Batman: Atlıhan Doğu ve Batı Kaleleri

Atlıhan Doğu ve Batı Kaleleri; Batman’ın Hasankeyf İlçesi, Atlıhan Mezrası sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe Merkezi’nden Atlıhan Mezrası’na günün belirli saatlerinde toplu taşıma araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Atlıhan Doğu Kalesi olarak adlandırılan yerleşim alanı, kuzey yamacından basamaklar ile çıkılan ve bu basamakların sonlandığı tepe noktasında çevreyi gözetleme amaçlı yapılmış kayaya oyulmuş siperler ile sur kalıntılarına rastlanmıştır.

Surun görüldüğü alan aynı zamanda kale yerleşiminin giriş kapısının da olduğu yerdir. Kalenin üst kısmında kayaların düzeltildiği büyük bir teras ve bu terasın çevresinde büyük su sarnıçları, konutlar ve bir adet cami ile karşılaşılmıştır.

Tespit edilmiş bütün kültür kalıntıları kayaya oyularak yapılmıştır. Alanda günümüze ait herhangi bir yerleşim görülmemektedir. Atlıhan Batı Kalesi olarak adlandırılan alan, Doğu Kalesi’nin batısında Atlıhan Mezrası’nın ise doğu yamaçlarında yer almaktadır.

Mardin Kalesi ‘Kartal Yuvası’

Mardin Kalesi; Mardin’in Artuklu İlçesi, Şar Mahallesi Çağatay Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

10. yüzyılda Hamdaniler tarafından inşa edilen kale, 1 km. uzunluğunda, 30-150 m. genişliğindedir. Çeşitli zamanlarda Mardin’e uğrayan gezginlerin verdikleri bilgilerden kalede çok sayıda yapı olduğu anlaşılmaktadır. Mardin’e hâkim bir manzaraya sahip kalenin bir başka özelliği de, doğal kaya üzerine çok az eklentilerle müstahkem bir hale getirilmiş olmasıdır. Mardin Kalesinin diğer bir ismi “Kartal Yuvası”dır.

Şehrin büyük alanının dayanmış olduğu zinin üst tarafına kurulmuş müstahkem bir yerdir.. Subari, Sümer, Babil, Mitaniler, Asur, Pers, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Hamdaniler, Selçuklular, Artuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safaviler, Osmanlılar dönemlerini yaşamış çok önemli bir kaledir. MS 330 yılında ateşe ibadet eden ve güneşe tapan Şad Buhari isminde bir kral gelip Mardin kalesinde kalır.

Hastalanmış olan kral, kalede yaşadığında iyileşince, kendisine bir kasır yaptırıp, 12 yıl burada hayatını devam ettirir. Sonra kendi memleketi Pers ve Babil’den birçok asker ve sivil getirip, onlar için Mardin’e yerleşim yeri yaptırır. Halkın etkisi sayesinde MS.442 yılına kadar ilerlemeler görülür. MS 442’de veba hastalığının yaygın hale gelmesi kaledekilerin hayatını kaybetmelerine neden olmuştur. MS 542’e kadar Mardin Kalesi kullanılmadı.

Oltu’nun Kaleleri

Erzurum’un İlçesi Oltu’nun tarihi günümüzden yaklaşık olarak 3000 yıl öncesine dayanır. Tarihi devirler boyunca çeşitli devletlerin egemenliği altında kalan Oltu, başlangıçta bir kale yerleşmesi olarak kurulmuş, daha sonra  uzunca bir dönem  kale ve dış surlar içerisinde gelişmesini devam ettirmiştir.

Kuşkusuz bu durum  Oltu’nun stratejik bir konumda yer almış olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü yerleşim yeri Doğu Anadolu Bölgesini, Kuzey Doğu Karadeniz kıyılarına, Kuzey doğuda ise Kafkaslara bağlayan eski yollara Kontrol altında tutabilecek bir konumda bulunmaktadır.

Oltu’nun bu özel konumundan dolayı Oltu ve çevresinde “İğdeli Kalesi, Yarbaşı Kalesi, Şato (Güney Kale), Kuzey Kale, Orucuk Kalesi, Pernek İriağaç Oğlan Kalesi, Pernek İriağaç Kız Kalesi, Eski Narman (Ünlü Kaya) Kalesi, Oltu Kalesi” gibi bir çok küçük kale ve gözetleme kulesi inşaa edilmiştir.

Pernek İriağaç Oğlan Kalesi; Oltu- Olur karayolu üzerinde, derin bir vadiye bakan kayalıklar üzerinde, birbirine 1,5 km mesafede yapılmış 2 kale bulunur. Pernek Kız Kalesi ve Oğlan Kalesi olarak adlandırılan bu kalelerin, Oltu ilçe merkezine uzaklığı yaklaşık 20 km dir. Kalelerin yapım tarihleri hakkında net bir bilgi yoktur.

Yolun solundaki kayalıklar üzerinde yükselen ve ovadan yüksekliği 80-100 m yi bulan kale, Oğlan Kalesidir. 4 burcu ve bir de gözetleme kulesi bulunan kalenin girişi, kuzeyden açılmıştır. İçerisinde, yerleşim amaçlı kullanılan mekânların ve bir de kalenin batı surlarına dayandırılmış, 8×20 m boyutlarında bir kilise kalıntısı tespit edilmiştir. Üst örtüsü tamamen tahrip olan kilisenin, dikdörtgen bir planı olduğu, kırımızı kesme taş ve moloz taş kullanılarak inşa edildiği kalan izlerden anlaşılmaktadır. Pernek İriağaç Oğlan Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2078 tarih ve A1003 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Pernek İriağaç Kız Kalesi; Pernek’teki Oğlan kalesinin karşısına, Oltu- Olur karayolunun sağında kalan ve yerden 200 m yükseklikteki yassı kayalıklar üzerine inşa edilen kaleye ise Pernek Kız Kalesi adı verilir. Kale, bu kayalıklar üzerindeki üçgen bir alana, yukarıdan aşağıya doğru planlanarak kurulmuştur. Kaleden aşağıya doğru devam eden güçlü surları, aşağıya doğru inildikçe çift kademeli yapılmış, giriş kısmı kuzey yönden açılmıştır.

Sur duvarları üzerinde görülen değişik yapım teknikleri, farklı dönemlerde onarım gördüğünü göstermekle beraber, Pernek Oğlan ve Kız kalelerinin kesin yapım tarihleri belli değildir. Pernek İriağaç Kız Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2078 tarih ve A1003 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Eski Narman (Ünlü Kaya) Kalesi; Eski Narman (Ünlü Kaya) Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2078 tarih ve A1003 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Oltu Kalesi; ünümüzde sadece iç kalesi (ehmenek) ayakta kalan Oltu Kalesi, Oltu Çayı’nın kenarında, savunmaya elverişli ve çok yüksek olmayan bir tepenin üstüne kurulmuştur. Kale tarihçesi ile ilgili bilgiler oldukça azdır. Yazılı kaynakların azlığının yanı sıra, farklı dönemlerde çok fazla onarım geçirdiğinden, mimari özellikleri de yapım tarihini belirlemek için yetersiz kalmaktadır. Sadece, ilçenin en ünlü yapılarından olan Arslanpaşa Camisi mezarlığında bulunan vakfiye kitabe parçalarından, kale için para ve buğday vakfedildiği anlaşılmaktadır.

Düzgün kesme taşla inşa edilen kalenin, güney yönden açılan bir kapısı bulunmaktadır. Kuzey yönde 2 kulesi bulunan kalede, kulelerden solda bulunan ve üstü tek kubbe ile örtülü olanın türbe olduğu düşünülmektedir. Ancak türbenin kime ait olduğu bilinmemektedir. Tarihi süreç içerisinde, Akkoyunlular ve Gürcülerin hâkimiyetine giren Kale, Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde Osmanlı İmparatorluğu kontrolüne girer ve Oltu Çıldır eyaletine bağlı bir liva olur. 1877-1912 tarihleri arasında Rusların egemenliği altında olan kale, o dönem için tam da Türk-Rus sınırında bulunmaktaydı. 1878 Berlin Antlaşması ile Oltu da Kars, Batum ve Ardahan’la birlikte Rus Çarlığı’na bağlanır.

1917 Bolşevik ihtilali ile buradan çekilen Ruslar bölgeyi Ermenilere bırakmış, 1918 de ise Anadolu topraklarına katılmıştır. Kalenin güneyinde bulunan bey konutları yıkılmış durumdadır. Yine kuzeydoğu köşesinde, yonca planlı bir kilise (şapel) kalıntısı ile dikdörtgen planlı bir mescit alanına ait izler tespit edilmiştir. Oltu Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 10.03.2077 tarih ve A312 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak, 12.01.2001 tarih ve 1068 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

İğdeli Kalesi; Kale, Oltu ilçesinin, İğdeli Köyü’nde, köyün 1,5 km kuzeyinde ve köye hakim konumdaki bir tepe üzerinde kurulmuştur. Oval bir plana sahip olan kalenin sur duvarları, büyük ölçüde sağlam olarak koruna gelmiştir. Yapım tarihi tam olarak bilinmeyen kalenin mimari özelliklerine bakıldığında, gerek konumu, gerek moloz taş ve horasan harcı ile yapılmış sur duvarları, gerekse plan özellikleri ile tipik bir Orta Çağ kalesi olduğu gözlenmektedir. Kale içerisinde bulunan yerleşime ait mekânların kalıntıları da temel izleri ile tespit edilmiştir. İğdeli Köyü Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 18.5.2001-1123 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Orucuk Kalesi; Erzurum ili, Oltu ilçesi, Orucuk Köyü’nde bulunan, Orucuk Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 17.9.2004-8 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Şato (Güney Kale); Oltu ilçesine 34 km mesafede bulunan Alatarla Köyü, (eski adıyla Ho-vak) çok zengin kültürel mirasa sahiptir. Oldukça zorlu coğrafi yapısına rağmen, farklı alanlarına yayılan eserler, köyün geçmişte bugünkünden çok daha büyük ve görkemli bir yerleşim olduğunu kanıtlamaktadır.

Köyün 3 km güneydoğusunda, Akdağ eteklerindeki kayalıklar üzerine kurulan kalenin konumu oldukça stratejiktir. Tipik Orta Çağ kalelerine özgü konumu ile kale, arkasını dağlara dayayarak savunma hattını güçlendirirken, ön cephede tüm vadiye hâkim durumdadır. Kalenin üzerine kurulduğu kayalıklar, vadiden 50 m yüksektedir. Nişlerle hareketlendirilen ön cephe, iki yandan 2 kule ile desteklenir ve 25 m yükseklikte bir giriş kapısına sahiptir.
Üst örtüsü tamamen, genel olarak da oldukça harap durumda olmasına rağmen, kalenin planlaması ne denli fonksiyonel yapıldığını gözler önüne sermektedir.

Bölgenin kale-şato yapılarını araştıran uzmanlar, Orta Çağ kalelerinin girişinin hemen üstünde, üçgen biçimli, kızgın yağ dökme menfezleri bulundurmanın, mimari bir gelenek olduğunu, Oltu’daki Şato-Kalede de aynı uygulamanın devam ettiğini belirtirler. Ancak Oltu Şato-kalesinde bu savunma düzeneği sadece giriş kapısında değil, batı duvarlarda da görüldüğünden, bugün yıkılmış olan diğer duvarlarda da bu düzeneğin olabileceği düşünülmektedir.

Yapının planlanmasında arazi eğimi düşünülmüş ve alt katlar bodrum olmak üzere iki katlı bir düzenleme uygulanmıştır. Güneydeki dar giriş kapısı bir antreye açılmakta, bu antre de iki yanda, düzensiz yuvarlak planları olan iki kuleye bağlanmaktadır. Doğu yönde yer alan burç içerisinde, duvarda tespit edilen izler, burasının iki katlı olduğunu gösterirken, birinci kat duvarında 50x50x50 cm boyutlarında, çok sayıda niş tespit eden araştırmacılar, bu odanın Topkapı Sarayı’nda olduğu gibi hazine odası olduğunu, nişler içerisinde değerli hazinelerin saklandığını düşünmüşlerdir. Yapının orta avlusu iki yandan giriş yüksekliğinde duvarlarla çevrilmiştir.

Hem bu duvarlardaki kiriş oyukları hem de ahşap hatıllar bu kısmın iki katlı yapılmış olduğuna işaret etmektedir. Yaklaşık 8×10 m lik ölçülere sahip üç katlı bir yapı, orta avlunun kuzeybatısına, seyir terası amacıyla yerleştirilmiş olmalıdır. Yapının mimari malzemelerine bakıldığında, bu denli yüksek ve sağlam duvarların, kesme taşla değil, dere taşı ile yapıldığı, bağlayıcı olarak ise kireç katılmış, çakıl taşlarıyla oluşturulmuş bir harç kullanıldığı dikkati çekmektedir.

Şato- Kale kompleksi, Oltu civarında yaşayan toplumun, 12-15. Yüzyıllar arasındaki sosyolojik durumu hakkında önemli bilgiler vermektedir. Yapı, hem ikamet hem de savunma yapısı olmasıyla, Orta Çağ’ın feodal düzenini gözler önüne sermektedir. Orta Çağ’da bu tür yapılar, hâkimiyet alanındaki çevrenin kontrolünü sağlamak amacıyla korunmaya müsait, sağlam kayalıklar üzerine kurulmuş, içerisinde dini ve siyasi faaliyetler yürütülmüştür. Yapının önemi kadar, Orta Çağ’da bu bölgenin sosyal yapısı da dikkati çekmektedir.

Araştırmacılara göre köyün eski adı olan Ha-vok, adını MÖ 1. Binde bölgeyi iskân eden Tav-ok (dağ-ok) lardan almaktadır. MÖ 1. binden itibaren, Orta Asya-Kafkas kökenli halkların göçlerine ev sahipliği yapan bölge, dağlık coğrafi yapısıyla barındırdığı halkların asimile olmasını zorlaştırmıştır. Pagan dine mensup bölge halkı, Roma ve Bizans Dönemi ile Hıristiyanlığa geçmiş, 16. yüzyıldan sonra İslamlaşmıştır. Bölgedeki farklı din ve ırka mensup yapının genel koordinasyonu ise daha çok Kıpçak ve Oğuzlar tarafından sağlanmıştır.

Şato, Orta Çağ’ın bu feodal yaşam biçiminin, Türk unsurlarınca yaptırılan Şato-Kale mimarisi ile yansımalarını göstermesi bakımından ayrıca önemli bir yapıdır. Oltu ilçesi, Alatarla Köyü sınırları içerisinde yer alan Şato (Güney Kale), Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 14.7.2005-140 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Kuzey Kale (Manastır); Oltu İlçesinin eski adı Hovak, yeni adıyla Alatarla Köyü’nün zengin kültürel mirası içerisinde önemli yeri olan unsurlardan birisi de, daha çok Kuzey Kale adıyla bilinen, Kale – Manastır kompleksidir. Kale, köyün kuzeybatısında bulunan Zivin Dağı’nın yamaçlarına kurulmuştur. Kale içerisine, 10-11. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilen bir manastır inşa edilmiştir.

Manastıra ait bir çan kulesi ve bir zangoç odası da eklenmiş ve kale duvarları ile manastırın güvenliği güçlendirilerek kale manastır kompleksi, Orta Çağ’da yeniden düzenlenmiştir. Bu manastırın 150-200 km güneydoğusunda, yine Zivin Dağ eteklerinde bir başka şapel kalıntısı daha bulunmaktadır. Kuzey Kale (Manastır), Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 14.7.2005-140 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Gözetleme Kulesi Kalıntısı; Oltu İlçesi Bahçecik Köyünde yer alan Gözetleme Kulesi kalıntısı, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 04.05.2007-607 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Kale; Oltu ilçesinde bulunan Kale, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 18.8.2009-1377 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescillenmiştir.

Yarbaşı Kalesi; Oltu İlçesi Yarbaşı Mahallesinde bulunan Yarbaşı Kalesi, Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 15.11.2017/2888 sayılı kararı ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillenmiştir.

Tortum’un Kaleleri

Stratejik konumu itibarıyla tarih boyunca birçok milletin yerleş­mek için büyük mücadeleler verdiği bölgelerden biri olan Erzurum’un İlçesi Tortum’un tarihi M.Ö. 4000 yıllara kadar dayanmaktadır.

Doğu Anadolu ile Karadeniz ve Kafkasya bölgeleri arasında bir köprü durumun­da olan Tortum’da “Kapıkaya Kalesi, Eziniz Kalesi, Kaleboynu Kalesi, Hırçer Kalesi, Kale Köyü Kalesi, Kaledibi Kalesi” gibi savunma amaçlı bir çok yapı inşaa edilmiştir.

Hırçer Kalesi;

Erzurum İli, Tortum İlçesi, Bahçeli Mahallesinde bulunmaktadır. Kale yüksek bir kayalık alan üzerinde inşa edildiği için patika bir yoldan geçerek ulaşılmaktadır. Kalenin bulunduğu alan tamamen ormanlıktır. Kalenin giriş kapısının bulunduğu alandaki duvarlar yıkılmış vaziyettedir. Sur duvarlarında yer yer pencere açıklıklarına yer verilmiştir.

Kale ulaşılması güç bir kayalık arazi üzerine kurulduğundan dolayı kalenin beden duvarlarının büyük bir kısmı sağlam olarak günümüze gelmiştir. Kalenin yıkık olan duvarları ise iklim şartlarından dolayı tahrip olmuştur. Kalede malzeme olarak moloz taş kullanılmıştır. 21.08.2013 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Tortum Kale Köyü Kalesi;

Tortum’un Tortumkale Mahallesinde bulunmaktadır. Kale, köyün doğusunda yer alan kayalıklar üzerine kurulmuştur. Kalenin birçok kısmı yıkılmış olduğundan dikdörtgen planlı olduğu söylenebilir. Kalenin doğu ve kuzey sur duvarları kısmen mevcut durumdadır. Sonraki dönemlerde kalenin tahrip olduğu anlaşılmaktadır. 10.03.1978 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kaleboynu Kalesi;

Tortum’ub Kaleboynu Köyünde bulunmaktadır. Kale oldukça dik bir kayalık alan üzerine kurulmuştur. Kalenin silindirik kulesi ve yuvarlak formlu beden duvarları dikkat çekmektedir. Kaleboynu Kalesi 26.05.2006 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kaledibi Kalesi;

Tortum’un Kaledibi Mahallesinin güneybatısındaki kayalıkların batı noktasında yer almaktadır. Ovale yakın bir plan düzenlemesinde ana kayanın üzerine moloz taş ve yoğun harç kullanarak inşa edilmiştir. Kalenin doğu cephesinde yer alan girişin ön kısmı yıkılmış durumda olduğundan kale içine girilememektedir. Kuzeydoğu ve batı köşelerde yaklaşık olarak 5-6 m. yükseklikte silindirik kuleler bulunmaktadır. 18.05.2001 yılında korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Kapıkaya Kalesi;

Tortum’un Kapıkaya (Keğik) köyü sınırları içerisinde köye hakim bir alanda fakat köy yerleşim alanın uzağında göletin karşısında yer almaktadır. Kale üzerinde inşa kitabesi bulunmamaktadır. Kale bölgeye ve geçiş güzergahlarına hakim stratejik bir noktaya inşa edilmiştir.

Kale çevresine göre oldukça yüksek ana kaya üzerine kurulmuştur. Kalenin beden duvarları yaklaşık 2m. genişliğindedir. Kalenin sur duvarlarında yer yer dışa taşıntılı yarım daire şeklinde burçlar görülmektedir. Yapının sur duvarları ve harç kısımlarında horosan harcına benzer bir malzeme kullanılmış iri moloztaşlar bu harçla birbirine tutturulmuştur.

Kale dış duvarlarının harçlı kısımlarının zamanla döküldüğü ve taşların arasında boşluklar kaldığı görülmektedir. Kale beden duvarları ve burçların oldukça kalın inşa edilmesi sebebiyle burçlar ve kale duvarları mimari formunu korumaktadır. Kalenin tahrip olduğu bölümler genelde üst kısımlarıdır.

Eziniz Kalesi;

Tortum’un Uzunkavak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kale, Uzunkavak köyünün kuzeyinde yer alan Eziniz mevkideki tepenin uç tarafına yerleştirilmiştir. Kale, doğu-batı istikametinde yerleştirilmiştir. Sur duvarlarının genişliği ve yüksekliği yaklaşık olarak bölümleri büyük taşlarla yapılmış ve iç kısmı moloztaşlarla oluşturulmuştur.

Kalenin kuzeyinde üç adet burç, batısında ise bir burç bulunmaktadır. Kuzeyde bulunan burçlar kısmen sağlam vaziyetteyken batı cephesinde yer alan burcun büyük kısmı yıkılmıştır. Kalenin doğu cephesinde bulunmakta olan uç kısmı kurulduğu alanın konumudan dolayı hafif oval şekilli burç olduğu tahmin edilmektedir.

Yapının güney duvarları düz duvar tekniğinde yapılmıştır. Günümüzde kısmen yıkılmış olan kalıntılar yaklaşık olarak 2-3 m. yüksekliğindedir. Kaleye giriş batı cephesinde yer alan burcun yanından sağlanmakta olduğunu kalıntılardan anlaşılmaktadır. 16.07.2010 tarihinde korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

 

Diyarbakır: Silvan Kalesi

Silvan Kalesi; Diyarbakır’ın Silvan İlçesi, Camii Mahallesi, Evli Beden Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Silvan Kalesi’nin ilk ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılara göre İ.Ö. 77 yılında Büyük Tigran Krallığının başkenti olarak kurulduğunda kent surları inşa edilmiş, daha sonra Bizanslılar döneminde esaslı bir onarım yapılmış ve bazı eklentilerle son şeklinini almıştır.

Hamdaniler ve Mervaniler yönetiminde iken kaleye yeni burçlar ve surlar eklenmiş, kale daha müstehkem bir duruma getirilmiştir. Kale kalker taştan inşa edilmiş olup kareye yakın planlı, içkale, dış sur ve dış suru çevreleyen ikinci bir surdan oluşmaktadır. İki katlı olarak inşa edilen kale doğudan batıya 600, kuzeyden güneye 500 metre, toplam 2200 metre uzunluğundadır. 50 burcu ve dokuz kapısı bulunmaktadır.

Dördü güney, ikisi kuzey, ikisi batı, biride doğu yönünde olan kapılardan bugün ismi bilinenler şunlardır: Meyhane Kapısı, Boşat Kapısı, Kulfa Kapısı, Aşağı Mahalle (deri jer) Kapısı,Burcu Şah Kapısı ve Diyarbakır Kapısı. Dörtgene yakın bir plan şemasında yapılmıştır. Kalenin burç ve kapıları üzerinde Eyyubilere, Artuklulara ve Mervanilere ait çeşitli yazıtlar bulunmaktadır

Denizli: Tabea Antik Kenti

Tabea Antik Kenti; Denizli’nin Kale İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Denizli Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Tabae Antik Kenti doğal bir kale görünümündedir. 30 yıl öncesine kadar eski kale üzerinde iskan sürmekteydi.Tabae, Büyük İskender’den sonra Anadolu’da kurulan kent devletlerindendir. Tabae, Hellenistik Dönem’den günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur. Antik dönemde kendi adına sikke bastırmıştır. Sikkeler önceleri gümüş daha sonra bronz olarak basılmıştır.

Akropoldeki belli başlı yapılar şunlardır:

Kayaya Oyulmuş Nişli Bina: Akropolün kuzey doğusundadır. Bina kuzey güney doğrultusunda yapılmış olup, plan bakımından dikdörtgen şeklindedir. Duvarın doğu kanadının iç kısmında kayaya oyularak yapılan dört niş bulunmaktadır. Duvarın batı tarafında nişlere rastlanmaz. Binanın çevresinde ve içinde arşitrav parçası, sunak ve sütun bulunmaktadır.

Kayalara Oyulmuş Tek Odalı Evler: Doğal kayalar oyularak, tek odalar halinde yapılmıştır. Ev olarak kullanılmış olmalılardır. Evlerde bulunan kapı nişleri ve zıvanalardan kapılarının ahşaptan olduğu anlaşılmaktadır. Odaların iç kısımlarında da nişler yer almaktadır. Bu evler genellikle kayalık platonun uçurum ve sarp kısmında yer alır. 1957 yılına kadar Kale İlçesi yerleşkesi bu alanda devam etmiştir. İlçe şimdiki yerine 1957 yılında taşınmıştır. Antik kentte 19 yy Osmanlı Ahşap Mimarisi’ne sahip Cevher Paşa Camii bulunmaktadır.

Denizli: Eski Kale Köprüsü

Eski Kale Köprüsü; Denizli’nin Kale İlçesi, Tabae Antik Kenti (Eski Kale) içinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Kale Ovası ile Antik Tabae Kenti (Eski Kale) arasındaki ulaşımı sağlayan tek köprüdür. Tarihi; Roma Dönemine kadar dayanan köprü 1958 ile 1960 yılları arasında Eski Kale’nin terk edilişine kadar devamlı kullanılmıştır.

Kemer içi kesme taş, üst kısmı kesme ve moloz taşla yapılmıştır. Tek gözlüdür. Köprü genişliği 7.90 cm’dir. Köprüde zaman içinde meydana gelen yıpranmalar mevcuttur.Günümüzde de ören yerine bu köprüden geçilerek ulaşılır.

Denizli: Cevher Paşa Camii

Cevher Paşa Camii; Denizli’nin Kale İlçesi’ndeki Tabae Ören Yeri sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Cevher Paşa Camii, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Kuzeyinde son cemaat yeri, kuzeybatı köşesinde minaresi yer almaktadır. Harimin doğu ve batı duvarında dörder, güney ve kuzey duvarlarında ikişer pencere vardır. Dikdörtgen formlu pencerelerin kesme taştan söve ve atkı taşları ile sivri kemerli alınlıkları bulunmaktadır. Son cemaat yerinin kuzey batısına bitişik minarenin kürsü kısmı yüksek tutularak caminin çatı seviyesine getirilmiştir.

Kesme taşla kaplı minarenin birinci şerefesinin üzerindeki petek kısmından yukarısı eski yıllarda yıkılmış olduğundan üzeri metal külahla örtülerek bodur bir minare görünümü kazandırılmıştır. Caminin harimi dörder adet ahşap iki sütun sırasıyla üç sahına ayrılmıştır. Sütunlar, ahşap kompozit başlıklara sahiptir. Harimin kuzey bölümünde altı adet ahşap sütunun taşıdığı kadınlar mahfili yer alır.

Bu sütunlar da harimin diğer sütunları gibi dekore edilmiştir. Mihrap, yarım daire kesitli bir niş ve çeyrek küre şekilli bir kavsaradan oluşmaktadır. Niş içinde bir perde motifi ve ortada mizan terazisi motifi yer almaktadır. Mihrabın üzerinde bitkisel motifli üçgen bir tepelik oluşturulmuştur. Harim duvarları, boya ile meydana getirilmiş kare ve daire şekilli panolarla süslenmiştir. Panoların içleri, bitkisel geometrik desenler ve yazılarla doldurulmuştur. Son cemaat yerinde altı adet ahşap sütun yer alır. Sonradan dışa karşı kapatılmıştır.

Son cemaat yerinin iki tarafından ahşap merdivenle mahfile geçiş sağlanır. Son cemaat yerinden harime yuvarlak kemerli bir giriş kapısından geçilir. Kapının üzerindeki yazı bandında Hicri 1235 tarihi okunmaktadır. Yapının üzeri kırma çatıyla örtülü olup Marsilya kremidi ile kaplanmıştır. Orijinal örtüsü düz dam örtü olmasına rağmen daha sonraki yıllarda kırma çatı yapılarak yapının korunması sağlanmıştır. Osmanlı döneminde 19 yy. batılılaşma sürecinde yapılan ahşap destekli kalem işi süslemeli camilerden olan Cevher Paşa Camii, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 2006 yılında restorasyonu yapılarak tekrar kullanıma açılmıştır.

Çorum: İskilip Kalesi

İskilip Kalesi; Çorum’un İskilip İlçesi, Kaleboğazı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Osmanlı Dönemine tarihlenen kale yaklaşık 100 metre yükseklikte tabi bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Üç yanı sarp kayalık olup, sadece kuzeybatıdan çıkış mümkündür.

Sur duvarları çoğunlukla yıkılmış olduğundan kesin planı anlaşılmamakla beraber kare planlı olması muhtemeldir. İnşa malzemesi olarak araları horasan harçlı moloz taş kullanılmıştır.

Kaleye giriş güney cephesinde bulunan kapı ile sağlanmaktadır. Kalenin inşa edildiği sarp kayalığın eteklerinde Roma Devrine ait kaya mezarları bulunmaktadır.

Çorum Kalesi

Çorum Kalesi; Çorum’un Merkez İlçesi, Kale Mahallesi, Cengiz Topel Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Selçuklu mimari özelliği taşıyan Çorum Kalesi’ne ait ilk yazılı belgeler MS 1571 tarihlidir. MS 1577 tarihli bir belgede kaleden Sultan Süleyman Hayratı olarak söz edilmektedir. 16 yy. da Çorum’a gelen Evliya Çelebi şehrin kıble yönündeki kalenin Sultan Kılıçarslan tarafından inşa edilmiş bir Selçuklu yapısı olduğunu söyler.

Kare planlı olan kalede, yapı malzemesi olarak kesme taş, moloz taş ve Roma-Bizans dönemlerine ait devşirme taşlar da kullanılmıştır. Kalenin dört köşesinde birer burç ve kuzey cephede kapı ile birlikte üç olmak üzere her cephede ikişer dikdörtgen çıkıntı bulunmaktadır. Kale içinde küçük bir cami ile kırk iki adet konut yer almaktadır.