Manisa: Turgutlu, Kent Müzesi

Kent Müzesi; Manisa’nın Turgutlu İlçesi, İstiklal Mahallesi, Sevinç Meydanı’nda yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kent Müzesi; Turgutlu’nun Cumhuriyet Tarihi ile birlikte geçirdiği evrimi Türk Gelenek, Görenek ve Adetleri’yle birlikte yansıtmaktadır.

1927-28 yıllarında inşa ettirildiği bilinen Üzümcü Konağı, mimarî özellikleri itibarı ile erken Cumhuriyet Döneminden günümüze ayakta kalabilen ilçemizdeki en ihtişamlı sivil yapı olma özelliğini taşımaktadır. 1930’lu yıllarda Enver Üzümcü tarafından satın alınan yapı, aynı zamanda 1930’lardan 1942’ye kadar hükûmet konağı olarak da kullanılmıştır.

Enver Üzümcü’nün oğlu Ahmet Bey’in vefatını müteakip konak, başka bazı gayrimenkullerle birlikte belediyemiz tarafından satın alınmış ve hemen ardından müze olarak işlevlendirmek amacıyla projesi hazırlatılmıştır. Zafer Kalkınma Ajansı’nın 2015 yılı için açtığı çağrıya müracaatımızın ardından projemiz hibe almaya hak kazanmış ve hemen ardından çalışmalara başlanmıştır.

Turgutlu’nun Müzesi’ni Turgutlular Kuruyor’ çağrısı üzerine kent katılımını sağladığı projede ilk etapta Üzümcüler olarak bilinen binanın restorasyonu gerçekleştirildi. Taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli bir yapı olan konağın restorasyonu projenin ilk etabını oluşturdu.

Müze bodrum, 1. ve 2. kattan oluşmaktadır. İşgal günleri ve yangın sürecinin anlatıldığı müzede görsel ve işitsel ögelerin yanına koklama duyusu da Turgutlu Kent Müzesi’nde yer almaktadır.

Manisa: Selendi, Yelimere Kalyonları

Yelimere Kalyonları; Manisa’nın Selendi ilçesine bağlı Terziler Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kendine has özelliklere sahip olan ve çok sarp yerde bulunan Yelimere Kanyonlarının yerini sadece yöre halkı ve avcılar biliyor.

Çok sarp ve derin bir kanyonları içinde barındıran yöre halkı tarafından Yelimere Kanyonları olarak adlandırılan bölgenin ilgi çekici doğal yapısı ile alternatif turizm için Selendi’de görülmeye değer yerlerden birisi olmaya aday.

Lavların oluşturduğu doğa harikası: Adala

Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Adala Beldesi, Üşümen Tepesi ile Dibek Dağı’nın arasından geçen Gediz Nehri’nin Salihli Ovası’na açıldığı düzlükte kurulmuş bir yerleşim merkezi.

Ege Bölgesi’nin hayat ve bereket kaynağı olan Gediz Nehri’nin iki yakasına kurulmuş bir belde olan Adala, yemyeşil doğası, antik çağdan günümüze uzanan binlerce yıllık geçmişi ve volkanik coğrafi yapısı ile adeta keşfedilmeyi bekleyen bir cennet.

Gediz Nehri tarafından iki yakaya bölünmüş tarihi, turistik ve coğrafi güzellikleri ile dikkat çeken şirin bir belde olan Adala’nın geçmişi, binlerce yıl öncesine kadar uzanıyor. Lidyalılar tarafından kurulan Adala’nın antik çağdaki adının Satala olduğu sanılıyor. Adala ile ilgili olarak anlatılan mitolojik bir efsane, bölgenin kuruluşunun yanardağ lavları ile yakından ilintili olduğunu gösteriyor.

Efsaneye göre; yanardağ lavlarının günlerce sürüp batıya doğru akarak vadi önünde bulunan yerleşim alanına doğru gelmesinden ürperen halk, silahlanıp din adamlarından yardım istiyor. O dönemde Satala olarak adlandırılan kentin din adamları tanrılarına yalvararak, büyük bir inançla lavlara “Satetkitala” yani “Dur ya Zavallı” diyerek bağırıyorlar ve bu içten yakarış üzerine lavların akışı duruyor.

Adala, yanardağ etkinlikleri sonucu oluşan lav akıntılarının son bulduğu düzlükte volkanik taşlar üzerinde yükseliyor. Manisa’nın en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Adala civarında bulunan volkanik yığılmalar, Türkiye’nin en önemli volkanik şekilleri arasında yer alıyor. Yörede genişliği 15, uzunluğu ise 50 kilometreye ulaşan bir alanda 68 civarında genç volkan konileri bulunuyor. Bu konilerin çapları 15 kilometreye, yükseklikleri ise 150-200 metreye kadar ulaşabiliyor.

Adala, doğal güzelliğini, volkanik yapısının yanı sıra Ege Bölgesi’nin su ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan ve Gediz Nehri üzerinde kurulu bulunan Demirköprü Barajı’ndan alıyor. Binlerce yıldır bereketli ovaları sulayan ve eski ismi Hermos olan Gediz Nehri’nin iki yakasında kurulu belde, çevresini saran dağ ve tepelerin eteklerini kaplayan bitki örtüsü ile mavi ve yeşilin dayanılmaz uyumunu sergiliyor.

Manisa: Kula, Yunus Emre ve Tapduk Emre Türbesi

Yunus Emre ve Tapduk Emre Türbesi; Manisa’nın Kula İlçesine bağlı Emre Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Büyük bir Türk mutasavvıfı olan, Tabduk Emre hakkında yazılı kaynaklar; O’nu Barak Baba, Sarı Saltuk gibi Hacı Bektaş-ı velinin halifesi olarak göstermektedir.

Tabduk Emre miladi 1200’lü yıllarda Manisa ili Kula ilçesi Emre köyünde yaşamıştır ve Hoca Ahmet Yesevi’nin müritlerinden olduğu bilinmektedir.

Bir gün Hacı Bektaş Anadolu’daki erenleri yanına çağırır. Tabduk Emre ben nasibimi aldım deyip davete uymaz. Fakat Hacı Bektaş’ın ısrarı üzerine dergâhına varır. Kendisine gelmeyişinin sebebi sorulur; şöyle cevap verir. “ Erenler meclisinde bir gün perde aralığında el uzandı ve bize nasibimizi verdi.” dedi.

Hacı Bektaş; “O eli görsen tanır mısın?” der.

Tabduk Emre: “Elbette tanırım. Ayasında yeşil bir ben vardı, o eli bir ordunun içinde görsem tanırım.” der.

O zaman Hacı Bektaş sağ elini Emre’ye uzatır.

Emre o yeşil beni burada görünce, heyecanlanır ve “Tabduk Sultanım, Tabduk Sultanım” diye bağırır. Aradığı kişinin karşısında olduğunu anlar ve o günden sonra Ermem Şeyhin adı “Tabduk Emre” olur. Tabduk aradığımı buldum demektir.

Yine bir rivayete göre: Tabduk Emre, Saruhan Beyinin kızı Fatma Sultanı istetmek için, annesini Emre köyünden, Saruhan beyinin konağına yollar. Tabduk Emre’nin annesi, Saruhan beyinin kızı Fatma Sultanı oğlu Tabduk Emre’ye ister. Saruhan Beyi, Tabduk Emre’nin annesine oğlu kırk yük altın getirirse ancak o zaman kızını vereceğini söyler. Annesi boynu bükük olarak Emre köyüne dönüp, durumu Tabduk Emre’ye anlatır.

Tabduk, annesini tekrar Saruhan beyine göndererek, beyin şartlarını kabul ettiğini bildirir. Tabduk Emre Saruhan Beyi’nin Emre köyüne gönderdiği kırk deveye, çuvallar içinde kum ve çakıl doldurarak Saruhan Beyine geri gönderir. Çuvallar Sultanın hazinesine boşaltılırken içindeki kum ve çakıllar altın olur. Bunun üzerine hayretler içinde kalan Saruhan Beyi de sözünde durarak kızı Fatma Sultanı Tabduk Emre’ye verir.

Günümüzde Tabduk Emre Türbesi olarak anılan yapı mimari unsurlar bakımından Manisa’daki Saruhan Bey Türbesi ile büyük benzerlikler taşımaktadır. Türbe içinde ortadaki Tabduk Emre’ye, diğerleri ise aile fertlerine ait olduğu söylenen 10 mezar bulunmaktadır. Türbe kapısının hemen önünde, taşında balta tasviri bulunan mezarın ise Yunus Emre’ye ait olduğuna inanılmakta ve her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Manisa: Köprübaşı, Oniks Mermeri

Oniks Mermeri; Manisa’nın Köprübaşı İlçesi, Saraycık Mahallesi ve Tokmaklı Mahalleleri arasında bulunan Mermer ocaklarından elde edilmektedir.

Oniks Mermeri; kalsiyum karbonatlı soğuk kaynak sularının çökeltisiyle oluşur. Oniks mermerlerinin diğer mermer türlerine göre daha sert bir yapıları vardır. Bu nedenle işlenmeleri daha zordur. Genellikle beyaz, yeşil, sarı ve kırmızı renkleriyle doğada bulunabilir.

“Onyks” aslında Yunanca ’da tırnak anlamına gelen bir kelimedir. Türkçeye ‘Oniks’ şeklinde girmiştir. Kireçtaşı /dolomitin ısı, basınç ve sulu çözeltilerin etkisiyle başkalaşıma uğraması sonucu ortaya çıkan kayaç türleri genel olarak mermer adıyla tanımlanır. Oniks, 4 ana gruba ayrılan mermer çeşitlerinden biridir.

Doğal taşlardan Oniks taşı, yapı malzemeleri arasında dünyada çok tercih edilen taşlarındadır. Özel bir kalsedon türevi olan Onyx taşı; yer altı sıcak sularının kaynamasıyla kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat, bakır, demir oksit ve florin minerallerinin mixiyle oluşur.

Oniks mermeri, kalsiyum karbonatlı soğuk kaynak sularının çökeltisiyle oluşur. Görünüşünde ki kristalize ve saydam yapısıyla farklı mermer türlerinden ayrılabilir. Oniks ışığı geçirebilirken, mermerlerde sadece saydamlık mevcuttur ve ışık geçirgenliği yoktur.

Oniks mermerlerinin diğer mermer türlerine göre daha sert bir yapıları vardır. Bu nedenle işlenmeleri daha zordur. Genellikle beyaz, yeşil, sarı ve kırmızı renkleriyle doğada bulunabilir.

Oniksle Neler Yapılabilir?

Oniks mermer sayesinde; mekanlarda albenili ve ışıltılı sütunlar, oniks duvar kaplamaları, şömineler, mermer masa, takı, süs eşyaları, vazo biblolar ya da satranç takımları yapılabilir. Özel tasarımlar dendiğindeyse bu doğal taş biçilmiş kaftandır.

Manisa: Kırkağaç, Sarıhoca Camii

Sarıhoca Camii; Manisa’nın Kırkağaç İlçesi, Cinosman Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sarı Hoca Kırkağaç’ın kurucularındandır. Kayadibi ile Bakır kasabası arasında o zamanlar mevcut Taş köyünde ikamet ettiği tarihlerde Osmanlı padişahı II.Murat ile bu köyde görüşmüş olduğu nakledilir.

Sarı Hoca’nın Türkçeye tercüme ettiği Mevlana Celaleddin Rumi’nin Mesnevi’sini beğenen II.Murat bu hizmetinden dolayı takdir ifadesi olarak Sarıhoca Camiini inşa ettirip Kırkağaç halkını aşar vergisinden muaf tutar ve böylece civardaki bir kısım halk Kırkağaç’a göç ederek buraya yerleşir.

Bir rivayete göre de II. Murat’ın eşi yolculuk esnasında Kırkağaç’tan geçerken rahatsızlanır. Burada Sarı Hoca Efendi’nin duasıyla iyileşir. Bu nedenle padişah II. Murat Sarıhoca Camii’ni ve yanındaki taştan evi yaptırır.

Rivayet edilir ki, 1974 yılındaki Kıbrıs Harekatına Sarı Hoca’nın katıldığı, bu savaşta yüzbaşı olarak görev yapan pilota yardım ettiği, daha sonra bu askerin Sarı Hoca’yı ziyarete geldiği, hoca efendinin yıllar önce öldüğünü öğrendiği, bu olaydan çok etkilenip uzun bir süre Sarıhoca Camiinde her türlü hizmette bulunduğu anlatılır.

Sarı Hoca’nın türbesi ve talebelerine ait mezarlar da camiinin bahçesinde bulunmaktadır. Ayrıca camide Peygamber Efendimizin Sakal-ı Şerifi bulunmakta olup, her yıl Kadir Gecesinde ziyarete açılmaktadır.

Manisa: Kırkağaç, Anıt Zeytin Ağacı

Anıt Zeytin Ağacı; Manisa’nın Kırkağaç İlçesi, Bakır Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anıt Zeytin ağacı bin altı yüz elli yedi yıllıktır. 2010 yılında Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından anıt ağaç olarak tescillenen “Anıt Zeytin Ağacı” 10.6 metre gövde çapı, 13 metre tepe çapı, 6.84’lük uzunluğu ile siz ziyaretçilerini beklemektedir.

Türkiye’nin en yaşlı, dünyanın üçüncü en yaşlı ağacı olmasına rağmen hala meyve vermesi nedeni ile dünyanın meyve veren en yaşlı zeytin ağacı unvanını elinde bulundurmaktadır. Anıt Zeytin Ağacı hala 4 çeşit zeytin vermeye devam etmektedir.

Bunlar; Memecik, Edremit, Uslu ve Trilye cinsleridir. Ayrıca Yöremize ait bir hikayedir Anıt Zeytin Ağacı. Hikayede Meryem Ana’nın Bergama’dan Efes’e hamile iken göç ettiği sırada İlçemizden geçerken bu zeytini doğacak olan Hz. İsa için diktiği söylenmektedir.

Nitekim Hollandalı araştırmacı Ticia Verveer, Kırkağaç’a gelerek bu zeytin ağacından numune almış ve 2016 yılında ülkesinde karbon testi yaptırdığını belirterek, anıt zeytin ağacının Hz. İsa ile yaşıt olduğunu Kaymakamlığımıza attığı tweet ile bildirmiştir.

Manisa: Alaşehir, Yağhane Camii

Yağhane Camii; Manisa’nın Alaşehir İlçesi, Soğuksu Mahallesi, Mektep Caddesi yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Evliya Çelebi seyahatnamesinde çarşı kenarında Süylün Muslu Paşa Cami ve Hamamı diye iki yer gösterilmektedir.

Adı geçen hamam halen varlığını sürdürmekte olup hamamla birlikte anılan camii 1922 yılında yanmış ve yerine yeni bir cami yapılmıştır.

Manisa: Akhisar Müzesi

Akhisar Müzesi; Manisa’nın Akhisar İlçesi Merkez yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1933 yılında Ali Şefik Hastanesi olarak yapılan bina, aynı yıl Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilerek 1992 yılına kadar Ali Şefik Ortaokulu olarak hizmet vermiştir.

1994-2007 yılları arasında Öğretmen Evi olarak kullanılmıştır. 4 Eylül 2006 tarihinde Akhisar Müzesi yeri olarak karar verilen, 2007 yılında onarımına başlanan müze, 2011 yılında bitirilmiş, 2012 yılının Ağustos ayında açılmıştır. Akhisar Müzesi 11 bölümde 1451 eserin sergilendiği arkeoloji ve etnografik eserlerden oluşmaktadır.

Arkeolojik seksiyonda, 18-11 milyon yaşlarında fosiller, idoller, el aletleri, M.Ö. 6000-3000 yıllarına tarihlenen Yortan seramikleri, M.Ö. 700-500 yıllarına ait seramik, gümüş kap ve altın buzağı, Hellenistik Dönem seramikleri, M.Ö. 500 – M.S. 200 tarihleri arasına ait figürinler, yağ kandilleri, mezar stelleri ve cam eserler sergilenmektedir.

M.Ö. 500’lere tarihlenen lir çalan Eros, aslan başlı küpe, Herakles mührü, altın yüzük, kolye, iğne, Hıristiyanlık Dönemi’ne ait günlük alet ve eşyalar da bu bölümde yerini almıştır.

Müzenin etnografya bölümünde ise cam kase, tabak sürahi gibi günlük gereçler, Osmanlı Dönemi’nde kullanılmış gaz lambaları ile ve diğer günlük kullanım eşyaları, tabanca ve tüfekler ile çeşitli büyüklükte kılıçlar bulunmaktadır.

Ayrıca yöresel kıyafetler ve bölgeye ait el işi halılar da sergilenmektedir. Etnografya bölümünün bir kısmı da zaman içinde önemini yitiren mesleklere ayrılmış ve yaşadıkları dönemdeki görünüşleriyle bu mesleklere ait dükkanlar yeniden canlandırılmıştır.

Manisa: Akhisar, Kasap Hali

Kasap Hali; Manisa’nın Akhisar İlçesi Merkez yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Akhisar’ın zengin tarihi ve bereketli toprağı ile buluşan Tarihi Kasap Hali yaşan bir zeytinyağı müzesi olarak şehrin 300 yıllık bu eşsiz lezzetini marka kent kimliği ile sergilemektedir.

Akhisar’ın en eski ticaret bölgelerinden biri olan ve çeşitli meslek gruplarını içinde barındıran bu yapı 1928 yılında Bulgar Ustalar tarafından inşa edilmiştir.

Zamanla özelliğini kaybeden yapı Anıtlar Kurulu ile yürütülen ortak proje kapsamında Manisa Valiliği ve Akhisar Belediyesinin finansal destekleri ile 2012 yılında restore edilmiştir.

Restorasyon çalışmalarının ardından zeytin ve zeytincilik müzesi olarak kimlik kazanan bina aynı zamanda Akhisar Mutfağının damak tadını yansıtan cafe restorantı ile yaşayan bir eser haline getirilmiştir.