İklim Zirvesi Mısır’da Başladı: COP27 Nedir?

İklim krizine karşı ortaya konulan planların güçlendirilmesi ve bu planların somut adımlar atılarak hayata geçirilmesine ilişkin müzakerelerin yapılacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27’nci Taraflar Konferansı (COP27) Mısır’da Başladı.

“Uygulama Zirvesi” olarak tanımlanan COP27’de 7-8 Kasım tarihlerindeki Liderler Zirvesi’nin ardından finans, bilim, gençlik ve gelecek nesiller, karbonsuzlaşma, adaptasyon ve tarım, cinsiyet, su, sivil toplum, enerji, biyoçeşitlilik ve çözümler başlıkları altında her gün tematik oturumlar düzenlenecek.

120’den fazla dünya lideri Şarm El-Şeyh’te COP27 olarak bilinen konferansta konuşma yapacak. Konferansa yaklaşık 40.000 kişi katılıyor. Bazı aktivistlerse, Mısır’ın insan hakları siciliyle ilgili endişeler nedeniyle konferansa katılmayı reddetti.

Zirvenin açılışında COP27 Başkanı Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri ülkelere taahhütlerini uygulamaya koyma çağrısı yaptı. Şükri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası ortaya çıkan gıda ve enerji krizinin ülkeleri taahhütlerini yerine getirmekten alıkoymaması gerektiğini de söyledi.

Birleşmiş Milletler, COP27 açılışında, “iklim kaosu kronolojisi” olarak tanımladığı yeni bir rapor yayımladı. Raporun tamamı 2023’ün bahar aylarında yayımlanacak.

Raporda, 2022 Küresel İklimin Durumu araştırmasında küresel iklim krizine ilişkin dramatik değişiklikler özetleniyor. Rapora göre, deniz seviyesi 1993’ten bu yana iki katına çıktı ve bu yıl yeni bir rekor seviyeye yükseldi, Avrupa Alpleri’nde de benzeri görülmemiş buzul erimesi belirtileri izleniyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporuna göre, küresel sıcaklığın bu yıl 1850-1900 yılları arasındaki “sanayi öncesi döneme” kıyasla yaklaşık 1,15 derece artması bekleniyor ve son 8 yıl dünyadaki en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçebilir.

COP27’de raporu sunan WMO Başkanı Petter Taalas, “Atmosferde o kadar yüksek karbondioksit seviyesi var ki, Paris Anlaşması’nın (küresel sıcaklık artışını) 1,5 derece ile sınırlama hedefine zar zor erişilebiliyor. Birçok buzul için artık çok geç ve erime binlerce olmasa da yüzlerce yıl devam edecek. Bunun da su güvenliğine önemli etkileri olacak” dedi.

‘İklim Krizi’ ya da ‘iklim Değişikliği’

‘İklim Değişikliği’ veya ‘İklim Krizi’ zaman içinde özellikle de son 70 yılda Dünya’nın ortalama sıcaklığındaki küresel değişiklikleri ve sıcaklıktaki değişikliklerin sonuçlarına referans vermek için kullanılan bir terim.

Dünya’nın ortalama sıcaklığı doğal olarak yukarı ve aşağı hareket eder, ancak sanayi devriminden bu yana daha önce olduğundan çok daha hızlı şekilde yukarı yönlü seyrediyor.

Sıcaklıktaki bu artış, deniz seviyesinin yükselmesi ve aşırı hava koşulları (sel veya kuraklık gibi) gibi gezegenin çevresi üzerinde bir etkiye sahip.

COP27

İklim krizine karşı ortaya konulan planların güçlendirilmesi ve bu planların somut adımlar atılarak hayata geçirilmesine ilişkin müzakerelerin yapılacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 27’nci Taraflar Konferansı (COP27) bu yıl Mısır’da düzenleniyor.

Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentinde gerçekleştirilen ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında dünyadaki en kapsamlı zirve olan COP27’ye yaklaşık 190 ülkeden 40 binin üzerinde katılımcı, 100’den fazla devlet lideri ve politika yapıcının katılması bekleniyor.

“Uygulama Zirvesi” olarak tanımlanan COP27’de 7-8 Kasım tarihlerindeki Liderler Zirvesi’nin ardından finans, bilim, gençlik ve gelecek nesiller, karbonsuzlaşma, adaptasyon ve tarım, cinsiyet, su, sivil toplum, enerji, biyoçeşitlilik ve çözümler başlıkları altında her gün tematik oturumlar düzenlenecek.

Sera gazları

İklim değişikliğine ve küresel ısınmaya neden olan gazlardır.

Karbondioksit (CO2), azot oksit (N2O) ve metan (CH4) ve daha birçok türde sera gazı mevcut.

Dünya atmosferindeki başlıca sera gazları. NF3, SF6 ve halokarbonlar gibi insan yapımı sera gazları da vardır.

IPCC

IPCC, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ninn kısaltması. 1988 yılında Birleşmiş Milletler ve Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından oluşturuldu.

İnsanların iklim değişikliği üzerindeki etkisini anlamaya yardımcı olmak için önde gelen iklim bilimcilerini bir araya getiren bir çalışma grubu. Şimdiye kadar beş adet uluslararası büyük rapor üretti ve altıncı rapor yayınlanma sürecinde.

BM Genel Sekreteri, en son IPCC raporunu ‘insanlık için kırmızı alarm’ olarak nitelendirerek şunları söyledi:

“Alarm zilleri kulakları sağır ediyor ve kanıtlar reddedilemez: Fosil yakıtların yakılmasından ve ormanların yok edilmesinden kaynaklanan sera gazı emisyonları gezegenimizi boğuyor ve milyarlarca insanı riske atıyor. Küresel ısınma, birçok değişikliğin geri döndürülemez hale gelmesiyle, Dünya üzerindeki her bölgeyi etkiliyor.”

Kyoto Protokolü

Kyoto Protokolü, 1997 yılında kabul edilen ve Japonya’nın Kyoto kentinde düzenlenen üçüncü Taraflar Konferansı’nda (COP3) kabul edilen uluslararası bir antlaşmadır.

2005 yılında uluslararası hukuk haline gelen bu antlaşma 192 devlet tarafından imzalandı ve gelişmiş ülkeler için 2012 yılına kadar emisyon azaltma hedefleri belirlendi. ülkelerin 2008 ve 2012 yılları arasındaki 1990 seviyelerine kıyasla küresel sera gazlarını yüzde 5 azaltması gerektiği belirtildi.

Yüksek sera gazı emisyonlarından çoğunlukla gelişmiş ülkelerin sorumlu olduğu kabul edildiğinden, Çin gibi gelişmekte olan ülkelerin ise emisyonlarını artırmalarına izin verildi.

Bu sebeple daha sonra 2012 yılında Kyoto Protokolü’nde Doha Değişikliği adı verilen bir değişiklik yapıldı.

Doha Değişikliği

Doha Değişikliği, 2012 yılında Katar’ın Doha kentinde düzenlenen sekizinci Taraflar Konferansı’nda (COP8) gerçekleşen ve Kyoto Protokolü’nde yapılan bir değişiklik. 2013’ten 2020’ye sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine kıyasla yüzde 18 oranında azaltmak için 37 ülke tarafından kabul edilmiş bir değişiklik maddesi.

Ulusal Belirlenmiş Katkı (NDC)

Bunlar, emisyonları azaltma hedeflerini belirleyen ülkeler tarafından yapılan planlar ve bu hedeflere ulaşmak için yapacakları eylemler. Paris Anlaşması da bu anlaşmanın belirlediği hedeflerle bağlantılı.

Ülkelerin ulusal olarak belirlenmiş katkıları her beş yılda bir UNFCC’ye sunuluyor. İlk NDC’ler 2015’te sunuldu ve ardından her beş yılda bir devam edecek; 2020, 2025, 2030…

Her yeni NDC gönderildiğinde, önceki NDC’ye kıyasla daha büyük hedefler gösterilmesi bekleniyor.

Örneğin Aralık 2020’de Birleşik Krallık Hükümeti, Birleşik Krallık’ın Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkısının bir parçası olarak 1990 seviyelerine kıyasla ülke emisyon seviyelerini 2030 yılına kadar yüzde 68 oranında azaltma planlarını açıkladı.

İskoç Hükümeti de Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkı oluşturmuştu ancak İskoçya Birleşik Krallık’ın bir parçası olduğu için planı resmi olarak UNFCC’ye sunamadı. Ancak belge, İskoç Hükümeti’nin, tüm büyük sera gazlarının emisyonlarını 1990/1995’e kıyasla 2030 yılına kadar en az yüzde 75 oranında azaltma taahhüdünü içeren Paris Anlaşması’nı yerine getirmek için ne yapmakta olduğunu açıklıyor.

Net-sıfır

Net-sıfır, atmosfere salınan emisyon miktarının aynı miktarı atmosferden uzaklaştırarak dengelenmesi anlamına geliyor. Yani emisyon üretmemek anlamına gelmiyor.

Bu nedenle havaya karışan her sera gazı molekülü için bir tane çıkarıyoruz. Bu, örneğin yeni ormanlar oluşturmak gibi karbon depolayan yerler oluşturarak yapılıyor.

Paris Anlaşması

Paris Anlaşması, 2015 yılında Paris’te COP21’in gerçekleştiği sırada üzerinde anlaşmaya varılan uluslararası bir iklim antlaşması. Kyoto Protokolü’nden sonra iklim konusundaki en önemli antlaşma olarak kabul ediliyor.

Bu antlaşma ile iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olacak hedefler belirlendi.

En önemli hedefler şunlar:

  • Üretilen zararlı sera gazlarının miktarını azaltmak,
  • Rüzgar ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kullanımını artırmak
  • Küresel sıcaklık artışını 2°C’nin altında tutmak.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCC)

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi veya UNFCC, 1994’te yürürlüğe girdi ve 1992’de Rio De Janeiro’daki zirvede kabul edildi.

Bu, iklim değişikliğine neden olan tehlikeli insan faaliyetlerini önlemeyi kabul eden ve 154 devlet tarafından imzalanmış olan küresel bir anlaşma. Bugün ise anlaşmamış olan ülke sayısı 197.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir