İzmir: Bikur Holim Havrası

Bikur Holim Havrası; İzmir’in Konak İlçesi, İkiçeşmelik Caddesi üzerinde yer almaktadır. Bikur Holim Havrası 1724 yılında Hollanda asıllı İzmirli bir Yahudi olan Salamon de Ciaves tarafından yaptırılmıştır.

Bu tarihte yapının bitişiğinde bulunan ev ve dükkânlar gelir getirmeleri için havraya bağlanmıştır. Yapının önünde bulunan tek katlı ek yapılar havrayı İkiçeşmelik Caddesinden ayırmaktadırlar Fakat tek katlı olduklarından görünmesini engellememektedirler.

Yapı 1772 yılındaki yangında yandıktan sonra Manuel de Ciavas tarafından tekrar inşa edilmiştir. Yapı günümüzde Musevi cemaati tarafından sağlanan ödenekle bir müteahhit firma tarafından restore edilmektedir. Restorasyon çalışmaları sırasında yapının sağlam olmayan çatısı onarılmıştır. Günümüzde kullanılamayan havra restorasyon çalışmalarının sonunda kullanıma açılacaktır. İkiçeşmelik için yapılmış olan imar planında caddenin genişletilmesi kararı uygulandığında, yapının önünde bulunan tek katlı ekler de yıkılacaktır.

Havra 17. yy yapısı olmasından dolayı bir Sefared havrasıdır ve merkezi planlı inşa edilmiştir. Yapı boyaları dışında her şeyi ile Manuel de Ciaves tarafından ikinci kez inşa edildiği haliyle orijinaldir. Havranın ana mekânına; Talmud Tora havrasında olduğu gibi bir giriş mekânından ulaşılmaktadır. Bu giriş mekânının üstü mehizah’dır. Giriş mekânı gerek Talmud Tora havrasında gerekse Etz Hayim havrasında olduğu gibi bir ön havra mekânı olarak düzenlenmiştir. Ana mekân iki kat yüksekliğinde olup bütün bir hacimdir.

Osmanlı kentlerinde bulunan sinagogların bazılarının bodrum katlarında cemaate ait olan hapishaneler bulunmaktadır. Bikur Holim Havrasının bodrum katının bu amaçlı kullanıldığı düşünülmektedir. Tora dolabının sundurmasının üzerinde Rum mimarisini andıran geometrik süslemeler bulunmaktadır. Bikur Holim Havrası; iç mekân süslemeleri ile zengin renkli bezemelere sahiptir.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın

İzmir: Talmud Tora Havrası

Talmud Tora Havrası; İzmir’in Konak İlçesi, Kemeraltı Semti, Havra Sokağı üzerinde yer almaktadır. Havraya Kedose, Bet-illel Hevra ve Talmud Tora denilmektedir. Bu havra; Palaci’nin mezarı, Gürçeşme Musevi Mezarlığı ile birlikte Musevilerin kutsal saydıkları ve çeşitli dönemlerde ziyaret ettikleri kutsal üçgeni oluşturmaktadır.

1838 yılında Hacez Kardeşler tarafından restore edilen havra 1841 yılında yanınca 1870 yıllarında tekrar restore edilmiştir. Günümüzde büyük ölçüde harap durumda olan bu yapının çatısının da bir bölümü çökmüştür.

Yapının 500. yıl kutlamaları nedeniyle Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmesi düşünülmektedir. Yapı Sefarad havralarından olduğu için merkezi planlı yaptırılmıştır. Ana mekâna bir giriş holünden ulaşılır. Mehizah bu giriş bölümünün üst katında konumlanmaktadır. Havranın içi iki kat yüksekliğinde olup total bir hacimdir. Havranın plan şeması Etz Hayim Havrası’nın plan şeması tarzında yapılanmıştır.

Ana mekâna bir giriş mekânından ulaşılmaktadır. Bu giriş mekânında: sair günleri düzenlenebilecek ve az sayıda katılımın olacağı ayinler için düzenlenmiş ortasında tevyası bulunan küçük bir ön havrası mevcuttur. Talmud Tora Havrasının zemin katı yığma taş, üst katı ise ahşap karkas olarak inşa edilmiştir.

Tavan döşemeleri ahşap olup, yapının çatısı ahşap konstrüksiyondur. Zemin döşemesi taştır. Sekiz basamakla yükseltilmiş ahşap işçiliği ile antik bir kadırgayı andıran platformun üzerinde bulunan tevyası, yapının çatısının bir kısmının çökmesi nedeniyle zarar görmemesi için çatının sağlam olduğu bölüme kaldırılmıştır.

Tora dolabının bulunduğu hekal duvarının çatısının çökmesinden dolayı tora dolabı ve hekal duvarının bezemeleri zarar görmüştür. Çatıyı taşıyan ve tavanı dokuz parçaya ayıran dört sütunun ayırdığı orta tavan kırmızı yeşil geometrik formdaki süslemeleri ile diğerlerinden farklılaşmaktadır.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın

İzmir: Portekiz Sinagogu

Portekiz Sinagogu; İzmir’in Konak İlçesi, Güzelyurt Mahallesi, 920. Sokak üzerinde yer alır. 1976 yılında yanmıştır ve bugün ön duvarı dışında tamamen harap durumdadır. İsmi ile İzmir’de kurucularının hangi ülkeden göç ettiklerini belirten tek sinagog Portekiz Sinagogu’dur.

Bu sinagogun 1569 yılında Kuzey Afrika ve Venedik’ten göç etmiş Portekiz asıllı Yahudiler tarafından kurulduğu tahmin edilir. Hahambaşı Yosef Eskapa döneminde, yani 1620 yıllarında var olduğu bilinen altı adet sinagogdan biridir ve adı İzmir’de o dönemin en büyük sinagogu olarak geçer.

1665 yılında Sabetay Sevi’nin İzmir’e dönüşü ile yaşanan olaylarda Portekiz Sinagogu önemli bir yer tutmuştur. Sabetay karşıtlarının kalesi sayılan bu sinagog, Sabetaycı hareketin genişlemesi ile kapılarını Sabetay Sevi’ye kapatır. Buna karşı, Sabetay ve taraftarları sinagoga kapıyı kırarak girerler ve karşıtlarının önderleri olan hahamları kovarlar. Bunların arasında Algazi sinagogunun kurucularından Salomon Algazi de vardır.

Sabetay Sevi bu baskında kendini Yahudilerin Mesihi ve kurtuluş gününü 18 Haziran 1666 olarak ilan eder. Portekiz sinagogu bundan sonra Sabetaycı hareketin merkezi olur ve İzmir Yahudilerinin geniş kısımları bu harekete katılır.

Dünyanın değişik yerlerinden insanların İzmir’e gelip Sabetaycı harekete katılması ile genişleyen durum saraya bildirilir ve Sabetay’ın saraya çağırılması ile İzmir’deki isyan havası yatıştırılır.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın