Ağrı, 4 büyüklüğünde deprem ile sarsıldı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ağrı Doğubayazıt’ta saat 08.57’de 4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu. 7.02 kilometre derinlikte olduğu belirlenen deprem çevre illerden de hissedildi.

Haber Merkezi / AFAD’ın internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Doğubayazıt’ta saat 08.57’de 4.0 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. 7.02 kilometre derinlikte olduğu belirlenen deprem çevre illerden de hissedildi.

Doğubayazıt’ta meydana gelen deprem sonrası olumsuz bir ihbarın bulunmadığı bilgisi kamuoyuna duyuruldu.

 

Ağrı: Nuh’un Gemisi

Nuh’un Gemisi; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesine bağlı Telçeker ile Üzengili Köyleri arasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Nuh’un Gemisi doğal bir anıttır. Aslında bu anıt gemi biçiminde bir şekil, iz (siluet) dir. Kalıntı Türkiye- İran Transit yoluna 3.5 kilometre mesafededir. Nuh tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada kaldığı öne sürülmektedir. Buranın halk arasındaki adı Cudi Dağı’dır.

1983 yılından itibaren kutsal geminin kalıntılarını burada arama çalışmaları hızlanmıştır. Başta James İrwin olmak üzeri Amerikalı araştırmacılar burayı çok yönlü incelemişlerdir. Türk bilim adamları ( Atatürk Üniversitesi ve MTA Enstitüsü elemanları) da bu oluşumu bilimsel yönden incelemişlerdir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklar Yüksek Kurulu 17 Eylül 1987 tarih ve 3657 sayılı kararı ile gemi kütlesinin “korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı” özelliği gösterdiğini belirtildiğinden, burası doğal sit alını ve açık hava müzesi olarak koruma altına alınmıştır.

Nuh’ un Gemisi’nin İzi ilk kez 11 Eylül 1959 günü harita yüzbaşısı İhsan Durupınar tarafından keşfedildi. Durupınar, doğu bölgesinin havadan çekilmiş fotometrik haritalarını tetkik ederken ilginç bir resmi buldu. Resim bütün dünyayı ilgilendiriyordu. Bunun Nuh’un Gemisi olma ihtimali vardı. Bu tarihten sonra Ağrı Dağı ve Telçeker Köyü üstündeki heyelan bölgesinde gemi aramaları hızlandı. Heyelan bölgesi, Ağrı Dağı’nın tam güney karşısında, Doğubayazıt- Gürbulak yolunun güneyinde, Telçeker ve Üzengili köylerinin yamaçlarındadır.

Burada gemi biçimli bir şekil vardır ki, harita yüzbaşısının üzerinde durduğu toprak şekil budur. İlk bakışta gerçekten gemiye benzeyen bu yapının heyelanın etkisiyle mi, yoksa Nuh’ un gemisinin karaya oturduğu yer mi olduğu henüz tartışma konusudur. Şekil Nuh’ un gemisi olması kadar ilginç olmakla beraber, doğal anıt niteliğindedir. Yer kabuğunun bir oyunu sonucunda oluşsa dahi, şekil yer bilimleri açısından da ilginçtir.

Nuh’un Gemisi’nin kütlesi, sürekli heyelan olan ve akıntının bütün şiddetiyle devam ettiği yamaçta olduğu halde, yerinde basit kalmış, şekil bozulmamıştır. Kütlenin biçimi, insanoğlunun yaptığı ilk gemilere benzerlik göstermektedir. Baş tarafı çok dar, arka kısmı ortaya doğru daralmış haldedir.

Boyut olarak 165x50x13 metre ölçüsündedir. (Bu rakamlar, kutsal kitaplarda belirtilen ölçülere uymaktadır.) Çevresini oluşturan toprak toprağa kıyasla gemi kütlesinin malzemesi kuvvetli bir fiziksel mukavemete sahiptir. Gemi içinde ve yüzeyinde üç ayrı seviyede dizilmiş, eşit aralıklarla dağılmış ve fiziksel farklılıklar gösteren bölümler mevcuttur. Geminin muhtelif yerlerinde gemi direklerini andıran boşluk ve tümsekler vardır.

Ağrı: Eski Bayezid Camii

Eski Bayezid Camii; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Doğubayazıt Kalesi’nin hemen yanında, merkezi kubbeli ve tek minareli cami yapılmıştır. Caminin yer aldığı yamaç düzeltildikten sonra, duvar örülmek suretiyle düz bir teras oluşturulmuş ve üzerinde bu camii inşa edilmiştir.

Kesme taştan yapılan bu camii, 15–20×15-20 metre boyutlarında, kara planlı ve tek kubbelidir. Tarihi caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri, mihrabiyeleri, duvar payeleri, kubbeye geçiş sistemleri, duvarlardaki kemerler, pencereler ve minarenin yapımında bir sadelik göze çarpar.

Ağrı: Buz Mağarası

Buz Mağarası; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçesine bağlı Hallaç Köyü sınırları içerisindedir. Köy merkezine 3 kilometre mesafededir. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Doğal bir anıt mağarasıdır. Mağara uzun eksenli, elips biçiminde, yaklaşık 100 metre uzunluğunda, 50 metre genişliğinde ve 8 metre derinliğinde bir çukurdur. Mağaranın ağzı esas çukura göre biraz yukarıda kalmaktadır. İçinde bazalt lavlar, kayalar ve bu kayaların üzerinde saf ve temiz suların donmasıyla oluşmuş buz tabakalarını görmek mümkündür.

Kayaların üzerinde renk renk görünen temiz buz tabakaları, sarkıt ve dikitleri olan buz mağarası mevsimlere göre değişken bir havaya sahiptir. Kışın fazla soğuk olmayan buz mağarası hava akımının etkisiyle yukarıdan damlayan suları dondurarak buza çevirmektedir.

Doğubayazıt İlçesi’nin en sıcak bölgesinde böylesine geniş bir çukurda dışarıdaki zıtlık gösteren buzdan sarkıt ve dikitler, insanı şaşırtacak şekildedir. Mağaranın ağzından süzülen güneş ışığı, mağara içindeki buzlar üzerinde ışık oyunları yapmaktadır.

Doğubayazıt Ovası’nda çok sayıdaki bataklıktan anlaşılacağı üzere yer altı suyu tablası çok yüksektir. Bu durumda hava akımının mağaraya yakın yerlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Aşağı Sinek Köyü’nden başlayıp mağaraya doğru uzanan lav aracılığıyla mağaranın dip kısmından gelip, mağaranın iç kısmını soğutan ve mağara tavanı üzerindeki kaya kesimlerinden süzülerek damlayan suyun donmasına yol açan bu soğuk havanın özel bir bileşimi olduğu sanılmaktadır.

Mağara içinde kuşların yuva yapması, şimdiye kadar mağara içinde kimsenin etkilenmemesi ve devamlı buzlu su alınması, hava bileşiminin zehirsiz olduğunu göstermektedir. Yöre halkının buzluk olarak adlandırdığı mağara çevresindeki yerleşimlerin su ihtiyacını karşılamaktadır.

Işık tutulduğunda kristal gibi parlayan ve renkten renge giren buz parçaları insanları hayretler içinde bırakır. Mağaranın en önemli özelliklerinden biri de yazın soğuk, kışın sıcak olmasıdır. Kapısında sürekli sıcak ve soğuk hava akımı bulunur.

Ağrı: Ahmed-i Hani Türbesi

Ahmed-i Hani Türbesi; Ağrı’nın Doğubayazit İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Türbenin bulunduğu yere her yarım saatte bir belediye servis hizmeti vardır.

1651 yılında doğan ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Ahmedi Hani’ye ait bir türbedir. Türbenin yanında sonradan birde cami yapılmıştır.  İshak Paşa Sarayının üst kısmındadır. Bölgede en çok ziyaret edilen türbedir.

Ahmed-İ Hani Kimdir?

17. yüzyılda yaşayan ve Mem u Zin adlı eseriyle bilinen Kürt edebiyatçı, şair, astronom ve İslam âlimi olan Ahmed-i Hani, kendisi gibi âlim olan İlyas adlı şahsın oğludur. Doğu Anadolu bölgesinde yaşayan ve Osmanlı dönemi şeyh, âlim ve şairlerinden olan Ahmed-i Hani’nin yapılan son araştırmalar neticesinde Hakkari’nin Hân köyünde doğduğu ve bu nedenle Hani adını aldığı bilinmektedir.

İlk tahsilini dönemin birçok âlimi gibi ailesinden aldığı eğitimle tamamlayan Hani, sonraki süreçlerde Bağdat, Şam, Halep ve İran medreselerinde uzun süre eğitim görmüş ve onu tarihe not kazıyan benliğini bu eğitimler vesilesiyle kazanmıştır. İyi bir İslami ilim, şiir ve tasavvuf eğitimi alan Hani’nin ayrıca, eserlerinden anlaşıldığı üzere Nakşibendi tarikatına da girdiği görülmektedir. Çevre halkına faydalı olabilmek amacıyla eserlerini umumiyetle ana dili olan Kürtçe ile kaleme almıştır. Kürtçe’nin yanında Arapça, Farsça ve Türkçe’yi de iyi bilmektedir.

Hayatı boyunca hiç evlenmeyen Ahmed-i Hani, kendini İslam ilim ve kültürüne adadı, büyük bir âlim ve mutasavvıf olma yolunda emek harcadı. Evlenmemiş olsa da yazdığı aşk şiir ve hikâyelerinden duygu yüklü bir insan olduğu görülmektedir. Bir dönem üst tabakaya mensup Selma adında bir kıza aşık olduğu ve bu vesileyle aşk şiirleri yazdığı rivayet edilir.

İshak Paşa Sarayı’nın temeli atılırken dua ettiği rivayet edilen Hani’nin bu sarayda kâtiplik yapıldığı bilinmektedir. Bunun yanında gençlik yıllarında Botan Beyi’nin meclislerinde uzun süre bulunduğu gibi diğer beyliklerle de yakın ilişki kurduğu bilinmektedir. Doğubayazıt’ta Muradiye Cami’inde imamlık yapan Ahmed-i Hani, Bayazıt Mir Mir Muhammed’in de divan kâtibi görevini yürüttü.

Hayatının son dönemlerine doğru kurduğu Hani Medresesi’nde İslam kültürüne dair dersler verdi ve bölge civarındaki gençlerin İslami terbiye ile yetişmesi için çaba gösterdi. Ahmed-i Hani bir süre dönem itibariyle bölgenin kültür merkezi olan bugünkü Şırnak’ın Cizre ilçesinde yaşadı. Sonraki süreçlerde Doğubayazit’e yerleşti ve burada vefat etti.

Ağrı: Balık Gölü

Balık Gölü; Ağrı’nın Taşlıçay İlçesi ile Doğubayazıt İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Taşlıçay’a 26 kilometre, Doğubayazıt’a 60 kilometre mesafededir.

Balık Gölü’nün denizden yüksekliği 2 bin 241 metre olup, Türkiye’nin en yüksek rakımlı göllerinden biridir. En derin yeri 37 metredir ve bir lav seti gölüdür.

Göl, içme suyu ve kullanma suyu koruma sahası statüsünde olup yakınındaki yerleşim birimleri için içme suyu sağlamaktadır. Çevresindeki dağlardan gelen küçük dereler, kıyısındaki pınarlar ve yer altı sularıyla beslendiği için akış durumu ve sürekliliği ile ilgili veriler tespit edilememiştir.

Yakın çevresinde tarım alanları ve otlaklar bulunur. Türkiye’nin önemli kuş alanlarından biridir. Gölün üzerindeki 0.15 hektar alana sahip bir adada kuluçkaya yatan kadife ördek popülasyonu ile önemli bir kuş alanı statüsü kazanmıştır.

Bölgedeki asıl ünü, yetiştirdiği kırmızı benekli alabalıktan kaynaklanır. Göl çevresinde yaşayan başlıca hayvan türleri kartal, şahin, keklik, yabani tavşan, tilki, kurt, yaban ördeği, martı, bıldırcın ve çulluktur.

Ağrı: Meteor Çukuru

Meteor Çukuru; Ağrı’nın Doğubayazıt İlçe Merkezi’nin 35 kilometre doğusunda, Gürbulak Gümrük Kapısı’nın 2 kilometre kuzeydoğusunda yer almaktadır.

Meteor Çukuru, ikinci derece doğal sit alanıdır. Karstik çöküntü olup derinliği 60 metre, çapı ise 35 metredir.

Yöre halkı arasında 1892 yılında gece büyük bir göktaşının düştüğü, sarsıntı  meydana geldiğini ve Gülveren köyünün su kaynaklarının bulanık aktığı söylenmektedir.

Önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.