SP Lideri Karamollaoğlu’ndan ‘Göçmen’ Uyarısı

Son günlerde tartışma konusu olan göçmenlerle ile ilgili açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Bilinmelidir ki, karşı karşıya kaldığımız tüm problemlerin birinci derecede sorumlusu olduğu gibi, göç konusunda da asıl sorumlu; kontrolsüzlüğü benimseyen iktidardır!” dedi.

Haber Merkezi / Karamollaoğlu, açıklamasının devamında, “AK Parti iktidarı, kapsamlı ve toplumsal yapıyı zedelemeyecek bir göç politikası ortaya koyamamıştır. Hükûmet, her alanda olduğu gibi bu konuda da sınıfta kalmıştır! Ne sınır güvenliğini sağlayabilmiş ne de bir göç politikası oluşturabilmiştir”  ifadelerini kullandı.

SP Lideri, açıklamasını, “Buna rağmen; bazı siyasilerin, tüm yabancıları kriminalize etme çabalarını ise üzülerek izliyor ve asla doğru bulmuyoruz. Bu siyasilerin sığınmacılara yönelik söylemlerinin yol açtığı tepkisellik, hükûmetin seçim sürecine girerken aradığı güvensizlik ortamına hizmet etmekte ve siyasi mühendisliğe zemin hazırlamaktadır.” ifadeleriyle devam ettirdi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, son günlerde tartışma konusu olan göçmenlerle ile ilgili sosyal medya üzerinden açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu, “Sığınmacılara yönelik nefret söylemlerini üzülerek takip ediyoruz” diyerek şunları ifade etti:

“Derinleşen ekonomik krizle birlikte sığınmacılara yönelik müsamahanın azaldığını, bazı kesimlerin de nefret söylemleriyle tepkileri daha da yoğunlaştırdığını görüyoruz. Fakat bilinmelidir ki, karşı karşıya kaldığımız tüm problemlerin birinci derecede sorumlusu olduğu gibi, göç konusunda da asıl sorumlu; kontrolsüzlüğü benimseyen iktidardır!

AK Parti iktidarı, kapsamlı ve toplumsal yapıyı zedelemeyecek bir göç politikası ortaya koyamamıştır. Hükûmet, her alanda olduğu gibi bu konuda da sınıfta kalmıştır! Ne sınır güvenliğini sağlayabilmiş ne de bir göç politikası oluşturabilmiştir. Buna rağmen; bazı siyasilerin, tüm yabancıları kriminalize etme çabalarını ise üzülerek izliyor ve asla doğru bulmuyoruz. Bu siyasilerin sığınmacılara yönelik söylemlerinin yol açtığı tepkisellik, hükûmetin seçim sürecine girerken aradığı güvensizlik ortamına hizmet etmekte ve siyasi mühendisliğe zemin hazırlamaktadır.”

Geldiğimiz noktada, hükûmetin göç konusundaki politikasızlığı ve artan ekonomik krizle birlikte bu durum sürdürülemez bir noktaya gelmiştir. Hükûmetin kontrolsüz göç politikası, yasal yollarla ülkemizde bulunan sığınmacıları da zor durumda bırakmaktadır.

Ekonomik ve sosyal sıkıntıların faturası mültecilere değil, hükûmete kesilmeli ve bizzat hükûmetten hesap sorulmalıdır. İktidar, bir an evvel sınır güvenliğini sağlamalı ve toplumun geleceğe yönelik endişelerini giderecek kapsamlı bir göç politikası ortaya koymalıdır. Hükûmete yönelik eleştirileri bir kenara bırakıp, mültecileri hedef gösteren siyasiler ise ırkçı ve nefret dolu söylemlerinden vazgeçmelidir.

Unutulmasın ki, tarihe kara leke olarak geçen üzücü olaylar, genel de sonucu hesap edilmeyen sorumsuzca sözlerden kaynaklanmıştır. Bu nedenle başta siyasiler olmak üzere herkes yaşadığımız zor günleri de dikkate alarak, toplumun dinamiklerine kastedecek sözlerden ve eylemlerden kaçınmalıdır. Özellikle de birbirlerini ucuz kahramanlıklarla parlatmaya çalışan siyasiler akıllarını başlarına devşirmelidir! Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı olma sıfatını taşıyan birisi ise, bu tarz süreçlerde herkesten çok daha hassas ve duyarlı davranmalıdır.

“Erdoğan sorumluluk almalı ve olayların büyümesine engel olmalıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan da olayları önce sadece seyredip, ardından kamuoyunun nabzına göre şerbet vermek yerine; ivedilikle sorumluluk almalı ve olayların büyümesine engel olmalıdır. Bölgemizdeki ülkelerle normalleşmeden ve iç çatışmalar durmadan bu sorunların çözümü mümkün değildir; bu husus da iyi idrak edilmelidir. Son olarak, herkesi aklıselime ve sağduyuya davet ediyorum.”

Paylaşın

Karamollaoğlu: Türkiye’de Adalet Olduğunu Düşünmüyorum

Gezi Parkı Davası’nda verilen kararı değerlendiren SP Lideri Karamollaoğlu, Bir yerde hukuk adalet olmadan huzur olmaz iktidar kendisini ve gerçeklerinin dışında karar veren hâkimleri değiştirip geçmişte kendisinden aday olan geçmişte kendisi ile menfaat ilişkisi içinde olanları mahkemelere atayıp sonra onların kararlarını adaletin tecellisi olarak görüyor.” dedi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Kavala meselesine hiç girmedim, çarpıtıldığı için. Ama gidişat bizi korkutuyor.  Yeni tayin edilen hâkim, alınan karara itiraz eden başka bir hâkimden farklı düşünüyor ama kararı yeni tayin edilen bir hâkim vermiş oluyor biz buna itiraz ediyoruz bu yüzden yarın seçim kurulları yasasında yapılan değişiklik neticesinde iktidarın menfaatlerini kollayacak hakimlerden endişe ediyoruz, açıkça söylüyorum. Bu memlekette hukuku üstün tutan hâkimler olamaz bunlar, eğer mahkemeler iktidar partisinin menfaatlerine zıt kararlar alıp itham altında kalmazlarsa bu ülkede adalet vardır ama karar verirken yetkililerin ağzına bakarak karar verirlerse orada adalet olmaz. Hâkimleri bu şekilde değiştirdikleri için Türkiye’de adalet olduğunu düşünmüyorum adalet mülkün temelidir buna inanıyorum ama ülkemizde hâkimler özellikle seçilip belli makamlara getiriliyor iktidarın istemediği kararlar alınmasın diye.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi. Karamollaoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Liderler zirvesinde, Demokrat Parti’nin ev sahipliğinde, saygıdeğer genel başkanlarla üçüncü kez bir araya geldik. Hemen şunu ifade etmeliyim ki; ilk başladığımız günden bugüne kadar birçok kez gündeme getirilen şüpheli ifadelere rağmen bu toplantının bir istikrar oluşturduğunu ve bu istikrarın da ülke geleceği için umut doğurduğunu ifade ediyorum. Bu toplantı kararlılığımızın bir neticesi çok ciddi mesafe aldık. Her geçen gün daha da samimi bir ortamda gerçekleştirdiğimiz bu toplantılar, kararlılığımızı kavileştirmektedir. Bizler, her birimiz; sorumluluklarımızın, insanımızın talep ve beklentilerinin çok iyi farkındayız. Bu masanın vatandaşlarımıza umut olduğunu ve güven verdiğini görüyor; bunu boşa çıkarmamak adına adımlarımızı gayet ciddi atıyor, süreci hassasiyet ve titizlikle yürütüyoruz.

‘Fiyat artışlarına çözüm bulun’

Gönül isterdi ki Ramazan ayını geride bırakırken insanımızın hayatında gözle görülür iyileşmeler olsun, bir nebze yüzünü güldürecek güzel haberler verilsin. Ülkemizin problemlerine çözümler üretilsin, hiç olmazsa bu yolda bir gayret ortaya konulsun. Fakat iktidar cephesinde büyük büyük laflar var; fakat icraat yok! Gözlerinden ışık saçarak ekonomiyi düzeltemeyeceğini anlayan bakan, şimdi de gemileri karadan yürütmeyi denemeye karar vermiş. Sultan Fatih olabilmek öyle her kişinin harcı değildir, sizin hiç ama hiç değildir! Siz bırakın bu beylik lafları da kara yolunda gidip gelmesi gereken araçlar akaryakıt fiyatları nedeniyle kaldırımlarda, otoparklarda yatıyor; buna çözüm bulun. Fiyat artışlarına çözüm bulun. Aileler ve özellikle üniversite öğrencileri, bayram gelirken kara kara nasıl memleketine gideceğini düşünüyor; bilet fiyatları can yakıyor çünkü. Biletler almış başını gitmiş. Olağanüstü mucizelere gerek yok; iktidarın yapması gereken işinizi düzgün yapın, doğru yolda dosdoğru gidin; sizden beklenen budur.

Vatandaşımızın son günlerde en mustarip olduğu konuların başında zannederim ev-araba fiyatları ve kiralarda yaşanan artışlardır. Parti çevresinin çıkarlarını, milletin çıkarlarının önüne koymuş bir yönetim anlayışı nedeniyle; insanımızın hayat kalitesi her geçen düşüyor. Sağlıklı beslenme, nitelikli eğitim, ulaşım ve hatta barınma gibi en temel ihtiyaçlar orta sınıf ve dar gelirli kesim için büyük bir lüks oldu. Erdoğan iktidarının inat uğruna Türkiye’yi getirdiği noktada; insanlar bırakın ev sahibi olmayı, artık kiralık ev bile bulamıyorlar. Giderek daha büyük bir sorun haline gelen ve önümüzdeki süreçte daha da fazla gündemimizi işgal edecek konut sorununa değinmeyi bu nedenle bir vazife olarak görüyorum. İktidarın ‘Herkesin evi-arabası var’ iddiasının aksine; ülkemizde konut sahipliği oranı 2014 yılından beri düzenli olarak düşüyor.

Türkiye’de yıllık konut fiyatı artışı yüzde 134 iken, İstanbul’da yüzde 159 oranında gerçekleşiyor. Şu an kira fiyatları Türkiye genelinde 3-4 bin lira aralığında iken; İstanbul’da bu rakam 6 bine çıkmış durumda. ‘Kira öder gibi ev sahibi olmak’ deyimi yerini, şimdilerde ‘ev sahibi olur gibi kira ödeme’ye bıraktı. Eski kiracılara hukuken enflasyon ortalamasına göre artış yapıldığı dikkate alındığında ise; önümüzdeki bir yıl içerisinde kiraların daha çok ve hızla arttığına şahit olacağız. Geçtiğimiz hafta yayımlanan Resmi Gazete’de; yurt dışına konut satışı yapacaklara devlet desteği verileceği ilan edildi. Gayrimenkul satışı da ihracat kabul edilecekmiş bundan sonra. İktidarda bulunan parti AKP olunca, ihracat denilince gayrimenkul akla gelmesi de gayet normal kabul ediliyor tabi artık.

‘Gençlerin hayalleri yok oluyor’

Gençlerimiz, memurlarımız, asgari ücretle çalışan emekçilerimiz tüm hayatı boyunca çalışmanın karşılığında 1+1 ev alabilmenin hayalini kurmaktan bile vazgeçmişken, iktidar yurt dışına konut satışını teşvik ediyor. Bu da yetmezmiş gibi 400 bin dolarlık konut karşılığında Türk vatandaşlığı veriyor! Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır. Geleceğini bu ülkede kurmak isteyen, umutlarını bu ülkede yeşertmek isteyen insanların vergisiyle; yine bu insanların mülk edinme hakkı ellerinden alınıyor. Türk lirasını neredeyse pul haline getirerek, vatandaşların birikim yaparak ev sahibi olma imkanını yok eden Erdoğan iktidarı, başlarını sokabilecekleri evleri de ellerinden alıyor. Vatandaşlarını kendi ülkesinde göçebe hale getiren iktidar, derhal bu kararından vazgeçmelidir. Zira, ülkeye birkaç kuruş döviz girmesi için satılan her konut; vatandaşlarımızın barınma hakkını elinden alıyor. Satılan her konutla gençlerin hayalleri yok oluyor.

24 Nisan 1915’in yıl dönümünde, birtakım çevreler tarafından ifade edilen gerçeklikten uzak, tarihi hadiseleri günlük siyasetin mezesi yapmaya çalışan hadsiz ve yersiz açıklamalara da değinmek isterim. Öncelikle tarihi ve hatta bugünü soykırımlarla dolu ABD’nin, bu konuda cümle kurmak haddi de hakkı da değildir. Hakikatleri açıkça çarpıtan Joe Biden’ı şiddetle kınıyoruz. Önce bir dön, aynada kendine bak; elinden damlayan kanları temizleyebilirsen temizle de öyle konuş derler adama. ABD ve başta Batı ülkeleri olmak üzere, diğer tüm ülkeler bilmelidir ki; Türkiye’nin bu konuda veremeyeceği hesabı yoktur. Fakat bu konuda bizi hesaba çekmeye çalışanlar, önce kendi döktükleri kanların ve yerlerinden, yurtlarından ettikleri mazlumların hesabını vermelidir.

ABD başkanları ile ‘dostum ve küstüm’ hitapları arasında sürekli zikzak çizen bir diploması yürüten iktidarın bu tutumu ve Erdoğan’ın sürekli değişen söylemleri ülkemize pahalıya mâl olmaktadır. Dostum dostça olur, dostum olmayana küstüm demek çözüm olmaz. İçerde birtakım kimselerin bizleri asla bağlamayacak açıklamaları üzerinden 6’lı masaya ve muhalefet partilerine iftirada bulunan iktidar ve ortağı; öncelikle dış politikada iktidarın yönsüz ve tutarsız politikalarını şahsiyetli bir dış politikayla değiştirmesi gerekir. Ne tarihi gerçeklerin başka ülkelerin siyasetçileri tarafından çarpıtılmasına; ne de bu konu üzerinden iktidar ve ortaklarının içerde oy devşirme çabasına göz yumamayız.

‘Türkiye’de adalet olduğunu düşünmüyorum’

Bir yerde hukuk adalet olmadan huzur olmaz iktidar kendisini ve gerçeklerinin dışında karar veren hâkimleri değiştirip geçmişte kendisinden aday olan geçmişte kendisi ile menfaat ilişkisi içinde olanları mahkemelere atayıp sonra onların kararlarını adaletin tecellisi olarak görüyor. Kavala meselesine hiç girmedim, çarpıtıldığı için. Ama gidişat bizi korkutuyor.  Yeni tayin edilen hâkim, alınan karara itiraz eden başka bir hâkimden farklı düşünüyor ama kararı yeni tayin edilen bir hâkim vermiş oluyor biz buna itiraz ediyoruz bu yüzden yarın seçim kurulları yasasında yapılan değişiklik neticesinde iktidarın menfaatlerini kollayacak hakimlerden endişe ediyoruz, açıkça söylüyorum. Bu memlekette hukuku üstün tutan hâkimler olamaz bunlar, eğer mahkemeler iktidar partisinin menfaatlerine zıt kararlar alıp itham altında kalmazlarsa bu ülkede adalet vardır ama karar verirken yetkililerin ağzına bakarak karar verirlerse orada adalet olmaz. Hâkimleri bu şekilde değiştirdikleri için Türkiye’de adalet olduğunu düşünmüyorum adalet mülkün temelidir buna inanıyorum ama ülkemizde hâkimler özellikle seçilip belli makamlara getiriliyor iktidarın istemediği kararlar alınmasın diye.

Ben Kavala’yı tanımam fikirlerini bilmem, merak edip araştırmadım da. Ama usule bakınca verilen kararların isabetli olamadığı gerçeği var. Bir hâkim ve yüzlerce hukukçu bunun yanlış olduğunu ifade ediyor. Nedendir bilinmez ama arada bir husumet olduğunu düşünüyorum ben. Dört yıllık tutukluluktan sonra casusluk suçu ile suçlanıyor. Ben bu yaklaşımda bir yanlışlık olduğu kanaatindeyim. Benim söylediğimi bir AKP’li söylüyor ve cezalandırılma yoluna gidiyorsa burada bir yanlışlık vardır, iktidar şaşırmış demektir. Ben olsam o partiden bugün istifa ederdim.

‘Herkes verdiği kararla ilgili hesap verecek’

Ben bugün Türkiye’de adalete güvenmiyorum. İktidarla ilgili karar verirken iktidarın gözünün içine bakarak karar veriyorlarsa ondan doğru karar çıkmaz güvenmem. Bugünler geçecek. Gerçeklerin tereddütsüz konuşulduğu günler gelecek. Hâkimler de hesaba çekilecek. Herkes verdiği kararla ilgili hesap verecek, her hâkim vereceği kararı vermeden önce düşünmek zorunda. Siz basit bir menfaat için fikrinizi kararınızı değiştirir yanlış karar verirseniz bunun hesabını verirsiniz, bunu hem hâkimlere hem onları tayin edenlere söylüyorum yetkililere rağmen bir hâkimin verdiği karar adalettir.”

Paylaşın

Karamollaoğlu: AK Parti’den İnsanların Kopmamasının Üç Sebebi Var

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu “AK Parti’den insanların kopmamasının üç sebebi var” dedi; Tuzu kuru olanlar, sosyal yardım alanlar, cami cemaati olanlar.

SP Lideri Karamollaoğlu, yapılan çeşitli seçim anketlerinde AKP’nin oy oranının belli bir oranın altına düşmemesini yorumladı. Habertürk’ten Kemal Öztürk’e konuşan Karamollaoğlu “AK Parti’den insanların kopmamasının üç sebebi var” diyerek şu ifadeleri kullandı:

“Tuzu kuru olanlar”

Yani bankada parası çok olanlar. Yaklaşık olarak aileleriyle birlikte 5 milyon insan bu ekibin içinde. Bunların keyfi yerinde. Paradan para kazanıyorlar.

“Sosyal yardım alanlar”

Sosyal yardım alan 4.5, 5 milyon aile olduğu söyleniyor. Bu, 10 ila 15 milyon arası fert eder.

“Cami cemaati olanlar”

En çok endişeli olan bu kesim. Ben ‘cami cemaati’ olarak tanımlıyorum bunları. Sayıları 3 mü, 5 milyon mu bilemiyorum. Bu kesimin başörtüsü, Kuran kursu, İmam Hatiplerle ilgili hala kafalarında endişe var. ‘Acaba AK Parti giderse bizim bugünkü kazanımlarımız elden gider mi?’ endişesi var.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Seçime Kadar Devam Edecek

SP Lideri Karamollaoğlu, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, “Altılı masa Türkiye’nin geleceğini belirleyen en önemli teşebbüstür. İçeride farklı konular da gündeme geliyor. Farklı yaklaşımlar elbette var. Altılı masa seçime kadar devam edecek, hükümeti mutlaka değiştirecek. Buna ciddi olarak inancım var. Ufak tefek değişiklikler olmuş, onları önemsemiyorum” dedi.

Karamollaoğlu, açıklamasının devamında ise “Altılı ittifak devam edecek. Bugünkü sisteme yönelik bir ittifak. Birbirlerinden çok farklı politikaları olan partiler var. CHP başka bir politikası olan, öncelikleri farklı olan parti. İYİ Parti öncelikleri farklı olan parti, biz farklıyız, Demokrat Parti farklı, DEVA, Gelecek elbette farklı. AK Parti ile uzun zaman beraber yürümüşler, bir şeyler beklemişler, sonunda ‘bu iş artık gitmiyor’ demişler ve ayrılmışlar. Bunu yapanları kınayamam. Bu arkadaşlarımız çok büyük erdem gösterdiler. ‘Artık bu iş böyle gitmez’ dediler. Bunu herkes söyleyemez. Takdir edilmeleri icap eder.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Habertürk Televizyonu’nda Hülya Hökenek’in sorularını yanıtladı. Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“AK Parti sürekli kan kaybediyor. Buna rağmen de yine bir ağırlığı var. Yüzde 30’ların altına da inse, CHP ile başa baş gidiyor neredeyse. AK Parti’den kopan yüzde 15’lik kesim var. Henüz nereye meczedeceğini belirlemedi. İster istemez herkes zihninde bu soruyu soruyor; acaba bu yüzde 15’lik seçmeni nasıl etkileriz? Bundan daha tabii bir iş olmaz. Bu seçmen neden “Ben AK Parti’yi desteklemeden vazgeçtim, şimdi sizi destekliyorum” demedi. Demek ki endişeleri ve beklentileri var. Yüzde 15’lik kesim çok büyük mana ifade ediyor. Yüzde 15’i cezbedecek olan siyasi parti veya ittifak bu seçimde en büyük hamleyi yapacak.

Sayın Cumhurbaşkanının gayretleri ile her ne kadar AK Parti eriyorsa da birkaç puanı da tutmak için ciddi çaba sarf ediyor. Orada da başarısızlar diyemem. Bundan dolayı AK Parti’den kopacaklar olacak bundan sonra.

Son zamanlarda gündeme getirdikleri her konu artık AK Parti’nin kendi ayaklarının üzerinde duramayacağını gösteriyor. Seçim Kanunu niye değişti? Hakimler, seçim kurulları neden değişti? Neden AK Parti’nin etkileyebileceği bir yapıya eviriliyor. İttifaklardaki avantajlar bütünüyle neden ortadan kaldırıldı? Cumhur, Millet ittifakı derken bunların oluşturduğu kümelerin avantajları vardı. O avantajlar bir bakıma kalktı.

Şimdi yeni kanunlar getiriyor. Mesela TÜİK. Sen enflasyon rakamlarını hesap edip, mutlaka izin alacaksın. Hoppala bu ne yahu! Diyor ki, ‘Yayınlayamazsın TÜİK’ten izin alacaksın.’ Eğer bu doğruysa vay geldi başımıza. Daha da ileri gidebileceklerini düşünürüm. Oyunu verirken herkes görsün niye saklıyorsun diyebilir mi? Der. Orada kendi emniyet güçleri görsün, başına geleceklerini hesap etsin diye. Bu bir faraziye. Ama TÜİK’le ilgili kanun getireceklerse, fikir, düşünce, akademik hürriyetle bağdaşması mümkün olmayan bir davranış olur. AK Parti verdiği sözleri tutamıyor. Yasaklamakla bu problemleri çözmüş gibi yapıyor.

“Altılı masa seçime kadar devam edecek”

Altılı masa Türkiye’nin geleceğini belirleyen en önemli teşebbüstür. İçeride farklı konular da gündeme geliyor. Farklı yaklaşımlar elbette var. Altılı masa seçime kadar devam edecek, hükümeti mutlaka değiştirecek. Buna ciddi olarak inancım var. Ufak tefek değişiklikler olmuş, onları önemsemiyorum.

Altılı ittifak devam edecek. Bugünkü sisteme yönelik bir ittifak. Birbirlerinden çok farklı politikaları olan partiler var. CHP başka bir politikası olan, öncelikleri farklı olan parti. İYİ Parti öncelikleri farklı olan parti, biz farklıyız, Demokrat Parti farklı, DEVA, Gelecek elbette farklı. AK Parti ile uzun zaman beraber yürümüşler, bir şeyler beklemişler, sonunda ‘bu iş artık gitmiyor’ demişler ve ayrılmışlar. Bunu yapanları kınayamam. Bu arkadaşlarımız çok büyük erdem gösterdiler. ‘Artık bu iş böyle gitmez’ dediler. Bunu herkes söyleyemez. Takdir edilmeleri icap eder.

Fikirlerine, düşüncelerine saygı göstermek icap eder. Geçmişte AK Parti’nin içinde çok önemli pozisyonda bulunmuşlar. Bakanlık, Başbakanlık yapmışlar, hiçbirisini küçümseyemeyiz. Son merhalede ‘Bu iş burada bitti, Sayın Cumhurbaşkanımızla fikirlerimiz örtüşmüyor’ dediler. Bundan sonra da AK Parti’den kopanlar oldu. Yüzde 15. Bunlar da karar vermediler henüz. Bu kesim ne istiyor, neden endişe ediyor, ne bekliyor? Onu da gündemimize almamız icap eder.

AK Parti’nin politikalarını prensip itibariyle baştan beri dış politika başta olmak üzere tasvip etmiyorum. Ama attıkları birtakım adımlar var ki, bu millet buna susamıştı. Ayasofya’nın açılısına gitmiyorum diye kesinlikle hafife almadım. Çok büyük adım attılar tebrik ediyorum. Başörtüsü meselesini çözdüler. Bakanlar, milletvekilleri, valiler, emniyet mensupların arasında başörtülüler var. Bunlar takdir edilecek adımlar. Biz bunları takdir etmiyoruz dememiz mümkün değil. İmam hatip okulları problem olmaktan çıktı. Ancak eylemleri ile söylemleri uyuşmamaya başladı. Bu bizim için önemli kriter. Çocuklara okulda adaleti, dürüstlüğü, vefakarlığı anlatacaksınız, ondan sonra yolsuzluklarda zirveye çıkacaksınız. Adaleti kendi inhisarına alacaksınız. Benim dediklerime uyan hakimler derseniz, ipler kopar. Bizim itirazımız bu çelişkilere.

“Biz toplumumuzun tamamını kucaklamaya hazırız”

Toplum da bilsin; bizim özellikle inançlı kesim, manevi değerlerine önem veren kesimin kazanımlarından 1 milim bile taviz vermeyiz, verdirtmeyiz, böyle bir ittifakın içinde bulunmayız. Bu konuda kazanımlarımızdan taviz verilmeyeceğine inanarak birlikteliği yürüttük. Şimdiye kadar bunun zıddına tek bir kelime gündeme gelmedi. Biz AK Parti’nin yanlış politikalarının karşısınayız. Şu anda bunlar zirveye çıktı. Demokrasi, adalet, fikir özgürlüğü diyorlardı. Şimdi Meclis’e bir kanun sevk etmeye kalkıyorlar. TÜİK’ten izin almadan görüş açıklarsan senin canına okurum. İlmi özgürlüğün var olduğu ülkede bu nasıl düşünülebilir? Onun için bizim yaklaşımız çok farklı ve olumlu istikamette. Biz toplumumuzun tamamını kucaklamaya hazırız.

Altılı masada aldıkları oya göre herkesin fikrini söyleme hakkı yok. Herkesin fikrini söyleme hakkı eşit. Sayın Kılıçdaroğlu ana muhalefet lideri. Elbette onun toplumda karşılığı farklıdır. O masada herkes kendi fikrini söylemekte, sonuna kadar savunmakta serbest. Bunun bilinmesinde fayda var. Herhangi bir siyasi parti altılı masanın liderliğini yapıyor konumunda değil. Bunu özellikle CHP’nin, ana muhalefet partisi olma özelliğini reddederek söylemiyorum. Ama masada herkes eşit söz hakkına sahip.

Zorluyorlar ille de adayınızı belirleyin. Cumhurbaşkanı seçimleri yapıldı, kimse kimseye ‘şu adayı açıklayın da görelim’ dedi mi? Biz mantıksızlıkları ortaya koymaktan bayağı becerili toplum haline geldik. Cumhur İttifakı niye açıklamıyor? Sayın Bahçeli Sayın Erdoğan’ı ‘Bu benim adayım’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanı bugüne kadar ‘Ben adayım’ dedi mi? Tayyip Bey, seçime kadar gözlemleyecek, kaybetme ihtimali güçlü olduğu takdirde başka bir adayı gösterecek. Kendisi kaybetmiş olmayacak, başka aday kaybedecek, bu söyleniyor. Doğru mudur bilemem. Hiçbir zaman adaylar seçim sathı mailine girmeden açıklanmaz. Niye açıklansın? Ben belli sürede o adayın canına okurum, iftiralar atarım, sonunda o adamı çürütürüm, maksat bu. Ben bu tip iddiaları hiçbir zaman cevap vermiyorum. Bu zorlama doğru bir zorlama değil.

Bu soruların hepsi tamamen şu günkü şartlarda afaki sorulardır. Ben burada ittifak olabilir dedim diye, Cumhurbaşkanı adayını da bu ittifak çıkarır diye bir şey olur mu? Bunları kafa karıştıracak, kafaları daha da karıştıracak sorular olarak görüyorum. Milletin hakikaten zihni karışık. Ne olacağını kestiremiyor. Eğer bunlar ciddi manada gündeme getirilen konular, Meclis’e sevk edilecekse, TÜİK Kanunu gibi. TÜİK’ten izin almadan enflasyon açıklanmayacak, hoppala! Komünist Rusya’da gidin söyleyin, ‘deli misin’ derler. Bu iktidar olması mümkün olmayan o kadar çok işe imza attı ki, korkmaya başladık. Acaba bunlar da doğru olur mu diye.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu ‘Üçüncü İttifak’ Sözlerine Açıklık Getirdi

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, katıldığı bir programda yaptığı konuşmada yer alan “Üçüncü ittifak olabilir” ifadesi üzerine başlayan tartışmalar sonrası, sosyal medya hesabından açıklama yaptı.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Üçüncü ittifak konusunda, dünkü yayında biz, ‘ittifak içinde ittifaklar’ olabilir kanaatini gündeme getirmiştik; öyle görülüyor ki, eksik kalmış veya yanlış anlaşılmış” dedi.

Konuşmasında 6’lı masayla ilgili farklı bir fikir gündeme getirmediğini belirten Karamollaoğlu, “Nasıl ki Demokrat Parti ile İYİ Parti, ‘ittifak içinde bir ittifak’ içindelerse; aynısı farklı biçimlerde olabilir, benim söylemek istediğim budur. Ayrıca ben, seçimle ilgili bu tip konuların seçim sath-ı mailine girilmeden görüşülmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim” dedi.

Birkaç ay sonra bu konuları daha rahat konuşabileceklerini belirten Karamollaoğlu, “Çok açık ifade ediyorum: Cumhur İttifakı bu konuların bugünden görüşülmesini istiyor; çünkü bir yerlerden bir şeyleri karıştırıp, ‘acaba fitne çıkarabilir miyiz’ derdindeler” ifadelerini kullandı.

Temel Karamollaoğlu, Karar TV’de katıldığı programda, 2018 seçimlerinde uygulanan sistemde, ittifaka katılan partilerin çıkaracağı milletvekili sayısının, ittifak oylarının her bir partinin oyuna bölünmesi ile hesaplandığını ancak şimdi her partinin kendi oy oranına göre milletvekili çıkaracağını hatırlatmış ve yeni yol aramak gerektiğini söylemişti.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Üçüncü İttifak’ Çıkışı

SP Lideri Karamollaoğlu, katıldığı bir programda üçüncü ittifak ile ilgili, “Üçüncü ittifak, yeni seçim kanunundan dolayı olabilir. Tek tek de girilirse, 3 partinin aldıkları oyu birlikte oldukları takdirde üst üste koysanız daha büyük çoğunluk elde edersiniz. Milletvekili çıkarma ihtimali artar. Veya böyle bir ortam oluştuğu takdirde bu bir yeni katılıma vesile olabilir” dedi.

Karamollaoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Bunlar zaman içerisinde görüşebilecek hususlar. Ben şimdiden bunun detayına girmenin şahsen faydası olmadığı kanaatindeyim çünkü bu durum farklı komploları gündeme getirip milletin zihnini karıştırır” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Karar TV’nin Youtube kanalında gazeteciler Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını cevapladı. Karamollaoğlu, “AK Parti’den kopan yüzde 15’lik kesim AK Parti’nin memleketin sorunlarını çözemediğini gördü. Herkes yanlışı gördü ancak bunu düzeltme konusunda bir ittifak sağlayamadı. Biz de dahil olmak üzere arayışta olacağız. Zaman içerisinde bir neticeye varacağız” diye konuştu.

AK Parti ve MHP’nin beraber yaptığı yeni ‘Seçim Kanunu’na ilişkin soruya da cevap veren Karamollaoğlu, yeni Seçim Kanunu ile beraber artık şartların değiştiğini belirterek ‘üçüncü ittifak’ çıkışında bulundu. Karamollaoğlu, “Eski sistemde, ittifak eden partiler önce tek oymuş gibi ittifaklar arasında bölünüyor sonra milletvekilleri çıkıyor ve milletvekilleri kendi aralarında pay ediliyordu. Şimdi o avantaj kalktı. Yeni yollar aramak icabet eder. Bunu kamuoyuna ilk defa söylüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üçüncü ittifak olabilir”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, üçüncü ittifak ile ilgili şunları söyledi: “Şimdi değişti şartlar. Seçim kanunu ile birlikte görüşlerimiz de değişti. 6’lı masa aslında muhalefetin diyalog ortamını oluşturuyor. İlle de her noktada birlikte hareket etme mecburiyeti yok. Zaten bu durum da çıkan kanunla ortadan kalkmış oldu. 6’lı masanın olması, meselelerin birlikte yürütülmesine fırsat veriyor. Bunun faydalı olacağını düşünüyorum. Ama üçüncü ittifak, yeni seçim kanunundan dolayı olabilir.

Tek tek de girilirse, 3 partinin aldıkları oyu birlikte oldukları takdirde üst üste koysanız daha büyük çoğunluk elde edersiniz. Milletvekili çıkarma ihtimali artar. Veya böyle bir ortam oluştuğu takdirde bu bir yeni katılıma vesile olabilir. Bunlar zaman içerisinde görüşebilecek hususlar. Ben şimdiden bunun detayına girmenin şahsen faydası olmadığı kanaatindeyim çünkü bu durum farklı komploları gündeme getirip milletin zihnini karıştırır.”

Paylaşın

Karamollaoğlu, ‘Hayat Pahalılığı’ Üzerinden İktidara Yüklendi

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, hayat pahalılığı üzerinden iktidarı sert sözlerle eleştirerek, “Erdoğan hükümeti milletin ekmeğine göz dikti” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, TÜİK’in açıkladığı son rakamların bile Erdoğan hükümetinin ülkemizi içine soktuğu darboğazı tüm çıplaklığıyla ortaya koyduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, “Enflasyon %61’lik  oranıyla son 20 yılın zirvesini yenilemiş oldu! Bireysel kredi ve kart borcundan dolayı takibe düşenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 3 kat arttı. İç savaş olmak üzere siyasi krizler yaşayan ülkelerin enflasyonunun çok daha üstünde bir enflasyonla karşı karşıyayız…” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, konuşmasının devamında ise, “Bizim ikazlarımıza rağmen ‘Ben Ekonomistim’ diyen Erdoğan hükümeti ve ortakları dört yıl önce Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, direksiyonu bugün gitmekte olduğumuz uçuruma doğru kırmışlardı. Bugün gençler; dünya turunu, ülkeyi gezmeyi bırakın bayramda memleketlerine gidecekleri otobüs biletini almakta bile zorlanıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanının bunlardan haberi yok, gerçeklerden kopmuş durumda!” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

Bir kez daha Ramazan’a ulaşmanın sevinci ve coşkusunu yaşıyoruz. Bir zamanlar Ramazan demek; kalabalık iftar sofralarında dostlarımız ve sevdiklerimizle bir araya gelmek, huzuru paylaşmak demekti. Ramazan demek; mahalledeki esnafı, sokaktaki komşuları, akrabaları iftar sofrasında ağırlamak demekti.

Fakat bu Ramazan, halkımız Ramazan sevincini geçim derdiyle karşılamak zorunda kaldı. Bırakın iftar davetlerinde misafir ağırlamayı kendileri için bile iftar menüsü hazırlamak külfete dönüştü. Çarşı pazarda sebze ve meyveler taneyle satılır oldu. “Avrupa’da meyveyi taneyle alıyorlar” efsanesi, ülkemiz için ağır bir gerçeklik halini aldı. İnsanımız eski Ramazanları, özellikle de ekonomik koşullar yönünden hakikaten arar oldu.

Nasıl aramasın ki? İşte Ramazan ayının adeta olmazsa olmazlarından Ramazan pidesi.. İllere ve çeşitlerine göre fiyatlar değişiyor fakat ortalamasını aldığımızda; bir aile iftar ve sahur için sadece ikişer tane Ramazan pidesi alsa; günlük yaklaşık 30 Lira, bir ayda 900 lira! Bu parayı nasıl ve nereden karşılayacak? Yine aynı şekilde tek tek satılan sebzelerin fiyatları, pazar tezgahlarındaki fiyat etiketleri; zorlu bir kışın ardından zorlu bir Ramazan ayı geçireceğimizi gösteriyor.

1 domates, 1 salatalık, 1 patlıcan ve 1 biber; bakıyorsunuz; toplam 20 lira tutmuş. Tanesi 5 liradan, kilosu 20 liradan az bir şey kalmamış pazar tezgahlarında… Bir esnafımız yazmış sattığı domateslerin üzerine; “Maalesef 20 TL!” Üreten çiftçi üzgün, satan esnaf üzgün, alan ve alamayan vatandaş üzgün ve perişan…. Buna sebep olan iktidar ise vurdumduymazlığa devam ediyor!

“Erdoğan hükümeti, milletin ekmeğine göz dikmiştir”

Cumhurbaşkanı ise; “milletin ekmeğine göz dikenlere müsamaha göstermeyeceklerini” söyleyerek, hedef şaşırtmaya çalışıyor. Milletin ekmeğine göz dikmenin daniskası yüksek enflasyona sebep olmaktır! Bir yerde enflasyon varsa orada mutlaka gelir adaletsizliği vardır ve orada zenginin daha zengin fakirin daha fakir olması ise mukadderdir. İşte Erdoğan hükümeti, Türkiye’yi içine soktuğu yüksek enflasyon sebebiyle milletin ekmeğine göz dikmiştir. İnsanlar, sahurda sofraya ne koyacaklarını, iftarı neyle açacaklarını düşünüyorlar ve yoksulluk her geçen gün büyüyor.

Mutfak tüpünün fiyatı 300 lirayı geçti. Geçtiğimiz yıl bu zamanlar bir asgari ücretli, 2825 lira olan maaşıyla 25 mutfak tüpü alabiliyorken; bu yıl maaşı yüzde 50’lik artışla 4250 lira olmasına  rağmen sadece 14 tane alabiliyor. Şimdi soruyorum: 2825 mi büyük 4250 mi? Düşen sadece paranın değeri mi, yoksa düşen aynı zamanda alın teri ve emeğin de değeri midir? Hangi ürünü ele alırsak alalım, hepsinde durum aşağı yukarı aynı.. Akaryakıt, ayçiçek yağ, patates, salatalık, et, ekmek; hiç fark etmez..

Ekonomide vahim tablo ortadayken, Sn. Erdoğan ise son günlerde verdiği tavsiyelerle bizleri epey şaşırtıyor doğrusu.. Manda yoğurdu, kestane balı, hurma ve yulaf ezmesinden oluşan şifa iksirinden sonra; gençlere verdiği tavsiyelere de kızsak mı gülsek mi bilemedik doğrusu.. “Şöyle güzel aromalı bir kahve, sonra Türkiye’yi mutlaka gezin, hatta o da yetmez şöyle bir dünya turu yapın…” diye tavsiyelerde bulunuyor…

Gençler, bayramda ailelerinin yanına memleketlerine gidecekleri otobüs biletinin fiyatlarını kara kara düşünüyor; Cumhurbaşkanı dünya turundan bahsediyor. Tur tavsiyelerine hiç girmiyorum bile ama gençler sadece günde 1 kez şöyle arkadaşlarıyla güzel aromalı bir kahve içseler, aylık 1000-1500 lira tutuyor… Sn. Erdoğan; keşke işiniz yaşam koçluğu olsaydı; hakikaten başarılı olurdunuz. Ama maalesef, size bunu üzülerek hatırlatmak isterim ki; siz her 3 gençten 1’inin işsiz olduğu, enflasyonun üç haneli rakamlara yaklaştığı, milyonlarca insanımızın da açlık ve yoksulluk sınırının altında bir gelirle hayata tutunmaya çalıştığı ülkemizi son 20 yıldır yöneten kişisiniz!

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan ‘Altılı Masa’ Çıkışı: Kararlıyız

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, altı muhalefet partisinin ittifakı için, “İktidarın, seçim Kanununda değişiklikler yaparak bu birlikteliği dağıtma gibi heveslerini boşa düşürmeye ve hep birlikte kararlı bir şekilde ülkemizin problemlerini çözmeye kararlıyız.” dedi.

Haber Merkezi / Karamollaoğlu, basın açıklamasında, ekonomik sorunlar üzerinden iktidarı da eleştirerek, “Yoksulluğu bitirme vaadiyle iş başına gelen Ak Parti, yoksulluğu geniş bir tabana yaydı. Orta sınıf çöktü, dar gelirli kesim daha da yoksullaştı. Halkın içinden geldiği imajını vermek için göreve geldiği ilk yıllarda Keçiören’de mütevazı bir apartman dairesinde oturmayı tercih eden Cumhurbaşkanı sırça köşküne taşındığı günden bu yana gerçekleri duymaz, hakikatleri görmez oldu” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Sayın Cumhurbaşkanı halkın geçim derdini hafife aldığı, uzayan kuyrukları görmezden geldiği yetmiyormuş gibi daha sağlıklı beslenmek için manda yoğurdu, kestane balı, hurma ve yulaf yemeyi tavsiye ediyor. Latife yapıyor herhalde.” dedi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Vahyin nazil olduğu mübarek Kur’ân ayına, bir ömre bedel bir geceye sahip olan gufrân ayına, ihtirasların durulduğu, kardeşlik duygularının dirildiği, şefkat hislerinin bayraklaştığı aya; Ramazan ayına Hoş geldin diyoruz.

Deva Partisi ev sahipliğindeki toplantımız; ülkemiz ve insanımız adına çok faydalı olacak şekilde gerçekleştirildi. Tüm engellemelere rağmen ortak irademizin, istişarelerimizin ve kararlılığımızın güçlü bir şekilde devam etmesi kanaatine varıldı. İktidarın, seçim Kanununda değişiklikler yaparak bu birlikteliği dağıtma gibi heveslerini boşa düşürmeye ve hep birlikte kararlı bir şekilde ülkemizin problemlerini çözmeye kararlıyız.

Vatandaşlarımız çok zorlu bir kışı geride bıraktı ama daha önce de belirttiğimiz gibi yediği bu ayazı unutmayacaktır. Şimdi önümüz bahar ve Ramazan fakat yine çok zorlu günler insanımızı bekliyor; iktidar ise insanımızın feryadını duymazdan, yaşadığı problemleri görmezden gelmeye devam ediyor. İktidara sormak istiyorum ya Allah aşkına siz bu milletten ne istediniz de size vermedi? Milletin size desteğinin karşılığında siz, milletin iliklerine kadar sömürmeyi, perişan bırakmayı bir başarı olarak gördünüz. Yolsuzluğu, yokluğu, israfı ortadan kaldırmak için geldiler ama bunların hepsini kurumsallaştırdılar.

Her gün bir başka bahane üretiyorsunuz. Bir ev kurmanın maliyeti geçen yıldan bugüne en az %100 artmış. Bekarlar evlenemiyor, evliler geçinemiyor bunu neyle açıklayacaksınız.

Asgari ücretliler ve emekliler başta olmak üzere milyonlarca insanımız açlık sınırında. Memurlar, beyaz yakalılar, evine 2-3 maaş giren milyonlarca aile yoksulluk sınırının altında. Bunu neyle açıklayacaksınız? Bu beceriksizliğin ta kendisidir.

Yoksulluğu bitirme vaadiyle iş başına gelen Ak Parti, yoksulluğu geniş bir tabana yaydı. Orta sınıf çöktü, dar gelirli kesim daha da yoksullaştı.

Halkın içinden geldiği imajını vermek için göreve geldiği ilk yıllarda Keçiören’de mütevazı bir apartman dairesinde oturmayı tercih eden Cumhurbaşkanı sırça köşküne taşındığı günden bu yana gerçekleri duymaz, hakikatleri görmez oldu. Sayın Cumhurbaşkanı halkın geçim derdini hafife aldığı, uzayan kuyrukları görmezden geldiği yetmiyormuş gibi daha sağlıklı beslenmek için manda yoğurdu, kestane balı, hurma ve yulaf yemeyi tavsiye ediyor. Latife yapıyor herhalde.

Eurostat verilerine göre, Erdoğan’ın bizi kıskandığını iddia ettiği Avrupa’ya en çok iltica başvurusu yapan ülkelerden birisi haline geldik. Suriye, Afganistan, Irak ve Pakistan’ın ardından Avrupa’ya iltica başvurusunda bulunan ülkeler arasında 5. sıradayız.

Biz Saadet Partisi olarak insanımızı yeniden ülkesiyle barıştırmakta kararlıyız. Ülkemizin problemlerine kalıcı çözümler üretmek için varız. Biz, insanımızı insanca yaşatmak için varız.

Bazı insanlar yavruyken köpek alıp büyüyünce sokağa atıyor. Evine aldığın köpeği başı boş bırakamazsın! Yetkililer ise köpek saldırıları konusunda mutlaka bir çözüm getirmelidir. Sokak hayvanlarını korumak, onların can güvenliğini sağlamak da bizim sorumluluğumuzdadır. Ancak daha öncelikli görevimiz insanların can güvenliğini sağlamaktır.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: ‘Ekonomik Pandemi’ İle Karşı Karşıyayız

SP Lideri Karamollaoğlu, “Kapanma döneminden sonra şimdi de kapatma dönemini yaşıyoruz. ‘Ekonomik pandemi’ ile karşı karşıyayız adeta! Evde vatandaşımız kombisini kapatıyor, Esnafımız kepenk kapatıyor, Dolmuş, otobüs ve taksi şoförlerimiz kontak kapatıyor; kapatmak zorunda kalıyor…” dedi.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, akaryakıt, doğal gaz ve gıda ürünlerine üst üste gelen zamlara tepki gösterdi. SP Lideri Karamollaoğlu, “Hükümet ise gözünü, kulağını kapatmış; ya da daha vahimi görmezden, duymazdan geliyor” ifadelerini kullandı.

Karamollaoğlu’nun sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“Kapanma döneminden sonra şimdi de kapatma dönemini yaşıyoruz. ‘Ekonomik pandemi’ ile karşı karşıyayız adeta! -Evde vatandaşımız kombisini kapatıyor, -Esnafımız kepenk kapatıyor, -Dolmuş, otobüs ve taksi şoförlerimiz kontak kapatıyor; kapatmak zorunda kalıyor…

Hükümet ise gözünü, kulağını kapatmış; ya da daha vahimi görmezden, duymazdan geliyor. Halbuki, hayat pahalılığına karşı virüsle mücadele eder gibi ciddiyetle tedbir alınması gerekir. Gelinen noktada, öncelikle ‘eşel mobil sistemi’ derhal yeniden hayata geçirilmelidir.”

Paylaşın

Karamollaoğlu, Erdoğan’a Sert Sözlerle Yüklendi

Sosyal medya hesabından açıklama yapan SP Lideri Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hekimlere yönelik sözlerine tepki göstererek, “Hekimlere yönelik itibar suikastı yapıyor adeta!” dedi.

Haber Merkezi / Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarına sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar ile tepki gösterdi. Karamollaoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, söylenmemesi gereken cümleler sarf etmiş hekimlerimiz için. Hekim maaşlarını çok buluyor. Aslında; bugünkü şartlarda bir hekimin bir aylık maaşıyla, orta sınıf bir aracın yakıt deposunun en fazla altı kez dolacağını bilmiyor numarası yapmaya çalışıyorlar!

Bütçeden sonra Meclis’te görüşüleceği sözü verdikleri sağlık emekçilerinin maaş, ek ödeme ve emekli maaşlarında artış yapılmasını kapsayan düzenlemeyi Meclis’e getirmeyeceklerini ikrar etmek yerine; hekimlere yönelik itibar suikastı yapıyorlar adeta!

Ayrıca madem yurt dışına gidenlerin dönmesini sağlayacak imkanlar verilecekse; şu anda yurtta bulunanlardan bu imkanlar neden saklanıyor? Hatta bu imkanlar var idiyse; neden daha öncekilerin yurt dışına gitmesine neden olundu ve seyirci kalındı?

Hiç kimse kusura bakmasın! Güven vermek yerine tehdit eden devlet, vatandaşına nasıl nitelikli sağlık hizmeti sunacak? Erdoğan ve Hükümeti ise ister anlasın ister anlamasın; bir hekim kolay yetişmiyor!

Hekimlerimiz ve diğer bütün sağlık emekçilerine ahde vefa gösterilmelidir. Gösterdikleri emek ve aldıkları ücret arasındaki mağduriyet oluşturan fark giderilmelidir. Sağlığımızı koruyanları korumak yerine korkutmaya tevessül eden tavırlara da kesinlikle son verilmelidir!”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada, “Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi. En çok maliyeti yüksek olan da hangi birimdir? Sağlıktır. Ama şimdi ‘efendim işte az para veriyormuş’. Sordum, en az alan ne alıyordur? 8 bin, 9 bin. En yüksek alan ne alıyordur? İşte 25 bin civarında alıyordur. E buna rağmen özel sektör çok daha büyük paralar verdiği için oralara kaçıp gidiyorlarmış. Bakın açık konuşuyorum. Varsın gidiyorlar, gitsinler” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın