HDP’li Buldan: Halka ekonomik kriz, kendilerine Lale Devri yaşattılar

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Kadın Meclisi toplantısı açılış konuşmasında, iktidara ekonomik kriz üzerinden yüklenerek, “Halka ekonomik kriz, yoksulluk, açlık; kendilerine ise “Lale Devri” yaşattılar. Kendilerine sultanlık, kendilerine saraylar, saray sofraları kurdular. Yoksul halkı ise aşsız, işsiz ve sofrasız bıraktılar. ” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Eş Genel Başkan Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Toplantı’nın açılış konuşmasını yapan Buldan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, konuşmasında, iktidara ekonomik kriz üzerinden yüklenerek, “Halka ekonomik kriz, yoksulluk, açlık; kendilerine ise “Lale Devri” yaşattılar. Kendilerine sultanlık, kendilerine saraylar, saray sofraları kurdular. Yoksul halkı ise aşsız, işsiz ve sofrasız bıraktılar. ” dedi.

İstanbul Sözleşmesi ve kapatma davasına da değinen Buldan, “İstanbul Sözleşmesi’ne saldırı ile kadınların kazanımlarına ve yaşam hakkına tekçi erkek iktidar tarafından yapılan darbe, siyasette ise HDP’ye kapatma davası açarak kadının siyaset gücüne, kadının siyasi kazanımlarına darbe yapmayı amaçlamaktadır. ” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında “Ne bu ülkeyi, ne hayatımızı ne geleceğimizi hiçbir faşist zihniyetin iştahlı yağmasına terk etmeyeceğiz. ” diyen Buldan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

“Değerli halkımız, değerli kadın arkadaşlarım, yoldaşlarım ve basının değerli emekçileri;

Bir Kadın Meclisi toplantımızı daha güçlü bir birliktelik ve daha güçlü bir mücadele enerjisi ile gerçekleştirmenin heyecanını özellikle ifade etmek istiyorum ve bu anlamda bütün arkadaşlarımıza hoş geldiniz diyorum  ile her birinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Dün aramızdan ayrılan Eski Siirt Milletvekilimiz Kadri Yıldırım arkadaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailesine başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Kadri Hoca elbette ki yeri doldurulamayacak, Kürt dili ve tarihi üzerine önemli çalışmaları olan bir yoldaşımızdı. Kürt halkının bütün değerlerini cesurca savunan ve Kürt halkı üzerinde uygulanan baskılara cesurca karşı çıkan, aynı zamanda Kürtlerin dili ve kültürü üzerinde de önemli çalışmalar yapan biriydi.

“Zafere her zamankinden daha yakınız”

Bugün fiziken burada bizlerle bir arada olmasalar dahi, her an her yerde yürek birliği, fikir birliği ve mücadele birliği halinde bulunduğumuz sürgündeki ve zindanlardaki birbirinden kıymetli bütün kadın yoldaşlarımıza buradan en içten sevgi ve selamlarımızı iletiyorum. Özgür yarınlarda mutlaka buluşacağız! Kadınların mücadelesini, kadınların zaferini hep birlikte mutlaka kutlayacağız! İnanın bundan zerre kadar şüphemiz yoktur.

Bugün itibariyle biz kadınlar öylesine güçlü bir mücadelenin içerisinde yer alıyor ve öylesine kararlı bir şekilde ilerliyoruz ki tekçi erkek iktidarın faşist karanlığında dahi olsa zafere her zamankinden daha yakınız.

İşte bakınız, biz kadınlar her sene 8 Mart’ı kutlarız. Fakat her yıl bir öncekinden daha da güçlü, daha da kalabalık, daha cesur bir şekilde doldururuz alanları. İşte bu 8 Mart’ı da her zaman olduğundan çok daha yüksek bir sesle, her zaman olduğundan daha kalabalık, daha kararlı daha güçlü kutladık. Gittikçe fütursuzlaşan faşizm, baskı ve zor politikalarına karşı yükselen kadın mücadelemiz bu 8 Mart’ta da alanları hınca hınç doldurdu. Coşkumuzla, moralimizle, cesaretimizle gümbür gümbürüz değerli arkadaşlar. Ne ev hapisleri, ne zindanları, ne kelepçeleri ne tehditleri, ne bin bir türlü hukuk dışı engellemeleri bu 8 Mart’ta da kadınları engelleyemedi! Aksine saflarımızı daha çok güçlendirdik.

Biz kadınlar yine aynı güç ve moralle Newroz alanlarını doldurduk. Her yerde, her alanda kadınlara savaş açmış tekçi, faşist, erkek tek adam rejimine karşı milyonlarca kadın, Newroz alanlarında kadınların yenilemez, ezilemez, bir güç olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Bu yılki Newroz kadın Newrozuydu! 2021 Newroz’unda kadınlar tekçi erkek iktidara “Beni sindiremezsin” dedi! “Beni korkutamazsın” dedi! “Beni kapatamazsın” dedi! “Benim kazanımlarımı bir gece yarısı bir erkek darbesiyle fesh edemezsin” dedi! Kadınlar, tekçi erkek iktidara “Sen teksin ama bak ben milyonlarım” dedi! “Sen zorbasın, zalimsin ama bak ben de korkmuyorum, sinmiyorum, kapanmıyorum” dedi! Demeye de devam edecektir.

Evet değerli arkadaşlar; 19 yıldır bu ülkede yürütmede bulunan tekçi siyasi iktidarın kendi tabirleri ile 19 yıllık hazırlık süreçlerinin sonunda ülkeyi, toplumu getirdikleri nokta uçurumun eşiğidir. Hukuksal çöküntü, ekonomik çöküntü, toplumsal çöküntü, kültürel ve ekolojik çöküntü en ağır haliyle yaşanmaktadır. Güneyinden kuzeyine, batısından doğusuna kocaman bir coğrafyanın tüm değerleri bu tekçi erkek iktidarın talanıyla yıkıma uğratıldı. Hukuku devletin bir gereği olmaktan çıkarıp partisinin sopasına dönüştürenler gerçek adaleti toplum için bir hayal haline getirdiler.

“Halka ekonomik kriz, kendilerine Lale Devri yaşattılar”

Ekonomide adil bir bölüşümü değil vurgunculuğu, soygunculuğu esas alanlar ülkeyi adil bölüşüm ile değil, soygunla, yolsuzlukla yönettiler. “Halkın hakkı” diye geldiler, bir sana üç bana diye devam ettiler, o kadar palazlanıp, o kadar doymaz oldular ki hep bana Rabbena ile halkın bütün kaynaklarını, imkânlarını tükettiler. Halka ekonomik kriz, yoksulluk, açlık; kendilerine ise “Lale Devri” yaşattılar. Kendilerine sultanlık, kendilerine saraylar, saray sofraları kurdular. Yoksul halkı ise aşsız, işsiz ve sofrasız bıraktılar.

Halka kadınlara gençlere işsizliği ve açlığı reva gördüler, kendilerine ise milyar dolarlık vurgunlardan, ihalelerden, çeşit çeşit kurumdan on binlerce liralık maaşlardan oluşan ballı , kaymaklı bir iktidar düzeni kurdular. Halkın sırtına Deli Dumrul’a rahmet okutan ağır vergiler yüklediler; kendilerine ise halkın kesesinden vergi muafiyetleri, vergi afları getirdiler.

Halka pandeminin en ağır faturasını kestiler, kendilerine ise pandemiden eşsiz fırsat ve vurgun yarattılar. Kendilerine VIP testler ve aşılar yaptırdılar, halka ise ümitsiz bekleyiş ve çaresizlik bıraktılar. Bunu ne hak kabul eder, ne halk kabul eder ne de biz kadınlar kabul ederiz. Bütün bunları affetmeyeceğiz, unutmayacağız, hesabını soracağız.

Değerli arkadaşlar; halkı yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik altında ezerken sürdükleri saltanat tam bir çürümüşlük ifadesidir. Ne temiz bir zihniyetleri, ne insanlık adına, ülke adına gerçek bir kaygıları, ne de temiz bir vicdanları var. Tekçi AKP iktidarı ağır bir çürümüşlüğün merkez üssüdür. Bu çürümüşlüğü biz kadınlar çok iyi görüyoruz, en ağır haliyle hissediyoruz. Bu nedenle biz kadınlar tekçi AKP iktidarına, onların tek adam rejimine yol vermiyoruz, vermeyeceğiz. Kesin ve net konuşuyoruz değerli arkadaşlar. Onların bu çürümüş zihniyetlerine de, bozuk düzenlerine de biz kadınlar son vereceğiz. Kadınların ittifakıyla onları göndereceğiz!

Elbette onlar da bizim bu gücümüzün pekâlâ çok iyi fakındalar. Bu nedenle bugün en büyük savaşları kadınlarladır. Kadın kazanımlarıyladır. Bu nedenle bir tek adam kadınların hem bir kazanımı olan hem de kadının yaşamını ve bütün haklarını güvence altına alan İstanbul Sözleşmesi’ne bir imzası ile tekçi erkek darbesi yapmıştır. Evet değerli arkadaşlarım bir gece yarısı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’ni feshetme girişimi tek adamın milyonlarca kadının hakkına, hukukuna yaptığı bir darbe girişimidir.

“İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam hakkıdır”

Peki nedir İstanbul Sözleşmesi? İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, kadınlara yönelik şiddetin faillerin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılması konularında devlete yükümlülük veren bir sözleşmedir. İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam hakkıdır! İstanbul Sözleşmesi çocukların istismardan, şiddetten ve çocuklara yönelik olarak geliştirilen her türlü suç ve eziyetten çocukları korumaktır. İşte tek adam kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi girişimi bütün bu tedbirleri yok saymakta kadınlara ve aynı zamanda çocuklara yönelik suçları teşvik etmekte, yüreklendirmektedir.

Kadın kazanımlarına karşı yapılan bu darbe ile milyonlarca kadın sömürüye, şiddete, kadın cinayetlerine mahkûm edilmek istenmektedir. Yine çocuklar her türlü istismara ve şiddete mahkûm edilmek istenmektedir. Kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetleri oranında dünyada rekora koşan, çocuklara yönelik istismarda lider konumda olan Türkiye gerçekliğiyle karşı karşıyayız. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen tek adam yönetimi kadına yönelik her türlü suçta fail konumundadır. Bundan böyle kadına yönelik bütün suçlarda failin biri suçu işleyense, diğer fail ise önlemeyen, korumayan, kadınların anayasası niteliğindeki İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldıran tek adam iktidarıdır.

Kaldı ki tek adam kararıyla İstanbul Sözleşmesi’ni feshetme kararı kadınların iradesini, halkın iradesini, yasamayı ve aynı zamanda Meclisin yasama iradesini de yok saymaktır, gasp etmektir. Bunlar gaspçıdır! Bunlar talancıdır! Eğer gerçek bir İnsan Hakları Eylem Planından söz edeceksek İstanbul Sözleşmesi tam da budur. İşte bu nedenle bu toplantı vesilesiyle Halkların Demokratik Partisi olarak ve kadınlar olarak buradan bir kez daha ilan ediyoruz ki bir tek hakkımızı, İstanbul Sözleşmesi’nin bir tek maddesini tekçi erkek iktidarın keyfine bırakmıyoruz, bırakmayacağız. İstanbul Sözleşmesi’nin bırakın feshedilmesini, her bir maddesinin tek tek hayata geçirilmesi için mücadele yürüteceğiz. En büyük muhalefet gücü ve bir kadın partisi olan Halkların Demokratik Partisi olarak bunun sözünü buradan bir kez daha yineliyoruz ve kadınlara söz veriyoruz.

“HDP kadının siyasetteki sözüdür”

Sevgili kadın arkadaşlarım; hepinizin bildiği üzere mücadele tarzıyla, örgütlenmesiyle, kadın temsiliyet oranıyla, eşbaşkanlık sistemiyle Halkların Demokratik Partisi bir kadın partisidir.

HDP kadının siyaset mücadelesidir, siyaset yapma zeminidir, siyasetteki sözüdür, eylemidir, iradesidir, rengidir. HDP gerek parlamentoda gerekse belediyelerimizde kadının kendisini temsil etmesidir, kendi özgün kararlarını almasıdır, kadının kendi kendini yönetmesidir.

HDP aynı zamanda kadının siyasetteki eşit temsiliyet imkânıdır. Bu nedenle toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına ve kadının savunulmasına dair her türlü demokratik mücadelenin içerisinde olan ve kendi bünyesinde kadının mücadele ve yönetim mekanizmalarını oluşturan bir kadın partisidir HDP.

İstanbul Sözleşmesi’ne saldırı ile kadınların kazanımlarına ve yaşam hakkına tekçi erkek iktidar tarafından yapılan darbe, siyasette ise HDP’ye kapatma davası açarak kadının siyaset gücüne, kadının siyasi kazanımlarına darbe yapmayı amaçlamaktadır. Seçilmiş kadın siyasetçilerimize ve partimiz bünyesinde demokratik siyaset yürüten kadın arkadaşlarımıza yönelik gözaltılar, ev hapsi ve tutuklamalar bu darbenin bir ayağıdır.

Kadınlara karşı bu erkek darbenin bir diğer ayağı ise gaspçı erkek kayyımlardır, erkek yargı eliyle kadın belediyeciliğine ve kadınların yerellerde oluşturdukları bütün kadın kurumlarına yönelik yapılan saldırıdır. Şimdi son kerte de ise HDP’yi kapatarak kadınlara yönelik tekçi erkek darbeyi tamamlamak istiyorlar. Faşist erkek iktidar, 7 Haziran seçimlerinden beri iğne ucu kadar şansı olmadığını çok iyi biliyor ve görüyor. Bu nedenle tek umutlarını Kürtlere, demokratik muhalefete, kadınlara darbe yapmaya bağlamış vaziyetteler! Tek umutları HDP’siz bir siyaset, HDP’siz bir seçimdir.

Onların meselesi sadece bir siyasi partiyi hukuk dışı ve demokrasi dışı bir yöntemle kapatmak değildir. Onların hedefi HDP’yi siyaset dışına iterek aynı zamanda kadın siyasetini kapatmaktır! Onların meselesi HDP’yi kapatarak siyasette eşit temsiliyeti ve eş başkanlık sistemini kapatmaktır! Onların meselesi HDP’yi kapatarak kadınları güçsüz ve örgütsüz bırakmaktır! Onların meselesi parlamentoyu tekçi erkek siyasetlerinin kalesi haline getirmektir. Fakat bunu başaramayacaklar. Buna kadınlar olarak izin vermeyeceğiz. HDP’yi asla ve asla kapattırmayacak, her alanda HDP’yi savunmaya halkımızla birlikte devam edeceğiz. Şunu da belirteyim ki onları tam anlamıyla bir hüsran bekliyor. Biz kadınları asla durduramayacaklar. Demokratik ilke ve hedeflerimizden bir adım olsun geri adım attıramayacaklar. Güçleri bizleri sindirmeye, yolumuzdan döndürmeye asla yetmeyecektir.

Kadın cesaretin, kadın hakikatin, kadın eşitlik ve adalet mücadelesinin adıdır, öznesidir. Bizlere yaşattıkları her acı, her zulüm her hakaret biz kadınlar için birer direniş gerekçesidir.

İşte Cumartesi Anneleri tam 26 yıldır her cumartesi, kayıplarının akıbetini soruyor, hakikati arıyor, adalet istiyor. 26 yıldır Cumartesi Anneleri bu faşist akıldan hesap soruyor. Hesap vermesi gerekenler şimdi Cumartesi Anneleri’nden hesap sormaya kalkışıyorlar. Cumartesi Anneleri’ni yargılamaya çalışıyorlar. Buradan söylüyorum, siz Cumartesi Anneleri’ni yargılayamazsınız. Cumartesi Anneleri sizi yargılar! Nitekim 26 yıldır cumartesi anneleri o meydanda işlediğiniz suçları yargılıyor, hakikatin ve adaletin hesabını soruyor.

“Tekçi faşist iktidardan zulümlerin hesabını hep birlikte adalet önünde soracağız”

Yine ailesi katledilen Emine Şenyaşar 20 gündür Urfa adliyesi önünde adalet çağrısı yapıyor! Adalet diye haykırıyor! Faşist iktidar hesap vereceğine Emine anneyi gözaltına almaya kalkışıyor, tıpkı Cumartesi Anneleri’ne ve barış annelerine yaptıkları gibi.

Yalanlarına karşı hakikatin sesini, zulümlerine karşı adaletin sesini duymak istemiyorlar. Fakat adalet dediğimiz şey insanlığın en temel hakkıdır ve kimsenin isteğine bağlı değildir. Tekçi faşist iktidardan bütün bu zulümlerin hesabını hep birlikte adalet önünde soracağız. Buradan bütün kadınlara ve bütün annelerimize tekrar tekrar sözümüz olsun.

Evet değerli arkadaşlar; bu iktidar kendi varlık ve yokluk savaşını yürütüyor. Herkes çok iyi bilmeli ki onların bu savaşına karşı kadınlar da eşitlik ve özgürlük mücadelesini en üst düzeyde yürüttü, yürütüyor ve bundan sonra da yürütecektir. Ve biz kadınlar nasıl ki yaşamı kendi bedenimizden, kendi canımızdan kendi devasa emeğimizden var ediyorsak; toplumsal eşitliği, toplumsal adaleti, adil eşit bir gelir dağılımını, eşit bütçeyi, eşitlikçi bir anayasayı, barışı ve huzuru da biz kadınlar inşa edeceğiz, var edeceğiz!

Ne bu ülkeyi, ne hayatımızı ne geleceğimizi hiçbir faşist zihniyetin iştahlı yağmasına terk etmeyeceğiz. Onlar HDP ile kadın mücadelesini kapatmayı planlarken biz kadınlar, HDP ile kadınların demokratik eşitlikçi anayasasını yapacağız, kadınların demokratik yönetimini hep birlikte gerçekleştireceğiz. Kadınların baharını yaşatacağız! Bu faşist erkek iktidarını mutlaka ama mutlaka değiştireceğiz! Buna gücümüz de var, inancımız da var, kararlılık ve cesaretimiz de var.

Ben bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrardan saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. Mücadelemizde başarılar diliyorum. Yolunuz ve yolumuz açık olsun. ”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir