İlişkilerde Kızgınlığın Üstesinden Nasıl Gelinir?

Kızgınlık, genelde öfke ve kırgınlık duygularını içermektedir. İlişkilerde bu tür duyguların ortaya çıkması çok sık olsa da, kızgınlık ilişkiyi, fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebilir.

Haber Merkezi / Bir ilişkide kızgınlığı bırakmak genellikle empati kurmayı, minnettarlığa odaklanmayı, kendini (ve diğer kişiyi) affetmeyi ve ilk etapta “neden” bu kadar kızgın hissettiğini anlamayı gerektirir.

İlişkilerde kızgınlığın üstesinden gelmek için şu adımlar izleyebilirsiniz:

Duyguları Tanıyın ve Kabul Edin: Kızgınlığınızın kaynağını anlamaya çalışın. Neden öfkeli olduğunuzu netleştirin ve bu duyguyu bastırmak yerine kabul edin.

Sakinleşin: Öfke anında tepki vermeden önce derin nefes alın, meditasyon yapın ya da kısa bir yürüyüşe çıkın. Sakinleştikten sonra durumu daha net değerlendirebilirsiniz.

Açık İletişim Kurun: Kızgınlığınızı yapıcı bir şekilde ifade edin. “Ben” dili kullanın (örneğin, “Böyle hissettiriyor” yerine “Beni sinirlendiriyorsun” demekten kaçının). Karşı tarafı suçlamadan duygularınızı paylaşın.

Empati Kurun: Karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışın. Onların niyetini veya davranışlarının ardındaki sebepleri düşünmek öfkenizi hafifletebilir.

Sorunu Çözmeye Odaklanın: Kızgınlığı beslemek yerine, sorunu çözmek için ortak bir yol arayın. Uzlaşma ve çözüm odaklı konuşmalar ilişkiyi güçlendirir.

Bağışlayın ve Bırakın: Kızgınlığı içinizde tutmak size zarar verebilir. Affetmek, olayı unutmak anlamına gelmez, ancak duygusal yükten kurtulmanıza yardımcı olur.

Profesyonel Destek Alın: Eğer kızgınlık sürekli tekrarlıyor veya çözülemiyorsa, bir terapist veya ilişki danışmanından destek almak faydalı olabilir.

Bu adımlar, hem kendinizi hem de ilişkinizi daha sağlıklı bir şekilde yönetmenize yardımcı olabilir.

Paylaşın

Machiavelli’nin Beş Cazibe Kuralı: Kadınlar Arayacak

Düşünceleri ve tavsiyeleri üzerinden yüzyıllar geçse de değerini kaybetmeyenler vardır, Niccolo Machiavelli de bunlardan biri. Machiavelli’nin insan psikolojisi hakkındaki gözlemleri romantik ilişkilerde de işe yarıyor.

Haber Merkezi / Bir kadının kalbini fethetmek isteyen biri için, Machiavelli’nin bazı kuralları güçlü bir silaha dönüşebilir.

Değerinizi Artırın: Kadınlar genellikle kendilerini değerli hissettiren erkeklere ilgi duyarlar. Machiavelli gibi düşünün; kendinizi herkesin kolayca ulaşabileceği bir şey haline getirmeyin. Biraz gizem ve özgüven, değerinizi artıracaktır.

Etki ve Kontrol Sahibi Olun: Hem iletişimde hem de ilişkilerde yön belirleyebilmek, çekiciliğin güçlü bir yönüdür. Machiavelli’nin vurguladığı gibi, kontrol sizin elinizdeyse, senaryoyu bir oyuna dönüştürebilirsiniz.

Duyguları Uyandırın: Kadınlar duygularıyla yaşar. Bu nedenle, her zaman duygusal renkler ekleyin; sürprizler, ilginç sözler, beklenmedik eylemler. Machiavelli ayrıca şunu da biliyordu: İnsanlar duygulardan kolayca etkilenir.

Kendini Nadiren Göster: Sürekli göz önünde olmak çekiciliği azaltır. Bazen ortadan kaybolun, kendinize zaman ayırın. Bu, bir kadının sizi aramasını ve özlemesini sağlayacaktır. Machiavelli’nin dediği gibi, bazen yokluk varlıktan daha değerlidir.

Kendini Yükselten Bir Kişi Ol: Kadınlar, kendi hayatı, hedefleri ve değerleri olan erkeklerle ilgilenirler. Eğer bir yönünüz, hayaliniz ve güçlü bir karakteriniz varsa, sizi kendileri arayacaklardır. Machiavelli de buna inanıyordu: İnsanlar içgüdüsel olarak güçlü kişiliklerden hoşlanır.

Paylaşın

Mutlu Ve Sağlıklı Bir İlişkiye Nasıl Ulaşılır?

Araştırmalar, sağlıklı ilişkilere sahip kişilerin daha fazla mutluluğa ve daha az strese sahip olduğunu göstermektedir. Her ilişki farklı olsa da, ilişkileri sağlıklı hale getirmenin temel yolları vardır.

Haber Merkezi / Bu ipuçları her türlü ilişki için geçerlidir:

Açık ve dürüst iletişim: Duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve beklentilerinizi net bir şekilde ifade edin. Aktif dinleme yapın; partnerinizi yargılamadan anlamaya çalışın.

Saygı ve empati: Partnerinizin sınırlarına, değerlerine ve duygularına saygı duyun. Empati, partnerinizin bakış açısını anlamanı sağlar.

Güven: Dürüstlük, tutarlılık ve şeffaflık güveni oluşturur. Sözlerinizi tutun ve gizli saklı işlerden kaçının. Güven, ilişki bağını güçlendirir ve stresle başa çıkmayı kolaylaştırır.

Ortak aktiviteler: Ortak aktiviteler (yürüyüş, yemek pişirme, hobi) partneriniz ile bağınızı güçlendirir.

Bireysellik: Kendi hobilerin, arkadaşların ve kişisel hedeflerin olsun, sağlıklı bir ilişki, bireyselliği destekler. Aşırı bağımlılık, ilişkiyi yıpratabilir; dengeyi bulmak önemlidir.

Tartışma yönetimi: Tartışmalarda suçlama yerine “ben” dilini kullanın.

Takdir ve minnet: Partnerinizin küçük jestlerini fark edin ve teşekkür edin. Olumlu davranışları övmek, ilişki tatminini artırır.

Fiziksel ve duygusal yakınlık: Sarılma, dokunma ve sevgi ifadeleri partneriniz ile bağınızı güçlendirir. Cinsel uyum da önemli; açıkça konuşmaktan çekinmeyin.

Ortak hedefler: Gelecek planları, değerler ve hedefler konusunda partneriniz ile uyum yakalayın. Birlikte bir vizyon oluşturmak, ilişkiyi anlamlı kılar. Finans, aile veya kariyer gibi konularda ortak kararlar alın.

Kişisel gelişim: Kendi duygusal ve zihinsel sağlığınıza özen gösterin.

Uyarı: Her ilişki benzersizdir; bu kurallar genel bir rehberdir. Partnerinle açıkça konuşarak kendinize özel dinamikleri keşfedin.

Bu kuralları tutarlılıkla uygularsanız, hem mutlu hem de sağlıklı bir ilişki kurma şansınız artar.

Paylaşın

Bir İlişkide Daha Özgüvenli Hissetmenin Yolları

İlişkide güven, tüm cevaplara sahip olmak değil; işler belirsiz göründüğünde bile kendine güvenmektir. En güvenilirler, şüphe duymayanlar değil; bu şüphelerin davranışlarını yönlendirmesine izin vermeyenlerdir.

Haber Merkezi / İlişkide daha özgüvenli hissetmek, hem kendinizle hem de partnerinizle olan bağınızı güçlendirebilir. İşte bunu sağlamak için bazı ipuçları:

Kendi değerinizi tanıyın: İlişkide özgüven, öncelikle kendinize duyduğunuz saygıyla başlar. Partnerinizin sizi tamamlamadığını, sizin zaten bütün olduğunuzu hatırlayın. Sevdiğiniz yönlerinizi sık sık kendinize hatırlatın.

Açık iletişim kurun: Duygularınızı, ihtiyaçlarınızı ve sınırlarınızı net bir şekilde ifade etmek, kendinize olan güveninizi artırır. Karşınızdakinin tepkisinden korkmadan konuşmak, kontrol hissini güçlendirir.

Kendi alanınızı koruyun: İlişkide bağımsızlığınızı sürdürmek (hobiler, arkadaşlar, kişisel hedefler) size hem özgüven hem de denge sağlar. Partnerinize bağlı olmadan da mutlu olabileceğinizi bilmek, güçlendirici bir histir.

Kıyaslamadan kaçının: Kendinizi partnerinizin geçmiş ilişkileriyle ya da başkalarıyla kıyaslamak özgüveninizi zedeler. Bunun yerine, ilişkinize özgü güzelliklere odaklanın.

Küçük zaferleri kutlayın: İlişkide attığınız adımlar (bir sorunu çözmek, güzel bir an yaratmak) için kendinizi takdir edin. Bu, özsaygınızı besler.

Vücut dilinizi güçlendirin: Güvenli bir duruş (dik oturmak, göz teması kurmak) sadece dışarıya değil, içinize de özgüven sinyali gönderir. Partnerinizle konuşurken bunu deneyin.

Hataları kabullenin: Mükemmel olmaya çalışmak yerine, hata yapabileceğinizi kabul edin. Bu, kendinize karşı daha şefkatli olmanızı ve rahat davranmanızı sağlar.

Partnerinizle işbirliği yapın: Özgüven, ilişkide tek taraflı bir şey değildir. Partnerinizden destek isteyebilir, birlikte büyümeyi hedefleyebilirsiniz. Onun da sizi cesaretlendirmesine alan açın.

Bu adımları uygularken sabırlı olun; özgüven bir anda inşa edilmez, ama her küçük çaba sizi daha sağlam bir yere taşır. Kendinize inanın ve ilişkinizde gerçekçi olmaya özen gösterin!

Paylaşın

Kadınların Eş Seçerken Yaptığı Hatalar

Günümüzde ilk görüşte aşık olunacak bir adamla tanışmak oldukça zor. Öyle olsa bile, bir süre sonra onun da sadece belli bir kalıba uyduğunu anlıyorsunuz ve biri size “Onda ne buldun?” diye sorduğunda, ortada hiçbir şeyin olmadığını fark ediyorsunuz.

Haber Merkezi / Kadınların (veya herhangi bir bireyin) eş seçerken yaptığı “hatalar” subjektif bir konudur ve kişiden kişiye, kültüre, değerlere ve beklentilere göre değişebilir. Ancak psikoloji, sosyoloji ve evrimsel biyoloji gibi alanlardan elde edilen verilere dayanarak, kadınların eş seçiminde sıkça karşılaştığı bazı “hatalar” üzerinde durabiliriz.

Bunlar hata olarak nitelendirilse de genellikle bilinçdışı eğilimler veya toplumsal etkilerden kaynaklanmaktadır.  Tabii ki, bu “hatalar” evrensel değildir ve her kadın için geçerli olmayabilir. Eş seçimi kişisel bir yolculuktur ve “hata” olarak görülen şeyler bile bazen değerli şeylere dönüşebilir.

Kısa vadeli çekiciliğe odaklanma: Kadınlar bazen fiziksel çekicilik, karizma veya anlık heyecan gibi kısa vadeli özelliklere fazla ağırlık verebilir. Evrimsel açıdan, bu “iyi gen” arayışıyla ilişkilendirilebilir (örneğin, güçlü çene yapısı veya simetrik yüz). Ancak bu, uzun vadeli uyumluluk, duygusal destek veya sadakat gibi önemli faktörlerin göz ardı edilmesine yol açabilir.

“Potansiyele” yatırım yapma yanılgısı: Bir erkeğin “değişeceğini” veya “ileride daha iyi olacağını” düşünerek mevcut durumunu görmezden gelmek yaygın bir eğilimdir. Psikolojide buna “sabitleme yanılgısı” denir; kadınlar, partnerin potansiyeline aşık olurken gerçekteki davranışlarını yeterince değerlendirmeyebilir.

Toplumsal baskılara boyun eğme: Aile, arkadaşlar veya toplumun “doğru eş” tanımı (örneğin, maddi durumu iyi, statüsü yüksek biri) kadınları kendi isteklerinden ziyade dış beklentilere yöneltebilir. Bu, mutsuz veya uyumsuz ilişkilere yol açabilir.

Kendi değerini hafife alma: Bazı kadınlar, özsaygı eksikliği nedeniyle kendilerine gerçekten değer vermeyen veya saygı duymayan partnerleri kabul edebilir. Bu, “reddedilme korkusu” veya “yalnız kalma endişesi” ile tetiklenebilir.

Duygusal bağımlılık arayışı: Partnerden sürekli onay, sevgi veya güvenlik beklemek, bağımsızlığı ve bireysel mutluluğu gölgeleyebilir. Bu, toksik ilişkilere tolerans göstermeye veya “kurtarıcı” bir eş aramaya dönüşebilir.

Uyarı işaretlerini görmezden gelme: Aşkın ilk evrelerinde (limerence dönemi) hormonlar (oksitosin, dopamin) devreye girer ve kadınlar, partnerin agresiflik, bencillik veya sadakatsizlik gibi kırmızı bayraklarını fark etmeyebilir. Bu, “aşk körlüğü” olarak bilinir.

Evrimsel yanılgılar: Evrimsel psikolojiye göre, kadınlar bilinçaltında “koruyucu” ve “sağlayıcı” bir eş arayabilir (örneğin, maddi güvence veya fiziksel güç). Ancak modern dünyada bu özellikler her zaman mutluluk veya uyumla örtüşmeyebilir.

Daha iyi bir eş seçmek için ipuçları:

Öncelikleri netleştirmek: Uzun vadeli hedefler (saygı, ortak değerler, iletişim) mi, yoksa kısa vadeli çekim mi daha önemli? Buna karar vermek önemli.

Kendini tanıma: Kendi ihtiyaçlarını ve sınırlarını bilmek, yanlış seçim riskini azaltabilir.

Aceleye getirmemek: İlişkide zaman tanımak, partnerin gerçek karakterini anlamayı kolaylaştırabilir.

Dış görüş almak: Güvenilir arkadaş veya aileden objektif görüş istemek, kör noktaları fark ettirebilir.

Paylaşın

Erkeklerin İki Kere Düşünmesi Gereken 3 Kadın Tipi

Hayatınızı biriyle paylaşmaya hazır hissediyor olabilirsiniz, ancak hiçbir erkeğin, kendileri dışında herkesin bildiği nedenlerden dolayı, uzun süre ilişki içinde kalamayacağı üç tip kadın vardır.

Haber Merkezi / İşte erkeklerin dikkatli olması gereken bu üç kadın tipi:

Kızgın prensesler: Bu tür kadınlar, dünyanın sadece kendilerinin etrafında döndüğünü, partneri dahil herkesin onların hizmetinde olması gerektiğini düşünürler. Asla başkaları için bir şey yapmazlar, çünkü sadece kendileri vardır.

Drama kraliçeleri: Bu kadınların yanında sakin kalmak neredeyse mümkün değildir, çünkü bu kadınlar nerede olurlarsa olsunlar en ufak ayrıntıda bile patlayabilen saatli bomba gibiler. Hiç kimse bu tip kadınların yanında kendini iyi hissedemez.

Karmaşık kadınlar: Erkeklerin, her gün, güzelsin, hoşsun, zarifsin gibi iltifat etmek zorunda kaldığı ve asla tam olarak anlayamadıkları bu kadın tipleri gerçekten çok zordur.

Karmaşık kadınlar ayrıca, partnerlerinin arkadaşlarını, özellikle de kendilerinden daha güzel görünenleri çok kıskanırlar.

Unutmayın, günümüzde ilişkiler romantizmden daha fazlasını içerir: Fiziksel, duygusal, zihinsel, ruhsal ve finansal uyumluluğun bir dengesini gerektirir.

Son söz, kendinizi tanıyın, ne aradığınızı bilin ve akıllıca seçim yapın.

Paylaşın

Vulturing Nedir? Kendinizi Bu Zehirli İlişki Türünden Korumanın 5 Yolu

Vulturing (akbabalık), bir kişinin, genellikle bir ayrılıktan sonra veya hayatlarının zorlu bir dönemde olan ve duygusal olarak savunmasız bir kişiyi veya kişileri avladığı ilişki türü olarak tanımlanır.

Haber Merkezi / Bu ilişki türüne meyilli olan kişiler, kendi çıkarları için bir kişinin veya kişilerin duygusal durumundan faydalanarak doğru anı beklerler.

İşte, zihinsel ve duygusal sağlığınızı bu zehirli ilişki türünden korumanın 5 yolu:

İşaretleri tanıyın: Birisi, bir ayrılık sonrası veya zor bir zamanda aniden aşırı dikkatli veya destekleyici olursa, gizli amaçları olabilir. Davranışlarına dikkat edin ve içgüdülerinize güvenin.

Net sınırlar belirleyin: Kişisel sınırlar oluşturun ve koruyun. Birisi sınırlarınıza saygı göstermek istemiyorsa, bu sizin çıkarlarınızı önemsemediğinin bir işaretidir.

Güvenilir arkadaşlarınızdan ve ailenizden destek alın: Kendinizi destekleyici bir arkadaş ve aile ağıyla çevreleyin, size farklı bir perspektiften bakmanıza yardımcı olabilirler. Ayrıca ihtiyaç duyduğunuz duygusal desteği sunarak bir akbabanın avı olma olasılığınızı azaltabilirler.

İyileşmeye odaklanın: Sağlığınıza öncelik verin ve duygusal iyileşmeyi destekleyen aktivitelerde bulunun. Bu, dayanıklılığınızı artırmanıza ve kırılganlığınızı azaltmanıza yardımcı olabilir, böylece bir akbabanın duygusal durumunuzu istismar etme olasılığı azalır.

Acele etmeyin: Özellikle bir ayrılıktan sonra veya hassas bir dönemde yeni bir ilişki için acele etmeyin. Bu, daha rasyonel kararlar almanıza ve akbabaların kurduğu tuzaklara düşmemenize yardımcı olabilir.

Paylaşın

Sağlıklı Bir İlişki İçin 8 İpucu

Duygusal ilişkiler, sahip olduğunuzu ve hiç bilmediğiniz güçlü yönlerinizi ortaya çıkarabileceği gibi, gizli zayıflıklarınızı ve kusurlarınızı da ortaya çıkarabilir. 

Haber Merkezi / Bu nedenle sağlıklı ilişkiler kurmak, derinlemesine düşünmek ve öz farkındalıkla başlar.

İster yeni başlayan bir ilişkiyi güçlendirmek, ister sallantıda olan bir ilişkiyi onarmak istiyor olun, bu ipuçları size yardımcı olabilir:

Temel değerlerinizi öğrenin: Birine güvenmiyorsanız, bunun nedeni geçmişte güveninize ihanet etmesi veya şüpheli davranışlar sergilemesi olabilir.

Ancak sorun sizden kaynaklı da olabilir. Bu nedenler temel değerlerinizi keşfetmek, sizi ilişkilere bilinçli ve zekice yaklaşmaya hazırlar.

Birbirinizin zayıf noktalarına değer verin: İlişkide olduğunuz kişinin savunmasız olduğu zamanlarda, şakalardan ve olumsuz yorumlardan kaçınarak, size güvenebileceğini gösterin. Desteğinizi ifade edin ve onu önemsediğinizi hissettirin.

İhtiyacınız olduğunda yardım isteyin: Duygusal olsun ya da olmasın, birinden yardım istediğinizde, ona sizi destekleme fırsatını sunuyorsunuz ve muhtemelen o da bu fırsatı bulmaktan fazlasıyla mutlu olacaktır.

Minnettarlığınızı gösterin: Minnettarlığı ifade etmek ilişki sağlığını artırmanın basit bir yoludur. İster nazik sözler ister bir teşekkür jesti olsun, minnettarlığınızı gösterme fırsatlarını bulun ve değerlendirin .

Umutlarınız ve korkularınız hakkında konuşmak için zaman ayırın: Umutlar, korkular ve planlar zamanla değişir, bu nedenle aynı fikirde kalmak için düzenli tartışmalar yapın.

Farklılıklarınızı kucaklayın: Herkesin kişiliği benzersizdir ve zamanla değişir; bu da sizin ve etrafınızdaki insanların her zaman farklılıklara sahip olacağı anlamına gelir. Karşınızdaki kişinin bakış açısına değer verdiğinizi gösterin.

İyi bir dinleyici olun: Anlaşmazlık söz konusu olduğunda diğer kişiyi dinlemek fikrinizi değiştirmeniz, hatta aynı fikirde olmanız gerektiği anlamına gelmez. Ancak bu, onları anlamanıza ve onlarla bağlantı kurmanıza yardımcı olacaktır.

Birlikte eğlenin: Hem sizin hem de değer verdiğiniz kişinin keyif aldığı aktiviteler yapmak için zaman planlayın.

Paylaşın

Bu Altı Şey İlişkinizi Bitirebilir!

Bir ilişkinin derinliğini keşfetmek, keşfedilmemiş sularda yüzmeye benzer, değil mi? Sevginin ve bağlılığın gel – gitinde, ilişkiyi sessizce sallayabilecek alt akıntılar vardır. Derinlerde yer alan bu sessiz ilişki katilleri, göze çarpan bir şekilde belirgin olmayabilir, ancak en güçlü ilişkileri bile çözme potansiyeline sahip olabilirler.

Haber Merkezi / İlişkilerin köklerini sinsice etkileyen ve sessizce ilişkinin sonunu planlayan bu altı gizli düşmanları daha derinlemesine keşfetmeye ne dersiniz?

Çatışmadan kaçınma: Anlaşmazlıkları bastırmak uyumu sürdürmenin pragmatik bir yolu gibi görünebilir, ancak bu barış görünümünün altında çözülmemiş sorunlar yatar ve bu durum yavaş yavaş dile getirilmeyen gerilimlere dönüşebilir.

İstemeden de olsa çatışmalardan kaçınmayı seçmek, saatli bir duygu bombası oluşturur ve ilişkinin sağlamlığını alttan alttan yok edebilir. Bu sadece tartışmalardan kaçınmakla ilgili değil; çatışmaları ele almanın ilişkinin dokusunu yapıcı bir şekilde güçlendirdiğini ve daha derin bir bağlantıyı teşvik ettiğini anlamakla ilgilidir.

Temel değerlerde farklılık: İlişkide bulunanların farklı inançları veya hırsları olması, ilişkinin farklı yörüngelerini takip etmeye benzer. Bu farklılıklar, ilk başta önemsiz gibi görünse de, yavaş yavaş ağırlık kazanarak, karşılıklı anlayışın temelini sınayan fay hatları oluşturabilir.

İlişkideki bireylerin birbirlerinin bireysel değerlerine ve isteklerine saygı duyması çok önemli, bu farklılıklar uyumsuzluğa dönüştüğünde potansiyel olarak bir zamanlar sağlam olan ortak zemini aşındırabilir ve büyüyen bir duygusal mesafe yaratabilir.

Duyguların her iki taraf tarafından geçersiz kılınması: Duyguların reddedilmesi veya küçümsenmesi sessiz ama güçlü bir katildir ve ilişki içindeki taraflar arasındaki bağı sessizce koparabilir. Duygular bir kenara bırakıldığında veya kayıtsızlıkla karşılandığında, duyguların kabul edilmediği ve duyulmadığı duygusal bir uçurum oluşturabilir.

Değişim: Bireyler zaman içinde değiştikçe ve geliştikçe, kişisel gelişimleri onları istemeden farklı yollara yönlendirebilir. Bu dönüşüm, yaşamın ilerleyişinin doğal bir parçası olsa da, ilişkideki isteklerde, tercihlerde veya değerlerde farklılıklara yol açabilir.

İlişki içindeki taraflar, gelişen bu farklılıklar nedeniyle kendilerini uyumsuzluk içinde bulabilir ve bir kopukluk hissi yaşayabilirler.

Çözülmemiş travmanın etkileri: Geçmiş deneyimlerden kaynaklanan ve giderilmeyen yaralar çoğu zaman mevcut ilişkilere unutulmaz bir gölge düşürür. Görünüşte uykuda olan bu çözülmemiş duygusal yaralar, beklenmedik bir şekilde yeniden yüzeye çıkma, ilişkinin dinamiklerine ustaca sızan sıkıntı verici duygu ve davranışları tetikleme becerisine sahiptirler.

Bu durum gömülü iskeletlerin bulunduğu eski bir tavan arasına benziyor; mevcut etkileşimleri etkileyen, huzursuzluk ve duygusal gerginlik dalgaları yaratan bir dünya.

Egolar: Egolar, ilişki içindeki taraflar arasında görünmez engeller inşa edebilir. Kişisel gurur ve kendini beğenmişlik, empati ve anlayışın önüne geçtiğinde, bu soyut duvarlar yavaş yavaş ama kararlı bir şekilde yükselir ve duygusal bir bölünme yaratabilir.

Anlaşmazlıklar bir yana, birbirlerinin bakış açılarını kabul edip empati kuramamak, ilişkide gözle görülür bir mesafeye neden olabilir.

Paylaşın

Eski Sevgilini Hala İstediğine Dair İşaretler!

Eski sevgililerimizden ayrılmak hiç de kolay değildir. Yeni bir ilişkiye girmek zaman ve çaba gerektirir. Eski sevgilinizden ayrılıktan bir yıl sonra bile neden kendinizi bunalmış hissediyoruz? Bu durum son derece karmaşıktır.

Haber Merkezi / Başka bir ilişkiye girseniz bile, bazen eski sevgilinizi düşündüğünüzü inkar edemezsiniz. Bu durum şu anki ilişkiniz için hiç sağlıklı değil. İşte eski sevgilinizi unutamadığınıza ve hata ayrılamadığınıza dair birkaç işaret.

Geçmişten kopamıyorsan

Muhtemelen aylar geçmiştir ve hala onunla birlikte geçirdiğiniz zamanları düşünüyorsunuz. Bu konuda yapılan araştırmalar, ayrılıktan kurtulmak için ilişkinin süresinin yarısını aldığını iddia ediyor.

Onun hakkında çok konuşuyorsan

Belirli bir süre eski sevgilin hakkında konuşmanda sorun yok. Bununla birlikte, sürekli olarak onun hakkında konuşmak için nedenler buluyorsanız, onunla gerçekten ayrılmış sayılmazsınız. Arkadaşlarınız, aileniz ve hatta komşunuz artık onun hakkında konuşmanızı dinlemekten bıkmış olabilir.

Yeni ilişki, eski sevgili

Ayrılık sonrası biriyle romantik bir ilişki içinde olsanız bile, çoğunlukla eski sevgilinizi düşünürsünüz. Sürekli olarak yeni ilişkini eski sevgilinle karşılaştırdığın için bu yeni ilişkiye bağlanmada sorun yaşıyorsan, devam etmek için uzun bir yol kat etmelisin.

Konuşmak istediğiniz ilk kişi o ise

İş yerinde kötü bir gün geçirdiysen ya da sadece üzgün hissediyorsan, aylarca ayrı kaldıktan sonra bile konuşmak isteyeceğin ilk kişi o ise. Bir ilişkide duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak kesinlikle normaldir, ancak bu, bitirdiğiniz ilişkide yapabileceğiniz anlamına gelmez.

İdeal ilişki

Size göre, ideal ilişkiydi. İlişkinin herhangi bir olumsuz yönünü bulamazsınız. Hiçbir şey mükemmel değildir, ama senin için o ilişki mükemmeldi.

Bir ayrılıktan sonra boş bir zihne sahip olmamak çok önemlidir; Kendinizi aşırı düşünmekten uzak tutmak için çalışmanız en iyisidir. Yardımcı olması açısından ayrılığı ve unutmanın yollarını düşünmek size yardımcı olabilir.

Paylaşın