Olası Bir Nükleer Savaşta Tek Bir Ülke Güvende Kalacak

Yeni araştırmaya göre, olası bir nükleer savaş durumunda Avustralya’ya gitmek iyi bir fikir olabilir. Zira böyle bir yıkım sırasında en verimli gıda kaynaklarına Avustralya sahip olacak.

Nükleer savaş senaryoları yalnızca siyasetçilerin değil, bilim insanlarının da üzerine eğildiği bir konu. Akademisyenler, uzun süredir olası bir nükleer savaş durumunda dünyada neler olabileceğini tahmin etmeye çalışıyor.

Yeni bir araştırmada dünyanın çeşitli bölgelerinden bilim insanları, nükleer bombardımanın ardından hayatta kalanların ne kadar güvende olacağına ve nasıl yaşayacağına odaklandı.

Mahsul verimi, balıkçılık kaynakları vb. gıda verilerini kullanan araştırmacılar, savaşın gıda tedariğini nasıl etkileyeceğine dair çeşitli senaryolar oluşturdu.

Araştırmacılar, öncelikle nükleer patlamalardan yayılan kurum ve toz nedeniyle iklimin nasıl değişeceğini hesapladı. Bu veriler daha sonra mahsullerin ve deniz canlılarının söz konusu değişimlere nasıl tepki vereceğini tahmin etmek için kullanıldı.

Hakemli bilimsel dergi Nature’da yayımlanan bulgular, pek de iç açıcı değildi. Yaklaşık 100 patlamanın yaşandığı, nispeten küçük bir nükleer savaş senaryosunda bile (örn. Hindistan ve Pakistan arasındaki bir savaş) atmosfere 5 milyon ton parçacık salınacağı tespit edildi.

Bu da dünyadaki çoğu insanın yüzde 8 oranında daha az kaloriye erişebileceği ve sonraki yıllarda 255 milyon kadar insanın kıtlığa yenik düşeceği anlamına geliyordu.

Örneğin ABD ve Rusya arasında binlerce bombardımanla sonuçlanabilecek topyekün bir savaş senaryosunda ise atmosfere 150 milyon ton parçacık salınacağı hesaplandı. Bu da insanların bugünkü kalori alımlarından 4’te üçünü kaybedeceği anlamına geliyordu. Bu senaryoda dünya çapında 5 milyar insanın açlıkla yüzleşeceği saptandı.

Ancak ilginç şekilde Avustralya’nın, dünyanın geri kalanından daha güvende kalacağı ortaya çıktı. Veriler, Avustralyalıların nükleer felaket sırasında kalorilerinin en az yarısını bölgede ilkbaharda yetişen buğdaydan karşılayabileceğini gösterdi.

Üstelik simülasyonlar, bu mahsulün veriminde ancak minimum seviyede bir düşüş meydana geleceğini ortaya koydu. Hatta belki de hafif bir kazanç bile sağlanabilirdi.

Simülasyonlarda Yeni Zelanda’nın gıda arzı da pirinç gibi ekinlere bel bağlayan ülkelere kıyasla daha az etkilendi.

Öte yandan araştırmacılar nükleer yıkımı takiben yaşanacak sosyopolitik kargaşanın bu senaryoları değiştirebileceğini vurguladı. Makalede konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

Nükleer savaş gerçekten çıkarsa, Avustralya ve Yeni Zelanda muhtemelen Asya’dan ve gıda güvensizliğinin görüldüğü diğer ülkelerden mülteci akınına maruz kalacaktır.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Pasifik’te Çin’e Karşı ABD Öncülüğünde Yeni Beşli Grup

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve İngiltere, Pasifik ada ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla gayri resmi bir grup kurdu.

Euonews Türkçe’den Mustafa Bag’in haberine göre, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Başkan Joe Biden yönetiminin, Hint-Pasifik bölgesine daha fazla kaynak aktarma sözü verdiği bildirildi.

5’li grubun kurulması, Çin’in, yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Pasifik ada ülkeleriyle ekonomik, askeri ve polisiye alanlarda ilişkilerini güçlendirmeye çalıştığı bir sürece denk geliyor.

PBP (Partners in the Blue Pacific) olarak adlandırılan grup, Pasifik bölgeselciliğini kuvvetlendirmeye ve Pasifik’te yer alan adalarla dünyanın geri kalanı arasındaki ekonomik bağları güçlendirmeye odaklanacak.

“Pasifik toplumlarının yararına olan bu bölgeyi destekleme konusundaki ortak kararlılıkta birleşiyoruz” ifadesine yer verilen Beyaz Saray’ın açıklamasında, “Ayrıca bu vizyonu Pasifik bölgeselciliği, egemenlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve en önemlisi Pasifik Adaları tarafından yönetilen ve idare edilen ilkelere göre nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda da bir araya geliyoruz” denildi.

Beyaz Saray Hint-Pasifik Koordinatörü Kurt Campbell yaptığı açıklamada, Washington’ın, stratejik öneme sahip bölgede Çin’e karşı koymak için angajmanını artırdığı bir ortamda daha fazla üst düzey ABD’li yetkilinin Pasifik ada ülkelerini ziyaret etmesini beklediğini söyledi.

PBP, Hint-Pasifik bölgesinde ‘Çin’i dengelemeye’ yönelik bir ittifak olarak değerlendirilen ve ABD, Hindistan, Japonya ve Avustralya’nın katılımıyla kurulan Quad İttifakı’ndan farklı olarak daha ziyade (yine Pekin’e karşı) bölge ada ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor.

Paylaşın

22 Yıl Sonra İlk Kez Görüntülendi

Avustralya’ya özgü ve nadiren görülen “yürüyen” pembe el balığı, 22 yıl sonra ilk kez Tazmanya kıyılarında görüntülendi. Pembe el balığı daha önce en son 1999 yılında yine Tazmanya açıklarında bir dalgıç tarafından görülmüştü.

Yetkililer, yakın zaman öncesinde bu türü nesli tükenmekte olan olarak sınıflandırmıştı. Ancak araştırmacılar, bu yılın başlarında çekilen bir denizin derinliklerinde çekilen bir kayıtta onu tekrar bulduklarını açıkladı.

Bilim insanları bu türün korunaklı koylarda yaşayan bir sığ su türü olduğunu düşünüyordu. Ancak yeni görüntüye göre pembe el balığı, daha önce yaşadığından daha derin ve daha açık sularda, yaklaşık 150 metre derinlikte görüntülendi.

İsminden de anlaşılacağı üzere bu tür, deniz yatağı boyunca yürüyebildiği büyük “ellere” sahip.

Tazmanya Üniversitesi’nden deniz biyoloğu Neville Barrett, heyecan verici bir keşif olarak değerlendirdiği yeni görüntüler hakkında, “Daha geniş bir habitata sahip olduklarını gördüğümüz için pembe el balıkların hayatta olmaları açısından bize umut vadediyor” dedi.

Barrett’in ekibi Şubat ayında mercan, ıstakoz ve balık türlerini incelemek için korunan bir deniz parkının tabanına yemli bir kamera bırakmıştı.

Üniversitenin Antarktika ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nden Ashlee Bastiaansen, Ekim ayında görüntüleri izlerken bu balığı fark ettiğini söyledi.

Görüntülerde, 15 cm. büyüklüğündeki balığın dikenli ıstakoz tarafından rahatsız edildikten sonra bir resiften çıktığı görülüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın