HDP: Ataması Yapılmayan Öğretmenler Atansın

HDP’li Salim Kaplan, yeni eğitim öğretim yılına ilişin yaptığı açıklamada, “Eğitimde onlarca yük ve sorun var. On binlerce ataması yapılmayan öğretmenin atamasının yapılması, nitelikli bir eğitim ortamının geliştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dil, Kültür, Sanat, Spor ve Eğitim Politikaları Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, yeni eğitim-öğretim yılına ilişkin basın açıklaması yaptı.

Sözlerine Türkçe ve Kürtçe olarak yeni eğitim ve öğretim yılının öğrenciler ve velileri için başarılı, sağlıklı ve nitelikli bir yıl olması dilekleriyle başlayan Kaplan, açıklamasında özetle şunları söyledi;

“Biliyorsunuz yaklaşık bir buçuk yıldan beri bütün dünyayı kasıp kavuran bir pandemi ile bütün dünya uğraşıyor. Pandeminin başından beri krizi fırsata çevirmeye çalışan AKP iktidarı, bu derinleşen krizin faturasını da bir buçuk yıl boyunca okulları kapatarak bizim çocuklarımıza ve gençlere çıkardı. Pandemi sürecinde en son kapanması gereken ve ilk açılması gereken okullar iken maalesef AKP iktidarının ilk elden kapattığı ve en son da açmayı düşündüğü okullar oldu.

MEB’in okulların kapanma sürecinde “biz uzaktan eğitimle öğrencilerimizin eğitime ulaşmasını sağlıyoruz” gibi söylemlerinin ne kadar gerçekçi olduğunu MEB’in kendi verileri üzerinden ispatlamak istiyoruz. Okulların kapandığı bir buçuk yıllık süreçte 6 milyon öğrenci EBA’ya ulaşamadı.

Başarı ortalaması 2021’de düştü

Bunlar sadece gözlem değildir. Sadece LGS sınav verilerini MEB’in raporlarından çok net görebiliyoruz. Örneğin 2020 yılında otomatik sınava kaydı yapılan öğrenci sayımız 1 milyon 671 bin 337 iken bu öğrencilerden 1 milyon 572 bin 88 öğrencimiz sınava girdi. Yani bu öğrencilerimizin sadece %88 sınava girmiş. Ancak 2021 yılına geldiğimizde bu sayısının 1 milyon 242 bin 830’lara indiğini, bu öğrencilerden 1 milyon 38 bin 492 öğrencinin bu sınavlara girdiğini görüyoruz.

Bu tablo bile pandemi sürecinde öğrencilerin eğitiminde uzaklaştığını bizlere gösteriyor. Eğitim-öğretim sürecinde öğrencilerimizin başarısında da ciddi bir düşüş olduğunu görüyoruz. Önceki yıl tam puan alan öğrenci sayısı 42 farklı ilde 181 iken; 2021 yılında 36 farklı ilde 97 olduğunu görüyoruz. 2020 başarı ortalaması 286,4 iken 2021 yılında bu başarının 268,4’lere kadar indiğini görüyoruz.

Okullar şartsız açık tutulmalıdır

Evet, okullar açıldı ama okullar şartsız açık tutulmalıdır. Nitelikli bir eğitim sürecinde eğitim, bütün öğrencilerin ulaşması gereken temel bir hak olarak önümüzde duruyor. Bunun için bütün tedbirlerin alınması gerekiyor ama maalesef hem gözlemlerimiz hem de sahadan elde ettiğimiz veriler MEB’in okullarda pandemi dışındaki normal süreçlerdeki hijyen dışında herhangi bir önlem almadan okulları açtığını biliyoruz.

İstatistiklere baktığımız zaman öğretmelerin aşı oranı hala yüzde 85’lerde. Okullara bulaşın en fazla öğretmenler ve veliler üzerinden sağlandığını hesaba katarsak acilen öğretmenlerin bütününün aşılanması, velilerin aşılarını yaptırması için gerekli motivasyonun sağlanması ve aşıya dönük kaygıların giderilmesi gerekiyor.

Aşı yaşının 16’ya inmesini, lise çağındaki öğrencilerin bulaş yoğunluğunu dikkate aldığımızda olumlu bir adım olarak görüyor ama yetersiz kalacağını düşünüyoruz. Aşılama yaşının 12’ye indirilmesi gerektiğini belirtiyoruz.

Normal eğitim ve öğretim sürecinde bile pedagojiye uygun olmayan bu sınıf mevcutlarının hele hele pandemide yol açabileceği sonuçları kaygıyla izliyor ve bunun derhal düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Okul bahçelerinde sahra sınıfları açılmalı, öğrenci yoğunluğuna bağlı olarak gerekirse okullar 7 gün açık tutulmalı, okul devreleri 3 devreye kadar çıkarılmalıdır. Burada esas almamız gereken ölçü TTB’nin Mayıs ayında oluşturduğu sınıf skalası ve tablosu olmalıdır. Sınıf mevcudunun mutlaka 15 ile sınırlandırılması bilimsel gerçekliğin verileridir.

Çekirdek müfredata geçilmelidir

Öğrencinin psiko-sosyal ve bilişsel olarak bulunduğu durumun tespiti, ihtiyaçlarının belirlenmesi, destek için kısa, orta ve uzun vadeli telafi programlarının oluşturulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra çocukların eğitim ile ilgili kayıplarının telafisi için müfredatın arındırılarak daha çekirdek bir müfredata öğrencilerin ulaşması sağlanmalıdır. Eğitime kayıt olması gereken öğrencilerin tespitinin yapılması ve okula kazandırılması öncelikli çalışma olarak ele alınmalıdır.

Okulların 1,5 yıllık kapanma sürecinde 4 milyona yakın öğrencimizin eğitimden uzaklaştığı, okullara devam etmediği tespit edilmiştir. Okullara yerli bütçe sağlanmalı, maliyet yükü velilerin sırtından hemen alınmalıdır. Anayasadaki eğitimin parasız olduğu ilkesine iktidar mutlaka riayet etmelidir.

Eğitim emekçilerinin durumu bu yoksullaşma içerisinde aciliyet gösteren konuların başında gelmektedir. Reel olarak yüzde 45’leri bulan enflasyon karşısında yüzde 5-6’lardaki zam eğitim emekçilerini giderek yoksullaştırmakta ve çaresizliğe sürüklemektedir. Başta eğitim emekçileri olmak üzere bütün kamu emekçilerinin maaşlarında ciddi artışların acil bir şekilde yapılması gerekmektedir.

Ciddi bir sorun ve mağduriyet haline getirilen Kanun Hükmünde Kararnamelerle mesleklerinden edilmiş bütün eğitim emekçileri görevlerine iade edilmeli, bütün mağduriyetler giderilmeli ve OHAL Komisyonu da lağvedilmelidir.

Ataması yapılmayan öğretmenler atansın

Okullarda artık kanayan bir dert haline gelen seçmeli dersler gerçekliği var. On binlerce çocuk Kürtçe seçmeli ders talebinde bulunmak istemesine rağmen okul idareleri ısrarlı bir şekilde bu derslere girecek öğretmen bulamadıkları gerekçesiyle başka dersler almaya zorlamaktadır. Eğitimde onlarca yük ve sorun var. On binlerce ataması yapılmayan öğretmenin atamasının yapılması, nitelikli bir eğitim ortamının geliştirilmesi gerekiyor.