Beş HES özelleştirme kapsamına alındı

Denizli/Çal, Erzincan/Girlevik II ve Mercan, Sivas/Koyulhisar ile Kars/Dereiçi hidroelektrik santralleri (HES) Cumhurbaşkanlığı kararıyla özelleştirme kapsam ve programına alındı. Özelleştirme işlemleri 2025 yılı sonuna kadar tamamlanacak.

Haber Merkezi / Denizli’de bulunan Çal Hidroelektrik Santrali, Erzincan’da bulunan Girlevik II ve Mercan Hidroelektrik Santraleri, Sivas’ta bulunan Koyulhisar Hidroelektrik Santrali ile Kars’ta bulunan Dereiçi Hidroelektrik Santrali (HES) özelleştirme kapsam ve programına alındı.

Resmi Gazete’de yayımlanan Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait kararları içeren Cumhurbaşkanı kararına göre, HES’ler “işletme hakkı devri”, HES’ler tarafından kullanılan taşınmazlar ise “işletme hakkı veya kullanım izni devri” yöntemiyle özelleştirilecek. Özelleştirme işlemleri 31. 12 2025 tarihine kadar tamamlanacak.

Daha ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN

Fotoğraf: DSİ

Ayhan Bilgen: Türkiye’nin ihtiyaç ve yol haritasını birlikte geliştireceğiz

“Türkiye sorunlarını dış baskılarla değil, iç dinamik ve dengelerle çözmesi her zamankinden daha zorunlu hale geldiği bir döneme giriyoruz.” diyen Kars Eski Belediye Başkanı Ayhan Bilgen, “Bunun fikri çerçevesine toplumsal zeminlerde tartışarak Türkiye’nin ihtiyaç ve yol haritasını birlikte geliştireceğiz. Bunu bir platforma ya da hareket mi yoksa bir partiye mi dönüşmesi gerektiği toplumsal karşılığı ile şekillenecektir. ” ifadelerini kullandı.

Partisi HDP’ye yönelik açıklamaları ve tenkitleriyle ‘Yeni bir parti mi kuracak’ tartışmalarının odağındaki tutuklu Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen, konuya ilişkin Sözcü yazarı Aytunç Erkin’in sorularını yanıtladı.

Bugünkü köşe yazısında, Ayhan Bilgen’in avukatı ve aynı zamanda kızı olan Hilal Bilgen’in “Hangi HDP?” yazısından sonra kendisini aradığını belirterek “Bu yazımın ardından 6 Ocak 2021’de, Bilgen’in avukatı aynı zamanda kızı Hilal Bilgen’den şu mesaj geldi: ‘Geçen gün babamı cezaevinde ziyarete gittim. Sizin yazılarınızı yakından takip ettiğini ve ‘Hangi HDP’ başlıklı yazınızı özellikle çok beğendiğinin söyledi. Bu konuyu en açıklayıcı sizin ifade ettiğinizi beraberinde teşekkür ettiğini ifade etti” dediğini aktaran Aytunç Erkin, bu mesajın ardından röportaj talebinde bulunduğu ilettiği Ayhan Bilgen’in sorularını yanıtladığını belirtti.

Erkin’in “Siz siyasi olarak kendinizi nerede tanımlıyorsunuz?” sorusuna yanıt veren Bilgen, “Hak temelli siyaseti her şeyin üzerinde gören ve ‘Anadoluculukta’ bir ortak payda inşa etmeyi önemseyen noktadayız. Alevi felsefesinin Orta Çağ Anadolusu’na taşıdığı dayanışma, barış ve kardeşlik mesajının önümüzdeki kutuplaşmayı da aşabilecek bir felsefi miras sunduğuna inanıyorum. Nurettin Topçu’nun isyan ahlâkındaki Sufi, yerli ve devrimci duruşunu sentezleyebileceğimize inanıyorum” cevabını verdi.

HDP’nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulunan Bilgen’in “HDP’ye katıldığınıza pişman mısınız?”, “AKP’den teklif mi geldi” şeklindeki sorulara ve ‘yeni muhalefet tarzı’ çıkışına ilişkin sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

18 Ocak’ta sosyal medya hesabınızdan “Türkiye’de yeni bir fikir ve tarza ihtiyaç var. Bunun düşünsel ve toplumsal zeminini oluşturmak gerekiyor. Bunun yeni bir siyasi partiye dönüşme ihtimali, göreceği ilgi ve imkanlarla ilgilidir” dediniz. Bu tartışma yarattı. Açar mısınız? Ne demek istediniz?

Türkiye sorunlarını dış baskılarla değil, iç dinamik ve dengelerle çözmesi her zamankinden daha zorunlu hale geldiği bir döneme giriyoruz. Soğuk Savaş döneminin konjonktürel ve pragmatik özgürlük söylemi yerine Anadolu hafızasındaki dayanışmacı eşitlik anlayışı ile yeni bir paradigma geliştirmemiz gerekiyor. Bunun fikri çerçevesine toplumsal zeminlerde tartışarak Türkiye’nin ihtiyaç ve yol haritasını birlikte geliştireceğiz. Bunu bir platforma ya da hareket mi yoksa bir partiye mi dönüşmesi gerektiği toplumsal karşılığı ile şekillenecektir. Suriye’de yaşanacak muhtemel gelişmelerin Türkiye’de yaşayan Kürtleri de Türkleri de rehin almasına izin vermemeliyiz.

HDP’den açıklamanıza yanıt geldi ve “Temennimiz odur ki Bilgen’in ifade ettiği fikirler bu iktidara payanda olmasın ve iktidar tarafından kullanılmasın…” Bu cevabı nasıl buldunuz?

Ben ihtiyacı ve siyasetteki tıkanmayı aşmayı öncelikli görüyorum. Siyasetteki sorun, iktidarla muhalefet ardındaki kısır çekişmenin bedelini tüm ülkenin ödemesidir. Yeni bir muhalefet tarzı siyasette iktidar olmadan da değişimin önünü açabilir.

HDP’ye katıldığınız için pişman mısınız?

Ben bir insan hakları savunucusu olarak vicdani dayanışma sorumluluğunun gereğini yaptım. Kürtler’in sorununu Türkler’in kendilerine dert etmesi, Alevilerin taleplerini Sunnilerin empatisi ile gündemleştirilmesi hepimiz için öğretici olacağı gibi yeni bir çatının da inşasına zemin oluşturacaktır.

İddia şuydu: Sizin HDP’nin başkanlığına geçmenizi Selahattin Demirtaş engelledi. Demirtaş neden karşı çıkmış olabilir?

Sorunun muhattabı Selahattin Demirtaş olmakla birlikte Türkiye siyasetindeki lider merkezli siyasetin psikolojik etkisinin belirleyici olduğu kanaatindeyim. Liderlik konusunun Max Weber’in karizma tarifiyle değil, toplumsal siyaset penceresinden ele almayı önemsiyorum. Kişilere endeksli siyasi beklenti ve planlamaların partileri felç ettiğini, toplumu pasifize ettiğini ve kurtarıcı bekleyen bir yere ittiğini düşünüyorum.

Kobani (Ayn el Arap) olayları… Siz o gün, 6 Ekim’de HDP MYK toplantısında katıldınız mı? Toplantıda MYK tarafından “Halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz” denilmişti.

Toplantı önceden planlanmadığı için Parti Meclisi toplantısı sonrasında son anda koyulan bir Merkez Yürütme Kurulu olduğu için aynı saatte başka bir programımla çakıştığından katılmadım. Halkın sokaktan çekilmesini sağlayan irade sokağa çıkmasını sağlayan iradeyi de belirler. HDP’ye yüklenen rol de abartılıdır.

Kürt siyasi hareketinin Kandil’den kopması zor mu ya da nasıl kopar?

– Önce silahlı hareketin başladığı sonra legal siyasi arayışların geliştiği ortamlarda bu tabloyu yönetmek kolay değildir. İrlanda’daki durumun tam tersi Türkiye için geçerlidir. Legal siyaset edilgen pozisyon alıp sorumluluktan kaçınmak yerine kendi işine odaklanıp toplumsal hassasiyet ve beklentilere göre yeniden yapılanmalıdır.

Recep Tayyip Erdoğan’dan ya da AKP’den kendilerine katılma teklifi geldi mi hiç?

Bana ulaşan herhangi bir teklif yoktur. Ben siyasal ilkeler ve programlar üzerinden yaklaşırım. Kim sorusundan önce nasıl sorusunun cevabına odaklanmadığımız için bugün siyaset kişisel karizma ve hesaplaşmanın arenasına dönmüştür.

Siyasal İslam’ın geldiği yeri nasıl değerlendiriyorsunuz

Teopolitik, zor zamanların kurtuluş simidi gibi görülse de insanlığın deneyimi göz ardı edilmemelidir. Kiliseyle ilgili Avrupa’da yaşanan süreç tüm insanlık için büyük kazanımlar ortaya çıkarmıştır. Hilafetin bir savunma aracı olarak Osmanlı’nın dağılma döneminde gündeme alınması işgal ve sömürgeye karşı direniş bayrağı hesabını yaptırmıştır. Bugün… Ortadoğu’da dini siyasetle araçsallaştırmak sadece çatışma ve geriye gidişe hizmet eder. Bir ahlak öğretisi olmadan din sadece din savaşlarının aracı olur.

Kars: Beş Kilise

Beş Kilise; Kars’ın Digor İlçesi sınırları içerisinde yer alır.

Türkçe “Beş Kilise” olarak bilinen bu güzel manastır, Ani’nin yaklaşık 25 km güneybatısında, eski adıyla Tekor olarak bilinen Digor ilçe merkezine yakın vadinin içinde üç kaya çıkıntısı üzerine kuruluymuş.

Manastırın toplamda, hepsi kubbeli ve özenle kesme taştan yapılmış beş kilisesi varmış. Bunlar: Aziz Karapet, Meryem Ana (Surp Astvatsatzin), Aziz Stefanos, Aziz Krikor ve Aziz Sarkis Kiliseleri imiş. Günümüzde sadece Aziz Sarkis Kilisesi kalmıştır.

Kiliselerin, manastırın kuruluşuna veyahut kiliselerin inşasına ilişkin tarih ve şeraite ışık tutacak yazıtları yoktur. Manastır, 13üncü yüzyıl Moğol istilasından sonra terk edilmiştir.

1878’de, Kars bölgesinin Rus yönetimine geçmesiyle Beş Kilise, Ermeni Kilisesi’ne devredilmiştir. Binalar onarılmış, manastır yeniden ibadete açılmıştır. Keşiş ve hacılar için konaklama imkanı düzenlenmiştir. Bunlar, en büyük çıkıntının kenarına, aşağıdaki vadinin içindeki nehrin yanına ve de Aziz Sarkis Kilisesi’nin kuzeybatısına inşa edilmiştir.

Aziz Sarkis, 1989 depremiyle ağır hasar geçirmiştir. Binanın beton çekirdeği parçalanmıştır ve kilise şimdi büsbütün yıkılmak üzeredir. Bu sayfalardaki fotoğrafların çoğu, 1989 öncesinde çekilmiştir.

Kars: Tekor Kilisesi

Tekor Kilisesi; Kars’ın Digor İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

1912 yılına kadar sağlam kalan yapı, bu yılda bir depremle yerle bir olmuştur – kubbesi çökmüş, çatısının çoğu ve güney cephesinin epey bir kısmı yıkılmıştır. Bazı kitaplarda, tarihler değişiklik gösterir. 1936’daki başka bir depremse binada, bilinmeyen bir miktar hasar meydana getirmiştir. Kalıntıların şimdiki durumu, yani, beton yapının sadece kısmen var olması, bunların kaplama taşlarının tamamen sökülmüş olması, doğadan ziyade insanın işidir.

Kuzey girişinin lento(üst eşiği)sundaki yazıtta, yapıdan, “Aziz Sargis’in bu şehitliği” diye bahsedilirmiş ve Prens Sahak Kamsarakan tarafından yaptırılıp Patrik Yohan Mandakuni tarafından takdis edildiği yazılırmış. Bu kişilerin bahsi, kilisenin yapımını 480’li yıllara götürür. Bu yazı, bilinen en eski Ermenice yazıydı ve alışılmadık bir şekilde aşağıdan yukarıya yazılmıştır.

Bina, Kutsal Teslis Kilisesi (Church of the Holy Trinity) olarak bilindiği zamanda Bagratidler tarafından onarılmıştır.

Kars: Taylar Kilisesi

Taylar Kilisesi; Kars’ın 45 km doğusunda, Ani Antik Kenti’ninn 15 km kuzeydoğusunda ve Horomos Manastırı’nın 2 km kuzeyinde yer alır.

Kilisenin orijinal adı ve inşa tarihi bilinmez. Taylar Kilise, Ermeni mimarisine özgü tek nefli ve kubbeli plan tipindedir.

Doğu-batı yönünde üç bölüme ayrılmış tek nefin orta bölümü kubbe ile örtülüdür. Kubbeye geçiş pandantifli, içten ve dıştan sekizgen olan kasnakla ağlanmıştır.

Kars: Horomos Manastırı

Horomos Manastırı; Kars’ın Merkez İlçesi’ne 42 km uzaklıkta yer alan Ani Antik Kenti’nin 15 km kuzeydoğusunda, Arpaçay’ın yanındadır.

Ani Krallığı’nın en önemli dini ve kültürel merkezlerinden biriydi ve Ermenistan’da monastik uyanışın dönemi olan Kral I. Abas’ın hükümdarlığında (943-953) yaptırılmıştır.

11. yüzyılda yazan Stefanos Asoğik’in sözleri, bu manastırın bir kervan yolu üzerinde yapılmış olduğunu ima etmektedir.

Horomos’un önemi, Bagratid Krallığı’nın Ani’ye taşındığı 961 yılında oldukça artmıştır. Bagratidler, manastırı bir kraliyet kabristanına çevirdiler.

Manastırın, Türklerin Ani’yi 1064’te fethinden hemen sonraki hikayesi bilinmemektedir.

Bir aradan sonra, 1174 kadar erken bir tarihte, binalarda, iane imalı yazıtlar yeniden yerlerini almaya başlamıştır ve 1180 tarihli bir metin, buradan ünlü bir dini ve kültürel yer olarak bahsetmektedir.

Horomos, Ani’yi 13. yüzyılda Mkhargrdzeli hanedanı adına yöneten feodal aileler için önemli bir mezarlık olmuştur.

Manastırın büyük kütüphanesi ve etkin hatt odası (“scriptorium”) vardı, ve Ani ile kuzey Ermenistan başpiskoposlarının burada ikamet ettiği sanılır.

Horomos’ta ortaçağın en son tarihli yazıtı 1336 tarihlidir. O zamandan 17nci yüzyıla kadar, manastırın tarihi bilinmez ve bu ara dönemde terk edilmiş olması mümkündür.

1788’de manastır yenilenmiş, dış duvarları yeniden yapılmış ve çan kulesi yapılmıştır (veyahut eskisinin yerine yeniden yapılmıştır).

Kars: Karadağ Tabyası

Kars, Anadolu’nun Kafkasya’ya açılan kapısı konumundadır. Bundan dolayı Anadolu’ya Kafkasya’dan gelen saldırıların ilk olarak karşılandığı yer Kars ve çevresi olmuştur. Bu saldırılara karşı koymak içinde Kars bölgesinde Tabyalar inşaa edilmiştir.

Kars’ta 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14’ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır.

Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesi’nin bulunduğu Çim Tabya’dır.

Tabya kelimesi Arapça Ta’biye kelimesinden türemiştir. Askeri bir terim olarak “hazırlık, donatma, yığma” anlamında, yerli yerine koyup tertip etme şeklinde tarif edilebilir.

Tabya; içerisinde değişik sayıda askeri kuvvetleri barındırmak için etrafı savunma mevzileri ile çevrilmiş, içerisinde kışla, cephanelik, eğitim ve toplanma yerleri ile hazır kıta mahalleri, depo ve camii binalarından oluşan taş, kagir, beton veya demirli betondan inşa edilmiş kapalı mevzilere verilen isimdir.

Eski çağın sonları ile Ortaçağ döneminde büyük kalelerin yakınlarında küçük savunma kule ve mevzilerinin yapılması ile başlayan tabyaların asıl gelişimi Yeniçağda olmuştur. Ateşli silahların vurma gücü artarken, kuşatma yapan orduların kuşatma süresini uzatmak için silah, cephane ve erzak ihtiyaçlarını kısa sürede tamamlayabilmeleri savunma yapılan şehirlerde daha büyük oranda tahkimat yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle özellikle sınırlarda bulunan yerlere, ülkemizde ise ( Kars, Edirne, Erzurum, Çanakkale gibi ) şehirlerde Tabyalar yapılmaya başlanmış ve savunma savaşlarında bu tabyalar askeri zaferlerin kazanılmasında önemli rol oynamışlardır.

Kars Tabyaları’nın Tarihi

Osmanlı Padişahı III. Murad’ın emriyle Kars’a 100 bin kişilik ordusuyla gelen Lala Mustafa Paşa 1579 tarihinde şehre yapılan İran saldırılarını durdurarak eyalet merkezi haline getirilen Kars’ta yeni bir imar çalışması başlatmıştır. Bu imar çalışmaları sırasında yıkılan Kars kalesi yeniden yapılmış, kale ile birlikte 9 cami, 1 taş köprü, Beylerbeyi sarayı ile birlikte Kars kalesinin batısında şimdiki Sukapı mahallesi ile Çakmak kışlanın birleştiği yerde Temur Paşa tabyasını yaptırmıştır. Kars’ın ilk tabyası olarak bilinen kule ve savunma mevzilerinden oluşan bu tabya şehri güneyden ve batıdan gelebilecek İran saldırılarına karşı 17. yüzyıl sonuna kadar savunmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun 1699 tarihinde imzaladığı Karlofça Antlaşmasından sonra devletin doğu sınırlarında yeni savunma sistemleri oluşturmak amacıyla 1734 tarihinden başlayarak şehri doğudan Ruslara karşı, güneyden İran’a karşı savunacak tahkimatlar ( Tabyalar ) oluşturulmaya başlanmış ve 19. yüzyıl sonuna kadar bu çalışmalar devam etmiştir. 1734-1878 tarihleri arasında 154 yıl boyunca Kars şehrini düşman saldırılarından korumak amacıyla toplam 46 adet tabya yaptırılmış, bu tabyalar özellikle Rus saldırılarına karşı devletin doğu sınırlarının korunmasını sağlamıştır.

Başbakanlık Osmanlı arşivleri Askeriyye 13221 no’lu belge 1739 tarihinde Kars Kalesinin savunulması amacıyla şehirde 3 tabyanın yaptırılması için 15 bin Kuruş tutarındaki tahsisatın Erzurum Beylerbeyliğine gönderilmesi, Kars tabyaların devlet eliyle yaptırıldığını gösterdiği gibi bu belge aynı zamanda şehirdeki tabyaların bu tarihten itibaren inşa edilmeye başlandığını da göstermektedir. 1734 yılında İran Şahı II. Tahmasb döneminde İran orduları tarafından Kars’a yapılan saldırılar 18. yüzyıl boyunca devam etmiş, daha sonra 1806-1828-1855 ve 1877 Rus saldırılarını karşılamak için Padişah III. Selim ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde şehri savunmak için yoğun bir tabya yapımına girişilmiştir.

Yapılması ve savunma hatları Kars şehrinin coğrafi yapısına göre oluşturulan ve 1734-1878 tarihleri arasında yaptırılan 46 adet tabyadan 24 tanesi ya tamamen tahrip olmuş ya da sadece savunma mevzileri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Diğer 12 tabya ise halen askeri denetim altında bulunmaktadır. Geriye kalan 10 adet tabyadan 5 tanesi önemli ölçüde zarar görmüş, 5 tabya ise günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Karadağ Tabya, Arap Tabya, Kanlı Tabya, Kerim Paşa Tabya ve Süvari Tabya isimleri ile bilinen bu tabyalar yapılacak onarım ve restorasyon çalışmalarından sonra turizme açılabilecek tabyalardır.

Karadağ Tabya

Karadağ Tabyanın savunma mevzileri 1828-1829 tarihlerinde toprak mevzi olarak yaptırılmıştır. Kafkasya’dan gelen Gümrü yolunu kapatmak amacıyla 1854 Kırım Harbi öncesinde Rus saldırılarına karşı tabya içerisinde kagir olarak bazı bölümler eklenmiş, asıl tabya binaları ve müştemilatı ise 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından önce şehri doğu ve kuzey istikametinden savunmak amacıyla inşa ettirilmiştir. Tabyanın biri Kars Çayı boğazı hattında biri de sağ cephede olmak üzere 2 cephanesi bulunmaktadır. Bu cephanelerden Kars Çayı boğazındaki tamamen yıkılmış, sağ cephede bulunan cephane binası ise günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Sultan Abdülmecit döneminde 1848-1853 tarihleri arasında yaptırılan tabya şehirdeki 46 tabyadan en büyük olanıdır.

Karadağ Tabyasının askeri kışla binası betonarme olarak tek katlı dikdörtgen planlı olarak yaptırılmıştır. Kışla binasından binanın arka cephesindeki tabya müştemilatına ulaşabilmek için toprak altına uzayan galeriler ile geçiş sağlanmıştır. Halk arasında 40 tüneller olarak bilinen labirent şeklindeki bu yer altı tünelleri gizemli bir korugan ( gizlenmiş yer ) görünümündedir.

Tabyadaki kışla binasının tonoz kemerli çatısında bulunan 100 cm çapındaki konik biçimli boru, geceleyin tabyaya sızma yapacak düşmanları dinlemek için döküm tekniğindeki yapılmış bir bölümdür. Bu dinleme sistemi Kars’taki 46 tabyadan yalnızca Karadağ tabyada bulunmaktadır. Bu da dönemine göre oldukça ileri bir dinleme tekniğinin kullanıldığını göstermektedir.

Karadağ tabyayı oluşturan savunma mevzileri ile kışla binası ve yer altı koruganları günümüze oldukça sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Tabya 1990 yılına kadar 14. Mekanize Tugay Komutanlığı denetiminde kalmış, bu tarihten sonra tahsisi Hazineye devredilmiştir.

Kars: Arap Tabyası

Kars, Anadolu’nun Kafkasya’ya açılan kapısı konumundadır. Bundan dolayı Anadolu’ya Kafkasya’dan gelen saldırıların ilk olarak karşılandığı yer Kars ve çevresi olmuştur. Bu saldırılara karşı koymak içinde Kars bölgesinde Tabyalar inşaa edilmiştir.

Kars’ta 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14’ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır.

Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesi’nin bulunduğu Çim Tabya’dır.

Tabya kelimesi Arapça Ta’biye kelimesinden türemiştir. Askeri bir terim olarak “hazırlık, donatma, yığma” anlamında, yerli yerine koyup tertip etme şeklinde tarif edilebilir.

Tabya; içerisinde değişik sayıda askeri kuvvetleri barındırmak için etrafı savunma mevzileri ile çevrilmiş, içerisinde kışla, cephanelik, eğitim ve toplanma yerleri ile hazır kıta mahalleri, depo ve camii binalarından oluşan taş, kagir, beton veya demirli betondan inşa edilmiş kapalı mevzilere verilen isimdir.

Eski çağın sonları ile Ortaçağ döneminde büyük kalelerin yakınlarında küçük savunma kule ve mevzilerinin yapılması ile başlayan tabyaların asıl gelişimi Yeniçağda olmuştur. Ateşli silahların vurma gücü artarken, kuşatma yapan orduların kuşatma süresini uzatmak için silah, cephane ve erzak ihtiyaçlarını kısa sürede tamamlayabilmeleri savunma yapılan şehirlerde daha büyük oranda tahkimat yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle özellikle sınırlarda bulunan yerlere, ülkemizde ise ( Kars, Edirne, Erzurum, Çanakkale gibi ) şehirlerde Tabyalar yapılmaya başlanmış ve savunma savaşlarında bu tabyalar askeri zaferlerin kazanılmasında önemli rol oynamışlardır.

Kars Tabyaları’nın Tarihi

Osmanlı Padişahı III. Murad’ın emriyle Kars’a 100 bin kişilik ordusuyla gelen Lala Mustafa Paşa 1579 tarihinde şehre yapılan İran saldırılarını durdurarak eyalet merkezi haline getirilen Kars’ta yeni bir imar çalışması başlatmıştır. Bu imar çalışmaları sırasında yıkılan Kars kalesi yeniden yapılmış, kale ile birlikte 9 cami, 1 taş köprü, Beylerbeyi sarayı ile birlikte Kars kalesinin batısında şimdiki Sukapı mahallesi ile Çakmak kışlanın birleştiği yerde Temur Paşa tabyasını yaptırmıştır. Kars’ın ilk tabyası olarak bilinen kule ve savunma mevzilerinden oluşan bu tabya şehri güneyden ve batıdan gelebilecek İran saldırılarına karşı 17. yüzyıl sonuna kadar savunmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun 1699 tarihinde imzaladığı Karlofça Antlaşmasından sonra devletin doğu sınırlarında yeni savunma sistemleri oluşturmak amacıyla 1734 tarihinden başlayarak şehri doğudan Ruslara karşı, güneyden İran’a karşı savunacak tahkimatlar ( Tabyalar ) oluşturulmaya başlanmış ve 19. yüzyıl sonuna kadar bu çalışmalar devam etmiştir. 1734-1878 tarihleri arasında 154 yıl boyunca Kars şehrini düşman saldırılarından korumak amacıyla toplam 46 adet tabya yaptırılmış, bu tabyalar özellikle Rus saldırılarına karşı devletin doğu sınırlarının korunmasını sağlamıştır.

Başbakanlık Osmanlı arşivleri Askeriyye 13221 no’lu belge 1739 tarihinde Kars Kalesinin savunulması amacıyla şehirde 3 tabyanın yaptırılması için 15 bin Kuruş tutarındaki tahsisatın Erzurum Beylerbeyliğine gönderilmesi, Kars tabyaların devlet eliyle yaptırıldığını gösterdiği gibi bu belge aynı zamanda şehirdeki tabyaların bu tarihten itibaren inşa edilmeye başlandığını da göstermektedir. 1734 yılında İran Şahı II. Tahmasb döneminde İran orduları tarafından Kars’a yapılan saldırılar 18. yüzyıl boyunca devam etmiş, daha sonra 1806-1828-1855 ve 1877 Rus saldırılarını karşılamak için Padişah III. Selim ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde şehri savunmak için yoğun bir tabya yapımına girişilmiştir.

Yapılması ve savunma hatları Kars şehrinin coğrafi yapısına göre oluşturulan ve 1734-1878 tarihleri arasında yaptırılan 46 adet tabyadan 24 tanesi ya tamamen tahrip olmuş ya da sadece savunma mevzileri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Diğer 12 tabya ise halen askeri denetim altında bulunmaktadır. Geriye kalan 10 adet tabyadan 5 tanesi önemli ölçüde zarar görmüş, 5 tabya ise günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Karadağ Tabya, Arap Tabya, Kanlı Tabya, Kerim Paşa Tabya ve Süvari Tabya isimleri ile bilinen bu tabyalar yapılacak onarım ve restorasyon çalışmalarından sonra turizme açılabilecek tabyalardır.

Arap Tabya

Sultan Abdülmecit döneminde 1848-1853 tarihleri arasında yaptırılan tabya şehirdeki 46 tabyadan en büyük olanıdır. Doğudan gelebilecek Rus saldırılarına karşı Karadağ tepesinin üzerinde geniş bir alana kurulan tabyanın etrafı Bastion (Atnalı) şeklinde derin savunma mevzileri ile çevrilerek mevzi önleri toprak yığılarak desteklenmiş ve tabya binaları da gizlenmiştir. Mevzi içerisinde düzgün kesme bazalt taşından tabya giriş kapısı ve sur duvarları oluşturulmuş, buradan içeriye girişte ise dikdörtgen planlı büyük bir askeri kışla yapılmıştır.

Karadağ tepesinin batısındaki askeri kışlanın arkasında bulunan ve doğu istikametine uzanan tabya içerisinde toprak altına gizlenmiş birbiri ile bağlantılı ve üzeri tonoz kemerli geniş koridorlardan oluşan depo ve mühimmat yerleri bulunmaktadır. Tabya 1855 Osmanlı-Rus savaşında Şam’dan gelen Arabistan ordusuna mensup askerler tarafından Rus’lara karşı savunulmuş ve bu savaş sonucu Kars Zaferi kazanılmıştır. Bu sebeple tabyaya Arap Tabya adı verilmiştir.

Kars: Kerimpaşa Tabyası

Kars, Anadolu’nun Kafkasya’ya açılan kapısı konumundadır. Bundan dolayı Anadolu’ya Kafkasya’dan gelen saldırıların ilk olarak karşılandığı yer Kars ve çevresi olmuştur. Bu saldırılara karşı koymak içinde Kars bölgesinde Tabyalar inşaa edilmiştir.

Kars’ta 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14’ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır.

Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesi’nin bulunduğu Çim Tabya’dır.

Tabya kelimesi Arapça Ta’biye kelimesinden türemiştir. Askeri bir terim olarak “hazırlık, donatma, yığma” anlamında, yerli yerine koyup tertip etme şeklinde tarif edilebilir.

Tabya; içerisinde değişik sayıda askeri kuvvetleri barındırmak için etrafı savunma mevzileri ile çevrilmiş, içerisinde kışla, cephanelik, eğitim ve toplanma yerleri ile hazır kıta mahalleri, depo ve camii binalarından oluşan taş, kagir, beton veya demirli betondan inşa edilmiş kapalı mevzilere verilen isimdir.

Eski çağın sonları ile Ortaçağ döneminde büyük kalelerin yakınlarında küçük savunma kule ve mevzilerinin yapılması ile başlayan tabyaların asıl gelişimi Yeniçağda olmuştur. Ateşli silahların vurma gücü artarken, kuşatma yapan orduların kuşatma süresini uzatmak için silah, cephane ve erzak ihtiyaçlarını kısa sürede tamamlayabilmeleri savunma yapılan şehirlerde daha büyük oranda tahkimat yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle özellikle sınırlarda bulunan yerlere, ülkemizde ise ( Kars, Edirne, Erzurum, Çanakkale gibi ) şehirlerde Tabyalar yapılmaya başlanmış ve savunma savaşlarında bu tabyalar askeri zaferlerin kazanılmasında önemli rol oynamışlardır.

Kars Tabyaları’nın Tarihi

Osmanlı Padişahı III. Murad’ın emriyle Kars’a 100 bin kişilik ordusuyla gelen Lala Mustafa Paşa 1579 tarihinde şehre yapılan İran saldırılarını durdurarak eyalet merkezi haline getirilen Kars’ta yeni bir imar çalışması başlatmıştır. Bu imar çalışmaları sırasında yıkılan Kars kalesi yeniden yapılmış, kale ile birlikte 9 cami, 1 taş köprü, Beylerbeyi sarayı ile birlikte Kars kalesinin batısında şimdiki Sukapı mahallesi ile Çakmak kışlanın birleştiği yerde Temur Paşa tabyasını yaptırmıştır. Kars’ın ilk tabyası olarak bilinen kule ve savunma mevzilerinden oluşan bu tabya şehri güneyden ve batıdan gelebilecek İran saldırılarına karşı 17. yüzyıl sonuna kadar savunmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun 1699 tarihinde imzaladığı Karlofça Antlaşmasından sonra devletin doğu sınırlarında yeni savunma sistemleri oluşturmak amacıyla 1734 tarihinden başlayarak şehri doğudan Ruslara karşı, güneyden İran’a karşı savunacak tahkimatlar ( Tabyalar ) oluşturulmaya başlanmış ve 19. yüzyıl sonuna kadar bu çalışmalar devam etmiştir. 1734-1878 tarihleri arasında 154 yıl boyunca Kars şehrini düşman saldırılarından korumak amacıyla toplam 46 adet tabya yaptırılmış, bu tabyalar özellikle Rus saldırılarına karşı devletin doğu sınırlarının korunmasını sağlamıştır.

Başbakanlık Osmanlı arşivleri Askeriyye 13221 no’lu belge 1739 tarihinde Kars Kalesinin savunulması amacıyla şehirde 3 tabyanın yaptırılması için 15 bin Kuruş tutarındaki tahsisatın Erzurum Beylerbeyliğine gönderilmesi, Kars tabyaların devlet eliyle yaptırıldığını gösterdiği gibi bu belge aynı zamanda şehirdeki tabyaların bu tarihten itibaren inşa edilmeye başlandığını da göstermektedir. 1734 yılında İran Şahı II. Tahmasb döneminde İran orduları tarafından Kars’a yapılan saldırılar 18. yüzyıl boyunca devam etmiş, daha sonra 1806-1828-1855 ve 1877 Rus saldırılarını karşılamak için Padişah III. Selim ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde şehri savunmak için yoğun bir tabya yapımına girişilmiştir.

Yapılması ve savunma hatları Kars şehrinin coğrafi yapısına göre oluşturulan ve 1734-1878 tarihleri arasında yaptırılan 46 adet tabyadan 24 tanesi ya tamamen tahrip olmuş ya da sadece savunma mevzileri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Diğer 12 tabya ise halen askeri denetim altında bulunmaktadır. Geriye kalan 10 adet tabyadan 5 tanesi önemli ölçüde zarar görmüş, 5 tabya ise günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Karadağ Tabya, Arap Tabya, Kanlı Tabya, Kerim Paşa Tabya ve Süvari Tabya isimleri ile bilinen bu tabyalar yapılacak onarım ve restorasyon çalışmalarından sonra turizme açılabilecek tabyalardır.

Kerimpaşa Tabyası

1854 tarihinde Kerim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tabyanın kuzey cephesi Kars çayının aktığı Dereiçi mevkiindeki vadi ile sınırlandırılmıştır. Kışla binasının kuzeydoğusunda sonradan yapılmış bir makinalı tüfek mevzisi bulunmaktadır. Giriş cephesi kuzeyde olan tabya at nalı şeklinde çevrilen toprak mevziler ile mevzii içerisindeki hilal şeklinde bir kışla binasından oluşmaktadır.  Hilal şeklindeki kışla binasının üzeri ayrıca 1 metre kalınlıkta toprakla örtülüdür. Tabya binası düzgün kesme bazalt taşından bordür süslemeli olarak yapılmış olup, cephe duvarları günümüze oldukça sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Kerim Paşa Tabya Kars Kalesini doğu istikametinden korumak amacıyla yapılmış kaleye en yakın tabyadır.

Kerimpaşa Tabyası’nın planı;

  • Giriş
  • Kışla Binası
  • Korugan
  • Makinalı Tüfek Yuvası
  • Hendek

Kars: Süvari Tabya

Kars, Anadolu’nun Kafkasya’ya açılan kapısı konumundadır. Bundan dolayı Anadolu’ya Kafkasya’dan gelen saldırıların ilk olarak karşılandığı yer Kars ve çevresi olmuştur. Bu saldırılara karşı koymak içinde Kars bölgesinde Tabyalar inşaa edilmiştir.

Kars’ta 23 tabya bulunmakta olup, bunlardan 14’ü büyük ölçüde tahrip olmuş ve 10 tanesi de iyi bir durumda günümüze ulaşmıştır.

Kars Tabyalarının belli başlıları; İnönü Tabyası, Karadağ Tabyası, Hafız Paşa Tabyası, Arap Tabyası, Gaziler Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Kanlı Tabya, Cenup Tabyası, Çukur Tabya, Fevzi Paşa Tabyası, Hüseyin Paşa Tabyası, Kerim Paşa Tabyası, Thomson Tabyası, Dik Tabya, Veli Paşa Tabyası, Şimendifer Tabyası, Çakmak Tabyası, Çifte Gögüs Tabyası, Muhlis Paşa Tabyası, Churcil Tabyası, Süvari Tabyası ve bugün üzerinde Veteriner Fakültesi’nin bulunduğu Çim Tabya’dır.

Tabya kelimesi Arapça Ta’biye kelimesinden türemiştir. Askeri bir terim olarak “hazırlık, donatma, yığma” anlamında, yerli yerine koyup tertip etme şeklinde tarif edilebilir.

Tabya; içerisinde değişik sayıda askeri kuvvetleri barındırmak için etrafı savunma mevzileri ile çevrilmiş, içerisinde kışla, cephanelik, eğitim ve toplanma yerleri ile hazır kıta mahalleri, depo ve camii binalarından oluşan taş, kagir, beton veya demirli betondan inşa edilmiş kapalı mevzilere verilen isimdir.

Eski çağın sonları ile Ortaçağ döneminde büyük kalelerin yakınlarında küçük savunma kule ve mevzilerinin yapılması ile başlayan tabyaların asıl gelişimi Yeniçağda olmuştur. Ateşli silahların vurma gücü artarken, kuşatma yapan orduların kuşatma süresini uzatmak için silah, cephane ve erzak ihtiyaçlarını kısa sürede tamamlayabilmeleri savunma yapılan şehirlerde daha büyük oranda tahkimat yapma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle özellikle sınırlarda bulunan yerlere, ülkemizde ise ( Kars, Edirne, Erzurum, Çanakkale gibi ) şehirlerde Tabyalar yapılmaya başlanmış ve savunma savaşlarında bu tabyalar askeri zaferlerin kazanılmasında önemli rol oynamışlardır.

Kars Tabyaları’nın Tarihi

Osmanlı Padişahı III. Murad’ın emriyle Kars’a 100 bin kişilik ordusuyla gelen Lala Mustafa Paşa 1579 tarihinde şehre yapılan İran saldırılarını durdurarak eyalet merkezi haline getirilen Kars’ta yeni bir imar çalışması başlatmıştır. Bu imar çalışmaları sırasında yıkılan Kars kalesi yeniden yapılmış, kale ile birlikte 9 cami, 1 taş köprü, Beylerbeyi sarayı ile birlikte Kars kalesinin batısında şimdiki Sukapı mahallesi ile Çakmak kışlanın birleştiği yerde Temur Paşa tabyasını yaptırmıştır. Kars’ın ilk tabyası olarak bilinen kule ve savunma mevzilerinden oluşan bu tabya şehri güneyden ve batıdan gelebilecek İran saldırılarına karşı 17. yüzyıl sonuna kadar savunmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunun 1699 tarihinde imzaladığı Karlofça Antlaşmasından sonra devletin doğu sınırlarında yeni savunma sistemleri oluşturmak amacıyla 1734 tarihinden başlayarak şehri doğudan Ruslara karşı, güneyden İran’a karşı savunacak tahkimatlar ( Tabyalar ) oluşturulmaya başlanmış ve 19. yüzyıl sonuna kadar bu çalışmalar devam etmiştir. 1734-1878 tarihleri arasında 154 yıl boyunca Kars şehrini düşman saldırılarından korumak amacıyla toplam 46 adet tabya yaptırılmış, bu tabyalar özellikle Rus saldırılarına karşı devletin doğu sınırlarının korunmasını sağlamıştır.

Başbakanlık Osmanlı arşivleri Askeriyye 13221 no’lu belge 1739 tarihinde Kars Kalesinin savunulması amacıyla şehirde 3 tabyanın yaptırılması için 15 bin Kuruş tutarındaki tahsisatın Erzurum Beylerbeyliğine gönderilmesi, Kars tabyaların devlet eliyle yaptırıldığını gösterdiği gibi bu belge aynı zamanda şehirdeki tabyaların bu tarihten itibaren inşa edilmeye başlandığını da göstermektedir. 1734 yılında İran Şahı II. Tahmasb döneminde İran orduları tarafından Kars’a yapılan saldırılar 18. yüzyıl boyunca devam etmiş, daha sonra 1806-1828-1855 ve 1877 Rus saldırılarını karşılamak için Padişah III. Selim ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde şehri savunmak için yoğun bir tabya yapımına girişilmiştir.

Yapılması ve savunma hatları Kars şehrinin coğrafi yapısına göre oluşturulan ve 1734-1878 tarihleri arasında yaptırılan 46 adet tabyadan 24 tanesi ya tamamen tahrip olmuş ya da sadece savunma mevzileri günümüze kadar ulaşabilmiştir. Diğer 12 tabya ise halen askeri denetim altında bulunmaktadır. Geriye kalan 10 adet tabyadan 5 tanesi önemli ölçüde zarar görmüş, 5 tabya ise günümüze kadar sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Karadağ Tabya, Arap Tabya, Kanlı Tabya, Kerim Paşa Tabya ve Süvari Tabya isimleri ile bilinen bu tabyalar yapılacak onarım ve restorasyon çalışmalarından sonra turizme açılabilecek tabyalardır.

Süvari Tabya

Bastion (Atnalı) şeklindeki tabya istihkâmı kapalı kışla şeklindedir. İçerisinde mazgallı bir sığınak olup, etrafı hendekle çevrilidir. Kışla binası ve sığınağın demir mazgalları ile kapısı sağlam durumdadır.

Şehri güneyden gelebilecek İran saldırılarına karşı korumak için 1734 tarihinde inşa ettirilmiş, daha sonra Sultan III. Selim döneminde 1805–1806 ve Sultan Abdülaziz ( 1865-1870 ) döneminde kışla ve tahkimatlar güçlendirilmiştir. Tabyanın sağ cephesi Kars çayına dayanmakta, buradan vadinin batı girişini müdafaa etmektedir.

Bastion ( Atnalı) şeklindeki tabya istihkâmı kapalı kışla şeklindedir. İçerisinde mazgallı bir sığınak olup, etrafı hendekle çevrilidir. Kışla binası ve sığınağın demir mazgalları ile kapısı sağlam durumdadır. Kars Belediyesi tarafından 1999-2000 yıllarında yaptırılan park ve bahçe ile birlikte Süvari Tabyanın çevre düzenlemesi ve ışıklandırılması da yapılarak park içerisinde ziyarete açılmıştır.

Süvari Kışlası’nın Planı;

  • Giriş
  • Oda
  • Koridor