CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Harami Düzenini Yıkacağım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hizmette 3. Yıl Sunumu”na katıldı. CHP Lideri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasının ardından kürsüye çıktı ve açıklamalarda bulundu.

Birgün’de yer alan habere göre; “Bir yola çıktık aydınlık Türkiye için” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarımızın üzerinde baskı olduğunu biliyorum. Ellerinin kollarının bağlanmak istendiğini biliyorum. Millet iktidarında biz yeni bir hedef ortaya koyacağız. Merkez ile yerel arasında sağlıklı bir denge oluşturacağız. Yeni kaynaklar yaratacağız” ifadelerini kullandı”

Altılı masa açıklaması

Açıklamasında altılı masaya da değinen CHP Lideri, “Evet beraberiz, evet birlikteyiz, evet Millet İttifakı’yız. 6 lider bir aradayız. Ayrı partileriz, doğru. Ayrı programlarımız var, doğru. Hedeflerimiz farklı olabilir ama ortaklaştığımız alanlar var. Demokrasi gibi, adalet gibi, devlette liyakat gibi, kadın erkek eşitliği gibi, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye gibi… Temel, ana normlarda birlikteyiz. Beraber yapacağız bunları” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Ben bazen diyorum ya ‘helalleşme’ diye. Helalleşme; gücü elinde bulunduranın yaptığı haksızlık dolayısıyla kişiden özür dilenmesidir, burada bir yanlış yaptık demesidir. Yoksa tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlerle oturup helalleşeceğiz diye bir kavram yok. Onun hesabını mutlaka soracağız. Öyle çocuklarına vakıflar kurduracaksın, milyon dolarlarla oynayacaksın, ABD’lerde gökdelenler yapacaksın, Kılıçdaroğlu onları görmeyecek! Göreceğim, hepsini göreceğim! O paraların tamamını Türkiye’ye getireceğim ve halkın hizmetine sunacağım.”

“Bir soygun düzenini, bir harami düzenini yıkacağım. Kararlıyım” diyen Kılıçdaroğlu, “Haramilerin olduğu yerde adalet olmaz, haramilerin olduğu yerde gelir dağılımı dengeli olmaz, haramilerin olduğu yerde halkın hakkı yenir, haramilerin olduğu yerde milyonlarca insan yatağa aç girer. Haramilerin iktidarını yıktığımızda göreceksiniz aydınlık Türkiye’yi, göreceksiniz çağdaş uygarlığı…” ifadelerini kullandı.

“Güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz”

Kılıçdaroğlu, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Asla umutsuzluğa kapılmayın. Hep beraber Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal’in öngördüğü çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. Ve birlikte mücadele edeceğiz, birlikte çalışacağız. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ayırmadan, kadını erkeği ayırmadan, yaşlısı genci ayırmadan birlikte yapacağız. Güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.”

Milleti İttifakı İktidara Gelirse Kim, Hangi Koltuğa Oturacak?

Gazeteci Barış Pehlivan, son yazısında, Millet İttifakı’nda kimlerin hangi koltuğa oturacağının şimdiden belirlendiğini yazdı. Pehlivan, yazısında, oy oranının, koltukların dağılımında etkili olacağını da belirtti.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında çarpıcı ifadeler kullandı. “Tam uyumak üzereyken geldi mesaj: “Acaba ilk kararnamede kimler olacak?”” diyen Pehlivan “Neymiş, Millet İttifakı iktidara gelirse kimlerin hangi koltuğa oturacağı şimdiden belirleniyormuş. “Birinci kararname yazılmaya başlanmış bile” diyordu bir bilen.” sözlerin israf etti.

Duyduğu bilginin doğru sayıldığını söyleyen Pehlivan “Altılı masanın oluşturduğu yapılardan en kritiği Kurumsal Reformlar Komisyonu. Bu komisyon AKP iktidarının çürüttüğü devletin yeniden yapılandırılması için yol haritasını belirliyor. Alınan karara göre, seçim sonrası Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması birinci hedef. Yani olası ilk kararnamede bu teşkilatın ilanını göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bürokraside kimler görevlendirilecek? 

Pehlivan, yazısının devamında “Deniyor ki Millet İttifakı’nda devletin önemli kurumlarına kimlerin atanacağına dair bir plan var. Başta CHP olmak üzere muhalefet cephesinde liste hazırlığı yapanlar bulunuyor.” diyerek şunları aktardı:

Yani Merkez Bankası’ndan TRT’ye, hangi kuruma kimin getirileceğine dair olası isimler tartışılıyor. Hatta bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “onurlu bürokrat” dediği ve devlette şu an görev yapan bazı kişilerle görüşmeler de yapılıyor. AKP döneminde suça bulaşmamış, hükümetin değil devletin adamı olmuş isimlerin deneyimlerinden nasıl yararlanılabileceği üzerinde çalışılıyor. Belki haberleri yok ama onların seçim sonrası oluşturulacak yeni yapılanmada görevlerine devam etmesi de planlanıyor.

Dahası, çürüyen devletin nasıl yeniden ayağa kaldırılacağına dair, bizzat çürümeye tanık olan yani devlette aktif olarak çalışan bazı isimlerden destek de alınıyor. Yani Millet İttifakı iktidara gelirse çıkarılacak kanunlar için “içeriden” öneriler geliyor. Kim onlar, diye sorduğumda “Ağırlıklı olarak ekonomi bürokrasisindeki yöneticiler” deniyor.

Kuşku yok ki altılı masadan bir iktidar çıkması kadar hangi partinin ne kadar oy alacağı da önem arz ediyor. Buna göre, seçmenden alınan güç, koltukların dağılımında kimin görüşünün ağırlık kazanacağını da belirleyecek.

Son olarak…

Yüzlerce kişilik değişimden bahsediyorum.

Bir CHP kurmayı, “Biz kazandığımız anda kimin devlette hangi koltuğa oturacağı önceden belirlenecek, yani kaos olmayacak” dedi. Ağırlıklı görüş o isimlerin seçim sonrası açıklanması olsa da Demokrat Parti, “Bazı kritik kadroların seçimden önce ilan edilmesi gerek” diye düşünüyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Uyuşturucu Baronlarının Defterlerini Düreceğiz

Aydın’da partisinin üye katılım töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu uyuşturucuya yönelik yaptığı açıklamada, “Uyuşturucu baronlarıyla kol kola giren siyasetçilerin ve baronların defterlerini düreceğiz. Gencecik evlatlarımızı zehirliyorlar. Polis kardeşlerimize ‘Yetki sende’ diyeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında, “Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum bir parti olayı olmaktan çıkmıştır” diyen Kılıçdaroğlu, “Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Biz, 6 lider bir araya gelerek Türkiye’nin kaderini değiştirmek istiyoruz. Bir yüzyılı devirdik. 2023’e giderken Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyoruz. Bu amaçlarla yola çıktık. Bu amaçları gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ziyaretlerini de eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Hiçbir devlet başkanı para dilenmek için yurt dışına gitmedi. Suudi Arabistan’a gideyim, BAE’ye gideyim acaba bana para verirler mi vesaire… Bu duruma Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiç düşmedi. Şimdi el avuç açıyoruz ‘birileri bize para verir mi’ diye. Türkiye’yi bundan çıkaracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Aydın’da partisinin üye katılım töreninde konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle:

“Bu ülkede yaşayan herkesin huzur içinde yaşamasını isteriz. Bize oy verir veya vermez hiç önemi yok. Ona hizmet götürmek bizim temel görevimizdir. Belediye başkanlarımız burada. Onlara 7 madde vermişim, ‘her ay okuyun’ diyorum. ‘Belediye başkanı seçildiğinizde önce yoksul mahallelerden başlayarak hizmet götüreceksiniz’, ‘bol miktarda kreş açacaksınız’ diyorum.

“Türkiye’yi ayağa kaldırmak zorundayız”

Çok sorun var Türkiye’de farkındayım. Sorunların ne olduğunu da biliyoruz. Biz, 6 lider bir araya gelerek Türkiye’nin kaderini değiştirmek istiyoruz. Bir yüzyılı devirdik. 2023’e giderken Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyoruz. Bu amaçlarla yola çıktık. Bu amaçları gerçekleştireceğiz. Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu durum bir parti olayı olmaktan çıkmıştır. Sorun bir Türkiye sorunudur ve biz Türkiye’yi ayağa kaldırmak zorundayız.

Hiçbir devlet başkanı para dilenmek için yurt dışına gitmedi. Suudi Arabistan’a gideyim, BAE’ye gideyim acaba bana para verirler mi vesaire… Bu duruma Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiç düşmedi. Şimdi el avuç açıyoruz ‘birileri bize para verir mi’ diye. Türkiye’yi bundan çıkaracağız. Bütün komşularımızla huzur içinde yaşayacağız. Bir sözüm var. Allah nasip eder sizlerin oyları oylarıyla eğer ittifak iktidar olursa Suriyeli kardeşlerimizi kendi iradeleri ile ülkelerine göndereceğiz.

Gençlerimiz işsiz biliyorum. Yazılı da kazanıp sözlü de eleniyorsa onun hakkı, hukuku yeniyor demektir. Bu millete sözüm var. KPSS olacak, kim sınavı kazanmışsa ataması yapılacak. Mülakat kaldırılacak. Devlette liyakat olacak. Bir işi ehline teslim etmek sadece insanlığın gereği değil aynı zamanda inancımızın da bir gereğidir.

Çocuklarına vakıf kuruyorlar. Bir burada bir ABD’de. Buradan milyon dolarları ABD’ye transfer ediyorlar. Manhattan’da gökdelen yapıyorlar, Muhammed Ali’nin çiftliğini satın alıyorlar. Kendi dünyalıklarını ABD’de yapıyorlar ama benim bu millete sözüm var o paraların tamamını Türkiye’ye getireceğim ve sizlere teslim edeceğim. Göreceksiniz yolsuzluk yapanların burnundan fitil fitil getireceğim. Hiç endişe etmeyin. Hakkı, hukuku ve adaleti savunmak için bu kardeşiniz yürüdü. Tek başına yürümedi, milyonlarla yürüdü. Adaleti birlikte sağlayacağız.

İnsanların hataları olabilir. Bazen kurumların da eksiklikleri, yanlışlıkları olabilir. Bizim de CHP olarak hatalarımız, eksikliklerimiz oldu. Bugün de olabilir. Bütün mesele hatalardan ders çıkarmaktır. Biz oturduk Ankara’da güzel nutuklar attık ‘Bize niye oy çıkmıyor’ dedik. Sen gittin vatandaşın sofrasına oturdun mu? Derdini dinledin mi? Gezmek, konuşmak lazım. Biz bir ara başörtüsü sorununu Türkiye’nin bir numaralı sorunu haline getirdik. Sana ne kardeşim kadının giyim kuşamından? Bizim sadece saygı duymamız lazım.

Adımız Halk Partisi. Gerçek anlamda halkın partisi olmak için çalışıyoruz. Doğudan, batıdan, güneyden, kuzeyden halkın partisi olmak için. Halkın her katmanına gidiyoruz, konuşuyoruz. Sandık günü elinizi vicdanınıza koyup oy kullanın. Önümüzdeki seçimlerin kaderini gençler belirleyecek, biz değil. 7.5 milyon genç ilk kez gidip sandığa oy kullanacak. Türkiye’nin kaderini belirleyecek. İlk kez sandığa oy kullanacak 7.5 milyon gencimiz var.

“Uyuşturucu baronlarının defterlerini düreceğiz”

Bu 7.5 milyon genç dünya siyaset tarihine önemli bir miras bırakacak. Bir otoriter yönetimi, demokratik yöntemlerle sonlandırmak gibi bir görevi ifade edecek. Hep beraber sarayda oturanı Allah’ın izniyle emekli edeceğiz. Diktatör sözünü ilk kez Aydın’da bir mitingde kullanmıştım. Kullandığım zaman yadırganmıştı ama şimdi ne kadar doğru olduğu biliniyor. Bugün Türkiye’nin geldiği durum iç açıcı değil ama düzelteceğiz. Kadınlar da çok mutlu değiller. Kadınlar da bu iktidara gerekli dersi verecekler. Evlerde huzur yok biliyorum.

Uyuşturucu baronlarıyla kol kola giren siyasetçilerin ve baronların defterlerini düreceğiz. Gencecik evlatlarımızı zehirliyorlar. Polis kardeşlerimize ‘Yetki sende’ diyeceğiz. Hangi siyasi müdahale ederse onunda defterini düreceğiz. Bütün sıkıntıların farkındayız, nasıl çözeceğimizi de biliyoruz. Bizi yetkilendirin.”

CHP’li Özel: Seçimi Kaybedip Krizi Muhalefetin Kucağına Atacaklar

İktidar kanadındaki seçim senaryolarını anlatan CHP’li Özel, “Erken seçim olursa Erdoğan kazanacağı için yapmaz, kaybedeceğini bildiği için ileride daha fazla kaybetmemek için yapar” dedi. Özel, “Bu ekonomik krizi muhalefetin kucağına atacaklar” ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Halk TV’de Şirin Payzın’la Sözüm Var programına konuk oldu. Özel’in açıklamaları şöyle:

“Denilen şudur ki seçimi kaybedeceklerini bile bile yapacaklar. Bu ekonomik krizi muhalefetin kucağına atacaklar. Güçlü bir medyaları var, bir tek TRT ile Anadolu Ajansı normale dönebilir, onun dışında bütün kanallar ellerinde. Bürokraside güçlüler.

Yargı bürokrasisinde yeni hükümeti zorlayacak şekilde yargı engelleri olacak, sıkı bir muhalefetle ve Yüce Divan olmadan yani kirli çamaşırlar meydana saçılmadan krizi muhalefetin kucağına atıp bir dönem için muhalefette kalmayı göze alabileceklerini söylüyorlar. Erdoğan ekimde seçime gidecekse kazanacağını bildiği için değil, martta ya da haziranda daha fazla kaybetmemek için gidiyor diye bir iddiada var.”

‘Sürgünler yaşanıyor’

Bürokraside ve özellikle Merkez Bankası’ndaki mobbing ve sürgünlerden de bahseden Özel şunları söyledi; “Türkiye Merkez Bankası’nda mobbingin ötesinde sürgünler yaşanıyor. ‘Yapamazsınız’ diyeni İzmir şubesine, Denizli şubesine gönderiyorlar. İşi gücü makro ekonomide analiz yapıp reçete üretmek olan çok üst düzeye gelmiş kişiler partimize başvuruyorlar. Yakınları vasıtasıyla başvuruyorlar. Diyorlar ki ‘Benim oğlum şu kadar süredir başekonomist’.

Enflasyon faiz meselesinde ya da ‘Kur Korumalı Mevduat meselesi şöyle bir felakete götürür’ dediği için ‘sen sus’ deyip görevden el çektirmeleri falan bırakın Denizli şubesine İzmir şubesine gönderildiği ve 1 yıllık düz memur görevinde yollandıkları söyleniyor. Bürokratların muz cumhuriyetinde olmayacak işler yaptığını da anlatıyorlar. Merkez Bankası çalışanlarının özellikle mobbinge sürgüne uğrayan veya şikayetçi olanlar, kendisi gelemeyen ablasını yolluyor, babasını yolluyor, ‘buna bir şey deyin bir de bizi bilin’ diyorlar” dedi.

Kılıçdaroğlu’ndan Selman’ı Ağırlayacak Erdoğan’a Tepki: Katille Kucaklaşacak

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı ağırlayacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki göstererek, “Devletin başındaki kişi, cinayet emrini veren katille kucaklaşacak” dedi.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, Pınar Gültekin’in öldürülmesine ilişkin davada katiline ceza indirimi uygulanmasına da değinerek, “Önce yakılan, sonra parçalanarak öldürülen bir kadın. Yargıç karar verdi, haksız tahrik indirimi sağladı. Müebbeti 23 yıla döndürdü. Hangi vicdan, hangi ahlak kabul eder?” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, basın, sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemenin yasalaşmaması için parlamentoda sonuna kadar mücadele edeceklerini, yasalaşması halinde Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerini bildirdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının özgürce yazmasını ve eleştirebilmesini, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlükte olmasını, parlamentonun toplumun sorunlarına çözüm üretmesini istediklerini söyledi.

Türkiye’nin büyük sorunları bulunduğunu ve herkesin bunun farkında olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Yargıya bakıyorsunuz adaleti dağıtmaktan uzak. Yönetime bakıyorsunuz, ne yaptığı belli değil. Saraya bakıyorsunuz, ayrı havalarda. İniyorsunuz alana, halka gidiyorsunuz, dünya kadar şikayet dinliyorsunuz.” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Güzel bir ülkede, huzur içinde, beraber yaşamak istiyoruz. Her evde huzur olsun, herkesin işi gücü olsun, gazeteciler özgürce yazsın, eleştirsinler istiyoruz. Demokrasi olsun istiyoruz, kadın erkek eşitliği olsun istiyoruz, İstanbul Sözleşmesi yürürlükte olsun istiyoruz. Her alın terinin değerli olduğunun kabul edilmesini istiyoruz, çatısı altında olduğumuz parlamento toplumun sorunlarına çözüm üretsin istiyoruz. Bir yerlerden, Saray’dan talimat alan bir parlamento istemiyoruz. Milli Kurtuluş Savaşı’nda dik duran parlamento yine aynı şekilde durabilmeli.

Bunları söylüyorum ama büyük sorunlarımız var bunun farkındayım zaten. Herkes de bunun farkında. Yargıya bakıyorsunuz adaleti dağıtmaktan uzak, yönetime bakıyorsunuz ne yaptığı belli değil, Saray’a bakıyorsunuz ayrı havalarda, iniyorsunuz alana halka gidiyorsunuz dünya kadar şikayet dinliyorsunuz. Yönetim ve halk arasında büyük bir uçurum var şu anda. Saray ne yaptığını bilmiyor, halksa perişan vaziyette. Çıkış noktasının tek adresi var. Adresin adı belli, Cumhuriyet Halk Partisi. Halkın partisi. Söz veriyorum halkıma her kuruşun hesabını veren bir yönetim gelecek. Herkesin iş güç sahibi olduğu bir Türkiye’yi inşa etmek için bir yönetim gelecek.

“Beraber, birlikte yaşadığımız bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız” 

İkinci yüzyıla giderken güzel, itibarlı bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bütün kurumlarıyla saygı duyulan bir Türkiye. Yargıçları adalet dağıtacak, kamu görevlileri liyakat içinde halkına hizmet edecek, verilen her kuruşun hesabı halka verilecek. Temiz bir Türkiye, güzel bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye. Beraber, birlikte yaşadığımız bir Türkiye’yi inşa etmek zorundayız. Karanlıkları aydınlığa çevirmek gibi temel bir görevimiz var bu görevi yapacağız. Söz veriyorum bu görevi ya yapacağız ya yapacağız. Aydınlığa çıkaracağız.

Pınar Hanım konuştu, yasama, yargı, yürütme. Kuvvetler ayrılığı. Şimdi bitti kuvvetler ayrılığı, kuvvetler birliği var. Bir kişiye bağlı her şey. Hakimi, savcısı, parlamentosu her şey ona bağlı. Bir sansür teklifi getirmişler. Vermişler milletvekillerinin eline Saray’da hazırlanmış ‘bunun altına atın imzaları.’ Atıyorlar imzaları. Ne olduğunu da bilmiyorlar, nasıl bir felaket olduğunun da farkında değiller. Efendim kimse Saray’ı eleştirmesin, kimse AK Parti’yi eleştirmesin, kimse MHP’yi eleştirmesin herkesin ağzına bant çekelim, hiç kimse konuşmasın dünyayı güllük gülistanlık gösterelim millete. Sanıyorlar ki bu millet bunu yutacak, yutmayız efendim yutmayız. Bu millet bunu yutmaz. Her şey meydanda her şey görünüyor.

Yasa teklifi getiriyorlar, komisyonda görüşülecek. Yargıtay’dan da bir üye istiyorlar, Yargıtay’dan da bir hakim geliyor. Komisyonda konuşuyor ‘ya bu doğru değil, bu uygulanması ciddi sorunlar yaratır bu yasanın’ diyor. Hemen AK Parti ve MHP milletvekilleri hakimi susturmaya çalışıyorlar. İşin içinden gelen adam bu yanlış diyor ama susturuyorlar. Büyük bir ihtimalle de pişman olmuşlardır.

Onlar tabii şöyle bekliyorlardı; Yargıtay’dan birisini istedik, hakim diye birisi gelecek, biz ne dersek altına mührü basacak ve diyecekler ki çok mükemmel bir tekliftir. Böyle birisini bekliyorlar. E namuslu bir yargıç gelmiş, ahlaklı bir adam gelmiş ‘yanlıştır bu’ diyor. Pınar Hanım dedi ki ‘Biz Silivri’de yatmaya alışığız.’ Silivri gerçekten de bu ülkenin tarihinde önemli bir isim olarak kalacaktır. Romanları olacaktır, adaletsizliğin tarihini yazmak isteyenler önce Silivri’ye bakacaklardır. Nazilerin toplama kampı gibiydi orası. Kimi buldularsa atıyorlardı içeriye. Sanıyorlar ki biz bunları söylemeyeceğiz. Siz bizi hala öğrenemediniz mi?

“Ülkenin itibarını birilerine satan adama Allah aşkına ne denir bu ülkede?”

Eğer İstanbul’da Suudi Konsolosluğu’nda bir cinayet işleniyorsa, o cinayetin bütün ayrıntılarını sorgulamak ve gerçeği halkla paylaşmak artı gerekli cezayı vermek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin görevidir. Eğer siz para uğruna, Türkiye’yi kötü yönettiniz, dilencilik yapıyorsunuz gidiyorsunuz birilerinden para istemeye ve tutuyorsunuz Türkiye’de görünmekte olan bir davayı ve işlenen bir cinayeti birilerinin talebi üzerine ve para uğruna Suudi Arabistan’a veriyorsunuz. ‘Al sen bak’ diyorsunuz.

Bunu yazan Yargıç, ‘Söz konusu davanın devri sanıklar açısından kendi davalarının yargıcı olmak sonucunu doğuracaktır’ diyor. Katille hakim aynı adam. Türkçesi bu. ‘Davalar bozulan ikili ilişkilerin düzeltilmesine diyet olarak verilmiştir’ diyor. Bu kadar açık bu kadar net konuyor ortaya. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde vicdan sahibi olan herkese sormak isterim, devletin itibarını bu kadar ayaklar altına alan, para uğruna bu ülkenin itibarını birilerine satan adama Allah aşkına ne denir bu ülkede?

Cinayet öncesi geliyorlar zaten üç tane tuğgeneral, 2 tane yarbay iki teğmen 8 istihbarat elemanı geliyor. Katlediyorlar konsoloslukta devletinin itibarını İstanbul’daki Suudi Konsolosluğu’nun bahçesine gömüyorlar. Bunlar ülkeye asla ve asla itibar kazandıracak olaylar değildir itibar kaybettiren olaylardır. Sandığa gideceğiz demokratik yollarla ben bunların tamamını emekli edeceğim.

Bir de daha önceden beyefendi o kadar yüksekten atıyor ki, ‘Suudi Arabistan belgeleri dinlemek istedi ama bir de almak istedi. Dinletiriz, gösteririz ama vermeyiz. Verelim de ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?’ Verdiler. Ya adam bari sözünde durur ya. ‘Kaşıkçı başkonsoloslukta ne yazık ki alçakça bir operasyonla şehit edildi’ böyle diyor Erdoğan. Veliaht Prens dedi ki, gelecek olan beyefendi, ‘Cemal Kaşıkçı başkonsolosluktan çıktı’ diyor. ‘Ya Cemal Kaşıkçı çocuk mu? Dışarıda nişanlısı var onu alıp ayrılamaz mıydı? Bunlar dünyayı enayi zannediyor, bu millet enayi değil hesabını sormasını bilir’ diyor.

Kim enayi oldu? Bu millet değil doğru. Ama birileri kendisini enayi yerine koydu. Para için üç kuruş için üç kuruş üç tane Cent beş tane dolar için Türkiye’nin itibarı satıldı. Şimdi geliyor, gelecek yine kucaklaşacaklar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başındaki kişi cinayet emrini veren katille kucaklaşacak. Türkiye’nin itibarı, şerefi, onuru. Yerde bırakılan bir Türkiye değil ayağa kalkan onurlu güçlü bir Türkiye istiyoruz. Yapmadılar, onurumuzu ayaklar altına aldılar. Zaten başlangıç belliydi.

Bakın İsrail Mavi Marmara’da bizim 10 kardeşimizi şehit ettiler değil mi? Dosyayı verdiler mi Türkiye’ye? Vermediler. Hem de açık sularda. Bizimki yine esti gürledi. ‘Sana 20 milyon dolar vereyim dosyayı kapat’ dediler. Kapattılar. Onlar unuttu ama biz unutmadık. Rüşvet alandan büyükelçi yaparsanız baştan itibaren kokmaya başlar. Kokmaya başladı da zaten. Şimdi kucaklaşacak, ‘bana biraz para ver zor durumdayım’ diyecek. Ya onurunla dersinki kardeşim ben bu devleti yönetemiyorum, onurumla ben bu görevi bırakıyorum. Yönetecek kişi gelsin buraya yeni başkan da seçilsin ve Türkiye de bu rezaletten kurtulsun dersin kardeşim.”

5 Ayda 50 Bine Yakın Esnaf İflas Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Esnaf Sicil Gazetesi’nin verilerini paylaşarak bu yılın ilk 5 ayındaki esnaf iflaslarını değerlendirdi.

CHP’li Ağbaba, büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor diye yorumladı. Yılın ilk 5 ayında, meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı 47 bin 128’e yükseldiğini belirten Ağbaba, şu ifadeleri kullandı;

“Böylece bu yılın henüz ilk 5 ayında iflas eden esnaf sayısı 50 bine yaklaştı. Mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı ise 8 bin 322 olarak kayıtlara geçti. 2021 yılının mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı 3 bin 893 olarak açıklanmıştı. Geçtiğimiz yıl mayıs ayından bu yılın mayıs ayına iflas eden esnaf sayısında yaşanan artış yüzde 113 oldu. Bakan Nebati her seferinde göstergeler iyi, piyasalar canlı diyor ama yaşanan toplu iflasları da görmemezlikten geliyor.

Nebati’nin enflasyona dayalı sözde büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor. Kur artışı ve dolaylı olarak artan maliyetler esnafların artık dükkanına yeni ürün alamamasına neden oluyor. Ardı ardına gelen zamlar ve yüksek faturalara ek olarak esnafların bankalara olan borçları da düşünüldüğünde, esnafın bu yılın sonunu görmesi neredeyse imkansız hale gelmektedir.”

Şu ana kadar kur korumalı mevduata hazineden ödenen toplam para 21,1 milyar TL olduğunu hatırlatan Ağbaba, açıklamasının devamında şunları söyledi;

“Buna ek olarak kur korumalı mevduata geçen şirketlere sağlanan kurumlar vergisi avantajı ile nedeniyle vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı ise 10 milyar TL olarak açıklandı. Yani şu ana kadar resmi verilere göre Kur Korumalı Mevduatın hazineye maliyeti 30 milyar TL. Hatırlanacağı tam kapanma döneminde 1,3 milyon esnafa verilen toplam hibe ise 4,6 milyar TL ile sınırlı kalmıştı. Bugüne kadar KKM’den zenginlere verilen destek esnafa verilen destekten tam 7 kat daha fazla. İktidara geldiğimizde yapacağımız ilk iş esnaflarımızın banka kredilerinin faizlerini sileceğiz, zengini daha fazla zengin yapan Kur Korumalı Mevduat uygulamasına son verip, küçük esnafımızı destekleyeceğiz.”

CHP’den Altılı Masa Açıklaması: Kritik Konularda Anlaştık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi tarafından oluşturulan Kurumsal Reformlar Komisyonu, hafta başında iktidar olmaları halinde ekonomide izleyecekleri politikaları açıklayan dört maddelik bir programı paylaştı.

Komisyonda yer alan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, çalışmalarını Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’a anlattı. Öztrak, komisyonun bundan sonraki süreçte yeni çalışmalar yapabileceğini söyledi.

Öztrak, 6’lı masa olarak hafta başında ekonomi alanında açıkladıkları dört başlıklı programa ilişkin, “Ekonomiyi bir gömleğe benzetirsek, bütün bu tedbirler 6’lı masanın gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekteki kararlılığını ortaya koymuştur. Aynı zamanda ‘Bir türlü anlaşamazlar’ demelerine rağmen en kritik konularda bile anlaştığımızı göstermiştir” dedi. Bu önlemlerin uygulanabilmesi için bir an önce seçim yapılması gerektiğini vurgulayan Öztrak, “Milletin önüne sandık getirilmeli” dedi.

Açıklanan başlıklar arasında yer alan Hasar Tespit Komitesi’ne (HTK) ilişkin bilgi veren Öztrak, “Duyurduğumuz tedbirlere baktığınız zaman bu ülkenin başına bela olan tek kişilik karar alma süreçlerini katılımcılığa çeviren, Merkez Bankası’na müdahaleyi ortadan kaldıran ve enflasyonla mücadelede etkinliğini artıran bir yaklaşım görüyoruz. Bunların arasında en önemlilerinden bir tanesi de HTK. Şu anda bu hükümet yönetiminde birçok şey halının altına süpürülmüş vaziyette. Bu kapsamda verilerin gerçekliğinin ortaya çıkarılması ve kamu maliyesine güvenin yeniden sağlanması gerekiyor. Bunu da HTK sağlayacak. Orada 128 milyar dolar ne oldu? 20 Aralık 2021 gecesi ne oldu? Bunların hepsine de bakılacak” diye konuştu.

“Kadroyu gösterdik”

Pazartesi yaptıkları açıklamayla 6’lı masanın kadrolarını da tanıtmış olduklarını söyleyen Öztrak, “O masada iki eski bakan, iki eski Hazine müsteşarı, bir dış ticaret müsteşarı ve bir eski Merkez Bankası başkanı oturuyordu. Orada oturan kadroyu en başta Nebati olmak üzere iktidarın kadrosuyla karşılaştırmak lazım” dedi.

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın Adaylık Çağrısına Yanıt

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla” çağrısına verdiği yanıtta, “Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım” ifadelerine yer verdi.

‘İktidarın Öcalan ile görüştüğünü’ de dile getiren Kılıçdaroğlu, “Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar” diye konuştu.

Dikkat çeken “Bülent Arınç’la tokalaşma” konusunda da Kılıçdaroğlu, “Bülent Arınç’la tokalaştık, hatta bir değil iki kez tokalaştık. Niye tokalaşmayalım. Farkı siyasi kulvarlarda olmamıza karşın birbirimize saygılıyız” dedi.

Arınç’ın konuşmasında “AK Parti yeni kurulduğunda ve iktidar olmadığında her toplantıya gittiklerini ısrarla ifade etmesine” dikkati çeken Kılıçdaroğlu, gündem olan “Kral çıplak demenin zamanıdır” ifadesini de “Demokrasi için çok önemli bir açıklama” olarak değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, “Siyasetçilere ders verir nitelikte bir konuşma. Bu ifade benim açımdan önemli aslında Türk demokrasisi için de son derece önemli bir açıklama” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fox TV’de İsmail Küçükkaya ile Çalar Saat programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Gerçekleri dinlemeye tahammül edemiyorlar. Gerçekleri kim anlatıyor, gazeteciler. Gazeteci yazacak, haber yapacak buna tahammül edemiyorlar. Gerçekleri yazarsan, kamuoyuna sunarsan hapise atacağım diyor. Benim söylediklerimi yazacaksın, diyor. Akıllı bir iktidar özgür bir medyayı savunur. Çünkü bir haksızlık olduğunda anında müdahale etmesine ortam hazırlıyor. Bunlar korkunun eseri. Özgür medyaya, eleştiriye tahammül edemiyorlar.

Parayı biriktiriyorlar şimdi, seçime gideceğiz diye. Türkiye’nin sorunlarına derman olma şansları yok, bunlar gidici ve gidecekler. Kendi beceriksizliğini çöz kardeşim, illa birilerine mi atacaksın suçu. Mazotta yüzde 300’e kadar zam olur mu ya. Bunu yapan Saray, Saray oligarkları. Bir tane adam koymuşsunuz Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın başına. Ne söylediği, ne yaptığı belli değil. Gözlerine mi bakacağız, boyuna mı bakacağız, endamına mı bakacağız. Kardeşim sen dön bir benzin fiyatlarına bak, peynir fiyatlarına bak, domates, salatalık fiyatlarına bak. Bunların dünyadan haberi yok.

Hasar tespit komisyonu kurmaya karar verdik. Aklı başında ekonomiyi bilenleri toplayacağız, tespit yapacağız. Strateji ve planlama örgütü kuracağız. Çiftçi neyi ekecek, biçecek planlamak lazım. Mazota bu kadar zam… Nereye gidecek bu. Bir vatandaşın nefes alması lazım, kredi faizlerini sıfırlayacağız. Ortak söylemimiz, 6 ayda insanlar rahat bir nefes alacak. 6 ay içinde Türkiye’de bütün sorunların çözümü ortaya konur.

Devletin tüm kurumlarında nitelikli kişiler var ama bir kenara atılmışlar. Bir güreşçinin banka yönetim kurulunda ne işi var? Önüne gelen dosyayı nasıl inceleyecek? Bütün bunların atamaları baştan sakat. Emin olun kısa sürede fiyat istikrarı sağlanır. Türkiye Cumhuriyeti devleti akılla yönetilmiyor, önyargıyla yönetiliyor. Bir kişinin egosuyla yönetiliyor.

“85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz”

Faizi indirdik diyor, hangi faizi indirdi. İndirdiği faiz yok. Merkez Bankası, bankalara düşük faizli kredi veriyor, bankaları karlarını yükselttiler. Vatandaşa da yüksek faizli kredi veriyor. Erdoğan kimi kandırıyor, birilerine para kazandırıyor. Boşuna beşli çete demiyoruz. 85 milyon bir avuç kişiye çalışıyoruz. Kur korumalı mevduat uygulamasını derhal kaldıracağız. Birilerine bu avantajı niye vereceğim ya? Milletin karnı doymuyor, ben kalkacağım 100-150 bin kişiye olağanüstü faiz vereceğim.

Ekmek alırken vergi verecek milyarları alırken vergi vermeyecek. Man Adası geleneği bu. Getirdiler paraları beş kuruş bir faiz vermediler. Buradan önce Amerika’ya bildiriliyor, şu kadar para hareketi var oradan Man Adası’ndan Türkiye’ye geliyor, vergi cennetlerinden geldiği için beş kuruş para verilmiyor. Açtı bununla ilgili dava, Yargıtay’da bu davayı kazandık. Belgelerin tamamı doğru. Oradaki iddialarımın arkasındayım.

Yap-işlet-devlet ile yapılanlar soygun düzeniyle yapılmıştır. Bunların zarar etme şansı sıfır. İntikam duygusuyla değil, adaletle çözeceğiz. Devletin nasıl soyulduğunu, soygunun boyutunu tespit edeceğiz.

Erdoğan’a adaylık yanıtı

Telaş, çekiniyor. Yüreğin varsa diyor, cumhurbaşkanı adayını açıkla diyor. Arkadaş yüreğin yetiyorsa beni çağırırsın senin televizyon kanalların var, orada çıkarsın karşıma oturur hesaplaşırız ben de sana cumhurbaşkanı adayının kim olacağını açıklayacağım. Yüreği yetiyorsa çıksın karşıma, dışarıdan niye gazel okuyor. Devletin bütün bilgileri senin elinde. Haksızlık yaptıysak çıkarsın beni mat edersin. Yapamaz, cesaret edemez, çünkü kirli birisi. Benim ne soracağımı gayet iyi biliyor. 10 tane soru sordum. 128 milyar doları kime sattın? O bana sordu hepsine cevap verdim. Birisine bile cevap veremez. Devleti yönetemiyor efendim. Devleti yönetme gücü, kapasitesi yok artık. Bana saldırıyor bir ağız dalaşı yapalım ve dolayısıyla millet benimle Erdoğan arasında tartışmayla ilgilensin. Fiyat artışıyla, zamla, perişanlık gündeme gelmesin.

Arkadaş senin, gücün yetiyorsa toplarsın kadronu, çıkarsın televizyonda karşıma ben söz veriyorum ben tek geleceğim. Sen kimi istiyorsan al gel. Nebati’ni de al, istiyorsan rüşvet alan büyükelçilerini de al, kimi istiyorsan al. Çıkamaz, temiz adam değil, cesaret edemez. Bana niye hakaret ediyorsun kardeşim. Ben senin seviyene düşmem. Ben bu insanlara saygılıyım. Ben kimseye hakaret etmem. Bir düşüncem varsa çıkar efendi gibi anlatırım. Ama o hakaret ederek çünkü bilgi birikim yok hatalarının farkında değil. Yönetim gücünü kaybetmiş durumda. Ülkemizde teknik olarak enflasyon değil bir hayat pahalılığı var diyor. Enflasyonla hayat pahalılığının ne olduğunu bilmiyor. Bunu bilmeyen bir devleti yönetemez.

Büyük bir olasılıkla erken seçime gidecekler, çünkü yönetemiyorlar. Felakete doğru gidiyoruz. Erdoğan’ın bu sorunları çözme kapasitesi de yok, bilgisi de yok. Kasımda olabilir seçim. Yarın bile seçim olsa, biz buna hazırız. Sandık güvenliğinden, seçim bildirgelerine kadar hazırız. Millet İttifakı da buna hazır. Biz 6’lı masa olarak hazırız. Aynı kaygıları taşıyoruz.

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı

Zamanında olursa, Erdoğan’ın aday olmaması lazım. Anayasa açık, hukukçular söylüyor. Büyük bir ihtimalle erken seçim olacak. Bu gerçeği Erdoğan da biliyor, Bahçeli de biliyor.

Bir komisyon kuruldu. 12 kişiden oluşan bir komisyonumuz. 6 güvenlikçi 6 da siyasetçi olmak üzere. Çalışmalar devam ediyor. Her bir aşamada sandık güvenliğini sağlarız diye çalışma yaptık. Benim çağrım olacak; seçim günü sandığa gidin, oyunuzu kullanın. Bu konuda güvenliği sağlayacağımızdan emin olmalarını istiyorum. Türk demokrasi tarihine güzel bir armağan bırakmalıyız, nasıl sonlandırdığımızı tüm dünyaya duyurmalıyız. Hep beraber sandığa gidelim, oyumuzu kullanalım, demokrasiyi yeniden getirelim. Seçin güvenliğinden kimsenin kaygısı olmasın. SADAT değil feriştahı gelse bir şey olmaz. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz.

İktidardan gitmemek için baskı kuruyorlar, medyaya baskı kuruyorlar, bilim insanlarına, üniversitelere, sosyal medyaya düzenleme getiriyorlar. Bunlar yetmedi şimdi de seçim kanunuyla oynuyorlar. Ben burada kalacağım, hangi yasalarla iktidarımı korurum demektir. Demokrasinin en zayıf noktası geldiğiniz gibi gitmemenizdir. SADAT paramiliter bir yapılanmadır. Erdoğan’ın koruması altında. Bir devletin cumhurbaşkanıyla paramiliter yapıyla ne işi var. Ben miyim milliyetçi Bahçeli mi milliyetçi.

Terör konusunda en ağır maliyeti ödeyen Türkiye’dir. NATO’nun gündeminde kesinlikle terör konusu ele alınmalı ve ortak çaba uygulanması lazım. Teröre destek veren NATO üyeleri var. İsveç, Norveç… (Türkiye’nin tutumu) O konuda yanlış yapıyoruz demiyoruz.

Adalet Yürüyüşü

Çok duygulandığım bir konu. Karar alırken sıradan bir karar değil, yürürken de sıradan bir yürüyüş değildi. Tek başıma yürüyeceğimi söyledim. İlk gün yatacak yeri bile zor buldum. İstanbul’a geldiğimde yanımda milyonlar vardı, oğlum vardı… Gazeteciler sordu, babamla gurur duyuyorum dedi. Burayı atlayalım isterseniz…

Karar alıyorsunuz, iddianame alınıyor mahkeme beraat ettiriyor. AİHM beraat ettiriyor. Bu ülkede kim olursa olsun zülme uğradığı zaman insan olarak burada bir haksızlık var demek lazım. Bu haksızlıktır, zulümdür bu. Ben yanlışı dile getirmezsem yarın bana sormayacaklar mı bu Adalet Yürüyüşü’nü niye yaptın diye. Haksızlık kime yapıldıysa karşı çıkacaksınız.

İktidar görüşüyor zaten Öcalan ile. Şu anda kendi aralarında görüşmeler yapıyorlar, biz biliyoruz. Acaba Kürtlerin oyunu nasıl alabiliriz diye. Kürtler o kadar akılsız mı, yapılan haksızlığı görmüyorlar mı. Seçimden önce biliyorsunuz, gittiler açıklama yaptırdılar. Hadi Erdoğan yapabilir, bugün siyah dediğine yarın beyaz diyor, Bahçeli de onu destekledi. Akıl tutulması var. İktidarda kalmak için her yol mübahtır diyorlar. Memlekette soyulmadık kişi kalmadı.

Bütün alanlarda toplumu rahatlatmak zorundasınız. Şunu bilinmesini isterim, Türkiye’nin neresinde yaşıyor olursa olsun 6’lı masada kendisini temsil eden birini görüyor.

Ben konuşurken diğer liderlerin iradelerine müdahale etme konusunda duyarlıyım belirtmek isterim… Olması gereken şu, elbette ki devleti tarafsız yönetmek zorundasınız. Devletin temeli ahlak ve adalettir. Herkes görevlerini yasal çerçeve içinde götürdüğü sürece her şey gider niye gitmesin. Hala kafalarında Venezuela var Nijer var. Ya Venezuela buğdayı dışarıdan ithal ediyor. Ya bunların dünyadan haberi yok. Yönetemiyorlar, bilmiyorlar, yönetme güçleri yok.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Halk Kime Teveccüh Ederse O İktidar Olacaktır

Katıldığı bir etkinlikte gündeme dair açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” ifadelerini kullandı.

Altılı masayı birleştiren tek konunun ülkeye demokrasi getirmek olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türk Demokrasi Vakfı; Yeniden” başlıklı toplantıda gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Bu tür vakıflara siyaset kurumunun, akademinin ihtiyacı var. Medyanın ihtiyacı var. Biz siyasetçiler bir konu üzerinde istesek de yeterince derinleşemeyiz. Sivil toplum örgütleri, belli bir konuyu ele alır, bütün çerçevesiyle masaya yatırır, olayı olgunlaştırır. Yararlanmak isteyen siyaset kurumunun önüne koyar. Bazı siyasal bilimciler ‘Önümüzdeki 50 yıl içinde siyasi partilerin rolü giderek azalacak, STK’ların rolü daha fazla olacak’ diyor.

Demokrasimiz gelişmedi, 100 yılı devirdik bu 100 yıl içinde büyük bedeller ödedik doğru. Başbakanları idam ettik, gencecik fidan gibi gençlerimizi idam ettik. Darbeler, bildiriler oldu. Geçmişten ders çıkarıp, güzel bir gelecek inşa etmek zorundayız. Bizim temel sorunumuz, demokrasimizin arzu ettiği düzeyde gelişmemesinin temel noktası şu. Ödediğimiz vergilerin hesabını sormuyoruz. İş dünyası da bunun üzerinde durmalı.

Bizim Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişle ilgili hazırladığımız metinde önemli bir şey var. Kesin Hesap Komisyonu kurulacak ve başkanı ana muhalefetten olacak. Bu demokrasinin gelişmesi açısından, iktidarı elinde bulunduran gücün ‘Ana muhalefete gidip hesap vereceğim, daha dikkatli olmalıyım’ içgüdüsünü geliştirecek. Bu bizim açımızdan son derece önemli.

İkinci temel sorunumuz medya. Aslında medya o kadar ayrıştı ki. İktidar sahiplerinin en çok ihtiyaç duyacakları şey özgür medyadır. Türkiye veya dünyanın herhangi bir yerinde olan olayı iktidar sahipleri en hızlı medyadan öğrenirler. Bir grup medya sadece güzelleme yapıyorsa aslında iktidarın aleyhinedir, gerçekleri göremez. Medyanın özgür olması gerekir. Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır. Yargı konusunda ciddi sorunlarımız var. Yargının bağımsız olması lazım. Can ve mal güvenliği, demokrasi bu demek aslında. Can ve mal güvenliği olmazsa akademik dünyada, iş dünyası da olmaz. Sivil toplum da olmaz. Farklı düşüncelere tahammül edemiyorsak orada demokrasi yoktur zaten.

İktidar olursunuz, iktidardan gitmemek için Seçim Kanunu başta olmak üzere ‘Medyayı kontrol edeceğim, yargıyı kontrol edeceğim. Ben mutlaka yerimde kalacağım’ dediğiniz andan itibaren demokrasi kan kaybetmeye başlıyor. Siyaset kurumu eğer hatalardan ders çıkarırsa tarih tekerrür etmez ki. Tekerrür yapılan yanlışlardan ders çıkarmamak ama demokrasiyi rayından çıkararak, ülkeyi başka yere götürmek demektir aynı zamanda.

“Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor”

Güzel bir konuşma yaptı sayın Arınç. ‘Keşke diğer partiler de gelse buraya’ dedi. Doğru. Demokrasiyi savunuyorsak birlikte olalım. 1970’lerde, 80’lerde siyasi partilerin genel başkanları otururlardı, televizyonlarda tartışırlardı. Bu dönemin bittiğini görüyoruz. Herkesin bir televizyonu var ve belli olaylar tartışılıyor.

Toplumu ayrıştırdık. Tehlikeli bir mecraya doğru Türkiye gidiyor. Biz, altılı masa diyoruz bazen Türkiye Masası, Demokrasi Masası, Milletin Masası neyse adı. Bizi birleştiren tek bir konu var. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek. Her birimiz ayrı partiyiz, programımız farklı. Ülke bu haldeyken, meseleyi bir parti meselesi olmanın ötesinde artık mesele Türkiye meselesi haline gelmiştir. Türkiye’ye demokrasiyi getirmek zorundayız. Her bir parti kendi düşüncesini bir şekliyle ifade edecektir. Halk kime teveccüh ederse o iktidar olacaktır.

Tazminatlardan söz ettiniz sayın Arınç. Dünya kadar tazminat davası açıldı ama hiç birisi beni yıldıramaz. O davaların hangi gerekçelerle açıldığını da biliyorum. Bütün o davaları kazanacağız. Bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi ya getireceğiz, ya getireceğiz.”

Kulis: CHP İstanbul İl Başkanlığı İçin Üç İsim Öne Çıktı

Kulislere göre parti üyeliği düşürülen Canan Kaftancıoğlu’nun yerine CHP İstanbul İl Başkanlığı için üç isim öne çıktı. Kulislerde konuşulan isimler; İl Başkanvekili Hale Özcömert Coşkun, Üsküdar İlçe Başkanı Suat Özçağdaş ile Fatih İlçe Başkanı Soner Özimer oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 4 yıl 11 aylık hapis cezasının kesinleşmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın parti üyeliğini düşürdüğü İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun “fiili” olarak başkanlık görevini sürdürmesi kararı aldı.

CHP, Kaftancıoğlu’nun üyeliğinin düşürülmesine karşı hukuki itiraz yollarını kullanmaya hazırlanırken, resmi işlemlerde imza yetkisini kullanacak olan il başkanı ataması da yapacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; CHP kulislerinde, bu görev için İl Başkanvekili Hale Özcömert Coşkun’un adı ön plana çıktı. Kaftancıoğlu’nun, kadın ve yakın çalışma arkadaşı olması nedeniyle Coşkun’dan yana tercih koyabileceği belirtiliyor.

Kulislerde, Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki seçimlerin kritik önemde olması nedeniyle, Kaftancıoğlu gibi sahada aktif çalışacak, deneyimli bir ismi de tercih edebileceği konuşuluyor.

Ne olmuştu?

İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında Yargıtay 3. Dairesi’nin beş ayrı suçlamadan verilen mahkumiyet kararının üçünü onamasıyla 4 yıl 11 ay 20 günlük hapis cezası kesinleşmiş ve Kaftancıoğlu’na siyasi yasak getirilmişti.

Silivri Cezaevi’ne gönderilen Kaftancıoğlu, denetimli serbestlik kapsamında serbest bırakılmıştı.

Yargıtay, yerel mahkemenin Türk Ceza Yasası’nın 53. maddesine göre ‘Parti yöneticisi olmasına kısıtlama’ getirilmesini öngören cezayı da onadığı için Kaftancıoğlu’nun siyasi parti üyeliği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düşürülmüştü.