Akıl Ve Bilginin Geri Çekilişi: Üniversitelerde Akademik Çözülme

Üniversitelerde liyakatin yerini sadakatin alması, akademik yapının çözülmesini hızlandırır, ki bu çözülme yalnızca akademiyi değil, toplumun düşünsel geleceğini de tehdit eder.

Haber Merkezi / Üniversiteler bir zamanlar bilginin üretildiği, tartışıldığı ve özgürce dolaşıma girdiği mekânlar olarak bilinirdi. Bugün ise şu soruya cevap aranıyor: Bilgi hâlâ üniversitelerin merkezinde mi, yoksa geri mi çekiliyor?

Akademik çözülme, çoğu zaman ani bir çöküş olarak değil; yavaş ve neredeyse fark edilmeden ilerleyen bir süreç olarak yaşanır. Önce tartışmalar azalır ve ardından eleştirel sesler “uyumsuz” bulunur. Sonrasında liyakat yerini sadakate, bilimsel ölçütler yerini idari beklentilere bırakır. En sonunda ise üniversiteler, bilgi üreten bir kurumlar olmaktan çıkıp bilgiyi yöneten, hatta denetleyen bir yapıya dönüşürler.

Bugün için birçok üniversitede sorun yalnızca bütçe eksikliği, fiziki imkânsızlıklar ya da nitelikli insan kaynağının azalması değildir. Asıl sorun, akademik aklın sistematik biçimde işlevsizleştirilmesidir. Bölümler vardır ama akademik tartışmalar yoktur; kurullar toplanır ama kararlar çoktan verilmiştir; yayın yapılır ama sorular sorulmaz. Bilgi vardır, fakat risk almayan, rahatsız etmeyen, iktidar alanına temas etmeyen bir bilgi…

Akademik yapı çözüldükçe üniversiteler, toplum için de anlamını yitirirler. Çünkü üniversiteler yalnızca meslek kazandıran kurumlar değil; aynı zamanda toplumun kendine ayna tuttuğu, yanlışlarını sorguladığı, geleceğini tartıştığı kamusal alanlardır. Bu alanlar daraldığında, eleştirel düşünce de kamusal hayattan geri çekilir.

Daha endişe verici olan ise üniversitelerdeki akademik çözülmenin zamanla normalleşmesi veya normalleştirilmesidir. Akademik özgürlük bir “lüks”, eleştirel tutum bir “tehdit”, bilimsel özerklik ise “yönetim sorunu” olarak görülmeye başlandığında, üniversiteler kendi varlık nedenlerini inkâr ederler. O noktadan sonra geriye kalan şey ise, adı üniversite olan ama ruhu eksik bir kurumsal yapıdır.

Bilginin geri çekilişi, yalnızca akademisyenlerin sorunu değildir. Bu, toplumun ve geleceğin sorunudur. Çünkü üniversiteler akademik yapılarını kaybettiklerinde, kaybolan sadece bilim olmaz; düşünme cesareti, sorgulama kültürü ve hakikat arayışı da birlikte yok olur.

Bugün sorulması gereken soru şu: Üniversiteler mi bilginin peşinden gitmekten vazgeçti, yoksa bilgi mi artık üniversitelerde barınamaz hâle geldi?

Paylaşın