Instagram, ‘Emziren Meme Ucu’ Film Afişi İçin Özür Diledi

Instagram, tasarımcının sansürden şikayet etmesinin ardından, Başrolünde Penelope Cruz’un yer aldığı ve Venedik Film Festivali’nin açılışını yapacak olan Madres Paralelas filminin ‘ucundan akan sütün olduğu kadın meme ucunu gösteren’ afişi kaldırdığı için özür diledi ve afişi geri yükledi.

Haber Merkezi / Instagram’ın bağlı olduğu şirket Facebook, İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar’ın yeni filmi Madres Paralelas’ın posterini “çıplaklığa karşı kurallarımızı çiğnediği” gerekçesiyle kaldırdığını açıklamıştı.

Tasarımcının sansürden şikayet etmesinin ardından Facebook, geri adım atarak afişi geri yükledi ve “Çıplaklığa karşı kurallarımızı çiğnediği için başlangıçta bu görüntünün birkaç örneğini kaldırdık. Ancak sanatsal bir bağlam içerdiği sürece çıplaklık konusunda bazı durumlarda istisna gösterebiliriz. Bu nedenle, Almodóvar’ın filminin afişinin paylaşıldığı gönderileri geri yükledik ve bunun neden olduğu kafa karışıklığı için özür dileriz” açıklamasında bulundu.

Facebook ve Instagram’ın çıplaklık konusunda uzun süredir devam eden kuralları var ve önceki yasaklar, birçok sanatçı ve ünlü tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Ayrıca, yasağın erkek meme uçlarını içermediği için bu platformlar geçmişte eleştirilerle karşı karşıya kalmıştı.

 

 

TUİK Açıkladı: Sanayi Üretimi Yüzde 23.9 Arttı

TÜİK’in açıkladığı ‘Haziran 2021 Sanayi Üretim Endeksi’ verilerine göre, sanayi üretimi Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23.9 artış kaydetti. Beklentiler artışın yüzde 21 seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ‘Haziran 2021 Sanayi Üretim Endeksi’ verilerini açıkladı. Açıklanan erilerine göre, sanayi üretimi Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23.9 artış kaydetti.

Sanayinin alt sektörleri (2015=100 referans yıllı) incelendiğinde, 2021 yılı Haziran ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,3, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 24,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 13,9 arttı.

Sanayi üretimi aylık yüzde 2,3 arttı

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Haziran ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,1 azaldı, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,6 arttı ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,3 azaldı.

Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi 2021 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %41,1 arttı. Bir önceki çeyreğe göre mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi ise %1,6 arttı.

Farelerde Yaşa Bağlı Hafıza Kaybı Tersine Çevrildi

Cambridge Üniversitesi ve Leeds Üniversitesi’nde bilim insanı farelerde yaşa bağlı hafıza kaybını başarılı bir şekilde tersine çevirdiler. Bilim insanları, bu buluşun, insanlarda yaşlandıkça yaşanan hafıza kaybını önlemek için yeni tedavilerin geliştirilmesine yol açabileceğini söylediler.

Haber Merkezi / Moleküler Psikiyatri alanına ilişkin yayınlanan bir çalışma, beynin hücre dışı matrisindeki değişikliklerin (sinir hücrelerinin etrafındaki “iskele”) yaşlanmayla birlikte hafıza kaybına yol açtığını, ancak bunları genetik tedaviler kullanarak tersine çevirmenin mümkün olduğunu gösterdi.

Perinöron ağlarının (PNN’ler) (nöroplastisitedeki beynin öğrenme ve uyum sağlama yeteneği) hatıralar oluşturmadaki rolüne dair son kanıtlar ortaya çıktı. PNN’ler, çoğunlukla beyindeki inhibitör nöronları çevreleyen kıkırdak benzeri yapılardır. Ana işlevleri beyindeki plastisite seviyesini kontrol etmektir. İnsanlarda yaklaşık beş yaşında ortaya çıkarlar ve beyindeki bağlantıların optimize edildiği gelişmiş plastisite dönemini kapatırlar. Ardından, plastisite kısmen kapatılarak beyni daha verimli ancak daha az esnek hale getirir.

PNN’ler, kondroitin sülfatlar olarak bilinen bileşikleri içerir. Bunlardan bazıları, örneğin kondroitin 4-sülfat, ağların hareketini engelleyerek, nöroplastisiteyi engeller; kondroitin 6-sülfat gibi diğerleri, nöroplastisiteyi destekler. Yaşlandıkça, bu bileşiklerin dengesi değişir ve kondroitin 6-sülfat seviyeleri azaldıkça, öğrenme ve yeni anılar oluşturma yeteneğimiz değişir, bu da yaşa bağlı hafıza azalmasına yol açar.

Cambridge Üniversitesi ve Leeds Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, PNN’lerin kondroitin sülfat bileşimini manipüle etmenin nöroplastisiteyi geri getirip getiremeyeceğini ve yaşa bağlı hafıza eksikliklerini hafifletip hafifletemeyeceğini araştırdı.

Bunun için bilim insanları, çok yaşlı olarak kabul edilen 20 aylık farelere baktı ve bir dizi test kullanarak, farelerin altı aylık farelere kıyasla hafızalarında eksiklikler sergilediğini ortaya koydu.

Örneğin, bir test, farelerin bir nesneyi tanıyıp tanımadığını görmeyi içeriyordu. Fare, Y şeklinde bir labirentin başına yerleştirildi ve iki kolun sonundaki iki özdeş nesneyi keşfetmeye bırakıldı. Kısa bir süre sonra fare bir kez daha labirentin içine yerleştirildi, ancak bu sefer bir kolda yeni bir nesne, diğerinde ise tekrarlanan nesnenin bir kopyası vardı. Araştırmacılar, farenin önceki görevden nesneyi hatırlayıp hatırlamadığını görmek için her bir nesneyi keşfetmek için harcadığı süreyi ölçtüler. Yaşlı farelerin nesneyi hatırlama olasılıkları çok daha düşük çıktı.

Hafıza ve öğrenme yeteneği geri geldi

Bilim insanları, yaşlanan fareleri, PNN’lere 6-sülfat kondroitin sülfat miktarını yeniden oluşturabilen bir virüs olan bir ‘viral vektör’ kullanarak tedavi etti ve bu hafızanın, yaşlı farelerde görülene benzer bir seviyeye tamamen geri geldiğini ortaya koydu.

Leeds Üniversitesi Biyomedikal Bilimler Okulu’ndan Dr Jessica Kwok, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yaşlanan fareleri bu yöntemle tedavi ettiğimizde olağanüstü sonuçlar gördük. Hafıza ve öğrenme yeteneği geri geldi” dedi.

Kondroitin 6-sülfatın hafıza kaybındaki rolünü araştırmak için bilim insanları, yaşlanma değişikliklerini taklit etmek için yalnızca düşük seviyelerde bileşik üretebilecekleri şekilde genetik olarak manipüle edilmiş fareler yetiştirdiler. Bu fareler 11 haftada bile erken hafıza kaybı belirtileri gösterdi. Bununla birlikte, viral vektör kullanılarak artan kondroitin 6-sülfat seviyeleri, hafızalarını ve plastisitelerini sağlıklı farelere benzer seviyelere geri getirdi.

Cambridge Üniversitesi’ndeki John van Geest Beyin Onarım Merkezi’nden Profesör James Fawcett ise konuya ilişkin şunları söyledi; Bunun heyecan verici yanı, çalışmamız yalnızca farelerde olmasına rağmen, aynı mekanizmanın insanlarda da çalışma ihtimali. İnsan beyni kemirgenlerdekilerle aynıdır. Bu, insanların yaşlılıkta hafıza kaybı geliştirmesini önlemenin mümkün olabileceğini düşündürmektedir.”

Bilim insanları, ağız yoluyla alınabilen ve PNN oluşumunu engelleyen, insan kullanımı için lisanslı potansiyel bir ilacı zaten belirledi. Bu bileşik farelere ve sıçanlara verildiğinde, yaşlanmada hafızayı geri kazanabilir ve ayrıca omurilik yaralanmasında iyileşmeyi iyileştirebilir. Araştırmacılar, Alzheimer hastalığının hayvan modellerinde hafıza kaybını hafifletmeye yardımcı olup olmayacağını araştırıyorlar.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan ‘Göçmen’ Çıkışı!

Göçmenlere ilişkin yaşanan son gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Saray iktidarının ülkeyi yangın yerine çevirmesine izin vermeyeceğim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, göçmenlere ilişkin yaşanan son gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından paylaşımlarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında “Göndere Afgan bayrağı çekme, sözde gazeteci bir provokatörün verdiği mesajlar, Suriyeli bir gencin “CHP’ye karşı birleşelim” çağrıları, saldırı ve ölümler… Ben bu işin nereye gidebileceğini görebiliyorum; Saray iktidarının ülkeyi yangın yerine çevirmesine izin vermeyeceğim.” dedi.

“Sakin olun ve bize güvenin”

Kılıçdaroğlu, paylaşımlarının devamında, “Biz bu sığınmacı sorununu çözeceğiz; ve tabii ki bunu aklıselim ile yapacağız. Davul zurna ile uğurlayacağız misafirlerimizi. Lütfen sakin olun ve bize güvenin” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun paylaşımları şöyle:

ATO Başkanı Baran: İstatistiklerdeki İşsizler Nerede?

ATO Başkanı Gürsel Baran, “Herkes Türkiye gelişsin istiyor ama bu gelişimi sağlayacak sanayi ve ticarette çalışacak nitelikli eleman olmak istemiyor. İşsizlik ve istihdam bir an önce çözüme kavuşturulması gereken bir konu halini aldı. İstatistiklerdeki işsizler nerede?” diye konuştu.

Haber Merkezi / ATO Başkanı Baran, işsizlik oranının eleman arandığında ‘sıfır’a yaklaştığını belirterek, “Türkiye’de işsizlik var ancak eleman aradığınızda kimse başvurmuyor, başvursa da işi beğenmiyor” dedi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilerde yüzde 10,6 düzeyinde olan işsizlik oranının, eleman arandığında “sıfır”a yaklaştığını belirterek, “Türkiye’de işsizlik var ancak eleman aradığınızda kimse başvurmuyor, başvursa da işi beğenmiyor. Herkes Türkiye gelişsin istiyor ama bu gelişimi sağlayacak sanayi ve ticarette çalışacak nitelikli eleman olmak istemiyor. İşsizlik ve istihdam bir an önce çözüme kavuşturulması gereken bir konu halini aldı. İstatistiklerdeki işsizler nerede?” diye konuştu.

ATO Başkanı Gürsel Baran, yaptığı yazılı açıklamada, 3 milyon 399 bin işsizin bulunduğu Türkiye’de işverenlerin inşaattan sağlığa, tekstilden mobilyaya kadar pek çok sektörde istihdam edecek nitelikli eleman bulmakta zorluk yaşadığına dikkat çekti. Sorunun işsizlikten ziyade mesleksizlik olduğunu dile getiren Baran, “207 üniversitenin bulunduğu ülkemizde, 3 milyonu ön lisans olmak üzere yaklaşık 7,5 milyon üniversite öğrencimiz eğitim görüyor. Bu üniversitelerden mezun olan gençlerimizin bir bölümü eğitim gördüğü alanda aradığı işi, üyelerimiz olan işverenlerin de yine bir bölümü faaliyet gösterdiği alanda aradığı elemanı bulamıyor. Karşılıklı bu arayış, hem bireyler hem işletmeler için zaman kaybı başta olmak üzere birçok kayba yol açıyor” dedi.

Türkiye’de genç işsizlik oranının yüzde 22,7 düzeyinde olduğunu hatırlatan Baran, işsizlerin çoğunun kamuda istihdam edilmek istediğini söyledi. Yerel yönetimlerde iş için gönderilmiş binlerce özgeçmişin beklediğini kaydeden Baran, “Ülkemizde işsizlik sorununun çözümü için atılacak adımlardan biri de kamunun istihdam deposu olduğu algısının yıkılmasıdır” ifadelerini kullandı.

“Unumuz, yağımız, şekerimiz var ama bir türlü helva yapamıyoruz”

Eğitimin sektör ihtiyaçlarına göre planlanması gerektiğini kaydeden Baran, “Ülkemizin geleceği, aydınlık umutlarımız olan gençlerimiz, hayatlarının en güzel yıllarını meslek edinmek için geçiriyor, bazı branşlarda ihtiyaç olmadığı halde eğitim görüyor. Üniversite mezunu gençlerimizin çoğu mezun olduğu alanda iş bulamazken, reel sektör temsilcileri olarak bizler ise ihtiyacımız olan alanlarda yetişmiş işgücü bulamıyoruz. Unumuz, yağımız, şekerimiz var ama bir türlü helva yapamıyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin nitelikli ara eleman ihtiyacına dikkat çeken Baran, “Her beş gencimizden birinin işsiz olduğu ülkemizde sanayicimiz, tüccarımız istihdam edecek ara eleman bulamıyor. Oto camcısından, tornacıya, kalıpçıdan sıvacıya, pazarlamacıdan, depocuya kadar birçok meslek alanında ara elemana ihtiyacımız var” dedi.

Ülkede geçici koruma altında bulunan Suriyeliler ile Afganların kayıt dışı olarak istihdam edildiğine dair bilgilerin kendisine ulaştığını anlatan Baran, “Nitelikli ara eleman istihdam etmek için önemli bir maliyet üstlenen tüccar ve sanayicimiz, bu maliyeti üstlenmeden kayıt dışı istihdam sağlayanlarla rekabet etmek zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin büyümesini gelişmesini hepimiz istiyoruz”

Türkiye’nin nüfus projeksiyonunu, üretim hedefini dikkate alarak ihtiyaç duyulan alanlarda yeni fakülteler açması gerektiğini kaydeden Baran, hâlihazırda üniversite mezunu olup da yeni meslek edinmek isteyen gençlerin Mesleki Eğitim Merkezleri’ne başvurarak eğitim alabileceğini hatırlattı. Baran, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşsizlik de eleman bulamama da sadece ekonomik değil sosyal ve psikolojik boyutları olan bir sorun. Türkiye’nin büyümesini gelişmesini hepimiz istiyoruz ve bunun yolunun üretim ve ihracattan geçtiğini biliyoruz. Gençlerimizi memur olma hedefine hapsolmaktan kurtarmamız, üretmenin, çalışmanın verdiği zevkin, mutluluğun ışığını gözlerine yerleştirmemiz lazım”

 

İnşaat Maliyetleri Yüzde 42,48 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, inşaat maliyetleri 2021 yılı Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,48, bir önceki aya göre yüzde 2,89 arttı. 

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu  (TÜİK), Haziran ayına ilişkin İnşaat Maliyet Endeksi verilerini resmi sitesi üzerinden açıkladı.

TÜİK verilerine göre, inşaat maliyet endeksi 2021 Haziran’da bir önceki aya göre yüzde 2,89, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,48 arttı. Malzeme endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,23 artarken, işçilik endeksi yüzde 0,40 azaldı. Ayrıca, malzeme endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 53,70, işçilik endeksi ise yüzde 19,88 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 2,85, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,49 arttı. TÜİK verilerine göre, malzeme endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,15 artarken, işçilik endeksi yüzde 0,29 azaldı. Ayrıca malzeme endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 53,90, işçilik endeksi ise yüzde 20,08 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,05, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,46 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,49 arttı; işçilik endeksi yüzde 0,81 azaldı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 53,06, işçilik endeksi yüzde 19,15 arttı.

CHP’li Salıcı: İktidar Ekonomik Krizi Yönetemedi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Samsun’da partisinin 11. Bölge toplantısında yaptığı konuşmada, “2018 Ağustos ayından beri Türkiye net bir şekilde ekonomik krizin içinde. İktidar ekonomik krizi yönetemedi” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Samsun’da partisinin 11. Bölge toplantısında yaptığı konuşmada, iktidarın Paris İklim Anlaşması’nı onaylamaması çağrısı yaparak, “Yangınlar, seller, doğal afetler, depremler ilk defa olmuyor. Olması gereken bu afetler gerçekleşmeden önce tedbir almak. Adalet ve Kalkınma Partisi, bizim geleceğimizi yok edecek bir aymazlık içinde” dedi.

Salıcı, Türkiye’nin sığınmacı politikasını da eleştirerek, “Adalet ve Kalkınma Partisi sığınmacılarla ilgili siyaseti tam anlamıyla Avrupa Birliği ile rüşvet pazarlığına dönüştürdü. Türkiye rüşvet pazarlıklarına mahkum edilebilecek bir ülke değil. Biden (ABD Başkanı) ile görüştü ya, o görüşmede muhtemelen bizim bilmediğimiz, devletin kayıtlarına girmeyen bazı sözler var. O gizli anlaşma Türkiye Cumhuriyeti’nin bundan sonraki iktidarını kuracak CHP’yi bağlamaz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi, 11. Bölge Toplantısı’nı Amasya, Samsun ve Sinop illerinin katılımı ile Samsun’da yaptı. Toplantıya Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan, Atakum Belediye Başkanı Cemil Deveci, Merzifon Belediye Başkanı Alp Kargı, Gümüşhacıköy Belediye Başkanı Zehra Özyol, Ayancık Belediye Başkanı Hayrettin Kaya ile Samsun Milletvekilleri Neslihan Hancıoğlu ve Kemal Zeybek katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı toplantının açılış konuşmasında özetle şunları söyledi:

“2018 Ağustos ayında kur şoku ile beraber biz bir krize girdik. Diyorlardı ki, ‘Rahip Brunson’dan kaynaklandı, dış güçlerin müdahalesi’. Rahip gitti ama kriz kaldı. 2018 Ağustos ayından beri Türkiye net bir şekilde ekonomik krizin içinde. İktidar ekonomik krizi yönetemedi. İşsizlik arttı, enflasyon arttı, kendi hayatına kıymak zorunda kalan yurttaşlarımızın sayısı arttı. Sonra Aralık ayı sonunda pandemi ortaya çıktı. 70 gün sonra ilk vaka görüldü ve ilk vaka görülene kadar iktidar her hangi bir önlem almadı. Sonraki süreci nasıl yürüttüğünü de hepimiz çok iyi biliyoruz. En son ülkenin güneyinde ve batısında hepimizin yüreğini yakan yangınlar başladı. İktidar yangınlara sadece seyirci kaldı.

Biz Sayın Genel Başkanımızla beraber hem Antalya, hem Muğla’ya yangınların yol açtığı hasarı yerinde tespit etmek ve belediye başkanlarımızın verdiği mücadeleyi tetkik etmek için gittik. Gördüğümüz tablo gayet vahimdir. İtfaiyelerimiz, belediyelerimizin personeli, arozözlerimiz çalıyor ama yangınlar orman içi bölgelerde başlamış. Yerleşim yerlerine yakın yerlerde itfaiye, arozöz, personel işe yarıyor ama iç bölgelere itfaiye araçlarını sokma şansımız yok. Akşam oluyor helikopterlerin hiç biri çalışamıyor. Çünkü gece görüş imkanı yok. Yangın söndürme uçağı Tarım Orman Bakanı’nın dili ile söyleyeyim “envanterimizde yok”. Dolayısıyla akşam olduktan sonra ne helikopter ne de uçak çalışabildi. O yangınları söndürmek için havadan müdahale şart.

Bu iktidar 2002 yılında iktidara geldi. 2002 yılında İktidara geldiğinde Türk Hava Kurumu’nun envanterinde 16 yangın söndürme uçağı, üç tane keşif uçağı vardı. 2002 yılında 176 farklı yerde yangın çıktı ve itfaiyelerin de desteği ile ağırlıklı olarak uçaklarla, geniş bir alana yayılmadan, Türkiye’nin ana gündemine girmeden söndürüldü. 2002, AKP’nin iktidara geldiği, “eski Türkiye” dediği Türkiye’nin üretmiş olduğu yapının, Cumhuriyet Kurumu olan Türk Hava Kurumu’nun bu ülkenin birikimleri sonucu aldığı uçaklar. Bu gün çok ciddi bir alan yandı gitti.

“İktidarın yapması gereken şey tedbir almak”

Hepimizin içi yandı. Doğamız, hayvanımız, insanımız, ekonomik hayatımız, canımız, malımız yandı gitti. İktidar bu yangın sürecini, bu krizi de yürütemeyen iktidara dönüştü. Önümüzde karşılaştığımız hiçbir krizi yönetemeyen bir siyasi iktidar var. Bu iktidar artık Türkiye’nin canına da, malına da zarar gelirken sadece seyirci kalan, hatta canla başla mücadele edip söndürmek isteyen insanları da yeri geldiğinde başka sıfatlarla suçlayan iktidara dönüştü. Yangınlar, seller, doğal afetler, depremler ilk defa olmuyor. Olması gereken bu afetler gerçekleşmeden önce tedbir almak. İktidarın yapması gereken şey tedbir almak. Adalet ve Kalkınma Partisi bu tedbiri almıyor.

Öyle ilginç zamanlardan geçiyoruz ki, şu anda Muğla’da, Aydın’da yangınlar devam ediyor dün akşam Ordu’da sel oldu. Bir yandan Karadeniz’de, Van’da sellerle boğuşuyoruz, bir yandan da yangınlarla boğuşuyoruz. Bir küresel iklim krizi ile karşı karşıyayız. Bunlara genel tedbir almak için Paris İklim Anlaşması metni ortaya çıktı. Dünyadaki devletlerin büyük kısmı bu anlaşmayı onayladı. Adalet ve Kalkınma Partisi halen Paris İklim Anlaşması’nı onaylamıyor. Meclis’te defalarca dile getirdik, grup başkanvekillerimiz gitti Meclis Başkanı ile görüştü, biz bunu Genel Merkez olarak defalarca dile getirdik.

“Erken seçime ihtiyacımız var”

Paris İklim Anlaşması imzaladığında bir ülkenin kendi başına çözemeyeceği doğal afetleri veya iklimi tetikleyen olumsuzlukların tedbirini tüm dünya beraber aşacak. İçinde yaşadığımız ülke, dünyadan bağımsız değil. Yunanistan’daki yangın da bizi etkiliyor, İspanya’daki yangınlarda başka ülkeleri etkiliyor. Adalet ve Kalkınma Partisi, bizim geleceğimizi yok edecek bir aymazlık içinde. Bu iktidarın değişmesi lazım. Değişmesi içinde acilen Türkiye’nin daha fazla hasar görmemesi için erken seçime ihtiyacımız var.

İkinci konumuz sığınmacı konusu. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında çok yanlış bir Suriye politikası izlendi. O yanlış Suriye politikası sonucu resmi rakamlara göre 3 milyon 700 gayrı resmi rakamlara göre çok daha fazla Suriyeli Türkiye’ye geldi ve kendi ülkesinde iç savaştan kaçtı. Biz tabi ki onları misafir eder, ekmeğimizi onlarla bölüşüyoruz. Ama Suriyelilerin Türkiye’ye gelmiş olmasının nedeninin ne olduğunu bilmemiz lazım. Eğer Adalet ve Kalkınma Partisi bu kadar yanlış bir Suriye politikası izlememiş olsaydı, komşusunun evindeki yangını körüklememiş olsa 4-5 milyon Suriyeli kendi ülkesini bırakıp Türkiye’ye gelir miydi, başka bir ülkelere gitme ihtiyacı duyar mıydı? Bizim sığınmacılara karşı bir nefret dilini tasvip etmemiz mümkün değil, doğru da değil. Tabi ki onları kendi ülkemizde misafir edeceğiz, geçici bir süre için onlara destek vereceğiz ama bir yandan da bunun kalıcı hale dönüşmemesini sağlamamız lazım. Diğer ülkelerin de desteğini alarak Suriye’de savaşı bitirip, ülkenin imarını tamamlayıp, yaşanabilir bir yere dönüştürüp, can güvenliğini sağlayıp Suriyeli misafirlerimizi kendi ülkelerine misafir edeceğiz. Genel Başkanımızın söylediği gibi davulla zurnayla yolcu edeceğiz. Yani gitmekten mutlu olacakları hale getireceğiz.

Sadece Suriye’den gelenler mi var? Irak, İran, Afrika ülkelerinden var, geçmişte gelen Afganlar var, bu gün İran sınırına kadar otobüslerle taşınan ve oradan koşarak Türkiye’ye giren Afganlar var. Adalet ve Kalkınma Partisi sığınmacılarla ilgili siyaseti tam anlamıyla Avrupa Birliği ile rüşvet pazarlığına dönüştürdü. “Biz bu işin finansmanını daha iyi yönetiriz” diyor Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı. Avrupa’ya “Bizim istediğimiz kaynağı ver, biz onlara burada bakalım” diyor. Türkiye rüşvet pazarlıklarına mahkum edilebilecek bir ülke değil. Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsü başka, Dış İşleri kaynakları başka, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı başka konuşuyor. Anlaşılan o ki partisinin de, devletin de haberdar olmadığı bir gizili anlaşmanın içinde. Biden ile görüştü ya, o görüşmede muhtemelen bizim bilmediğimiz, devletin kayıtlarına girmeyen bazı sözler var.

“Gizli anlaşma bizi bağlamaz”

Şu açık; Türkiye geçmişte de göçler aldı, komşu ülkelerden göçlerle gelenlere kucak açtı ama Türkiye hiçbir zaman bunu rüşvet pazarlığı haline getirmedi. Türkiye hiçbir zaman, “Ben sizi korurum ama karşılığında şu kadar para alırım” diyen bir Cumhurbaşkanı veya Başbakan tarafından yönetilmedi. Aralarında gizli bir anlaşma varsa, Sayın Genel Başkanımız da ifade etti o gizli anlaşma bizi bağlamaz. O gizli anlaşma Türkiye Cumhuriyeti’nin bundan sonraki iktidarını kuracak, yönetecek olan, Türkiye’yi refaha taşıyacak olan CHP’yi bağlamaz. Tıpkı Kanal İstanbul’la yapılacak yatırım ve verilecek olan kredilerin, geleceğin iktidarı CHP’yi bağlamayacak olduğu gibi. Tıpkı beşli çetenin bazı ilişkiler üzerinden almış oldukları Londra’daki tahkim mahkemeleri üzerinden devlet garantisi verilen, döviz üzerinden geçiş garantisi verilmiş olan projelerin CHP tarafından iktidara geldiğimizde kamulaştıracak olması gibi. Mesele bizim için çok açık. Biz Türkiye’ye zarar verecek, Türkiye’yi sıkıntıya sokacak her hangi bir işin içinde olmayız. Bunu iktidara gelince yapacağız.

Üzerimize çok büyük görevler düşüyor, zorlu bir dönemdeyiz. Doğru. 100 yıl önce, çok daha zorlu bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde ilk adımının atıldığı Cumhuriyet kenti Samsun’da, çok ağır koşullarda Ulusal Kurtuluş mücadelesi başlatıldı ve başarılı oldu. Şu anda Türkiye yine ağır koşullarla karşı karşıya. Ama biliyoruz ki bugün örgütlü bir CHP, duyarlı bir toplum, aydın bir kesim var. Bu yaşananları gören halk kitlesi var. Onları örgütleyerek, onları bir araya getirerek, onları il, ilçe başkanlarımız, milletvekillerimiz, Genel Merkezimiz önderliğinde örgütleyerek iktidara gelmek mümkün.”

Nötron Yıldızlarında Milimetre Boyunda ‘Dağlar’

Nötron yıldızları, Evren’deki en yoğun yapıya sahip nesnelerden bazılarıdır: Yaklaşık Güneş kadar ağırlığa sahip, ancak büyük bir şehir büyüklükte, yaklaşık 10 km çapındadırlar. Kompakt olmaları nedeniyle nötron yıldızları, Dünya’dan milyarlarca kat daha güçlü muazzam bir kütleçekimsel çekime sahiptir.

Haber Merkezi / Nötron yıldızların önemli özelliklerinden olan bu muazzam kütleçekimsel çekim, yıldızın yüzeydeki her şeyi çok küçük boyutlara sıkıştırır ve yıldız kalıntısının neredeyse mükemmel bir küre olmasını sağlar.

Dünya’dakinden milyarlarca kat daha küçük olmalarına rağmen, mükemmel bir küreden gelen bu deformasyonlar yine de dağlar olarak bilinir. 

Southampton Üniversitesi’nde doktora öğrencisi Fabian Gittins tarafından yönetilen bir ekip, yaptıkları bir araştırmada, gerçekçi nötron yıldızları oluşturmak için hesaplama modellemesini kullandı ve dağların nasıl oluşturulduğunu belirlemek için onları bir dizi matematiksel kuvvete tabi tuttu.

Ekip ayrıca ultra-yoğun nükleer maddenin dağları desteklemedeki rolünü de inceledi ve üretilen en büyük dağların, önceki tahminlerden yüz kat daha küçük, yalnızca bir milimetre boyunda olduğunu buldu.

Geçmişte yapılan çalışmalar, nötron yıldızlarının mükemmel bir küreden bir milyonda birkaç parçaya kadar sapmaları sürdürebileceğini öne sürüyordu, bu da dağların birkaç santimetre kadar büyük olabileceğini anlamına geliyordu.

Bu hesaplamalar, nötron yıldızının kabuğunun her noktada kırılmaya yakın olduğu şekilde gerildiğini varsayıyordu. Ancak yeni çalışmalar, bu tür koşulların fiziksel olarak gerçekçi olmadığını gösteriyor.

Fabian Gittins, araştırma sonucuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Du sonuçlar, nötron yıldızlarının gerçekten dikkate değer ölçüde küresel nesneler olduğunu gösteriyor. Ek olarak, dönen nötron yıldızlarından gelen kütleçekim dalgalarını gözlemlemenin önceden düşünülenden çok daha zor olabileceği” dedi.

Tekil nesneler olmalarına rağmen, yoğun yerçekimleri nedeniyle, hafif deformasyonlarla dönen nötron yıldızları, yerçekimi dalgaları olarak bilinen uzay-zaman dokusunda dalgalanmalar üretmektedir.

Tek nötron yıldızlarının dönüşlerinden kaynaklanan yerçekimi dalgaları henüz gözlemlenmedi, ancak gelişmiş LIGO ve Başak gibi son derece hassas dedektörlerdeki gelecekteki gelişmeler, bu benzersiz nesneleri araştırmak için anahtar olabilir.

Daha Sağlıklı Gözler İçin 8 Besin

Görme yeteneğiniz beş duyunuzdan muhtemelen en önemlisidir. Göz sağlığı genel sağlıkla el ele gider, ancak birkaç besin maddesi gözleriniz için özellikle çok önemlidir. Bu besinler göz fonksiyonunun korunmasına yardımcı olur.

Haber Merkezi / Ayrıca bu besinler gözlerinizi zararlı ışığa karşı korur ve yaşa bağlı dejeneratif hastalıkların gelişimini azaltır. İşte gözlerinize fayda sağlayan 8 besin.

1. A vitamini;

A vitamini eksikliği dünyadaki körlüğün en yaygın nedenlerinden biridir. Bu vitamin, gözlerinizin fotoreseptörler olarak da bilinen ışık algılayan hücrelerini korumak için gereklidir.

Yeterince A vitamini tüketmiyorsanız, eksikliğinizin şiddetine bağlı olarak gece körlüğü, kuru gözler ve hatta daha ciddi durumlarla karşılaşabilirsiniz.

A vitamini sadece hayvansal kaynaklı gıdalarda bulunur. En zengin A vitamini kaynakları arasında karaciğer, yumurta sarısı ve süt ürünleri bulunur.

Bununla birlikte, bazı meyve ve sebzelerde yüksek miktarda bulunan provitamin A karotenoidleri adı verilen antioksidan bitki bileşiklerinden de A vitamini alabilirsiniz.

Provitamin A karotenoidleri, insanların ortalama A vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu karşılar. Bunların en etkilisi, lahana, ıspanak ve havuçta yüksek miktarda bulunan beta-karotendir.

2 ve 3) Lutein ve Zeaksantin;

Lutein ve zeaksantin, maküler pigmentler olarak bilinen sarı karotenoid antioksidanlardır. Göz kürenizin arka duvarındaki ışığa duyarlı hücrelerin bir tabakası olan retinanızın orta kısmı olan makulada yoğunlaşırlar.

Lutein ve zeaksantin, doğal bir güneş kremi işlevi görür. Gözlerinizi zararlı mavi ışığa karşı korumada merkezi bir rol oynadıkları düşünülmektedir. Çalışmalar, lutein ve zeaksantin alımının retinanızdaki seviyeleriyle orantılı olduğunu göstermektedir.

Lutein ve zeaksantin genellikle gıdalarda birlikte bulunur. Ispanak, pazı, lahana, maydanoz, antep fıstığı ve yeşil bezelye en iyi kaynaklar arasındadır. Dahası, yumurta sarısı, tatlı mısır ve kırmızı üzüm de lutein ve zeaksantin bakımından yüksek olabilir.

Aslında, yumurta sarısı, yüksek yağ içeriği nedeniyle en iyi kaynaklardan biri olarak kabul edilir. Karotenoidler yağ ile yenildiğinde daha iyi emilir, bu nedenle yapraklı sebze salatanıza biraz avokado veya sağlıklı yağlar eklemek en iyisidir.

4. Omega-3 Yağ Asitleri;

Uzun zincirli omega-3 yağ asitleri EPA ve DHA göz sağlığı için önemlidir. DHA, göz fonksiyonunun korunmasına yardımcı olabileceği retinada yüksek miktarlarda bulunur. Bebeklik döneminde beyin ve göz gelişimi için de önemlidir. Bu nedenle, DHA eksikliği özellikle çocuklarda görmeyi bozabilir.

Kanıtlar ayrıca omega-3 takviyeleri almanın kuru göz hastalığı olanlara fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Göz kuruluğu olan kişilerde yapılan bir araştırma, üç ay boyunca günlük EPA ve DHA takviyesi almanın gözyaşı sıvısı oluşumunu artırarak kuru göz semptomlarını önemli ölçüde azalttığını ortaya koymuştur.

Omega-3 yağ asitleri ayrıca diğer göz hastalıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Diyabetli orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerde yapılan bir araştırma, günde en az 500 mg uzun zincirli omega-3 almanın diyabetik retinopati riskini azaltabileceği bulundu.

Aksine, omega-3 yağ asitleri AMD için etkili bir tedavi değildir. EPA ve DHA’nın en iyi beslenme kaynağı yağlı balıklardır. Ek olarak, balık veya mikroalglerden elde edilen omega-3 takviyeleri yaygın olarak bulunur.

5. Gama-Linolenik Asit;

Gama-linolenik asit (GLA), modern diyette küçük miktarlarda bulunan bir omega-6 yağ asididir. Diğer birçok omega-6 yağ asidinin aksine, GLA’nın anti-inflamatuar özelliklere sahip olduğu görülmektedir.

GLA’nın en zengin kaynakları, çuha çiçeği yağı ve yıldız çiçeği yağıdır. Bazı kanıtlar, çuha çiçeği yağı almanın kuru göz hastalığının semptomlarını azaltabileceğini düşündürmektedir.

Bir randomize kontrollü çalışma, kuru gözlü kadınlara 300 mg GLA ile günlük bir çuha çiçeği yağı dozu verdi. Çalışma, semptomlarının 6 aylık bir süre içinde düzeldiğini kaydetti.

6. C vitamini;

Gözleriniz yüksek miktarda antioksidan gerektirir, diğer birçok organdan daha fazla. Göz sağlığındaki rolüne ilişkin kontrollü çalışmalar eksik olsa da, antioksidan C vitamininin özellikle önemli olduğu görülmektedir.

C vitamini konsantrasyonu, gözün sulu mizahında diğer vücut sıvılarından daha yüksektir. Sulu mizah, gözünüzün en dış kısmını dolduran sıvıdır. Sulu mizahtaki C vitamini seviyeleri, diyet alımı ile doğru orantılıdır. Başka bir deyişle, takviye alarak veya C vitamini yönünden zengin besinler yiyerek konsantrasyonunu artırabilirsiniz.

Gözlemsel çalışmalar, kataraktı olan kişilerin düşük bir antioksidan durumuna sahip olma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Ayrıca, C vitamini takviyesi alan kişilerin katarakt olma olasılığının daha düşük olduğunu belirtiyorlar.

C vitamini gözlerinizde koruyucu bir rol oynuyor gibi görünse de, takviyelerin eksik olmayanlar için ek faydalar sağlayıp sağlamadığı açık değildir. Biber, narenciye, guava , lahana ve brokoli dahil olmak üzere birçok meyve ve sebzede yüksek miktarda C vitamini bulunur.

7. E Vitamini;

E Vitamini, yağ asitlerini zararlı oksidasyondan koruyan yağda çözünen bir antioksidan grubudur. Retinanız yüksek konsantrasyonda yağ asitlerine sahip olduğundan, optimal göz sağlığı için yeterli E vitamini alımı önemlidir.

Şiddetli E vitamini eksikliği retina dejenerasyonuna ve körlüğe yol açabilse de, zaten diyetinizden yeterince alıyorsanız, takviyelerin herhangi bir ek fayda sağlayıp sağlamadığı açık değildir. Bir analiz, günde 7 mg’dan fazla E vitamini tüketmenin yaşa bağlı katarakt riskinizi yüzde 6 oranında azaltabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık, randomize kontrollü çalışmalar, E vitamini takviyelerinin katarakt ilerlemesini yavaşlatmadığını veya önlemediğini göstermektedir. E vitamininin en iyi besin kaynakları arasında badem, ayçiçeği çekirdeği ve keten tohumu yağı gibi bitkisel yağlar bulunur.

8. Çinko;

Gözleriniz yüksek düzeyde çinko içerir. Çinko, bir antioksidan olarak işlev gören süperoksit dismutaz da dahil olmak üzere birçok temel enzimin bir parçasıdır.

Ayrıca retinanızda görsel pigmentlerin oluşumunda rol oynuyor gibi görünüyor. Bu nedenle çinko eksikliği gece körlüğüne neden olabilir.

Bir çalışmada, erken makula dejenerasyonu olan yaşlı yetişkinlere çinko takviyesi verildi. Maküler bozulmaları yavaşladı ve görsel keskinliklerini plasebo alanlara göre daha iyi korudular.

Bununla birlikte, güçlü sonuçlara varılmadan önce daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır. Doğal beslenmede çinko kaynakları arasında istiridye, et, kabak çekirdeği ve yer fıstığı bulunur.

Öztrak’tan Mehmet Şimşek yorumu: Allah akıl fikir versin

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) sonrası açıklamalarda bulunan parti sözcüsü Faik Öztrak, CHP’nin Mehmet Şimşek ile görüştüğü iddiasın ilişkin, “Yeni bir suni gündem harekatı başlatmaya, milletin asıl gündemini çalmaya çalışıyorlar. Allah akıl fikir versin, başka bir şey söylemeye gerek yok” dedi.

Haber Merkezi / Açıklamasında Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi eleştiren Öztrak, “Yangının en başında ‘Envanterimizde yangın söndürme uçağı yok’ diyen kifayetsiz Tarım ve Orman Bakanı dün çıktı, ‘Yunanistan’a uçak göndermeyi değerlendiriyoruz’ dedi. Beyefendi herhalde milletin aklıyla alay ediyor” ifadelerini kullandı.

Faik Öztrak, başta orman yangınları olmak üzere gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu:

“Bölgemizdeki diğer ülkeler, havadan yangın söndürme işini, yandaşlara ihale edilecek ticari bir iş olarak değil, kamu görevi olarak ele almışlar. Kendilerine ait, havadan yangın söndürme uçak filolarını, devletin bünyesinde hazır etmişler. Burada bir yönetim ve organizasyon açığına izin vermemişler. Bizde ise kişisel egolar, devlet aklının önüne geçmiş.

Tarım ve Orman Bakanı ihale şartnamesiyle oynamış. Sadece Türkiye’de değil, İsrail’de, Gürcistan’da yangınla mücadele eden, Türk Hava Kurumu’nun Ateş Kuşlarını, beş damacana eksik su atıyor diyerek, söndürme ihalelerine sokmamış. Elimizdeki uçakları, Etimesgut’ta öylece çürümeye terk ettirmiş.

“Yandaşlara peşkeş çekmiş”

Ülkeyi 20 yıldır yöneten Erdoğan hükümetleri, itibarlarını parlatmak için 13 uçan saray alırken, THK’nın uçaklarını hurdaya çıkarmış. Kurumu borca batırmış, malını mülkünü de yandaşlara peşkeş çekmiş.

Milli servetimiz ormanlarımızı koruyacak, yangın söndürecek uçan araç ihtiyacını, düzensiz yıllık ihalelerle, eksik gedik teminlerle çözmeye çalışmışlar. Sonuç, karşımızda duran korkunç bilanço. 20 yılda yanan orman alanı, 10 günde yandı.

“Türkiye’yi uçuracak” denen, ucube tek adam vesayet rejiminin, zamanında uçuracak uçak bulamamasının, milletimize maliyeti bu. Şu son tecrübe gösterdi ki, bunların “Yangında ilk kurtarılacaklar” listesinde ormanlarımız yok. Tarlalarımız, bağ ve bahçelerimiz yok. Köylerimiz, evlerimiz yok. Erdoğan hükümetleri için, ne olursa olsun, ilk kurtarılacak şey cakaları… Sarayın sözde itibarı. Kendi beceriksizlikleri ve kifayetsizlikleri nedeniyle, yangın kontrolden çıktı.

Yangının en başında “Envanterimizde yangın söndürme uçağı yok” diyen kifayetsiz Tarım ve Orman Bakanı dün çıktı, “Yunanistan’a uçak göndermeyi değerlendiriyoruz” dedi. Beyefendi herhalde milletin aklıyla alay ediyor. Son marifetleri de yangın bölgelerine gönüllüleri sokmamak.

2007’de Güvercinlik koyunda yangın çıktı. Ardından da üç tane otel konduruldu. Ne Anayasa dinlendi, ne de vicdan? Peki, o dönemde Muğla Orman Bölge Müdürü kim? Bugün Orman Genel Müdürlüğü’nün helikopterine binip, yanan ormanları inceleyen AK Parti Antalya Milletvekili.

“Her tedbir mutlaka alınmalıdır”

Kuzu kurda, ormanlarımız da bunların rant iştahına emanet edilemez. Bu işler öyle, felaketzedelerle pazarlık yaparak olmaz. Kim, yangında ne kaybettiyse, tastamam kendilerine geri verilmesi gerekir. Yanan bölgelerin demografik yapısının değişmemesi için, Muğla’nın köylerinde ve Toroslar’da yaşayan yurttaşlarımızı ata yurtlarında tutmak için her tedbir mutlaka alınmalıdır.

Bir çağrımız da yurttaşlarımıza… Özellikle Muğla, yerli turistin rağbet gösterdiği bir ilimiz. Yangın nedeniyle otel rezervasyonlarının iptal edildiğini öğreniyoruz. Ne olur, tatil planlarını değiştirmeyelim. Otel rezervasyonlarını iptal etmeyelim.

Ormanlık alanlarımızın talan edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. İklim değişikliği, ne yazık ki önümüzdeki yılların en büyük sorunlarından biri olacak. Ranta, taşa, betona ve borca dayalı büyüme modelini değiştireceğiz. Yeşil Mutabakat’a uyum, Paris İklim Değişikliği Anlaşması’na taraf olma konusunda gereken siyasi iradeyi göstereceğiz.