Düz Bir Göbek İçin 7 Egzersiz

İster kabul edelim ister kabul etmeyelim, çoğu insan spor yolculuğuna karın bölgesinde biriken yağları azaltmak için başlar. Düz bir karın, çekici görünmenin yanı sıra güveni de artırır. Karın bölgesinin sıkılaştırmasının bir başka faydası da orta bölgede viseral yağ birikimine bağlı olarak gelişebilecek kronik hastalıklar riskini de azaltır.

Haber Merkezi / Gerçek şu ki, özellikle vücudun bu kısmından yağ kaybetmek o kadar kolay değil. Araştırmalara göre, düzenli egzersiz yapmaya başlanılsa da en son yağ kaybedilen bölge karın bölgesi. İşte düz bir karın elde etmeye yardımcı olacak, karın bölgesindeki farklı kas gruplarını hedef alan 7 egzersiz.

L-Oturmak;

1. adım: Avuç içleriniz yanlarınızda ve bacaklarınızı öne doğru uzatarak yere oturun. Bacaklarınızı düz ve birbirine yakın tutun.

2. adım: Uyluklarınızı sıkın ve vücudunuzu ellerinizle dengelerken vücudunuzu yukarı kaldırmaya çalışın.

3. adım: Dengeyi korumak için gövdenizi hafifçe öne doğru eğebilirsiniz.

4. adım: Bu pozisyonu birkaç saniye tutun ve ardından başlangıç ​​pozisyonuna geri dönün.

V-Up;

1. adım: Ellerinizi başınızın üzerine uzatarak sırt üstü yatın. Ellerinizi kulaklarınıza yakın tutun.

2. adım: Her iki bacağınızı da 90 derecelik açıyla tavana doğru kaldırın. Aynı zamanda kollarınızı yerden düz bir şekilde kaldırın.

3. adım: Hem elleriniz hem de bacaklarınız vücudunuza dik olmalıdır.

4. adım: Bir süre bu pozisyonda kalın, ardından yavaşça başlangıç ​​noktasına geri dönün.

Ayı Sürünmesi (Taraması);

1. adım: Kalçalarınız dizlerinizin altında ve elleriniz omuzlarınızın altında olacak şekilde dört ayak üzerine gelerek başlayın. Bacaklarınız kalça genişliğinde ve kollarınız omuz genişliğinde açık olmalıdır.

2. adım: Sırtınızı kaldırmadan dizlerinizi hafifçe kaldırın.

3. adım: Sol eliniz ve sağ bacağınız ile bir adım ileri gidin ve ardından ilerlemek için aynısını alternatif taraflarla tekrarlayın.

Havada Çember;

1. adım: Ayaklarınız kalça genişliğinde açık olacak şekilde düz durun ve iki elinizle başınızın üstünde bir sağlık topu veya dambıl tutun.

2. adım: Omurganızı nötr ve dengenizi korurken topu bir daire içinde hareket ettirin (sol taraftan başlayarak).

3. adım: Sekiz kez daire çizin, ardından diğer tarafta da aynısını yapın.

Ayakta Eğik Crunch;

1. adım: Bacaklarınız kalça genişliğinde olacak şekilde düz durun ve ellerinizi başınızın arkasına koyun.

2. adım: Ağırlığınızı sol bacağınıza verin, ardından dizinizi sol dirseğinize doğru (çapraz olarak) getirerek sağ bacağınızı kırın.

3. adım: Başlangıç ​​noktasına dönmek için sağ bacağınızı indirin.

4. adım: Aynı işlemi diğer taraf için de tekrarlayın.

Dambılla Yan Bükme;

1. adım: Her iki elinizde birer dambıl ile yerde düz durun.

2. adım: Nefes alın, dambılı zemine doğru hareket ettirmek için gövdenizi belinizden sağa doğru bükün.

3. adım: Dizlerinizi bükmeden mümkün olduğunca yana doğru bükün.

4. adım: Duraklatın, ardından başlangıç ​​pozisyonuna dönün.

5. adım: Aynısını diğer elinizle tekrarlayın.

Bacak Kaldırma – Yan Tahta;

1. adım: Sağ tarafınıza yatın ve vücut ağırlığınızı sağ ön kolunuz ve sağ ayağınız üzerinde dengeleyin.

2. adım: Omuzlardan ayak parmaklarına kadar düz bir çizgi oluşturmak için kalçalarınızı havaya kaldırın.

3. adım: Gövdenizi sabit tutarak sol bacağınızı dizinizi bükmeden kaldırın.

4. adım: Sol bacağınızı başlangıç ​​noktasına geri getirin. Bu egzersizi yaparken kalçanızı düşürmemeye çalışın.

Daha Esnek Olmak İçin 7 Basit Hareket

Egzersiz yapmak sadece kilo vermekle ilgili değildir, daha birçok faydası vardır, vücudun esnekliğini artırmak bunlardan sadece biridir. Zindeliğin önemli bir bileşeni olan esneklik, yaralanma, sırt ağrısı ve tüm eklem hassasiyetlerinizi önlemeye yardımcı olur.

Haber Merkezi / Esneklik aynı zamanda güç ve kas kazanmanın önemli bir yönüdür. Esneklik oluşturmak için çok sayıda egzersiz türü mevcuttur. Esnekliğinizi artırmak istiyorsanız, günlük spor rutininize dahil etmeniz gereken 7 egzersizi sizler için sıraladık.

Ayakta Hamstring Streç;

Ayaklarınız kalça genişliğinde ve elleriniz yanınızda olacak şekilde yerde durun. Başınızı yere doğru indirerek öne doğru eğilin. Başınızı, boynunuzu ve omuzlarınızı rahat tuttuğunuzdan emin olun. Bacaklarınızın arkasını iki elinizle yaklaşık 45 saniye ila iki dakika arasında tutun ve normal pozisyona geri dönün.

Piriformis Streç;

Bacaklarınızı öne doğru uzatarak yere rahatça oturun. Ardından sol bacağınızı bükün ve sağ bacağınızın üzerinden geçirin ve ayağı düz bir şekilde yere koyun. Sol elinizi vücudunuzun arkasında yerde ve sağ elinizi sol bacağınızın dizlerinde tutun. Sırtınıza doğru dönmek için gövdenizi yavaşça sola çevirin. Vücudunuzu mümkün olduğu kadar gerin. Bu pozisyonda 30 saniye durun ve ardından öne dönün ve aynısını diğer tarafta tekrarlayın.

Triceps Streç;

Ayaklarınız kalça genişliğinde açık ve kollarınız başınızın üzerinde uzanmış halde rahatça yere diz çökün. Sol dirseğinizi bükün ve sırtınızın ortasına dokunmaya çalışın. Sağ elinizin dirseğini sol elinizle kavrayın ve yavaşça başınıza doğru çekin. Kolları değiştirin ve aynısını tekrarlayın.

Kelebek streç;

Sırtınız düz ve dizleriniz bükülü şekilde yere rahatça oturun. Bükülmüş dizlerinizi yanlara doğru hareket ettirin, böylece her iki bacağınızın tabanları merkezlerde ve yerde yatan kenarlarda buluşur. Her iki ayağınızın bileklerini elinizle tutun. Karın kaslarınızı tutarak vücudunuzu yavaşça mümkün olduğunca ayaklarınıza doğru indirin. Dizlerinizin yere doğru olduğundan emin olun. Bu konumda 30 saniye ila 2 dakika arasında durun.

Omuz sıkıştırma;

Dizleriniz bükülü ve bir arada olacak şekilde yere rahatça oturun. Ellerinizi alt sırtınızın arkasında birleştirin ve kollarınızı düzeltin ve uzatın. Omuzlarınızı birbirine sıkın ve başınızı öne doğru eğin. Bu pozisyonu 30 saniye boyunca yapın ve sonra bırakın.

Yan büküm streç

Bacaklarınız birbirine katlanmış halde rahatça yere oturun. Sol eliniz uyluklarınızın üzerinde dururken sağ elinizi başınızın üzerine uzatın. Gövdenizi ve sağ elinizi yavaşça sola doğru bükün. Bu pozisyonda 30 saniye durun ve ardından diğer taraf için de aynısını tekrarlayın.

Dizden göğüse esneme;

Her iki bacağınızı da uzatarak sırt üstü yatın. Ardından sağ dizinizi göğsünüze çekin. Sol bacağınızı düz tuttuğunuzdan ve alt sırtınızı yere bastırdığınızdan emin olun. Pozisyonu 30 saniye ila 2 dakika arasında yapın ve aynısını diğer bacakla tekrarlayın.

Kilo Vermenize Yardımcı Olacak 4 Pilates Egzersizi

Vücudunuzdaki kasları güçlendirmenize ve ayrıca esnekliğinizi artırmanıza yardımcı olan pilates, ayrıca, kilo vermenize de yardımcı olabilir. Pilates, ekipmanla veya ekipmansız yapılabilir, ancak odak noktası nefes almak, yavaş ve yumuşak hareketlerdir.

Haber Merkezi / Yoğun bir egzersiz programı uygulamadan biraz kilo vermek istiyorsanız, Pilates, reçetenizdir. İşte kilo vermenize yardımcı olabilecek bazı pilates hareketleri.

P0lank pozisyonu;

  • Yüzüstü yere uzanın,
  • Dirseklerinizi omuz seviyesinde açın ve 90 derece olacak biçimde destek alın,
  • Bu esnada elleriniz yere paralel dursun,
  • Ardından baş bölgenizden topuklarınıza dek dik bir pozisyon alın,
  • Dikkat etmeniz gereken nokta; bu hareketi gerçekleştirirken dirsekleriniz mutlaka omuzlarınızın altında yer almalı.

Yüzme pozisyonu;

  • Bacaklar düz ve bir arada olacak şekilde yüzüstü yatın,
  • Kollarınızı düz bir şekilde gerin, karın kaslarınızı içeri çekin ve ayaklarınızı sivri tutun,
  • Kollarınızı, bacaklarınızı, göğsünüzü ve başınızı tek seferde kaldırın ve tutun,
  • Alternatif olarak, sol bacağınızla sağ kolunuzu ve sağ bacağınızla sol kolunuzu kaldırın. Normal bir şekilde nefes alın ve nefes verin
  • 1-10 arasında sayın ve hareketi yavaşça tekrarlayın.

V Ups;

  • Bir mindere uzanın ve başınız, sırtınız ve bacaklarınız yerden yukarıya doğru kaldırılmış şekilde bir ‘V’ oluşturun,
  • Vücudunuz bir V oluşturduğunda, 5 saniye durun ve rahatlayın,
  • Tekrar tekrarlayın ve aynısından en az 10 tekrar yapın.

Çaprazlama;

  • Her iki eliniz bir arada olacak şekilde sırt üstü yatın, avuç içi başınızın arkasında olsun,
  • Dizlerinizi bükün ve kalçanızı hafif yukarı kaldırın,
  • Sağ dirseğinizi sol dizinize değdirmeye çalışın,
  • Sağ bacağınızı öne doğru uzatın ve minderin birkaç santim üzerinde tutun,
  • Diğer taraf için aynısını tekrarlayarak başlangıç ​​pozisyonuna geri dönün.

Lohusalık nedir? Detaylar

Postpartum dönem veya puerperiyum dönemi olarak da ifade edilen Lohusalık, gebelikte ortaya çıkan değişikliklerin kaybolduğu, vücudun önceki halini aldığı dönemdir. Lohusalık dönemi ortalama 6 hafta sürmektedir.

Lohusalık döneminde anne ve bebeğin hastalıklardan korunması için özenli bir bakıma ihtiyacı bulunmaktadır.

Sağlıklı anne ve bebek için;

  • Annenin doğumunu hastanede yapması
  • Normal doğumda 24 saatten önce hastaneden taburcu olmaması
  • Sezaryen doğumda ise 48 saatten önce hastaneden taburcu olmaması
  • Annenin doğum sonu izlemlerinin belirtilen aralıklarda 6 kez yapılması gerekmektedir

Lohusanın birinci, ikinci ve üçüncü izlemleri hastanede: doğumu takip eden ilk 0-24 saatleri arasında yapılmalıdır.

  • Birinci izlem; Lohusanın doğumu takip eden ilk 0-1 saatleri arasında
  • İkinci izlem: Lohusanın doğumu takip eden ilk 1-6 saatleri arasında
  • Üçüncü izlem: Lohusanın doğumu takip eden ilk 6-24 saatleri arasında olmalıdır.

Lohusanın İlk 24 saat bakımı çok önemlidir.

İlk 24 Saat;

  • Doğumdan sonra annenin ateş, nabız ve kan basıncı (tansiyon) normal olana kadar çok sık takip edilmelidir
  • Anneye uterus (rahim) masajını nasıl yapması gerektiği ve yararları anlatılmalıdır
  • Anneye bebeğini emzirmesi için yardım edilmelidir. Bebeğini nasıl emzireceği  öğretilmelidir.-Meme bakımı öğretilmeli ve ilk günlerde memelerin acıyabileceği bilmelidir
  • Doğumdan sonra 20-30 dakika içerisinde 2-3’ten fazla peti kirletecek kanaması olması, sürekli kan gelişi, pıhtı çıkışı veya renginin açık/ parlak kırmızıya dönmesi normal olmayan fazla miktardaki kanamaya işaret eder
  • Annenin  idrar yapması kontrol edilmelidir
  • Tuvalete gittiğinde önden arkaya doğru taharet alması, en geç 6 saate bir pet değiştirilmesi gerekir
  • Dolaşımı kolaylaştırmak için hareket etmelidir
  • Bol sıvı ve hafif yiyecekler içeren bir diyetle beslenmelidir
  • Taburcu olmadan once lohusalık süresince yapacaklarınız konusunda mutlaka sağlık personelinden danışmanlık hizmeti alınız
  • 24 saat içinde annenin ateşi 37,5 dereceden yüksek olmamalı, kan basıncı ve nabzı normal olmalı, idrar yapmalı, kanaması belirgin olarak azalmalı ve bebeğini emzirmiş olmalıdır

Anne taburcu olduktan sonra;

  • Doğum sonu izlemine mümkünse özellikle eşiyle birlikte katılmalıdır
  • Dördüncü, beşinci ve altıncı izlemlerinin bir sağlık personeli tarafından  ev veya sağlık kuruluşunda yapılması gerekir
  • Dördüncü izlem; Doğumu takip eden 2.-5. günler arasında
  • Beşinci izlem; Doğumu takip eden 13.-17.günler arasında
  • Altinci izlem; Doğumu takip eden 30-42. günleri arasında yapılmalıdır

Perine bakımı;

  • Eller sık sık yıkanmalı
  • Dikişlere pansuman için (batticon solüsyonu) ilaçlı su kullanılmalı. Temizlik önden arkaya doğru tuvalet kağıdı ile yapılmalı
  • Kullanılan pedler emici, yumuşak, temiz, renksiz ve kokusuz olmalı
  • Pedler sık sık değiştirilmeli, pamuklu iç çamaşırı tercih Normal doğum yapanlarda, dikişli doğumlarda, ilk birkaç gün  bölgede şişlik, gerginlik ve rahatsızlık olabilir, oturmada güçlük yaşanabilir. Dikiş ipleri alınmaz, kendiliğinden düşer. Yara temiz tutulduğunda 1-2 hafta içinde iyileşir.
  • Kanama ortalama 40 gün kadar devam eder. İlk bir hafta, kanama miktarı adet kanaması kadar olabilir. Daha sonra ise, sırayla kahverengi, sarı ve beyaz bir akıntı halinde devam ederek 40 gün sonunda Adet kanamasından daha yoğun bir kanama olması, ateşin yükselmesi veya akıntıdan pis koku gelmesi durumunda sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
  • Sezaryen olan kişilerde, dikiş bölgesinde şişlik kızarıklık ve akıntı olması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Meme bakımı;

  • Meme temizliği için günde 1 kez duş alınmalı,
  • Her emzirme öncesi eller yıkanmalı ve meme başı bir miktar anne sütü ile ıslatılmalı,
  • Emzirme bittikten sonra göğüs pedi kullanılabilir.

Beslenme;

  • Her tür besinden yeterince alınmalı ve öğün atlanmamalı.
  • Doğum sonrasında birkaç kez büyük tuvalete çıkana kadar gaz yapıcı yiyeceklerden (kuru fasulye, nohut, mercimek, gazlı içecekler vd.) kaçınılmalı.
  • Bol sıvı tüketilmesi hem bağırsakların düzenli çalışması hem de sütün artması için faydalıdır. Acılı, ekşili, baharatlı ve gaz yapıcı gıdalar sütle bebeğe geçeceği düşünülerek tüketirken dikkatli olunmalı.
  • Sigara, alkol gibi maddeler kullanılmamalı, fazla çay ve kahve tüketmekten kaçınılmalı.

Doğum sonrası cinsel yaşam;

İster normal doğum, ister sezaryen doğum olsun bebek doğduktan sonraki ilk 6 hafta, yani lohusalık döneminde vajinadan “löşi” denilen akıntı gelir. Rengi önce açık kırmızı, daha sonraki haftalarda giderek açılıp sarıya dönen bu akıntı, bebeğin yerleştiği yer olan uterus yani rahimin kendini toplaması ve iyileşmesi sırasında rahim içinden gelmektedir. Ayrıca normal doğum yapanlarda vajina içinde oluşan yırtıklar veya doğum sırasında bebeğin başının kolay çıkması için yapılan kesiye (epizyotomi) bağlı atılan dikişlerin iyileşmesi de yine bu dönemde gerçekleşmektedir. Dolayısıyla dikişlerin kolay iyileşmesi ve rahimin enfeksiyona maruz kalmaması için genel olarak lohusalık döneminde cinsel ilişkiye girilmesi pek önerilmemektedir. Lohusalık dönemi boyunca (42 gün) cinsel ilişki ertelenmelidir. İlk ilişkide gebe kalınabileceği unutulmamalıdır. Anne ve bebek sağlığı için 2 yıldan daha kısa sürede gebelik sakıncalıdır.

Uyku ve dinlenme;

Doğum sonrası anne; yorgunluk, ağrılar, bebeğin beslenmesi, bakımı nedeniyle dinlenme ve uykuya yeterince zaman ayıramaz. Ancak uyku anne sağlığı açısından don derece önemli olduğundan:

  • Aile büyüklerinden yardım alınmalı ve ziyaretçiler kısıtlanmalı.
  • Geceleri emzirme nedeni ile uyku sık sık bölündüğünden gün içinde en az 2 saat dinlenme ve uykuya zaman ayrılmalı.
  • Lohusalık döneminde ağır işlerden kaçınılmalı.
  • Dolaşımı artırdığı için sırt üstü istirahat

Postpartum hüzünle baş etme;

Annede, hormonal değişiklikler veya annenin bebek bakımında kendini yetersiz hissetmesi gibi durumlar sonucu ağlama, mutsuzluk ve kaygı görülebilir. Bu durum annelik hüznü olarak tanımlanmakta ve yeni annelerin pek çoğunda yaşanmaktadır. Belirtiler benzerlik gösterse de depresyonla karıştırılmamalıdır. Annelik hüznü, genellikle doğum sonrası 3. veya 4. günde ortaya çıkar, semptomlar geçici olup 1-2 gün veya 1-2 hafta sürer. Duygusal destek bu dönemde önemlidir. Annelik hüznü döneminin 10-14 günden uzun sürmesi halinde post partum depresyon gelişme olasılığı nedeniyle bir uzmana başvurulması gereklidir.

Lohusalık egzersizlerinin yararları;

  • Gebelik süresince gerilmiş olan karın ve perine kaslarını güçlendirir.
  • Gebelikte bozulmuş olan beden imajının düzelmesini sağlar.
  • Bel ağrılarını ve olası damar sorunlarını önler.
  • Fazla yağların yakılmasına yardımcı
  • Göğüs şeklinin muhafaza edilmesini sağlar.
  • Psikolojik durumunun düzelmesine yardım

Lohusalık egzersizleri konusunda bilinmesi gereken önemli noktalar;

  • Egzersiz yaparken oda iyi havalandırılmalı, rahat elbiseler giyilmeli, mesane ve göğüsler boşaltılmalı.
  • Egzersizlere doğumdan 6 hafta sonra başlanmalı.
  • Pelvik taban egzersizlerine (Kegel) 6 hafta sonra başlanabilir.
  • Her egzersize günde en az iki kez (sabah-akşam) olmak üzere iki tekrarla başlanmalı,
  • Egzersizler yavaş ve ani hareketlerden kaçınarak yapılmalı, bir egzersiz aşaması tolere edilince diğerine geçilmeli.

Lohusalık komplikasyonu;

Kanama; Normal bir doğumdan sonra 500 ml kanama anormal kabul edilir. Bu tür kanamanın nedeni atoni denilen, doğumdan sonra rahmin kasılmaması, dolayısıyla da açıkta olan damarların kapanmaması durumudur. Kısa zamanda aşırı kanama olursa bu, çok ciddi ve hayati bir durumdur. Bu durmda acil olarak doktora görünmekte fayda vardır.

Emboli; Lohusalık komplikasyonlarından bir diğeri de amniyon sıvı embolisi. Bebeğin amniyon sıvısının annenin kan dolaşımına geçmesi, oradan da akciğerlere ve beyne giden damarları tıkamasıdır. Tanı ve tedavisi zordur bu yüzden bu dönemde rutin kontroller önemlidir.

Lohusalık humması; Doğumdan sonraki ilk 24 saatte ortaya çıkar. Yüksek ateşle kendini gösterir. Üreme, idrar yolları ve memelerin enfeksiyon kapması nedeniyle olur. En sık görülen enfeksiyon ise endomerit denilen, rahim içi enfeksiyonudur. Genellikle 3. günde meydana gelir, ateş 40 derecenin üstüne çıkar. Löşi kötü kokulu olur. Antibiyotik tedavisi ile birlikte dinlenmek gereklidir.

İdrar yolları enfeksiyonu; Genelde 2. ya da 3. günde belirtiler ortaya çıkar. Vajinada olan yaralar idrar yolu enfeksiyonu için riski arttırır. İdrara çıktığında yanma olması, kasık ve bel ağrıları, yüksek ateş hastalığın en önemli göstergeleridir.

Diyabette (şeker hastalığı) fiziksel aktivite!

Tip 2 diyabetin tedavisinde egzersiz de en az beslenme tedavisi ve medikal tedavi kadar önemlidir. Fiziksel   aktivite/egzersiz; diyabetlinin kan glukozu seviyesini dengede tutmada, HbA1c değerini normal seviyede tutmada ve diyabete bağlı ileri dönem komplikasyonların görülme riskini azaltmada etkilidir.

Ayrıca;  kan lipid (yağ) düzeylerinin iyileşmesi, kardiyak risk faktörlerinin minimuma indirilmesi, vücut yağlarının azalması ve psikolojik iyilik halinin artması etkileri de vardır.

Diyabetliler egzersize başlamadan önce düzenli sağlık kontrolü ve göz muayenesi yapılmalı ve diyabetinizin ne kadar iyi kontrol edildiğini gözden geçirmelisiniz. Seçeceğiniz egzersiz tipi hakkında diyabet ekibinizle konuşmalısınız. Eğer diyabet komplikasyonlarınız veya başka problemleriniz varsa, egzersiz sizin için sakıncalı olabilir.

Egzersiz neden önemlidir?

  • Egzersiz yani fiziksel aktivitenin artması yiyeceklerin parçalanması sonucu oluşan şekerin, kas dokuları tarafından kullanılmasını hızlandırarak kan şekerini düşürür.
  • Özellikle, şişman diyabetlilerde egzersiz ile harcanan enerjinin artması vücut ağırlığını azalmasına yardımcı olur. Ayrıca egzersiz fiziksel zindelik sağlar

Uygun fiziksel aktivite nasıl olmalıdır?

  • Haftada üç ya da beş kez, günde 30-45 dakika yapılmalı, 48 saatten fazla ara verilmemeli
  • Hafif şiddette başlamalı, orta şiddete yavaş yavaş ilerlenmeli
  • 5-10 dakika ısınma hareketleri ile başlanmalı
  • 20-30 dakika uygun tempoda sürdürülmeli
  • 10-15 dakika’lık soğuma egzersizleri ile bitirilmelidir

Egzersiz yaparken dikkat edilmesi gereken durumlar;

On iki haftalık düzenli yürüme programı ile tip 2 diyabette fiziksel uygunluk artar, karın bölgesinde yağ oranı azalır. Ancak hiperglisemi kontrol altında olmalı, sekonder problemler minimize edilmeli, metabolik durumuna uygun ve kişiye özel egzersiz verilmelidir.

  • Egzersiz tipi, süresi ve şiddeti
  • Hastalığın şiddeti, akut veya kronik safhada oluşur
  • Eşlik eden başka bir hastalık varlığı, egzersizin yükünün artmasına veya daha fazla algılanmasına neden olur

Bu nedenle, kişiye aktivite önerilirken, egzersiz test bulguları, iklim, çevre koşulları, entellektüel talepleri, besin alımı ve ruhsal durumu göz önüne alınmalıdır.

Egzersiz sırasında,

  • Güvenli kan glukozu düzeyi sağlanmalı
  • Uygun sıvı alımı sağlanmalı
  • İyi bir ayak bakımı sağlanmalı
  • Uygun bir spor ayakkabısı seçilmeli
  • Vücut hijyenine dikkat edilmelidir

Fiziksel aktivitenizi arttırmak için;

  • Asansör yerine merdiven kullanın
  • Arabanızı gideceğiniz yerden uzağa park ederek yürüyün
  • Yürüyerek gidebileceğiniz mesafelerde araba kullanmayın
  • Alışverişinizi size en yakın olan yerden yapmak yerine daha uzak olanından yapın
  • Alışveriş merkezlerinde yürüyen merdiven yerine merdiven basamaklarını kullanınız
  • Otobüse bir durak sonra binerek veya otobüsten bir durak önce inerek yürüyüş sürenizi uzatın
  • Haftanın 3-4 günü düzenli olarak yürümek için egzersiz planı yapın

Sağlıklı yaşamın sırrı ‘Beslenme ve Egzersiz’

Zaman denilen kavramın insan bedeninde bıraktığı tahribatı en aza indirmenin en önemli noktası ‘Sağlıklı Yaşam’dır.

Sağlıklı yaşamın vazgeçilmezleri ise ‘Beslenme ve Egzersiz’dir. Başka bir deyişle, Sağlıklı Yaşam, ancak Beslenme ve Egzersizle mümkündür.

Egzersiz, en azından günlük yaşam aktivitelerini kimseye muhtaç olmadan ömrünün sonuna kadar sürdürebilmek için gerekli vücut hareketliliğini sağlarken, beslenme ise vücudun gereksinim duyduğu besin öğelerini dışarıdan vücudumuza almak, sindirmek ve metabolize etmektir.

Her ikisi de yeterli ve dengeli yapılmadığı sürece sağlıklı olmamız veya sağlıklı kalmamız mümkün değildir.

Egzersiz;

Düzenli egzersiz fiziksel, mental ve emosyonel sağlık için büyük önem taşır. Egzersiz enerji harcamasını arttırır, böylelikle ağırlığın korunmasında veya zayıflatmada yararlı etki gösterir.

Düzenli egzersiz serum kolesterol ve glikozunun normal düzeyde tutulmasını sağlar, yüksek dansiteli lipoprotein kolesterolünü arttırır.

Egzersiz sırasında doğal yatıştırıcılar olan endorfinler salgılanır. Düzenli egzersiz kardiyovasküler sistemi ve iskeleti sağlıklı tutar, böylece yaşlanmayı geciktirir.

Beslenme;

Beslenmede ise, enerji tüketimi fazla enerji harcaması yetersiz ise obezite ve komplikasyonları yaşayacak olmamız kaçınılmazdır. Eğer günlük olarak yağ tüketimimiz fazla ise hormona bağlı kanserler ve kalp damar hastalıklarıyla karşılaşma riskimiz yüksektir.

Günlük beslenmemizde posa tüketimimiz yetersiz ise bağırsak hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, kolesterol yüksekliği sorunları bizi bekliyor olacaktır.

Eğer şeker ve karbonhidrat tüketimimiz yüksek ise; şeker hastalığı abdominal yağlanma, insülin direnci kapımızı kesin çalacaktır. Yüksek alkol tüketimimiz var ise karaciğer hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar, hiper tansiyon ve pankreas hastalıkları ciddi bir tehdit olacaktır.

Sonuç olarak; herbirimiz birey olarak sağlık ilkesinden yola çıkarak yaşam şeklimizi düzenlemeye karar vermeli ve yeterli ve dengeli beslenme ile egzersizi iç içe düşünmeliyiz.