ATA İttifakı Kimi Destekleyecek? Ümit Özdağ Açıkladı

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin konuşan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “Biz daha seçim sürecinin başında ortaya ilkeler koyduk. Ahmet ile Mehmet üzerinden hareket etmeyiz. Bizim kitlemiz mevcut düzen partilerini benimsemeyen, Atatürk’ten, Türk Milliyetçiliğinden taviz vermeyen, Kandil ile domuz bağı arasına sıkışmaya karşı ve sorgulayıcı bir seçmen” dedi ve ekledi:

“Bu seçmene ‘Ahmet’i destekle’ dediğin zaman ‘Tamam’ diyecek bir seçmen değil. Biz ilkeleri ortaya koyduk. Bu temel ilkeler konusunda bir protokol hazırlanır ve karşımızda hangi ittifak varsa bu protokol çerçevesinde anlaşma sağlandıktan sonra kamuoyuna açıklayacağız. Bu protokolün uygulamaya geçirilmesi noktasında bazı görevlerin de sorumluluk üstlenmek adına biz de sürecin içerisinde yer alabiliriz, almayabiliriz çok önemli değil.

Sonra desteğimizi kamuoyuna ‘Biz bu çerçevede önümüzdeki seçimde bu adayı destekleyeceğiz’ diyeceğiz. Her iki aday da diyecekler ki ‘Ben sana bu şartları yerine getirirsem bu taraftan oy kaybederim, evet değil’ diyecekler. O zaman biz de ‘Bizim taleplerimiz bunlardı. Hem Kılıçdaroğlu hem Erdoğan talepleri karşılayamayacağını söyledi. Nokta koyuyoruz. İki adayı da desteklemiyoruz’ diyeceğiz.”

ATA İttifakı ortağı Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah’ın konuğu oldu. Özdağ’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Aylar önce sizinle yapmış olduğumuz bir programda Mansur Yavaş’ın ismini gündeme taşımıştım. Bu seçimin sonucunun ne kadar haklı olduğumu gösterdiğini düşünüyorum. Eğer Millet İttifakı aday olarak Mansur Yavaş’ı çıkarmış olsaydı şu anda ikinci turu konuşmuyor olurduk.

Mecliste Millet İttifakı muhtemelen çoğunlukta olacaktı. Ancak ben bu açıklamayı gerçekten bir siyaset bilimci olarak yaptım, bir siyasetçi olarak yapmadım. Türkiye’nin artık Erdoğan’ı aşması gerek. Kendisini, Türkiye’yi taşıyamıyor. Hangi gerekçe ile olduğu önemli değil Mansur Yavaş, AK Parti’nin geniş seçmeninden de oy alıyor. HDP seçmeninden de oy alıyor. Böyle geniş bir mutabakat olan bir insan var elinizde.

‘Hayır’ dediler. Bu arada ben bunu söylerken sayın Akşener, Kılıçdaroğlu’nun seçilemeyecek aday olduğunu toplumun zihnine aylarca kazıdı. Sonunda ‘Sen seçilemeyecek bir adaysın’ diyerek masadan kalktı. Toplumsal hafızayı aleyhine oluşturdu Kılıçdaroğlu’nun. Sonra masaya döndü, hadi Ankara ve İstanbul belediye başkanlarını da yanına alsın.

Sosyal medya çalışmalarına, yönlendirilmiş anketlere rağmen eğer biz ATA İttifakı olarak Sinan beyi aday çıkarmasaydık bu seçim birinci turda bitmişti ve Erdoğan kazanmıştı. Bizden bir özür dilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bütün bu haksızlıklara, görmemezlikten gelinmelere, muhatap alınmamalara rağmen, bir maçta önümdeki koltukta Mansur Yavaş oturuyor bende arka koltukta oturuyorum. İnsan dönüp bir ‘Merhaba Ümit bey’ demez mi? Dönüp bir ‘Merhaba’ bile demediler. Böyle bir düşmanlık yaşadık. Kemal beyi iki defa devlet güvenliği ile ilgili meselelerde telefonla aradım, geri dönmediler. Haber gönderdim, bana ulaşmadı muhakkak geri dönerim dedi yine dönmediler.

‘Kemal bey yanınızdaki saray artıklarını, FETÖ’cüleri uzaklaştırın. 1924 Anayasası deyin, sığınmacıları göndereceğiz deyin. Biz sizi destekleriz’ dedik. Buna da cevap vermediler. Bütün partileri ziyaret etti, Kemal beyin Türkiye’de ziyaret etmediği bir tek parti Zafer Partisi’dir. Şimdi bir özür borçları var. Bayram ziyareti için yapmış olduğumuz başvuruyu kabul bile etmediler.

Erdoğan ile zaten 21 senedir kavga ediyorum ben. Erdoğan’a ben neden sitem edeyim, ben Erdoğan’ı aramadım ki. ‘Seni desteklerim’ demedim ki. Ben ‘Erdoğan kazansın’ demedim ki. Ben CHP kazansın, büyükşehir belediye başkanını çıkartarak dedim. Sığınmacıları geri yollayacağınızı açıklayın, sizi yollayalım dedim. Bu teklifleri Erdoğan’a yapmadım ki Kemal beye yaptım.

Hala bize yönelik CHP’den bir talep de yok. ‘Bizi destekleyin’ diye talepleri de yok. Biz daha seçim sürecinin başında ortaya ilkeler koyduk. Ahmet ile Mehmet üzerinden hareket etmeyiz. Bizim kitlemiz mevcut düzen partilerini benimsemeyen, Atatürk’ten, Türk Milliyetçiliğinden taviz vermeyen, Kandil ile domuz bağı arasına sıkışmaya karşı ve sorgulayıcı bir seçmen.

Bu seçmene ‘Ahmet’i destekle’ dediğin zaman ‘Tamam’ diyecek bir seçmen değil. Biz ilkeleri ortaya koyduk. Bu temel ilkeler konusunda bir protokol hazırlanır ve karşımızda hangi ittifak varsa bu protokol çerçevesinde anlaşma sağlandıktan sonra kamuoyuna açıklayacağız. Bu protokolün uygulamaya geçirilmesi noktasında bazı görevlerin de sorumluluk üstlenmek adına biz de sürecin içerisinde yer alabiliriz, almayabiliriz çok önemli değil.

Sonra desteğimizi kamuoyuna ‘Biz bu çerçevede önümüzdeki seçimde bu adayı destekleyeceğiz’ diyeceğiz. Her iki aday da diyecekler ki ‘Ben sana bu şartları yerine getirirsem bu taraftan oy kaybederim, evet değil’ diyecekler. O zaman biz de ‘Bizim taleplerimiz bunlardı. Hem Kılıçdaroğlu hem Erdoğan talepleri karşılayamayacağını söyledi. Nokta koyuyoruz. İki adayı da desteklemiyoruz’ diyeceğiz.

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun politikaları arasında fark yok. ‘Gönüllü yollayacağız’ diyorlar. Biz, bütün sığınmacıların gönüllü olmadan ve yasaya uygun olarak diyoruz. Sevgili Kilisliler, Zafer Partisi’ne 1500 oy verdiniz. Kentiniz işgal altında, tehdit ediliyorsunuz. Sizi dört defa ziyaret ettim. Hepiniz ‘Yollayın bunları’ dediniz. Sonra ne oldu?

“Çok oyumuz çalındı”

Bir kısım seçmen ne Erdoğan’a ne Kılıçdaroğlu’na oy vermeme kararındaydı. Biz aday çıkarmasaydık bunlar sandığa gitmeyecekti. Bir bölümü de Erdoğan’a oy vermeyecekti. Bu seçmenin içinde bir Zafer Partisi seçmeni var. Zafer Partisi 2.2 değil. Çok oyumuz çalındı. Sinan beyin de ciddi oyunun çalındığını biliyoruz, onunla da ilgili araştırma yapacağız.

Biz oyumuzun peşinde koşacağız. Başkalarının da oyları nasıl aldığını araştıracağız. Ben YSK’nın önüne giden tek milletvekiliydim kirli referandum gecesi. İYİ Parti’ye oy verip Sinan beye oy veren var. MHP’ye oy verip Sinan beye oy veren var. AKP’ye oy verip Sinan beye oy veren var.

Sinan bey ile istişare halinde karar vereceğiz. Diğer arkadaşlarımızla, partilerimizin yetkili kurullarıyla istişare ile vereceğiz. Tabanımızla da görüşüyoruz. İki ittifakın yetkilileri ile görüşmeler neticesinde değerlendirmeler yapıp bir karar vereceğiz. Bu karar üç farklı şekilde çıkabilir. Cumhur İttifakı’nın desteklenmesi, Millet İttifakı’nın desteklenmesi, ikisinin de desteklenmemesi.

Bizim ile yapılacak bir ittifak olursa Türkiye’nin üzerinden 13 milyon sığınmacı yükü kalkar demek. Çok hızlı bir şekilde geri dönüş başlar. Bu Türk ekonomisinden çok büyük bir yükü kaldırır. Aynı şekilde Millet İttifakı bizimle ittifak yaparsa, Türkiye yılda 11 milyar dolar sığınmacılara aktarmaktan kurtarır, 7 milyar da insani yardım altında yardım durdurulur. Kiralar da büyük bir iniş başlayacak, aynı zaman bizimle kim ittifak yaparsa 400 milyon dolara vatandaşlık satışı durur.

Bizim ilkelerimiz etrafında olabilir. Çünkü bizim ilkelerimiz Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Bazı sorular vardır ki bunun cevabı kamuoyu önünde detaylı bir şekilde tartışılmaz. Bu ancak muhatapları ile yapacağım bir toplantıda konuşacağım şeylerdir. Bunun sizinle kamuoyu önünde tartışmam muhataplarıma nezaketsizlik olur. Siz Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu olsaydınız size cevap verirdim.

Böyle bir şeyi bir bağlam içinde söylemiş. Bu ilkeler zemininde biz hareket ederiz, pazarlıktan kastı bu. Bize bu eleştirileri getirenler aylarca pazarlık yapmışlar. Dünyanın en iyi pazarlıkçıları var Millet İttifakı’nda. Sonra Sinan bey bunu söyledi. Hadi canım sende.

HÜDAPAR da Hizbullah ile siyasi olarak bağlantılı bir yapıdır. Birisi yeşil Kürdistan birisi kırmızı Kürdistan diyor. Birisinin terör örgütü aktif, diğerinin değil ama her an aktif olabilir. Cumhur İttifakı’nın bize yaklaşımında MHP bir rezerv koyabilir o MHP’nin bileceği bir iş. Ama herhalde rezerv koyacak olsalardı önce HÜDAPAR’a koyarlardı.

Ben bireysel olarak bir tercih yapma durumunda değilim. Ben bir siyasal partinin genel başkanıyım. Benim tercihim program tercihidir, parti tercihidir. Her ikisi de, her iki ittifak da benim karşısında olduğum ittifaktır. Biz de mümkün olanı, Türkiye için iyi olanı tespit etmek zorundayız.”

Paylaşın

Sinan Oğan: Kırmızı Çizgilerimiz Var

İkinci tur seçimde kimi destekleyeceklerinin kararını vermek için seçmen tabanlarına danışacaklarını kaydeden Sinan Oğan, “Ancak bir takım kırmızı çizgilerimiz var. Terörle mücadele şartı, sığınmacıları gönderme şartı gibi. Bu şartlarımızı biz zaten ilan etmiştik daha önceden” dedi.

Amacının, iki Kürt partisi HDP ve HÜDAPAR’ı Türkiye’nin “siyasi denkleminden” çıkarmak ve Türk milliyetçileriyle laikleri güçlendirmek olduğunu kaydeden Oğan, seçim sonuçlarının bu konuda başarılı olduklarını gösterdiğini belirtti.

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’yla “ilkeleri doğrultusunda” müzakere yapmaya açık olduğunu söyleyen Oğan, “Eğer A ittifakıyla beraber olunacaksa o ittifakla oturulur, bir protokol yapılır ve o protokolde HDP’ye herhangi bir şekilde, hiçbir taviz verilmeyeceği yazılır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili seçimlerini yüzde 5,2 oy oranıyla üçüncü sırada tamamlayan ATA İttifakı cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ancak HDP’ye hiçbir taviz vermemeyi kabul etmesi durumunda destekleyeceğini söyledi.

Oğan, elde ettiği yüzde 5,2 oranındaki oyla seçimlerin 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci turunda belirleyici unsur olarak ortaya çıktı. İkinci tur seçimler yüzde 49,5 oranında oy alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu arasında yapılacak.

Bugün Reuters haber ajansına verdiği söyleşide, ikinci tur seçimde kimi destekleyeceklerinin kararını vermek için seçmen tabanlarına danışacaklarını kaydeden Oğan, “Ancak bir takım kırmızı çizgilerimiz var. Terörle mücadele şartı, sığınmacıları gönderme şartı gibi. Bu şartlarımızı biz zaten ilan etmiştik daha önceden” dedi.

55 yaşındaki eski akademisyen, göçmen karşıtı tavrıyla bilinen Zafer Partisi’nin başını çektiği aşırı milliyetçi partilerden oluşan ATA İttifakı’nın adayıydı.

Amacının, iki Kürt partisi HDP ve HÜDAPAR’ı Türkiye’nin “siyasi denkleminden” çıkarmak ve Türk milliyetçileriyle laikleri güçlendirmek olduğunu kaydeden Oğan, seçim sonuçlarının bu konuda başarılı olduklarını gösterdiğini belirtti.

HDP ilk turda Kılıçdaroğlu, İslamcı Kürt parti HÜDAPAR ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı destekledi.

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’yla “ilkeleri doğrultusunda” müzakere yapmaya açık olduğunu söyleyen Oğan, “Eğer A ittifakıyla beraber olunacaksa o ittifakla oturulur, bir protokol yapılır ve o protokolde HDP’ye herhangi bir şekilde, hiçbir taviz verilmeyeceği yazılır” dedi.

TBMM’ye ilk kez Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) milletvekili olarak 2011’de giren Sinan Oğan, 2015’te MHP genel başkanı olmak için adım atmış ancak başaramamıştı. Oğan daha sonra MHP’den ihraç edilmişti.

Oğan, dünkü seçimin sonucunun Türkiye’deki ana muhalefetin 6 Şubat’taki yıkıcı depremlere rağmen kamuoyunda yeterli desteği sağlamayı başaramadığını kaydetti.

Muhalefeti eleştiren Sinan Oğan, “Muhalefet, ‘bu sorunları ben çözerim’ güvenini veremiyor. Özellikle de bu depremin altında muhalefet kaldı” şeklinde konuştu ve seçmenlerin iktidar partisi karşısında kendilerine dengeleyici güç rolü verdiğini ifade etti.

Paylaşın

Sinan Oğan’dan “Adaylıktan Çekilecek” İddialarına Yalanlama

Zafer Partisi, Adalet Partisi, Ülkem Partisi ile Türkiye İttifakı Partisi’nden oluşan ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan, adaylıktan çekileceği yönündeki iddiaları yalanladı: Daha yeni başladık, isteyen varsa bizim lehimize çekilebilir.

Haber Merkezi / Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da, Sinan Oğan’ın adaylıktan çekileceği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıkladı: Zafer yakın, meşaleleri yakın.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin bugün düzenlediği basın toplantısında cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini açıklamasının ardından, ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, kendisinin de adaylıktan çekilebileceği yönündeki söylentilere açıklık getirdi.

Sinan Oğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda söylentileri yalanlayarak adaylığının sürdüğünü vurguladı:

Oğan, “Türk milletinin aziz evlatları, sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Son günlerde bize dönük artan provokasyon duyumları üzerine seçimin son günü herhangi bir olay yaşamak istemedik. O sebeple de bu akşam İstanbul’dayım. Haber Türk Tv’de. Yarın Ankara’da olacağım. Bize katılımlar bekliyoruz. Ankara’da olacağız. Lütfen bizim dışımızdaki hiçbir açıklamaya itibar etmeyiniz” ifadelerini kullandı.

Sinan Oğan daha sonra yaptığı diğer paylaşımda ise cumhurbaşkanı adaylığından çekilmeyeceğini bir kez daha vurgulayarak, “Daha yeni başladık, isteyen varsa bizim lehimize çekilebilir” dedi.

Zafer Partisi Lideri Özdağ’dan açıklama

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da, ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’ın adaylıktan çekileceği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıkladı.

Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, iddiaların yalandan ibaret olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Sinan Oğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiği iddiaları yalandan ibarettir. Zafer Partisi ve Sinan Oğan Türk halkının Yeşil Sol ile HÜDA-PAR arasına sıkışmasına izin vermeyecektir. Zafer yakın, meşaleleri yakın.”

Zafer Partisi Lideri Özdağ, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada ise şu ifadeleri kullandı:

“Sinan Oğan adaylıktan niye çekilsin? Muharrem İnce çekildi. FETÖ, Muharrem İnce ile ilgili bir psikolojik savaş yaptı, kaset kumpası kurdu ve çekildi. Bunun Sinan Oğan ile ne ilgisi var. Olmayan miting nasıl iptal edilsin. Yarın miting yoktu, ziyaret vardı. Bizim program dinamik gelişiyor. Ben de önümüzdeki gün Ankara’dayım birlikte programımızı yapacağız. Kendisi de bu akşam programda olacak. Bu tür şeylerin gerçeklikle hiçbir ilgisi yok.”

Paylaşın

Oğan, Kılıçdaroğlu’nu Ziyaret Etti: Gündem Seçim Güvenliği

Kılıçdaroğlu ile görüşme gerçekleştiren Oğan, görüşmede gündemin sadece seçim güvenliği olduğunu söyledi. Oğan seçim güvenliği konusunu görüşmek üzere diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edeceklerini söyledi.

Zafer Partisi, Adalet Partisi, Ülkem Partisi ile Türkiye İttifakı Partisi’nden oluşan ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek için CHP Genel Merkezi’ne gitti.

Kısa süren görüşmenin ardından açıklama yapan Sinan Oğan, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmede gündemin sadece seçim güvenliği olduğunu söyledi.

“Bugün seçim güvenliği ile ilgili endişelerimizi paylaşmak için kendisini ziyaret ettik. Kendisinin Millet İttifakı olarak yaptıkları çalışmalardan bahsettiler. Karşılıklı veri alışverişinde bulunmak için arkadaşları görevlendirdik. Bu seçimin selameti için bundan sonra da diyalog kapılarını açık tutacağımızı ifade ettik. Seçmen listesinde oldukça fazla sayıda Suriyeli, Iraklı, Afganistanlı, Pakistanlı, başka bölgelerden seçmenlerin olduğunu tespit ettik. Bu yönde endişelerimiz var.

“Diğer endişe kaynağımız, deprem dolayısıyla bölgeyi terk eden 2 milyonun üzerinde seçmenin sadece 450 bininin kayıt altına alınması. Yani oy kullanacak noktaya getirilmesi. Ama 1 milyon 626 bin seçmenin kayıt yaptırmamış olmasıdır.”

ATA İttifakı ve onu oluşturan siyasi partilerle birlikte STK’larla sandık güvenliği için ortaklıklar yaptıklarını belirten Oğan, ülkenin en önemli seçiminde “hala gri noktaların olduğunu” belirtti. Oğan seçim güvenliği konusunu görüşmek üzere diğer cumhurbaşkanı adayları Muharrem İnce ve Recep Tayyip Erdoğan’dan da randevu talep edeceklerini söyledi.

Sinan Oğan, dün yaptığı açıklamada yabancı uyruklu kişilerin e-Devlet’ten isim değişikliği yaptığını belirtmiş, seçim güvenliğinin Türkiye’nin en önemli meselesi olduğunu savunarak tüm cumhurbaşkanı adalarına çağrı yapmıştı. Oğan, “Seçim güvenliğini azıcık olsa önemsiyorlarsa bir araya gelip seçim güvenliğini konuşmamız lazım” demişti.

Paylaşın

Zafer Partisi Milletvekili Aday Listesini YSK’ya Sundu: Ümit Özdağ, Gaziantep’ten Aday

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Zafer Partisi, milletvekili aday listesini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti.

Haber Merkezi / Zafer Partisi Genel Başkan Ümit Özdağ, Gaziantep’te 1. sıradan milletvekili adayı oldu.

Emekli Albay Erdal Sarızeybek’i de Hatay’da 1. sıradan milletvekili adayı yapan Zafer Partisi; Ağrı, Bingöl, Bitlis, Hakkari, Muş, Siirt, Tunceli, Batman ve Iğdır’da aday göstermedi.

“26 parti aday listelerini teslim etti”

Siyasi partilerin milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etmeleri için belirlenen yasal süre 17.00’de sona erdi.

YSK Başkanı Ahmet Yener, Ankara’da yaptığı açıklamada toplam 26 partinin aday listelerini sunduklarını kaydetti.

Yener, listelerde 11 Nisan Salı gününe kadar inceleme yapılacağını ve başvuruda eksiklik varsa tamamlamaları için partilere bildirileceğini söyledi.

YSK 19 Nisan’da kesin aday listesini ilan edecek.

YSK Başkanı Ahmet Yener özetle şunları söyledi: Dün gerçekleştirdiğimiz kura töreninden sonra bugün saat 17.00 itibarıyla siyasi partilerimizin aday listelerini verme süreci tamamlanmıştır.

Bugün itibarıyla listelerini Adalet Birlik Partisi, Adalet Partisi, AK Parti, Ana Vatan Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Büyük Türkiye Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Genç Parti, Güç Birliği Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Halkın Kurtuluşu Partisi, İYİ Parti, Memleket Partisi, Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Yol Partisi, Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Türkiye Komünist Partisi, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Zafer Partisi saat 17.00 itibarıyla listelerini kurulumuza teslim etmişlerdir.

Kurulumuz saat 17.00 itibarıyla milletvekili seçimi kanunu 13, 14, 15 ve 16. Maddelerinde belirtilen koşulları siyasi partilerimizin yerine getirip getirmediğini 11 Nisan’a kadar inceleyecek ve varsa eksiklikleri ilgili siyasi partilere tamamlamaları için bildirilecektir. Bu sürecin demokrasimize ve siyasi partilerimize hayırlı olmasını diliyoruz.

Paylaşın

ATA İttifakı’nın Adayı Sinan Oğan 100 Bin İmzaya Ulaştı

Adalet Partisi ve Zafer Partisi’nden oluşan ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) verilerine göre 100 bin imzaya ulaştı.

Haber Merkezi / Böylece Sinan Oğan; Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin ardından dördüncü cumhurbaşkanı adayı oldu.

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala 100 bin seçmenin imzası ile cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmak isteyenler için süreç devam ediyor.

Adalet Partisi ve Zafer Partisi’nden oluşan ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, cumhurbaşkanlığı seçimine katılmak için gerekli olan 100 bin imzaya ulaştığını açıkladı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Oğan, “Türk milletinin aziz evlatları, Bütün zorluklara rağmen 120.000 imza hedefine ulaşacağız inşallah. Bu adaletsiz düzende sakın ola 100.000’e ulaştık, artık imza atmamıza gerek yok demeyin zira bu zaferimizi elimizden almak için her şeyi yapacaklar. Yok imzalar mükerrer diyecekler, yok kenarı ıslanmış diyecekler yok bilmem ne diyecekler… O sebeple 120 bin sayısına ulaşana kadar devam edeceğiz” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da sosyal medyadan 100 bin imzanın aşıldığını duyurdu. Oğan; Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin ardından dördüncü cumhurbaşkanı adayı oldu.

Sinan Oğan kimdir?

Sinan Oğan, 1 Eylül 1967 tarihinde Azerbaycan Türkü bir ailenin çocuğu olarak Iğdır’ın Melekli beldesinde doğdu. Marmara Üniversitesi İktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunu olup yüksek lisans çalışmasını aynı üniversitede tamamlamıştır.

Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Üniversitesi’nde (MGİMO) doktora çalışmasını tamamlamıştır. İleri düzeyde Rusça ve akademik düzeyde İngilizce bilmektedir. Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde araştırma görevlisi, Azerbaycan Devlet Ekonomi Üniversitesinde öğretim görevlisi ve Dekan Yardımcısı olarak görev yaptı.

TİKA Azerbaycan Temsilcisi oldu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından “Devlet Nişanı” ile ödüllendirilmiştir. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Rusya Ukrayna Araştırmaları Masası Başkanlığı yaptı. TÜRKSAM’ı kurdu ve Başkanlığını yaptı. Yayınlanmış 3 kitabı ve 500’den fazla makalesi bulunmaktadır.

Milliyet Gazetesi “Sosyal Bilimler”, Marmara Üniversitesi “Akademik Üstün Başarı” ve Ekoavrasya Derneği “Türk Dünyasına Hizmet” ödüllerinin sahibidir. “İnterpress Media Takip Merkezi” tarafından 2010 yılında televizyon ekranlarında en çok tartışılan konu ve en çok ekranda yer alan isimler üzerine yapılan bir çalışmada 131 haberle, Türkiye’de televizyon ekranlarında en fazla boy gösteren isimleri arasında yer aldı.

2011 Türkiye genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisi’nden Iğdır milletvekili seçilmiştir. Türkiye-Arnavutluk ve Türkiye-Nijer Parlamentolararası Dostluk Grupları üyesi ve Türkiye-Azerbaycan Parlamentolararası Dostluk Grubu Genel Sekreteridir.

26 Ağustos 2015 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi’nden ihraç edildi. Açtığı davayı kazanarak 2 Kasım 2015 tarihinde ihraç edildiği MHP’ye geri döndü. 10 Mart 2017 tarihinde Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Isparta Milletvekili Nuri Okutan ile birlikte MHP’den tekrar ihraç edildi.

2023 Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimi için ATA İttifakı tarafından aday gösterildi.

Paylaşın

Zafer Partisi’nde İstifa Furyası

Ümit Özdağ’ın genel başkanlığını yaptığı Zafer Partisi istifalarla sarsıldı. Zafer Partisi’nin Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleri İsmail Türk, Pertev Kasarcı, Canan Çakır, Bekir Şahin, Şahin Çakır, Orhan Ergin ve Ertuğrul Kalafat partilerinden istifa ettiklerini duyurdular.

Yedi isim yaptıkları ortak açıklamada, “Üzülerek belirtiyoruz tek adamlık hastalığı milliyetçi vatansever kesimin en büyük şansızlığıdır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada parti yönetimiyle ilgili şu sorunlar sıralandı:

“– Kadının adı yok.

– Liyakatin adı yok.

– Ekip ya da kadro hareketinin adı yok.

– Emeğe saygı yok.

– Sorunları ilk elden çözmek gibi bir iyi niyet yok.

– Parti içi mevcut yönetsel kadroları korumak, sürdürülebilir olmasını sağlamak gibi bir tutum yok.

– Yola çıkılanları, istisnalar haricinde yolda bulunanlarla değişmemek gibi bir ideal yok.

– Nezaket ve Demokrasi dolu bir konuşma, tartışma, çözüm, ifade ve bilhassa dinleme ortamı hiç yok.

– En tepeden en aşağıya görev alan ve katkı sunan ekipler arasında güven yok.

“Son derece hicap duyuyoruz”

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Zafer Partisi Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu Üyeleri olarak bizler 06/03/2023 tarihi itibariyle partimizle yollarımızı ayırıyor olduğumuzu siz değerli basının huzurunda ifade etmek isteriz. 26/08/2021 tarihinde 193 delege ile MAKAM İÇİN DEĞİL VATAN İÇİN ulvi amaçlarla yola çıktığımız ve tarifsiz maddi ve manevi katkı, emek, özveri ve fedakârlık ile ilerlediğimiz partimizin ne yazık ki bir şahıs şirketi görünümüne bürünmesinden ve de demokratik, saygı dolu bir konuşma, çözüm, tartışma ve dil birliğinden uzaklaşılmasından son derece hicap duyuyoruz.

Kurulduğumuz günden bu yana dördüncü kez İl Başkanlığı değişimi yaşayan ve siyasetin en büyük kalesi olan İSTANBUL başta olmak üzere ülke genelinde büyük coşku ile yaptığımız kongreler sonrası anlam veremediğimiz şekilde kongrelerin tekrarlanması sürekli olarak teşkilatlarda başkan ve yönetimlerin değiştirilerek taşların bir türlü yerine oturmaması ve de secime 69 gün kala hem seçim yeterliliğimizin olup olmadığının bilinmemesi hem de ittifak görüşmelerinin çözüme ulaşıp ulaşmadığının tarafımıza açıklanmaması bizi derinden yaralamaktadır

Bugün geldiğimiz noktada, Zafer Partimizde;

– Kadının adı yok.

– Liyakatin adı yok.

– Ekip ya da kadro hareketinin adı yok.

– Emeğe saygı yok.

– Sorunları ilk elden çözmek gibi bir iyi niyet yok.

– Parti içi mevcut yönetsel kadroları korumak, sürdürülebilir olmasını sağlamak gibi bir tutum yok.

– Yola çıkılanları, istisnalar haricinde yolda bulunanlarla değişmemek gibi bir ideal yok.

– Nezaket ve Demokrasi dolu bir konuşma, tartışma, çözüm, ifade ve bilhassa dinleme ortamı hiç yok.

– En tepeden en aşağıya görev alan ve katkı sunan ekipler arasında güven yok.

Oysa Türkiye Siyasetinin gündemini belirleyen 4’üncü parti konumuna gelecek kadar siyasete hızlı başlayan Zafer Partimiz neredeyse seçime tek başına girebilecek kadar çalışkan ve tutkulu iken, hem ülkemizde hem de dünyada milliyetçiliğin lehimize yükselmiş olduğu bir ortama rağmen, gözlemlerimiz neticesinde Parti içi yaşanan ciddi ayrılıklar, Lidere / Başkan’a odaklı siyaset anlayışı, kasten partimizin büyümesinin engellenmeye çalışılması partimizi adeta kronik bir hastalığın eşiğine getirmiş, özellikle yüzyılın afeti olan 11 ilimizde yaşanan deprem bölgelerine ziyaretler sırasında kullanılan kutuplaştırıcı ve ayırıcı siyasi üslup bizi ve bize gönül verenleri derinden etkilemiştir.

Üzülerek belirtiyoruz ki tek adamlıuk hastalığı milliyetçi vatansever kesimin en büyük şansızlığıdır. Bu olumsuzluklar kapsamında BİLİM, BİRLİK ve BARIŞ Mottosu ile kurduğumuz ama önce kendi içimizde birlik ve barışı oluşturamadığımız, BEN değil BİZ olgusunu yaratamadığımız ve de tüm iyi niyetli çabalarımız, sözlü ve yazılı uyarılarımız ile sorunlar yumağını çözemediğimiz ZAFER PARTİSİ’ nden 06/03/2023 tarihi itibariyle, tüm sıfatlarımızdan, kendi irademizle, istifaen ayrıldığımızı kamuoyu ile paylaşır, bugüne değin yolculuğumuzda bize eşlik eden dava arkadaşlarımız başta olmak üzere çalışma ve tanışma fırsatı bulduğumuz herkese teşekkürlerimizi sunarız. Her ne kadar ayrılıyor olsak bile mücadeleye devam eden arkadaşlarımıza da başarılar dileriz. Saygılarımızla.”

Paylaşın

“600 bin Suriyeli İstanbul’a Götürüldü” İddialarına Yalanlama

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bir kanalda katıldığı programda, “600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldü” iddialarını yalanladı.

Göç İdaresi Başkanlığı’ndan iddiaya ilişkin yapılan açıklamada, “bir televizyon programında 600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldüğüne ve bilet paralarının Göç İdaresi Başkanlığı tarafından karşılandığına” ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğu bildirildi.

Açıklamada ayrıca “deprem bölgesinde yaşayan yabancıların farklı illere çıkışlarının kayıtlı ve izinli olarak sağlandığı” kaydedildi. Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeliler’in bir ilden diğerine seyahat etmek istediklerinde hem şehirden ayrılırken “yol izni” almaları, hem de vardıkları şehirlerde Göç İdaresi Müdürlüğü’ne kayıt yaptırmaları gerekiyor.

Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında çok sayıda Suriyeli’nin sınırdan Türkiye’ye giriş yaptığı, Türkiye’de yaşayan ve depremden etkilenen çok sayıda Suriyeli’nin de İstanbul gibi büyük şehirlere götürüldüğü gibi iddialar gündeme getirildi. Ancak Göç İdaresi Başkanlığı bu iddiaları yalanladı.

Mülteciler Derneği depremin hemen ardından yaptığı bilgilendirmede, etkilenen 10 ilde ikamet eden geçici koruma altındaki Suriyeliler’den bölgeden ayrılırken yol izin belgesi istenmeyeceğini kaydetti.

Dernek, geçici koruma altındaki Suriyeliler’in deprem bölgesinden ayrıldıktan sonra İstanbul dışında yakınlarının bulunduğu bir ile gitmeleri durumunda, gitmiş oldukları şehirdeki göç idaresine müracaat ederek 90 gün süreli yol izin belgesi almaları gerektiğini de belirtti.

Özdağ’ın iddiasına yalanlama

Ancak Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ bir kanalda katıldığı programda, “600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldüğünü” iddia etti.

Göç İdaresi Başkanlığı’ndan iddiaya ilişkin dün akşam yapılan açıklamada, “bir televizyon programında 600 bin Suriyeli’nin İstanbul’a götürüldüğüne ve bilet paralarının Göç İdaresi Başkanlığı tarafından karşılandığına” ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğu bildirildi.

Açıklamada ayrıca “deprem bölgesinde yaşayan yabancıların farklı illere çıkışlarının kayıtlı ve izinli olarak sağlandığı” kaydedildi. Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyeliler’in bir ilden diğerine seyahat etmek istediklerinde hem şehirden ayrılırken “yol izni” almaları, hem de vardıkları şehirlerde Göç İdaresi Müdürlüğü’ne kayıt yaptırmaları gerekiyor.

“42 bin Suriyeli gönüllü olarak ülkesine geri döndü”

Diğer yandan depremlerden bu yana Suriye’den Türkiye’ye “göç akını yaşandığı” iddiaları bulunuyor. Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “sınırlarımız açık, Suriyeliler gelmeye devam ediyor” açıklamasında bulunurken, bu iddiayı Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar önceki gün yaptığı açıklamayla yalanladı.

Akar, “Hiçbir şekilde, Suriye tarafından Türkiye’ye doğru herhangi bir göç ve intikal olmamıştır. Böyle birtakım rivayetler çıktı. Bunlar gerçeği yansıtmıyor. Türkiye’de yerleşik, evini, yakınını, çocuğunu kaybeden ve ülkesine dönmek isteyen yaklaşık 42 bin Suriyeli, gönüllü olarak ülkesine geri döndü” diye konuştu.

Göç İdaresi Başkanlığı verilerine göre Türkiye’de Şubat 2023 itibariyle 3 milyon 500 bin 964 geçici koruma kapsamında Suriyeli bulunuyor.

Özellikle depremin vurduğu Hatay ve Gaziantep gibi şehirlerde yoğun bir Suriyeli nüfusu bulunuyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın deprem öncesi Şubat 2023 verilerine göre Gaziantep’te 460 bin, Hatay’da ise 354 bin Suriyeli yaşıyordu.

Paylaşın

Yeni İttifakta Son Düzlüğe Girildi: Anıtkabir’de İlan Edilecek

Cumhur İttifakı, Millet İttifakı ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ardından, Memleket Partisi, Zafer Partisi, Doğru Parti ve Adalet Partisi’nin dördüncü ittifakı ne zaman ilan edileceği ve dört siyasi partinin genel başkanlarının ne zaman ortak fotoğraf vereceği merak konusu oldu.

Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, “Biz zaten yan yanayız, beraberiz. İnşallah basın önüne de önümüzdeki haftadan sonra çıkacağımızı düşünüyorum. Biz açıklamamızı Anıtkabir’de yapacağız. Çünkü bizim partimizin kırmızı çizgileri var. Atatürkçü, cumhuriyetçi, Kuvâ-yi Milliyeci ruhla yola çıkıyoruz. Hiç taviz yok” diye konuştu.

Memleket Partisi, Zafer Partisi, Doğru Parti ve Adalet Partisi’nin oluşturduğu ittifak son düzlüğe girdi. Partilerin uzun istişarelerinin ardından dört parti birlikte yol yürüme kararı aldı.

Yürüttükleri ittifak çalışmalarına dair bilgi veren Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, dört siyasi parti genel başkanlarının önümüzdeki haftalarda yan yana basının karşısına çıkacağını söyledi, “Biz açıklamamızı Anıtkabir’de yapacağız” dedi.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre; Vecdet Öz, “İsmi ve programının oluşturulmasının ardından açıklama safhasına girilecek” diye konuştu.

Memleket Partisi, Zafer Partisi, Doğru Parti ve Adalet Partisi olarak ittifakı kuracaklarını, başka bir siyasi partinin ittifakta yer almadığını belirten Öz, “İttifak dikey olarak oluştu. Ama bize bir sürü parti destek veriyor. Yatay olarak büyümemiz gerçekleşiyor. Örneğin Adalet Partisi’ni destekleyen iki üç siyasi parti var. Bu ittifakta yer almayabilirler ama destekleri bizimle. Biz ittifakımızı dört partiyle yapıyoruz. Mutabık kaldık” diye konuştu.

Dört siyasi partinin genel başkanlarının ne zaman ortak fotoğraf vereceği de merak konusu. Bunun çabası içerisinde olduklarını söyleyen Öz, “Biz zaten yan yanayız, beraberiz. İnşallah basın önüne de önümüzdeki haftadan sonra çıkacağımızı düşünüyorum. Biz açıklamamızı Anıtkabir’de yapacağız. Çünkü bizim partimizin kırmızı çizgileri var. Atatürkçü, cumhuriyetçi, Kuvâ-yi Milliyeci ruhla yola çıkıyoruz. Hiç taviz yok” diye konuştu.

“Hedefimiz Türkiye’nin kuruluş kodlarına Türkiye’yi geri çevirmek”

İttifakın ismi konusundaki çalışmaların devam ettiğini, bunun da önümüzdeki hafta içerisinde belli olacağını söyleyen Vecdet Öz, “Amacımızı ifade eden güzel bir ismimiz olacaktır” dedi. Öz ittifakın amacına dair ise şunları kaydetti:

Türkiye’nin kuruluş kodlarına, Kurtuluş Savaşı felsefesine, Atatürk’e, cumhuriyete uygun olacaktır. Türkiye’nin en büyük eksiği de bence bu. Bizim en önemli farkımız milli vicdanımız, yerli ve milli oluşumuz. ‘Kırmızı çizgilerimizi ihlal etmek pahasına büyüyelim’ demiyoruz. Türkiye’nin kuruluş felsefesine ters düşecek hiçbir fikriyatı benimsemiyoruz. Bizimle birlikte olacak kim varsa Atatürk ile yan yana duracak bir ölçekte olması lazım. Atatürk karşıtları, laiklik karşıtları bizimle beraber olamaz. Hedefimiz Türkiye’nin kuruluş kodlarına Türkiye’yi geri çevirmek, milli bir ekonomi, milli bir kalkınma ve milli çizgiden taviz vermeden, cumhuriyet nasıl kurulmuşsa bayrağı düştüğü yerden kaldırmak.

İttifak çalışmaları sürecinde baskı engelleme girişimleriyle de karşılaştıklarını aktaran Öz, bu duruma ilişkin ise, “Münferit aramalar oluyor. Çeşitli partilerden ‘yapmayın, etmeyin’ diye arıyorlar. ‘Bize katılın’ diyorlar. Böyle bir şey yok. Bizim felsefemize uygun olmayan bir yere icabet etmemiz uygun olmadığı gibi bizim kurduğumuz yapıya kolay kolay bunun dışındaki partinin bizimle beraber olması mümkün değil” diye konuştu.

Paylaşın

Zafer Özdağ’ın Yılmaz Güney Hakkındaki Sözleri Mahkemelik Oldu

Zafer Partisi Genel Başkanı Zafer Özdağ’ın usta sinemacı Yılmaz Güney hakkında sarf ettiği sözler mahkemelik oldu. Güney Ailesi’nin avukatı Bişar Abdi Alınak, Şile Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda, Özdağ’ın kullandığı ifadelerin basit bir hakaret suçu olmadığını söyleyerek aşağılama suçu işlediğini belirtti. 

Özdağ, geçtiğimiz hafta katıldığı bir Youtube yayınında Yılmaz Güney hakkında ‘tam bir lümpen serseri’ ifadelerini kullandı. Özdağ’ın bu sözleri tepkilere neden olurken Güney Ailesi’nin avukatı savcılıkta suç duyurusunda bulundu. Alınak, “Toplumun önemli bir kesiminin sevgi ve saygısını kazanmış Yılmaz Güney’i küçük düşürme amacıyla hareket ettiği aşikardır” dedi.

Suç duyurusunda, Güney’in, Türkiye sinema tarihine senarist, oyuncu ve yönetmen olarak damga vuran bir sanatçı olduğu belirtilirken Özdağ için, “Kişinin hatırasına hakaret, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçlarını işlendiği şüpheye yer vermeyecek şekilde açıktır” ifadeleri yer aldı.

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in aktardığına göre, suç duyurusunda şu ifadeler yer aldı:

“Yılmaz Güney Umut filmi ile sinema tarihinde gerçekçilik akımını başlatan, 1971 olaylarında mazlum halkların yanında saf tutan mücadele eden, halkların kardeşliği ve eşitlik için kendini ortaya koyan dünya sinemasında da saygınlık yaratan öncü bir kişilikti. Bu sebeple bazı karanlık odaklar  Yılmaz Güney’in saygınlığına gölge düşürmek için beyhude bir çaba içine girmeyi görev addetmişlerdir. Şüphelinin suça konu eylemi de bu yönüyle değerlendirilmeli. Zira suça konu eylemin cezalandırılması ve sonuçları basit bir hakaret suçu olarak değerlendirilmemeli. Burada Türkiye sinema tarihine damga vurmuş dünya markası bir sinema dehasının ve temsil ettiği değerlerin korunması da amaç edinmeli. Bu sebeple savcılık makamı soruşturmayı yaparken toplumsal değerleri ve müteveffanın kişilik haklarını da koruması gerektiği gerçeği ile hareket etmesi fevkalade önem arz etmekte.”

‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlemiştir’

Özdağ’ın halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlediğini belirten Alınak, suç duyurusunda şöyle devam etti:

“Şüphelinin toplumun önemli bir kesiminin sevgisini kazanan başkaca kişilere yönelik benzer eylemlerde de bulunduğu kamuoyunun malumudur. Suç olduğunu bilmesine rağmen düşüncelerini aktarırken hakaret etmekten geri durmayan yasaları ve kanunları hiçe sayan şüpheli toplumun önemli bir kesimine duyduğu nefreti Müteveffa Yılmaz Güney üzerinden ortaya koyarak halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu işlemiştir.

Yasa koyucu hakaret suçunun tespitinde toplumda hakim olan telakkileri, örf ve adetleri baz alınması gerektiğini belirtmiştir. Şüphelinin sarf ettiği sözlerin telakkilere, örf ve adetler yönünden de kabul edilemeyeceği açık ve nettir. Müteveffa Yılmaz Güney’i toplum önünde aşağılamayı, küçük düşürmeyi amaç edinen toplumsal duyarlılıkları hiçe sayan şüphelinin cezalandırılması benzer eylemlerin tekrarlanmaması yönünden de büyük önem arz etmekte.

Zira milletvekili sıfatı ile düşüncelerini yayma potansiyeli olan şüphelinin bu eylemi vesilesi ile başkaca kişiler yönünden de benzer suçların işleneceği ihtimali kuvvetle muhtemeldir. Toplumun belli bir kesimini tahrik eden şüphelinin cezalandırılarak ıslah edilmesi toplumsal anlamda da büyük önem arz etmekte.”

Alınak son olarak, Özdağ hakkında soruşturma başlatılarak fezleke hazırlanmasını, dokunulmazlığı kaldırılması durumunda da dava açılmasını talep etti.

Paylaşın