Esad’dan Suriyeli Mültecilerin Ülkeye Dönüşü İçin Af Hazırlığı

Suriye devlet haber ajansı SANA, Esad hükümetinin yerinden edilen Suriyelilerin geri dönüşü için af çıkarmaya hazırlandığını aktardı. Ajansın haberine göre Yerel Yönetim ve Çevre Bakanı Hüseyin Mahluf yerinden edilen Suriyelilerin geri dönüşünün devlet için bir öncelik olduğunu belirtti.

Geri dönüşler için başta af kararnameleri olmak üzere kolaylıklar sağlanacağını ifade eden Mahruf, durumlarını halletmek isteyenlere izin verilmesi ve uzlaşma dosyasının tamamlanmasını takip etmek için de hiçbir çabadan kaçınmayacaklarını dile getirdi.

“Yasadışı yaptırımlar geri dönüşü engelliyor”

Hüseyin Mahluf, Suriye-Rusya koordinasyon bakanlık heyetlerinin yerinden edilmiş kişilerin dönüşüne ilişkin ortak toplantısında yaptığı konuşmada, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye’nin Suriye topraklarının bazı kısımlarını işgal etmeye devam ettiğini, zenginliğini ve kaynaklarını yağmaladığını ve yerinden edilen Suriyelilerin geri dönüşünü engellediğini öne sürdü.

Suriye’ye uygulanan yasa dışı yaptırımların geri dönme çabalarını engellediğini kaydeden Mahluf’a Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Gennady Cedko’nun da destek verdiği bildirildi.

Toplantıda konuşan Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Dr.Faysal El Mikdad’ın ise “Türk rejimi Suriye’deki terör örgütlerini açıkça desteklemeye devam ediyor ve Haseke’de defalarca bir milyondan fazla vatandaşın içme suyunu kesti” dediği aktarıldı.

Savaştan kaçan 5,6 milyon kişinin önemli bir kısmı Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e sığındı

Suriye’de 2011’de Arap Baharı’nın etkisiyle başlayan protesto gösterilerinin Esad rejimi tarafından bastırılmasıyla patlak veren iç savaş 10 yılda 400 bine yakın Suriyelinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Savaştan kaçan 5,6 milyon kişinin önemli bir kısmı Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e sığındı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre, bu sığınmacıların en az bir milyonunu çocuklar oluşturuyor.

CHP’den Suriye Ve Irak Tezkeresi İçin 14 Soru

Irak ve Suriye’ye asker göndermeyi içeren tezkerenin süresi, CHP ve HDP’nin ‘hayır’ oylarına karşı AK Parti, MHP ve İYİ Parti’nin ‘evet’ oylarıyla 2 yıl daha uzatılırken, CHP Grubu, tezkereye yönelik 14 soru yöneltti.

Haber Merkezi /  CHP, yönelttiği sorularda Suriye politikasına ilişkin değişiklik olup olmadığını ve tezkerenin neden iki yılı kapsadığını sordu. IŞİD ile mücadele konusuna da yer verilen 14 soru şu şekilde:

1- Suriye’ye asker göndermek için ilk izin tezkeresini çıkardığımız 2012 yılında Suriye politikası neydi, bugünkü tezkere için yürütülen Suriye politikası nedir?

2 -Süreç içindeki tüm tezkereler bir yıl için çıkartılırken, bu son tezkere neden 2023 sonuna kadar uzanan 2 yılı kapsıyor?

3- Son tezkerelerde yer alan Fırat’ın doğusu vurgusuna ne oldu?

4-Barış Harekatı’nın ana hedefini oluşturan; Fırat’ın doğusunda “145 kilometre uzunlukta 30 kilometre derinlikte güvenli bölge”ye ne oldu?

5-Bizzat Milli Savunma Bakanı açıklamıştı; “güvenli bölge için mutabakat sağlanmıştı, Suriyeli mülteciler, bölgeye yerleştirilecekti”. Üzerinden 2 yıl geçti, güvenli bölgeye, Suriyeli mültecilerin taşınması projesine ne oldu?

6-Tezkerede atıf yapılan Astana sürecinde verdiğimiz taahhütlere ne oldu? İdlip’teki terör unsurlarını ayrıştırıp, temizleyebildik mi?

7-Astana sürecine dayanarak İdlip çevresinde kurduğumuz 12 gözlem kulesinin akıbeti ne oldu?

8-Gözlem kulelerinin kaç tanesini, hangi gerekçeyle boşalttık? TSK kontrolünde bulunduğu söylenen 5 gözlem kulesinin güvenliği nasıl sağlanıyor? Bu gözlem kuleleri için politikamız nedir?

9-Büyük önem atfettiğiniz M4- M5 otoyollarının güvenliği ne oldu? Askerlerimiz Rus askerleriyle birlikte devriye yapıyor mu?

10- Suriye’de 33 askerimizi şehit eden Rusya’ya nasıl bir karşılık verildi?

11-Son dönemde Suriye’de şehit edilen askerlerimizin kimler ve hangi odaklar tarafından katledildiği neden açıklanmıyor?

12-Suriye’de askerlerimizin yakılarak öldürülmesi talimatı veren IŞİD militanı Türkiye’de neden serbest bırakıldı?

13-IŞİD sadece Suriye’de mi hedef?

14-Tüm bu yaşananlar sonrasında;

Suriye’den Türkiye’ye yönelik olası yeni göç dalgasına karşı sınırlarımızı nasıl koruyacağız? Hangi tedbirleri uygulayacağız? Bir planınız var mı?

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon yetkisini uzatan tezkereye hayır oyu vereceklerini duyurmuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanmıştı:

Bizim askerlerimiz şehit olsun bunu istiyor beyefendi. Neden garibanın evladı çocuğu orada şehit olsun? Komando marşı söyleyen TÜGVA’cılar var. Gönder kardeşim onları Suriye’ye başkomutanı da Bilal Erdoğan olsun.

Irak ve Suriye Tezkeresi TBMM’den Geçti

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere Irak ve Suriye’ye gönderilmesi konusunda Cumhurbaşkanına verilen yetkinin 2 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda CHP ve HDP’nin “hayır” oylarına karşı AKP, MHP ve İYİ Partinin “evet” oylarıyla kabul edildi.

Haber Merkezi / Irak ve Suriye tezkeresinde, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan gelişmeler ve süregiden çatışma ortamının milli güvenlik açısından taşıdığı risk ve tehditlerin artarak devam ettiğinin altı çizilen Cumhurbaşkanlığı tezkeresinde, şunlar kaydedildi:

“Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, 2170 (2014), 2178 (2014), 2249 (2015) ve 2254 (2015) sayılı kararlarıyla, Irak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve bağımsızlığının teyit edilmiş olmasının ve yine 2170 (2014) sayılı kararda bu ülkelerdeki terör faaliyetlerinin kınanarak, DEAŞ ve benzeri terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelere 1373 (2001) sayılı Karar ve uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarına uygun şekilde gerekli tedbirleri alma çağrısında bulunulmuş olmasının ışığında, Türkiye’nin DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle mücadele amacıyla oluşturulan uluslararası koalisyon bünyesinde iştirak ettiği faaliyetlerin sürdürülmesi de önem taşımaktadır.

Bu mülahazalar ışığında, Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye’deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye’nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye’nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye’de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2 Ekim 2014 tarihli ve 1071 sayılı TBMM kararı ile verilen ve son olarak 7 Ekim 2020 tarihli ve 1266 sayılı TBMM kararı ile 30 Ekim 2021’e kadar uzatılan izin süresinin, 30 Ekim 2021’den itibaren 2 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasanın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım.”

Milyonlarca Iraklı ve Suriyeli İçme Suyu Bulamıyor!

İklim değişikliği nedeniyle sıcaklıklar artmaya devam ederken Irak ve Suriye’de milyonlarca insan temiz su, elektrik ve gıdaya erişim riskiyle karşı karşıya. Ayrıca, yağışlardaki azalma yaşanan kuraklığı rekor düzey çıkarmış düzeyde.

Haber Merkezi / Uzmanlar, bu durumun, yıllarca süren savaş ve yolsuzlukla hırpalanmış iki ulus için acil durum anlamına geldiğini dile getiriyor. Kuraklık elektrik kaynaklarını etkiliyor çünkü düşük su seviyesi barajların düzgün çalışmasını etkiliyor, bu da başta sağlık tesisleri de dahil olmak üzere temel altyapıyı hizmetlerinin aksamasına neden oluyor. Kuraklığın beş milyonu Suriye’de olmak üzere toplam 12 milyondan fazla insanı etkilediği belirtiliyor.

Kuraklık, yaklaşık 400 kilometrekarelik ekilebilir alanı kullanılamaz hale getirdi ve Suriye’nin kuzeyinde normal şartlar altında üç milyon kişiye enerji sağlayan en az iki fabrika kapanma riskiyle karşı karşıya.

“Benzeri görülmemiş bir felaket olacak”

Yardım kuruluşlarından Norveç Mülteci Konseyi’nin Bölge Direktörü Carsten Hansen, Suriye’de hala yerinden edilmiş yüz binlerce Iraklı ve hala hayatlarını kurtarmak için kaçan Iraklılar için kuraklığın yakında bir kriz haline geleceğini söyledi. Hansen, kuraklığın daha fazla insanın yerinden edilmeye iten benzeri görülmemiş bir felaket olacağını belirtti.

Bir diğer yardım kuruluşu CARE’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölge şefi Nirvana Shawky, yetkilileri ve bağış yapan hükümetleri hayat kurtarmak için hızlı hareket etmeye çağırdı. Danimarka Mülteci Konseyi’nden Gerry Garvey ise, “Kaybedecek zaman yok” diyerek, su krizinin zaten istikrarsızlaşmış bir bölgede çatışmayı artırmasının muhtemel olduğunu söyledi.

ABD’den ‘güvenli bölge’ açıklaması: Türkiye’nin endişelerini giderebiliriz

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, ABD Dış İlişkiler Konseyi’nde yaptığı konuşmada, uriye’deki güvenli bölgenin kontrolünün Ankara tarafından sağlanmasının Türkiye ile ABD’nin ortak çıkarlarına hizmet etmeyeceğini belirterek, Türkiye’nin endişelerini giderebileceklerini söyledi.

Konuşmasında, “Türkiye’nin Suriye ile olan sınırı ile ilgili meşru endişeleri var. Onlarla sürekli diyalog halindeyiz, son haftalarda çok fazla çalışıyoruz. Suriye’de ortak operasyon merkezi kurulması konusunda anlaşıldı” diyen Dunford, Ankara’nın Suriye’deki güvenli bölgeyi kendi başına kontrol etmesinin ikili çıkarlar için faydalı olmayacağını belirtti.

Konuşmasının devamında “Suriye’ye kendilerinin gitme olasılığı var, ama bu ortak çıkarlarımız için faydalı olmaz” diyen ABD Genelkurmay Başkanı Dunford, Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) IŞİD’le mücadelede destek verdiklerini belirterek “Şu anki durumda DSG’nin IŞİD’den kalanlarla etkin mücadele edebilmek için koalisyonun desteğine ihtiyacı var. Teröristlerden kurtarılan bölgelerde güvenliğin sağlanabilmesi için yerel güçlerin eğitilmesi önemli” ifadelerini kullandı.

Suriye’de Fırat’ın Doğusu’nu kontrol eden Suriye Demokratik Güçleri’nin büyük bir bölümünü oluşturan YPG Türkiye tarafından PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak kabul ediliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuya ilişkin yaptığı son açıklamada, “Eylülün son haftasına kadar Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge oluşumunu kendi istediğimiz şekilde fiilen başlatmakta kararlıyız” dedi.

Öte yandan Fırat’ın Doğusu’nu kontrol eden Suriye Demokratik Konseyi’nin Eş Başkanı İlham Ahmed, Associated Press’e yaptığı açıklamada, güçlerinin bir kısmının Türkiye sınırından ufak çaplı geri çekilmesiyle birlikte, Suriye’nin Kuzeydoğusu’nda olası bir “güvenli bölge” için iyi bir başlangıç yapıldığını söyledi.

YPG, sınırdaki bazı noktalardan birliklerini ve ağır silahlarını çekti

Suriye’de Fırat’ın Doğusu’nu kontrol altında tutan YPG’nin (Halk Koruma Birlikleri veya Halk Savunma Birlikleri) sınırındaki bazı noktalardan birliklerini ve ağır silahlarını çektiği iddia edildi.

Reuters ve AFP’de yer alan haberlere göre YPG, sınırdaki bazı noktalardan birliklerini ve ağır silahlarını çekti.

AFP, Türkiye ile ABD arasında yapılan güvenli bölge anlaşmasının ardından Kürt güçlerin çekilmeye başladığını belirtti. AFP’ye bilgi veren kaynaklar, çekilmenin cumartesi günü başladığını ve ilk adımların Rasulayn bölgesinde atıldığını söyledi.

Reuters’a açıklama yapan bir Kürt kaynak ise, Tel Abyad ve Rasulayn’dan çekilmenin geçtiğimiz günlerde başladığını söyledi. Kaynak, bu hamlenin YPG’nin diyalog yoluyla çözüme ulaşma konusunda ciddi olduğunu gösterdiğini belirtti.

Türkiye ve ABD bu ay başında Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması konusunda anlaşmaya varmıştı.

Türkiye’nin YPG’yi, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor ve bu yapıyla ilişkili DSG gibi örgütlerin de ‘terör örgütü’ olarak kabul edilmesini istiyor. Ancak, Başta ABD olmak üzere Batılı güçler, Ankara’nın bu tezini kabul etmiyor. Ankara, ayrıca YPG’ye silah verilmesine de sert bir şekilde karşı çıkıyor.