AK Parti’de ‘Mahmut Özer’ Krizi

AK Parti’nin Ankara Kızılcahamam kampında Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile milletvekilleri arasında “üslup” tartışmasının yaşandığı öğrenildi. AK Parti’nin “30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı”, geçen hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla yapıldı.

Tüm AK Parti teşkilatının katıldığı toplantıda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Mehmet Muş ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer de sunum yaptı.

“Yozlaşma” eleştirisi

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, Özer’in sunumunun ardından söz alan AK Partili milletvekilleri, eğitim sistemiyle ilgili eleştirilerini iletti. Ancak bu eleştiriler sonrasında Özer’in yanıt verirken kullandığı üslup AK Partili vekilleri kızdırdı. Bazı milletvekilleri, “toplumda ahlak yozlaşmasının yaşandığı, bu yozlaşmanın çocuk ve gençler üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu” savunarak Özer’e, “Acaba müfredata ahlak ve adap ile ilgili ders mi konulsa” önerisini getirdi.

Ancak Özer’in bu soruya, “Müfredata cari açık dersi konulunca cari açık da kapanmıyor” şeklinde yanıt verdiği ve bu sözler üzerine bazı vekillerinin “salonu terk ettiği, bazılarının da söz alarak, Özer’in üslubuna tepki gösterdiği” kaydedildi. AK Partili vekillerin, “üslup tepkisi” ise AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un da Bakan Özer’i “uyardığı” kaydedildi.

“Atanmış seçilmiş” gerginliği

AK Parti içinde “atanmışlar-seçilmişler” tartışması yaşandığı belirtildi. Bazı milletvekillerinin, “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte dışarıdan atanan bakanlarla milletvekilleri arasında yeterli iletişimin sağlanamaması” nedeniyle parti yönetimine de “tepki gösterdiği” ileri sürüldü.

Milletvekillerinin, parti yönetimine, “Seçim bölgelerimizde halka yoğun temas halindeyiz. Cumhurbaşkanımız da bölgemizde, halkla bir arada olmamız gerektiğini söylüyor. Sahada vatandaşlardan gelen pek çok talep ve şikâyetler oluyor. Bunları bakanlara iletmek ve çözüm yolu aramak isterken bazı bakanlıkların kapılarının bizlere kapalı olduğunu, görüşme taleplerimize çoğu kez cevap dahi verilmediğini görmek, bizleri üzüyor” şeklinde sitemde bulundukları ifade edildi.

1 Mayıs: Zulme Karşı Direneceğiz, Savaşa Değil Emekçiye Bütçe

Kovid 19 salgın nedeniyle iki yıldır kitlesel olarak kutlanamayan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Türkiye genelinde coşkulu bir şekilde kutlandı. Sendikalar, meslek örgütleri, siyasi partiler, STK’lar ve işçiler alanları doldurdu.

1 Mayıs’ta bu yılın teması ekonomik kriz, savaş politikları ve yoksulluk oldu. Alanları dolduran binlerce işçi ve emekçi ekonomik krizi ve hükümetin politikalarını protesto etti.

İstanbul

İstanbul’daki miting için belirlenen Maltepe meydanındaki kutlamaya yoğun bir katılım vardı. Sendika ve sivil toplum kuruluşlarının yürüyüşü nedeniyle etkinlik bir saat geç başladı. Gezi sloganlarının da atıldığı meydanda, geçen hafta içinde dava kapsamında tutuklanan Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın mesajları okundu:

“1 Mayıs’ı, 1 Mayıs meydanında, Taksim’de kutlayacağımız günlerde hep birlikte olacağız. Zulme karşı direneceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelemiz kazanacak. Hepinize Bakırköy ve Silivri cezaevlerinden selamlar. Yaşasın 1 Mayıs.”

Ankara

Ankara’da da işçiler ve demokratik kitle örgütleri 1 Mayıs için Tandoğan Meydanı’nda toplandı. Miting için daha önceki yıllarda Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde buluşulurken Ankara Emniyeti bu sene yürüyüş yolunu neredeyse yarı yarıya kısaltarak Ulaştırma Kavşağı’nda buluşmaya izin verdi.

1 Mayıs’a katılanlarsa bu keyfiyeti kabul etmeyerek AKM önünde buluşmaya başladı. Polis bunun üzerine burada buluşan Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri’nin önüne barikat kurdu. Ancak bir süre sonra barikatı kaldırdı. Emek ve meslek örgütleri de Ulaştırma Kavşağı önünde kortejlerini kurmaya başladı. Tandoğan Meydanı’na da üç koldan girişler yapılırken, polisler tüm girişlerde iki arama noktası kurdu.

İzmir

İzmir’de üç koldan gerçekleştirilen yürüyüşte toplanmalar başladı. Türk-İş, Kamu-İş ve Liman-İş üyesi işçiler Alsancak Limanında, DİSK’e bağlı sendikalar Basmane Meydanı’nda, KESK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, Siyasi partiler ve dernekler ise Cumhuriyet Meydanı’nda; Emek Partisi de fuar Montrö kapısında toplandı. Daha sonra da Gündoğdu Meydanı’ndaki miting için yürüyüşe geçti.

Diyarbakır

Diyarbakır’da kutlama, Kamu Emekçiler Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Diyarbakır Şubeler Platformu, Diyarbakır Tabip Odası, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Bölge Temsilciliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu öncülüğünde İstasyon Meydanı’nda yapılıyor.

Alana  “Onurlu ve insanca bir yaşam için alanlardayız”, “Emek bizim söz bizim”, “Bu iktidarla geçinemiyoruz, asgari değil insanca yaşam”, “Savaşlara ve antidemokratik uygulamalara karşı alanlardayız”, “Ülke zengin, halk fakir, yandaş mutlu” ve Keda me rumeta me ye” pankartları asıldı. Kortejlerde sık sık “Bijî yek gulan”, “Bijî berxwedana karkeran”, “Katil, hırsız AKP”, “jin jiyan azadî” sloganları atıldı.

Van

Van’da binlerce emekçi sloganlarla Musa Anter Parkı’na yürüdü. Üç noktadan miting alanına giriş yapılırken, savaşa, sömürüye karşı sloganlar atıldı. Mitingde konuşan HDP Van Milletvekili Sezai Temelli, “ülkedeki mevcut ekonomik, siyasal kaosun tek sorumlusunun AKP-MHP iktidarı olduğunu” belirtti. Temelli, “bundan kurtulmanın tek yolunun birlik olmaktan geçtiğini” ifade etti.

Kars

Kars’ta KESK Kars Bileşenleri Platformu öncülüğünde Tren Garı alanında 1 Mayıs Mitingi düzenledi. Mitinge yüzlerce yurttaşın yanı sıra siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri katıldı. “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Mutlaka kazanacağız” pankartlarının açıldığı mitingde sık sık “Savaşa değil, emekçiye bütçe” sloganı atıldı.

Adana

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) 4’üncü Bölge Temsilciliği, Arif Nihat Asya Bayrak Parkı’nda basın açıklaması yapıldı. “Kurtuluş yok ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın 1 Mayıs, işçilerin bayramı” ve “Zamsız Türkiye istiyoruz” sloganlarının atıldığı açıklamada işçiler çocuklarıyla etkinliğe katıldı.

Siirt

Siirt’te Demokrasi Meydanı’nda düzenlenmek istenen mitinge izin verilmedi ve sadece açıklama yapıldı. Açıklamanın ardından işçiler, halay çekti, bunun üzerine polis hoparlöre el koydu. Sendika temsilcileri ve polis arasında kısa süreli gerilim yaşandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da polise tepki gösterdi. Polis amirinin, “Gidin Newroz alanında halay çekin” sözleri üzerine tartışma büyüdü. Beştaş polis yetkilisine, “Her yer bizim alanımız, bu il bizim ilimiz, oraya buraya gidin diyemezsin” dedi.

Malatya

KESK, DİSK ve TMMOB çağrısıyla aralarında HDP , EMEP, TİP ve CHP’nin de bulunduğu çok sayıda parti ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı 1 Mayıs kutlaması yürüyüşle başladı. Emeksiz alt geçidinde bir araya gelen binlerce kişi, kortej oluşturarak 1 Mayıs’ın kutlanacağı Emeksiz Meydanı’na yürüdü.

Antalya

Antalya’da Aydın Kanza Parkı önünde bir araya gelen sivil toplum örgütü ve siyasi parti üyeleri, Güllük Caddesi’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.

Şırnak

Şırnak 1 Mayıs etkinliği polis ablukası altında kutlandı. Yürüyüş ve halay izni verilmeyen etkinliğe Şırnak KESK Şubesi üyeleri, Şırnak Eğitim-Sen Şubesi üyeleri, HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş, Şırnak HDP Milletvekili Nuran İmir katıldı. KESK Şubeler Platformu adına ortak basın açıklamasını Adnan Şenbayram yaptı:

“Ekmeğimiz her geçen gün küçülüyor. Elektrik, doğalgaz, gıda, akaryakıt, ulaşım, kiralar başta olmak üzere ardı arkası kesilmeyen zamlar, enflasyon ve dövizdeki artış yoksulların, ezilenlerin, işçi ve emekçilerin yaşamını daha da çekilmez hale getiriyor. İşsizlik rekor üzerine rekor kırıyor.”

Bursa

Siyasi partiler, dernek ve sendikalar 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için Altıparmak Caddesi toplandı. Mitingde sık sık “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları yükseldi.

Memleket Partisi’nde İstifa Depremi: İki İl Başkanı…

Memleket Partisi’nde istifa depremleri yaşanıyor. Partinin Ankara İl Başkanı Sarıkaya hem partideki görevinden hem de parti üyeliğinden istifa ederken, Çanakkale İl Başkanı Hülya Dağhan ise partisindeki görevinden istifa etti.

Muharrem İnce’nin genel başkanı olduğu Memleket Partisi’nde iki üst düzey istifa gerçekleşti. Partinin Ankara İl Başkanı Muhammed Sarıkaya, görevinden ve partiden istifa ettiğini açıkladı. Memleket Partisi Çanakkale İl Başkanı Hülya Dağhan ise görevinden istifa ettiğini duyurdu.

Ankara İl Başkanı Muhammed Sarıkaya, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Temiz, ilkeli ve dürüst siyaset yapmak amacı ile yola çıktığım Memleket Partisi Ankara İl Başkanlığı görevimden ve parti üyeliğimden, siyaset anlayışının parti içi muhalefetten öteye gitmediğini, emeğe, niteliğe değil ahbaplığa değer verildiğini, örgütü dedikodu ve ilkel siyasi ayak oyunları ile idare etmeye çalışan bir Genel Sekreterlik ile yol yürümenin mümkün olmadığını gördüğümden ve aylardır süren mücadeleme rağmen, parti yönetiminde tüm bu sorunlara çözüm bulma niyetinin olmadığına emin olduğumdan istifa ettim.”

Çanakkale İl Başkanı Dağhan da istifa etti

Memleket Partisi Çanakkale İl Başkanı Hülya Dağhan da görevinden istifa ettiğini açıkladı. Dağhan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Gördüğüm lüzum üzerine Çanakkale İl başkanlığı görevimden istifa ettim. Memleket Partisi’nin Üyesi, bir neferi olarak yoluma devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

CHP’li 11 Büyükşehir Belediye Başkanından Ortak Bildiri

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) büyükşehir belediye başkanı, teftiş ve denetimlerle ilgili, “Yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız” açıklamasını yaptı.

CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın çağrısıyla çevirmiçi toplandı. Telekonferans yöntemiyle düzenlenen toplantı; Ekrem İmamoğlu (İstanbul), Mansur Yavaş (Ankara), Tunç Soyer (İzmir), Muhittin Böcek (Antalya), Zeydan Karalar (Adana), Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir), Özlem Çerçioğlu (Aydın), Osman Gürün (Muğla), Vahap Seçer (Mersin), Kadir Albayrak (Tekirdağ) ve Lütfi Savaş’ın (Hatay) katılımıyla yapıldı.

Yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve sübvansiyon desteği verilmesi yönünde taleplerin dile getirildiği bildiride, teftiş ve denetimlerle ilgili hiçbir rahatsızlık yaşanmadığının da altı çizilerek, “Belediyelerimiz ‘özelinde’ gösterilen bu ‘teftiş hassasiyetinin’, eski belediye yönetimleri hakkında yapılan şikayetlerde de gösterilmesini bekliyoruz ve bunu kamu adına talep ediyoruz” denildi.

Türkiye nüfusunun yüzde 50’ye yakınının yaşadığı kentleri yöneten 11 büyükşehir belediye başkanı, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizin, yönetimsel yanlışlardan kaynaklandığı saptamasında bulundu.

Yaşanan ekonomik krizin, yurttaşın cebini yaktığı kadar, yönettikleri devlet kurumlarının bütçelerine de olumsuz yönde etki ettiğini vurgulayan başkanlar, yayımladıkları ortak bildiride şu noktalara dikkat çekti:

“Türkiye nüfusunun yarıya yakınını barındıran 11 kentin yöneticileri olarak, geçtiğimiz 2021 yılının Kasım ayında, bütçelerimizi belediye meclislerinde oylamaya sunduk. Meclisten onaylanarak geçen bütçelerimiz, döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmalardan kaynaklı yaşanan ekonomik belirsizlik ortamında ‘geçersiz bütçeye’ dönüşmüştür. Bu, ‘belirsizlik ve ön görülemezlik’ ortamından, Büyükşehir Belediyelerimiz kadar, bütün yerel yönetimler ve hatta kamu kurumları ciddi anlamda olumsuz etkilenmektedir. Bu kapsamda hem belediyelerimizin hem de diğer kamu kurumlarının ‘yeni bütçe’ yapmaya ihtiyaç duydukları, önümüzde duran bir gerçektir.

Belediyelerimiz, vatandaşa sundukları hizmetleri aksatmama konusunda, çok ciddi mücadeleler vermektedir. Verilen hizmetlerin, devam eden ve devreye alınması planlanan projelerin sürdürülebilir hale dönüştürülmesi hususunda, hükümet yetkililerini Türkiye’deki bu ekonomik zorluklar sırasında, yerel yönetimleri desteklemeye davet ediyoruz. Mazot, elektrik, doğalgaz, un vesaire gibi maliyetlerin etkisiyle, tüm Türkiye’deki belediyeler, hizmetleri devam ettirme noktasında oldukça zorlanmaktadır. Kentlerimiz için hayati öneme sahip hizmetlerle ilgili ihaleler dahi yapılamayacak noktaya gelmiştir. Bu durum, ihalelere katılan firmaları da zora düşürmektedir.

Bu kapsamda, merkezi hükümetten beklentimiz ve talebimiz; yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve hayati öneme sahip konularda sübvansiyon desteği verilmesidir. Örneğin; toplu ulaşımda, KDV ve ÖTV istisnası getirilmelidir. Artan enerji maliyetlerini, özellikle raylı sistemler, elektrik ve su gibi giderlerini düşürecek bazı vergi indirimlerine gidilmelidir. Bu ve benzeri seçeneklerin düşünülmesi, Türkiye’deki bütün yerel yönetimler için önemli olacaktır. Bu sayede, ekonomik sıkıntılar altında ezilen vatandaşlarımızın da bir nebze olsun rahatlaması sağlanacaktır. Zira, devletin her kurumunun yapacağı hizmet ya da hizmetler, vatandaşlarımız içindir. Tüm kamu kurumlarımızın varlık nedeni, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ve ülkemizi ziyaret eden turistlere hizmettir.

Sosyal belediyecilik vurgusu

Hiçbir belediyemiz, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, hukuki sistemde, hukuki zeminde teftişten veya denetimden çekinmemektedir. Hiçbir belediyemiz, usulüne uygun her türlü teftiş ve denetime tabi olmaktan asla rahatsızlık duymaz. Ama yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere de karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız. Belediyelerimiz ‘özelinde’ gösterilen bu ‘teftiş hassasiyetinin’, eski belediye yönetimleri hakkında yapılan şikayetlerde de gösterilmesini bekliyoruz ve bunu kamu adına talep ediyoruz. Biz, 11 büyükşehrin yöneticileri, her zaman olduğu gibi, yaşanan bütün sıkıntılara, zorluklara ve engellemelere rağmen, bu kara kışta da vatandaşlarımızın yanında olacağız. Sosyal belediyecilik yapmaya, kararlılıkla, sonuna kadar devam edeceğiz.”

CHP’li 11 Başkandan Deklarasyon: Belediyelerimiz Üzerinden Sürekli Kirli Siyaset Üretiliyor

Ankara’da bir araya gelen CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, görüşmenin ardından bir deklarasyon yayımladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren belediye başkanları CHP’li belediyeler üzerinden kirli siyaset üretilmeye çalışıldığını söyledi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın okuduğu deklarasyonda ekonomi, tarım, turizm, iklim değişikliği gibi konular ele alınırken İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başlattığı ‘özel terör teftişi’ de gündemdeydi.

Deklarasyonu okuyan Mansur Yavaş kurdaki ani yükseliş ve büyük değişimlerle ekonomik koşulların önümüzdeki sene için mali yükü arttığını söyledi. Kaynaklarının büyük kısmınının Cumhur İttifakı belediyelerine gittiğini belirten Yavaş bunun adaletsiz olduğuna vurgu yaptı. Yavaş şöyle konuştu:

“Bizler örnek belediyecilik uygulamalarımızı sürdürürken hükümet tarafından dile getirilen ‘Bütün belediyelere eşit mesafedeyiz’ söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı ortadadır. Türkiye Belediyeler Birliği’nin gelirinin yarısından fazlasını Millet İttifakı belediyeleri sağlarken, kaynaklarının büyük kısmını Cumhur İttifakı belediyelerine ve diğer kamu kurumlarına aktarması adaletsiz bir vakıadır.

Birçok belediyemiz kamu bankalarından ve İller Bankası’ndan kredi alabilmek bir yana, teminat mektubu dahi alamamaktadır. Gelir kalemlerinin büyük bir kısmını belediyelerimizin oluşturmasına rağmen, bütçesi valilikler tarafından yönetilen Kalkınma Ajanslarının gider kalemlerinden kurumlarımız etkin olarak faydalanamamaktadır. Birçok kredi onayı ise uzun süredir Cumhurbaşkanlığı makamının onayını beklemektedir. ‘Eşit mesafe’ değil, sadece ‘mesafe’ ile sürecin yürütüldüğü ve mesafenin Millet İttifakı belediyeleri olmamız sebebiyle gittikçe açıldığı yadsınamaz bir gerçektir.

“Bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkartılıyor”

İki buçuk yıl boyunca belediyelerimizin yaptığı ve büyük takdir toplayan çalışmaların bir kesime rahatsızlık verdiğini görmekteyiz. Bu durumu anlayışla karşılıyoruz. Kabul etmediğimiz durum ise hukukun dışına çıkılarak, baskı ortamının oluşturulması, haksız ve mesnetsiz ithamlarla kurumlarımızın zan altında bırakılması ve devlet kurumu olan belediyelerimiz üzerinden sürekli olarak kirli siyaset üretilmesidir.

Gelinen noktada, vatandaşlarımızı ayırt etmeden hizmet eden belediyelerimize ayrımcılık yapıldığı, millet iradesi ile seçilen bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkarıldığı, demokrasi ve hukuk kurallarıyla işlemesi gereken bir düzenden baskı ve engel düzenine geçiş yapıldığı açıktır.

İstanbul Büyükşehir Belediyemize yapılan haksızlığın, tüm belediyelerimize yapıldığını düşünüyor ve bu haksızlığı reddediyoruz. Bir belediyemiz için uygulanması düşünülen hukuksuzluk, karşısında tüm belediyelerimizi ve milletimizi bulacaktır.

Millet İttifakı Belediye Başkanları olarak bundan sonraki süreçte de haksızlığa, hukuksuzluğa, baskılara ve ithamlara karşı tek yürek olacağımızın bir kez daha altını çiziyoruz. Bu güçlü irade baskılardan bırakın yılmayı, aksine her zorlukta daha da güçlenecek ve vatandaşlarımıza daha çok hizmet etme azmimizi perçinleyecektir.”

Deklarasyon, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın imzasını taşıyor.

Ankara’da Dört Polise “İşkence” Suçundan Dava

Ankara’da hukuk fakültesi öğrencisi Oğuzcan Kurt’u Ankara Adliyesi’nin yanında darp ederek çenesini kıran ve ters kelepçe takarak karakola götüren polis memurları İbrahim Şenses, Alper Yiğit, Eyüp Topak ve Serdar Özdemir hakkında “işkence” suçundan iddianame düzenlendi. Polislerin yargılanması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre; Olay, 22 Ağustos 2021 tarihinde başkentin en merkezi noktalarından olan Ankara Adliyesi’nin hemen yanındaki Cumhuriyet Parkı’nda meydana geldi. İddianameye göre saat 22:00 sıralarında adliyenin önünden Opera Binası’nın önündeki otobüs duraklarına doğru yürüyen Hukuk Fakültesi öğrencisi Oğuzcan Kurt, parkta açık olan suyu kontrol etmek istedi.

Bu sırada parkın hemen yanından geçen Atatürk Bulvarı üzerinde uygulama için bekleyen polisler, Kurt’u yanlarına çağırarak ne yaptığını sordu. Kurt’un beyanına göre, kimlik kontrolü yapan polisler, daha sonra olay yerinden uzaklaşmasını istedi. Kurt ise “isterse buradan gitmeyebileceğini” söyledi.

Darp edildi

Bunun üzerine polislerden birinin önce başına, ardından çenesine yumruk attığını aktaran Kurt, iki polisin ise yere düşmesinin ardından göğsüne, karnına ve sırtına tekmeler atarak kendisini darp ettiğini aktardı. Polisler, Oğuzcan Kurt’tan yeniden olay yerinden uzaklaşmasını istedi.

Çenesi kırılan ve yürüyecek durumu olmayan 21 yaşındaki genç, durumunun kötüleşmesi üzerine 112’yi arayarak ambulans istedi. Kurt’un ambulansı aradığını gören polisler, yeniden kimliğini aldıkları öğrenciye ters kelepçe takarak Gençlik Parkı’nın girişindeki Solmaz Kılıçtepe Polis Merkezi’ne götürdü. Kurt, karakoldan da 112’yi arayarak polislerin kendisini hastaneye götürmediğini, durumunun kötü olduğunu söyledi. Bu sırada telefonu alan polis ise Kurt’un bir şeyinin olmadığını, zaten kendilerinin hastaneye götüreceğini kaydetti.

Ambulans gelmemesi üzerine 155’i de arayan Kurt, kendisini polislerin darp ettiğini söylemesi üzerine telefon yüzüne kapandı. Daha sonra karakola gelen motosikletli 112 ekibi, Kurt’un göğsünü dinledikten sonra bir şeyi olmadığını söyleyerek ayrıldı. Polisler, hastaneye gitmek istediğini, durumunun kötü olduğunu ifade eden Kurt’un talebini yerine getirmedi.

Tutanağı imzalamadı

Kurt, polislerin kendisine imzalatmaya çalıştığı tutanağı içinde yanlış bilgiler olduğunu belirterek imzalamadı. Kurt’a karakolda maske takma kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle adli para cezası kesildi.

Karakolda “polise direnme” suçundan şüpheli yapılan Kurt, önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Burada çenesinin kırık olduğunu tespit eden doktorlar, Kurt’u Bilkent Şehir Hastanesi’ne sevk etti.

İfadesini yazılı verdi

Tomografi çekilen Kurt’un kırık olan çenesi sargıya alındı. Yeniden karakola getirilen Kurt, konuşamadığı için ifadesini kâğıda yazarak verdi, ardından serbest bırakıldı. Kurt, serbest kalır kalmaz ertesi gün adliyeye giderek polislerden şikâyetçi oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 112 kayıtları ile karakolun kamera görüntülerini istedi.

Başsavcılık görüntüleri inceledi

Görüntüleri inceleyen Başsavcılık. polis memurları İbrahim Şenses, Alper Yiğit, Eyüp Topak ve Serdar Özdemir hakkında vücutta kemik kırığına neden olacak şekilde işkence suçundan iddianame düzenledi.

İddianamede, polislerin ağır şekilde yaraladıkları müştekinin sağlığı açısından yakın ve büyük bir tehlike altında olmasına rağmen hastaneye gitmesini engelledikleri kaydedildi. Müştekinin 112’yi arayarak yardım istemesine rağmen elleri ters kelepçelenerek polis merkezine götürüldüğü anlatılan iddianamede, çene kırığı olmasına karşın müştekinin şüpheli olarak ifadesinin alındığı kaydedildi. Polislerin savunmalarının da suçtan kurtulmaya yönelik olduğu vurgulandı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki (AİHS) işkence yasağına işaret edilen iddianamede, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) da işkencenin suç olduğu vurgulandı, bu konudaki Yargıtay içtihatlarına yer verildi. İddianamede, “Şüphelilerin eylemlerinin; sistematik bir şekilde belli bir süreç içinde müştekinin bedensel ve ruhsal yönden acı çekmesine ve irade yeteneğinin etkilenmesine ve aşağılanmasına yol açtığı için işkence suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır” denildi.

Polislerin yargılanması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılacak. Başsavcılık,  polislerin şüpheli yaptığı Oğuzcan Kurt hakkında ise “memura direnme” suçundan takipsizlik kararı verdi.

Ankara Valiliği’nden ‘Kuvvetli Yağış’ Uyarısı

Ankara Valiliği, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile şehrin kuzey kesimlerinde yerel olarak kuvvetli ve gök gürültülü sağanak yağışlar beklendiğini belirterek, vatandaşları meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı uyardı.

Haber Merkezi / Ankara Valiliği, yapılan son meteorolojik değerlendirmelere ilişkin uyarı açıklamasında bulundu.

Açıklamada, “Yapılan son meteorolojik değerlendirmelere göre; 1 Eylül Çarşamba günü ilimizin kuzey kesimlerinde görülecek yerel olarak kuvvetli ve gök gürültülü sağanak yağışların meydana getirebileceği olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Meteoroloji: Kuvvetli yağış geliyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin kuzey ve iç kesimleri ile Akdeniz’in iç kesimlerinin parçalı, yer yer çok bulutlu, Marmara’nın doğusu, Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz kıyıları, Batı Akdeniz’in Toroslar mevkii, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Samsun’un doğu, Konya’nın batı çevreleri ile Isparta, Ankara, Çankırı ve Ordu çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Ankara: Akköprü

Akköprü; Ankara’nın Yenimahalle İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Anadolu Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubad adına Kızılbey tarafından Çubuk Çayı, İncesu Deresi ve Hatip Çayının birleştiği noktada yaptırılmış tarihi bir köprüdür. 1222 yılında, eski Bağdat ticaret güzergahının geçtiği bir konumda, Ankara Valisi Kızıl Bey tarafından inşa ettirilmiştir. Köprü günümüze kadar sağlam durumunu koruyabilmiştir. Yenimahalle’nin bugüne kadar gelebilmiş nadir tarihi yapıtlarından biridir. Yapı 8 Ağustos 1959 tarihinde kentsel sit alanı olarak tescillenmiştir.

Köprü kesme bazalt taşından inşa edilmiştir. Toplam 7 adet sivri kemeri bulunmaktadır. Kemerler büyük oranda kesme Ankara taşından yapılmıştır. Arada bazı yabancı taşlar ve civardaki antik eser malzemelerden de yararlanılmıştır. Kemerlerden dördü büyük, üçü ise küçük kemer tipindedir. Metalik korkuluklar sonradan eklenmiştir. Batı yönünde biri silik olmak üzere iki yazıt yer almaktadır.

Ankara: Şereflikoçhisar, Kent Müzesi

Şereflikoçhisar Kent Müzesi, yüzyıllar boyunca yöre halkının yaşam biçimlerini, üretim şekillerini, inanç ve zevklerini gösteren belgelerin toplanarak korunması, değerlendirilmesi ve sergilenmesi amacı ile açılmıştır.

Ankara: Kahramankazan, Satıkadın Müzesi

Satıkadın Müzesi; Ankara’nın Kahramankazan İlçesi, Mimar Sinan Caddesi üzerinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Cumhuriyet döneminin ilk kadın milletvekillerinden olan Satıkadın’ın evi aslına uygun olarak yeniden inşa edilerek müzeye dönüştürülmüştür.

Satı Kadın Kimdir?

1890 yılında doğan Satı Kadın, 1956 yılında hayata gözlerini yumdu. Türkiye’nin ilk kadın milletvekili ve aynı zamanda ilk muhtarıdır. 1935 yılında kadınların ilk kez oy kullandığı TBMM seçimlerinde Ankara Milletvekili olarak seçildi.

Kurtuluş Savaşı’nda gazi olmuş bir askerin eşiydi ve milletvekili seçildiğinde Kazan köyünün muhtarıydı. Beş çocuğu vardı. Çiftçilikle uğraşan Satı Kadın hususi eğitim gördü. 5 çocuk annesiydi.

Kazan’ı ziyaret eden Mustafa Kemal ile tanıştı ve kendisinin tavsiyesiyle milletvekili adayı olmuştur. O dönemde Mustafa Kemal, Satı adını Hatı olarak değiştirmesini istemiştir. TBMM kayıtlarına adı Hatı Çırpan olarak girmiştir.