CHP’li Akın: İktidarın Uyguladığı En İyi Politika Zam Yapmak

1 Ekim’de yapılması beklenen elektrik zammıyla ilgili iktidarın arayış içinde olduğunu söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, “İktidar bugüne kadar uyguladığı en iyi politika olan “faturayı vatandaşa keserek zam yapmayı” hayata geçirmeye hazırlanıyor” dedi.

Haber Merkezi / CHP’li Akın, iktidarın artan elektrik maliyetleri nedeniyle faturalara yapılacak zamla ilgili iktidarın formül arayışında olduğuna işaret ederek, “Vatandaşların tepkisi üzerine iktidar mesken abonelerine daha az; sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama abonelerine ise daha çok zam yapmayı değerlendiriyor. Meskenlerde zam yapılmadığı algısı yaratmak için sanayiye fahiş zam yapılırsa fatura yine vatandaşa kesilecek. Bütün temel ürünler ve gıda kış aylarında zamlanacak. Geliri düşen vatandaşımızın bütçesi kışın yapılacak bu zamla adeta sabote edilecek” değerlendirmesinde bulundu.

Ahmet Akın, yaptığı yazılı açıklamada 1 Ekim’de yapılması beklenen elektrik zammıyla ilgili iktidarın arayış içinde olduğunu kaydetti. CHP’li Akın, açıklamasında şunları dile getirdi:

“Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 1 Ekim 2021 tarihinde açıklayacağı elektrik tarifesinde; son dönemde yaşanan kuraklık, uluslararası piyasalarda doğalgazın fiyatının yükselmesiyle artan maliyetler nedeniyle büyük bir zam yapılması bekleniyor. Maliyetlerin artacağı neredeyse aylar öncesinden bilinmesine karşın iktidar herhangi bir politika geliştirilmedi.

İktidar aylar öncesinden ülkemizde yaşanacak kuraklığı görmezden geldi. Pandemi sonrası uluslararası enerji fiyatlarında yaşanacak artışa karşın herhangi bir politika uygulamadı. Oysa bu dönemde yapılacak kaynak yönetimi ve elektrik üretimine ilişkin planlamayla elektrikteki maliyet artışının etkisi vatandaşlara yansıtılmayabilirdi. Ancak geldiğimiz aşamada iktidar bugüne kadar uyguladığı en iyi politika olan “faturayı vatandaşa keserek zam yapmayı” hayata geçirmeye hazırlanıyor.

“İktidar, yapılacak elektrik zammıyla ilgili formül arayışında”

Elektrik faturaları son üç yıl içerisinde 2 kattan daha fazla (yüzde 122 oranında) zamlanmıştır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları başta olmak üzere elektrik zamlarıyla ilgili yaptığımız açıklamalar kamuoyunda ses getirince vatandaşımız elektrik faturalarına karşı haklı tepkilerini dile getirmiştir. Vatandaşların artan tepkisinden çekinen iktidarın, yapılacak elektrik zammıyla ilgili formül arayışında olduğu belirtilmektedir.

İktidarın değerlendirdiği formüllerden birine göre; 1 Ekim’de yapılacak zammın doğrudan vatandaşlara yansıtılmaması için mesken tarifesinde daha az bir zam yapılması yönünde bir adım atılabileceği belirtiliyor. Artan maliyet artışının karşılanması için sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama tarifelerine ise fahiş zamların yapılabileceği kaydediliyor.

Üretim faaliyetinde bulunan sanayi Türkiye’de en büyük elektrik tüketimini yapan abone grubunu oluşturuyor. Sanayi abone tarifesine yapılacak fahiş zam, sanayicimizin artan maliyeti nedeniyle dünya genelinde rekabetini düşürmesinin yanı sıra yaratacağı domino etkisiyle kış aylarında enflasyonu tetikleyecektir.

İktidarın mesken tarifelerine az zam yapıldığı illüzyonu yaratmak için sanayi, ticarethane ve tarımsal sulama abonelerine yapacağı fahiş zamların faturası yine vatandaşa kesilecek. Sebze, meyve, temel gıda ve temizlik ürünlerinde kış aylarında büyük zamlar yaşanacak. Bu durum hâlihazırda geliri düşen vatandaşımın bütçesinin gizli olarak adeta sabotaja uğraması anlamına gelecek.

“İktidar bu gibi algı oyanlarıyla uğraşmasın”

Vatandaşların tepkisi nedeniyle iktidarın uygulayacağı bu politika zaten artan hayat pahalılığını daha da artıracak. Bir kez daha uyarıyoruz: İktidar bu gibi algı oyanlarıyla uğraşmasın. İktidar şirketler değil, vatandaş lehine tercih yaparsa ne doğrudan ne de dolaylı zam yapmasına gerek yok. Elektrikte artan maliyetler; şirketlere verilen destekleme ödemeleri, dağıtım bedeli, vergi ve fonlar üzerinden karşılanabilir. Bu kararı almak iktidarın elinde.”

Ali Babacan: Erdoğan Hayal Aleminden Konuşuyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2023 hedeflerimizle Türkiye’yi her alanda olduğu gibi çalışanlarımızın gelir seviyeleri konusunda da en üst sıralara çıkarmayı planladık” sözlerini değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Laf oyunları yaparak kişi başı millî gelir hesabından kaçıyor. Ekonomiyle ilgili bazı konuları Sayın Erdoğan bir hayal aleminden konuşuyor” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Trabzon’da partisinin Yomra ilçe kongresinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sunduğu ekonomik rakamları kürsüye yansıttığı video ve grafiklerle eleştiren Babacan şunları söyledi:

“İstedikleri kadar geçmişin başarılarıyla avunsunlar. İstedikleri kadar bizim başarılarımızla övünsünler, nafile. O başarılar; dürüst, çalışkan, işin ehli, tertemiz kadroların başarısıydı. Ortak aklın ve istişarenin başarısıydı onların hepsi. Biz o hikâyeyi kapattık. Biz yepyeni bir hikâye yazmak için kolları sıvadık. Çünkü biz daha asıl eserimizi yapmadık. Daha asıl hikâyemizi yazmadık. Türkiye’nin en başarılı olduğu dönemlerden çok daha iyisini yakalarız. Türkiye’yi en kısa sürede refah ve özgürlük rotasına sokarız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin son 19 yılda istihdam sayısı 9,5 milyon arttı” ifadelerini kürsüde gösteren Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Artan ne azalan ne muhasebesini yapalım. 2002-2021 döneminde istihdama katılan, yani iş sahibi olan her 100 kişiden en az 75’i biz işin içindeyken oluşmuş. 2018’de taraflı cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçtik. Erdoğan ipleri eline aldı. Son üç yıl üç ayda 1 milyona azaldı. Her sene işgücü piyasasına 1 milyon gencin girdiği bir ülkede işsizliği sabit tutmak için 1 milyon artırmanız lazım. Düştü… Makyajlı da olsa yüzde 23 olarak açıklanan geniş tanımlı işsizlik var. Yüzde 13’ten yüze 23’e sıçradı. İstihdamı değil, işsizliği artırdılar.

Sayın Erdoğan’a üç yıl üç aya bakmasını tavsiye ediyorum. Bütün yetkiyi elinde topladığı dönemde, çalışanların geliri düştü. Emekli maaşı eridi. Kişi başı düşen millî gelir en önemli refah göstergesidir. 2002-2008 arasında çok nitelikli bir artış var. Saçma talimatları yerine getirmedik, basamak basamak yükseldi. 2011’de 2023 hedeflerini açıkladık; hedefimiz 23 bin dolar dedik. 2013 zirve. 2018’de taraflı cumhurbaşkanı ve akraba bakan el ele veriyor; millî gelir düşüyor. Şu an geldiğimiz noktada 8 bin dolarlardayız.”

“Erdoğan hayal aleminden konuşuyor”

Babacan, Erdoğan’ın “2023 hedeflerimizle Türkiye’yi her alanda olduğu gibi çalışanlarımızın gelir seviyeleri konusunda da en üst sıralara çıkarmayı planladık” ifadeleri üzerine şunları söyledi:

“Laf oyunları yaparak kişi başı millî gelir hesabından kaçıyor. Ekonomiyle ilgili bazı konuları Sayın Erdoğan bir hayal aleminden konuşuyor. 2023’te kişi başı millî gelirde 25 bin dolar hedef koymuşuz; Cumhurbaşkanı’nın hedefi 10 bin 700. Gayrisafi yurtiçi hasılada 2 trilyon 200 milyar dolar hedef koyduk; son açıklanan hedef 925 milyar dolar. Çok övündükleri ihracata 2023’te 500 milyar dolar hedef koyduk. Şu anda 242 milyar dolar. Bu ülkenin hedeflerinin nasıl küçültüldüğü ortada. 2023’te işsizlik oranı hedefimiz yüzde 5’ti. Son açıklanan programda hedef yüzde 11,4.”

Erdoğan’ın “Eğer bu ülkenin kazancından 84 milyonun tamamının faydalanmasını temin etmeyeceksek, bunca gayrete, bunca mücadeleye, bunca kavgaya ne gerek var?” ifadelerini de izleten Babacan şunları söyledi:

“Vallahi doğru. Bu ifade iç sezişin dışa yansıması. Anlaşılan Sayın Cumhurbaşkanı, bu sözleriyle, artık siyasete devam etmekle ülkeye fazla bir şey kazandıramayacağını anlıyor herhalde. Ülkenin kazancından 84 milyonun tamamı faydalanmayacaksa ve bunu görüyorsa tadında bırakmayı bilmek lazım.”

Babacan, Erdoğan’ın “Büyük ve güçlü Türkiye silueti ufukta gözükmüştür” ifadeleri üzerine ise şu ifadeleri kullandı:

“Acaba ne tarafa, hangi ufka bakıyor? Külliye’den çıkıp Kızılay’da, Ulus’ta 5-10 vatandaşımıza ‘Ben ufukta bir şey görüyorum, sen de görüyor musun?’ dese öyle bir şey olmadığını anlayacak. Artık halk içine çıkmıyor. Biz sokağa bakıyoruz. Çarşıya, pazara bakıyoruz. Gençlerimizle konuşuyoruz. Emeklilerimizle konuşuyoruz. Biz ekonomide gerileme ve zayıflama görüyoruz. İnsanlarımızın umudunun tükendiğini görüyoruz. Gençler ufka baktığı zaman derin bir karanlık görüyor. Baktığı ufukta hiç ‘demokratik, özgür ve adil bir Türkiye’ silueti de görüyor mu? Göremez, çünkü demokrasiyle ilgili bir yere başlarını çevirip bakmıyorlar.”

Babacan: Yöneten Zihniyette Kapasite Eksik, Kibir Fazla

Giresun’da partisinin il başkanlığı binasının açılışında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, iktidarı sert sözlerle eleştirerek, “Türkiye’yi yöneten zihniyette ne eksik ne fazla diye muhasebe yapalım. Liyakat eksik, tevazu eksik, akıl eksik, planlama eksik, kapasite eksik. Adalet eksik, kalkınma eksik. Haksızlık etmeyelim, fazlaları da var: Torpil fazla. Yalan fazla. Kibir fazla. Ego fazla. İsraf fazla. Keyfilik fazla. Kayırmacılık fazla. Say say bitmez. Zararlı ne varsa, bu iktidarda fazla. Memleketimizi tüm bu lüzumsuz fazlalıklardan arındıracağız.” dedi.

Haber Merkezi /

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Giresun’da partisinin il başkanlığı binasının açılışında konuştu. Konuşmasına “DEVA Partisi’yle birlikte; zenginlik ve insanca bir yaşam ülkemizde ete kemiğe bürünecek. Ben bu toprakların bereketine inanıyorum. Bu toprakların insanına güveniyorum. Ülkemizin üstüne çöken tüm kara bulutları hep beraber dağıtacağımıza yürekten inanıyorum” cümleleriyle başlayan Babacan, konuşmasının devamında şunları söyledi;

İktidar yoksulluğu adeta yeni yaşam tarzı olarak benimsemiş durumda, yoksulluğu yönetmenin çabasında. Neredeyse kendisine bağımlı bir seçmen kitlesi oluşturmak isteyen bir yönetim zihniyetiyle karşı karşıyayız. Hükûmetin sosyal yardımları bir bağımlılık aracı haline getirmesi son derece yanlış.

Uydurulan dedikodular var. ‘İktidar değişirse sosyal yardımlar kesilir’ diyorlar. Hiç kimse kulak asmasın. Kimse vatandaşın bu hakkına göz dikemez. Sosyal yardımlar, destekler bir haktır. İktidar değişikliğinde sosyal yardımlar azalmaz. Tam tersine, vatandaşımızın hakkı fazlasıyla teslim edilir. DEVA iktidarında daha adil ve daha yaygın bir biçimde, ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlarımıza ulaşacağız. Isınma desteğini arttırarak devam ettireceğiz. İhtiyacı olan ailelerin, yeni doğan bebeklerinin, bir yıl boyunca süt ve bebek maması başta olmak üzere her türlü ihtiyacına destek olacağız.

“Vatandaşlarımızı 42 kapı dolaşmak zorunda bırakmayacağız”

Sosyal güvenlik hizmetlerinde köklü bir değişime gideceğiz. Yoksul yurttaşlarımıza aile bazlı ‘asgari gelir desteği’ sağlayacağız. Bir ailenin toplam gelirine bakacağız, o ailenin geçimi için asgari ne kadara ihtiyacı varsa aradaki farkı devlet olarak biz ödeyeceğiz. Yoksul vatandaşlarımız şu an 42 ayrı kapı gezmek zorunda kalıyor, o da adresi biliyorlarsa. Bunu tek çatı altında toplayacağız. Vatandaşlarımızı 42 kapı dolaşmak zorunda bırakmayacağız.

Türkiye’yi yöneten zihniyette ne eksik ne fazla diye muhasebe yapalım. Liyakat eksik, tevazu eksik, akıl eksik, planlama eksik, kapasite eksik. Adalet eksik, kalkınma eksik. Haksızlık etmeyelim, fazlaları da var: Torpil fazla. Yalan fazla. Kibir fazla. Ego fazla. İsraf fazla. Keyfilik fazla. Kayırmacılık fazla. Say say bitmez. Zararlı ne varsa, bu iktidarda fazla. Memleketimizi tüm bu lüzumsuz fazlalıklardan arındıracağız.”

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte yapılan 343 bin 142 testin sonucuna göre 28 bin 118 kişinin Kovid 19’a yakalandığı belirlenirken, 262 kişi Kovid 19’dan yaşamını yitirdi. Bakan Koca, son verilere ilişkin “Yarın tedbirleri uygulayarak, ortalama 1 hafta sonra tablodaki sonuçların değişmesinde, 2. doz aşınızı olarak da, 2 hafta sonra salgına karşı kalıcı başarı elde edilmesinde pay sahibi olabilirsiniz.”

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı.

Açıklanan verilere göre son 24 saatte yapılan 343 bin 142 testin sonucuna göre 28 bin 118 kişinin  koronavirüse yakalandığı belirlendi. 262 kişi koronavirüsten yaşamını yitirirken, iyileşen kişi sayısı ise 32 bin 249 olarak açıklandı.

Bakan Koca’dan açıklama

“Can kaybımız 262. Vaka sayımız 28.118. Artan hareketlilikle risk daha da yaygın. Yarın tedbirleri uygulayarak, ortalama 1 hafta sonra tablodaki sonuçların değişmesinde, 2. doz aşınızı olarak da, 2 hafta sonra salgına karşı kalıcı başarı elde edilmesinde pay sahibi olabilirsiniz.”

Aşılamada son durum

En az bir doz aşı olmuş 18 yaş ve üzeri nüfus verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 84.28, 2’nci doz ortalaması yüzde 66.76 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 52 milyon 315 bin 108, 2’nci dozda 41 milyon 435 bin 326 ve 3’üncü dozda 9 milyon 696 bin 724 olmak üzere toplam 104 milyon 20 bin 938 aşı uygulandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Hayal Satıyorlar

Kırklareli’nde Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidara, eğitim, ekonomi ve dış politika üzerinden yüklenerek, “Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım” dedi.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, tüm ülkenin mutlu ve beraber olması halinde millet olunacağını vurguladı. Türkiye’de milletin sorunlar altında ezildiğini, toplumun her kesiminden dert dinlediklerini belirten Kılıçdaroğlu, konuşmasında şunları söyledi;

“Millet sorunların altında ezilmiş vaziyette. Toplumun hangi kesimine giderseniz dert dinliyorsunuz. İster çiftçi ister işçi, ister emekçi, ister kamyon şoförü, ister apartman görevlisi, ister muhtar, ister devlet memuru, ister sanayici herkes sorununu kendi penceresinden görüyor. Sanayiye gidiyorsunuz ‘Önümü göremiyorum yatırım yapamıyorum dolar nereye gidecek bilmiyorum avro nereye gidecek bilmiyorum, yatırım yapamıyorum’ diyor. Esnafa gidiyorsunuz, kan ağlıyor esnaf ve çiftçiye gidiyorsunuz alın teri dökmek istiyorum, ama harcadığım emeğin karşılığını almak istiyorum diyor. Bu sorunlardan Türkiye’nin arınması lazım. Bu sorunlardan arındıracak olan da siyaset kurumudur. Siyasi partiler devlet değildir devlet ayrıdır, devlet bakidir. Devlet adalet ile yönetilir devlet liyakatle yönetilir. Adaletin ve liyakatini olmadığı bir yerde devlet dediğiniz kurum yara alır temelleri sarsılır.

“Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim”

Kocaeli Dilovası’nda ve Mersin Limanı’nda kilolarca kokain bulundu. Değeri milyar dolarlar… Ne savcı cesaret ediyor dava açmaya ne de kime geldiğini kimse soruyor! Evlatlarımızı zehirleyen insanlara hiç kimse cesaret edip dokunamıyor. Ne savcı ne de başka birisi. O zaman soru şu: Bunlar gücü kimden alıyorlar? Gücü çiftçilerden mi alıyorlar? Hayır. Sanayiciden mi, hayır. Esnaftan mı? Hayır. Gücü nereden alıyorlar? Devleti yöneten siyasi otoriteden alıyorlar. O zaman hepiniz elinizi vicdanınıza koyup sandığa giderken bunu düşünmek zorundasınız. Ben oy verirken baronların yanında olan uyuşturucu kaçakçılarının yanında olan onlara kol kanat geren, onlarla ilgili bir şey yapmayan bir partiye mi oy vereceğim, yoksa evlatlarımızı uyuşturucudan kurtaracak olan siyasi partiye mi oy vereceğim, bunun üzerine düşünmek zorundasınız. Bu millete söz verdim. Evlatlarımızı uyuşturucuya alıştıran bütün baronlarla mücadele edeceğim. Bakın bu yetkiyi verin polise deyin kardeşim bunların yakalayın. Fazla değil 6 ayda sinek uçsa haberleri olur.

“Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız”

Sadece bizim değil Orta Doğu’nun en büyük baronunu hapishaneden çıkarıyorsunuz. Zindaşti’yi ifade etmek istiyorum. Hapishaneden çıkarıyorsunuz, serbest bırakıyorsunuz, adam kayıplara karıştıktan sonra usulen bir tutuklama kararı çıkarıyorsunuz. Kim çıkardı adamı? Çiftçi mi çıkardı, emekli mi çıkardı, kim çıkardı bu adamı? Parayı verdin mi her şey oluyor. Başka bir örnek vereyim. İçişleri Bakanı çıkıp da televizyona ‘Bir siyasetçi her ay 10 bin dolar rüşvet veriliyor’ dediği zaman, kimin hemen harekete geçmesi lazım? Devleti yönetenlerin. ‘Bir dakika diyecekler ya siyaseti kirlilikten arındırmamız lazım, ne demek ya her ay 10 bin dolar rüşvet alacak, bunu İçişleri Bakanı çıkacak devletin televizyonunda söyleyecek. Şu memleketin geldiği hale bakın, şu siyaset kurumunun geldiği hale bakın. Parayı verenin düdüğünü çaldığı bir devlet olmaz. Devletin dini adalettir. Türkiye’yi bu bataktan çekip çıkarmak zorundayız.

“Türkiye’nin geldiği hale bak”

Okullar açıldı gayet güzel. Bakın size okullarla ilgili bazı rakamlar vereyim. Gerçekten içim acıyarak söylüyorum, hala birleştirilmiş sınıflar var. Türkiye’de 21. yüzyılda yani 1. 2. ve 3. sınıf çocukların aynı odada aynı öğretmenden ders gördüğü sınıflar, sınıflarımız var. Hala dersliğe ihtiyacımız var. Üniversiteler açıldı yurt sorunumuz var. 20 yıldır yurt sorununu çözemedi bu iktidar. Kırklareli’nden bütün Türkiye’ye sesleniyorum; 20 yıl değil 1 yıl içinde yurt sorunu çözmesem siyaseti bırakacağım. Böyle bir şey olamaz. Türkiye’nin geleceği onlar. Ne kadar iyi yetişirse ne kadar iyi eğitim alırlarsa Türkiye o kadar büyüyecek. Ama siz bunları pahalı yerlere mahkûm ediyorsunuz. Ev kiraları aldı başını gidiyor kimin derdi bu vatandaşın derdi. Saray dolduranların böyle bir derdi asla yok. Bir yerden değil 5 yerden maaş alanların böyle bir derdi yok. Şu Türkiye’nin geldiği hale bak.

Eğitim başlı başına bir sorun alanı. 2 milyon çocuk internete ulaşamıyor. 1 milyon 600 bin evladımız EBA’ya ulaşamadı. Ben 21. yüzyıldan söz ediyorum. Sizin 1 milyon 600 bin çocuğunuz eğer EBA’ya ulaşamıyorsa bu çocuğa hangi eğitimi veriyorsunuz? 40 bin çocuğumuz okuma yazma bilmiyor. Şu eğitim sistemine bak.

“Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez”

Dış politikanın milli olması lazım. Dış politika milli zeminde büyür. İktidarı muhalefeti olmaz. Defalarca söyledik yanlış yapıyorsunuz. Bu yanlış dış politika, Türkiye’yi bölgesinde yalnızlaştırır, dünyada yalnızlaştırır dedik. ‘Hayır siz bilmezsiniz, Türkiye şahlanıyor’ dediler. Devlet adalet ile yönetilir bilgi ile yönetilir birikim ile yönetilir irfanla yönetilir, erdemle yönetilir. Devlet önyargıyla kinle intikam duygusuyla yönetilmez.

“Ülkeyi yeniden inşa edeceğiz”

Satacak bir şey kalmadı. Hayal satıyorlar. Kardeşim sen dün gelmedin 3 yıl olmadı 5 yıl olmadı 10 yıl olmadı 15 yıl olmadı 20 yıldır ya 20 yıldır. Şimdi sıra geldi hayale. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım. Türkiye’yi büyütmemiz lazım. Hem çıkaracağız hem büyüteceğiz, bunun için hiç kimsenin en ufak bir endişesi olmasın. Millet ittifakı ile birlikte Allah’ın izniyle ve sizlerin desteğiyle Türkiye’yi bu badireden çekip çıkaracağız. Huzurlu güzel gerçekten de bölgesinde şanlı şerefli olan bir ülkeyi yeniden inşa edeceğiz.

Ne diyorlardı? ’24 saatte Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ diyorlardı. Resmi rakamlara göre 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi. Resmi rakamlara göre 5 milyon 6 milyon ve Afganistan’dan insanlar katar katar geliyorlar. İran coğrafyasını aşarak buraya geliyorlar ve bizim sınırlardan geçiyorlar ve bizde ikamet ediyorlar. Efendim ‘Para verilirse daha fazla alacağız.’ Kimden izin aldın sen arkadaş? Bu millete sözüm sözdür; en geç 2 yıl içinde herkesi, bütün sığınmacıları davulla zurnayla memleketlerine göndereceğim. Kararlıyım, ırkçılık yapmadan. Çünkü onların kabahati yok onları buraya getirenlerin kabahati var. Dolayısıyla sığınmacılara kızmayacağım ama onları kendi ülkelerine can ve mal güvenliklerini sağlayarak göndereceğiz.

Ekonomi de çok berbat. Kaynaklar, nerelere kimlere ne kadar tahsil edildi bilmiyoruz. Bakın ‘128 milyar dolar nereye harcandı, kime verildi’ diye sorduk. Merkez Bankası döviz satar eyvallah. Çünkü fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın görevidir. Kimlere sattığını Merkez Bankası bilir, bunu kendi internet sitesinde de yayınlar. Ama bir karar alıyorlar; Merkez Bankası’nın elinden bu yetkiyi alıyorlar, Hazine ve Maliye Bakanı’na veriyorlar. Damat alıyor, 128 milyar doları satıyor, kime sattığını kimse bilmiyor. Bir Allah’ın kulunun çıkıp da ‘Arkadaş biz 128 milyar doları şuralara sattık, şu bedelden sattık demesi lazım’ demiyor, vermiyor hesabını. 128 milyar dolar hepimizin parası. Buğday yöneticisine vermiyorsun ayçiçeği üreticisine vermiyorsun.

“Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik”

Bir ülkede vergi toplanır. Toplanan vergi planlanır, nereye önce hangi yatırımları yapalım diye planlanır. Bunu bürokratlar yaparlar, ona göre kaynak tahsisleri yapılır ve yatırımları yapılır. Her devlet 5 yılını 10 yılını 30 yılın 50 yılını bazı ülkeler 100 yıllık planlarını yapar. Biz ne yaptık? Eskiden bir Devlet Planlama Teşkilatı vardı değil mi? Kapattık onu, yok öyle bir teşkilat. Ekonomiyi Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettik. 19 yılda sadece faize 191 milyar dolar ödedik. Kimin sırtından hepimizin sırtından. Çiftçiye vermiyorsun tefeciye veriyoruz, emekliye vermiyorsun tefeciye veriyoruz. Esnafa vermiyorsun tefeciye veriyorsun. Kimlerden alıyorsun esnaftan, çiftçiden, emekliden, sanayiciden alıyorsun, Londra’daki tefecilere veriyoruz. Bu ekonomi politika sömürü düzenine dayalı bir politikadır. Buradan da Türkiye’nin çıkması lazım.

İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız şey ilk 6 ayda memlekette bir rahat nefes alınmasını sağlamaktır. Esnafın bankalara borcu var. Pandemi döneminde kredi verdiler. Bunların, ister bankalardan ister Esnaf Kefalet Kooperatifi’nden aldıkları faizlerin tamamını sıfırlayacak, ana parayı da takside bağlayacağız. Fakir ailelerin çocukları üniversiteye giderken Kredi Yurtlar Kurumu’ndan kredi alıyorlar, mezun oluyor çocuk işsiz ‘Parayı öde’ diyorlar. ‘Para ödemezsen babanın mal varlığına haciz koyacağız’ diyorlar. Durduracağız bunları. Çocuk işe girdikten sonra parayı ancak isteyebilirsin.

Milli tarihimizde ilk kez, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihinde ilk kez terör örgütünden kaçtık ve topraklarımızı terör örgütüne teslim ettik. Süleyman Şah Türbesi’ni kaçırdık. Millete sözümdür bir hafta içinde bedeli ne olursa olsun o topraklara gideceğiz Süleyman Şah Türbesi’ni koyacağız yerine ve şanlı bayrağımızı da göndere çekeceğiz. Evlatlarımızın güzel sınıflarda okuması için 43 bin 627 dersliğe ihtiyacımız var. ‘Bizim belediyelerimizin olduğu yerde bize arsa gösterin size derslik yapacağız, bedava vereceğiz’ dedik. Cesaret edip bize arsa vermiyorlar, verseler yapacağız.

“Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım”

Siyaseti kirlilikten arındıracağız. İlk yapacağımız iş, yapacağımız iş, Siyasi Ahlak Yasası’nı TBMM’ye getirmektir. Rüşvetçinin Meclis’te ne işi var? İhale takipçisinin Meclis’te ne işi var? Uyuşturucu baronlarının rüşvet alanların Meclis’te ne işi var? Onların işini kovalayan onları destekleyenlerin Meclis’te ne işi var? Aynı zamanda Siyasi Partiler Yasası’nı da değiştireceğiz. Gidiyorsunuz oy kullanıyorsunuz güzel, milletvekilini siz mi seçiyorsunuz? Hayır bizler seçiyoruz. Peki siz kime oy veriyorsunuz? Listenin altına oy basıyorsunuz o kadar. Oysa olması gereken, milletin vekilini milletin seçmesi. Siyasi Partiler Kanunu’nun değişmesi lazım. Darbe döneminde çıkan yasa bugünkü tablonun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Onu da ortadan kaldıracağız.

Aile Destekleri Sigortası’nı getireceğiz. Hiçbir çocuk bu coğrafyada yatağa aç giremez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti güçlü bir devlettir. Kaynakları olan bir devlettir. Yerinde ve zamanında kullanırsanız, sigortasını getirdiğiniz andan itibaren şu tablo ortaya çıkıyor yoksulluk bir kader olmaktan çıkıyor. Sosyal devlet harekete geçiyor. Fakir aile mi var olabilir, sosyal devlet o ailenin banka hesabına düzenli her ay belli bir para yatırır onlar da giderler emekli gibi memur gibi işçi gibi bankadan parasını alırlar. Onun yoksulluğunu kimse bilmez ve onun onurunu korumuş oluruz.

82 kanunda ve 354 maddede muhtar adı geçer. Siz bilmezsiniz, ben de bilmem. Biz araştırdık da bulduk bunu. Sizin başlı başına bir Muhtarlık Kanunu’na ihtiyacınız var, yetkileri tanımlanmış, görevleri tanımlanmış, yapacağınız işlerin tanımlandığı bir kanuna ihtiyacınız var. Bunu hazırladık, muhtar örgütleri ile konuştuk, onlara gönderdik, ‘Eksiğimiz olabilir’ dedik, ‘Bakın varsa bir eksiğimiz düzeltelim’ dedik. Bunu çıkaracağız. Biz muhtarlığı demokrasinin temel taşı olarak görürüz. O nedenle muhtarlık kurumu ne kadar güçlü olursa demokrasi de o kadar güçlü.

“Neden konuşmuyorsunuz?”

Muhtara maaş verilmez, ne verilir, ödenek verilir, izne ayrılırsanız kesilir. Niye ödenek veriyorlar da maaş vermiyorlar? Ben, ‘Muhtarlara birer personel tahsis edilecek’ dediğim zaman koro halinde ‘Vay nasıl verirsin’ dediler. Niye vermiyor, dünya kadar işsiz var. Muhtar bir yere izin alıp gittiğinde o kişi arkadaş orada veya muhtar mahalle içinde bir yere gidebilir, taziyeye gidebilir, düğüne gidebilir, alışverişe gidebilir, kaymakamlığa gidebilir, doktora gidebilir, orada bir kişinin oturması lazım. Her muhtarlığın ayrı bir bütçesinin olması lazım. Seçimle gelen herkesin bütçesi var, niye sizin bütçeniz yok. Niye siz mahalleniz ile ilgili bir konu tartışırken belediye meclisinin toplantısına davet edilmiyorsunuz? Neden konuşmuyorsunuz? Neden söz hakkınız olmuyor? Muhtar kardeşlerim şundan emin olsunlar demokrasiyi bu ülkeye getirirken önce muhtarlıktan başlayarak getireceğiz. Muhtarlar gerçek anlamda demokrasinin temeli olacak.”

 

HDP’li Paylan’dan ‘Millet İttifakı’ Açıklaması: Parçası Olmak İstemiyoruz

Partisinin 2023’e dair yol haritasıyla ilgili açıklamada bulunan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, Millet İttifakı’nın bir parçası olmak istemediklerini, aralarında farklar bulunduğunu ifade ederek, “Bizim yolumuz üçüncü yoldur” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan, Halk TV’de yayınlanan Şirin Payzın’la Sözüm Var programında partisinin izleyeceği yol haritasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın oy oranlarının şu an yapılan anketlerde yüzde 35-40 bandında olduğunu kaydeden Paylan, “İddia ile söylüyorum. Demokratik bir seçim olursa, biz en az yüzde 15 oy alacağız ve ‘Demokrasiye dönelim’ diyoruz. ‘Bütün gücümüzü de demokrasiye dönmek için kullanacağız’ diyoruz. ‘İlkelerimizi dayatmayacağız’ diyoruz. ‘İlkelerimizi elbette ortaya koyacağız ancak gelin bu ilkler konusunda müzakere edelim’ diyoruz” diye konuştu.

Paylan, bu konuda herhangi bir açılım gösterilmediğini söyledi. Millet İttifakı içerisinde yer almak istemediklerini, aralarında farklar bulunduğunu dile getiren Paylan, şunları kaydetti:

“Türkiye bir uçuruma doğru sürükleniyor”

“Ama diyoruz ki ‘Türkiye için hep beraber sorumluluk almalıyız. Türkiye bir uçuruma doğru sürükleniyor. Bu sorumluluğu hep beraber alırsak hep beraber kazanırız.’ Ne istiyoruz? Bir geçiş sürecini tanımlayalım istiyoruz. Bu geçiş sürecinde nasıl normalleştireceğiz ülkemizi? Nasıl özgürlük alanlarını yeniden tanımlayacağız? Açlığa, sefalete, yolsuzluğa nasıl son vereceğiz bunları konuşalım istiyoruz. Ama biz Millet İttifakı’nın bir parçası olmak asla istemiyoruz. Bizim yolumuz üçüncü yoldur.”

Koca, Kovid 19 Vaka Yoğunluğu En Çok Artan İlleri Açıkladı

Kovid-19 salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Bakan Koca, vaka yoğunluğunun en çok artan 10 ilin “Kilis, Erzincan, Malatya, Karabük, Kastamonu, Erzurum, Adıyaman, Kayseri, Tokat ve Sinop” olduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabı üzerinden yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin açıklamalarda bulundu.

4-10 Eylül arasında vaka yoğunluğu bir önceki haftaya göre en çok artan 10 ilin Kilis, Erzincan, Malatya, Karabük, Kastamonu, Erzurum, Adıyaman, Kayseri, Tokat ve Sinop olduğunu duyuran Bakan Koca, “Bu illerden birindeyseniz şimdi daha da dikkatli olmalısınız” ifadelerini kullandı.

Bakan Koca, aynı dönemde her 100 bin kişide görülen Kovid-19 vaka sayılarını da açıkladı. Her 100 bin kişide Kovid-19 vaka sayısı İstanbul’da 183.48, Ankara’da 282.66, İzmir’de 43.26 oldu.

Karamollaoğlu, Cumhur İttifakı’nı Destekleme Şartını Açıkladı

Cumhur İttifakı’nı destekleme şartını açıklayan SP Lideri Karamollaoğlu, açıklamasında, “Bugüne kadar bizim itiraz ettiğimiz bütün hukuksuzlukları ortadan kaldırır, yanlışlarından dönerlerse AK Parti ile ittifak yapabilirim” dedi.

Haber Merkezi / Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gündemde yer alan konulara ilişkin Sözcü’den Ruhat Mengi’ye açıklamalarda bulundu.

Karamollaoğlu, gelecek seçimde Millet İttifakı’nın içinde yer alıp almayacaklarına ilişkin soruya “Bunu zaman gösterecek. Bu konuya şimdiden girmiyorum ama Millet İttifakı’nın hangi prensiplerle hareket etmesi gerektiğini ve edeceğini görüyorum, seçime doğru biz de nerede yer alacağımızı deklare edeceğiz” yanıtını verdi.

Karamollaoğlu’nun “Diyelim ki şartlar değişti, AKP sizi razı etti, birdenbire Cumhur İttifakı’na girme kararı almanız mümkün mü?” şeklindeki soruya yanıtı da şu oldu:

“Beni cumhurbaşkanı adayı ilan ederlerse olabilir. Ben bu konuya girmem de derlerse ki ‘Abi gel seni cumhurbaşkanı adayı yapalım’, o zaman kavgasız dövüşsüz gireriz. Veya “Başkanlık sistemini değiştirelim” diyebilirler veya bugüne kadar bizim itiraz ettiğimiz bütün hukuksuzlukları ortadan kaldırır, yanlışlarından dönerlerse AK Parti ile ittifak yapabilirim. Dediğim gibi, bunlardan birisinin olması lazım.”

“Siyasette tehdit olmaz”

Karamollaoğlu, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “HDP’nin ciddiye alınması” konusundaki söylemini de “HDP’nin de toplumun geriye kalanını ciddiye alması lazım derim. Yani alınmadığı takdirde ne yapacaklar? Gidip AK Parti’yi mi destekleyecekler, desteklesinler o zaman. Siyasette tehdit olmaz” ifadesiyle değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu: Bu İktidar Kime Çalışıyor?

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek, “Tarıma bakın, tam bir felaket. Akıl alacak şey değil. Bizim çiftçiden makarnalık buğdayı 1800 liradan alıyorsunuz, dışarıdan ithal ettiğiniz aynı buğdaya 2450 lira ödüyorsunuz. Bu iktidar kime çalışıyor? Bizim çiftçimize mi, yabancı ülkelerin çiftçisine mi?” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında, ayrıca, “Şu anda Türkiye’yi yönetenler çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıyalar. Toplumu bu hale getirdiler. Ekonomiye, yargıya eğitime bakın. Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım” ifadelerini kullandı.

Beş temel sorunu çözmek için temel ilkeleri belirlediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cehaletle mücadelenin temel ilacı eğitimdir. Toplumu eğittiğiniz zaman farklı bir Türkiye’yi yaşatırsınız. Bugün geldiğimiz nokta nedir? Demokrasiye vurulan en büyük darbe tek adam rejiminin hayata geçirilmesidir. Bütün yetkilerin tek bir kişide toplanmasıdır.

“Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım”

Bütün yetkiler bir kişide toplandıktan sonra var olan kişi çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya bıraktı Türkiye’yi. Şu anda Türkiye’yi yönetenler çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıyalar. Toplumu bu hale getirdiler. Ekonomiye, yargıya, eğitime bakın. Türkiye’yi çoklu organ yetmezliğinden kurtarmamız lazım. Tarıma bakın, tam bir felaket. Akıl alacak şey değil. Bizim çiftçiden makarnalık buğdayı 1800 liradan alıyorsunuz, dışarıdan ithal ettiğiniz aynı buğdaya 2450 lira ödüyorsunuz. Bu iktidar kime çalışıyor? Bizim çiftçimize mi, yabancı ülkelerin çiftçisine mi?

Güçlü bir demokrasi saygın bir eğitim, bir toplumsal barış, kimsenin kimliği, inancıyla ilgilenilmeyen herkesin yaşan tarzına saygı gösteren bir Türkiye, hiç kimsenin düşüncelerinden ötürü yargılanmadığı, gençlerin sabahın beşinde kapılarının çalınıp gözaltına alınmadığı bir Türkiye. Bunu dostlarımızla beraber yapacağız. Çünkü bütün dostlarımız güçlü, saygın bir Türkiye istiyorlar. 83 milyonu bir avuç tefeciye hizmet eden bir Türkiye istemiyorlar.

“İktidarın Türkiye’yi yönetme şansı yoktur”

Faiz… 79 milyon faiz ödeyeceğiz. Özellikle AK Partiye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim; bunların 3 yıllık plana göre her gün 79 milyon dolar TC vatandaşları olarak faiz ödeyeceğiz. Kime? Bir avuç tefeciye. Türkiye’yi yönetemiyorlar. Zaten çoklu organ yetmezliğiyle karşı karşıya kalan bir siyasal iktidarın Türkiye’yi yönetme şansı yoktur. Tefeci tarafından teslim alınan bir tepe yönetici Türkiye’ye hizmet edemez. Teslim alınmışlardı.

Öğrenme kayıplar var pandemi süreci içinde. Süratli bir araştırma yapılması lazım. Eğer toplumu aydınlatabilirlerse, öğrenme kayıplarının boyutlarını öğrenmek zorundayız. En kısa zamanda 107 bin öğretmenin atanması lazım. Tüm okullarda aşamalı olarak birer sağlık görevlisinin olması lazım. 101 bin yardımcı hizmet personeline ihtiyaç var. Bunların atanması lazım.

Bizim belediyelerimizin olduğu yerde arsayı göstersinler, okulu yapacağız. Hiçbir şey beklemiyoruz, parasını da beklemiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum; göster arsayı, yapacağız okulu. Derslik ihtiyacı var. 43 bin 627 dersliğe ihtiyaç var. Yapamıyorsanız bize haber verin. Arsayı gösterin, okulu yapacağız. Anahtarı da size vereceğiz.”

Tam Açılmanın Bilançosu Ağır Oldu: Her Saat 5 Kişi Kovid 19’dan Hayatını Kaybetti

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, tam açılmanın ilan edildiği 1 Temmuz’dan 6 Eylül’e toplam 8 bin 645 kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Bu her saat 5 kişiyi yitirdiğimiz anlamına geliyor. Pandemi ile etkin mücadele etmeyen iktidar bu ölümlerin sebebidir” diye konuştu. 

Haber Merkezi / Gamze Akkuş İlgezdi, Eylül ayının ilk 6 günü Kovid 19’dan vefat eden sayısının bin 667olduğunu ortaya koyarak, “Tam açılmanın ilan edildiği Temmuz ayı boyunca bin 600 kişi hayatını kaybederken, Eylülün ilk 6 günü Temmuz ayı ölüm sayısını geçti. Bu rakamlar ekonomi çarkını döndüremeyen hükümetin insan hayatını hiçe sayarak hiçbir önlem almadan karar verdiği tam açılım politikasının can yakan sonucudur. Önlem almadan, aşılama programını hızlandırmadan süreci sadece yurttaşların bireysel tedbirlerine bırakmak cinayete teşebbüstür” dedi.

CHP’li İlgezdi eylül ayı ile birlikte vakaların ve ölüm oranlarının ciddi şekilde arttığını vurgulayarak, “1 Temmuz’da 5 bin 288 olan günlük vaka sayısı 6 Eylül 2021 itibariyle 4 kat (%296) artarak 20 bin 962 oldu. Ülke gibi pandemi de yönetilemiyor” diye konuştu.

İlgezdi, tam açılmanın ilan edildiği Temmuz ayı boyunca bin 600 kişi hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Eylül ayının ilk 6 gününde hayatını kaybeden kişi sayısı şimdiden bin 667’ye ulaştı. Bu da eylülün ilk 6 günü temmuz ayında kayıt altına alınan bütün covid-19 ölümlerinden daha çok vefatın yaşandığı anlamına geliyor” açıklamasında bulundu.

Tam açılmadan bugüne her saat 5 kişiyi kaybettik

Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi tam açılmanın ilan edildiği 1 Temmuz’dan 6 Eylül’e toplam 8 bin 645 kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Bu her saat 5 kişiyi yitirdiğimiz anlamına geliyor. Pandemi ile etkin mücadele etmeyen iktidar bu ölümlerin sebebidir” diye konuştu.

Akkuş İlgezdi, aşı konusunda gerilemenin de devam ettiğini, bu hafta yapılan aşı sayısının, bir önceki haftaya göre (22-28 Ağustos) göre yüzde 6 azaldığınıifade ederek, “İktidar cephesinden yapılan açıklamalar, sağlık bürokrasisinin çelişkili söylemleri bugüne kadar Türkiye’de aşı tereddüdünü yaratmıştı. Üzülerek görüyoruz bugün aşı tereddüdü yerini aşı karşıtlığına bırakmıştır.

Sırası geldiği halde aşı olmayan 15 yaş üstü 16 milyon 612 bin 224 kişinin sorumluluğu bu propagandaya izin veren, önlemeyen, dahası önlem almayı düşünmeyen bakanlık bürokrasisinindir. Şuanda hedeflenen toplumsal bağışıklığın çok uzağındayız. Toplumsal bağışıklığa yaklaşamadığımız sürece yapılan aşılar etkisini kaybediyor. Bu da aşı karşıtlarının “aşılar yetersiz” propagandasının daha yüksek sesle dinlendirmelerine olanak sağlıyor” dedi.