Adıyaman: Hacı Yusuf Türbesi

Hacı Yusuf Türbesi; Adıyaman’ın Kahta İlçesine bağlı Sarıdana Köyü yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır.

Hacı Yusuf Türbesi’ne Kahta İlçesi’nden kalkan köy araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Hacı Yusuf’un doğum tarihine ilişkin net bir bilgi bulunmamaktadır fakat 1260 tarihinde vefat ettiği belirtilmektedir.

Adıyaman: Yeni Kale

Yeni Kale; Adıyaman’ın Kahta İlçesi’ne bağlı Kocahisar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Ulaşım özel araçlarla veya turlarla sağlanmaktadır.

İlk yapılış tarihi Hititlere kadar giden kalenin bugünkü şekli Memluklular Dönemi’nden kalma olup, Osmanlılar Dönemi’nde de kullanılmıştır. Kalenin Urartu, Part, Kommagene, Roma, Sasani ve Arapların eline geçtiği bilinmektedir. Kalenin kapı girişi üzerinde, Mescit’te, doğu burcunda ve sarayın giriş kapısında olmak üzere çok sayıda kitabeler mevcuttur.

Kale giriş kapısı üzerinde yer alan yazıtta Memluk Sultanı Kalaun’un, mescitte bulunan yazıtta Melik Eşref Selahaddin Halil’in, sarayın giriş kapısındaki kitabede ise Melik Nasır’ın adları geçer. Kale içinde mescit, hapishane ve zindan, posta güvercinlerinin yetiştirildiği kule, sarnıçlar, hamam ve Kahta Çayı’na (Nymphaios) inen gizli bir su yolu bulunmaktadır.

Adıyaman: Arsameia Ören Yeri

Arsameia Ören Yeri; Adıyaman Kahta İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Ören yeri, birinci derece sit alanıdır.

Adıyaman, Kahta, Nemrut Yolu üzerinde 60. km dedir. Ulaşım özel araçlarla ve turlarla sağlanmaktadır.

Kral I. Antiochos kitabelerinde söz edildiğine göre; Arsameia İ.Ö. 2’inci yüzyılın başlarında Kommagene’lerin atası Arsemez tarafından Kahta Çayı’nın doğusunda Eski Kahta Kalesi’nin karşısında kurulmuş krallığın yazlık başkenti ve idare merkezidir.

Güneydeki tören yolunda Mitras’ın kabartma steli, ayin platformu üzerinde Antiochos-Herakles tokalaşma steli ve bunun önünde Anadolu’nun bilinen en büyük Grekçe yazıtı vardır.

Yazıtın bulunduğu yerden başlayan 158 metre derine inen bir tünel ile yazıtın batısında benzer bir kaya dehlizi bulunmaktadır. Tepe üzerindeki platformda Mithridathes Callinichos’un mezar tapınağı ve sarayı yer almaktadır.

Adıyaman: Karakuş Tümülüsü

Karakuş Tümülüsü; Adıyaman’ın Kahta İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezine 20 km. mesafededir. Ulaşım araçlarla sağlanmaktadır.

Kommagene Krallık Ailesi’nin kadınlarına ait bir anıt mezardır. Tümülüsün üzeri çay taşlarının yığılmasıyla oluşmuştur. Yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki tümülüsün güneyinde dikili bulunan sütun üzerindeki kartal heykelinden dolayı yöre halkı tarafından ‘karakuş’ olarak anılmış ve literatüre bu isimle girmiştir.

Tümülüsün doğusunda iki adet yaklaşık 10 metre yüksekliğinde sütun bulunmaktadır. Bir sütun üzerinde boğa, diğer sütun üzerinde ise aslan heykeli motifi bulunmaktaydı. Ancak günümüzde sadece boğa motifi durmaktadır ve onun da baş kısmı yok olmuştur.

Tümülüsün batısında ise Kommagene Kralı I. Antiochos’un (MÖ 69 – 36) oğlu Kral II. Mithridates’in (MÖ. 36-20) kız kardeşi Laodike ile tokalaşma kabartması yer alır. Sütun üzerindeki yazıttan anıt mezarın Kral Antiochos’un eşi İsias, kızı Antiochis ve torunu Aka’ya ait olduğu anlaşılmaktadır.

 

Adıyaman: Nemrut Dağı

Nemrut Dağı; Adıyaman’ın Kahta İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Nemrut Dağı, Adıyaman’a 87 km. Kahta ilçesine 43 km uzaklıktadır.

Nemrut’a ulaşım Karadut köyüne kadar asfalt, daha sonraki kısım ise kilitli parke taşı kaplıdır. Turlarla veya özel araçlarla ulaşım sağlanabilir.

Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için 2 bin 150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı’nın yamaçlarına yaptırdığı mezar ve anıtsal heykeller, Helenistik Dönem’in en görkemli kalıntılarından birisidir. Anıtsal heykeller doğu, batı ve kuzey teraslarına yayılmıştır.

İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmış olup, 8-10 metre yüksekliktedir. Eski çağlarda Kommagene olarak anılan bölgede I. Mithradates tarafından bağımsız bir krallık kurulmuş, krallık, onun oğlu I. Antiochos (M.Ö. 62-32) döneminde önem kazanmıştır. M.S. 72 yılında Roma’ya karşı yapılan savaşın kaybedilmesinin ardından krallığın bağımsızlığı sona ermiştir.

Nemrut Dağı’nın doruğu yerleşme yeri olmayıp, Antiochos’un tümülüsü ve kutsal alanlardır. Tümülüs, Fırat Nehri geçitlerine ve ovalarına hâkim bir noktadadır. Kralın kemiklerinin ya da küllerinin ana kayaya oyulmuş odaya konulduğu, 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapındaki tümülüs, küçük kaya parçalarıyla örtülerek koruma altına alınmıştır.

Her ne kadar yazıtlarda kralın mezarının burada olduğu belirtiliyorsa da bugüne kadar keşfedilememiştir. Doğu ve batı teraslarında Antiochos ile tanrı ve tanrıça heykellerinin yanı sıra aslan ve kartal heykelleri bulunmaktadır. Batı terasında eşsiz bir aslanlı horoskop yer almaktadır. Heykeller Helenistik, Pers sanatı ve Kommagene Ülkesi özgün sanatı harmanlanarak yontulmuştur. Bu anlamda Nemrut Dağı’na batı ve doğu uygarlıklarının köprüsü denebilir.

Kommagene Krallığı’nın tarih sahnesinden silinmesiyle Nemrut Dağı’ndaki eserler yaklaşık iki bin yıl boyunca yalnızlığa terk edilmiştir. 1881 yılında yöreyi görevli olarak gezen Alman mühendis Karl Sester, Nemrut Dağı heykellerine rastlamış ve İzmir’de bulunan Alman Konsolosu’nu, Kommagene Krallığı’na ait harabeleri, tanrı heykellerinin oturtulduğu kaidelerin arkasındaki Grekçe yazıtları göremediğinden Asur harabeleri zannederek haberdar etmiştir.

Karl Sester, dev heykelleri keşfetmenin heyecanıyla bu hataya düşmüştür. 1882 yılında Otto Puchstein ve Karl Sester Nemrut’ta inceleme yapmıştır. Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) Müdürü Osman Hamdi Bey 1883 yılında bir ekiple gelip Nemrut’ta çalışmıştır. 2’inci Dünya Savaşı’nın ardından Amerikan arkeolog Theresa Goell ve Alman Karl Doerner; Nemrut ve yöresinde kazı, araştırma ve inceleme yapmışlardır.

Adıyaman: Cendere Köprüsü

Cendere Köprüsü; Adıyaman’ın Kahta İlçesi, Burmapınar Köyü sınırları içerisinde Cendere Çayı üzerinde yer almaktadır.

Cendere Köprüsü, Roma Köprüsü veya Septimius Severus Köprüsü olarak da bilinir. Cendere Köprüsü, Antik Roma mimarisinin muhteşem bir anıtsal örneğidir. Biri ana kemer ve biri tahliye kemeri olmak üzere iki kemerden oluşan köprü her biri tonlarca ağırlıkta olan düzgün kesme taşlardan yapılmıştır.

7 metre genişliğinde, 30 metre yüksekliğinde ve 120 metre uzunluğunda olan köprünün en ilginç mimari özelliği harç kullanılmadan yapılmış olmasıdır. Köprü, her iki tarafından rampa biçiminde yükselerek orta kısımda birleşmektedir. Bu özellik köprünün hem statik olarak dayanıklılığını artırmakta hem de köprüye anıtsal bir görünüm kazandırmaktadır.

Köprünün güneydeki girişin her iki tarafında birer adet korint düzeninde sütun bulunmaktadır. Üzerinde yer alan yazıtlardan birinin köprüyü yaptıran İmparator Septimius Severus, diğerinin ise onun karısı Julia Domna adına dikildiği anlaşılmaktadır. Kuzeydeki girişin bir tarafında bulunan sütun üzerindeki yazıt ise bu sütunun oğulları Caracalla adına dikildiğini göstermektedir.

Bu sütunun karşısında köprünün yapıldığı dönemde oğulları Geta adına dikilmiş bir sütun daha olduğu bilinmektedir. Ancak Septimius Severus’tan sonra tahta geçen İmparator Caracalla (MS 211-217), kardeşi Geta’yı öldürterek Roma topraklarında Geta adına dikilen ne varsa yıktırmış, bu yıkımdan Cendere Köprüsü de nasibini almış ve kardeşi Geta adına dikilen sütun kaldırılmıştır.

Cendere Köprüsü’nün, yapımından sonra Roma Dönemi’nde değişik zamanlarda onarım gördüğü, köprünün korkuluk kısmında yer alan yazıtlardan anlaşılmaktadır.