15 Demokratik Kitle Örgütü, ‘Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu’nu Kurdu

15 demokratik kitle örgütü, sivil inisiyatif, emek ve meslek örgütü adil ve güvenli bir seçim ortamının sağlanması, halk iradesinin her türlü şaibeden uzak şekilde sandığa yansıması için güçlerini birleştirdiklerini duyurdu. Temel hedef olaraksa “yaklaşan seçimlerde sandığa gidecek olan ve hangi partiye oy verirse versin her seçmenin oyunun kullandığı gibi çıkması, seçimin adaletli bir şekilde, güvenlikle sonuçlanması” olduğunu deklare etti.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)İç Anadolu Bölge Temsilciliği, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Mülkiyeliler Birliği, ODTÜ Mezunları Derneği, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Doğu ve Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu, Hak ve Adalet Platformu, Antikapitalist Müslümanlar, Diyalog Grubu, Düşünce Suçuna Karşı Girişim ile Yurttaş Girişimi bir araya gelerek Adil Seçim İçin Seçim Güvenliği Platformu’nu kurduklarını açıkladı.

Bu 15 demokratik kitle örgütü, sivil inisiyatif, emek ve meslek örgütü adil ve güvenli bir seçim ortamının sağlanması, halk iradesinin her türlü şaibeden uzak şekilde sandığa yansıması için güçlerini birleştirdiklerini duyurdu.

Temel hedef olaraksa “yaklaşan seçimlerde sandığa gidecek olan ve hangi partiye oy verirse versin her seçmenin oyunun kullandığı gibi çıkması, seçimin adaletli bir şekilde, güvenlikle sonuçlanması” olduğunu deklare etti.

Yaptıkları açıklamada “Yaklaşık 60 milyon seçmenin her birinin isteği olduğuna inandığımız bu hedefe ulaşmak için bir araya geldik” dedi.

“Seçim güvenliği endişeleri giderilmeli”

Adil bir seçimin herkes için ne kadar hayati önemde olduğunu bilerek çalışacağını açıklayan platform şu açıklamayı yaptı:

“Seçimlerin ifade, gösteri, basın, serbest propaganda ve halkın kanaat oluşturma özgürlüğünün kısıtlandığı bir ortamda, antidemokratik koşullarda yapılmasına heves edenlerin olduğunu biliyoruz.

Seçim ve siyasi partiler yasasında iktidar lehine değişiklikler planlanmakta. Seçimlerin güven içinde yapılmasından sorumlu kamu kurumu olan Yüksek Seçim Kurulu (YSK) güvenilirliğini büyük ölçüde yitirmiş durumda. Kamu kanalları başta olmak üzere medya ezici ağırlıkla iktidarın elinde.

Öncelikle seçmenlerin seçim güvenliği ile ilgili haklı endişelerini gidermek amacıyla alınması gereken önlemleri, tüm kamuoyuna ilan ediyoruz:

  • Tüm siyasi partiler, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, STK’lar ve sivil inisiyatifler vakit kaybetmeden seçim süreci ile ilgili çalışmaları başlatmalı ve birlikte nelerin yapılması gerektiğini belirlemelidirler.
  • Geçmişteki benzer çalışmaların başarılı ve başarısız yönleri araştırılmalı, çalışmalarda dikkate alınmalıdır.
  • Seçim güvenliği yalnızca sandık güvenliği ile sağlanamaz. Seçim sürecinin her aşaması dikkatlice planlanmalı, tüm süreci kapsayacak ayrıntılı bir ‘eylem planı’ hazırlanmalı, ilan edilmeli ve yurttaşlar göreve çağırılmalıdır.
  • YSK, İl ve İlçe Seçim Kurulu kararlarını, uygulamalarını takip edecek ‘izleme heyetleri’ oluşturulmalı, bunlar aynı zamanda idarenin karar ve uygulamalarını da izlemelidir. Propaganda hakkı ve eşit uygulama seçim sürecinin her alanında talep edilmeli, gereken durumlarda hukuki süreç başlatılmalıdır.
  • Sandık kurulu görevlisi ve müşahit görevlendirmelerini, ‘tek bir sandıkta eksik kalmayacak şekilde’ hep birlikte yapmalıyız. Seçim öncesi eğitim alan ve alacak yüz binlerce görevli ve gözlemcinin sandıkların başında hazır bulunmalarını sağlamalıyız.
  • Yasanın tanıdığı bütün gözetim, denetim yetkileri ile donanmış, sandık kurulu üyeleri ve müşahitlerle bütün sandıklarda görev almalı, yasaların verdiği yetkilerimizi sükûnet ve kararlılıkla kullanmalıyız.
  • Bu organizasyonda görev alacak bireyler, gözlemciler ortaklaştırılacak teknolojik imkanlar ve lojistik altyapı ile görevlerini eksiksiz yerine getirebilir. İmkanlarımızı seferber etmeliyiz.
  • Seçme hakkı, sadece oy kullanmakla başlayan ve biten bir hak değildir. Oyuna sahip çıkmak da seçmen olmanın gereği ve seçmenlerin hakkıdır. Tüm seçmenleri seçme haklarını tam olarak kullanmaya, sandıklara sahip çıkmak üzere yola çıkanlara destek olmaya çağırıyoruz.”

(Kaynak: bianet.org)

DEVA Lideri Babacan’dan “Doktor Göçü” Tepkisi

DEVA Lideri Babacan, “Ülkemizin özgürlüklerle ilgili genel iklimi ve çalışma koşullarıyla ilgili sorunlar sebebiyle hekimlerimizi başka ülkelere kaybetmeye başladık. Bu ülkede kendisinin ve ailesinin yarınlarını göremeyip, hayatını başka ülkelerde kurmak isteyen hekimlerimizin sayısında oldukça artış görüyoruz. Türkiye gitmek, kaçmak isteyenlerin ülkesi haline geldi” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı ağırladı. Babacan ve Fincancı yaklaşık yaklaşık bir saat süren görüşmenin ardından basının karşısına birlikte çıktı. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Partimiz kurulduğundan bu yana TTB ile yakın bir diyalog içindeyiz. Sorunları doğru teşhis etmek için Türkiye’de hekimlerimizi temsil eden en geniş meslek örgütü olan TTB ile yakın çalışmayı önemsiyoruz.

Ülkemizin özgürlüklerle ilgili genel iklimi ve çalışma koşullarıyla ilgili sorunlar sebebiyle hekimlerimizi başka ülkelere kaybetmeye başladık. Bu ülkede kendisinin ve ailesinin yarınlarını göremeyip, hayatını başka ülkelerde kurmak isteyen hekimlerimizin sayısında oldukça artış görüyoruz. Türkiye gitmek, kaçmak isteyenlerin ülkesi haline geldi.

Pandemi dönemiyle beraber olağanüstü uzun mesai ve nöbet saatlerinin yanı sıra, randevu süresinin kısaltılmasıyla beraber yoğun iş yükü tescil edilmiş oldu. Sağlıkta şiddet bir başka sorun. Siyasetin dilinin, hekimliğin onuruna yakışır bir saygı dili olması gerekiyor. Maalesef siyaset hasta-doktor ilişkisinin iklimini olumsuz etkileyebiliyor. Özlük haklarıyla ilgili sorunlar var. Bunların rasyonel, adil bir şekilde çözülmesi gerekiyor. Sağlık çalışanlarımızın haklarını ödeyemeyiz.

“Sağlık eylem planımızı çalışıyoruz”

Sağlık eylem planımızı çalışıyoruz. Seçimlerden sonra kurulacak hükûmetin ilk 90 ve 360 gününde sağlık alanında neler yapılması gerektiğinin çok detaylı çalışmasını yapıyoruz. Taslağı bittikten sonra TTB başta olmak üzere sağlıkla ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla ve meslek örgütleriyle istişare yapacağız.”

Babacan’ın ardından açıklamalarda bulunan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ise şunları söyledi;

“Biz 73. büyük kongremizde sağlığı toplumsallaştırmaktan ve bu temelde sağlık politikalarını da toplumla birlikte oluşturmaktan söz etmiştik. O yüzden de özellikle siyasi partilerin toplumun temsilcileri olarak burada yer almaları ve toplumun sesini taşımaları bizler için kıymetli.

“Her hafta 1500 insanı yitiriyoruz”

Pandemi sürecinde hepimize sağlığın aslında bir değişim değeri olamayacağını çok açık bir biçimde gösterdi. Son yıllarda değer temelli  sağlık hizmetleri tartışmaları yürüyor. Oya değer temelli dediğimizde, biz etik değerlerimizi algılarken, o değer temeli piyasada bir değişim değerine tekabül ediyor ve bu değişim değerinin bedeli de aslında salgında bugün itibariyle fazladan ölümleri de katığımızda 200 binden fazla insanımızı yitirmiş olmamızdır. Her hafta 1500 insanı yitiriyor olmamızdır.

Sağlık çalışanlarının üzerindeki yükünde ne kadar ağır olduğunu hepimiz biliyoruz. Saatler süren nöbetlerin ardından hiç dinlenmeden hastalara en nitelikli sağlık hizmetine kavuşturma çabası içindeyken bu yükü artık taşıyamaz oldu meslektaşlarımız, sağlık çalışanları ve biz onları yitirmeye başladık.

“23 Kasım itibariyle İstanbul’da bir beyaz yürüyüşü başlatıyoruz”

Sağlık gücünü yitiriyor bu ülke Türk Tabipler Birliği olarak da bu hedefte Sağlık Bakanlığı’ndan istediğimiz randevuya yanıt alamayınca sizlerin de bildiği gibi 11 Ekim’de bir eylem planı açıkladık ve bunu da her hafta bir konuyu, özellikle sorunlarımızı dile getirerek 23 Kasım itibariyle İstanbul’da bir beyaz yürüyüşü başlatıyoruz.

Bu gün buraya geliş nedenimiz de aslında sağlığı toplumsallaştırmak temelinde DEVA Partisi ve onların da birlikte hareket ettiği insanlarımıza ulaşmak ve bu sürece katmak için davette bulunmaktı. 23 Kasım’dan 27 Kasım’a kadar Kocaeli, Bursa ve Eskişehir duraklarından sonra 27 Kasım’da Türk Tabipler Birliği önünde buluşacağız ve bir beyaz forum yapacağız.

Bu beyaz forum aslında hepimize önümüzdeki süreci nasıl görmemiz gerektiğini gösterecek. Tüm sağlık çalışanları ve tabi toplumun temsilcilerinin söz alacağı ve renklerini o foruma yansıtacağı, buradan da çok sesli, çok renkli bir sözün ortaya çıkacağını umuyoruz. Biz emek bizim söz bizim diyoruz, o nedenle herkesi emeğinin sahibi olmaya davet ediyoruz.”

Görüşmede Türk Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Vedat Bulut, Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Muharrem Baytemür, DEVA Partisi Genel Sekreteri Medeni Yılmaz ile DEVA Partisi genel başkan yardımcıları Aysun Hatipoğlu, Hasan Karal ve İbrahim Çanakcı yer aldı.

Türk Tabipleri Birliği’nden Kritik Aşı Açıklaması

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını can almaya devam ederken Türk Tabipleri Birliği (TTB) kritik bir açıklama geldi. TTB açıklamasında “Unutmayın; Covid-19 tam doz aşı ile önlenebilir. Özellikle ilk dönem aşılanan sağlık çalışanları ve yaşı nedeniyle öncelik verilenler: Üçüncü hatırlatma dozuyla etkili aşı olmadan tam aşılı sayılmazsınız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / TTB, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada etkili doz aşı öncesi ve sonrası sağlık çalışanlarının vefat sayılarını paylaşarak, aşı olun çağrısını tekrarladı.

TTB’den konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

“Sağlık çalışanı ölümlerinin etkili doz aşı ile durması, güvenle aşı olunması için değerli bir veri sunmaktadır.

Etkili doz aşılanmanın tamamlanmaya başladığı Haziran 2021’den önce 435 (ayda ortalama 29) sağlık çalışanı kaybı yaşanırken; son dört ayda bu sayı toplam 26 oldu.

Son dört ayda kaybettiğimiz 26 sağlık çalışanından 13’ü aşısızdı, 10’unun hatırlatma doz aşısı eksikti. Etkili doz aşılanması tamamlanmış bir sağlık çalışanının bağışıklığı baskılayan tedavi aldığı biliniyordu. İki sağlık çalışanının aşı bilgisine ise ulaşılamadı.

Unutmayın; COVID-19 tam doz aşı ile önlenebilir.

Özellikle ilk dönemde aşılanan sağlık çalışanları ve yaşı nedeniyle öncelik verilenler: Üçüncü hatırlatma dozuyla etkili aşı olmadan tam aşılı sayılmazsınız.”

 

TTB’den HDP’li Gergerlioğlu’na destek

Türk Tabipleri Birliği (TTB), vekilliği düşürülen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında yaptığı açıklamada, “Bizler meslektaşları ve meslek örgütü olarak insan hakları savunucusu Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yanındayız” ifadeleri kullanıldı. HDP’li Gergerlioğlu’na muhalefet cenahından birçok destek mesajı gelmiş durumda.

Haber Kaos/ Türk Tabipleri Birliği (TTB), TBMM Genel Kurulu’nda milletvekilliği düşürülen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında destek açıklamasında bulundu.

“Bizler meslektaşları ve meslek örgütü olarak insan hakları savunucusu Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yanındayız” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, “İfade özgürlüğü kapsamında bir sosyal medya paylaşımı bahane edilerek Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını öngören yerel mahkeme kararı, Yargıtay tarafından 19 Şubat’ta onanmış ve geçen hafta Meclis’e ulaşmıştı. Son yıllarda seçme-seçilme hakkına, seçmen iradesine saygısızlık, demokrasiye darbe niteliğinde uygulamalar, benzeri kararlarla pek çok insan hakkında cezalar verilmekte ve toplumu sessizleştirmek için yargı eliyle yıldırma uygulanmaktadır.” denildi.

“Anayasa Mahkemesi kısa bir süre önce benzer bir yolla milletvekilliği düşürülen CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında hak ihlali kararı vermiş ve Berberoğlu’nun milletvekilliğine geri dönmesi sağlanmış, bir yanlıştan dönülmüştü.” hatırlatmasının yapıldığı açıklama şöyle;

“HDP Kocaeli Milletvekili ve meslektaşımız Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında verilen kesinleşmiş yargı kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda okundu. Kararın okunması ile Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düşürüldü.

İfade özgürlüğü kapsamında bir sosyal medya paylaşımı bahane edilerek Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında ‘terör örgütü propagandası’ suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını öngören yerel mahkeme kararı, Yargıtay tarafından 19 Şubat’ta onanmış ve geçen hafta Meclis’e ulaşmıştı. Son yıllarda seçme-seçilme hakkına, seçmen iradesine saygısızlık, demokrasiye darbe niteliğinde uygulamalar, benzeri kararlarla pek çok insan hakkında cezalar verilmekte ve toplumu sessizleştirmek için yargı eliyle yıldırma uygulanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi kısa bir süre önce benzer bir yolla milletvekilliği düşürülen CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında hak ihlali kararı vermiş ve Berberoğlu’nun milletvekilliğine geri dönmesi sağlanmış, bir yanlıştan dönülmüştü.

Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu evrensel değerlere bağlı bir hekim olmanın yanı sıra bir insan hakları savunucusudur. Özellikle son dönemde cezaevlerinde yaşanan çok sayıda hak ihlalini gündeme getirmiş, insan hakları mücadelesi ile kamuoyundan önemli destek almıştır. Siyasi iktidar bir yandan İnsan Hakları Eylem Planı açıklarken, bir yandan da ihlallerin görünür olmasından rahatsız olmuş, biat ettirdiği yargıyı kullanarak Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararda belirtilen gerekçelere aykırı bir şekilde Dr. Gergerlioğlu’nun milletvekilliğini düşürmüştür.

Bizler meslektaşları ve meslek örgütü olarak insan hakları savunucusu Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yanındayız.”

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den Nakliyat-İş Sendikası’na destek

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), “Yemek Sepeti işçilerinin ve DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’nın haklı mücadelesi destekliyoruz.” açıklamasında bulundu.

“Yemek Sepeti yönetimini işçilerin kararına, iradesine, hukukuna saygı göstermeye, Başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri hileli yollar kullanarak işçilerin haklarını kullanmalarını engellemeye çalışanlara karşı göreve çağırıyoruz.” ifadelerinin yer aldığı açıklama şöyle;

“Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın resmi verilerine göre, Yemek Sepeti Elektronik İletişim Perakende Gıda Lojistik Anonim Şirketi işletmesinde Türkiye genelinde 2021 Ocak ayı itibarıyla 6200 işçi çalışmaktadır.

Yemek Sepeti işçileri, insanca yaşayabilecek bir ücret ve insan onuruna yaraşır çalışma koşulları için anayasal haklarını kullanarak DİSK üyesi Nakliyat-İş Sendikası’nda örgütlenmeye, üye olmaya başlamışlardır.

2020 yılının son aylarında başlayan bu süreç, 2021 Ocak ayında daha da hızlanarak devam etmiştir.

6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası’na uygun olarak DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’nın Toplu İş Sözleşmesi için Bakanlığa yetki başvurusu aşamasında işveren, işyerinin SGK kayıtlarında hukuka aykırı bir müdahale yaparak işçilerin bulunduğu “Taşımacılık” işkolunu, “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” işkolu olarak değiştirmiştir. Bunun sonucu olarak işyerinde çalışan 2.000’e yakın işçinin Nakliyat-İş Sendikası üyeliği düşmüştür.

Yemek Sepeti yönetimi bu şaibeli, muvazaalı girişimle işçilerin Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yasalardan kaynaklanan örgütlenme ve toplu sözleşme haklarını açık bir şekilde çiğnemiştir.

İşçilerin DİSK’i, Nakliyat-İş Sendikası’nı seçmeleri haklarını kullanmalarının ve özgür iradelerinin bir sonucudur. Başta işveren olmak üzere herkes bu haklara ve işçilerin özgür iradesine saygı göstermelidir.

Bizler;

Yemek Sepeti yönetimini işçilerin kararına, iradesine, hukukuna saygı göstermeye,

Başta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri hileli yollar kullanarak işçilerin haklarını kullanmalarını engellemeye çalışanlara karşı göreve çağırıyoruz.

Yemek Sepeti işçilerinin ve DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’nın haklı mücadelesi destekliyoruz.”