Taliban’dan Kadın Hakları Açılımı: Mülk Olarak Görülemezler

Afganistan’da 15 Ağustos’ta iktidarı ele geçiren Taliban, kadın haklarına yönelik bir kararname yayımladı. Kararnamede, kadınların mülk olarak görülmemesi ve evlilikte rızalarının olması gerektiğini belirtilirken, kız çocuklarının eğitime erişiminden ve evleri dışında çalışmasından bahsedilmedi.

Haber Merkezi / Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid’in açıkladığı kararnamede, “Kadın bir mülk değil, asil ve özgür insandır. Hiç kimse bir kadını, barış ve düşmanlıkları sonlandırmak adına başkasına veremez” denildi. Kararnamede, evlilik ve kadınların miras haklarından bahsedilirken, kadınların evliliğe zorlanmaması gerektiği vurgulandı. Ayrıca kadınların ölmüş eşlerinin mallarında hak sahibi oldukları belirtildi.

Mahkemelerin de karar verirken kararnameyi dikkate almaları, dini işler ve enformasyon bakanlıklarının da bu hakları koruyıp teşvik etmesi gerektiği vurgulandı. Ancak kararnamede, uluslararası toplumun başlıca kaygılarından olan kadınların evleri dışındaki etkinliklere ve eğitime erişimlerinden söz edilmedi.

Taliban, 1996-2001 yılları arasındaki ilk iktidar döneminde kadınların yanlarında eş ya da erkek akrabaları olmadan evlerinden çıkmalarını, çalışmalarını ve kız çocuklarının eğitim almalarını yasaklamış, tüm kadınlara burka zorunluluğu getirmişti.

Afganistan Merkez Bankası’nın yurtdışındaki milyarlarca dolarlık rezervlerini ve kalkınma yardımlarını donduran Batılı ülkeler, kaynakların geri verilmesi için aralarında kadın haklarının güvenceye alınmasının da bulunduğu şartlar öne sürüyor. Uluslararası yaptırımlar nedeniyle nakit akışının durma noktasına geldiği ve likidite sıkıntısının yaşandığı Afganistan’da ekonomi çöküşün eşiğinde bulunuyor.

Taliban’dan Uluslararası Örgütlere Yardım Çağrısı

Afgasitan’da yönetimi ele geçiren Taliban’ın Lideri Molla Hasan, uluslararası yardım örgütlerine ülkeye yardımları sürdürme çağrısı yaparak, “Uluslararası bütün yardım kuruluşlarına ülkeye yardımları esirgememelerini ve zor durumdaki halka yardım etmelerini rica ediyorum” dedi. Molla Hasan, halka Taliban rejimine müteşekkir olma çağrısında bulundu.

Molla Hasan, büyük bölümü Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bulunan Afganistan Merkez Bankası’na ait yaklaşık 9 milyar dolarlık rezervlerin serbest bırakılması halinde ülkedeki ekonomik krizin aşılacağını öne sürdü.

Afganistan’da Taliban’ın iktidarı ele geçirmesinin ardından kurduğu geçici hükümetin başbakanı Molla Muhammed Hasan Ahund ilk kez halka hitaben bir konuşma yaptı. 2013 yılında ölen Taliban’ın kurucusu Molla Ömer’e yakın isimlerden Molla Hasan’ın hükümetin kurulmasından yaklaşık üç ay sonra yaptığı konuşma devlet televizyonundan yayınlandı. Molla Hasan konuşmasında uluslararası yardım kuruluşlarına ülkeye yardımları sürdürme çağrısı yaptı.

Merakla beklenen konuşmasında Molla Hasan, halka Taliban rejimine müteşekkir olma çağrısında bulundu. Molla Hasan, ülkedeki yabancı güçlerle mücadele, İslami bir hükümetin kurulması ve ülkede istikrarın sağlanmasına devam edilmesi yönünde Taliban’ın verdiği sözleri tuttuğunu ifade etti.

Taliban’ın iktidarı devralmasından önce de ülkede kıtlık, işsizlik ve fiyat artışlarının olduğunu savunan geçici hükümetin başbakanı, “halkın içinde bulunduğu yokluk ve sıkıntılardan kurtarmak için Allah’ın yardımı ile çaba gösterdiklerini” söyledi.

Molla Hasan, büyük bölümü Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) bulunan Afganistan Merkez Bankası’na ait yaklaşık 9 milyar dolarlık rezervlerin serbest bırakılması halinde ülkedeki ekonomik krizin aşılacağını öne sürdü.

Molla Hasan yardım örgütlerine de ülkeye yardımları sürdürme çağrısı yaparak, “Uluslararası bütün yardım kuruluşlarına ülkeye yardımları esirgememelerini ve zor durumdaki halka yardım etmelerini rica ediyorum” şeklinde konuştu.

Taliban’ın geçici hükümeti kurmasından bu yana halka yönelik bir konuşma yapmadığı için sosyal medya üzerinden eleştirilen Molla Hasan, televizyon yayınlanan konuşmasında uluslararası toplumun kadın ve insan haklarına saygı gösterme ve çoğulcu bir yönetim oluşturulması yönünde Taliban’a yaptığı çağrılara da yanıt verdi. Kurulan geçici hükümetin yüzde 90’ı sadece bir etnik grubun temsilcilerinden yer alırken, hükümette kadın bulunmuyor.

Taliban hükümetinin kadın ve insan haklarına saygı gösterdiğini savunan Molla Hasan, kız çocuklarına yönelik eğitimin başladığını ve bunun geliştirilmesi yönünde umut olduğunu söyledi. Molla Hasan, bu eğitimin İslami esaslara göre yapılacağının da altını çizdi.

Taliban ile ABD hükümeti arasında görüşme

Geçici hükümetin başbakanı Molla Hasan’ın konuşmasının ABD hükümeti ile Taliban arasında gelecek hafta Doha’da yapılması planlanan görüşmesi öncesinde yayınlanması dikkati çekti.

Görüşmede, IŞİD ve El Kaide ile mücadelenin yanı sıra Afganistan’a insani yardım konuları ele alınacak. Bunun yanı sıra, yaklaşık 20 yıl boyunca ABD için çalışan Afganların ve ABD vatandaşlarının güvenli bir şekilde ülkeyi terk etmeleri de gündeme gelecek.

Washington, kapsayıcı bir hükümet kurulmasının yanı sıra azınlık ve kadın haklarına saygı gösterilmesi ve kız çocuklarına eğitim sağlanmasının ülkeye yardım için ön koşullar arasında bulunduğunu belirtiyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Afganistan’da Kadınlar Ne Zaman Okula Dönecek?

Taliban’ın Afganistan’da iktidara gelmesinden kısa bir süre sonra, “güvenli” bir öğrenme ortamı oluşturulana kadar kadınların evde kalmaları gerektiğini açıklamıştı. Sadece erkekler ve ilkokul çağındaki kızlar okula devam edebildi.

Haber Merkezi / Bu yönde olumlu bir gelişme yaşandı; tüm kadınlar yakında okula geri dönebilecek. İçişleri bakanlığı sözcüsü Saeed Khosty, El Cezire’ye verdiği demeçte, “Bilgilerime göre, çok kısa bir süre içinde tüm üniversiteler ve okullar yeniden açılacak ve tüm kızlar ve kadınlar okula ve öğretmenlik işlerine geri dönecek” dedi.

Taliban’ın 1996-2001 yılları arasında yönettiği Afganistan’da kadınların ve kızların eğitim görmeleri yasaklanmıştı. 2001 ABD öncülüğündeki işgalden sonra, kadınlar ve kız çocukları okula ve üniversiteye gitmeye başladı. UNESCO’ya göre, kadın okuryazarlığı 2018 yılına kadar yüzde 30’a ulaştı.

Taliban iktidara geldiğinden beri binlerce kişi Afganistan’dan kaçarken, birçoğu haklarını korumak için mücadele ediyor. Kadınların çalışma hakkı, hareket özgürlüğü, eğitim ve siyasi katılım haklarının talep edildiği protestolar, Taliban tarafından kurşun, cop ve kamçı kullanılarak dağıtıldı. Taliban, ayrıca, Kabil’in belirli bölgelerinde izinsiz toplanmaları yasakladı.

Taliban, 1’i Çocuk 13 Hazara’yı İnfaz Etti

Uluslararası Af Örgütü tarafından yürütülen bir soruşturmaya göre, Taliban güçleri 30 Ağustos’ta Afganistan’ın Daykundi eyaletinde dokuz teslim olan eski hükümet askeri ve biri 17 yaşındaki bir kız çocuğu olmak üzere 13 Hazara’yı infaz etti.

Haber Merkezi / İnfazların Daykundi eyaletinin Hıdır ilçesine bağlı Kahor köyünde meydana geldiği söyleniyor. Uluslararası Af Örgütü, olaydan sonra kaydedilen görüntülerin ve videoların olayı doğruladığını açıkladı.

Af Örgütü’nün genel sekreteri Agnes Callamard, “Hazaralara yönelik bu soğukkanlı infazların, Taliban’ın önceki Afganistan yönetimi sırasında meşhur oldukları aynı korkunç suistimalleri işlediğinin bir başka kanıtı” olduğunu söyledi.

Taliban sözcüleri Zabihullah Mücahid ve Bilal Karimi ise, olaya ilişkin açıklama çağrılarına henüz bir cevap vermedi.

Af Örgütü, Taliban tarafından Daykundi için  atanan polis şefi Sadıkullah Abed’in olayı reddettiğini ve eyalette bir saldırıda bir Taliban üyesinin yaralandığını söylediğini aktardı.

Hazaralar sıklıkla hedef alınıyorlar

Hazaralar, Afganistan’ın 36 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 9’unu oluşturuyor. Sünni çoğunluklu bir ülkede Şii oldukları için sıklıkla hedef alınıyorlar.

Dünya, Taliban’ın başta Şii Hazaralar olmak üzere kadınlara ve etnik azınlıklara yönelik hoşgörü ve kapsayıcılık vaatlerini yerine getirip getirmeyeceğini izliyor. 

Bununla birlikte, kadınlara yönelik yeni kısıtlamalar ve tamamı erkeklerden oluşan bir hükümetin atanması gibi eylemler, uluslararası toplum tarafından dehşetle karşılanmakta.

Taliban ve IŞİD-Horasan Rekabetinde Yani Aşama!

Kabil Uluslararası Havaalanı’nda IŞİD-Horasan tarafından düzenlenen saldırı, Taliban ile IŞİD-Horasan arasındaki yoğun rekabeti bir kez daha hatırlattı. Saldırıdaki can kayıpları birçok kişiyi şoke edici olsada, iki örgüt 2015’ten bu yana yoğun çatışmalar içerisinde.

Haber Merkezi / Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, meşru bir siyasi aktöre dönüşürken, IŞİD-Horasan ile Taliban arasındaki çatışmalarında doğası bundan sonra değişecektir. Mücadele bundan sonraki aşamada iki örgüt arasında değil, devlet aygıtını yöneten meşru bir yapıyla, onu yıkmaya çalışan bir örgüt arasındaki bir mücadeleye evrilecek.

Taliban-IŞİD-Horasan rekabetinin bu yeni aşamasını anlamak için geriye bakmak, aynı zamanda IŞİD-Horasan’ın son saldırısını iki grubun ideolojileri ve gündemleri arasındaki orijinal çatışma bağlamında çerçevelemek önemlidir; Geçmişte, iki örgütün Afganistan’da hakimiyet için nasıl rekabet ettiğini anlamak, değerlendirmemize yardımcı olabilecek önemli ipuçları vermektedir.

Kabil Havaalanı’ndaki saldırılar, IŞİD-Horasan’ın, Taliban’ın yönetme ve güvenlik sağlama becerisine şüphe düşürmeyi ve kendi kararlılığını işaret etmeyi amaçlıyor. IŞİD-Horasan, ABD’nin Afganistan’daki güçlerini geri çekmesiyle birlikte, kendisini artık bir devlet aktörü olan Taliban’a karşı konumlandırıyor gibi görünüyor.

IŞİD-Horasan ve Taliban neden çatıştı?

IŞİD-Horasan, Taliban’ı stratejik ve ideolojik bir rakip olarak görüyor. IŞİD-Horasan, Taliban’ın, IŞİD’in küresel hilafet vizyonunu lekelediğini düşünüyor. Ayrıca, IŞİD-Horasan, Taliban’ın ideolojisinin ve yönetim anlayışının bazı yönlerini sapkın olarak görüyor; kendisini bölgedeki tek meşru cihatçı örgüt olarak kabul ediyor. IŞİD-Horasan, Kabil Havaalanı’ndaki gibi saldırılarla, Taliban’ın Batı işbirlikçisi olarak göstermeye çalışıyor.

IŞİD-Horasan ile Taliban, birkaç yıldır Afganistan’ın farklı bölgelerinde çatışıyorlardı. IŞİD’in eski sözcüsü Ebu Muhammed el-Adnani’nin Taliban’ı eleştiren, onu milliyetçi bir hareket olarak ilan eden ve kurucusu Molla Ömer’i kınayan bir açıklaması kamuoyuna yansımıştı.

IŞİD-Horasan ve Taliban arasındaki çatışmaların en şiddetlileri Taliban’dan ayrılan ve IŞİD-Horasan’a katılımların olduğu bölgelerde yaşandı. Bu bölgelerde zaman zaman Taliban ile ABD, IŞİD-Horasan’a karşı zımni işbirliğini geliştirdi.

Kısa ve uzun vadede ne olabilir?

ABD’nin çekilmesiyle, artık bir devlet aktörü olan Taliban ve onu devirmeye çalışan IŞİD-Horasan, rekabetin şimdiye kadarki en şiddetli aşaması başlamaya hazır. Kısa vadede, IŞİD-Horasan, Taliban’ın kontrolündeki bölgelerde sivil alanlara yönelik saldırılarına devam etmesi muhtemeldir. Bu tip saldırılarla Taliban’ın halka güvenliği sağlayamayacağını göstermek istiyor.

IŞİD-Horasan,, Taliban saflarından kopmalar olması için çalışacak. Bu durum, Taliban için tehlikeli, en ufak ideolojik hata, üyelerinin ve destekçilerinin IŞİD-Horasan saflarına katılmasını sağlayabilir. Bu ayrılmalar, IŞİD-Horasan’ın Taliban saflarına sızmaya devam etmesi ve içeriden saldırabileceği derin operasyonel bilgi ve istihbaratta sunuyor.

IŞİD-Horasan, ayrıca Taliban’a karşı diğer cihatçı grupları, ülkede bulunan binlerce yabancı savaşçıyı kendi saflarında toplamaya çalışacaktır. Uzun vadede, IŞİD-Horasan, bölgesel emellerini yeniden ortaya koymaya çalışacaktır. Geçmişte IŞİD-Horasan, ele geçirdiği bölgelerde Irak ve Suriye’dekine benzer idari yapılar inşa etmeye çalışmıştı. Muhtemelen bunu tekrar yapmaya çalışacaktır.

Kabil’deki Bombalı Saldırılarda En Az 103 Kişi Öldü

Afganistan’ın Başkenti Kabil’deki havaalanının dışındaki bölgede düzenlenen bombalı saldırılarda 13’ü ABD askerleri olmak üzere en az 103 kişi hayatını kaybetti, en az 155 kişi de yaralandı. Saldırıların sorumluluğunu IŞİD üstlendi.

Haber Merkezi / ABD’li bir yetkili Reuters’e yaptığı açıklamada, ABD personelinin can kaybının artabileceğini söyledi. Bombalı saldırılar, Şubat 2020’den bu yana ABD’nin Afganistan’da askeri olarak en fazla can kaybı verdiği saldırılar olurken, son on yıl içinde Afganistan’daki Amerikan birlikleri için en ölümcül saldırlar oldu.

ABD Başkanı Joe Biden, saldırılar sonrası yaptığı açıklamalarda, saldırıların tahliyeleri durduramayacağını söyledi.

Açıklamasının devamında saldırganlara yönelik “Affetmeyeceğiz. Unutmayacağız. Sizi yakalayıp size ödeteceğiz” ifadelerini kullanan Biden, “Seçtiğimiz bir anda, seçtiğimiz bir yerde, zamanımızda güç ve hassasiyetle yanıt vereceğiz” dedi. 

ABD ordusunun Merkez Komutanlığı başkanı Deniz Piyadeleri Generali Frank McKenzie ise, IŞİD (saldırıları üstlenmişti) tehdidinin “diğer aktif tehditler” ile birlikte devam ettiğini söyledi.

McKenzie, “Bu saldırılara devam etme isteklerinin olduğuna inanıyoruz ve bu saldırıların devam etmesini bekliyoruz. Hazırlıklı olmak için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz” dedi.

Beyaz Saray, perşembe günü yaptığı açıklamada, 14 Ağustos’tan bu yana Afganistan’dan 100.000’den fazla kişinin tahliye edildiğini söyledi. 

Liderlerden açıklamalar

Saldırıları kınayan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, devam eden tahliye çalışmalarını, saldırılara rağmen “son ana kadar devam edeceğiz” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da tahliyeleri “sonuna kadar” devam edeceğini belirterek, saldırılarda hayatını kaybeden Amerikalı ve Afganistanlı ailelere taziyelerini sundu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise, “Önceliğimiz mümkün olan en kısa sürede çok sayıda insanı güvenli bir yere tahliye etmek” dedi.

Avustralya Başbakanı Scott Morrison, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kabil’deki korkunç terör saldırılarında hayatını kaybeden ABD askeri personeli ve Afganlılar için derin üzüntü duyduğunu söyledi. Morrison, “Kayıplarınız için yas tutuyor, iğrenç ve barbarca saldırıları kınıyoruz” dedi. 

Dünden Bugüne Taliban!

11 Eylül saldırılarının ardından 2001 yılında ABD ve müttefikleri Afganistan’da Taliban’ı iktidardan indirmişti. Taliban 20 yıl sonra ABD ve müttefiklerinin Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte büyük bir direnişle karşılaşmadan yeniden iktidara geldi. 

Haber Merkezi / Peştuca dilinde “öğrenciler” anlamına gelen Taliban, iktidarı yeniden almasıyla birlikte daha ılımlı bir görüntü vermeye çalışıyor, ancak gözlemciler Taliban’ın vermeye çalıştığı bu görüntüye şüpheyle bakıyor.

Örneğin Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücahid, iktidarı devraldıktan sonra yaptığı ilk basın toplantısında kadın haklarını ve basın özgürlüğünü koruma sözü vermişti. 

Taliban’ın ortaya çıkışı;

Taliban’ın birçok lideri, 1990’ların başında Taliban’ın kurulmasından önce 1980’lerde Sovyet müdahalesine karşı Afgan Mücahidleriyle birlikte savaştı. Afgan Mücahidler, Soğuk Savaş döneminin politikasının bir parçası olarak ABD’den yüklü miktarda silah ve para yardımı aldı. Sovyetler, 1978’de ülkenin ilk cumhurbaşkanı Mohammad Daoud Khan’ı deviren komünist liderleri destekliyordu.

Sovyetler 1989’da Afganistan’dan çekildikten sonra,  Mücahid komutanlarının iktidar için savaştığı bir dönemde Taliban, 1990’ların başında önemli bir oyuncu olarak ortaya çıktı. Taliban üyelerinin çoğu Afganistan’da ve Pakistan’da muhafazakar dini okullarda eğitim görmüşlerdi.

Afganistan’ın Kabil’den sonraki en büyük şehir olan Kandahar’ın kontrolünü ele geçirdikten sonra büyük sayılabilecek askeri kazanımlar elde ettiler. Yıllarca süren savaştan sonra yorgun düşen Afgan halkı çatışmasız bir dönem için Taliban’ın iktidarına itiraz etmedi. Bunda iktidar mücadelesi veren Mücahitlerin insan hak ihlalleri ve savaş suçları da etkili oldu.

1996’da başkent Kabil’i ele geçiren ve ülkenin son komünist lideri Necibullah Ahmedzai’yi bir meydanda asan Taliban, Afganistan’ı bir İslam emirliği ilan etti ve İslam hukukunun aşırı katı yorumunu uygulamaya başladı. Taliban’ın kurduğu İslam emirliğini sadece üç ülke tanıdı; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Pakistan.

Taliban, Afganistan’a çatışmaların yaşanmadığı başardı ve yerel yolsuzlukla mücadele etmeye karar vererek başlangıçta Afgan halkının gözünde bir popülerlik kazandı. Ancak Taliban’ın, iç savaş suçlarının tekrarlanmamasını sağlamak için başlangıçta uyguladığı kısıtlamaları asla hafifletmeyeceğini açıkladı.

Kısıtlamalar arasında kadın doktorlar dışındaki kadınların eğitim ve istihdamdan men edilmesi de yer alıyordu. Konulan kurallara itaat etmeyen herkes hapse atılabilir veya alenen cezalandırılabilirdi. Altı yıllık bu dönem, etnik ve dini azınlıklar üzerinde baskı kurulması, az önce belirtiklerimin yanında müzik ve televizyon gibi görünüşte zararsız faaliyetler ve eğlenceler üzerindeki kısıtlamalarla hatırlanacak.

1999’da Birleşmiş Milletler (BM), ABD’deki 11 Eylül saldırılarının sorumlusu El Kaide ile bağlantıları nedeniyle Taliban’a yaptırımlar uygulamaya başladı.

2001 müdahalesi ve Taliban’ın iktidardan indirilmesi

ABD, 7 Ekim 2001’de Taliban’ın Afganistan’da saklanan El Kaide lideri Usame bin Ladin’i teslim etmeyi reddetmesinin ardından Afganistan’ı işgal etti. ABD müdahalesi öncesinde Taliban, ABD Başkanı George W Bush yönetiminden bin Ladin’in 11 Eylül saldırılarındaki rolüne dair kanıt sunmasını istemişti. ABD Başkanı Bush, Taliban’ın isteğini reddetmişti.

Taliban’ın devrilmesinden sonra Aralık 2001’de Hamid Karzai başkanlığında yeni bir geçici hükümet kuruldu. Üç yıl sonra yeni bir anayasa ilan edildi; yeni anayasanın temelleri, kadınlara ve etnik azınlıklara temel hak ve özgürlüklerinin ülkenin son kralı Muhammed Zahir Şah tarafından resmen verildiği 1960’ların reforme edilmiş anayasasından almıştır.

Yıkılmış bir ülke!

2006 yılına gelindiğinde, devrilen Taliban yeniden toparlandı ve ABD ve müttefiklerine karşı savaşı yeniden başlattı. 20 yıllık çatışma Afganistan’ı harap etti. Hem Taliban hem de ABD liderliğindeki güçlerin saldırılarında 40.000’den fazla sivil öldü. En az 64.000 Afgan askeri ve polisi ile 3.500’den fazla uluslararası asker de çatışmalarda hayatını kaybetti. ABD, savaş ve yeniden yapılanma projelerine neredeyse 1 trilyon dolar harcadı, ancak ülke hala fakir ve altyapısı harap durumda.

2011’de Obama yönetimi, bir grup Taliban yetkilisinin o zamanki Afganistan Başkanı Karzai hükümetiyle yüz yüze müzakerelerin zeminini hazırlamak için Katar’a taşınmasına izin verdi. 2013 yılında, Taliban’ın Doha ofisi resmen açıldı. 2018 yılında, Trump yönetimi Taliban ile resmi ve doğrudan görüşmelere başladı. Bu görüşmelere Afgan hükümeti davet edilmedi.

Doha’daki Taliban siyasi ofisinin başkanı Abdul Ghani Baradar, 29 Şubat 2020’de ABD ile ABD ve diğer yabancı güçlerin geri çekilmesinin yolunu açan bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma ile Taliban, ABD liderliğindeki yabancı güçlere saldırmayacağına söz verdi.

Bu anlaşma sonrası Taliban ile Afgan liderliği arasında barış görüşmeleri başladı. Ancak Taliban, görüşmelere katılırken yönetime karşı askeri saldırısını sürdürdüler. ABD ve müttefiklerinin çekilmesiyle birlikte 20 yıl sonra Afganistan’da yönetimi geri aldılar.

Afganstan’daki Savaşın Sembolü: Mi-35

Tarihçiler her zaman bazı silahları belirli çatışmaların sembolleri olarak tanımlamaya meyillidirler. Dolayısıyla, Alman ‘Stuka’ pike bombardıman uçağı İkinci Dünya Savaşı’nın ilk aşamalarında ‘Blitzkrieg’ ile eşanlamlıydı. Sovyetler Birliği’nin Aralık 1979’da Afganistan’ı işgal etmesinden bu güne dek neredeyse sürekli bir çatışma içinde olduğu göz önüne alındığında, çok sayıda silah o ülkedeki savaşla eş anlamlı hale geldi.

Haber Merkezi / Ancak çok azı Sovyet tasarımı Mil Mi-24 saldırı helikopteri kadar halkın hayal gücünde kaldı. NATO, Mi-24’e ‘Hind’ kod adını verdi. Hind, Taliban’ın Kunduz havaalanını ve havaalanında bir helikopterin kontrolünü ele geçirdiği haberlerinin ortaya çıkmasıyla yeniden odaktaydı. Helikopter bir Mi-35 (Mi-24’ün ihracat türevi) ve Hindistan’ın 2019’da Afgan ordusuna hediye ettiği dört helikopterden biriydi.

Mi-24, ABD AH-1 Cobra’dan sonra hizmete sunulan dünyada ikinci çok amaca yönelik saldırı helikopteriydi. İlk uçuşunu 1969’da yaptı. Mi-24’ün batılı emsallerinden farkı, sekiz kişiye kadar olan küçük bir piyade birliğini taşıma kabiliyetiydi. Sonradan üretilen AH-64 Apache gibi daha yeni saldırı helikopterlerine rağmen, Hind, birden fazla silahı ve roketi ile son elli yılda sayısız savaş alanında görüldü.

Sovyetler Birliği, Afganistan’ın işgalinde görev alan kara kuvvetlerini korumak için Mi-24’ü kullandı. Bu helikopterler, Afgan direnişçilerini yakalamak ve ilerleyen Sovyet kara kuvvetlerine koruma sağlamak için silah kapsülleri ve güdümsüz roketlerle donatıldı. Afgan direnişçileri, helikopterin boyutu ve tehditkar tasarımı ve hafif silahlarla vuramamaları nedeniyle Hind’e ‘Şeytanın Arabası’ adını verdiler.

Bununla birlikte, Mi-24, ABD’nin Afgan direnişçilere ‘Stinger’ karadan havaya füzeleri vermeye başladığı 1986 yılından itibaren Afganistan’da aksiliklerle karşılaşmaya başladı. ABD askeri raporlarından birinde, Ekim 1986 ile Eylül 1987 arasında bir yıldan kısa bir süre içinde yaklaşık 270 Sovyet uçağının düşürüldüğü iddiasına yer vermiştir.

Stinger füzesinin etkinliği, Mi-24’ü daha yüksek irtifalarda çalışmaya zorladı ve helikopter, yerdeki düşman hedeflerini tespit etmek için gelişmiş hedefleme sistemlerine sahip olmadığı için savaştaki etkinliği azaldı. Ancak Mi-24’ün muharebe operasyonlarında kullanımı devam etti. Mi-24, 1989’da Sovyetlerin geri çekilmesinin ardından Afganistan’da varlığını devam ettirdi. 1995’te Taliban Afganistan’da iktidara geldikten sonra, ‘Kuzey İttifakı’ Mi-24 helikopterlerini kullanmaya devam etti.

ABD liderliğindeki koalisyon Afganistan’ın silahlı kuvvetlerini yeniden inşa etmeye çalışırken, Hind yeniden gözde araçlardandı. 2008’de Çek Cumhuriyeti, Afganistan’a beş Mi-35 helikopteri verdi. ABD, başlangıçta Mi-35 helikopterlerinin verilmesini destekledi. Ancak, 2015’te ABD’nin Kabil’i MD530F gibi daha küçük Amerikan helikopterleri satın almaya zorlamasıyla Hind’in kullanımı durduruldu. Ancak Afgan Hava Kuvvetleri’nin helikopteri ‘gayri resmi olarak’ devam ettiği iddia edildi.

Mi-24’ün çeşitli zamanlarda yaklaşık 60 ülkenin ordularında görev yaptığı tahmin ediliyor. Rus silah şirketi Rostec, 2014 yılında 3.500’den fazla Mi-24 helikopterinin yapıldığını iddia etti. Mi-24, düşman füzelerine karşı korunmak için sürekli güncellendi. Helikopterler ayrıca yeni silahlar ile donatıldı.

Eşref Gani’den Taliban’a karşı ulusal seferberlik çağrısı

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzay, Taliban’a karşı ulusal bir seferberlik hamlesini desteklemeye çağırdı. Son dönemde Taliban ve Afgan hükümet güçleri arasındaki çatışmalar yoğunlaşmış durumda.

Haber Merkezi /Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani Ahmedzay, Parlamento’da Taliban ve barış görüşmelerine ilişin açıklamalarda bulundu.

Gani, konuşmasında Washington’un Kabil ile Taliban arasındaki müzakerelere yönelik baskılarına atıfta bulunarak “ithal, aceleci” bir barış sürecinin Afganlar arasında “barış getirmeyi başaramadığını, aynı zamanda şüphe ve belirsizlik yarattığını” söyledi.

Ülkede artan şiddetten ABD’nin birlikleri hızla çekilmesinden kaynaklandığını belirten Eşref Gani, Taliban karşısında eyalet başkentlerini ve büyük kentsel alanları korumaya odaklanacağını vurguladı.

“Taliban’ı yenecek güce sahipiz”

Konuşmasının devamında Taliban’a karşı ulusal bir seferberlik hamlesini desteklemeye çağıran Afganistan Cumhurbaşkanı, “Taliban kalıcı barışa inanmıyor” dedi. Gani, ayrıca, Taliban’ı yenecek güce sahip olduklarını da ifade etti.

Taliban, kırsal alanlarda çok sayıda ilçeyi ve ayrıca Afganistan’ın komşu ülkelerle olan birkaç önemli sınır kapısını da kontrol ediyor. Saldırılarını sürdüren Taliban, eyalet başkentlerini ele geçirmeye çalışıyor.

 

Afganistan’da silahlı saldırılar: 9 kişi hayatını kaybetti

Afganistan’da bir dizi saldırıda beş hükümet çalışanı ve dört polisin öldürüldüğü açıklandı. Saldırıların sorumluluğunu henüz kimse üstlenmezken, yetkililer Taliban’ı işaret etti.

HABER MERKEZİ / Polis şefi sözcüsü Ferdaws Faramarz, başkent Kabil’de Bagh-e Daud mahallesinde silahlı kişilerin açtığı ateş sonucu kırsal kalkınma bakanlığında çalışan dört kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Faramarz, bu saldırının ardından Kabil’in başka bir noktasında yapılan bombalı saldırıda bir hükümet çalışanın daha hayatını kaybettiğini söyledi.

Aynı dakikalarda Herat Eyalet Valisi Wahid Qatali, vilayetin Zenda Jan bölgesinde yol kenarına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu dört polis memurunun öldüğünü açıkladı.

Afganistan Devlet Başkanı Eşref Ghani, saldırıyı şiddetle kınayarak, Taliban’ı şiddeti bir kez daha artırarak barış görüşmelerini durdurmakla suçladı. Ghani, “Barışa inanmadıklarını gösterdiler” dedi.

Öte yandan Savunma Bakanlığı, Afgan güvenlik güçlerinin kuzey Faryab ilinde düzenlediği özel operasyonda en az 21 Taliban üyesinin öldürüldüğünü duyurdu. Taliban ise, bakanlığın açıklaması hakkında yorum yapmadı.

Afganistan’da şiddet durmaksızın devam ederken, Taliban ile hükümet temsilcileri arasında aylardır Katar’da devam eden barış görüşmeleri durdu.

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) veya 2014’ten beri kullandığı resmî isimle İslam Devleti’de son zamanlarda Kabil’deki saldırılarını artırdı. Son olarak, Afganistan’ın başkentinde azınlık Sihlerini hedef alan bombalamanın sorumluluğunu üstlendi. Afganistan’daki Sihler ve Hinduların sayısı IŞİD’in artan tehditlerinin ardından 250.000’den 700’ün altına düştü.