1 Mayıs: Zulme Karşı Direneceğiz, Savaşa Değil Emekçiye Bütçe

Kovid 19 salgın nedeniyle iki yıldır kitlesel olarak kutlanamayan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, Türkiye genelinde coşkulu bir şekilde kutlandı. Sendikalar, meslek örgütleri, siyasi partiler, STK’lar ve işçiler alanları doldurdu.

1 Mayıs’ta bu yılın teması ekonomik kriz, savaş politikları ve yoksulluk oldu. Alanları dolduran binlerce işçi ve emekçi ekonomik krizi ve hükümetin politikalarını protesto etti.

İstanbul

İstanbul’daki miting için belirlenen Maltepe meydanındaki kutlamaya yoğun bir katılım vardı. Sendika ve sivil toplum kuruluşlarının yürüyüşü nedeniyle etkinlik bir saat geç başladı. Gezi sloganlarının da atıldığı meydanda, geçen hafta içinde dava kapsamında tutuklanan Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman’ın mesajları okundu:

“1 Mayıs’ı, 1 Mayıs meydanında, Taksim’de kutlayacağımız günlerde hep birlikte olacağız. Zulme karşı direneceğiz. Birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız. Özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelemiz kazanacak. Hepinize Bakırköy ve Silivri cezaevlerinden selamlar. Yaşasın 1 Mayıs.”

Ankara

Ankara’da da işçiler ve demokratik kitle örgütleri 1 Mayıs için Tandoğan Meydanı’nda toplandı. Miting için daha önceki yıllarda Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde buluşulurken Ankara Emniyeti bu sene yürüyüş yolunu neredeyse yarı yarıya kısaltarak Ulaştırma Kavşağı’nda buluşmaya izin verdi.

1 Mayıs’a katılanlarsa bu keyfiyeti kabul etmeyerek AKM önünde buluşmaya başladı. Polis bunun üzerine burada buluşan Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri’nin önüne barikat kurdu. Ancak bir süre sonra barikatı kaldırdı. Emek ve meslek örgütleri de Ulaştırma Kavşağı önünde kortejlerini kurmaya başladı. Tandoğan Meydanı’na da üç koldan girişler yapılırken, polisler tüm girişlerde iki arama noktası kurdu.

İzmir

İzmir’de üç koldan gerçekleştirilen yürüyüşte toplanmalar başladı. Türk-İş, Kamu-İş ve Liman-İş üyesi işçiler Alsancak Limanında, DİSK’e bağlı sendikalar Basmane Meydanı’nda, KESK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, Siyasi partiler ve dernekler ise Cumhuriyet Meydanı’nda; Emek Partisi de fuar Montrö kapısında toplandı. Daha sonra da Gündoğdu Meydanı’ndaki miting için yürüyüşe geçti.

Diyarbakır

Diyarbakır’da kutlama, Kamu Emekçiler Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Diyarbakır Şubeler Platformu, Diyarbakır Tabip Odası, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Bölge Temsilciliği ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İl Koordinasyon Kurulu öncülüğünde İstasyon Meydanı’nda yapılıyor.

Alana  “Onurlu ve insanca bir yaşam için alanlardayız”, “Emek bizim söz bizim”, “Bu iktidarla geçinemiyoruz, asgari değil insanca yaşam”, “Savaşlara ve antidemokratik uygulamalara karşı alanlardayız”, “Ülke zengin, halk fakir, yandaş mutlu” ve Keda me rumeta me ye” pankartları asıldı. Kortejlerde sık sık “Bijî yek gulan”, “Bijî berxwedana karkeran”, “Katil, hırsız AKP”, “jin jiyan azadî” sloganları atıldı.

Van

Van’da binlerce emekçi sloganlarla Musa Anter Parkı’na yürüdü. Üç noktadan miting alanına giriş yapılırken, savaşa, sömürüye karşı sloganlar atıldı. Mitingde konuşan HDP Van Milletvekili Sezai Temelli, “ülkedeki mevcut ekonomik, siyasal kaosun tek sorumlusunun AKP-MHP iktidarı olduğunu” belirtti. Temelli, “bundan kurtulmanın tek yolunun birlik olmaktan geçtiğini” ifade etti.

Kars

Kars’ta KESK Kars Bileşenleri Platformu öncülüğünde Tren Garı alanında 1 Mayıs Mitingi düzenledi. Mitinge yüzlerce yurttaşın yanı sıra siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri katıldı. “Yaşasın 1 Mayıs” ve “Mutlaka kazanacağız” pankartlarının açıldığı mitingde sık sık “Savaşa değil, emekçiye bütçe” sloganı atıldı.

Adana

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) 4’üncü Bölge Temsilciliği, Arif Nihat Asya Bayrak Parkı’nda basın açıklaması yapıldı. “Kurtuluş yok ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın 1 Mayıs, işçilerin bayramı” ve “Zamsız Türkiye istiyoruz” sloganlarının atıldığı açıklamada işçiler çocuklarıyla etkinliğe katıldı.

Siirt

Siirt’te Demokrasi Meydanı’nda düzenlenmek istenen mitinge izin verilmedi ve sadece açıklama yapıldı. Açıklamanın ardından işçiler, halay çekti, bunun üzerine polis hoparlöre el koydu. Sendika temsilcileri ve polis arasında kısa süreli gerilim yaşandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da polise tepki gösterdi. Polis amirinin, “Gidin Newroz alanında halay çekin” sözleri üzerine tartışma büyüdü. Beştaş polis yetkilisine, “Her yer bizim alanımız, bu il bizim ilimiz, oraya buraya gidin diyemezsin” dedi.

Malatya

KESK, DİSK ve TMMOB çağrısıyla aralarında HDP , EMEP, TİP ve CHP’nin de bulunduğu çok sayıda parti ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı 1 Mayıs kutlaması yürüyüşle başladı. Emeksiz alt geçidinde bir araya gelen binlerce kişi, kortej oluşturarak 1 Mayıs’ın kutlanacağı Emeksiz Meydanı’na yürüdü.

Antalya

Antalya’da Aydın Kanza Parkı önünde bir araya gelen sivil toplum örgütü ve siyasi parti üyeleri, Güllük Caddesi’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü.

Şırnak

Şırnak 1 Mayıs etkinliği polis ablukası altında kutlandı. Yürüyüş ve halay izni verilmeyen etkinliğe Şırnak KESK Şubesi üyeleri, Şırnak Eğitim-Sen Şubesi üyeleri, HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş, Şırnak HDP Milletvekili Nuran İmir katıldı. KESK Şubeler Platformu adına ortak basın açıklamasını Adnan Şenbayram yaptı:

“Ekmeğimiz her geçen gün küçülüyor. Elektrik, doğalgaz, gıda, akaryakıt, ulaşım, kiralar başta olmak üzere ardı arkası kesilmeyen zamlar, enflasyon ve dövizdeki artış yoksulların, ezilenlerin, işçi ve emekçilerin yaşamını daha da çekilmez hale getiriyor. İşsizlik rekor üzerine rekor kırıyor.”

Bursa

Siyasi partiler, dernek ve sendikalar 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için Altıparmak Caddesi toplandı. Mitingde sık sık “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları yükseldi.

Alevi Örgütleri, Pek Çok Kentte Alanlara Çıktı

Alevi örgütleri, zorunlu din dersi eğitimine karşı İstanbul başta olmak üzere Adana, Adıyaman, Antalya, Aydın, Balıkesir (Altınoluk ve Bandırma, Burnaniye), Dersim, Eskişehir, İzmir, Kırklareli, Kayseri, Muğla ve Samsun’da da “Demokrasi ve laiklik” mitingi düzenledi.

“Eşit yurttaşlık hakkı tanınsın, diyanet lağvedilsin. Cemevleri ibadethanemizdir, dergahlarımızı istiyoruz, zorunlu din dersleri kaldırılsın” pankartının açıldığı mitinglerde, “parasız, bilimsel anadilde eğitim”, “Halklara özgürlük inançlara özgürlük” dövizleri taşındı.

İzmir

İzmir’deki eylem Alsancak’ta yapıldı. Eyleme  Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri şubeleri , Alevi Kültür Dernekleri şubeleri, Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi , Narlıdere Cemevi, Yamanlar Cemevi, Öğrenci Veli Derneği Karşıyaka 2 Nolu Şube’nin yanı sıra siyasi partiler ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Kurumlar adına açıklamayı okuyan Narlıdere Cemevi Başkanı Mustafa Aslan, “Her seviyedeki zorunlu din dersleri, sözde seçmeli olanlar dâhil kaldırılmalı, din derslerini ana sınıfına kadar indiren tavsiye kararı yok sayılmalı, ayrıca altına imza atılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyulmalı, AİHM’in Alevi çocukların zorunlu din derslerinden muafiyetiyle ilgili kararları bir an önce uygulanmalıdır. Eğitim sisteminin vakıflar üzerinden düzenlenmesine, gerici, dinci vakıflara kamu kaynakları aktarımına son verilmelidir. Daha da önemlisi, eğitim programları ve müfredatı bilimsel normlara göre yeniden düzenlenmelidir. Eğitimin ticarileştirilmesine son verilmelidir” dedi.

Adana

Adana’da Alevi kurumları ve demokrasi güçleri İnönü Parkı’nda bir araya geldi. ‘Zorunlu Din Dersleri Kaldırılsın’ pankartının açıldığı eylemde basın açıklamasını Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adana Şube Başkanı Sevim Alkan okudu.

Alkan, okul öncesi çocuklara din dersi eğitimi kararını hatırlatan şöyle konuştu:  “Milli Eğitim Şuraları demokratik ve bağımsız bir danışma kuruluna dönüştürülmeli, bu kurullarda toplumun her kesimi temsil edilmelidir. Eğitim ile ilgili kararlar, bilim insanları ve pedagogların öncülüğünde, toplumun sosyolojik yapısını da dikkate alarak oluşan bağımsız kurullarca alınmalıdır. Laiklik sadece din ve devlet işlerinin ayrılması değil, insan onurunu, tüm hak ve özgürlükleri korumanın, çoğulcu demokrasinin ön koşuludur”

Dersim

Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ‘Halklara özgürlük, inançlara eşitlik’ pankartı açıldı. Yapılan basın açıklamasını Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri adına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya okudu.

Halklara özgürlük, inançlara eşitlik demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu ifade eden Kaya, “Halklar ve inançlar kimlikleri, dilleri, kültürleri inançları dolayısıyla asimilasyona uğruyor. Alevilerin bu ülkede maruz kaldığı zulmün fotoğrafı misali; devlet temsilcileri inançların kutsalına saldırarak, silahla fotoğraf vermekten geri durmuyor. Alevilerin inanç merkezleri olan Cemevleri ibadethane olarak değil ticarethane ve konut statüsü kapsamında tutulup Alevi inancına yönelik asimilasyon ve ayrımcılık politikalarına her gün bir yenisi ekleniyor” dedi.

Ankara

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yenimahalle Şube ve Cemevi öncülüğünde yapılan eylemde ise “Zorunlu din dersleri kaldırılsın! Demokratik ülke, laik ülke istiyoruz” pankartı açıldı.

Ortak basın açıklamasını PSAKD Yenimahalle Şube Başkanı Onur Şahin okudu. Şahin, şöyle konuştu: “Biz bu ülkede vergilerimizi, siz şeriata yatırım yapın ve çocuklarımızın geleceğini çalın diye vermiyoruz. 1950’lerden itibaren okullarda seçmeli olarak uygulanan din dersleri, ABD destekli 12 Eylül faşist darbesinin şefleri tarafından hazırlanan 1982 Anayasası ile zorunlu hale getirildi.

Darbe sonrası kurulan sağ iktidarlar; tekçi, asimilasyoncu, inkarcı, cinsiyetçi eğitim sistemi inşa edip bunun üzerinden yükseldiler. Yine tarikatçı vakıfların isteğiyle seçmeli dersler adı altında 4 tane daha dinsel içerikli ders, müfredatta zorunlu hale getirildi”

Onur Şahin, 20. Millî Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş çocuklar için alınan din dersi kararının derhal geri çekilmesi gerektiğini vurguladı.  Alevi örgütleri ve demokrasi güçleri zorunlu din dersleri başta olmak üzere 4-6 yaşındaki anaokulu çocuklarına din dersi verilmesi, ülkede yaşanan hak ihlalleri, asimilasyon politikaları tepki gösterdi.

CHP’li 11 Büyükşehir Belediye Başkanından Ortak Bildiri

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) büyükşehir belediye başkanı, teftiş ve denetimlerle ilgili, “Yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız” açıklamasını yaptı.

CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın çağrısıyla çevirmiçi toplandı. Telekonferans yöntemiyle düzenlenen toplantı; Ekrem İmamoğlu (İstanbul), Mansur Yavaş (Ankara), Tunç Soyer (İzmir), Muhittin Böcek (Antalya), Zeydan Karalar (Adana), Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir), Özlem Çerçioğlu (Aydın), Osman Gürün (Muğla), Vahap Seçer (Mersin), Kadir Albayrak (Tekirdağ) ve Lütfi Savaş’ın (Hatay) katılımıyla yapıldı.

Yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve sübvansiyon desteği verilmesi yönünde taleplerin dile getirildiği bildiride, teftiş ve denetimlerle ilgili hiçbir rahatsızlık yaşanmadığının da altı çizilerek, “Belediyelerimiz ‘özelinde’ gösterilen bu ‘teftiş hassasiyetinin’, eski belediye yönetimleri hakkında yapılan şikayetlerde de gösterilmesini bekliyoruz ve bunu kamu adına talep ediyoruz” denildi.

Türkiye nüfusunun yüzde 50’ye yakınının yaşadığı kentleri yöneten 11 büyükşehir belediye başkanı, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizin, yönetimsel yanlışlardan kaynaklandığı saptamasında bulundu.

Yaşanan ekonomik krizin, yurttaşın cebini yaktığı kadar, yönettikleri devlet kurumlarının bütçelerine de olumsuz yönde etki ettiğini vurgulayan başkanlar, yayımladıkları ortak bildiride şu noktalara dikkat çekti:

“Türkiye nüfusunun yarıya yakınını barındıran 11 kentin yöneticileri olarak, geçtiğimiz 2021 yılının Kasım ayında, bütçelerimizi belediye meclislerinde oylamaya sunduk. Meclisten onaylanarak geçen bütçelerimiz, döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmalardan kaynaklı yaşanan ekonomik belirsizlik ortamında ‘geçersiz bütçeye’ dönüşmüştür. Bu, ‘belirsizlik ve ön görülemezlik’ ortamından, Büyükşehir Belediyelerimiz kadar, bütün yerel yönetimler ve hatta kamu kurumları ciddi anlamda olumsuz etkilenmektedir. Bu kapsamda hem belediyelerimizin hem de diğer kamu kurumlarının ‘yeni bütçe’ yapmaya ihtiyaç duydukları, önümüzde duran bir gerçektir.

Belediyelerimiz, vatandaşa sundukları hizmetleri aksatmama konusunda, çok ciddi mücadeleler vermektedir. Verilen hizmetlerin, devam eden ve devreye alınması planlanan projelerin sürdürülebilir hale dönüştürülmesi hususunda, hükümet yetkililerini Türkiye’deki bu ekonomik zorluklar sırasında, yerel yönetimleri desteklemeye davet ediyoruz. Mazot, elektrik, doğalgaz, un vesaire gibi maliyetlerin etkisiyle, tüm Türkiye’deki belediyeler, hizmetleri devam ettirme noktasında oldukça zorlanmaktadır. Kentlerimiz için hayati öneme sahip hizmetlerle ilgili ihaleler dahi yapılamayacak noktaya gelmiştir. Bu durum, ihalelere katılan firmaları da zora düşürmektedir.

Bu kapsamda, merkezi hükümetten beklentimiz ve talebimiz; yerel yönetimlere yönelik bazı vergi indirimlerine gidilmesi ve hayati öneme sahip konularda sübvansiyon desteği verilmesidir. Örneğin; toplu ulaşımda, KDV ve ÖTV istisnası getirilmelidir. Artan enerji maliyetlerini, özellikle raylı sistemler, elektrik ve su gibi giderlerini düşürecek bazı vergi indirimlerine gidilmelidir. Bu ve benzeri seçeneklerin düşünülmesi, Türkiye’deki bütün yerel yönetimler için önemli olacaktır. Bu sayede, ekonomik sıkıntılar altında ezilen vatandaşlarımızın da bir nebze olsun rahatlaması sağlanacaktır. Zira, devletin her kurumunun yapacağı hizmet ya da hizmetler, vatandaşlarımız içindir. Tüm kamu kurumlarımızın varlık nedeni, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ve ülkemizi ziyaret eden turistlere hizmettir.

Sosyal belediyecilik vurgusu

Hiçbir belediyemiz, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, hukuki sistemde, hukuki zeminde teftişten veya denetimden çekinmemektedir. Hiçbir belediyemiz, usulüne uygun her türlü teftiş ve denetime tabi olmaktan asla rahatsızlık duymaz. Ama yapılan bir kısım manipülasyonlar veya uydurma gündemler üzerinden yaklaşımlarla, uygunsuz teftişlere de karşı olduğumuzu vurgulamak zorundayız. Belediyelerimiz ‘özelinde’ gösterilen bu ‘teftiş hassasiyetinin’, eski belediye yönetimleri hakkında yapılan şikayetlerde de gösterilmesini bekliyoruz ve bunu kamu adına talep ediyoruz. Biz, 11 büyükşehrin yöneticileri, her zaman olduğu gibi, yaşanan bütün sıkıntılara, zorluklara ve engellemelere rağmen, bu kara kışta da vatandaşlarımızın yanında olacağız. Sosyal belediyecilik yapmaya, kararlılıkla, sonuna kadar devam edeceğiz.”

CHP’den Aysel Tuğluk Serbest Bırakılsın Çağrısı

CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi, “Cezaevinde kalamayacağına dair verilen raporlara rağmen tutukluluğu devam eden Aysel Tuğluk sağlığı daha da bozulmadan tahliye edilmeli ve tedavisine uygun yaşam koşullarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi’den Aysel Tuğluk çağrısı geldi. Çelebi, cezaevinde hafıza kaybı yaşadığı açıklanan ve “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un serbest bırakılmasını istedi.

Çelebi ““Hasta tutuklular çoğu zaman kaderine terk edilmekte, tedavi edilemez noktalara gelindiği zaman yoğun kamuoyu baskısı olursa fark edilmekte ya da içeride sağlık ve bakım hizmeti olanaklarından mahrum bir şekilde yaşamlarını yitirmektedirler. Birçok tutuklu eski sağlığına yeniden kavuşamayacak bir şekilde zarar görmektedir. Cezaevinde kalamayacağına dair verilen raporlara rağmen tutukluluğu devam eden Aysel Tuğluk sağlığı daha da bozulmadan tahliye edilmeli ve tedavisine uygun yaşam koşullarına kavuşması sağlanmalıdır” dedi.

Ne olmuştu?

Aysel Tuğluk, HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı görevinde bulunduğu dönemde, 29 Aralık 2016’da tutuklanmıştı. Tuğluk, hakkında hazırlanan iddianamede, DTK Eş Başkanlığı döneminde yaptığı açıklamalar ve faaliyetleri nedeniyle suçlanmıştı.

16 Mart 2018’de kararını açıklayan Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi, Aysel Tuğluk’a “örgüt yöneticisi olmak” iddiasıyla 10 yıl hapis cezası vermişti. Yapılan itirazların ardından Yargıtay 16. Ceza Dairesi de Tuğluk hakkında verilen hapis cezasını onamıştı.

Son olarak ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6-8 Ekim Kobani eylemlerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Tuğluk için tutuklama kararı verilmişti.

Annesinin cenazesi

2017 yılında Tuğluk, annesi Hatun Tuğluk’u kaybetmiş, Tuğluk’un cenazesi vasiyeti üzerine defin için Ankara’da bulunan İncek Mezarlığı’na getirilmişti. Aysel Tuğluk’un cezaevinden izinli çıkarak gittiği cenazenin defnedilmesinden kısa bir süre sonra ilk etapta 5-6 kişiden oluşan bir grup cenazeyi protesto etmek üzere toplanmıştı.

Cenazeye katılanlar, grubun sayısının daha sonra giderek arttığını ve mezarlığa saldırmaya çalıştıklarını açıklamıştı.

Saldırıların devam etmesinin ardından toprak açılarak cenaze mezardan çıkarılmak zorunda kalmış, başka bir yere defnedilmişti. Cenazeye saldıran bir kişinin emniyette İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile fotoğrafı ortaya çıkmıştı.

Sağlık problemleri

Annesinin ölümünden sonra hafıza kaybı yaşamaya başlayan Aysel Tuğluk’un abisi Alaattin Tuğluk bianet’e kardeşinin sağlık durumuna ilişkin şu açıklamaları yapmıştı:

“Kardeşimi iyi görmedim. Soruyu 3-4 kez soruyor. Bazı şeyleri hatırlamıyor. Mesela, aileden birisini soracak. ‘Kimdi, kimdi?’ diyor. Onlar yakın insanlar, tanımaması mümkün değil. Endişem, bunun ilerlemesi, geri dönülemez bir yere gelmesi, kardeşimi kaybetmemiz… Yol yakınken, tedavi istiyorum. Bir heyet daha incelesin ve ona göre karar verilsin. Şu an 1-2 ilaç veriliyor. Yeterli değil. Tedavisi biter, sonra gider yatar.”

Aysel Tuğluk hakkında

Demokratik Toplum Partisi’nde (DTP) Eş Başkanlık yaptı. 2007-2009 yılları arasında Diyarbakır milletvekili, 2011-2015 yıllarında HDP Van milletvekili oldu.

Ayrıca HDP Hukuk ve İnsan Haklarından sorumlu eski Eş Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdürdü. Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu üyesi, İnsan Hakları Derneği Üyesi ve Yurtsever Kadınlar Derneği kurucusu oldu.

CHP’li 11 Başkandan Deklarasyon: Belediyelerimiz Üzerinden Sürekli Kirli Siyaset Üretiliyor

Ankara’da bir araya gelen CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, görüşmenin ardından bir deklarasyon yayımladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’na destek veren belediye başkanları CHP’li belediyeler üzerinden kirli siyaset üretilmeye çalışıldığını söyledi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın okuduğu deklarasyonda ekonomi, tarım, turizm, iklim değişikliği gibi konular ele alınırken İçişleri Bakanlığı’nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne başlattığı ‘özel terör teftişi’ de gündemdeydi.

Deklarasyonu okuyan Mansur Yavaş kurdaki ani yükseliş ve büyük değişimlerle ekonomik koşulların önümüzdeki sene için mali yükü arttığını söyledi. Kaynaklarının büyük kısmınının Cumhur İttifakı belediyelerine gittiğini belirten Yavaş bunun adaletsiz olduğuna vurgu yaptı. Yavaş şöyle konuştu:

“Bizler örnek belediyecilik uygulamalarımızı sürdürürken hükümet tarafından dile getirilen ‘Bütün belediyelere eşit mesafedeyiz’ söylemlerinin gerçeği yansıtmadığı ortadadır. Türkiye Belediyeler Birliği’nin gelirinin yarısından fazlasını Millet İttifakı belediyeleri sağlarken, kaynaklarının büyük kısmını Cumhur İttifakı belediyelerine ve diğer kamu kurumlarına aktarması adaletsiz bir vakıadır.

Birçok belediyemiz kamu bankalarından ve İller Bankası’ndan kredi alabilmek bir yana, teminat mektubu dahi alamamaktadır. Gelir kalemlerinin büyük bir kısmını belediyelerimizin oluşturmasına rağmen, bütçesi valilikler tarafından yönetilen Kalkınma Ajanslarının gider kalemlerinden kurumlarımız etkin olarak faydalanamamaktadır. Birçok kredi onayı ise uzun süredir Cumhurbaşkanlığı makamının onayını beklemektedir. ‘Eşit mesafe’ değil, sadece ‘mesafe’ ile sürecin yürütüldüğü ve mesafenin Millet İttifakı belediyeleri olmamız sebebiyle gittikçe açıldığı yadsınamaz bir gerçektir.

“Bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkartılıyor”

İki buçuk yıl boyunca belediyelerimizin yaptığı ve büyük takdir toplayan çalışmaların bir kesime rahatsızlık verdiğini görmekteyiz. Bu durumu anlayışla karşılıyoruz. Kabul etmediğimiz durum ise hukukun dışına çıkılarak, baskı ortamının oluşturulması, haksız ve mesnetsiz ithamlarla kurumlarımızın zan altında bırakılması ve devlet kurumu olan belediyelerimiz üzerinden sürekli olarak kirli siyaset üretilmesidir.

Gelinen noktada, vatandaşlarımızı ayırt etmeden hizmet eden belediyelerimize ayrımcılık yapıldığı, millet iradesi ile seçilen bizlere devlet olanaklarıyla zorluk çıkarıldığı, demokrasi ve hukuk kurallarıyla işlemesi gereken bir düzenden baskı ve engel düzenine geçiş yapıldığı açıktır.

İstanbul Büyükşehir Belediyemize yapılan haksızlığın, tüm belediyelerimize yapıldığını düşünüyor ve bu haksızlığı reddediyoruz. Bir belediyemiz için uygulanması düşünülen hukuksuzluk, karşısında tüm belediyelerimizi ve milletimizi bulacaktır.

Millet İttifakı Belediye Başkanları olarak bundan sonraki süreçte de haksızlığa, hukuksuzluğa, baskılara ve ithamlara karşı tek yürek olacağımızın bir kez daha altını çiziyoruz. Bu güçlü irade baskılardan bırakın yılmayı, aksine her zorlukta daha da güçlenecek ve vatandaşlarımıza daha çok hizmet etme azmimizi perçinleyecektir.”

Deklarasyon, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş’ın imzasını taşıyor.

26. Altın Koza Film Festivali filmleri!

Bu yıl 23-29 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan 26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin hazırlıkları tamamlandı.

Festivalin yeni yürütme kurulunu Menderes Samancılar, Timur Savcı, Nebil Özgentürk, Kadir Beycioğlu ve İsmail Timuçin oluşturuyor.

Festivalde bu yıl filmler; “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması”, “Uluslararası Kısa Film Yarışması”, “Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması” ve “Adana Kısa Film Yarışması” olmak üzere toplam 4 kategoride yarışacak.

26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nin başkanlığını Serra Yılmaz’ın üstlendiği Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması kategorisinde bu yıl 12 film yarışacak: Barış Atay yönetmenliğindeki “Aden”, Burak Çevik’in yönettiği “Aidiyet”, yönetmen Semih Kaplanoğlu’nun “Bağlılık-Aslı”, Serhat Karaaslan’ın “Görülmüştür”, Nihat Durak’ın “Kapı”, Eylem Kaftan’ın “Kovan”, Pelin Esmer’in “Kraliçe Lear”, Ali Aydın’ın “Kronoloji”, Kıvanç Sezer’in “Küçük Şeyler”, Cenk Ertürk’ün imzasını taşıyan “Nuh Tepesi”, Köken Ergun’un “Şehitler” ve Cihan Sağlam “Uzun Zaman Önce”.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması jürisinde ise İlksen Başarır, Öykü Karayel, Emine Yıldırım, Aytekin Ataş, Soykut Turan ve Uğur Vardan yer alıyor.

Türkiye’nin farklı illerindeki öğrencilerin katılımıyla yapılan Ulusal Öğrenci Kısa Film Yarışması’nın “Belgesel” kategorisinde 6; “Deneysel” kategorisinde 5 ve “Kurmaca” kategorisinde 6 olmak üzere toplam 17 kısa film yarışacak.

Yarışmanın jüri üyelerinde; yönetmen Kıvanç Sezer, görüntü yönetmeni Meryem Yavuz ve yapımcı Derya Tarım görev alıyor. Adana Kısa Film Yarışması kategorisinde de 5 belgesel film, 5 kurmaca film olmak üzere toplam 10 film yarışacak. Adana Kısa Film Yarışması kategorisinin jürisinde; sinema yazarı Evrim Kaya, oyuncu Kemal Burak Alper ve kurgucu Naim Kanat yer alıyor.

Altın Koza Ödülleri, 28 Eylül Cumartesi gecesi sahiplerini bulacak. Aynı gece düzenlenen törende Altın Koza Yaşam Boyu Onur Ödülleri, oyuncu ve müzisyen Zuhal Olcay ile yönetmen, yazar, senarist, besteci Zülfü Livaneli’ye verilecek. Yaşam Boyu Başarı Ödülü ise Çin sinemasının usta yönetmeni Xie Fei’nin olacak.

Festival kapsamında özel bölümlerde film gösterimleri de gerçekleşecek. Uluslararası Uzun Metraj Film gösterimlerinin yapılacağı festivalde bu yıl ayrıca “Kadın Gözüyle Afganistan” bölümü de düzenlenecek. Bu bölümde; Sahraa Karimi’nin yönettiği “Havva, Meryem, Ayşe”, Shahrbanoo Sadat’ın yönettiği “Yetimhane” ve Mariam Ghani’nin yönettiği “Yarım Bıraktıklarımız” filmleri izleyiciyle buluşacak.

26. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında gösterime girecek filmlerin programı şöyle:

Adana: Belemedik Tabiat Parkı

Belemedik Tabiat Parkı; Adana’nın Pozantı ile Karaisalı ilçeleri sınırları içerisinde yer almaktadır. Tabiat Parkı, 4.349 hektar alana sahiptir. 

Tabiat Parkı’nın, farklı rekreasyonel aktivite Günübirlik kamp alanları, akarsu üzerinde olta balıkçılığı, ormanlık alanda bisiklet ve yürüyüş yolları, kamp alanları, sehir terasları yerleri, çoban köşkleri, kayalık alanlarda hiking-kaya tırmanışı imkanları mevcuttur.

Alanda orman, dağ ve akarsu ekosistemi yer almaktadır. Saha, zengin doğa manzarası ile tamamen bakir durumda olup; bitki örtüsü, faunası, peyzaj özelliği, rekreasyonel potansiyeli ve iklimi sebebiyle seyir maksatlı potansiyel değerlere sahiptir.

Ayrıca alanda, I. Dünya Savaşı’nda burada görev yapan Alman personelin kullandığı yapılar ve mezarlar mevcuttur.

Alan, doğal yapısı bozulmamış görsel ve fiziksel peyzaj değerleri, orman ekosistemi, manzara güzellikleri,  ekoturizm, rekreasyonel  potansiyeli olup bu kaynak değerlerinin geleceğe sağlıklı biçimde taşınabilmesi maksadıyla tabiat parkı olarak belirlenmiştir.

Adana: Küp Şelaleleri

Küp Şelaleleri; Adana’nın Aladağ İlçesi, Küp Köyü sınırları içerisinde, Zamantı Irmağı üzerinde yer almaktadırlar. İlçe merkezine 37 kilometre uzaktaki şelaleler, huzur veren doğasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Etrafındaki yürüyüş alanlarında spor yapma, şelalenin oluşturduğu küçük göletlerde ise yüzme imkanları yakalayan turistler, büyük şehirlerin gürültülü ortamından uzaklaşmanın keyfini yaşayabiliyor.

Doğayla iç içe bir tatil geçirmek isteyenlerin yakınlarında kamp yapabileceği şelaleler, yazın çok sıcak geçtiği Çukurova’da yaşayanların serin havasıyla tercih ettiği yerler arasında geliyor.

Adana: Sarı Çiçek Kilisesi

Sarı Çiçek Kilisesi; Adana’nın Aladağ İlçesi, Ceritler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezinden ulaşım sağlanmaktadır. Görülmesi gereken ve unutulmuş bir tarihi kalıntıdır.

Dağ ve orman silsilelerinin arasında kalmış bu dar vadinin hemen kuzeyinde dağ yamacına kurulmuş, halen duvarları ve altta kalan odalarının sağlam olduğu üç katlı bir kilise mevcuttur.

1517 ve 1525 yılında hazırlanan Osmanlı Tahriri Defterinde buranın adı Sarı Buğet olarak geçmektedir. Kilise 12. veya 13. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Çünkü duvarları ve birkaç odası halen daha yıkılmamıştır.

Bizansın son dönemlerine ait olabilecek bu eser, insanların ancak yaya olarak ulaşabileceği bir alanda olup, görülmesi gereken ve unutulmuş bir tarihi kalıntıdır.

Adana: Mazılık Harabesi

Mazılık Harabesi; Adana’nın Aladağ İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Birinci derece sit alanıdır. İlçe merkezinden ulaşım sağlanmaktadır.

Mazılık’ta 6. yüzyıla ait büyük bir Kilise bulunmaktadır. Üç tane aynı büyüklükte penceresi vardır. Dışardan bakıldığında beşgen görünen kubbeler biçiminde çerçevelenmiş, onun içinden fırlayacakmış gibi üçgen biçimi ile şekillendirilmiştir.

Kapılar, kuzey ve güney olmak üzere iki tanedir. Kapıların üzerinde yuvarlak biçimde pencereler bırakılmıştır. Kilisenin altında kubbeli bir giriş yeri vardır. Bu kapının giriş yüksekliği engin bir şekilde örülmüş, bu giriş kendiliğinden oluşmuş olan mağaralara açılmaktadır.

Kilisenin güney tarafında kiliseye paralel, hemen hemen aynı zamanlara ait daha büyük bir yapı bulunmaktadır. Bu yapıtların şekli ve konumu göz önüne alındığında mağara ve kilisenin niçin bu alanda inşa edildiğini anlamak mümkün olmaktadır. Buranın eskiden o çağın toplumu tarafından çok saygı duyulan bir yer olduğu fikri çıkarılabilir.

Meydan Kalesi: Kale, Kızıldağ Yaylası’na 5 km, Kalkat Yaylası’na 8 km. uzaklıkta (Üçürge suyu) kaynak bölgesindedir. Batısında tarihi Kızıldağ yaylası bulunmakta ve Aladağ Vadisindeki diğer kalelere komşudur. Büyük dağ silsileleri tarafından yüzük şeklinde kuşatılmıştır.

Kale burçlarının bir tanesi yarımay şeklinde öne çıkmaktadır. Surların bazı bölümleri yıkık durumdadır. Güneybatısında iki tane gizli odacık bulunmaktadır. Kalenin en dıştaki kısmı dörtgen taşlardan örülmüştür. Kıyı kısımlarının bir bölümü yıkılmıştır. Yapılışı yaklaşık 12-13.yy dönemlerinin sonlarında gerçekleşmiştir.