Karaciğer Kanseri Riskini Artıran Beslenme Alışkanlıkları

Küflü yiyecekler, alkol ve kızarmış yağları tekrar kullanımı gibi beslenme alışkanlıkları, karaciğerin detoksifikasyon sürecine gereksiz stres yükleyerek zamanla karaciğer kanseri riskini artırabilir.

Haber Merkezi / İşte karaciğer kanseri riskini artırabilecek beslenme alışkanlıkları:

Aşırı alkol tüketimi: Kronik ve fazla alkol tüketimi, karaciğerde yağlanma, siroz ve nihayetinde kanser riskini artırır.

Yüksek şeker ve rafine karbonhidrat tüketimi: Şekerli içecekler, tatlılar ve işlenmiş karbonhidratlar (beyaz ekmek, makarna) karaciğerde yağ birikimine (NAFLD) yol açabilir, bu da kanser riskini artırır.

İşlenmiş ve kızartılmış gıdalar: Trans yağlar, fast food ve kızartmalar karaciğerde iltihaplanmaya neden olabilir ve uzun vadede kanser riskini yükseltebilir.

Küflü gıdalar ve aflatoksin: Küflü kuruyemişler, tahıllar veya baharatlarda bulunan aflatoksin adlı toksin, karaciğer kanseri için önemli bir risk faktörüdür. Özellikle uygun olmayan koşullarda saklanan gıdalarda bulunur.

Yetersiz sebze ve meyve tüketimi: Antioksidan ve lif açısından zengin sebze-meyve tüketiminin az olması, karaciğer sağlığını koruyucu etkilerden yoksun bırakır.

Aşırı kırmızı ve işlenmiş et tüketimi: Sucuk, sosis gibi işlenmiş etler ve fazla kırmızı et tüketimi, karaciğerdeki yükü artırabilir ve kanser riskiyle ilişkilendirilmiştir.

Karaciğer kanseri riskini azaltmak için Akdeniz tipi diyet (bol sebze, meyve, tam tahıl, zeytinyağı, balık), alkolü sınırlamak, aflatoksine maruz kalmamak için gıdaları uygun koşullarda saklamak ve düzenli sağlık kontrolleri önemlidir.

Paylaşın

Çocuklarda Karaciğer Kanserinin Yeni Türü Keşfedildi

Bilim insanları, çocuklarda karaciğer kanserinin yüksek riskli yeni bir türünü keşfetti. Yeni sınıflandırılan tümörler, organ nakli gibi daha agresif cerrahi prosedürler gerektirebilir.

Yakın zamana kadar çocuklarda görülen tüm karaciğer kanseri vakaları, ya hepatoblastoma (HB) adı verilen nadir bir tür ya da daha yaygın olan Hepatosellüler karsinom (HCC) olarak sınıflandırıyordu.

Hakemli bilimsel dergi Journal of Hepatology’de yayımlanan yeni araştırmada, genetik yapıları ve gen aktiviteleri de dahil olmak üzere hasta profillerini değerlendirmek için moleküler analiz teknikleri kullanıldı.

Araştırmacılar, HB veya HCC sınıflarına girmeyen bazı vakalar tespit etti. Bunlara hepatoselüler karsinom özelliklerine sahip hepatoblastom (HBC) adı verildi.

Çocuk patalogları, bu yeni tümörlerin kemoterapiye yanıt verme olasılığının daha düşük olduğunu ifade ediyor. Geleneksel tedaviye direnç gösteren tümörlerin organ nakli gibi daha agresif cerrahi prosedürler gerektirdiği belirtiliyor.

Araştırmacılara göre uygun müdahale edilmediği durumda hastanın iyileşme şansı düşüyor.

ABD’deki Baylor Tıp Okulu’ndan Doç Dr. Dolores Lopez-Terrada, “Bulgularımız, ilk tanı anında tedavi önerilerini uyarlamak için bu tümörleri doğru sınıflandırması gerektiği ve bunun için de moleküler testlerin çok önemli olduğunu gösteriyor” dedi:

Analizimiz, HBC’li çocukların, hepatoblastom ve hepatoselüler karsinomlu hastalar için izlenen yol haritasından farklı tedavi stratejilerinden yararlanması gerekebileceğini ortaya koyuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın