Üst Araması Dayatması: Demirtaş’tan Görüşlere Çıkmama Protestosu

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Ramazan Demir, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Edirne Cezaevi’nde Sayın Selahattin Demirtaş’a onur kırıcı üst araması dayatılmaya başlanmıştır” dedi ve ekledi:

“Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla, bugünden itibaren, Sayın Demirtaş’ın görüş için odadan her çıkış ve girişinde, kameraların önünde ayakkabılarını çıkarması dayatılmaktadır.

Sayın Demirtaş, bu uygulamayı onur kırıcı bir zorbalık olarak tanımladığını ve asla kabul etmeyeceğini belirterek bundan böyle aile, avukat ve milletvekili görüşlerine çıkmayacağını ifade etmektedir.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatlarından Ramazan Demir, Demirtaş Savunma Grubu adına yazılan metni sosyal medyadan paylaştı.

Avukat Ramazan Demir’in paylaştığı açıklamada, Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan Demirtaş’ın, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla onur kırıcı üst arama dayatmasına maruz bırakıldığı belirtilerek, “Sayın Demirtaş’ın görüş için odadan her çıkış ve girişinde, kameraların önünde ayakkabılarını çıkarması dayatılmaktadır” denildi.

“Sayın Demirtaş, bu uygulamayı onur kırıcı bir zorbalık olarak tanımladığını ve asla kabul etmeyeceğini belirterek bundan böyle aile, avukat ve milletvekili görüşlerine çıkmayacağını ifade etmektedir” sözlerinin yer aldığı açıklama şöyle son buldu:

“Konuyla ilgili, DEM Parti Genel Merkezi de acilen bilgilendirilmiştir. Parti yetkilileri, Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunarak bu onur kırıcı dayatmadan derhal vazgeçilmesini isteyecektir.”

DEM Parti’den Demirtaş açıklaması

Demirtaş’a yönelik dayatmaya DEM Parti bir açıklama ile tepki gösterdi. DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun açıklama şöyle:

“Edirne Cezaevi’nde hukuksuz şekilde rehin tutulan yoldaşımız Selahattin Demirtaş’a, görüşlere gidip gelirken onur kırıcı üst araması uygulamasının dayatılmaya başlandığı avukatları tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.

Demirtaş’a yönelik bu onur kırıcı ve hukuksuz dayatmayı reddediyoruz. Seçim çalışmalarımızın engellenmesini de amaçlayan cezaevlerindeki artan bu baskıların sorumluluğunun Adalet Bakanlığı ve iktidarda olduğunu ifade ediyoruz.

DEM Parti olarak, seçim çalışmalarımızı seçilmişlerimizin ve tutsak arkadaşlarımızın da katıldığı bir kampanyayla yürütmekteyiz. Seçim çalışmaları başladığından bu yana halkımızın her alanda partisini sahiplenmesi karşısında siyasi acziyet yaşayan iktidar her türlü hukuksuzluğu devreye koymaktadır. Ancak bilinmelidir ki insanlık onuruna aykırı olan bu hukuksuzluklar ile DEM Parti durdurulamaz.

Demirtaş’a ve cezaevlerindeki arkadaşlarımıza karşı artan insanlık dışı uygulamaların bir an önce son bulması çağrısı yapıyoruz. Demokratik muhalefeti ve kamuoyunu da bu hukuksuzluklara karşı çıkmaya ve birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Aylar Sonra Yazılı Açıklama: Kirlenmemiş Şeyler Uğruna

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Kirlenmemiş Şeyler Uğruna” başlığıyla yazdığı yazıda, Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığı sürecinde yaşananları değerlendirdi.

Haber Merkezi / Başak Demirtaş’ın sosyal medya hesabından yayınlanan yazıda Selahattin Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

Halkın yararına, yoksulların, emekçilerin, ezilenlerin yararına siyaset yapmıyorsanız yaptığınız şey siyaset değil, ‘ucuz kasaba tüccarlığıdır.’ Şu son yirmi günde yaşanan tartışmalara bile bakarak maalesef ki şu tespiti rahatlıkla yapabiliriz; Türkiye’de artık siyaset değil ‘tüccarlık’ yapılıyor. Yaptığımız her siyasi hamlenin altında illaki bir hinlik, bir cinlik arayanlar herkesi kendileri gibi zannediyor. Kimsenin aklına, erdemli bir amaç için siyasi hamle yapılmış olabileceği gelmiyor. Çok yazık, çok üzücü ama siyasi partiler birer koltuk, makam, rant elde etme mekanizmasına dönüştü.

O nedenle Başak Demirtaş’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkan adaylığını da Dem Parti’nin üçüncü yol çabalarını da anlamıyor, anlayamıyorlar. Herkesin aklına ilk olarak mutlaka kirli bir pazarlık yapılmış olma ihtimali geliyor ama kimse demokrasi ve barışın gelişmesi için insanların siyaset yapabileceğini düşünmüyor. Çünkü hakim siyaset yapma biçimi “çıkar siyaseti” oldu, değerler siyaseti artık unutuldu. Bunun çok hazin ve vahim bir durum olduğunun ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama bu toplumsal çöküş, önümüzdeki yılların çoktan kaybedildiğini gösteriyor, eğer şimdiden müdahale etmezsek.

“Bizimle ilgili bunca spekülasyon yapılırken susmak da olmazdı”

Mahkemelerdeki savunmalarım dışında uzun süredir konuşmuyordum, konuşmaya niyetim de yoktu. Fakat bizim dışımızda ama bizimle ilgili bunca spekülasyon yapılırken susmak da olmazdı. Her spekülasyonu, her yalanı ve iftirayı ciddiye alıp her birine tek tek cevap verecek değilim. Sadece söylemem gerekenleri söyleyip tekrar yerime çekileyim.

Lafı hiç dolandırmadan, madde madde anlatayım.

– DEM Parti ile AKP arasında bir görüşme trafiği var mı bilmiyorum. Ama eğer yoksa bu, iki parti için de büyük bir eksikliktir. Tüm partiler ülkenin, toplumun sorunlarının çözümü için görüşebilmelidir, konuşabilmelidir. Bu son derece meşrudur, hatta geldiğimiz süreç itibarıyla bir görev, bir sorumluluktur.

– DEM Parti ile CHP arasında basına da yansıyan görüşmeler oldu. Çok daha fazla görüşmeliler, konuşmalılar. Aynı şekilde diğer tüm partiler de birbirleriyle konuşabilmelidir. Bunun aksini savunmak siyasetin doğasına aykırıdır.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi kamplaştırmayı, kutuplaştırmayı, düşmanlaştırmayı bitirip herkesin herkesle konuşabileceği bir siyasi atmosferi yaratmaya katkı sunma amacıyla yapılmıştı. Halen dağlardan şehirlere gencecik evlatlarımızın cenazeleri gelmeye devam ederken “terörü kınama” korosunun timsah gözyaşları dökmesi dışında, birilerinin elini taşın altına koyması tüm belediye koltuklarından daha değerli değil mi? “Değil” diyenler bundan sonra -inşallah olmaz- asker cenazelerinde tespih boncuğu gibi dizilip boy göstermesinler.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, DEM Parti’nin ısrarla kurmaya çalıştığı üçüncü yol siyasetini görünür kılmak içindi. “Biz koltuk, makam, rant için değil, halkın acil ihtiyacı olan demokrasi, adalet, barış için siyaset yapıyoruz” demek içindi. “Hayır, bu değerler benim belediye koltuğumdan kıymetli değil” diyen varsa bundan sonra adaletten, demokrasiden dem vurmasın.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi sıkılı yumrukları açmak, tokalaşmayı hatırlatmak içindi. Bunun kıymetini anlayamayanlar bundan sonra yumruk yediklerinde ah vah etmesinler en azından.

– Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi, en ağır bedelleri ödemesine rağmen demokrasi ve barış demekten vazgeçmeyen Kürt halkının ve DEM Parti’nin samimi, erdemli duruşunun göstergesiydi. Hayatı boyunca tek bir bedel ödemeden oturduğu yerden “kocası için pazarlık yaptı” diyen ahlak yoksunları, en azından bundan sonra biraz olsun ahlaklı olmaya çalışsınlar.

Sonuç olarak; Kürt sorunu, Türkiye’de yaşanan ağır demokrasi ve adalet sorunu, ekonomik sorunlar bizim önceliğimizdir. Bu sorunların çözümü için konuşmak isteyen herkesle konuşuruz, ciddiyet ve samimiyet görürsek bir adıma karşılık iki adım atarız. Bunun için de kimseden ne izin ne de icazet alırız. Hele koltuk kavgasına tutuşmuş olanlara hesap verme gibi bir mecburiyetimiz asla olamaz. DEM Parti de bu özgüvenle hareket etmeli, iktidar partisi dahil ana muhalefet ve diğer tüm partilerle görüşebiliyorsa görüşmeli, ilkeler çerçevesinde ve demokrasinin gelişimi için uzlaşabiliyorsa uzlaşmalıdır. Bizim için 31 Mart seçimlerinden çok, 1 Nisan ve sonrası önemlidir.

31 Mart seçimlerini aşırı derecede önemseyenler de bizim demokrasi, adalet, barış arayışımıza, ciddiyetle yaklaşmalıdırlar. CHP meseleyi sırf 31 Mart’tan ibaret görmemeli, uzun soluklu bir demokrasi mücadelesi ittifakını önemsemelidir. AKP ise seçimsiz geçecek bir dört yılı demokrasiye dönüşün fırsatı olarak ele almalıdır. DEM Parti de her iki parti dahil tüm partilerle görüşebilmeli, kim bu ilkelere bağlı kalacaksa onunla uzlaşma aramalıdır.

Başak Demirtaş’ın adaylık iradesi bu yönleriyle, DEM Parti dışındaki siyasi aktörlerce doğru değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, başka kıymetli arkadaşlarımızla seçim yarışına girileceği anlaşılmaktadır. Oysa biz bu siyasi hamleyi seçimden çok toplumsal barış için önemsiyoruz.

Dolayısıyla toplumsal barış ve demokrasinin gelişmesi açısından diyalog ve müzakere için hiçbir zaman geç kalınmış değildir; tüm partiler birbirleriyle konuşabilmelidir. Herkes, meseleyi bu yönüyle ve serinkanlılıkla tekrar değerlendirmelidir. Biz demokrasiye, özgürlüklere ve barışa hizmet ederiz. Ödediğimiz bedeller başka hiçbir şey için değildir. Ve inanıyorum ki bu değerleri kazanacağız, hayata geçireceğiz. Bunun için irademiz de gücümüz de kararlığımız da var.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “Başak Demirtaş” Mesajı

Selahattin Demirtaş, eşi Başak Demirtaş’ın İstanbul adaylığına dair kararına ilişkin, “Başak hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin, halkımız bize güvensin ne yaptığımızı biliyoruz” dedi.

Demirtaş, DEM Parti’ye ilişkin ise, “Biriz, bütünüz aramızda herhangi bir ayrılık gayrılık yok. Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok. Halkın kafasını karıştırmaya çalışanlara kimse pirim vermesin” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki ile partinin Antalya Milletvekili Saruhan Oluç, Edirne 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’yı ziyaret etti.

Mehmet Rüştü Tiryaki ve Saruhan Oluç ziyarete ve Selahattin Demirtaş’ın son tartışmalara ilişkin notunu paylaştı. Tiryaki ve Oluç’un açıklamaları şöyle:

Mehmet Rüştü Tiryaki: “Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunun önüneyiz. Biraz önce önceki dönem Eş Genel Başkanımız Sevgili Selahattin Demirtaş ve Dr. Selçuk Mızraklı’yı ziyaret ettik. Herkese çok çok selamları var. Siyaseti her zamanki gibi büyük bir moralle ve yakından takip ediyor. Sürecin her anını yakından takip ediyor. Kısa bir süre önce babasını kaybetti annesi yoğun bakıma kaldırıldı. Bunun etkisi hala üzerinde ama bunun dışında tam moralli gördük. Hepinize çok çok selamı vardı. Keşke şimdi burada olsaydı beş dakikalığına bütün mesajını aracısız bir şekilde size iletebilseydi. Ama 7 yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde özgürlüğü elinden alınmış durumda.

“Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok”

“Bir mesajı var, çokça tartışılan bir konu sevgili Başak Demirtaş’ın ‘parti eğer uygun görürse böyle bir teklif getirirse, halklarımızın geleceği ve barış için’ adaylığa hazır olduğunu ifade etmişti. Sevgili Başak Demirtaş bugün yaptığı açıklama ile aday adaylığından çekildiğini ifade etti. Bütün bunların partimizin bilgisi dahilinde ve birlikte görüşmeler sonucu alınmış kararlar olduğunu bilmenizi isteriz. Bu konu ile ilgili çok açık bir mesajı (Demirtaş’ın) var. Bunu da sizlerle paylaşmak istiyoruz. Demirtaş’ın söylediği şey şu: Başak hanımın adaylık açıklaması partimize güç vermek içindi, geri çekilme açıklaması da partimizin bilgisi dahilinde. Bütün bu süreçler birlikte yürütülmüştür halkımız bilsin, halkımız bize güvensin ne yaptığımızı biliyoruz, diyor sevgili Selahattin Demirtaş.

Saruhan Oluç: “İki cümle eklemek isterim. Selahattin Demirtaş’ın sözleri ile ifade ediyorum. Dedi ki ‘Biriz, bütünüz aramızda herhangi bir ayrılık gayrılık yok. Parti ile benim aramda ayrılık gayrılık yok. Halkın kafasını karıştırmaya çalışanlara kimse pirim vermesin.’ Net olarak bu mesajı bir kez daha herkese iletmek istiyoruz.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘İstanbul’ Mesajı

2019’da yapılan yerel seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nu destekleyen Selahattin Demirtaş, yaklaşan yerel seçimlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “DEM Parti kimsenin payandası değil” dedi.

Demirtaş, 2019 yerel seçimleri öncesi yaptığı açıklamada, “Birilerine karşıtlık, düşmanlık yapmak için değil; toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirmek için değil; kin, intikam, nefret için değil; kişisel çıkar kavgaları için değil; çocuklarımızın aydınlık yarınları için kullanın oyunuzu.” diyerek bunun ‘çoktan seçmeli’ bir seçim olmadığını kaydetmiş ve Ekrem İmamoğlu’nun desteklenmesi gerektiğini dile getirmişti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, kendisini ziyaret eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık ile yaklaşan yerel seçimleri değerlendirdi.

Medyascope’tan Ferit Aslan‘ın haberine göre Selahattin Demirtaş, yerel seçimler için DEM Parti’nin derli toplu bir şekilde hazırlanması gerektiğini belirtti. Son genel seçimde yaşanan kayıpların telafi edilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, “DEM Parti kimsenin payandası değil” ifadelerini kullandı.

Edirne Cezaevi’nde ziyareti sonrası açıklamalarda Sakık, Demirtaş ile yaptığı görüşmeyi ve DEM Parti’nin büyükşehirlerde kendi adaylarıyla seçime girmesini değerlendirdi. Demirtaş’ın babası için başsağlığı dileklerini ileten Sakık, Demirtaş’la yaptıkları sohbeti de aktardı.

Sakık, DEM Parti’nin büyükşehirlerde kendi adaylarını çıkarması gerektiğini belirterek, “Benim kişisel görüşüm, 2 seçimdir CHP’nin adaylarına oy verdik ama bize yapılan antidemokratik saldırılara karşı cılız bir iki tepki dışında güçlü bir destek göremedik” dedi.

Tabanın bu konuda ciddi tepkisinin olduğunu belirten Sakık, “Biz onlarla hiçbir protokol imzalamadık ve beklenti içinde olmadık sadece demokrasi talebimiz oldu” dedi.  Sakık, kendi adaylarıyla seçime gireceklerini söylediklerinde bazı kesimlerin bu karara, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimleri kaybedeceği gerekçesiyle tepki gösterdiklerini hatırlatarak şunları söyledi:

“İmamoğlu’nun kaybetmesi bizim sorunumuz değil”

“Şimdi kendi adaylarımız ile seçime gireceğiz diyoruz, onlar ‘İmamoğlu kaybeder’ diyorlar. Bu bizim sorunumuz değil. Bizim için önemli olan birbirine benzeyen iki bloğun kayıp ve kazancı değil, bizim için önemli olan 3. yol siyaseti olarak demokratik siyasetin gelişmesidir.”

Sakık, geçmişte CHP’ye verdikleri destekle ilgili hayal kırıklığı yaşadıklarını ve özellikle İstanbul ve Ankara’da “CHP’nin milliyetçi ve Kürt düşmanı kesimleri belediyeler çevresine topladığını gördüklerini” belirtti. Sırrı Sakık, “CHP’nin seçimi kazanmasına rağmen Kürtlere belediyelerde hak tanımadığını ve belediyelerin İYİ Parti ve MHP’nin “arka bahçesi” haline geldiğini” savundu.

Paylaşın

Demirtaş’tan Kürt Sorununun Çözümü İçin 7 Maddelik Öneri

108 siyasetçinin yargılandığı Kobani Davası’nda savunmasını tamamlayan Selahattin Demirtaş, davanın “siyasi intikam davası”, “bu davada tutuklanan herkesin de siyasi rehine” olduğunu savundu.

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, savunmalarının farklı günlerinde de Kürt sorununun çözümüne dair yedi madde sıraladı.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer‘in aktardığına göre; Demirtaş’ın önerileri şöyle:

Muhataplarıyla müzakere edilerek silahlı mücadeleye son verilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda yasal düzenleme yapılarak hızlı, etkili ve kalıcı sonuç alınmalıdır.

Demokratik siyasetin önündeki tüm yasal ve idari engeller kaldırılmalı; gösteri, grev, yürüyüş, miting, örgütlenme ve ifade hürriyeti evrensel standartlarla uyumlu hale getirilmelidir.

Kürt sorununun nihai çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir (TBMM). Bu yönüyle de tüm siyasi partiler çözümün tarafıdır. Esas hedef yeni, özgürlükçü, sivil bir anayasa ile sadece Kürt sorununun değil tüm toplumsal sorunların çözümü olmalıdır.

Kürtlerin bir halk olarak kabulü, anadilini tüm toplumsal alanlarda özgürce kullanması; tarihini, kültürünü koruyup geliştirmesi; kendi kimliğiyle örgütlenmesi; kendini yönetme hakkının tanınması hususları anayasal güvenceye alınmalıdır.

Geçmişte yaşanan acıların, işlenen suçların araştırılıp hakikatle yüzleşmenin sağlanması gerekir.

Resmi ideoloji ve resmi tarih dayatmasından vazgeçilerek bilimsel, objektif tarih ve demokratik cumhuriyet modeliyle devletin reorganizasyona tabi tutulmalı; eleştirel pedagojik, bilimsel eğitime geçilmelidir.

Kürt sorununun sonucu olarak ortaya çıkmış ceza davaları düşürülmeli, TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kaldırılmalı, tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmalıdır.

Paylaşın

Demirtaş’ın Babası Hayatını Kaybetti: Yasımı Cezaevinde Tutacağım

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir Demirtaş, Diyarbakır’a bağlı Kayapınar ilçesindeki evinde hayatını kaybetti.

Tahir Demirtaş’ın cenazesi bugün saat 16.00 sularında Mardin Kapı Mezarlığı’nda defnedildi. Taziyesi Liceliler Yasevi’nde yapılacak.

Selahattin Demirtaş, babası Tahir Demirtaş’ın cenaze törenine katılmadı. Demirtaş’ın yassını cezaevindeki hücresinde yaşamak istediği, bu konuda her hangi bir talepte bulunmayacağı bildirilmişti.

Demirtaş’ın ailesi ve yakınları, avukatı Mahsuni Karaman, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, DEM Parti milletvekilleri Adalet Kaya, Sevilay Çelenk, Saliha Aydeniz, DEM Parti İl Örgütü, Barış Anneleri, DBP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Sultan Yaray, Diyarbakır Barosu avukatları da mezarlığa geldi.

DEM Parti’den de açıklama yapıldı: Rehin tutulan HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir Demirtaş bu sabah hayatını kaybetmiştir. Acımız büyük, sevgili Selahattin Demirtaş’ın, Demirtaş ailesinin ve partililerimizin, halkımızın başı sağolsun.

Ömrünü mücadelede geçiren evlatlar yetiştiren Tahir Demirtaş’ın mekanı cennet olsun. Demokratik siyaset yürütenlere bu acıları yaşatanlar, son anlarında sevdiklerinin yanında olmalarını engelleyen bu zulüm düzeni yarattığı bu öfkede boğulacaktır.

DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: “Önceki dönem Eş Genel başkanımız Sevgili Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir Demirtaş’ı kaybettiğimizi derin bir üzüntüyle öğrendik. Yaşamı adaletsizliklere, eşitsizliklere ve haksızlıklara karşı barış ve demokrasi mücadelesiyle geçen Tahir Demirtaş’a Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz.

Rehine politikaları ile acılarımıza el koyan, sevinç ve üzüntülerimizi bizden koparan bu iktidarın ikiyüzlü siyasetine karşı mücadelemiz devam edecek. Tahir Demirtaş ve aynı mücadeleyi yürüttüğü arkadaşlarımıza sözümüzdür: Bu ülkeye barışı getireceğiz.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: “Değerli yoldaşımız Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir Demirtaş’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Ömrü cezaevi kapılarında, acılarla geçen ama her zaman barışı savunmakta tek bir geri adım dahi atmayan Tahir Demirtaş’a Allah’tan rahmet, ailesi ve tüm halklarımıza sabır diliyoruz.

Yıllardır ailelerimizden ve sevdiklerimizden uzakta, zulümle ve ölümle bizi karşı karşıya bırakan bu sisteme karşı mücadelemizde başarıya ulaşacağız. Bu karanlık dayatma kaderimiz değildir. Acıların son bulduğu, ömürlerin cezaevi kapılarında geçmediği; adalet ve barış dolu bir ülkeyi kuracağımızın sözünü yineliyoruz.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel: Halkların Demokratik Partisi’nin önceki eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir Demirtaş’ın yaşamını yitirdiğini üzüntüyle öğrendim. Tahir Demirtaş’a Allah’tan rahmet, Demirtaş ailesine başsağlığı diliyorum.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan: “Sayın Selahattin Demirtaş’ın ve Demirtaş ailesinin acılarını paylaşıyor, başı sağlığı ve sabır diliyoruz. Uygulanan rehine siyaseti nedeniyle Kürt siyasetçilerin, sevdiklerinin son anlarında yanlarında olamaması ayrı bir zulümdür. Haksız hukuksuz biçimde yıllardır hapis tutulan Kürt siyasetçiler, Gezi tutukluları, hak savunucuları ve basın emekçileri serbest bırakılmalıdır.”

EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca: “Selahattin Demirtaş’ın ve Demirtaş ailesinin başı sağ olsun. Acılarını paylaşıyor, sabırlar diliyoruz. Sevdiklerinin son anlarında yanlarında olamayan Kürt siyasetçilere yapılan bu zulüm daha ne kadar devam edecek! Yıllardır cezaevi kapılarında, evlat özlemiyle çile çektirilen ana babaların ahı, Kürt siyasetçileri birer rehine gibi tutsak eden iktidarın üstündedir. Selahattin Demirtaş ve tüm Kürt siyasetçiler derhal serbest bırakılmalıdır.”

SOL Parti Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş: “Selahattin Demirtaş’ın ve Demirtaş ailesinin başı sağ olsun. Acılarını paylaşıyor, sabırlar diliyorum.”

DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Saygiyit: “Sayın Selahattin Demirtaş’ın babası Sayın Tahir Demirtaş’ın vefâtını öğrenmiş olmanın hüznü içindeyim. Ailesi ve dostlarının başı sağolsun. Böylesi acı bir haberi haksız yere esir tutulduğu cezaevinde öğreneceği için Selahattin Demirtaş’a ayrıca sabırlar diliyorum.”

Eski HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: “Sevgili Selahattin Demirtaş’ın değerli babası Tahir amcayı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Kendisine Allah’tan rahmet, tüm aileye ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Mekanı cennet olsun…”

Cengiz Çandar: Haksız, hukuksuz biçimde demir parmaklıklar ardında tutulan Selahattin Demirtaş, Kürt halkımızın ve onu kardeş bilen, eşitliğine inanan tüm Türklerin göz bebeğidir. Yılın son günü babasını kaybetti. Tahir Demirtaş’a Rahmet, Selahattin Demirtaş ve tüm ailesine başsağlığı diliyorum

Eski HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: Sevgili Selahattin Demirtaş’ın kıymetli babası Tahir amcanın vefatından dolayı çok üzgünüm. Mekanı cennet olsun..

Sırrı Sakık: Sevgili Selahattin Demirtaş’ın babası Tahir amca vefat etti. Oğluna hasret gitti. Oğluna yapılan hukuksuzluğa kahırlanarak gitti. Mekanı cennet olsun

Kemal Kılıçdaroğlu: Sayın Selahattin Demirtaş’ın vefat eden babası Tahir Demirtaş’a Allah’tan rahmet diliyor, Demirtaş ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

TİP Lideri Erkan Baş: Önceki Dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın değerli babası Tahir Demirtaş’ın vefatını üzüntüyle öğrendim. Başta siyasi tutsak olarak cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş ve kederli ailesi olmak üzere tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.

DEVA Lideri Ali Babacan: HDP eski Eş Genel Başkanı Sayın Selahattin Demirtaş’ın vefat eden babası Tahir Demirtaş’a Allah’tan rahmet, tüm ailesine başsağlığı diliyorum.

İYİ Parti’den istifa eden İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu: HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Babası Tahir Demirtaş’ın vefat haberini teessürle öğrenmiş bulunmaktayım. Merhuma Cenab-i Allah’tan Rahmet Ailesi ve sevenlerine başsağlığı ve Sabr-ı Cemil Diliyorum.

Paylaşın

Demirtaş: DEM Partiyi Dikkate Almayan Kaybeder

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “DEM Parti’nin beklenti ve taleplerini dikkate almayan kaybeder” dediği öğrenildi.

Medyascope muhabiri Ferit Aslanın haberine göre, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yerel seçimlerde bütün tarafların niyetini, yaklaşımını görmeden bir karar vermemek gerektiği görüşünde.

31 Mayıs’ta aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Demirtaş’ın “DEM Parti’ye ve bize nasıl yaklaşıldığını görmek istiyoruz” dediği aktarıldı.

Seçimlerde cezaevinde olmaları halinde tutumlarının belli olacağını söyleyen Demirtaş, partisinin tavrının da buna göre şekilleneceğini öngörüyor. Demirtaş, partisinden bağımsız hareket etmeyecek.

DEM Parti’nin yerel seçimler için kararını netleştirmeden önce cezaevlerinde tutuklu bulunan tüm partililerin görüşünü alacağını belirten Demirtaş, şimdilik sadece gelişmeleri takip ediyor. Demirtaş, halkın ve DEM Parti’nin ihtiyaç duyması halinde devreye girecek.

Paylaşın

Demirtaş: Kürdüm, Bu Yüzden Yargılanıyorum

“Kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılandığı davada konuşan Selahattin Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım” dedi ve ekledi:

“Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015-2017 tarihleri arasında aralarında dönemin Başbakanı Davutoğlu’na yönelik sarf ettiği sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açılan ve 10 farklı dosyanın da birleştirildiği davanın 9’uncu duruşması 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Demirtaş, duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, avukatları da hem duruşmada hem de İstanbul, Antalya ve Diyarbakır adliyelerinden SEGBİS ile hazır bulundu. Onlarca yurttaş ise duruşmanın görüldüğü salonun koridorunda bekleyerek destek verdi.

Duruşma kimlik kontrolünün ardından başladı. Duruşmada ilk olarak söz alan Demirtaş’ın avukatları, dava kapsamında 10 savcının, dosyaya baktığını belirtti. Avukatlar ayrıca, bahse konu olan ve suç diye iddia edilen söylem ve eylemlerin geliştiği dönemde müvekkillerinin, milletvekili olduğunu ve bundan kaynaklı da dokunulmazlığının olduğunu ve bu tür eylemlerinden “sorumsuz” olduğunu vurguladı.

MA’nın aktardığına göre; Avukatların ardından söz alan Demirtaş, savcıların dosyaya bakamadığını belirtti. “Bu yargılamada AHİM’in 14. ve 18. maddelerine göre Kürt siyasetçi kimliğime dönük bariz bir ayrımcılık yapıldığını görmekteyiz. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanına 30 yıllık hapis istenirken lehine tek bir delik toplanmadığı gibi aleyhindeki deliller bilerek çarpıtılmış. Savcı, konuşmalarımı AYM, AHİM, Yargıtay çerçevesinde, o dönemin siyasi atmosferine bakmadan cımbızlamış” diyen Demirtaş, ardından yaptığı konuşmaların olduğu dönemde öz yönetim sürecinin yaşandığı kentlerde, zırhlı araç arkasında iple cansız bedeni çekilen Hacı Lokman Birlik’in, cansız bedeni çürümeye terk edilen Taybet Ana’nın bedenini ve cansız bedeni günlerdir buzdolabında bekletilen Cemiila Çağırga gibi katledilen ve işkence edilen çok sayıda kişinin fotoğrafını mahkeme heyetine gösterdi.

“Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum”

“Korumamız gereken şey bu alçaklar değil insanlık onurudur” diyen Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım. Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek” dedi.

Demirtaş’ın ardından duruşmaya ara veren mahkeme duruşmayı, 15 Mayıs’a erteledi.

Paylaşın

Demirtaş’tan Tahir Elçi Anısına Şarkı: Elçi’ye Ağıt

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Selahattin Demirtaş, öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi anısına “Elçi’ye Ağıt” adli bir şarkı besteledi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, sözleri de Selahattin Demirtaş’a ait olan ‘Elçi’ye Ağıt’ adlı şarkıyı, aynı zamanda avukat olan Mercan Argunağa seslendirdi.

Elçi’ye Ağıt, ilk olarak 27 Kasım Pazartesi günü 20.30’da Mercan Argunağa’nın, YouTube kanalında yayımlanacak. Şarkı daha sonra Spotify ve Deezer gibi platformlarda da yer alacak.

Tahir Elçi kimdir?

1966 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde dünyaya gelen Tahir Elçi, 28 Kasım 2015 yılında Diyarbakır’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Elçi, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Yeniköy Mezarlığı’na defnedilmiştir.

İlk, orta ve lise öğrenimini Cizre’de tamamladı. Elçi, 1991 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1992 yılından itibaren Diyarbakır’da serbest avukatlık yapan Elçi, 1998-2006 arasında Diyarbakır Barosu’nda yönetici olarak görev yapmıştır.

Bu süre zarfında Almanya’da bulunan Avrupa Hukuku Akademisi’nde uluslararası ceza hukuku ve ceza yargılaması eğitimi görmüş, birçok ulusal ve uluslararası konferansa konuşmacı olarak katılmıştır. Ayrıca 1998 yılından bu yana staj eğitimi ve meslek içi eğitimlerde ceza ve insan hakları hukuku alanında seminerler vermiştir.

Kasım 2012’de Diyarbakır Barosu Başkanı seçilen Elçi, 2014 yılı olağan genel kurulunda yeniden Baro Başkanlığına seçildi. Aynı zamanda İnsan Hakları Derneği üyesi olan Tahir Elçi, ayrıca Türkiye Barolar Birliği (TBB) İnsan Hakları Merkezi Bilim Danışma Kurulu ile Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Kurucular Kurulu üyeliği görevlerini de yürütmekteydi.

Elçi, 14 Ekim 2015 tarihinde CNN Türk kanalında Ahmet Hakan’ın hazırlayıp sunduğu Tarafsız Bölge programında “PKK, terör örgütü değildir. Silahlı, siyasal bir harekettir.” demesi nedeniyle 20 Kasım günü Diyarbakır’da gözaltına alınarak İstanbul’a getirilmiştir.

Elçi, savcılığın tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk etmesine karşın Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Ayrıca Elçi hakkında, “terör örgütü propagandası” iddiasıyla 7,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmış ve yurtdışına çıkış yasağı konulmuştu. Bu açıklamanın ardından CNN Türk kanalına 700 bin lira para cezası kesildi.

Evli ve iki çocuk babası olan Elçi, eski Bayındırlık Bakanlarından Şerafettin Elçi’nin de akrabasıdır.

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nden Demirtaş Ve Kavala İçin “Diyalog” Çağrısı

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’la ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını görüşen Avrupa Konseyi, Türkiye’ye bir kez daha AİHM’in hükümlerini yerine getirme çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘derhal serbest bırakın’ kararına rağmen tahliye edilmeyen Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’la ilgili Türkiye’nin kararlarını görüştü.

AİHM’nin karar ve hükümlerinin uygulanmasını denetlemek üzere 19-21 Eylül tarihlerinde toplantı yapan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’yle ilgili kararını da açıkladı. Toplantıdan yaptırım kararı çıkmazken, Komite ‘Kavala’yı serbest bırakın’ çağrısını bir kez daha yeniledi.

Türkiye’nin Kavala’nın tutukluluğuna son vermek ve derhal serbest bırakılmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alması gerektiğini belirten Komite, Kavala’nın tutukluluğunun makul bir şüpheyi destekleyecek delillerden yoksun olduğuna dikkat çekti.

Ayrıca Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesinden derin üzüntü duyduklarını iletti. “Mahkeme’nin Kavala kararındaki kesin bulgularına ve Komite’nin Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını sağlamaya çağıran müteaddit kararlarına rağmen Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesinden derin üzüntü duyuyoruz” dedi.

Toplantıya Adalet Bakan Yardımcısı Niyazi Acar da katıldı. Komite Acar’ın katılımını “memnuniyet verici” olarak nitelendirdi. Komite Kavala’nın Eylül sonuna kadar serbest bırakılmaması halinde Türkiye için üyelikten ihraç da dahil olmak üzere bütün seçenekleri gözden geçireceğini duyurmuştu.

Ankara bu karar öncesi Strasbourg’a ilettiği Eylem Planı’nda, Kavala hakkında ulusal mahkemeler önünde yargı sürecinin devam ettiğini belirtip, Avrupa platformunda karar alınmadan bu sürecin sonlanmasının beklenmesini istedi.

Osman Kavala’nın avukatlarından dizi eleştirisi

Ankara ayrıca Kavala dosyasında Strasbourg ile yürütülen üst düzey teknik ve siyasi diyaloğa vurguda bulundu. Bu diyalog kapsamında Avrupalı büyükelçilerden oluşan bir heyet ile Türk makamları arasında Aralık 2022’de ilk görüşmenin gerçekleştiğini, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye raportörlerinin 13 Ocak 2023 tarihinde Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret ettiğini, oluşturulan Temas Grubu’nun Şubat ve Nisan aylarında Türk makamlarıyla görüştüğünü hatırlattı.

Osman Kavala’nın avukatları ise 30 Ağustos 2023 tarihinde Strasbourg’a ilettikleri bir görüşte AİHM hükümlerinin hâlâ yerine getirilmediğini belirtti. Avukatlar, Bakanlar Komitesinden Türk makamlarıyla en üst düzeyde temasa geçilmesini, Adalet Bakanlığı’ndan kapsamlı ve doğru bilgi talep edilmesini, Anayasa Mahkemesi’ne AİHM hükümlerini tam olarak ve ivedilikle yerine getirme çağrı.

Selahattin Demirtaş’ta alternatif formül

Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş dosyasında da diyaloğu ön plana çıkardı. Komite, AİHM hükümlerine rağmen Demirtaş’ın serbest bırakılmamasının, “Ulusal makamların AİHM ve Bakanlar Komitesi kararlarını dikkate almadıklarına yönelik kanıyı kuvvetlendirdiğine” vurguda bulundu. Demirtaş için, “Hakkında AYM önündeki sürecin sonlanması beklenene kadar tutukluluk dışındaki önlemler de incelenerek, derhal serbest bırakılması” çağrısını yineledi.

Avrupa Konseyi üyesi devletler ve Avrupa Konseyi Genel Sekreterine, “Demirtaş’ın tutukluluk halini Türk makamlarıyla temaslarda gündeme getirme” çağrısında bulunulan kararda, dosyada ilerleme olmaması halinde konunun Aralık 2023’te Strasbourg’daki AİHM hükümleri gündemli toplantıda yeniden ele alınacağı bildirildi.

Bakanlar Komitesi, Kavala ve Demirtaş hakkındaki AİHM hükümleri temelinde Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) “Yürütmeye karşı bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması” için gerekli tüm önlemlerin alınmasını da talep etti.

(Kaynak: Bianet, DW Türkçe)

Paylaşın