. Zaten üzerinde epeydir çalıştığımız kadrolarımızın da üzerinde çalışıp bir çerçeve oluşturduğu bir modeli hayata geçirmeyle ilgili prensip kararı aldık” dedi. Babacan, bu prensip kararının “karar aldık bitti” anlamına gelmediğini, model üzerinde çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Babacan, heyetlerin toplantılarının devam ettiğini belirterek, “Bu önümüzdeki süreçte de bu toplantılar devam edecek. Ve bu çatı grup formülünü biraz ete kemiğe büründürmeye ilgili de bir çalışmaya devam edecek arkadaşlarımız” dedi. Babacan, partilerin iç süreçlerini tamamlamasının ardından nihai kararların verileceğini ifade etti. Babacan, “Biz şu an itibariyle bu meseleye olumlu bakıyoruz ve Türkiye’ye yepyeni bir modeli, yepyeni bir iş birliği modelinde kazandırmayı arzu ediyoruz” dedi.

“Mustafa Yeneroğlu” açıklaması

Ali Babacan, Mustafa Yeneroğlu’nun istifasıyla ilgili şunları söyledi: “Bizler üzüldük kuşkusuz. Bütün partideki arkadaşlarımız derin bir üzüntü duyduk Mustafa Bey’in ayrılmasından. Mustafa Bey bizim kurucularımızdan ve gerçekten kuruluştan bu yana, partimizin kuruluşundan bu yana çok büyük emeği oldu, çok büyük katkıları oldu.”

Babacan, Yeneroğlu için “Türkiye için büyük kıymettir Mustafa Bey” ifadelerini kullandı ve ekledi: “Buradan canlı yayında da bütün Türkiye’ye söyleyeyim ki Mustafa Yeneroğlu’na benim şahsi hakkım sonuna kadar helal olsun.” Babacan, Yeneroğlu’nun ayrılma niyetini kendisine aralık ayı başında bildirdiğini ve dostluklarının baki kalacağını belirtti.

Paylaşın

DEVA Partisi’nde İstifa Depremi: Parti Kuruluşundaki İddialarından Uzaklaştı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden, kurucusu olduğu partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Yeneroğlu, istifa açıklamasında, “2024 Mart yerel seçimlerinden bu yana giderek derinleşen sorunlarımızla yüzleşememe hali; yol arkadaşlığını tesis edememe; kurumsallaşamayan çalışma koşulları ve steril kalma sebebiyle toplumla güçlü iletişim kuramama ve siyasete dönük etkili bir yönlendirme yapamama gibi sorunlar, tüm çabalarımıza rağmen giderilemedi. Bu sorunlar, DEVA Partisi’ni kuruluşundaki iddialarını taşımaktan uzak bir noktaya taşıdı” dedi.

Mustafa Yeneroğlu, DEVA Partisi’nden istifa ettiğini duyurdu. Mustafa Yeneroğlu, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Kurucusu olduğum ve yaklaşık 4 yılı aşkın bir süre Hukuk ve Adalet politikalarından sorumlu genel başkan yardımcılığı görevini üstlendiğim Demokrasi ve Atılım Partisi’nden (DEVA Partisi) istifa ettiğimi kamuoyu ile paylaşmak isterim.

2 Aralık 2024 Pazartesi günü Sayın Genel Başkan’a sunmuş olduğum istifam ile ilgili gerekli bildirimi bugün TBMM Başkanlığı‘na da yaptım.

Öncelikle, başta Sayın Genel Başkan Ali Babacan olmak üzere, birlikte çalıştığımız kıymetli arkadaşlarıma ve teşkilat mensuplarımıza saygı ve sevgilerimi arz ediyorum.

Siyasetin varlık sebebi milletin refah ve huzurunu arttırmaktır. Milletimizin hak ettiği demokrasi ve hukuk devleti idealini gerçekleştirmenin mücadelesi ancak net, kararlı ve güçlü bir siyasi söylemin varlığının yanında rasyonel olduğu kadar duygusal bir iletişim ile mümkündür. Siyasi partiler hiç bir zaman savunduğumuz değerlerin önüne geçip amaç haline gelmemelidir. Amaç Türkiye’de özgürlükçü bir demokrasi anlayışının kök salması ve gerçek bir hukuk devleti idealini yakalamaktır.

DEVA Partisi’ni Türkiye’nin dertlerine deva olmak umuduyla büyük bir özveriyle kurduk. Özgürlükçü demokrasinin, hukukun üstünlüğü ilkesinin ve anayasal devlet iddiasının yılmaz savunucusu olmak kararlılığıyla yola çıktık. Çok nitelikli arkadaşlarımızla yüksek ideallerimiz uğruna, tüm yoksunluklara rağmen gece gündüz demeden çalıştık. Her bir vatandaşımızın insan onuruna yakışır bir biçimde huzur ve refah içinde yaşama hakkına sahip olduğu bir Türkiye vizyonu ile plan ve programlarımızı hazırladık.

Amaçlarını gerçekleştirmek için gerekli programa ve insan sermayesine sahip olan partimizde, maalesef hedeflediğimiz siyasal iletişimi üretemedik. Bunun doğal bir sonucu olarak da milletimizden gerekli teveccühü sağlayacak dirayeti gösteremedik.

2023 Mayıs genel seçimlerinin ardından aylarca devam eden ve kabullenemediğim bir atalet süreci yaşandı. Özellikle %0,41 oy aldığımız 2024 Mart yerel seçimlerinden bu yana giderek derinleşen sorunlarımızla yüzleşememe hali; yol arkadaşlığını tesis edememe; kurumsallaşamayan çalışma koşulları ve steril kalma sebebiyle toplumla güçlü iletişim kuramama ve siyasete dönük etkili bir yönlendirme yapamama gibi sorunlar, tüm çabalarımıza rağmen giderilemedi. Bu sorunlar, DEVA Partisi’ni kuruluşundaki iddialarını taşımaktan uzak bir noktaya taşıdı.

Deva Partisi çatısı altında ortaklaştığımız programın ve bu program çerçevesinde bir araya gelen yol arkadaşlarımızın sorumluluğu üzerimde büyük bir yük. Bu yükü kurumsal olarak taşıyamamanın üzüntüsü içindeyim.

Belki kuruluşundan beri var olan ve mücadelemizin öncelikleri sebebiyle zamanla giderilebileceği ümidiyle geçiştirdiğimiz temel sorunların genel seçim sonrası derinleşerek kronikleştiğini ve artık ümitleri iyice zedelediğini göz ardı edebilecek durumda değilim.

Milletimizi ancak inandığım bir yola ve yönteme davet edebilirim ve teşkilat mensuplarımızdan da ancak bu inançla daha fazla çaba talep edebilirim. Başta Genel Başkan Sayın Ali Babacan, milletvekili arkadaşlarım, parti yöneticileri ve teşkilat mensuplarımız olmak üzere, DEVA Partisi içerisinde şimdiye kadar emek sarf etmiş olan on binlerce vatandaşımızdan helallik istiyor, benden yana tüm haklarımı helal ediyorum.

Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da milletimizin refah ve huzur içinde yaşadığı bir Türkiye ideali için çalışmaya; etnik kimliğine, inancına, siyasi tercihine ve yaşam biçimine bakmaksızın tüm milletimizin hakkını ve hukukunu savunmaya devam edeceğim.”

Paylaşın

“Gelecek – Saadet Grubu” İçin Yeni Hamle

Nedim Yamalı’nın Gelecek Partisi’nden istifa edip AK Parti’ye geçişinin ardından TBMM’de grup kurma haklarını kaybeden Gelecek Partisi ile Saadet Partisi yeni grup için harekete geçti.

Gelecek – Saadet grubunun kurulması için DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi Gaziantep Milletvekili Ertuğrul Kaya Saadet Partisi’ne katılıyor.

Gelecek Partisi Milletvekili Nedim Yamalı’nın AK Parti’ye geçişinin ardından sayısı 19’a indiği için Meclis grubu haklarını kaybeden Saadet Partisi yeniden kuruluyor.

DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi Gaziantep Milletvekili Ertuğrul Kaya Saadet Partisi’ne katılıyor. İki milletvekilinin katılım dilekçesinin bugün Meclis Genel Sekreterliğine verilmesi bekleniyor.

Saadet-Gelecek Partisi’nin grup kurması için CHP’den Saadet Partisi’ne geçen Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın da 7 Ocak’ta Meclis çalışmalarına başladığında CHP’ye dönmesi bekleniyor.

DEVA, SAADET ve Gelecek Partisi arasında TBMM’de ortak grup kurma çalışmaları da devam ediyor.

Ertuğrul Kaya, Mehmet Emin Ekmen ile birlikte “Saadet Partisi’ne katılmak için TBMM Başkanlığına başvuruda bulundukları” yönündeki haberlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“”DEVA Partisi olarak, Saadet Partisi’nin grup fonksiyonunun ortadan kalkmamasını son derece önemsiyoruz. Geçiş sürecinde bu fonksiyonu devam ettirmesi açısından da bir katkı vermeye olumlu bakıyoruz ama henüz bir resmi işlem gerçekleştirmedik.”

Ne olmuştu?

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla partisinden istifa ettiğini şu sözlerle açıklamıştı:

“Kuruluşundan bu yana görev aldığım Gelecek Partisi üyeliğinden bugün itibariyle istifa ediyorum. Genel Başkanım Sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’na çalışmalarım sırasında verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyor, tüm partili arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Yamalı’nın istifasının ardından Saadet – Gelecek Partisi’nin TBMM’deki grubu düşmüştü.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında Yamalı’ya AK Parti rozetini taktı. Böylece Meclis’te AK Parti’nin vekil sayısı 268’e yükseldi.

Paylaşın

“DEVA, Saadet Ve Gelecek Partisi, Çatı Partide Anlaştı” İddiası

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi’nin “çatı parti”de anlaştığı öne sürüldü. Partinin adının her an açıklanması beklenirken her partinin en az 20 vekil şartını sağlayacak şekilde 8 milletvekili vereceği iddia edildi.

DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, 2023 seçimlerinde yüzde 3 barajını aşamadığı için Meclis’te kurulacak grup hazine yardımı alamayacak.

Ankara Milletvekili Nedim Yamalı’nın Gelecek Partisi’nden istifa etmesi, Saadet – Gelecek Meclis grubunun düşmesine neden oldu. Nedim Yamalı bugün AK Parti’ye katılırken Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Saadet partilerinin genel başkanları Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Mahmut Arıkan, “ortak grup” gündemiyle bir araya geldi.

Karar Gazetesi’nin edindiği bilgiye göre, genel başkanlar “çatı parti”de anlaştı. Partinin adının her an açıklanması beklenirken her partinin en az 20 vekil şartını sağlayacak şekilde 8 milletvekili vereceği belirtildi. Bunun yanı sıra partiler kendi tüzel kişiliklerini ve parti kimliklerini korumaya devam edecek.

DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, 2023 seçimlerinde yüzde 3 barajını aşamadığı için Meclis’te kurulacak grup hazine yardımı alamayacak.

Paylaşın

Babacan’dan “AK Parti’ye Dönecek Misiniz?” Sorusuna Dikkat Çeken Yanıt

Ali Babacan, AK Parti’ye dönüp dönmeyeceğine ilişkin soruya, “Yıllardır beraber çalıştığımız insanlar olmadı, olmuyor işte. Zaten olmadığı için ayrıldık. Şimdi ne değişti de geri döneceksiniz?” şeklinde yanıt verdi.

Babacan, bu yönde çıkan iddialara ilişkin ise, “Yani DEVA Partisi olarak biz sapasağlam yerimizde duruyoruz ve kendi ilkelerimiz ve değerlerimiz doğrultusunda bildiğimiz istikamette yürüyoruz. Bizim istikametimiz çok net”  ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, İlke TV’de yayınlanan Konuşma Zamanı programında Kemal Avcı’nın konuğu oldu. Siyaset ve ekonomi ağırlıklı olarak gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Babacan, Suriye, 1 Ekim’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Meclis’te DEM Parti milletvekilleri ile tokalaşması sonrası yaşanan gelişmeler ve hükümetin kayyım kararlarına ilişkin de açıklamalarda bulundu.

“HTŞ Türkiye’nin kontrol ettiği bir örgüt değildir” diyen Ali Babacan, hükümetin Suriye’de yaşananları iç kamuoyuna yansıtış biçiminin gerçekçi olmadığını belirtti ve iç kamuoyunu tatmin kaygısıyla atılacak her adım hem Türkiye’nin kendisine, hem de Suriye’ye fayda getirmeyeceğini ifade etti. Babacan, “Türkiye için nihai hedef Suriyelilerin barış içinde yaşaması olmalı, bu işin öncülüğünü de Suriye halkları yapmalı” diye konuştu.

Suriye’de 27 Kasım’da cihatçı güçlerin başlattığı askeri hareketlenmeyi değerlendiren Ali Babacan, “HTŞ harekete geçmeden önce Türkiye’yi bilgilendirmiş olabilir” ifadelerini kullandı. Babacan, bu bağlamda iç kamuoyuna da “Bakın Suriye’de yeni bir durum var, ama bakın biz çözüm istiyoruz, şiddet bitsin istiyoruz” verildiğini belirtti. Ali Babacan, “Dolayısıyla bütün bunlar belli bir program dahlinde yapıldıysa bir, doğru yapılana, sürece destek vermek zorundayız. Bahçeli’nin açıklamalarının çoğu doğrudur ama eksiktir, hak ve özgürlükler konusunda bir şey söylemiyor, orada da yapılacaklar var” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin “Öcalan” çağrısına çok şaşırdım 

MHP Genel Bahçeli’nin 22 Ekim’de Meclis’te yaptığı ‘Öcalan çağrısı’ ile ilgili ‘çok şaşırdım’ diye konuşan Ali Babacan, Bahçeli’nin konuşma metnini okuduğunu ve metni hazırlayanların çatışma çözümü konusunda ‘derslerine iyi çalıştığını’ ve ‘bundan memnun olduğunu’ söyledi. Kürt sorununun çözümü için ortaya konan tüm niyetlerin kıymetli olduğunu ifade eden Babacan, bunun Türkiye’nin kadim bir sorunu olduğunu vurguladı.

Ali Babacan Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de çağrısını işaret ederek “Sayın Erdoğan topa bayağı geç girdi” dedi ve Erdoğan’ın bu konuda bir süre suskun kaldığını belirtti. Babacan, “Bahçeli’nin böylesine önemli bir konuda yaptığı bu kadar ileri bir açıklamayı Sayın Erdoğan’dan habersiz yapmış olduğuna ben pek ihtimal vermem” dedi ve Cumhur İttifakı ortağı iki liderin bir süre kamuoyundaki tepkileri ölçtüğünü savundu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 1 Ekim’de başlayan ‘sürecin’ ağır da olsa işlediğini, ancak yaklaşık bu 3 aylık dönemde ‘süreci’ aksatacak ve zarar verecek önemli bir gelişme olmadığını ifade etti. Bu ‘sürecin’ Suriye’deki gelişmelerle beraber yürümesi gerektiğini savunan Babacan, çözümün İran ve Irak’ı da içine alacak biçimde ‘bölgesel perspektiften’ ele alınması gerektiğini belirtti.

“Bahçeli’den böyle bir açıklama geldikten sonra DEM Parti’nin diyaloğa açık bir tutum sergilemesini takdir ediyoruz” diyen Babacan, “Kürt vatandaşlarımız gerçekten çok samimi insanlar, küçük bir ışık gördüğü anda olumlu bir yaklaşım söz konusu. Umut ediyorum hiç kimse onların bu samimiyetini boşa çıkarmaz” ifadelerini kullandı.

Belediyelere hükümet tarafından atanan kayyımlara dair de açıklamalarda bulunan Ali Babacan, “Kayyım uygulaması yanlıştır diyoruz. Mevcut haliyle demokrasinin kalbine vurulmuş bir hançerdir diyoruz. Seçilmiş olmanın verdiği bir hak vardır ve meşruiyet vardır. Belediye başkanları milletin iradesini temsil eder. Belediye başkanları ile ilgili konu bağımsız yargı tarafından ele alınmalıdır. Yerine gelecek belediye başkanının da belediye meclisinden seçilmesi lazım” diye konuştu.

“Bizim istikametimiz çok net”

Ali Babacan, AK Parti’ye katılıp katılmayacağı sorusuna ise, “Varsayımlarla konuşmak bence insanların kafasını da karıştırıyor. Eğer AK Parti şöyle olursa, eğer Sayın Erdoğan böyle yaparsa… Yıllardır beraber çalıştığımız insanlarla olmadı, olmuyor işte. Zaten olmadığı için ayrıldık. Şimdi ne değişti de olacak ki geri döneceksiniz yani? Değil mi? Ne değişti de? Bir irade beyanım var. Bırakın adımı, iradenin beyanı bile yok” diye yanıt verdi.

Babacan söz konusu iddialara ilişkin “Yani DEVA Partisi olarak biz sapasağlam yerimizde duruyoruz ve kendi ilkelerimiz ve değerlerimiz doğrultusunda bildiğimiz istikamette yürüyoruz. Bizim istikametimiz çok net” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Babacan: Nüfusun Yüzde 5’i Zenginleşti, Yüzde 95’i Fakirleşti

Hükûmetin ekonomi politikasını değerlendiren DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, “Ekonomi politikalarındaki başarı demek geniş kitlelerin refahının topyekûn artması, ülkenin topyekûn zenginleşmesidir” dedi ve ekledi:

“Şimdi eğer ‘Büyüdük’ diyorsanız ama büyümenin nimetlerinden nüfusun sadece yüzde 5’i yararlanıyorsa, yine TÜİK rakamları bunlar son 5 yılda nüfusun sadece yüzde 5’inin gelişmesi… Geri kalan yüzde 95’in geliri reel olarak ya sabit kaldı ya da düştü… Demek ki büyüdük dediğinizden istifade eden yüzde 5. Bu, yüksek faiz ve aynı zamanda rekabetin işlememesi sebebiyle, sonuçta belki hali vakti yerinde memnun küçük bir kesim, ama gittikçe fakirleşen, fukaralaşan geniş milyonlar… Tablo bu maalesef.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkanı Ali Babacan, “Mesele Ekonomi” yayınında Semih Sakallı ve Erdal Sağlam’ın sorularını yanıtladı. 2025 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi, asgari ücret zammı, tarım politikaları ve Suriye meselesine yönelik yaptığı değerlendirmelerde Ali Babacan şunları söyledi:

“Ekonomi politikalarındaki başarı demek geniş kitlelerin refahının topyekûn artması, ülkenin topyekûn zenginleşmesidir. Şimdi eğer ‘Büyüdük’ diyorsanız ama büyümenin nimetlerinden nüfusun sadece yüzde 5’i yararlanıyorsa, yine TÜİK rakamları bunlar son 5 yılda nüfusun sadece yüzde 5’inin gelişmesi… Geri kalan yüzde 95’in geliri reel olarak ya sabit kaldı ya da düştü… Demek ki büyüdük dediğinizden istifade eden yüzde 5. Bu, yüksek faiz ve aynı zamanda rekabetin işlememesi sebebiyle, sonuçta belki hali vakti yerinde memnun küçük bir kesim, ama gittikçe fakirleşen, fukaralaşan geniş milyonlar… Tablo bu maalesef.

KOBİ’ler, küçük esnaf cidden sıkıntıda. 23 milyon şu anda dava var. 23 milyon icra dosyası var Türkiye’de, biliyor musunuz? 86 milyonluk bir ülkede 23 milyon icra dosyası var şu anda mahkemelerde… Yani reel kesim KOBİ’ler belki de son yılların en zor şartlarını yaşıyorlar. Hele hele ihracatçılar yüksek faiz ödemek zorunda, maliyetleri artmış. Ama döviz kuru fazla değişmediği için satış fiyatlarını artıramamışlar. Satış fiyatları döviz kuruyla baskılanıyor ama maliyetler artmış, yüksek faiz. Bu şartlarda yeni yatırım da çok zor, ihracat artışı da çok zor. Olmuyor da nitekim.

Türkiye’de ilk defa bir nesil kendinden sonraki nesille ilgili endişeli. Yani bir nesil kendinden sonra gelen neslin daha kötü şartlarda yaşayacağından endişeli. Böyle bir şey yaşamamıştı ülke ya. Cumhuriyet tarihine bakın; her nesil bir öncekine göre daha iyi şartlarda, daha iyi şartlarda, daha iyi şartlarda yaşadı bu ülkede. Ama ilk defa son 10 yıldır bir nesil daha önceki nesilden daha düşük hayat standartlarına mahkûm kalıyor. Bu tarihi bir şey yani.

Türkiye’de bakıyorsunuz gıda enflasyonuna, bir de OECD ülkelerindeki gıda enflasyonuna bakıyorsunuz… Şimdi bunun en önemli sebebi tarımdaki girdi maliyet. Tarımda verilen destek çok az. Yani tarım politikalarında çiftçi desteği çok az. Dolayısıyla hem çiftçi gerçekten son derece sıkışmış durumda, çiftçinin büyük bir kısmı zarar ediyor. Ama aynı zamanda yükselen maliyetler sebebiyle gıda fiyatları artıyor ve OECD içerisinde en yüksek gıda enflasyonu şu anda Türkiye’de. Halkın temel ihtiyacı, yani olmazsa olmaz ihtiyacı bu gıda.

Avrupa Birliği’nin kendi içerisinde tarıma korkunç destek mekanizmaları var; çiftçi korunuyor. Çiftçiye destek veriyor ki çiftçi mümkün olduğunca ucuza mal etsin ve halk ucuza gıda tüketsin. Gerçekten işi bilen bir tarım kadrosu yok Türkiye’de… Tarım Bakanlığına baktığınızda Bakan’a bakın, yöneticilerine bakın. Gerçekten o işi bilen ve Türkiye’yi tanıyan insanlar yok. Kaldı ki dönüp dolaştığında bu işin bir koordinasyonu gerekiyor. Yani bir koordinasyon mekanizması içerisinde tarım politikalarının ele alınıp desteklenmesi gerekiyor.

Eğer tarıma sadece bütçeden ödeme yaptığımız bir yer, bu çiftçiler başımıza çıktı, durmadan bizden para istiyorlar falan diye bakıyorsanız yürümez. Ama bütüncül bir şekilde ya tarım önemli, gerektiğinde bankacılık sistemi üzerinden uygun kredilerle, bütçe üzerinden akıllıca tasarlanmış desteklerle biz hem çiftçimize sağlıklı tutalım hem çiftçimiz hayatını geçindireceği bir gelire sahip olsun, hem de vatandaşımız uygun şartlarda gıdaya ulaşabilsin diyorsanız, o zaman bu başka bir bakış açısı gerekiyor.

İmar rantı, emsal değişikliği, imar geçti meseleleri en büyük rantın oluştuğu alanlar. Bir avuç insan para kazansın diye, milyonlar çok daha pahalı konutlarda oturmak zorunda kalıyor. Ve konut, bırakın artık satın alma çoğu için hayal, kiralamak bile zorlaşıyor Türkiye’de. Peki bunun finansmanı nasıl olacak? Aslında bunun için biz, Konut Finansmanı Kurumu diye bir modeli Türkiye için önerdik. Önermeye de devam ediyoruz.

Bu, büyük ekonomilerin hepsinde olan bir sistem. Mesela Almanya’da vardır, Japonya’da vardır, Amerika’da üç tane vardır bunlardan. Yani konut finansmanıyla ilgili, konut kredilerini bankalardan toptan bir şekilde alıp, paketleyip, uluslararası piyasalarda buna yatırımcı çeken, bunun karşısında gelen nakit akışıyla da yeni konutları finans eden bir sistem. Nihayetinde, Hazine’nin burada önemli bir paydaşı olarak, sadece biraz kefalet, biraz arsa teminiyle önemli bir paydaşı olduğu Hazine’de, ama bankaların ve yatırımcıların da içinde olduğu bir sistem.

‘Kardeşim bu düzen büyük bir haksızlık! Bu düzen aslında insanlara büyük ve haksız kazançlar sağlıyor. Dolayısıyla bunu düzeltmemiz lazım. Bunu gerçekten bir adil bir mekanizmaya bağlamamız lazım’ diye bir dert de yok. Ama bunun çözülmesi için bir ülkenin Cumhurbaşkanı’nın, Başbakanı’nın ‘Ben bu işi çözeceğim arkadaş’ diye masaya vurması lazım. ‘Ben bu ülkede artık çete, mafya istemiyorum. Ben bu ülkede artık yolsuzluk istemiyorum. Ben bu ülkede artık kayıt dışı işlem istemiyorum arkadaş’ diye masaya yumruğunu vurması lazım.

TÜİK’in mutlaka dışarıdan denetlenmesi gerekiyor; doğru enflasyon olması gerekiyor. Yıllarca düşük gösterilmiş enflasyon, oradan birikmiş hak var. Ama genel anlamda şu işçinin hakkı, gerçek enflasyon artı büyümeden yani refahtan pay. Bunun ölçüsü bu. Bu ölçüye uygun bir şekilde mutlaka asgari ücret ayarlaması yapılmalı. Ama 1 Temmuz ıskalanmamalı yani. 1 Temmuz çok önemlidir. Yani 6 ay sonra bir nefes daha aldırsın insanlara. Az değil yani. Hele yüksek enflasyon döneminde… Mesela bu yıl 2024, çok yazık oldu ya. İşte yüzde 47 enflasyon var hâlâ. Yani yılbaşında senin tespit ettiğin 17 bin lira asgari ücret. Üzerine yüzde 47 enflasyon geldi. E niye arada bir zam vermedin ki 1 Temmuz’da? Mesela bir yüzde 25 falan ver. Ondan sonra da tamamla. Yapmadılar yani. Bu da bir başka garabet.

Mesela emekli maaşlarında da aynı şey oldu. En düşük emekli maaşı 12 bin 500’dü. Bir yıl sabit gitti. Ya niye 1 Temmuz’da ara zam vermiyorsun ki yani? Diyecekler ki para yok. E canım faize bulmuşsun işte para yani değil mi? İsteyince buluyorsun. Ya da düzgün yönet. Bu kadar yüksek faiz ödeme de emekliye öde. Bunlar mümkün yani. Ama iş olmayınca, beceriksizlik ve başarısızlık olunca tabii bahane üretmekten kolay bir şey yok. Ama ben tekrar buradan çağrı yapıyorum. Hâlâ vakit var. 1 Temmuz’u işçiler de işverenler de unutmasın. Hükûmet hiç unutmasın. Çünkü yıllarca, her yıl 1 Temmuz’da ara zam verilirken şu anda niye konuşulmuyor, ben bunu anlamış değilim. Çünkü alın terinin hakkıdır, emeğinin hakkıdır. Onun ziyan olmaması lazım.

“Türkiye’nin de muhtemelen haberi vardı”

Rejimin bu kadar hızlı devrileceği; bunlar planlı mıydı, yoksa artık süreç içerisinde mi gelişti bilemiyoruz. Türkiye’nin de muhtemelen haberi vardı bana göre. Ama bunu finansman olarak desteklemek ya da lojistik olarak desteklemek, ‘HTŞ Türkiye’nin kontrolünde bir örgüttür’ falan diyecek, öyle bir durum yok. Zaten Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan makul açıklamalarda da bunun böyle olduğu teslim ediliyor. Ama bir de iktidarın bir iletişim makinesi var.

İletişim makinesi de, ‘Halep Fatih’i Cumhurbaşkanımızdır, Şam’ın Fatih’i Cumhurbaşkanımızdır’ diye bir iletişim pompalıyor öbür taraftan. Şimdi siz fetihten bahsettiğinizde, oradaki o Halep’e plaka numarası verdiğinizde, Şam’a plaka numarası verdiğinizde falan, bu sefer ne oluyor uluslararası kamuoyunda? Yani herhalde bunlar aklı olan insanlar… Hani bu iletişim makinesinden bu bilgilerin çıktığını öngöremeyecek şeyler değil. Hükûmet deyip de, ‘Ya evet ama sosyal medyada da böyle bir şey yayılmış, bana ne bilmiyorum’ falan filan diyecek durumu yok. Yani bunu da herkes biliyor.

Şimdi bu dış politikayla, dış güvenlikle ilgili meseleyi siz içeride, iç politikada günlük bir araç haline getirirseniz, işte o ülkeyi yanlış yollara sokar. Yani bu iç politika kaygısıyla ya da içeride bir kahramanlık hikâyesi üretme kaygısıyla dışarıda işler yapmaya başlarsanız, bir süre sonra yanlış adımlar, yanlış kararlar alırsınız. Onun için bu işlerde özü sözü bir olmak lazım. Yani Dışişleri Bakanlığı ne diyorsa hükûmetin iletişim mekanizması, trolleri falan da aynı şeyi söylemesi lazım.

HTŞ ile Türkiye’nin diyaloğu var. İleride potansiyel bir etkisi olabilir Türkiye’nin. Yani olumlu ve yapıcı bir şekilde bizim HTŞ üzerinde etkimiz olabilir. Bu etkiyi çok akıllı bir şekilde kullanmak lazım. Ve Suriye’nin istikrarı için kullanmak lazım. Kendi haklı güvenlik kaygılarımızı iyi anlatmamız lazım. Suriye’deki varlığımız, Türkiye kamuoyuna bir kahramanlık hikâyesi anlatmak için değil; ‘Suriye’deki varlığımız, kendi güvenliğimiz ve Suriye’nin istikrarı için’ diye özü sözü bir iletişim lazım yani. Onu yapmıyorlar. Onu yapmadıkları için de bu içerideki bu iletişim, bu hava gittikçe hükûmeti ileride dar bir köşeye sıkıştırabilir.”

Paylaşın