NATO: Ukrayna Savaşı Yıllarca Sürebilir

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna’daki savaşın yıllarca sürebileceğini ve Batı’nın Kiev’i bu süreçte desteklemeye hazır olması gerektiğini söyledi.

Stoltenberg savaşın maliyeti yüksek olsa da Moskova’nın hedeflerine ulaşmasının yaratacağı maliyetin çok daha büyük olduğunu vurguladı.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson da uzun sürecek bir çatışmaya hazırlanmak gerektiğini belirtti. Johnson gibi Stoltenberg de Ukrayna’ya daha fazla silah göndermenin Kiev’in zaferini daha olası kılacağının altını çizdi.

Alman Bild gazetesine konuşan Stoltenberg Ukrayna’ya verilecek daha modern silahların, büyük kısmı Rus işgali altında bulunan Donbas’ın geri alınması ihtimalini artıracağını söyledi.

Moskova bu bölgede son aylarda yavaş da olsa bir miktar ilerleme kaydetti.

Bugün İngiltere’de yayımlanan Sunday Times gazetesine yazan Başbakan Boris Johnson ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna güçlerini vahşetle yok etmeye çalıştığı bir yıpratma savaşı” yürüttüğünü belirtti:

“Korkarım ki uzun sürecek bir savaşa hazırlanmamız gerekiyor. Zaman en hayati faktör. Her şey Ukrayna’nın kendi toprağını savunma gücünü, Rusya’nın saldırı kapasitesini yenilemesinden daha hızlı bir şekilde yenileyip yenileyemeyeceğine bağlı.”

Johnson Cuma günü Ukrayna’nın başkenti Kiev’e sürpriz bir ziyaret gerçekleştirmiş, Ukrayna ordusuna verilecek silah, ekipman, mühimmat ve eğitim desteğinin Rus ordusunun bunlara erişme hızından daha yüksek olduğunu söylemişti.

Daha fazla ağır silah ihtiyacı

Ukraynalı yetkililer de son günlerde daha fazla ağır silaha ihtiyaç duyduklarını vurgulayan açıklamalar yapmıştı.

Bugüne kadar Batı ülkeleri Ukrayna’ya çok sayıda silah göndermiş olsa da Ukraynalı yetkililer bunun etkin bir savunma için gerekenin sadece küçük bir kısmı olduğunu belirtiyor.

Rusya ise bu silah yardımlarını eleştiriyor ve işgalin gerekçesi olarak Ukrayna’nın NATO’ya katılma hedefini gösteriyor.

Geçen hafta BBC’ye konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov “Özel bir askeri operasyon başlattık çünkü Batı’ya, Ukrayna’yı NATO’ya almanın bir suç olacağını anlatmanın başka bir yolu kalmamıştı” demişti.

Ukrayna NATO üyesi olmasa da birliğe katılma hedefini daha önce dile getirmişti. Benzer bir şekilde Kiev Avrupa Birliği’ne de katılmak istiyor.

Putin: ABD Kendini Tanrı’nın Yeryüzündeki Elçisi Sanıyor

St. Petersburg kentinde düzenlenen Uluslararası Ekonomik Forumu’nda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın ülkesine uyguladığı yaptırımların başarısız olduğunu savundu. 

Putin, “Ekonomik Blitzkrieg’in (Yıldırım harbi – II. Dünya Savaşı’nda Alman ordusunun savaş doktrini) en başından beri başarı şansı yoktu. Biz güçlü insanlarız ve herhangi bir sorunla başa çıkabiliriz” diye konuştu.

Ülkesinin 24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgalinin ardından, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından hayata geçirilen yaptırımları “çılgın” ve “düşüncesiz” olarak nitelendiren Putin, söz konusu yaptırımların Avrupa’yı 400 milyar euro zarara soktuğunu öne sürdü.

Konuşmasında, ABD’nin “Tanrı’nın yeryüzündeki elçisi” gibi davranan bir ülke olduğunu belirten Putin, Batı’nın dünyanın diğer bölgelerini sömürgeleştirmek istediğini savundu.

“Ukrayna operasyonu gerekliydi”

Ekonomik Forum’da iş insanlarına seslenen Putin, yaklaşık dört aydır devam eden Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak da, “Bize yönelik giderek artan riskler ve tehlikeler ışığında Rusya’nın özel bir askeri harekat yapması zorunlu ve kaçınılmazdı” dedi.

Batı’nın söz konusu savaştan önce, “Ukrayna’yı, kelimenin tam anlamıyla silahlar ve askeri uzmanları ile şişirdiğini” dile getiren Rusya Devlet Başkanı, “Alınan kararın hedefi vatandaşlarımızı ve sekiz yıldan bu yana Kiev rejiminin soykırımına maruz kalan Donbas’taki halk cumhuriyetinde yaşayan insanları korumaktı” ifadesini kullandı.

Vladimir Putin daha önce de Ukrayna’nın doğusunda, Rus azınlığa Ukrayna yönetimi tarafından soykırım uygulandığını savunmuş ancak bununla ilgili bir kanıt sunmamıştı. Moskova, söz konusu savaşı ayrıca “Ukrayna’yı Neonazilerden temizlemekle” gerekçelendiriyor.

Büyük Petro’ya atıf

Putin, 9 Haziran’da yaptığı bir konuşmada da, Ukrayna Savaşı ile Rus tarihinin önemli figürlerinden Çar I. Petro’nun (Büyük Petro) Kuzey Seferi arasında bağlantı kurmuş ve Petro’nun St. Petersburg ile civarını İsveç’ten fethetmediğini, “kendine ait toprakları yeniden ele geçirdiğini” dile getirerek “Galiba geri almak ve güçlendirmek bizim de kaderimiz” söyleminde bulunmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 73 dakika süren konuşmasında yeni dünya düzenine dair fikirlerini de dinleyicilerle paylaştı. Ülkesinin küresel güç ilişkilerinde öncü bir role sahip olması gerektiğini vurgulayan Putin, Rusya’nın güçlü ve modern bir ülke olarak yeni dünya düzeninin bir parçası olduğunu ifade etti.

Yeni dünya düzeni kurallarının güçlü ve egemen ülkeler tarafından belirlendiğinin açık olduğunu dile getiren Putin, “Biz güçlü bir ülkeyiz ve her türlü sorunla başa çıkabiliriz. Atalarımız gibi her problemi çözeceğiz, ülkemizin bin yıllık tarihi bunun ispatıdır” dedi.

Tahıl tedariğindeki sorunlar

Yaşanan savaş nedeniyle, Ukrayna tahılının ihraç edilememesi ve bunun dünyanın bazı bölgelerinde açlık tehlikesi ile un ve unlu mamüllerin fiyatlarında büyük artışa sebep olması ile ilgili de konuşan Putin, “Limanlara mayınları biz döşemedik” diyerek sorumluluğun Rusya’da olmadığını savundu.

Kiev yönetiminin mayınları temizlemesi halinde Moskova’nın tahil tedariğinin güvenliğini sağlayacağını belirten Vladimir Putin, diğer yandan Ukrayna depolarında bekleyen tahılın 5-6 milyon ton buğday ve aynı miktarda mısırdan ibaret olduğunu öne sürerek bunun dünya piyasaları için önemli bir miktar teşkil etmediğini dile getirdi.

Gıda fiyatlarının artmasına sebep olan asıl sorunun Rusya’ya uygulanan yaptırımlar olduğunu aktaran Putin, özellikle gübre tedariğinde yaşanan sıkıntıların yakın gelecekte hasatları tehlikeye attığını ve bunun da fiyatların daha fazla artmasına neden olduğunu belirtti.

Rusya’nın Enerji Gelirleri Yaptırımlara Rağmen Arttı

Rusya’nın enerji ihracatından elde ettiği gelir, ham petrol ve akaryakıt fiyatlarının küresel çapta artmasıyla, Ukrayna işgaline tepki olarak Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlara rağmen artış gösterdi.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre Rusya’nın ham petrol ihracat hacmi, Mayıs ayında Nisan ayına göre değişmeyerek günde 5,4 milyon varil olarak gerçekleşti. Ancak rafineri ürünlerinde ihracat günde 2,4 milyon varile geriledi. Bu da günlük 155 bin varillik azalmaya tekabül ediyor.

Merkezi Paris’te bulunan IEA’nın ilgili açıklamasında, “Küresel bazda ham petrol ve petrol ürünlerinin fiyatlarında yaşanan artış sonucu Rusya’nın petrol ihracatından elde ettiği gelir Mayıs ayında, bir önceki aya göre 1,7 milyar dolar artarak yaklaşık 20 milyar dolara yükseldi” ifadesi kullanıldı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB), Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya saldırmasının ardından Rus petrolünün ithalatına yasak getirme konusunda uzlaşmıştı. Ancak bu karara rağmen Mayıs ayında Rus petrol ve petrol ürünleri ihracatının yüzde 43’ünün gerçekleştiği AB, hala Moskova’nın bu alanda en çok satış yaptığı müşterisi konumunda bulunuyor. AB’yi, toplam Rus petrol ve petrol ürünlerinin dörtte birinden biraz daha fazlasını ithal eden Çin Halk Cumhuriyeti izliyor.

ABD: Moskova’nın petrol gelirlerini azaltmanın yollarını bulmalıyız

ABD Maliye Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, Salı günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın azalan petrol ihracatına rağmen elde ettiği kârın muhtemelen arttığını belirterek, ülkesi ile müttefiklerinin, Moskova’nın petrol gelirlerini azaltmanın yollarını bulması gerektiğini ifade etmiş; bunun da fiyatlara bir sınırlama getirerek mümkün olabileceğini vurgulamıştı.

ABD Senatosu’nun Ödenekler Alt Komisyonu’nda konuşan Adeyemo, “Rusya’nın gelirlerini azaltmak için bir takım seçenekler var. Tavan fiyat uygulaması getirmek gibi” söyleminde bulunmuş, bunun da ABD’nin ortakları ve müttefikleri ile iş birliği içinde hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.

Ukrayna Saflarında 55 Ülkeden Savaşçı Yer Alıyor

Ukrayna’nın Rusya’ya karşı verdiği savaşta Ukrayna saflarında yaklaşık 55 ülkeden savaşçının çatışmalara katıldığı bildirildi. Ukrayna Uluslararası Lejyonu’na katılmak isteyenlere yönelik internette açılan, bilgilendirme ve başvuru sayfasında Türkiye’nin bulunmaması dikkat çekiyor.

Alman haber ajansı dpa’nın ilgili sorusuna yanıt veren Ukrayna’daki Uluslararası Lejyon sözcülüğü, “Alman lejyonerlerin de burada olduğunu doğrulayabilir ancak net rakamlar hakkında yorum yapamayız” ifadesini kullandı.

Ukrayna devletine bağlı kamusal bir kurum olan Uluslararası Lejyon, Haziran ayı başında yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna topraklarına girmesi ile başlayan savaşta bir Almanın hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Daha önce yapılan bir açıklamada ise, yabancı savaşçılar içinde en kalabalık iki grubu Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İngiltere vatandaşlarının oluşturduğu, bunları Polonyalılar ile Kanadalıların takip ettiği bilgisi aktarılmıştı.

“Paralı asker değil gönüllü savaşçılar”

Yabancı savaşçılar içinde Ukrayna adına silahlı mücadeleye katılanlar içinde ayrıca Brezilyalılar, Avustralyalılar, Güney Koreliler, Baltık ülkeleri vatandaşları ve başta Finlandiya olmak üzere çok sayıda Kuzey Avrupa ülkesi vatandaşı olduğu bildiriliyor.

Uluslararası Lejyon’un sözcüsü Damien Magrou, söz konusu yabancı savaşçıların paralı askerler olmadığını; Ukrayna’ya gönüllü olarak gelenlerin, Ukrayna ordusunun bir parçası olduğunu dile getirdi.

Söz konusu lejyonun giderlerinin Ukrayna Savunma Bakanlığı bütçesinden karşılandığını vurgulayan Magrou, “Bu, barınma, maaş, silah ve cephane gibi tüm giderleri kapsıyor” dedi. Batı ülkelerinden bazı sponsorların da Lejyon’u mali olarak desteklediğini belirten Magrou, “Para çok farklı yönlerden geliyor ve sadece askerlerimizin teçhizatı için kullanılıyor” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de, daha önce tüm dünyadaki gönüllülere, Rus ordusuna karşı savaşa katılma çağrısında bulunmuştu.

Rusya: Paralı askerleri özellikle hedefimize alıyoruz

Rus askeri birimlerinden yapılan açıklamalarda da sık sık, “paralı askerlerin imhası”ndan söz ediliyor. Moskova, bugüne dek Ukrayna adına savaşan binlerce yabancının öldürüldüğünü ve bunun yanında çok sayıda yabancının da esir alındığını duyurdu.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Igor Konaşenkov, daha önce sık sık, yabancı askerlerin özellikle hedef alındığını dile getirmişti. Konaşenkov, Mart ayında yaptığı açıklamada, “Bir dizi Batılı ülke, devlet bazında vatandaşlarının, Ukrayna‘nın paralı askerleri olarak Rus güçlerine karşı düşmanlıklarda bulunmasını destekliyor” demişti.

Ancak Rusya da, kendi saflarına yabancıların katılacağını duyurmuş ve bunların arasında Suriye’den deneyimli savaşçıların olacağını bildirmişti.

Türkiye listede yer almıyor

Bu arada Ukrayna Uluslararası Lejyonu’na katılmak isteyenlere yönelik internette açılan, bilgilendirme ve başvuru sayfasında 60 ülkenin vatandaşına yönlendirici bilgiler sunuluyor. Başvuracaklarda muharebe deneyimi aranırken vize muafiyeti ve tüm masrafların karşılanması gibi olanaklar sunuluyor.

Ukrayna diplomatik temsilcilikleri üzerinden başvuru yapılabilecek ülkeler arasında pek çok Batılı ülkenin yanı sıra Irak, Peru, İsrail, Küba, Güney Kore, Vietnam, Hindistan gibi ülkeler yer alırken Türkiye’nin listede bulunmaması dikkat çekiyor.

The Guardian: Rusya, NATO’nun Kalkanını Kırdı

NATO ile Rusya arasındaki gerilim her geçen gün biraz daha artarken The Guardian yazarlarından Simon Tisdall, dikkat çeken bir analiz kaleme aldı. Tisdall, Ukrayna’daki durumun, NATO’nun zayıflığını ve ‘kalkanındaki’ çatlağı gözler önüne serdiğini belirtti.

NATO’nun, ilk bakışta göründüğünden daha az uyumlu, güçlü ve organize bir örgüt olduğu ortaya çıktığını yazan Tisdall, “İttifakın önemli Avrupalı üyeleri, daha önce ihmal ettikleri birliğin arkasına gizleniyor. Moskova’yı kızdırabilecek, Kiev karşısındaki maliyetli taahhütlerden kaçınmaya çalışıyorlar” ifadesini kullandı.

Bu kadar büyük bir organizasyonda, tam siyasi görüş birliğini beklemenin gerçekçi olmadığının altını çizen Tisdall, “Her bir NATO üyesinin, askeri güç açısından saçmalık derecesinde eşitsiz olmalarına rağmen eşit söz hakkına sahip olması, hızlı ve cesur karar almayı engelliyor” diye yazdı.

İttifak içinde, ABD’ye olan aşırı bağımlılığa da işaret edilen yazıda, ABD’nin onayı olmadan hiçbir şey yapılmadığına ve “geride kalanların” ABD’nin gücü arkasına gizlenerek “bu yolun gidiş ücretini ödemeyi reddettiğine” dikkat çekiliyor.

NATO’nun örgütsel ve askeri olarak her yerde olduğunu belirten Tisdall, “İtalya, Hollanda ve ABD’de olmak üzere üç ortak komuta merkezi var. Ancak birliğin baş generali Belçika’da bulunuyor. Farklı ülkelerin silah sistemleri arasında operasyonel uyum yok” ifadesini kullandı.

Ukrayna’daki savaşın devam etmesi halinde, NATO’nun uzun süredir dikkatlerden kaçan zayıflıkları ve açıklarının daha da belirgin ve tehlikeli hale geleceğini kaydeden Tisdall, “Ama ya kalkan kırıksa veya temelde kusurluysa?” diye sordu.

Uluslararası Af Örgütü: Rusya Ukrayna’da Savaş Suçu İşliyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali dördüncü ayına yaklaşırken Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Rusya’yı Ukrayna’da savaş suçu işlemekle suçladı. Örgüt, Rusya’nın uluslararası anlaşmalarla yasaklanan misket bombasını Ukrayna’da sivllere karşı kullandığını tespit ettiklerini duyurdu.

Ukrayna’nın ikinci büyük şehri Harkiv’e dair raporunda kuruluş “Harkiv’daki yerleşim bölgelerinin tekrarlanan bombardımanı, ayrım gözetmeksizin yüzlerce sivilin ölümüne ve yaralanmasına neden olan saldırılardır ve bu nedenle savaş suçu teşkil eder” ifadelerini kullandı.

Af Örgütü, bu durumun hem mühimmat kullanılarak yapılan saldırılar hem de diğer güdümsüz roketler ve top mermileri kullanılarak gerçekleştirilen saldırılar için geçerli olduğunu belirtti.

Raporda “Sürekli olarak çok sayıda sivil zayiata yol açtığının bilincinde olarak, nüfusun yoğun olduğu sivil bölgelerde bu tür patlayıcı silahların sürekli kullanımı, saldırıların sivil halkı hedef alması anlamına bile gelebilir” denildi.

Uluslararası Af Örgütü, Harkiv’da Rus güçlerin uluslararası anlaşmalar kapsamında kullanılması yasak olan 9N210 ve 9N235 tipi misket bombaları ve parça tesirli mühimmatı defalarca kullandığına dair kanıtlar bulunduğunu belirtti.

Misket bombaları havada düzinelerce bomba ya da el bombası salarak onları ayrım gözetmeksizin yüzlerce metrekareye saçıyor. Bu tür bombalar dünyadaki çoğu ülkede yasa dışı olarak kabul ediliyor. Bu silahların kullanılmasını yasaklayan uluslararası anlaşmanın altında 120’den fazla ülkenin imzası var. Ancak Rusya ve Ukrayna bu sözleşmeyi imzalamadı.

“Herkes her an ölebilir”

“Herkes her an ölebilir” başlığını taşıyan raporda, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya yönelik saldırıların ilk gününden itibaren Harkiv’da sivilleri hedef almaya başladığını belirtiliyor.

Raporda, Rusya’nın sivilleri gıda ya da ilaç için alışveriş yaptıkları sırada, yardım sırası beklerken, parkta ya da mezarlıkta hedef gözetmeksizin yapılan saldırılarda öldürdüğü belirtildi. Harkiv’un askeri yönetimi Af Örgütü’ne saldırılarda 606 sivilin öldürüldüğünü ve bin 248’inin de yaralandığını açıkladı. Af Örgütü incelemesinde, en az 62 sivilin öldüğü, 196’sının yaralandığı 41 patlamayı ele aldı.

Ukrayna, savaşın başlamasından bu yana 12 binden fazla savaş suçu soruşturması başlattığını açıkladı.

Zelenskiy’nin Başdanışmanı: 10 Bin Ukrayna Askeri Öldü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin başdanışmanı Oleksiy Arestoviç’in Rusya’nın 24 Şubat tarihinde başlattığı savaşta şu ana dek yaklaşık 10 bin Ukraynalı asker hayatını kaybetti.

Arestoviç bu açıklamayı Rus muhalif Mark Feygin’in kendisiyle YouTube üzerinden gerçekleştirdiği ropörtajda yaptı.

Ukrayna Savunma Bakanı Oleksiy Resnikov, hafta içinde yaptığı açıklamada, savaşta her gün yaklaşık 100 Ukrayna askerinin öldüğünü ifade etmişti. Arestoviç, toplamda 10 bin askerin öldüğünün söylenip söylenemeyeceği sorusuna, “Evet hemen hemen öyle” yanıtını verdi.

Cuma günü 600 Rus askeri öldü iddiası

Öte yandan savaşta hayatını kaybeden Rus askerlerin sayısının Ukraynalı askerlerden daha fazla olduğunu dile getiren Oleksiy Arestoviç, Ukrayna topçusunun Batı’dan elde edilen cephanelerle düzenlediği saldırıların daha etkili olduğunu ve Cuma günü yaşanan çatışmalarda yaklaşık 600 Rus askerinin hayatını kaybettiğini tahmin ettiklerini belirtti.

Batı’dan Ukrayna’ya daha hızlı bir biçimde silah ve mühimmat göndermelerini isteyen Arestoviç, Ukrayna güçlerinin bu yardımlar olmaksızın Dinyeper nehrinin doğusuna doğru ilerlemesinin mümkün olmayacağını kaydetti. Silah yardımlarının yavaş gerçekleşmesine anlam veremediğini belirten Arestoviç, Rusya’nın saldırganlığını geri püskürtmek için Ukrayna’nın topçu gücünü artırması gerektiğini ifade etti.

Rusya Savunma Bakanlığı ise bugün üç Ukrayna savaş uçağını düşürdüklerini açıkladı. İki adet MIG-29 tipi savaş uçağının Mikolayiv bölgesinde bir Su-25 savaş jetinin de Harkiv bölgesinde düşürüldüğü belirtildi.

Savaş Nedeniyle Büyük Kıtlık Kapıda

Ukrayna savaşı askeri, ekonomik, politik her alanda küresel etkilerini hissettirmeye başladı. Krizin derinleştirdiği gıda krizi için alarm zilleri çalıyor. Krizden en fazla etkilenen bölgelerin başında gelen Afrika’dan yardım çığlıkları gelmeye başladı.

Birgün’de yer alan habere göre; Afrika Birliği (AfB) Dönem Başkanı Macky Sall, Ukrayna-Rusya savaşının Afrika’da ciddi etkileri olduğuna dikkati çekerek, “Hububat üretilmezse, Afrika kıtasını istikrarsızlaştırabilecek çok ciddi bir kıtlıkla karşı karşıya kalacağız” dedi.

Acil yardım çağrısı

France 24 kanalı ve RFI radyosuna Fransa’nın başkenti Paris’te özel bir mülakat veren Sall, geçen hafta gerçekleştirdiği Soçi ziyaretinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den yardım istediğini kaydetti. AfB Dönem Başkanı olarak, Afrika’nın Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle yaşadığı tahıl ve gübre sıkıntısını aktarmak için Putin ile görüştüğünü belirten Sall, kendisinden Odessa limanı vasıtasıyla Ukrayna’daki tahılın serbest kalması, Afrika’nın gübre ve tahıla erişimi konusunda yardımcı olmasını talep ettiğini ve savaşı sonlandırma çağrısında bulunduğunu kaydetti.

Dinyaper vuruldu

Savaş ise tüm şiddetiyle devam ediyor. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Rus güçlerinin Dinyeper Hava Üssü’nü yüksek hassasiyetli füzelerle vurduğunu ve üsteki hava unsurların imha ettiğini açıkladı. Harkov Bölgesi’nde Ukrayna ordusunun silah ve askeri teçhizatını onaran bir işletmenin üretim tesislerinin imha edildiğini kaydeden Konaşenkov, Donetsk ve Lugansk’ta topçu ve füzelerinin tutulduğu 5 deponun vurulduğunu belirtti.

Macron’dan ağır silah

Fransa da Ukrayna’ya ağır silah tedarik etmeye hazır olduğunu yineledi. Elysee Saray’ından yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un önceki gün Ukrayna Lideri Vladimir Zelenski ile telefon görüşmesi yaptığı belirtilerek, “Cumhurbaşkanı Fransa’nın ağır silahlar da dahil olmak üzere bu ihtiyaçları karşılamak için seferber olmaya devam ettiğini söyledi” denildi.

Karadeniz’deki Mayınlar Tahıl Ticaretini Engelliyor

Birleşmiş Milletler (BM) Ukrayna’dan tahıl tedariği yolunu açarak küresel gıda krizi kaygılarını gidermeye çalışırken, Karadeniz’e yerleştirilen yüzlerce mayın, herhangi bir anlaşmaya varılmasından sonra bile çözümü aylar sürecek bir kabus anlamına geliyor.

Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Ukrayna ve Rusya’nın kıyılarının bulunduğu Karadeniz, tahıl, petrol ve petrol ürünleri nakliyatında kritik öneme sahip.

Ukrayna hükümeti yetkilileri, Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı işgal öncesinde dünyanın dördüncü büyük tahıl ihracatçısı olan Ukrayna’nın elinde bulunan 20 milyon ton tahılın ihraç edilemediğini bildiriyor.

Ukrayna ve Batılı liderler, Moskova’yı, Ukrayna limanlarını işlevsiz hale getirmek ve bunun sonucunda gıda ürünlerini bir silah olarak kullanmakla suçluyor. Rusya ise tahıl ihracatının akışının yeniden sağlanması için Batılı ülkelerin yaptırımları kaldırmasını talep ediyor.

Ancak herhangi bir anlaşmaya varılsa ve Ukrayna limanları yeniden açılsa da Ukrayna ve Rusya’nın denize yerleştirdiği mayınlar, denizcilik yetkililerine göre aylar boyunca gemi nakliyeciliğini sekteye uğratmaya devam edecek.

Tahıl ürünlerinin denizlerden geçişini sağlamak için çaba gösteren kurumlardan biri olan BM’ye bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü’nden bir sözcü, “Deniz mayınları liman girişlerine döşendi ve bazı çıkışlar batırılmış mavna ve vinçlerle bloke edildi. Limanlardaki deniz mayınlarının tamamını temizlemek birkaç ay sürer” dedi.

Gıda fiyatları

Uluslararası Tahıl Konseyi, küresel tahıl üretiminin 2022-2023 sezonunda talebin gerisinde kalacağını tahmin ediyor.

Ukrayna tahılına erişimin kesilmesi, mevcut arzı daha da daraltacak ve küresel açlığın daha önce hiç olmadığı seviyelere tırmanmasıyla ekmek, makarna gibi temel gıda ürünlerinin fiyatlarını arttıracak, gıda enflasyonunu körükleyecek.

Batılı deniz taşımacılığı yetkilileri, Ukrayna’da limanların civarına ne tür mayınlar döşendiğinin netlik kazanmadığını söyledi.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, Mart ayında Reuters haber ajansına, Rusya’nın döşediği 372 deniz mayınının “R-421-75” tipi olduğunu, bunların Ukrayna donanmasında kayıtlı olmadığını ve Ukrayna donanması tarafından kullanılmadığını bildirmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı, Mart’ta yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın Odesa, Oçakov, Çoromonsk, Yujni limanlarının girişine 400 mayın döşediğini bildirmişti.

Rus istihbarat dairesi FSB de yine Mart’ta, Ukrayna’nın limanları yakınında bağlı oldukları kablolardan kopan mayınların Karadeniz’e sürüklendiğini kaydetmiş, Ukrayna ise FSB’nin uyarısının yanlış olduğunu, denize sürüklenen mayınlar hakkında bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, bazı mayınları Ukrayna’nın döşediğini söyledi ve ”BM anlaşmasının 51’inci maddesiyle garanti altına alınan meşru müdafaa hakkımız kapsamında denize mayın döşedik” dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı 26 Mayıs’ta Mariupol limanının mayınlardan temizlendiğini bildirdi ve yabancı hükümetleri, “Mariupol’daki gemi sahiplerine gemilerini daimi olarak demirledikleri yerlere çekmeye teşvik etmeye” çağırdı.

Ukrayna’daki limanlarda 84 yabancı gemi mahsur kalmış bulunuyor. Bu gemilerinin birçoğu tahıl taşıyor.

Mayın tehlikesi uyarı işaretleri bulunan Odesa’daki plajlarsa kapalı. Bazı mayınlar Türkiye ve Romanya’ya kadar ulaştı.

Deniz taşımacılığı kanallarını açmak için çalışan bir başka örgüt olan Uluslararası Nakliyecilik Odası’nın Genel Sekreteri Guy Platten, “Şu anda gemilerin limanlara giriş ve çıkış yapmaları güvenli değil. Mayınlar temizlenene kadar durum değişmeyecek” dedi.

Ukrayna kıyıları yakınlarında şimdiye kadar yedi gemi mayına çarptı, bunlardan ikisi battı. İki denizciyse yaşamını yitirdi. Londra’daki sigorta şirketleriyse tüm bölgeyi yüksek risk kategorisine aldı.

Mayın temizleme

Ukrayna kıyılarındaki mayınları temizlemek için başlatılacak girişim, 1980’li yıllarda İran-Irak savaşından bu yana mayın temizleme konusunda atılacak en büyük adım olacak.

İngiltere Kraliyet Donanması’ndan emekli Gerry Northwood, döşenen mayın türleri ve bunların nereye döşendiği konusundaki istihbarata daha işin en başında ihtiyaç olduğunu söyledi.

Denizcilik güvenliği firması MAST’ta danışmanlık yapan Northwood, “Mayın temizleyicilerin mayınların yerini tespit etmesi ve imha işlemi için uzaktan kumandalı sualtı araçlarına ihtiyacı olacak” dedi.

İngiliz Kraliyet Donanması’ndan emekli Koramiral Duncan Potts, Karadeniz genellikle gel-gitin ve da güçlü akıntıların çok olmadığı bir deniz olsa da yüzeydeki mayınların zaman içinde uzak mesafeler kat edebileceğini söyledi.

Batılı hükümetlere danışmanlık yapan Potts, “Deniz yüzeyinde bir yere bağlı olmadan serbest dolaşan mayınlar, düşmanınıza olduğu kadar size de yönelik bir tehdittir” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, üst düzey BM yetkililerinin son 10 gündür tahıl ürünlerinin güvenli geçişini sağlamak amacıyla Ankara, Brüksel, Kiev, Moskova ve Washington’da temaslarda bulunduğunu söyledi.

Bir Avrupa Birliği (AB) yetkilisi, mayın temizliği için birliğin yapabilecekleri hakkında konuşmanın tamamen varsayıma dayalı olduğunu, döşediği mayınları Rusya’nın temizlemeye başlaması gerektiğini söyledi.

Reuters’a konuşan yetkili, “Bu sağlanana kadar deniz koridorları olmayacak. Ukrayna’ya savunmadan vazgeçmeleri için baskı yapmayacağız. Varılacak her türlü anlaşma Ukrayna tarafından kabul edilebilir olarak tanımlanmalı” dedi.

Denizcilik kaynakları, hangi ülkelerin donanmalarının mayın temizliğine katılacağına ilişkin bir anlaşma gerekeceğini, Rusya’nın çabalarına duyulan güvensizlik nedeniyle ticari firmalar ve sigorta şirketleri için bu anlaşmanın kabul edilebilir olmasının şart olduğunu bildirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

7 Milyonu Aşkın Ukraynalı 44 Farklı Ülkeye Sığındı

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Ukraynalı mültecilerin durumuna ilişkin verileri güncelledi. Ukrayna’daki savaşın bugün dünyanın en büyük mülteci krizlerinden birine neden olduğu, milyonlarca mültecinin komşu ülkelere sığındığı, çok daha fazlasının da ülke içinde yerinden edildiği belirtildi.

UNHCR, savaşın başladığı 24 Şubat’tan bu yana 44 farklı ülkeye 7,3 milyon Ukraynalı mültecinin sığındığını, bazı bölgelerde Rus ordusunun etkisini kaybetmesiyle 2,3 milyon Ukraynalı mültecinin de ülkelerine geri döndüğünü kaydetti.

BM Mülteciler Yüksek Komiser Yardımcısı Raouf Mazou, Ukraynalı mültecilerin sığındığı ülkelerden veri alma ve analiz kapasitesini daha güçlendirdiklerini belirterek, “Veri toplama ve analiz kapasitesini arttırmamız etkili bir insani müdahale sağlamak, kritik ihtiyaçları karşılamak, geleceği daha iyi planlamak için çok önemli” dedi.

Avrupa’daki 4,8 milyon Ukraynalı mülteciden 3,2 milyonunun, “Geçici Koruma Statüsü” veya benzeri ulusal koruma planlarına kayıtlı olduğu kaydedildi.

Ukrayna’daki güvenlik durumu kırılgan olmaya devam etse de komşu ülkelerle sınır hareketinin karşılıklı olarak sürdüğü de ifade edildi. Bazı Ukraynalı mültecilerin ülkelerindeki son durumu değerlendirmek, mülklerini kontrol etmek, aile üyelerini ziyaret etmek veya ailelerini göç ettikleri ülkelere getirmeye yardımcı olmak için Ukrayna’ya geri döndükleri, bazılarınınsa ülkelerine temelli geri dönme niyeti taşıdığı belirtildi.

“Akdeniz’de ölüm ve kayıplar arttı”

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin dikkat çektiği diğer bir konu da Akdeniz yoluyla denizden Avrupa’ya sığınmak isteyen mülteci ve göçmenlerin sayısı 2015 yılına göre azalmış olsa da ölüm ve kayıp sayısının artması oldu.

2015’te bir milyondan fazla mülteci ve göçmenin Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaştığı ve bunun bir rekor olduğu belirtilirken, 2018’de 141 bin 500, 2019’da 123 bin 700, 2020’de 95 bin 800, 2021 yılında 123 bin kişinin Avrupa ülkelerine sığındığı kaydedildi. 2020’de bin 881, 2019’da bin 510 ve 2018’de 2 bin 277’den fazla kişinin denizde ya boğulduğu ya da kayıp olarak kayıtlara geçtiği ifade edildi.