İstanbul: Zincirlikuyu Camii

Zincirlikuyu Camii; İstanbul’un Şişli İlçesi, Esentepe Mahallesi sınırları içerisinde yer alır.

1499 yılında Hadım Atik Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Dikdörtgen ana mekânı iki ayağa dayanan altı kubbe örter. Duvarlar kesme taş ve tuğladır. Kesme taştan kalın bir minaresi vardır.

İstanbul: Teşvikiye Camii

Teşvikiye Camii; İstanbul’un Şişli İlçesi, Teşvikiye Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

1855 yılında Sultan Abdülmecit yaptırmıştır. Giriş dört sütunludur, tavan renkli nakışlarla süslüdür.

Ana mekânı örten büyük kubbenin köşelerine küçük kubbeler yerleştirilmiştir. Avlu kapısıyla cami kapısı arasında iki sütun bulunmaktadır.

Bunlardan biri 1791 yılında Sultan III. Selim için, diğer ise 1811 yılında Sultan II. Mahmut için diktirilmiş menzil taşı anıtlarıdır.

İstanbul: Askeri Müze

Askeri Müze; İstanbul’un Şişli İlçesi, Harbiye Mahallesi sınırları içerisinde yer alır. Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı`na bağlıdır.

Askeri Müze`nin Tarihçesi: Koleksiyonların zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın en önde gelen müzelerinden birisi olan Askeri Müze’nin kuruluşu modern anlamda olmamakla beraber 15 nci yy.a kadar uzanmaktadır.

1453’de İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah, araç ve gereçlerinin toplandığı “Cebehane” olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde Cebehane’deki tüm malzemeler düzenlenerek “Dar-ül Esliha” adı ile yeni bir kuruluş gerçekleştirilmiştir.

Modern anlamda müzeciliğin temeli Tophane Müşiri Damat Ahmet Fethi Paşa’nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu tarih Türk Müzeciliği’nin ve Askeri Müze’nin gerçek anlamda ilk kuruluşu olmuştur. Aya İrini’deki revakların araları camekanlarla kapatılarak, sergileme mekanları haline getirilmiştir.

Bu mekanlardan bir bölümünde eski harp silah, araç ve gereçlerinden oluşan koleksiyonlar, diğer bölümlerde ise arkeolojik eser koleksiyonları sergilenmiştir. Ahmet Fethi Paşa’dan sonra Aya İrini’deki bu koleksiyonlar kısa bir süre sonra ilk defa müze adını alarak “Müze-i Hümayun” olarak isimlendirilmiştir.

Müze teşkilatının kurulmasından sonra özellikle arkeolojik eserlerin sayısının artması üzerine bu eserler Çinili Köşk’e taşınmış ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin temeli atılmıştır. Ahmet Muhtar Paşa, silah koleksiyonlarını ilanlar ve resmi yazışmalarla zenginleştirmiştir.

Kütüphanesi, sineması, atış poligonu, yayınları, kıyafethanesi ve mehteri ile günümüz çağdaş müzecilik anlayışına uygun nitelikte bir müze oluşturulmuştur. 1940 yılına kadar Aya İrini’deki faaliyetlerini sürdüren Askeri Müze, İkinci Dünya Savaşı`nın Türkiye’ye sıçrayabileceği düşüncesi ile faaliyetlerine bir süre ara vermiştir.

Savaş tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi’nde depolanan eserler 1959’dan itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi binasında tekrar sergilenmeye başlamıştır.

Bu binanın zamanla Askeri Müze koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişime yönelik adımların atılmasına imkan vermemesi üzerine 1966 yılından itibaren restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askeri Müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile ziyarete açılmıştır.

İstanbul: Atatürk Müzesi

Atatürk Müzesi; İstanbul’un Şişli İlçesi, Halaskargazi Caddesi üzerinde yer alır.

Mustafa Kemal Atatürk`ün Milli Mücadele Çalışmaları sırasında kiracı olarak kaldığı ev (Aralık 1918-16 Mayıs 1919) 28 Mayıs 1928’de İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) tarafından satın alınarak, 15 Haziran 1942’de İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından Atatürk İnkılabı Müzesi olarak ziyarete açıldı.

9 Ocak 1962’de geçirdiği yangın tehlikesinden sonra onarılarak 4 Mart 1962’de açılan müze, 1977’de Belediye tarafından Turing Otomobil Kurumu ve İş Bankası’na restore ettirildi ve 19 Mayıs 1981’de tekrar ziyarete açıldı. Müze 1989 yılında onarım amacıyla kapatılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından bir kez daha restore edilerek 1991 yılında yeniden hizmete girdi.

Mustafa Kemal Paşa, Aralık 1918-16 Mayıs 1919 tarihleri arasında kaldığı bu evde asker ve sivil arkadaşlarıyla birlikte vatanın kurtuluş planlarını hazırladı. Çalışma arkadaşları arasında, İsmet (İnönü) Paşa, Ali Fuat (Cebesoy)Paşa, Kazım (Karabekir) Paşa ve Rauf Orbay gibi önemli isimler vardı. Mustafa Kemal Paşa döneminde evin giriş katında yaver ve yemek odaları, 2 nci katında toplantı ve çalışma salonu ile yatak odaları bulunuyordu.

3 ncü kat ise annesi Zübeyde Hanım ve kızkardeşi Makbule Hanım tarafından kullanılıyordu. Atatürk Müzesi koleksiyonunun önemli bölümünü Atatürk`ün kişisel eşyaları, kıyafetleri, üniformaları, askeri ve sivil yaşamına ait fotoğrafları, el yazısı ile yazdığı çeşitli belgeleri, madalyaları, hatıra eşyaları oluşturmaktadır.

Müzeye kızkardeşi Makbule Atadan tarafından armağan edilen eşyalar arasında sivil giysiler, “Mustafa Kemal’’ armasını taşıyan mendil ve gömlekler ile iç çamaşırları bulunmaktadır. Müşir üniforması ve Sivas Kongresinde giydiği elbise, tarihi değeri önemle vurgulanacak parçalar arasındadır.

Yazı takımı ile ilgili parçalar, sigara tabakaları, madalyalar, Amerika Başkanı Roosevelt’in hediyesi olan ahşap möbleli radyo-pikap hatıra eşyaları arasında yer almaktadır. Ressam İbrahim Çallı ve Zeki Kocamemi tarafından yapılmış yağlı boya tablolar da koleksiyonun önemli parçalarındandır. Müzede orijinal eserler arasında V.Pisani tarafından yapılmış olan ve Kurtuluş Savaşı`nı simgeleyen suluboya tablolar da bulunmaktadır.

İstanbul: Maslak Kasırları

Maslak Kasırları; İstanbul’un Şişli İlçesi, Büyükdere Caddesi üzerindedir.

Maslak Kasırları’nın yer aldığı çevrede ilk yapılaşmaların, Sultan II. Mahmud (1808-1839) döneminde başladığı, bölgenin sultanlara ait bir av ve dinlenme yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Bu yıllarda tarih sahnesine çıkan ve bölgeye özel bir konum kazandıran Maslak Kasırları’nın ne zaman ve kim tarafından yaptırıldıkları tam olarak saptanamamakla birlikte, büyük bir bölümü Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemine tarihlenmektedir.

Şehzadelik yıllarında Sultan II. Abdülhamid’e (1876-1909) tahsis edilmiş olan Maslak Kasırları, Sultan’ın Osmanlı tahtına çağrılmasına tanık olmuştur ve bu yönüyle Osmanlı tarihi açısından özel bir önem taşımaktadır.

170 dönümlük orman arazisinin ortasında yeşilin tüm tonlarını barındıran bir koruluğun içinde yer alan Maslak Kasırları’ndan günümüze; Kasr-ı Hümâyûn, Mâbeyn-i Hümâyûn ve Limonluk, Çadır Köşk ve Paşa Dairesi gelebilmiştir.

Boğaziçi’nin Karadeniz’e açıldığı noktayı çok iyi görebilen bir konumda, çevrelerindeki yeşil örtüyle bütünleşen bu yapılar, 19. yüzyıl sonları ahşap Osmanlı konut mimarlığı ve süslemeciliğinin seçkin örneklerini oluşturmaktadır.

Günümüzde Kasr-ı Hümâyûn, eldeki belge, anı ve eski fotoğrafların ışığında onarılarak bir müze-saray olarak geziye açılmış durumdadır. Mâbeyn-i Hümâyûn ve ona bağlantılı Limonluk ile Çadır Köşk ve bahçesi de aynı biçimde ele alınarak onarılmış ve ziyaretçilerin oturup dinlenebilecekleri birer kafeterya kimliğine kavuşturulmuşlardır.

Limonlukta özellikle kış aylarında çiçek açan kamelyalar kentte türlerinin en yaşlı örneklerini oluşturmaktadır. Maslak Kasrı bahçeleri ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara tahsis edilebilmektedir.