Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Çağrı: Bu Dış Mihraklar Kimler?

Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, İYİ Parti Lideri Akşener ile yaptığı görüşme sonrası yaptığı açıklamasında, “Erdoğan’ın ‘kurtuluş savaşı’ açıklamasını dinledim. Buradan kendisine çağrıda bulunuyorum. Elinizde tüm istihbarat verileri var. Bankacılık sektörüne dair bilgiler, giriş çıkışlar hepsi var. Çıkın açıklayın. Bu dış mihraklar kimler?” dedi.

Haber Merkezi /  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin genel merkezinde Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nu ağırladı. Yaklaşık 1 saat süren görüşmelerinin ardından Akşener ve Davutoğlu ortak basın açıklamasında bulundu.

GP Lideri Davutoğlu, açıklamasında özetle şunları söyledi;

“Erdoğan’ın ‘kurtuluş savaşı’ açıklamasını dinledim. Buradan kendisine çağrıda bulunuyorum. Elinizde tüm istihbarat verileri var. Bankacılık sektörüne dair bilgiler, giriş çıkışlar hepsi var. Çıkın açıklayın. Bu dış mihraklar kimler? Elinde Türk Lirası olanlar kaygılı. TL değiş tokuş edilmekten de çıktı.

Servetleri büyüyen bir grup ve elindeki TL değer kaybeden diğer grupta. Kurtuluş savaşı Türk Lirası’na değer kazandırırdı, kayıp değil. İktidar Türk varlıklarını ucuzlatıyor. 70’li yıllarda olduğu gibi Türkiye ödeme krizine girerse yeterli döviz stoku yoksa 70 sente muhtaç kalma riskimiz var. Önce iktidara karşı Kurtuluş Savaşı vermek gerek. Bütün bu duruma yol açmış faktörlerin farkındayız.

“Türkiye sahipsiz değil”

Türkiye sahipsiz değil. Onlar arasından istişare var. 28 Şubat zamanında olduğu gibi otoriter bir rejim kurulması tehlikesi altındayız. Buradan vatandaşlarımıza sesleniyorum, toplantı ve gösteri yapmak anayasal haktır bu hak kullanılabilir ama hiçbir provokasyona gelmeden, hukuki olarak süreçleri tamamlanmamış kontrolsüz kitle gösterilerinden uzak durmaya çağırıyorum.”

Davutoğlu’ndan sonra açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener ise, özetle şunları söyledi;

“Ben ekleyeceğim sadece şu var. Aynı şeyi 3. kez yapıyorsanız bu hatadır. Ekonominin bu durumu iktidarın tercihi. İstiklal Savaşı seçimi kazanmaya yönelik aba altından sopa göstermeye yönelikse kaosu çıkaran yönetemez o da paketlenir.

“Bu ucube sistemden kurtulacağız”

Bizi yönetenler ayağını denk alsın. ‘Milli paramız’ diyorlar. Hani yerli ve milli ya bunlar. İtibar israfla değil, paranın gücüyle olur. Eğitimle, sanayi ile olur. Ekolojiye yaptığınız yatırımla olur. Öğrencilerim arıyor. Akıllı mantıklı olsun. Bu ülkenin kaynakları yüksek.

Bu iş bilmez cahil cehaletiyle övünen bu arkadaşları, sandıkta oylarınızla göndereceğiz. Bu ucube sistemden kurtulacağız. Milletimize düşen oylarını kullanmaktır. Bu sandık eninde sonunda gelecek. Bu arkadaşlar aynı İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da, Antalya’da, Hatay’da olduğu gibi ‘atta’ya gidecekler.”

Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu’ndan Çağrı: Hemen Seçim

Döviz kurundaki rekor artışların ardından Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Merkezi’nde ziyaret etti. İki lider, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Haber Merkezi / Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu, ortak basın açıklamasında ‘erken seçim’ çağırısını yineledi. Davutoğlu, “Erken seçim değil, hemen seçim diyorum” derken, Kılıçdaroğlu da Bahçeli’ye çağrıda bulunarak, “İçinde bir damla millet sevgisi varsa seçimin yolunu aç” ifadelerini kullandı.

”Herkes dışarıdan bir saldırıdan bahsediyor. Bu tablo, iktidarın yanlış politikaların ürünüdür” diyen Davutoğlu’nun açıklamalarından satır başları şöyle;

”Krizin gerçek mahiyetini anlayamadılar.

Yaşadıklarımız herhangi bir ekonomik kriz olarak yansıtılamaz. Herkes dışarıdan bir saldırıdan bahsediyor. Bu tablo, iktidarın yanlış politikaların ürünüdür. Dışarıdan müdahale olsaydı, Erdoğan bilir,  1 Mart tezkeresi reddedildiğini ülkede kriz beklentisi oluştu ama dolar 1.62 çıktı geri döndü.

Artık bu yanlış yolda devam etmeyin:

Türk lirasının değeri onurumuzdur. Bugün yaşanan gelişmelerle elinde fırsatçı şekilde dolar biriktiren bir kitle ile Türk lirasını cebinde taşıyan milyonlar arasında geniş bir uçurum vardır.

Bir tarafta dolarla yaşayanlar, bir yandan da Türk lirası ile yaşayanlar arasında gelir adaletsizliği var.

Dolar karşısında her gün Türk lirasının değerini düşüreceksiniz sonrada dış mihraklara kafa tutuyoruz diye bunlar yaşanıyor diyeceksiniz.

Bütçe artık geçerliliğini yitirmiştir. Türkiye ödemeler düzeni sarmalına giriyor. Bunun sorumlusu bu yönetim biçimidir. Her açıklama füze gibi Türk ekonomisini vuruyor.

12 bin dolara alışmış orta sınıfın erimesinin risklerini herkesin görmesi lazım.

Erdoğan’a çağrıda bulunuyorum: Bu hataları hamasetle örtme çabanız size de ülkeye de en büyük cezayı verecektir.

Başta TÜİK ve Merkez Bankası olmak üzere büyük bir çözülme yaşanıyor. Kurumsal bir yenilenmeye büyük bir ihtiyaç var.

Erken seçim demiyorum hemen seçim diyorum. Kimse ümitsizliğe kapılmasın en zor şartlarda Kurtuluş Savaşı’nı omuz omuza yapmışsak, yeniden yapacak insan birikimine sahibiz.”

“Böyle bir tabloyu görmedim, yaşamadım da. Öyle bir noktadayız ki, döviz kuru elektrik sayacından daha hızlı çalışıyor” diyen Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları ise şöyle:

”11 Ağustos 2018’de bir ekonomik kriz çıkacağını açıklamıştım. Bir şey yapılmadı. Arkasından 18 Mayıs 2020’de ekonomik buhrandan nasıl çıkarız diye 16 maddelik bir açıklama yaptım.

Ve geldik bu tablodan sonra kara kış fonu kurun, önlem alın diye çağrıda bulundum. Açık ve net piyalarda yangın var. Piyasalar durmuş vaziyette, en küçüğünden en büyüğüne herkesin kafasında kocaman bir soru işareti var. Kimse önünü göremiyor. Bugün partide oturup toplantı yaptılar, neden daha önce toplanmadınız?

Türkiye Cumhuriyeti bir kişiye devredilebilir mi? Böyle bir devlet geleneği Mete Han’dan beri hiç olmamıştır. Fiyat istikrarından sorumlu kurum fiyat istikrarını sağlayamıyor. Yetkisi elinde alındı, kim aldı? Erdoğan aldı bir kararname ile.

Böyle bir tabloyu görmedim, yaşamadım da. Öyle bir noktadayız ki, döviz kuru elektrik sayacından daha hızlı çalışıyor.

Bu kafayla bu ülkenin sorunlarını çözemezler, kapasiteleri yoktur. Fatura vatandaşa çıkıyor.

Bu ülke bizim ülkemiz, başka gidecek bir yerimiz yok. Dolayısıyla bir araya gelmeliyiz. Türkiye’yi bu karanlık kuyudan çıkarmalıyız. Cumhuriyet’in bütün deneyimleri var, buradan çıkılabilir.

Seçim. Millete niye güvenmiyorsunuz ya? Neden kaçıyorsun? Türkiye en derin krizlerinden birini yaşıyor. Suçu dış güçlere atıyorlar. Türkiye bu kadar zayıf mı ya? Milli diyorlar, yerli diyorlar; bunlar ne yerlidir ne millidir. Bir insan kendinde olmadığı birşeyi dillendirir.

Bahçeli’ye seslenmek istiyorum: Yüreğinde bir damla millet sevgisi varsa, erken seçimin kapısını aç, kardeşim.”

GP Lideri Davutoğlu’ndan ‘Erken Seçim’ Çağrısı

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile dolar/TL kurundaki artışla ilgili iktidarı eleştirerek, erken seçim çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, açıklamasında, “Dolar 12 TL’yi geçti, siz seyrediyorsunuz! “Faiz sebeptir, enflasyon neticedir” diye bahane üretiyorsunuz. Sorumluyu uzaklarda aramayın, aynaya bakın: Sebep sizsiniz! Ülkenin Geleceğini yakmanıza izin vermeyeceğiz!” ifadelerini kullandı.

Piyasaların açılmasıyla birlikte TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki değer kaybı sürüyor. TL, dolar karşısında yüzde 5’ten fazla değer kaybetti ve kur 12,06’yı gördü. Euro/TL kuru 13,58’i; Sterlin/TL kuru ise 16,15’i buldu.

Davutoğlu, kurda yaşanan sert yükseliş ile ekonomik kriz üzerine daha önce yaptığı açıklamada Erdoğan ve Bahçeli’ye sert sözlerle yüklenerek, “Erdoğan-Bahçeli iktidarının ülkeyi batırarak verdikleri iktidarda kalma savaşının ismi ‘Ekonomik kurtuluş savaşı’ değildir! Her açıklamaları ekonomiye atılan bir füze etkisi yapan bu cehalet lobisi artık milli güvenlik sorunudur. Kimler adına çalıştıkları araştırılmalıdır” demişti.

Davutoğlu’ndan ‘Cumhur İttifakı’nı Sarsacak İddia!

Erken seçim tartışmaları sürerken sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, MHP Lideri Bahçeli’nin AK Parti’yi suçlayıp çekileceğini iddia etti.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, erken seçim tartışmaları sürerken, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir açıklamada bulundu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin AKP’yi suçlayıp çekileceğini ve erken seçimi tetikleyeceğini öne süren Davutoğlu, açıklamasında, “Bu kış hayat pahalılığı dayanılmaz hale gelince suçlu kim sorusu sorulduğunda Bahçeli, 2002’de olduğu gibi ‘Ben yapmadım onlar yaptı’ diyerek AK Parti’yi suçlayıp çekilecek ve erken seçimi tetikleyecek!” ifadelerini kullandı.

GP Lideri Davutoğlu’nun “Bu iktidar gidecek!” notunu düştüğü paylaşımı şöyle;

Davutoğlu’ndan Erdoğan’a Sert Sözler

Gelecek Partisi Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Büyük Britanya’nın talep edilen güvenlik protokollerini karşılayamadığı” gerekçesiyle  COP26 Zirvesi’ne katılmama kararı almasına sert tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yapan GP Lideri Davutoğlu, “Sn. Erdoğan, Roma’da Biden ile görüştükten sonra Glasgow’daki İklim Zirvesi’ne katılmamaya karar verdi. İklim Zirvesi’ne katılımın tek amacı Biden ile görüşmekmiş! Bu görüşme, insanlığın geleceğini etkileyecek toplantıdan daha mı önemli ? Bu zihniyetten çevrecilik beklenir mi?” ifadeleri kullandı.

Dünyanın en büyük 20 ekonomisini bir araya getiren G20 Zirvesi için İtalya’nın başkenti Roma’ya giden Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada ABD Başkanı Biden’la görüşmüştü. G20 programını tamamladıktan sonra Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ne (COP26) katılmak için İskoçya’nın Glasgow kentine gitmesi beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, programını “Büyük Britanya’nın talep edilen güvenlik protokollerini karşılayamadığı” gerekçesiyle iptal ederek Türkiye’ye dönmüştü.

Davutoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘İttifak’ Açıklaması

Partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın toplantısında gazetecilere açıklamalarda bulunan GP Lideri Davutoğlu, ittifak konusuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, “İlkelerimiz dolayısıyla ayrıldık, ilkelerimiz dolayısıyla yeni bir siyasi hareket başlattık. Bu ilkelere dayanan politikalara destek veririz ilkesel olarak” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “Türkiye’yi bu duruma getirenlerle, bu yolsuzluk girdabına düşenlerle bugünkü durumu meşrulaştıracak hiçbir ittifakı veya iş birliğini doğru görmem” ifadelerini kullandı.

Ahmet Davutoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan arasında yaşanan gerginlik sonucunda Davutoğlu’nun başbakanlık ve Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanlığı görevlerini bırakması ile sonuçlanmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Başbakan; askeri darbe, gensoru ve seçim mağlubiyeti gibi sebepler dışında bir sebepten ötürü partisinin genel başkanlığını ve başbakanlığı bırakma kararı almıştır.

Davutoğlu, siyasette ve akademide bilindiği sıfatla Hoca, 2002 sonundan itibaren Türkiye’yi yöneten AK Parti iktidarının en çok tartışılan isimlerinden biri olmuştur.

2014-2016 yılları arasında AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak görev yapan Davutoğlu, tartışmalı dış politika tercihleri nedeniyle bugün dahi eleştiri toplayan bir siyasetçidir.

Davutoğlu, uzun yıllar boyunca içinde yer aldığı Adalet ve Kalkınma Partisi ve omuz omuza mücadele ettiği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yeni partisiyle açıktan muhalefet etmektedir.

Bahçeli ile Davutoğlu arasında ‘serok’ gerilimi

MHP Lideri Bahçeli’nin bugünkü grup toplantısında kendisini hedef alan sözlerine cevap veren GP Lideri Davutoğlu, “‘Serok’ ifadesini bir hakaret ifadesi olarak kullanmak suretiyle sadece bana saldırmıyor; bu toprakların has dili olan Kürtçeye de bir ithamda bulunuyor, ‘bölücülükle’ özdeşleştiriyor Kürtçeyi” dedi.

Haber Merkezi / MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasındaki ‘serok’ tartışması devam ediyor. Bahçeli’nin kendisini hedef alan sözlerine Hatay’da çektiği videolu açıklama ile yanıt veren Davutoğlu, şöyle dedi;

“Sayın Bahçeli, ‘Serok’ ifadesini bir hakaret ifadesi olarak kullanmak suretiyle sadece bana saldırmıyor; bu toprakların has dili olan Kürtçeye de bir ithamda bulunuyor, ‘bölücülükle’ özdeşleştiriyor Kürtçeyi.

Şimdi kendisine sesleniyorum. ‘Zillet’ nerede biliyor musunuz? Bu ülkenin has dillerinden olan bir dilin kullanılmasında değil; ‘zillet’, aziz Türkçemizin doğduğu Kaşgar’da, o aziz topraklarda konuşulan Türkçenin yasaklandığı bir zulüm döneminde, Uygur kardeşlerimizin toplama kamplarında her türlü muameleye maruz kaldıkları, Uygur bacılarımızın tecavüze muhatap oldukları bir dönemde susmaktır ‘zillet’ sayın Bahçeli.

Bütün dünya ayaktayken, Doğu Türkistan’daki zulme karşı sessiz kalmak ‘zillettir.’ Ankara, mazlum milletlerin de başkentidir. Bizi ‘zilletle’ suçlayacağınıza Erdoğan’a gidin ve Doğu Türkistan için sesini yükseltmesini söyleyin ya da siz yükseltin.

‘Zillet’ nerede biliyor musun sayın Bahçeli? 24 Nisan’da ‘soykırım’ ifadesini kullanan Joe Biden karşısında, sadece bir kahve içebilmek için sessiz kalmanın adıdır ‘zillet çamuru.’

Eğer ‘zillet çamurundan’ bu ülkeyi kurtaracaksanız, ayın Erdoğan’a şahsi ilişkileri için milletin itibarını yerle bir etmesinin hesabını sorun.

‘Zillet’ nerededir biliyor musunuz sayın Bahçeli? Köklü bir devlet geleneğine ve siyaset geleneğine sahip olan bu milletin bütün bu geleneklerini sarsan yolsuzluk iddiaları karşısında sessiz kalmaktır ‘zillet’ sayın Bahçeli. ‘Zillet çamuruna’ batanlar, yolsuzluk çamuruna sessiz kalanlardır.

‘Bölücülüğe’ gelince… Gerçek bölücülük, bu toprakların evlatlarını dil, din, mezhep, etnisite farklılıkları dolayısıyla birbirine düşman kılmaktır. Gerçek bölücülük, Ankara dışına çıkmadan, vatan birliğinden bahsetmektir. Bakın ben her yerdeyim…

Bana Toroslarda ‘Yörük Ahmet’ denir sayın Bahçeli, Diyarbakır’da ‘Serok Ahmet’ denir, Erzurum’da ‘Dadaş Ahmet’ denir, Balkanlarda ‘Boşnak Ahmet’ denir, Kırım’da ‘Tatar Ahmet’ denir.

“Her yerde onurla dolaşırız”

Biz bu kimlikleri bünyemizde barındırdığımız için bugün Anadolu’da, Rumeli’de, gönül coğrafyamızda, Kafkaslar’da, her yerde onurla dolaşırız.

‘Bölücülük’, millet evlatlarının arasında ayrım yapmaktır; bu ülkenin dilleri, örfleri arasında ayrım yapmaktır. Aziz Türkçemizi sonuna kadar savunurken, yine bu toprakların dili olan Kürtçemizin de özgürce kullanılmasına her zaman sahip çıkacağız.

Sayın Bahçeli, son sözüm şu: Net olarak söyleyin, kamuoyu duysun. ‘Serok’ ifadesini kullanmak bölücülükse, bir suçsa sayın Erdoğan bir suç mu işlemiştir? Acaba kastı nedir? Hangi ‘zillet ittifakının’ içinden gelerek ‘Serok’ ifadesine sessiz kalabilmiştir?

Eğer ‘Serok’ ifadesi suçsa, sayın Erdoğan’la ilk çay sohbetinizde bunu hesabını ona sorun. Yok eğer ‘Serok’ ifadesi suç değilse bana ve Kürtçeyi anadili olarak kullanan vatandaşlarımıza karşı bir özür borcunuz var, derhal özür dileyin.

Laf kalabalığını bırakın ve tavrınızı ortaya koyun. ‘Serok’ ifadesi konusunda Erdoğan’a ne diyeceksiniz, onu söyleyin.

“Serok Ahmet gafletinin pençesindedir”

Bahçeli partisinin TBMM’deki grup konuşmasında ne demişti?

“Hiç kimse niyet okuyuculuğu yapmasın, buzağıyı yanlış yerde aramasın. Serok Ahmet fitneyi bıraksın, buradan kendisini doyuracak ekmek çıkmayacaktır. Onun ‘serokluğu’ bölücülüğün umududur, terör örgütünün taltifidir, Türkiye’nin temellerini dinamitlemenin şifresidir.

Serok Ahmet zillet çamurunun içinde çırpınmaktadır. Görüyoruz ki siyasette zillet ittifakına melanet bir rol biçilmiş, takviye güç olarak bölücü ve yıkıcı unsurlar öne çıkarılmış, dış destek olarak uluslararası platformlar ve husumetle temellenen sivil toplum kuruluşları sürece dahi edilmişlerdir.”

GP Lideri Davutoğlu’ndan Erdoğan’a ‘Çin’ tepkisi

Partisinin Kahramanmaraş İl Danışma Kurulu toplantısında açıklamalarda bulunan GP Lideri Davutoğlu, Çin’in Ankara Büyükelçisi’nin Meral Akşener ve Mansur Yavaş’ı hedef alan paylaşımları üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sert tepki göstererek, ‘Davos’ta one minute’ diyen Erdoğan bugün Çin’e niye ‘one minute’ diyemiyor?” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin Kahramanmaraş İl Danışma Kurulu toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kanal İstanbul’u “vahim bir hata” olarak tanımlayan Davutoğlu, Montrö bildirisine ilişkin “Montrö Sözleşmesi’ni tartışmaya açmamak gerekir. Herkes düşünce özgürlüğüne sahiptir ama 104 amiral ültimatom verir gibi bir bildiri yayımlarlarsa bunu makul olarak göremeyiz. Kim hangi maske altında olursa olsun darbe girişimi ya da planlamasında bulunurlarsa böyle bir şeyin karşısında dururuz.” dedi.

Çin Büyükelçiliği’nin İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile ilgili yaptığı açıklamaya tepki gösteren Davutoğlu, söz konusu davranışın diplomatik teammüllere aykırı olduğunu ifade etti.

“Dünyanın her yerinde başkentlerde oturan büyükelçiler o ülkenin egemenliğine saygı duymak zorundadırlar” diyen Davutoğlu, “Egemenliğe saygı duymayan büyükelçiler gerektiğinde “istenmeyen adam” ilan edilir ve ülkelerine geri gönderilirler. Küçük veya büyük, hangi ülke olursa olsun kimsenin büyükelçisi Ankara’da ahkam kesemez ve bu aziz millete ders verir gibi bir tweet atamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sert tepki göstererek, ‘Davos’ta one minute’ diyen Erdoğan bugün Çin’e niye ‘one minute’ diyemiyor?” diyen Davutoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Dün karşı karşıya kaldığımız tablo beni derinden üzdü. Dün Ankara’da Çin Büyükelçisi bir tweet atarak Doğu Türkistan konusunda haklı kaygılarını dile getiren Mansur Yavaş ve Meral Akşener’e açıktan tehdit savunarak Türkiye’yi yönetenlere bir ayar vermeye çalıştı. Bütün diplomatik taammüllere aykırıdır. Haddinizi bilin, burası Ankara. Erdoğan Çin’e neden ‘one minute’ diyemiyor? Sayın Erdoğan 3-5 menfaat için Çin’in bu zulmüne sessiz kalmayın. Çin büyükelçisinin yaptığına da sessiz kalmayın. Hangi ülke olursa olsun Ankara’da büyükelçisi ahkam kesemez.

Bu devletin onurunu ve Uygur kardeşlerimizin çektiği çilelere karşı bu milletin vicdanını ayağa kaldırma vaktidir. Çin büyükelçisi bu cesareti nereden aldı? Büyükelçiler merkezden talimat almadan böyle şeyler yapmazlar. Cumhurbaşkanı kendisine ‘aptal olma’ diyen ABD başkanına sessiz kalırsa bugün de Çin’den gelen ayara sessiz kalmak zorunda kalır.

Uzun zamandır Erdoğan’dan ‘Dünya beşten büyüktür’ ifadesini duyuyor musunuz? Erdoğan, Çin’in bu haddinizi bilmez tutumuna sessiz kaldı çünkü aşıda Çin’e muhtaç. Nisan ayında yerli ve milli aşı tamamlanacak diyorlardı ama aşı yok.”

Davutoğlu’nun bir diğer gündem maddesi yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısıydı. Daha 65 yaş üstü kişilerin aşılanmasının bitmediğini belirten Davutoğlu, “Daha 65 yaş üstü aşılanmadan AK Parti MKYK’sını neden aşıladınız? Nedir AK Parti MKYK’sının önceliği? Önce vatandaşlar aşılanır sonra yönetenler aşılanır. Bu sebeple yüzlerinin kızarması lazımken Erdoğan ’84 milyonu aynı görüyoruz’ diyor” dedi.

Kendisine AK Parti’den neden ayrıldığının sorulduğunu belirten Davutoğlu, “Geçmişte beraber olduğumuz bu arkadaşları ben tanıyamıyorum artık. Ben bu riyakarlıklarla, yolsuzluklarla, tutarsızlıklarla yan yana duramazdım da onun için uyardım, dinlemediler, ayrıldım. Biz hakikati dile getirdiğimiz için ihraçla tehdit ettiler” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin’ karşı çıkamamasının bir başka gerekçesinin ekonomik olduğunu dile getiren Davutoğlu, “Kaçıp giden Hazine ve Maliye Bakanı döneminde 1 milyar dolar SWAP yatırımı var. Çin’e el açmak zorunda kaldılar. Cumhurbaşkanı damadı karşısına çağırıp ‘128 milyar doları ne yaptın?’ diye soramıyor” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, başbakanlığı bıraktığında ülkenin 32 milyar dolar net rezervi olduğu bilgisini paylaşarak, şunları söyledi: “Şimdi eksi 48 milyar dolarda rezerv. Merkez Bankası rezervlerini güçlendirmek için ülke ülke dolaştılar. Çin de sadece 1 milyar dolar verdi. Sırf Türkiye’nin ümüğünden tutabilmek için.”

Her yerde çiftçilerin, işçilerin, esnafın feryat ettiğini belirten Davutoğlu, şöyle konuştu: “Çiftçinin temel şikayeti ürünü para etmiyor. Alıcı olan vatandaş da şikayetçi. O da o paraya onu alamıyor.

Kısa Çalışma Ödeneği’ni de kestiler. Mevduat ve fonların muafiyetlerini 3 ay uzattılar. Bunlar faizcilere, rantçılara, yandaşa çalışıyorlar. Asgari ücret açlık sınırının altında kalacak. Uçan Türkiye, onların Türkiyesi. Siz ekonominin kaynaklarını cahil ve haddini bilmez bir ekibe ve damadınıza teslim ettiniz.

Esnafımız dert yanıyor. Esnaf ‘Neden onların kongrelerinde virüs dolaşmıyor da neden bizim lokantalarımızda dolaşıyor?’ diye soruyor. Esnafımız Ramazan’da da kepenk kapatacak. Esnaf nasıl iftar yapacak?”

Davutoğlu, Merkez Bankası başkanının Cumhurbaşkanı kararıyla değişimi sonrası TL’deki değişimi şöyle anlattı: “TL yüzde 11-12 değer kaybetti. Borsa yüzde 10 değer kaybetti. TL’nin değer kaybı dolayısıyla devletin döviz kaynaklı iç ve dış borçlarının toplamı 115 milyar TL arttı. Hazine garantili yatırımlar 135 milyar TL arttı. Özel sektöre binen yük ise 275 milyar TL. Toplam 525 milyar TL.”

Kanal İstanbul’u “vahim bir hata” olarak tanımlayan Davutoğlu, son olarak Montrö bildirisine ilişkin şunları söyleyerek sözlerini sonlandırdı: “Montrö Sözleşmesi’ni tartışmaya açmamak gerekir. Herkes düşünce özgürlüğüne sahiptir ama 104 amiral ültimatom verir gibi bir bildiri yayımlarlarsa bunu makul olarak göremeyiz. Kim hangi maske altında olursa olsun darbe girişimi ya da planlamasında bulunurlarsa böyle bir şeyin karşısında dururuz.”

 

 

Davutoğlu’ndan ’emekli amiraller bildirisi’ açıklaması: Sorumsuzluk

Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, emekli amirallerin bildirisine ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Bildiri ülkenin tarihsel hafızasını ve içinden geçtiği hassas süreci göz önüne almayan; kötü niyetli bir sorumsuzluk örneğidir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, emekli amirallerin bildirisine ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu.

Bildirinin “sorumsuzluk örneği” olduğunu belirten Davutoğlu, açıklamasında, “Gelecek Partisi milli iradenin, hukuk devletinin ve demokrasinin yanındadır. Militarist ya da sivil farketmez, darbe heveslilerine geçit verilemez. Bildiri ülkenin tarihsel hafızasını ve içinden geçtiği hassas süreci göz önüne almayan; kötü niyetli bir sorumsuzluk örneğidir.” ifadelerini kullandı.

Emekli amiraller bildirisi;

“Son zamanlarda gerek Kanal İstanbul, gerekse Uluslararası Antlaşmaların iptali yetkisi kapsamında Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması endişe ile karşılanmaktadır.

Türk Boğazları, dünyanın en önemli suyollarından biri olup, tarih boyunca çok uluslu antlaşmalara göre yönetilmiştir. Bu antlaşmaların sonuncusu ve Türkiye’nin haklarını en iyi şekilde koruyan Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye’ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir. Montrö, Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin güvenliğinin temel belgesi olup Karadeniz’i barış denizi yapan sözleşmedir. Montrö, Türkiye’nin herhangi bir savaşta, savaşan taraflardan birinin yanında istemeden savaşa girmesini önleyen bir sözleşmedir. Montrö, Türkiye’nin II. Dünya Savaşında tarafsızlığını korumasına imkân yaratmıştır. Bu ve benzeri nedenlerle, Türkiye’nin bekasında önemli bir yer tutan Montrö Sözleşmesinin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz.

Diğer taraftan; son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler, haber ve tartışmalar ömrünü bu mesleğe adamış bizler için çok derin bir üzüntü kaynağı olmuştur. TSK ve özellikle Deniz Kuvvetlerimiz son yıllarda; çok bilinçli bir FETÖ saldırısı yaşamış ve çok değerli kadrolarını bu hain kumpaslara kurban vermiştir. Bu kumpaslardan çıkarılacak en önemli ders; TSK’nin, anayasanın değişmez, değiştirilmesi teklif edilemez temel değerlerini titizlikle sürdürmesi zaruretidir.

Bu gerekçelerle, TSK ve Deniz Kuvvetlerimizi bu değerlerin dışına çıkmış, Atatürk’ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyor ve tüm varlığımızla karşı çıkıyoruz. Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan, bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidi ile karşılaşabilecektir.

Türk Milletinin bağrından çıkan şanlı bir geçmişe sahip, Ana ve Mavi Vatan’ın koruyucusu Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda yetiştirilmesi elzemdir. Ülkemizin her köşesinde denizde, karada, havada, iç güvenlik bölgesinde ve sınır ötesinde fedakârca görev yapan, Mavi Vatandaki hak ve menfaatlerimizin korunması için Atatürk’ün gösterdiği yolda canla başla çalışan cefakâr Türk Denizcilerimizin yanındayız.

Deniz Şehitlerimizi anarak Saygıyla duyururuz.”

 

 

GP Lideri Davutoğlu’ndan iktidara ‘Uygur’ tepkisi

Partisinin 11. İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan GP Lideri Davutoğlu, iktidarı ‘Uygur Türkleri’ üzerinden eleştirerek, “Çin Dışişleri Bakanı’nı ağırlıyorlar bugün. Ağırlasınlar. Ama Çin’in baskılarıyla Türkiye’deki Uygur kardeşlerimizi teslim ederek Çin’den 3-5 kuruş gelecek diye düşünüyorlarsa yeri göğü inletiriz, bir tek Uygur kardeşimizin iadesine razı olmayız.” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 11. İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Davutoğlu, konuşmasında, dün gerçekleştirilen AK Parti kongresinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vatandaşa altın ve dövizlerini bozdurun çağrısına tepki gösterdi.

Konuşmasının devamında Ankara’da Uygur Türklerinin eylemine polisin müdahale ettiğini ve filyasyon gerekçesiyle evlerinde tutulduklarını belirten Davutoğlu, “Bir kişinin evden çıkması Ankara’da salgına sebebiyet verebiliyor. Binlerce kişinin Ankara’ya değişik yerlerden gelip lebalep salonlarda bulunması engellemiyor. Dün o kongreyi yapan vicdan bugün nasıl Uygur Türklerinin protestosuna engel olmak için oraya polis yığar? İşte yeni Türkiye dedikleri bu. Yeni Türkiye dedikleri zulme sessiz kalan, baskıya boğun eğen bir Türkiye ise biz onları bu mantıklarının içine gömer, gerçek yeni Türkiye’yi inşa ederiz” dedi.

“Kamu Özel İşbirliği projelerindeki dolar endeksli hazine garantilerini önce Türk Lirası’na çevirin. Önce onlara bir tasarruf getirin. Her gün ödediğimiz ücret bütün bu projelerde vatandaşın cebinden çıkıyor, hep dolar bazında ve sürekli artıyor bu.” diyen Davutoğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi;

“Özellikle son 1 haftada yoğun bir gündemle karşı karşıyayız. Dün AK Parti kongresi vardı malum, kongrenin temel sorunu güvendi çünkü Cumhurbaşkanı da AK Parti yetkilileri de biliyor ki memlekette ciddi bir güvensizlik var ve bunu gidermek için söylemsel bir güven uyandırma çabası içindeler.

Piyasalar tedirgin. Toplumun her kesiminde güvensizlik var. Hiçbir istatistik ve gösterge istikrarlı değil. Herkes eskiden haftada bir, ayda bir baktığı döviz-faiz oranlarına şimdi saat başı bakıyorlar. Esnafımız tedirgin, çiftçimiz tedirgin, işçimiz tedirgin. Genel Merkezimizde her gün mağduriyetini anlatmak için gelen vatandaşlarımızla buluşuyoruz.

20 ayda 4 Merkez Başkanı değişmişse dünyada kimse bunlara güven duymaz. Güven iki temel şarta dayanır: Tutarlılık ve şeffaflık. Sosyal mesafe kurallarının hiçe sayıldığı AK Parti kongresinin ardından Cumhurbaşkanı ve iktidara düşen görev şudur: Madem ki bunlar bir tehlike teşkil etmiyor, milletimize sosyal mesafeye uymamak dolayısıyla kesilen bütün cezalar geri ödenmelidir.

Ceza ödemiş bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum, gitsinler ve itiraz dilekçesini AK Parti Kongresi’nin resimleriyle birlikte müracaat etsinler ve bu resimler sosyal mesafe kuralını ihlal etmiyorsa biz de etmiyorduk desinler. İl Başkanlarımdan ricam, esnafımızla, vatandaşlarımızla görüşerek her bir ilde şu ana dek alınan cezaların geri ödenmesi için bir imza kampanyası başlatalım, esnafımızla birlikte harekete geçelim.

Esnaf işini gücünü yapamıyor. Esnaf ceza öderken, bu kadar tantanalı, şaşaalı kongreler yapılıyorsa birinin bunun hesabını vermesi lazım. Tutarlılığın olmadığı yerde güven olmaz. Bugünkü iktidar her şeyde tutarsız. Cumhurbaşkanı vatandaşlara altın ve dövizlerini sisteme sokma çağrısında bulundu. Eğer güven uyandıracaksa, kendisine çağrıda bulunuyorum bütün iktidar mensuplarının, yakınlarının banka hesaplarını şeffaf bir şekilde açıklasınlar.

Herkes bu dönemde siyaseten kimlerin zenginleştiğini çok iyi biliyor. Kimlerin altınının dövizinin olduğunu çok iyi biliyor. Esnafın, vatandaşın artık altını da kalmadı, dövizi de kalmadı. Kamu Özel İşbirliği projelerindeki Dolar endeksli hazine garantilerini önce Türk Lirasına çevirin. Önce onlara bir tasarruf getirin. Her gün ödediğimiz ücret bütün bu projelerde vatandaşın cebinden çıkıyor, hep Dolar bazında ve sürekli artıyor bu.

“Kimler karlarına kar, rantlarına rant kattı?”

Türkiye’de gerçekten dolara, altına sahip olanlar bu imkanları rahatlıkla kullanırken vatandaşın son tasarruflarını da onlardan istemek açık bir tutarsızlıktır. Merkez Bankası Başkanı’nın değiştiği gün yapılan bütün döviz işlemlerini şeffaf bir şekilde açıklasınlar. 450 milyon dolar o gün döviz işlemi yapıldığı söyleniyor. Bir açıklayın bakalım, kimler o gece zengin oldu? Kimler karlarına kar, rantlarına rant kattı?

Cumhurbaşkanı diyor ki 30 yaşına kadar gençlerimiz evlenmiyor. Sayın Cumhurbaşkanı, işi olmayan nasıl evlenmeye cesaret etsin? Halktan bu kadar kopuklar ki genç işsizliğinin yüzde 40’lara vardığını bilmiyorlar. Bu şartlarda hangi genç evlenebilir? Bir eli yağda, bir eli balda olan bir türemiş zenginler güruhunun çocukları için bu problem olmayabilir ama fakir esnafın, çiftçinin çocukları bugün akşam eve ekmek bulma korkusuyla gidiyor. Sayın Cumhurbaşkanı rakamları manipüle ederek bir başarı hikayesi yazmaya çalışıyor ama halk nasıl fakirleştiğini görüyor. 11 bin dolardan 8 bin dolara indi kişi başına milli gelir, hangi satın alma gücünden bahsediliyor?

Bu Merkez Bankası Başkanı da çok dayanmaz. Artçı şoklar daha gelmedi. Halen Para Politikası Kurulu’nun toplantısı ertelendiği için, “Bakalım ne yapacaklar” diye beklenti var. Memlekete yazık ediyorlar. Hakikati söyleyenler hep saldırıya uğramışlardır. Biz hakikati söylememek için kaçanlardan değil, hakikati “Kral çıplak” diye söyleyenlerdeniz. Eğer siyasi ahlaktan sapılırsa bu sapmayı yaşayan topluluklar iflah olmaz. Gelecek Partisi olarak bizler kaybedilen her siyasi ahlak değerini ayağa kaldırmaya kararlıyız. Rant, faiz, imar yolsuzluklarının sonunu getirip Hazine’yi göz bebeğimiz gibi koruyacağız.

“Hani milliyetçiliğiniz, hani Türkçe aşkınız?”

Bu yolu takip ederlerse iki ay içinde tüketici enflasyonu yüzde 20’yi geçecek, üretici enflasyonu zaten yüzde 27. Biz iktidarı bıraktığımızda üretici enflasyonu yılda 3.2, tüketici enflasyonu yüzde 5.5 idi. Bunun sebebi cehaletiniz, kendi çıkarınızı düşünmenizdir. Bir şarkıcının kredi borçlarını yapılandırmakta, müteahhitlere milyarlarca dolar aktarmakta, 14-15 uçağı envanterde tutmakta çok cömertsiniz ancak borcunu ödeyebilecek bir üniversiteyi kapatıp öğrencilerin geleceğini heba etmekte cimrinin cimrisisiniz.

Çin Dışişleri Bakanı’nı ağırlıyorlar bugün. Ağırlasınlar. Ama Çin’in baskılarıyla Türkiye’deki Uygur kardeşlerimizi teslim ederek Çin’den 3-5 kuruş gelecek diye düşünüyorlarsa yeri göğü inletiriz, bir tek Uygur kardeşimizin iadesine razı olmayız. Çin ile ilişkileriniz iyi olsun, dünyada hiçbir ülke ile kötü olmasın. Ama zulme, baskıya, milli kültürümüzün en temel değerlerinin yok edilmesine sessiz kalmayın. Her yere, sık sık bize de kükreyen Sayın Bahçeli nerede? Hani milliyetçiliğiniz, hani Türkçe aşkınız? Uygur bölgesi Türklerin İslamlaşmasının başladığı yerdir. Medeniyetimizin doğu şehridir. Türkçe’nin doğduğu, lügatının, devlet kültürünün yazıldığı yerdir. Ankara’da vaka artışlarının hızlandığı ve Ankara’nın da kızardığı ama AK Parti ve MHP kongreleri dolayısıyla bunun ertelendiği bilgisi var. Gelecek hafta Ankara da kırmızıya dönerse bunların riyakarlıkları, fırsatçılığı, yalanları bir kez daha ortaya çıkacak.”