Tekin Gönenç kimdir? Hayatı, Eserleri

8 Mart 1933 yılında Sivas’ın Yıldızeli İlçesi’nde dünyaya gelen Tekin Gönenç, 17 Mayıs 2020 yılında hayatını kaybetti. Gönenç, orta öğrenimini 195o yılında Sivas Lisesinde, yüksek öğrenimini 1955 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde tamamladı.

Haber Merkezi / 1968-1970 yılları arasında Amerika’da University of Michigan’da Psikofarmakoloji eğitimi aldı. Uzun yıllar yurtdışında değişik ülkelerde çalıştı. PEN, Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, Dil Derneği, Besam ve MESAM Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği üyesi olan Tekin Gönenç halen İstanbul’da yaşamakta, edbiçalışmalarını Muğla Bodrum’da sürdürmektedir. 1998 yılında Kocaeli Üniversitesi Akademik Şiir Ödülünü Gönlü Güvercinli Kadın kitabıyla aldı. Hürriyet Gazetesi Anneler Günü Şiir Yarışmasında Anne şiiriyle ikincilik ödülü aldı.

İlk şiirini üniversiteye başladığı yıllarda yazan şairin şiirleri daha sonra sürekli olarak Varlık Dergisi’nde, zaman zaman Yeditepe, Yelken, Milliyet Sanat, Kitaplık, E. Dergisi, Edebiyat Eleştiri, Öteki-Siz, Kuzey Yıldızı, Üç Nokta, Budala, Yaşasın Edebiyat gibi dergilerde yayınlandı. Şiirlerinde; insanı bunaltan yalnızlık ve tükenmişlikten kaynaklanan umutsuzlukların ancak aşk ile üstesinden gelebileceğini işler.

İlk şiir kitabı Gönlü Güvercinli Kadın (1997), ikinci şiir kitabını Aşk Konuşur Bütün Dilleri (2002) yayınlanan şairin, şiirin yanısıra çeşitli sanat dergilerinde yayınlanan inceleme/gezi/anı yazılarını topladığı iki kitabı daha bulunuyor. Üç şiiri Milli Eğitim Bakanlığı’nca lise ders kitaplarına alınmış olan şairin bazı şiirleri İngilizce ve Fransızcaya çevrilmiş, bazıları da ünlü bestekarlarımız tarafından bestelenmiştir.

“Düşler Ve Kırıkları”

onlar sizdiniz bilmez miyim
sırtlanıp gölgelerinizi
nasıl da kanatlanıp gidiyordunuz
sadece baktığım kalıyordu
ardınızda sönüp kaybolan güneşinize

oysa gelseydiniz
en kırılgan yanlarınızla olsun
yaşama tutuna tutuna gelseydiniz
hiç durur muydum
çarpar giderdim geceye
bende biriken düş kırıklarınızı

çok bekledim
yoktunuz

usulca okşayıp akşamlarınızı
sesimi bırakıp gidiyordum
duymuyordunuz

“Ödünç Alkışlar”

siz değil miydiniz
gün olur yaşamdan alkışlar alırım diye
uysal bir tambur sesinden merdivenler kurup
olur olmaz şarkılara tırmanan

olur da içinden inci çıkar diye
yine siz değil miydiniz
denizlere küskün ırmaklarda
istiridyeler arayan

hadi çıktınız diyelim
peki nasıl ineceksiniz şimdi gerisingeri
karanfil kırıntıları serpe serpe çıktığınız
o hoyrat merdivenleri