Hipertansiyon Üreme Sağlığını Nasıl Etkiler?

Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir tıbbi rahatsızlık olan hipertansiyon veya yüksek tansiyonun ölümcül felce ve kalp krizine neden olduğu tartışılsa da, bu rahatsızlığın üreme sağlığı üzerindeki etkileri genellikle göz ardı edilir.

Haber Merkezi / Hipertansiyon veya yüksek tansiyonun hem kadın hem de erkek üreme sağlığını etkilediği bilinmektedir.

Hipertansiyon veya yüksek tansiyon, erkeklerde ereksiyon olma ve ereksiyonun sürdürülmesinde zorluk anlamına gelen erektil disfonksiyonun (ED) nedenlerinden biridir. Bu rahatsızlıktan muzdarib olan çok sayıda erkekte yaygın bir şikayettir. Sertleşme sorunu, genital bölgeye daha az kan akışı olduğunda ortaya çıkar.

Rahatsızlık, erkeklerde, erektil disfonksiyonun (ED) yanı sıra, düşük sperm sayısı, hareketlilik, anormal sperm yapısı, düşük sperm hacmi ve kısırlığa neden olabilir.

Kadınlarda, hipertansiyon veya yüksek tansiyon, adet düzensizliklerine ve doğurganlığın azalmasına neden olarak üreme sisteminin düzgün çalışmasını etkileyebilir. Bu rahatsızlıktan muzdarib olan kadınlar, ayrıca gebelik sırasında preeklampsi, gebelik diyabeti ve erken doğum gibi komplikasyonlarla karşılaşabilirler.

Rahatsızlık, gebelik sırasında, plasentaya giden kan akışının kısıtlanmasına, ve bebeğin rahimde yeterli oranda oksijen ve besin almasın da engelleyebilir. Rahatsızlık, kadınlarda ayrıca, zayıf embriyo implantasyonu da düşük yapmaya neden olabilir.

Hipertansiyon veya yüksek tansiyon nedeniyle erkeklerde ve kadınlarda cinsel işlev bozukluğu veya düşük libido gibi sorunlar da görülür.

Paylaşın

Osteoporoz Nasıl Önlenir? 8 İpucu

Osteoporoz riski erkeklere oranla kemik kütlesi daha az olan kadınlarda daha yüksektir. Ancak osteoporozu bir kadın hastalığı olarak düşünülmemesi gerekir, erkekler de bu durumdan muzdarip olabilir.

Haber Merkezi / Osteoporoz bilinen adıyla kemik erimesi, kemiğin içeriğindeki mineral yoğunluğunun azalması sonucunda kemiklerin zayıflaması ve kırılgan hale gelmesidir.

Osteoporozu önlemek ve kemikleri korumak için 10 ipucu:

Yeterli kalsiyum ve D vitamini: Kalsiyum kemik kaybını önlemek için önemlidir. 19 ila 50 yaş arasındakiler için günlük 1.000 mg kalsiyum alımı tavsiye edilir. 65 yaş ve üzerindekiler ise günde en az 700 mg kalsiyum almalıdır.

Dengeli beslenme: Dengeli beslenme yeterli miktarda fosfor ve kemikler için gerekli olan magnezyum, K vitamini, B6 vitamini ve B12 vitamini gibi diğer mineralleri almak anlamına gelir.

Alkolün sınırlandırılması: Alkolün kemik oluşumunu ve vücudun kalsiyum emilimini azalttığı düşünülmektedir. Bu nedenle alkol alımının sınırlandırılması önemlidir.

Tuzlun azaltılması: Çok fazla sodyum tüketmek vücudun kalsiyum emilimini azaltır.

Güçlendirme egzersizleri: Güçlendirme egzersizler kemikleri daha güçlü ve yoğun hale getirir. Bu nedenle haftada en az 3 gün 1 saat güçlendirme egzersizi önerilir.

Kafeinin sınırlandırılması: Kahvede bulunan kafein, kemiklerden kalsiyumu emer. Bu nedenle kafein alımının sınırlandırılması önemlidir.

Sağlıklı kilonun korunması: Sağlıklı kilonun korunması genel sağlık açısından faydalı olduğu kadar kalp hastalığı ve diyabet gibi diğer kronik durumların riskini de azaltır.

Sigara: Sigara vücudun kalsiyum emilimini azaltarak kemik kaybını arttırdığı düşünülmektedir. Bu nedenle sigara içmenin sınırlandırılması önemlidir.

Paylaşın

Sosyal Medya ‘Güzellik İdealleri’ Kadınları Hasta Ediyor

Sosyal medya kültürü bireylerin kendilerini algılayışlarında da olumlu ve olumsuz değişimleri beraberinde getirdi. Günümüzde çoğu araştırma sosyal medyanın güzellik üzerindeki olumsuz etkileri üzerine odaklanmış durumda.

İnce bel, yuvarlak kalça, ince bacaklar… Genel olarak kabul gören bu güzellik idealleri, Instagram ve TikTok gibi görsel ağırlıklı sosyal medya platformları yoluyla gençler arasında saplantıya varabilecek, tehlikeli boyutlar almaya başladı. Kişinin ilgi duyduğu konuları sürekli önüne çıkaran algoritmalar nedeniyle güzellik konularıyla ilgilenen gençler her geçen gün yeni güzellik ideallerinin bombardımanına uğruyor.

Bu tehlikeli güzellik ideallerinden biri, on yıl kadar önce ortaya çıkan “Thigh Gap”, yani bacak arası boşluğu. Ayaklar ve dizler birleştirildiğinde üst iç bacaklarda boşluk oluşması için sağlık açısından sakıncalı diyetler yapılıyor. Sağlıklı bir kiloya sahip bir kadının ulaşması neredeyse imkansız bir hedef. Bir diğer sözde güzellik ideali ise bel inceltme sınaması olarak çevirilebilecek “Waist Challenge.” Burada da belin, bir başkasının koluyla beli çevreleyip bir su şişesinden su içebileceği kadar ince olması gerekiyor.

Kadınlar, sosyal medyadaki güzellik ideallerine ulaşmak için neler yaptıklarını paylaşıyor, dayatılan güzelliğin yarattığı baskı giderek artıyor. Örneğin “Bir günde neler yiyorum” türünden videolar uzun süredir sosyal medyanın rağbet gören paylaşımları arasında yer alıyor. Genç kadınlar bir günde ne yediklerinin videosunu çekip paylaşıyor. Kaçamaklara neredeyse hiç yer verilmeyen bu videolarda bol proteinli şekersiz yiyeceklerin nimetlerinden bahsediliyor.

Güzellik baskısına yol açan bu paylaşımlar dışında “body positivity” denilen, vücudunu olduğu gibi kabul edip pozitif bakmayı teşvik eden bir akım da var gerçi. Ancak bu paylaşımlara ulaşabilmek için bu yönde arama yapmak lazım. Sosyal medya algoritmaları nasıl daha güzel olabileceğiyle ilgili aramalar yapan kişilere bu sonuçları göstermiyor.

Sosyal medya tüketiminin kişinin öz güveni ve kendine değer verme hissine olumsuz etki ettiğiyle ilgili bilimsel araştırmalar var. Son olarak Kanada’nın Toronto kentindeki York Üniversitesinde yapılan bir araştırma, sosyal medyadan sadece bir hafta uzak kalmanın, genç kadınların kendi bedenlerine daha olumlu yaklaşmalarına yol açtığını ve kendilerine değer verme hissini olumlu etkilediğini ortaya koydu.

Araştırma çerçevesinde 66 kadın üniversite öğrencisi iki gruba ayrıldı. Bir grup alıştığı şekilde sosyal medya tüketimine devam ederken diğer grup bir hafta boyunca her tür sosyal medya platformundan uzak durdu. Öncesinde katılımcılara vücutlarından ne kadar memnun oldukları ve bir manken gibi görünmeyi isteyip istemeyecekleri soruldu. Bir hafta sonrasında katılımcılara aynı sorular bir kez daha yöneltildi. Sosyal medyadan uzak duran kadınlarda bedenleriyle ilgili algının iyileştiği görüldü. Bu pozitif etki, özellikle de zayıflık idealini içselleştiren kadınlarda daha belirgin oldu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Araştırmayı yapan bilim insanları, elde edilen etkinin çok güçlü olduğuna, böyle bir etkiye psikolojik testlerde bile nadiren ulaşılabildiğine işaret etti. Ancak bu sonuçlarda muhtemelen sadece sosyal medyaya ara vermiş olmak değil, bu süre içinde değişen gündelik yaşam tarzı da etkili oldu. Araştırmacılar, bütün günü elinde cep telefonuyla geçirmek yerine dışarıda daha fazla temiz hava almanın, zamanı arkadaşlar ya da sporla geçirmenin de ruh sağlığının iyileşmesine katkı sağladığına dikkat çekiyor.

Peki ruh ve beden sağlığına olumsuz etkileri olan bu trendlere karşı sosyal medya platformları ne önlemler alıyor? Şimdiye kadar bu konuda önemli bir yol alınmış değil. Sosyal medya kullanma süreleri yıllardır giderek artarken pek çok genç sosyal medyadan uzak durmakta zorluk yaşıyor. Instagram ve Facebook’un bağlı olduğu Meta şirketi bu yıl Ocak ayında yaptığı açıklamada, uygunsuz içerikleri gençlere görünmez hale getireceğini açıkladı. Ancak bunun için kullanıcının yaşını doğru ibraz etmiş olması gerekiyor.

Hükümetlerin getirdiği yasal düzenlemeler de genelde hedeflenen etkiyi yaratmıyor. Örneğin Avrupa Birliği’nin çıkardığı Dijital Hizmetler Yasasında, reşit olmayanların, internette yeme bozukluğunun yüceltilmesi gibi sorunlu içeriklerden korunması hedefleniyor ve bunun için işletmeci şirketlere söz konusu içerikleri silmesi ya da görünmez hale getirmesi yükümlülüğü getiriliyor.

Ancak sivil toplum örgütü “Reset.tech”in yaptırdığı bir araştırma, bu tür içeriklerin azami yüzde 30’unun silindiğini ortaya koyuyor. Sorunlu içeriklerin silinmesi konusunda karnesi en kötü sosyal medya platformu ise TikTok. Video paylaşım platformu TikTok’ta, yapılan uyarılara rağmen silinen içeriklerin oranının çok daha düşük olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

Türkiye’de Kadınların Yüzde 80’den Fazlası Hijnenik Pede Erişemiyor

Derin Yoksulluk Ağı Girişimi’nin 2022 yılı araştırmasına göre Türkiye’de kadınların yüzde 82’si hijyenik pede erişemiyor. Kadın sağlığı açısından büyük önem taşıyan hijyenik ped yoksulluğu artık dar gelirli kişilere yardım kalemlerinden biri.

“Hijyenik ped erişimi her kadının hakkı” cümlesi ile duyurulan haber, Türkiye’de regl yoksulluğu ile mücadele için önemli bir adım olarak görülüyor. Daha önce de Kadın Savunma Ağı, hijyenik pedlerin ücretsiz olması talebiyle Hazine ve Maliye Bakanlığına dilekçe sunmuştu.

Regl yoksulluğu sadece Türkiye’de değildünya çapında bir sorun. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 500 milyon kadın ve kız çocuğu, regl döneminde ihtiyaç duydukları hijyenik ürünlere ulaşamıyor ve ömürleri boyunca regl yoksulluğu ile mücadele ediyor.

Türkiye’de marketlerdeki ürün fiyatlarını tırmandıran ekonomik kriz, temel ihtiyaç ürünlerine ulaşılmasını giderek zorlaştırıyor. Ulaşılması zor ürünlerin başında da kadınların her ay regl olduklarında ihtiyaç duyduğu hijyenik ped geliyor.

Regl yoksulluğu ile mücadele amacıyla kurulan Konuşmamız Gerek Derneği’nin yaptığı pazar araştırmasına göre 24’lü hijyenik ped fiyatları Nisan 2024’te bir önceki yılın aynı dönemine göre 2,2 katına çıktı. Menstrüel ürünlerin fiyat artışını resmi rakamlara göre tespit etmek mümkün olmuyor. Nedeni ise Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon hesaplamasının temelini oluşturan madde fiyat listesini Haziran 2022’den bu yana açıklamaması.

Ancak TÜİK’in 2022 tarihli verileri de hijyenik ped fiyatlarında son yıllardaki artışı gözler önüne seriyor. Buna göre hijyenik pede 2022 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 51 zam gelmişti.

Mart 2022’de aralarında hijyenik pedin de bulunduğu temel ihtiyaç maddelerinin Katma Değer Vergisi (KDV) oranı yüzde 18’den yüzde 8’e indirilmiş, ancak bu ped fiyatlarındaki artışı önlemeye yetmemişti. Temmuz 2023’te ise aralarında hijyenik pedlerin de bulunduğu bir grup temel ihtiyaç ürününün KDV oranı yüzde 8’den yüzde 10’a çıkarıldı. 2023 yılında ise pede yaklaşık yüzde 186 oranında zam geldi.

Derin Yoksulluk Ağı Girişimi’nin 2022 yılı araştırmasına göre Türkiye’de kadınların yüzde 82’si hijyenik pede erişemiyor. Kadın sağlığı açısından büyük önem taşıyan hijyenik ped yoksulluğu artık dar gelirli kişilere yardım kalemlerinden biri. İlk kez bir belediye sınırları içerisinde yaşayan tüm kadınlara ücretsiz menstrüel ürün desteği uygulaması başlattı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), 31 Mart yerel seçimlerinin ardından ilk icraat olarak belediye bünyesindeki Kadın Danışma Merkezleri aracılığıyla ayda bir kez şehirde yaşayan tüm kadınlara hijyenik ped desteği sağlanacağını duyurdu.

“Hijyenik ped erişimi her kadının hakkı” cümlesi ile duyurulan haber, Türkiye’de regl yoksulluğu ile mücadele için önemli bir adım olarak görülüyor. Daha önce de Kadın Savunma Ağı, hijyenik pedlerin ücretsiz olması talebiyle Hazine ve Maliye Bakanlığına dilekçe sunmuştu.

Regl yoksulluğu sadece Türkiye’de değildünya çapında bir sorun. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 500 milyon kadın ve kız çocuğu, regl döneminde ihtiyaç duydukları hijyenik ürünlere ulaşamıyor ve ömürleri boyunca regl yoksulluğu ile mücadele ediyor.

Regl yoksulluğu tam olarak nedir?

2016 yılından beri regl tabusu ve regl yoksulluğu ile mücadele eden Konuşmamız Gerek Derneği kurucularından İlayda Eskitaşçıoğlu, bu sorunu “Regl yoksulluğu, regl olan kişilerin bu dönemde ihtiyaç duydukları hijyenik ped, tampon gibi menstrüel ürünlere, temiz iç çamaşırı, temiz güvenli bir tuvalet ve temiz su kaynaklarına erişebilmesi problemi” olarak tanımlıyor.

DW Türkçe’den Ece Çelik‘in sorularını yanıtlayan Eskitaşçıoğlu, belli bir kesimin rahatça ulaşamadığı hijyenik koşulların yanı sıra regl hakkında açık bilgiye ulaşamamanın regl yoksulluğunun önemli bir boyutunu oluşturduğu görüşünde.

Toplumda büyük bir regl tabusu olduğunu ifade eden Eskitaşçığlu, “Bu tabu regl olmanın ve regl olan bedenler hakkında konuşmanın ayıp, günah ya da kirli sayıldığı regl deneyimlerini kamu politikalarından tamamen dışlayan sosyal norm haline gelmiş durumda” diye konuşuyor.

Menstrüel adaleti sağlayabilmek için çalıştıklarını vurgulayan Eskitaşçıoğlu, deprem döneminde bu adaletsizliğin zirve yaptığını vurguluyor. Şubat 2023’ten itibaren deprem sahasında aktif şekilde menstrüel bakım ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalıştıklarını söyleyen Eskitaşçıoğlu, menstrüel bakım kitleri oluşturarak depremden etkilenen bölgelere dağıttıklarını, regl olmakla ilgili açık ve doğru bilgiyi paylaşmak için güvenli alanlar oluşturduklarını anlatıyor.

Kadın çemberleri ve ergen oturumlarıyla deprem bölgesinde çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Eskitaşçıoğlu yerel seçimlerin ardından ABB’nın bu uygulamasının tüm kadınlar açısından bir kazanım olduğunu söylüyor.

Konuşmamız Gerek Derneği’nin Türkiye’nin 81 ilinde 18 yaşından büyük 4108 kişiyle yaptığı Türkiye’de Regl Yoksulluğu Araştırması’na göre kadınların sadece yüzde 26,4’ü menstrüel ürünleri satın alırken hiçbir zaman zorluk yaşamadığını, yüzde 42,5’i nadiren zorluk yaşadığını, yüzde 22,6’sı sıklıkla zorluk yaşadığını ve yüzde 8,5’i her zaman zorluk yaşadığını belirtiyor.

Regl yoksulluğu dezavantajlı grupları daha çok etkiliyor. UNFPA’in 2022 yılında yayımladığı Türkiye’deki Mülteci Kadınlar ve Kız Çocuklarında Menstrüel Hijyen Yönetimi raporu Türkiye’de yaşayan her iki mülteci kadın ve kız çocuğundan birinin “çok pahalı” olduğu için hijyenik regl ürünlerine ulaşamadığını ortaya koyuyor.

Bu uygulamanın belediyelerin menstrüel adalet alanında oynayabilecekleri önemli bir rolün göstergesi olduğunu belirten Eskitaşçıoğlu, “Belediyenin menstrüel bakım ihtiyaçlarını temel ihtiyaç olarak görüp bütçesini buna göre planlıyor olması, herkese açık olması ve sadece belirli bir merkezden değil ilçelerde bulunan kadın lokallerinden alınabilecek olması çok değerli” diyor.

Yalnızca hijyenik ped dağıtmanın regl yoksulluğunu ortadan kaldırmayacağını hatırlatan Eskitaşçıoğlu, regl odaklı oturumları da kapsayan eğitim programlarıyla birlikte uygulamanın genişletebileceğini ve bu uygulamaların diğer belediyelere de yayılmasını umduklarını söylüyor.

Her ay ücretsiz hijyenik ped desteği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da seçim vaatleri arasında yer alıyordu. İmamoğlu daha önce düzenli olmamakla birlikte yurtlarda ücretsiz ped dağıtmıştı.

31 Mart yerel seçimlerinden önce İmamoğlu, ücretsiz ped desteğinin yanı sıra kadınlara yönelik yılda bir kez ücretsiz ultrason hizmeti, jinekolojik sağlık kontrolü, SMEAR ve HPV testi gibi vaatlerde bulunmuştu.

Paylaşın

Taliban, Kadınların Hayatını Cehenneme Çevirmeye Kararlı: Kırbaçlayacağız, Taşlayacağız

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban’ın Lideri Heybetullah Ahundzade, “Yakında zina cezasını uygulayacağız ve kadınları alenen taşlayacağız; kadınları alenen kırbaçlayacağız” dedi ve ekledi:

“Allah’ın dinini sürdürmeyi ve bu dünyada şeriatı uygulamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece Kabil ve vilayetleri kontrol etmek değil; aksine şeriatı aktif olarak uygulamaya kararlıyız”

Cumhuriyet’in Amu TV’den aktardığına göre, Taliban’ın Lideri Heybetullah Ahundzade, Afganistan’da şeriat yasalarının yürürlüğe girmesiyle kadınların “taşlanma ve dayakla karşı karşıya kalabileceğini” söyledi.

Ahundzade, “Şimdi pratik olarak şeriatı uygulayacağız, Allah’ın hükümlerini uygulayacağız” dedi. “Zina yapan kadınları halk önünde taşlayacaklarını” belirten Ahundzade, şunları kaydetti:

“Yakında zina cezasını uygulayacağız ve kadınları alenen taşlayacağız; kadınları alenen kırbaçlayacağız. Bu eylemler sizin demokrasinize aykırıdır ve bunları tartışacaksınız. Ayrıca insanlık için savaştığınızı iddia ediyorsunuz; ben de aynısını iddia ediyorum.”

Ahunzade, “insanlık için savaşlarının” Allah adına olduğunu ileri sürerek, “Allah’ın dinini sürdürmeyi ve bu dünyada şeriatı uygulamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece Kabil ve vilayetleri kontrol etmek değil; aksine şeriatı aktif olarak uygulamaya kararlıyız” diye konuştu.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

60’lardan 5 İkonik Kısa Saç Modeli

60’ların kısa saç modelleri günümüzde dahi tarzını sergilemenin mükemmel bir yolu olarak öne çıkıyor. Sizde, kısa saç modellerinden hoşlanıyorsanız, 60’ların saç modellerinden birini deneyebilirsiniz.

Haber Merkezi / 60’ların asla modası geçmeyen ve size tamamen yeni bir görünüm kazandırabilecek, en iyi 5 kısa saç modelini listeledik:

1:

2:

3:

4:

5:

Paylaşın

11 Ayda Bin 772 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2023 yılının ilk on bir ayında en az bin 772 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti: Ocak ayında 116, Şubat ayında 266, Mart ayında 130, Nisan ayında 125, Mayıs ayında 146, Haziran ayında 161, Temmuz ayında 183, Ağustos ayında 205, Eylül ayında 152, Ekim ayında 151 ve Kasım ayında 137.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 2023 Kasım İş Cinayetleri raporunu açıkladı.  Buna göre; Kasım ayında 137, yılın ilk on bir ayında en az 1772 işçi hayatını kaybetti: Ocak ayında 116, Şubat ayında 266, Mart ayında 130, Nisan ayında 125, Mayıs ayında 146, Haziran ayında 161, Temmuz ayında 183, Ağustos ayında 205, Eylül ayında 152, Ekim ayında 151 ve Kasım ayında 137.

Raporda, “Ekonomi alanında düzenlemeler içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Kanunun teklifi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri ile kamuya ait işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirilmesine ilişkin hükmünün yürürlük tarihi, 31 Aralık 2023’ten 31 Aralık 2024’e ertelendi. Bu durum devletin ‘iş cinayetleri’ rejimi dediğimiz işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetiminin onlarca göstergesinden birini oluşturmaktadır” denildi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 40 işçi; Tarım, Orman işkolunda 17 emekçi (9 işçi ve 8 çiftçi); Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 15 işçi; Taşımacılık işkolunda 13 işçi; Madencilik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Metal işkolunda 5 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 4 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 1 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 1 işçi; Basın, Gazetecilik İşkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 3 işçi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Yüksekten Düşme nedeniyle 27 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 23 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 22 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 13 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 9 işçi; İntihar nedeniyle 8 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 6 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 5 işçi; Şiddet nedeniyle 2 işçi; diğer nedenlerden dolayı 6 işçi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 36 işçi, 30-49 yaş arası 49 işçi, 50-64 yaş arası 36 işçi, 65 yaş ve üstü 11 işçi, yaşını bilmediğimiz 3 işçi.

NOT: İSİG Meclisi, iş kazalarını, iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Son 10 Yılda Bin 379 Kadın İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2013’ten bugüne en az bin 379 kadın işçi çalışırken iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. 2013’te en az 103, 2014’te 131, 2015’te 121, 2016’da 110, 2017’de 117, 2018’de 120, 2019’da 115, 2020’de 148, 2021’de 165, 2022’de 109 ve 2023’ün ilk 10 ayında 140 kadın.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadın iş cinayetleri raporu yayımladı. Rapora göre 2013’ten bugüne en az 1379 kadın işçi çalışırken iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

2013’te en az 103, 2014’te 131, 2015’te 121, 2016’da 110, 2017’de 117, 2018’de 120, 2019’da 115, 2020’de 148, 2021’de 165, 2022’de 109 ve 2023’ün ilk 10 ayında 140 kadın işçi yaşamını yitirdi.

2013’ten beri gerçekleşen kadın iş cinayetlerinin yüzde 42’si tarım-orman işkolunda yaşandı. Buradaki ölümleri sağlık işkolu izledi. Covid-19 pandemisi döneminde yükselen sağlıkçı ölümleriyle sağlık işkolu, kadın iş cinayetlerinin yüzde 15’ini oluşturdu.

Ticaret-büro-eğitim-sinema ile birlikte belediye-genel işler, tekstil, turizm-konaklama kadın iş cinayetleri bakımından öne çıkan işkolları oldu.

İSİG bu noktada “Kadın iş cinayetlerinin yaşandığı işkolları, Türkiye’de kadın istihdamının da kayıt dışı ve güvencesiz kadın işçi gerçeğini göstermesi bakımından da çarpıcı bir tablo” yorumunu yaptı.

İSİG Meclisi raporda 2013’ten beri yaşamını yitiren kadın işçilerin yalnızca 33’ünün sendikalı olduğunu belirtti. Bir başka ifadeyle iş cinayetlerinde hayatını kaybeden kadın işçilerin yüzde 97’sinin örgütsüz.

Ölenlerin 50’si, 14 yaş ve altı yaşlardaki çocuk işçilerdi. Yine 51’i 15-17 yaşları arasındaki çocuk/genç işçilerdi. 69’u ise 65 yaş ve üstündeydi. İSİG Meclisi 96 kadın işçinin yaşını ise belirleyemedi. Öte yandan ölen kadın işçilerin 79’u göçmen/mülteci işçi.

İSİG Meclisi raporda, bir ekonomik şiddet olarak kadın işsizliğine, kadınların istihdamdan dışlanmasına, kadına yönelik şiddetin bir alanı olarak çalışma yaşamındaki koşullara, bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunu olarak işyerinde kadına yönelik cinsel taciz, şiddet ve ayrımcılığa vurgu yaptı.

“İşyerinde kadına yönelik cinsel taciz ve şiddet de bir işçi sağlığı ve güvenliği sorunudur” diyen İSİG Meclisi kadına yönelik şiddetin, kadınları yalnızca hane içinde ve sosyal yaşamda değil, çalışma yaşamında da kuşattığını belirtti.

Çalışma yaşamının erilliğinin kadınlar aleyhine işletildiğini anlattı. Kadınların çalışma yaşamında fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik ve dijital şiddete maruz kaldığından bahsetti.

“Kadın işsizliği ekonomik şiddet”

Kadın işsizliğine de değinen İSİG Meclisi bunun ekonomik şiddet olduğunu ifade etti. “Kadın işsizliği oranı ekonomik kriz etkilerinin en fazla hissedildiği 2009’u aşmış durumda ve işsizlikte kadın ve erkek oranı arasındaki fark giderek açılıyor” dedi ve şunları aktardı:

Türkiye’de, kadınlar istihdamın dışına itilerek ekonomik şiddet gördüğü gibi, istihdam edildiklerinde de bu ekonomik şiddet devam ediyor. Kadın emekçiler, aynı işi yaptıkları erkek işçilerle eşit şartlarda çalışamadığı ve kadın olduğu için ayrımcılığa uğradığı gibi, erkek işçilerle eşit ücret de alamıyor.

Kadınlar; aynı düzeyde eğitim aldıkları erkeklerin ortalama ücretinin ancak yüzde 77,8’ini alabiliyor. Çalışma yaşamında kendilerine yer açabilmek içinse herkesten fazla çalışmak ve yük almak zorunda kalıyor.

İSİG Meclisi ayrıca aile ve nüfus politikalarını da içeren, muhafazakar baskıyı derinleştiren ve kadın emeğini değersizleştiren istihdam politikalarının, kadın emeğinin ikincil konumunu daha da pekiştirdiğine vurgu yaptı:

Kadın emeği politikaları bir yandan, kadınları giderek daha çok geçici, güvencesiz ve kayıt dışı işlere hapsedip, özel sektörün ardından kamu sektöründe devlet politikalarıyla biçimlenen kadın istihdam alanlarında, kadınlar giderek daha çok ev işlerinin ve bakım emeğinin uzantısı işlerde çalışmaya mahkum ediyor. Bir yandan da, işyerlerinde kadınların 60 yılllık kazanımları bir bir eritiliyor ve kreş hakkı, emzirme odası gibi mücadeleyle kazanılan haklar, kamu işyerlerinde dahi kağıt üzerinde kalan haklara dönüşüyor.

Özellikle pandeminin başından bu yana despotik emek rejiminin derinleşmesi ve bu rejimin kalıcılaşmasına dönük hamleler bir yandan sınıfsal sömürüyü derinleştirirken öte yandan kadın işçilere yönelik şiddeti de derinleştirdiği için kadın işçileri daha çok etkiliyor.

İşçi sağlığı ve güvenliğini yalnızca mesai saatleri içerisine indirgeyen bakış açısı, emeği yalnızca iş süresi ile sınırlandırıp emekçilere dayatılan yaşam koşullarını göz ardı ederken, bu bakış açısı en çok da kadının yeniden üretim için harcadığı, karşılığı ödenmeyen ‘ücretsiz ev içi emeği’ni yok sayıyor.

Paylaşın

Meşgul Kadınlar İçin 5 Dakikada Ekspres Güzellik

İster bir iş toplantısına gidiyor olun, ister çocukları almaya koşuyor olun, ister ayak işleriyle dolu yoğun bir günün üstesinden geliyor olun, bu 5 dakikalık güzellik bakım rutini kapıdan kendinizi güvende ve toparlanmış hissederek çıkmanızı sağlayacaktır.

Haber Merkezi / 5 dakikalık rutinin güzelliği basitliğinde ve uyarlanabilirliğinde yatmaktadır. Tercihlerinize ve ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirebileceğiniz bir tuval görevi görür.

Unutmayın, 5 dakikalık başarılı bir güzellik rutininin anahtarı pratiktir. Adımları ne kadar basitleştirirseniz ve süreçte kendinizi rahat hissederseniz rutininiz o kadar hızlı ve sorunsuz hale gelecektir.

Meşgul bir kadın olarak, güzelliğe yönelik bu etkili yaklaşımı benimsemek, gününüzü denge ve zarafetle geçirmenize olanak tanıyarak, çarpıcı ve kendinden emin bir görünümün yalnızca birkaç dakika içinde elde edilebileceğini kanıtlar.

Adımlar: Temizleyin ve nemlendirin, BB krem ​​veya renkli nemlendirici uygulayın, kaşlarınızı belirginleştirin, maskara ekleyin ve allık ve aydınlatıcı uygulayın. Rutininizi daha da verimli hale getirmek için makyaj ve cilt bakımı malzemelerinizi hızlı ve kolay ulaşabileceğiniz şekilde düzenleyin.

Temizleme ve nemlendirme: 1 dakika, güzellik rutininize, ciltteki tüm kirleri gidermek için yüzünüzü hafif bir temizleyiciyle temizleyerek başlayın. Cildinizi yenilemek ve sonraki adımlara hazırlamak için hızlı bir şekilde nemlendirici yüz spreyi sıkın.

Bu ilk adımlar güzellik rutininizin geri kalanının temelini oluşturur ve cildinizin temiz ve sonraki adımlara hazır olmasını sağlar.

BB Krem veya renkli nemlendirici: 1 dakika, BB krem ​​veya renkli nemlendirici gibi çok yönlü bir ürünü tercih ederek makyaj uygulamanızı kolaylaştırın. Bu ürünler hafif bir kapatıcılık sunarken aynı zamanda nemlendirme ve güneş koruması da sağlar. Cilt tonunuza uygun bir renk seçin, parmaklarınızla uygulayın ve teninize eşit bir şekilde dağıtın.

Kaşlarınızı belirginleştirin: 1 dakika, kaş jeli veya kalemi kullanarak kaşlarınızı hızlı bir şekilde tanımlayarak gözlerinize odaklanın. Bakımlı kaşlar yüzünüzü çerçeveler ve anında etkili bir dokunuş oluşturur. Gözlerinizi açmak ve onları patlatmak için bunu bir kat maskara ile takip edilin. Zaman kalırsa derinlik ve boyut kazandırmak için nötr bir göz farı tonu uygulayın.

Maskara, allık ve aydınlatıcı: 1 dakika, dudak rengi olarak ikiye katlanabilecek krem ​​​​bazlı bir allık seçin. Pembe bir renk tonu teninizi anında canlandırabilir. Yanaklarınızın elmacık kemiklerine az miktarda uygulayın ve parmaklarınızla dağıtın. Doğal bir renk tonu için kalan ürünü dudaklarınıza hafifçe vurun.

Son dokunuşlar: 1 dakika, 5 dakikalık güzellik rutininizi, yüzünüzün yüksek noktalarına (elmacık kemiklerinin üst kısımları, burun köprüsü) bir aydınlatıcı dokunuşuyla tamamlayın. Bu adım cildinize hafif bir parlaklık ve sağlıklı bir parlaklık katar. İstenirse, gün boyunca yerinde kalması için makyajınızı hızlı bir şekilde yarı saydam pudrayla sabitleyin.

Bonus ipucu: 5 dakikalık güzellik rutininizi daha da verimli hale getirmek için makyaj ve cilt bakımı malzemelerinizi hızlı ve kolay erişime olanak tanıyacak şekilde düzenleyin. İyi düzenlenmiş bir makyaj çantası veya makyaj masası, aceleniz olduğunda size değerli dakikalar kazandırabilir.

Paylaşın

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” İçin Yılda Ek 360 Milyar Dolara İhtiyaç Var

‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2023 Durum Raporu’nda 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesini sağlamak için acil bir şekilde somut adımlar atılması gerektiği vurgulandı. Raporda, bunu başarmak için yıllık ek 360 milyar dolara ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Rapor, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin vaatlerinin yerine getirilmesi ve hiçbir kadının ve kız çocuğunun geride bırakılmadığından emin olmak için bir çağrıda bulundu.

“Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarında (SKA) İlerleme: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2023 Durum Raporu” toplumsal cinsiyet eşitliğini gerçekleştirmek için acil ve kararlı bir eylemin gerekliliğini gösteriyor.

Sürdürülebilir Kalkınma Amacındaki ilerlemeyi kapsayan rapor, UN Women (Birleşmiş Milletler Kadın Birimi) ve Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı (UN DESA) tarafından 7 Eylül’de yayınlandı.

Rapora göre, mevcut hızda ilerlediğimiz takdirde, 2030 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yüzde 8’ini oluşturan 340 milyondan fazla kadın ve kız çocuğunun aşırı yoksulluk içinde yaşayacağı öngörülüyor.

Rapor, liderlik pozisyonlardaki kadınların oranının ise değişmediğini gösteriyor: Parlamentolarda yüzde 26,7, yerel yönetimlerde yüzde 35,5, iş dünyasında üst düzey pozisyonlarda yüzde 28,2 oranında kadın bulunuyor.

Bu yıl ilk kez, iklim değişikliğinin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerine de yer veren rapor, iklim krizinin 158 milyon kadın ve kız çocuğunu yoksulluğa itebileceğini tahmin ediyor. Yaşlılığa da değinen rapor, yaşlı kadınların yaşlı erkeklere göre daha yüksek oranda yoksulluk ve şiddete maruz bırakıldığını gösteriyor.

2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlenmesini sağlamak için acil bir şekilde somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2023 Durum Raporu”, bunu başarmak için yıllık ek 360 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

“Bilinçli bir şekilde hareket etmeliyiz”

UN Women İcra Direktör Yardımcısı Sarah Hendriks, “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları için bu yılki rapor bir çağrı niteliğinde. Her kadın ve kız çocuğunun eşit haklara, fırsatlara ve temsiliyete sahip olduğu bir dünya için şimdi kolektif ve bilinçli bir şekilde hareket etmeliyiz. Bunu başarmak için kararlılık, yenilikçi çözümler, tüm sektörler ve paydaşlar arasında işbirliği gerekiyor” dedi.

UN DESA Politika Koordinasyonu ve Kurumlararası İşler Genel Sekreter Yardımcısı Maria-Francesca Spatolisano ise şunları söyledi: “Toplumsal cinsiyet eşitliği, 2030 Gündemi içinde sadece bir amaç değil, aynı zamanda diğer tüm amaçların üzerine inşa etmemiz gereken bir hedef. Kadınların ve kız çocuklarının toplumun her alanına tam katılımını sağlamak için engelleri kaldırabilir ve tüm insanlar için ilerlemeyi sağlayabiliriz.”

Bianet‘in aktardığına göre; Raporda vurgulanan diğer veriler şöyle:

İklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkacak gıda güvensizliği, 236 milyon kadın ve kız çocuğunu ve 131 milyon fazla erkek ve oğlan çocuğunu etkileyebilir.

Dünyadaki hiçbir ülke, yakın partner şiddetini tamamen ortadan kaldıramamıştır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların güçlenmesini sağlamak için kapsamlı sistemlere sahip olan ve bu alanlarda bütçe ayırabilen ülke sayısı sadece 27’dir.

Çatışmalardan etkilenen kadın ve kız çocuklarının sayısı önemli ölçüde artmıştır. 2022’de bu rakam 614 milyona yükselmiştir. Bu, 2017’deki rakamdan yüzde 50 daha fazladır.

Mevcut hızla ilerlediğimiz takdirde, 2030 yılında tahmini 110 milyon kız çocuğu ve genç kız eğitimden mahrum bırakılmış olacaktır.

Kadınlar ve erkekler arasındaki iş gücü ve gelir uçurumu hala yüksek seviyededir. Dünya genelinde erkeklerin kazandığı her 1 dolara karşılık olarak kadınlar 51 sent kazanmaktadır. İş yaşamının en verimli dönemindeki erkeklerin yüzde 90’u iş gücüne katılırken, bu oran kadınlarda 61,4’tür.

Mevcut ilerleme hızında, bir sonraki neslin kadınları ortalama olarak erkeklere göre günde 2,3 saat daha fazla ücretsiz bakım ve ev işi yapacaktır.

“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği 2023 Durum Raporu”, toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine ulaşmanın giderek daha zor olacağını vurguluyor. 2030’a kadar ilerlemeyi hızlandırmak için iş birliklerinin, ortaklıkların, yatırımların ve bu alanda küresel ve ulusal finansmanın artırılmasının son derece önemli olduğunu gösteriyor.

Rapor, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin vaatlerinin yerine getirilmesi ve hiçbir kadının ve kız çocuğunun geride bırakılmadığından emin olmak için bir çağrıda bulunuyor.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın