Polat Onat Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Ekim 1979 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Polat Onat, Bursa, Gümüşhane ve İsparta’da ilk ve ortaokulu bitirdi. Samsun ve İstanbul Selimiye Veteriner Sağlık Meslek Liselerinde parasız yatılı olarak okudu. Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünden 2000’de mezun oldu. Elazığ ve Bursa’da sağlık teknisyeni olarak görev yaptı. Hâlen Batman’da sınıf öğretmeni olarak çalışmaktadır.

Haber Merkezi / Polat Onat şiir yazmaya 2000 yılında başladı. Şiir ve yazılarını 2004’e dek Ağır Ol Bay Düzyazı, Akatalpa, Ay, Başka, Budala, Daktilo, E, Heves, Kuzey Yıldızı, Sepya, Şiir Ülkesi ve Varlık gibi birçok dergide yayımladı. 2005’te dergilerde yazmayı bıraktı.

Polat Onat’ın şiir kitapları Son, İhtiyarın Vefatı ve Karanlık Kahvaltı’dıydı. Onat’ın romanları İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü, Kıyamete Son 99 Gün ve Ölümsüz Cümleler, Kurtalan Ekspresi’nde Tuhaf Bir Yolculuk (Dağlarca’yı Görmeye Gitmek) idi. Ayrıca bir de gençlik romanı yazdı: Yatılı Okuldaki Hazine (Sır Kardeşliği Kulübü). Gençler için yazdığı hikâyeleri Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün, çocuklar için yazdığı hikâyeleri Şiir Perisinin Sırları’nda topladı. Çocuklar için yazdığı masallar; Dias’ın Maceraları: Şiir Madalyonunun Gizemi, Matematik Orman Masalları ve Türkçe Denizi Masalları’ydı. Deneme kitapları ise Her Çocuk Harikadır ve Yazarlıkla İlgili En İyi 99 Film’di.

Polat Onat’ın ilk şiir kitabı 2009’da çıkardığı Son’du. Onat, İhtiyarın Vefatı (2011) adlı şiir kitabında “yaşlılık” ve “ölüm” temalarına yoğunlaştı ve biçim çalışmalarına yöneldi. İntihar Etmiş Bir Taşra Berberinin Şiir Kitabı ve Önsözü (2012) adlı romanında deneyselliğin kıyılarında dolaştı. Dias’ın Maceraları: Şiir Madalyonunun Gizemi (2013) adlı masalında çocuklara şair ve şiir sevgisi kazandırmayı hedefledi.

Onat’ın Kıyamete Son 99 Gün (2016) adlı romanında şair ve şiir meseleleri iç içe girdi. Onat, Yatılı Okulda Mükemmel Bir Gün (2017) adlı gençlik öykülerini kendi yatılı okul anılarından esinlenerek kaleme aldı. Polisiye romanı Ölümsüz Cümleler (2017) ise Hollywood esintiliydi. Şiir Perisi’nin Sırları (2017) adlı kitabı çocuk öyküleriydi. Onat, babalığı ve ilkokul öğretmenliğinden kaynaklanan çocuklar ile ilgili tecrübelerini Her Çocuk Harikadır (2017) adlı deneme kitabında ortaya koydu. Kitapta hayata çocukların penceresinden baktı. Onat’ın Yatılı Okuldaki Hazine (Sır Kardeşliği Kulübü) (2017) adlı gençlik romanı ise gizem yüklüydü.

Onat, Yazarlıkla İlgili En İyi 99 Film (2017) adlı denemelerinde sinemaya bakışını gözler önüne serdi. Yazar-şair temalı Türk ve yabancı filmlerin dökümünü yaptı. Kurtalan Ekspresi’nde Tuhaf Bir Yolculuk (Dağlarca’yı Görmeye Gitmek) (2018) adlı otobiyografik romanında şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı görebilmek için Batman’dan Haydarpaşa Garı’na yaptığı otuz iki saatlik yolculuğunu ve onunla birlikte geçirdiği iki günü anlattı. Matematik Orman Masalları (2018) ve Türkçe Denizi Masalları’nda (2018) yine çocuklara masallar söyledi. Karanlık Kahvaltı’da ise şair olarak bir kez daha okur karşısına çıktı. (teis.yesevi.edu.tr)

Perihan Mağden Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Ağustos 1960 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Perihan Mağden, 1971’de İstanbul Maçka İlkokulu’undan, 1976’da İngiliz Kız Ortakokulu’ndan, 1979’da Robert Lisesi’nden mezun oldu. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü 1983’te tamamladı.

Haber Merkezi / Bir süre Hindistan, Japonya ve Amerika’da yaşadıktan sonra yurda döndü, reklam yazarlığı yaptı. Mağden, TRT 2’de Okudukça programını hazırladı. Bir süre Kanal 6’da çalıştı. 1997’de Radikal gazetesinde köşe yazarlığına başladı ve aralıklarla 2009’a kadar bu gazetede yazdı. 2005-2007 arasında Yeni Aktüel ve Red dergilerinde de yazdı.

2006’da Yeni Aktüel’de yazdığı “Vicdani Red Bir İnsan Hakkıdır’’ başlıklı yazısından dolayı “basın yoluyla halkı askerlikten soğutma” gerekçesiyle üç yıla kadar hapis istemiyle yargılandıktan sonra beraat etti. 2011’de Taraf gazetesinde ve 2015’te Nokta dergisinde yazıları çıktı.

PEN Yazarlar Derneği ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir. 2008’de Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’ne layık görülmüştür. Halen İstanbul’da yaşayan yazar bir kız çocuğu annesidir.

Eserleri;

1991 Haberci Çocuk Cinayetleri, (kısa roman)
1994 Refakatçi (roman)
1995 Mutfak Kazaları(şiir)
1997 Hiç Bunları Kendine Dert Etmeye Değer mi? (deneme)
1998 Kapı Açık Arkanı Dön ve Çık! (deneme)
1999 Fakat Ne Yazık ki Sokak Boştu (deneme)
2001 Herkes Seni Söylüyor Sahi Mutsuz musun? (deneme)
2001 Dünya İşleri (şiir)
2002 İki Genç Kızın Romanı (roman)
2003 Topladım Dağılan Kalbimin Herrr Köşesini (deneme)
2004 Korkma Bu Akşam Gelip Çalmam Kapını (deneme)
2005 Best of Perihan Mağden (deneme)
2006 Hangimiz Uğramadık Sanki Haksızlıklara? (deneme)
2006 Politik Yazılar (deneme)
2007 Biz Kimden Kaçıyorduk Anne? (roman)
2008 Son Yazılar (deneme)
2010 Ali ile Ramazan (roman)
2011 Yaz Kitabı (deneme)
2011 Kış Kitabı (deneme)
2012 Yıldız Yaralanması(roman)
2014 Tehlikeli Temayüller(deneme)

Pelin Onay Kimdir? Hayatı, Eserleri

6 Mayıs 1976 yılında Balıkesir’de dünyaya gelen Pelin Onay, halen İzmir’de yaşamaktadır. Özel bir gemi acentesinde çalışan Pelin Onay’ın şiirleri bir çok dergide yayımlanmıştır. Onay, ayrıca üç ödül kazanmıştır.

Haber Merkezi / Pelin Onay’ın şiir ve yazıları Simurg, Ağır Ol Bay Düzyazı, Aykırı Sanat, Hayal, Frambuaz,Picus, Mor Taka, Arta, Cumhuriyet Kitap, Yasakmeyve, No Edebiyat, Lacivert Sanat, İLe, Mavişehir Plus, BH Sanat ve Varlık dergilerinde yayınlandı.

Ödülleri; 

2002 1. İzmir kadınlar arası şiir yazma yarışması / başarı ödülüne
2003 2. İzmir kadınlar arası şiir yazma yarışması / 3.lük
2004 Aykırı Sanat Şiir Ödülü / Jüri Özel Ödülü

“Aşk beklemektir”

satırların ulaştı sevgilim
yanlışlıkla dudaklarını da eklemişsin,
konuşuyorlardı
iyi olduğunu söylediler bana
güldüğünü
gülümseyen hüznünü
bir tek sorunun varmış,
o da özlem..

sen üzülme sevgilim
yolların paçasını kısaltıyorum
söküklerini dikiyorum
ütüsünü de sürünce üstüne,
tez elden yüreğindeyim

sende biliyorsun ki
aşk sabır
aşk umut
aşk beklemek
beklemeye değdiğini bilerek..

“Anlamak…ve..susmak”

bir boşlukta sallandırıyorsun yüreğimi
kime baksam biraz sensizlik
biraz yalnızlık
biraz korku
sevilmeye muhtaç bir çocuk gibiyim sokak aralarında
adımı kim haykırsa sarılacak gibiyim
acı çekmek ne demek bilir misin özlemler içinde..?
derdini anlatamayan bir dilsiz gibiyim

kırgınlıklarımı emanetçiye bıraktım
geri dönüp alır mıyım../..bilmiyorum
her gece ince uzun bir bardak dolaşıyor parmaklarımda
her gece istek parçalar alıyorum sevdaya dair
her gece biraz daha ölüyorum

bizim buralarda hem sıkı içip hem de şarkılar söylemek,
her yiğidin harcı değil
pardon../..yanlış söyledim
her kadının harcı değil diyecektim

şimdi desem ki gün geceye döndü
susuz bıraktın dudaklarımı köpek öldüren gecelerde
sancılarım sıklaştı../..ebesiz şiirler doğurdum kan ter içinde
çocuklarının yüzünü görmeye gelmedin bile,
kahrolmayacak mısın..?
küçük bir kızın gül kokan dualarında kaybettim umutlarımı
nehirler boyu uzanan yüreğim işgal altında kaldı
kurtulan var mı dersen,
belki bir kaç düş
ve sakat kalan sözler
sevdam ise komada kan kaybediyor,
biliyor musun..?

belki de artık hiçbir şeyi bilmeni istemiyorum
istemek beklemek demek
beklemek ise kanamalı bir isyandır göğsüme yapışan
göğsümün bilinmezlere değil,
sevda RH + düşlere ihtiyacı var

artık rolleri değişiyoruz sevgili
sana şimdi anlamak
bana da susmak düşüyor
yaşattığın için biliyorum,
yüreğin biraz titreyecek
hazır mısın..?

Rüştü Onur Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Ağustos 1920 yılında Zonguldak’ın Devrek İlçesinde dünyaya gelen Rüştü Onur, 2 Aralık 1942 yılında hayatını kaybetti. Rüştü Onur, ilkokulu Devrek’te bitirdi. Kastamonu’da başladığı ortaöğrenimini Zonguldak’ta tamamladı. Daha sonra yakın arkadaş ve yazgıdaş olacağı Muzaffer Tayyip Uslu ve Kemal Uluser ile bu sırada tanıştı.

Haber Merkezi / Hayatını çok erken yaşta kaybetmesine sebep olan verem hastalığına bu sıralarda, 1938 yılında yakalandı. Bu yüzden öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kaldı. 1939’da okula döndü ise de okuldan uzak geçirdiği bir yılda yaşadığı rahatlık onu öğrencilikten soğuttu ve lise öğrenimini bıraktı. Aynı yıl Zonguldak’ta Maliye Varidat (Gelirler) Müdürlüğünde aday memur olarak çalışmaya başladı. Kısa bir süre sonra hastalığı nüksetti.

1941’de üç ay boyunca Zonguldak’ta hastanede yattı. Başvurusuna uzun süre cevap beklediği İstanbul Heybeliada Sanatoryumundan gelen kabul yazısıyla birlikte İstanbul’a gitti. Aralık 1941-Şubat 1942 arasında üç ay tedavi görüp iyileşti; öyle ki, bu sürede yedi kilo aldı. Taburcu olduktan sonra Zonguldak’a döndü. Dönüş yolunda, gemide Mediha Sessiz adlı tifo hastası bir genç kızla tanıştı. Zonguldak’ta, Eti Kömür Şirketinde muhasebeci olarak çalışmaya başladı.

Karabük’te memur olarak görevli Mediha ile mektuplaşmaya başlayan Rüştü Onur, genç kıza âşık oldu. 1942 Nisan’ının ilk günlerinde yeniden hastalandı. Dört ay sanatoryumda yattı ve 14 Temmuz 1942’de taburcu oldu. 5 Ağustos 1942 tarihinde nişanlandılar. Mediha aynı ay İstanbul’a gitti. Rüştü Onur da kısa bir süre sonra İstanbul’a giderek nişanlısının ailesiyle birlikte yaşadığı Beşiktaş Şair Leyla Sokağı’ndaki eve yerleşti. Aynı sokakta sebze satarak geçimini sağladı. 15 Ekim 1942’de evlendi. Bu tarihten yirmi yedi gün sonra Mediha Onur vefat etti. Eşinin ölümü Rüştü Onur’u çok sarstı. Sürekli içmeye başladı. 2 Aralık 1942’nin ilk saatlerinde ciğerlerinden gelen kanla boğularak öldü. Ortaköy Mezarlığında yatan eşinin yanına defnedildi.

Rüştü Onur, 1937 yılında Ankara’da başlayan Garip hareketinin izleyicileri arasında yer almaktadır. Şair, 22 yıllık ömrünün sadece üç yılında (1939-1942) toplam 72 şiir kaleme almıştır. İlk ürünleri, günlük konuşma dilinin söz dağarcığıyla, kısa, kafiyeyi dışlamayan şiirlerdir. Ayrıca bu ilk örneklerin kimisi hece vezniyle kaleme alınmıştır. Dolayısıyla, Rüştü Onur’un ilk şiirlerinde, dönemin başat biçim ögeleriyle yeni başlamış olan Garip şiirinin biçim ögelerini birleştiren bir anlayış hâkimdir.

1940 yılından itibaren hece veznini ve kafiyeyi bırakıp tamamen Garip şiirinin kapsamına katıldı. Gündelik yaşamın küçük duygularını, anlarını, insanlarını bu serbest şiirin temel içerik ögesi olarak işledi. Mediha’ya yazdığı bir mektubundaki “Ne felsefeden ne ruhiyattan anlarım. Yalnız kelimeleri yan yana getirip bir şeyler yaratmakta belki hünerim vardır.” (Mektubun Avcumda, 123) sözleri, onun şiire biçtiği biçim ve içerik yalınlığının sembolü konumundadır. Zonguldak’ta yaşamakla birlikte ismini İstanbul’da da duyurdu. Şiirleri Gündüz, Varlık, Ses, Yeni İnsanlık, Servetifünun gibi dönemin önemli dergilerinde yayımlandı. Şiirlerini sağlığında bir kitapta toplayamadı. Bütün şiirleri ilk kez 1956 yılında Salah Birsel tarafından kitaplaştırıldı. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Ruşen Hakkı Özpençe Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Temmuz 1936 yılında Kütahya’nın Servi Mahallesi’nde dünyaya gelen Ruşen Hakkı Özpençe, 11 Nisan 2011 yılında hayatını kaybetti, kabri Kocaeli Kent Mezarlığındadır. İlk tahsilini Kütahya Barbaros İlkokulu’nda yapan Özpençe, 1954 yılında Kütahya Erkek Sanat Enstitüsü Metal İşleri/Demircilik Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Hayatının bu yıllarında tuğla işçiliği, yemenicilik, kahveci çıraklığı, marangozculuk, gazete satıcılığı, boyacılık ve demirci çıraklığı yaptı. 51 kiloda Ciklet Hakkı adıyla boksör olarak tanındı. Bir süre vekil öğretmenlik yaptıktan sonra 1958’de Kütahya Tapu Fen Memuru oldu. 1960’da Kütahya’dan ayrılarak Manisa, Sarıgöl ve Turgutlu’da memur olarak görev yaptı. 1964’te Kocaeli’ne atandı. Kocaeli Fen İşleri’nde ve Kocaeli Kadastro’da çalıştı. 1982 yılında emekli oldu.

Ruşen Hakkı, Türkiye Yazarlar Sendikası, İnsan Hakları Derneği, Türkiye Dil Derneği, Edebiyatçılar Derneği ve Basın Konseyi üyesidir. 2006 yılında Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı. Sarı Basın Kartı sahibi olan Ruşen Hakkı’nın 1954’ten ölümüne kadar kaleme aldığı şiir, hikâye, günlük ve diğer yazıları Türk Dili, Varlık, Yeditepe, Güney, Dost, Oluşum, Milliyet, Hürriyet Gösteri, Yazko Edebiyat, Cumhuriyet Kitap gibi çok çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. İzmit’te Işık gazetesinde ve Özgür Kocaeli gazetesinde gazetecilik ve köşe yazarlığı yaptı.

Ruşen Hakkı, ilkokul üçüncü sınıfta ninesinden etkilenerek mani biçiminde şiirler yazmıştır. 1952’de on altı yaşında Yeşilay Dergisi’nde ilk şiiri “Yollarda” yayınlanan şairin ilk şiir kitabı “Köprü” 1962’da basılmıştır. Altmışlı yıllardan sonra toplumcu ve sosyal gerçekçi şairler safına katılmış ve ölümüne kadar kendisini Sosyalist Sosyal Demokrat olarak tanımlamıştır. Bağlı bulunduğu şiir geleneğini toplumcu/sosyal gerçekçilik olarak nitelendirmek mümkündür. Ruşen Hakkı’nın güçlü yönlerinden biri de hikayeciliğidir. Hikayelerinde çocuklara yeni bir dünyanın ufuklarını açar.

Çağın sosyal olaylarından kendini sorumlu hisseden Ruşen Hakkı’nın yazı ve mısralarının ana teması özgürlük ve barıştır. Ahmet Say’a göre edebiyatımızda sevecenliğin temsilcisidir. Şiirlerinde estetik örgü hâkimdir. Mısralarında toplum vardır. Etkilendiği isimlerden biri olan Hasan İzzettin Dinamo, şiirlerinin çok rahat ve pürüzsüz bir söyleyişi olduğunu söyler. Endüstri dumanları altında şiirleri uzaktan uzağa ışıldar. “Bir Şafak’tan Bir Şafağa” (1997) adlı eserinde acılarını, kavgalarını, direnmelerini, kuşkularını, yanılgılarını ve yüzlerce isimden oluşan arkadaşlarını anlatır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Ruhi Türkyılmaz Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Mart 1940 yılında Trabzon’un Sürmene İlçesinde dünyaya gelen Ruhi Türkyılmaz, ilkokulu Araklı’nın Pervane köyünde okudu. Ankara Yıldırım Beyazıt Ortaokulu (1955), Gazi Lisesi (1960) mezunudur. 

Haber Merkezi / Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine iki yıl devam eden Ruhi Türkyılmaz, Sürmene Ziraat Bankasında (1965-66) çalıştı. 1966 yılı sonunda Almanya’ya gitti; Goethe Enstitüsünden lisans sertifikası aldı.

1984 yılında Bayer Kimya Fabrikası Kimya Okulunu bitiren Ruhi Türkyılmaz, Almanya’da Bayer Kimya Fabrikasında kimyager olarak çalıştı. Karadeniz Yazarlar Birliği üyesi olan Ruhi Türkyılmaz’ın her yıl adına sanat ödülü verilmektedir.

Şiir yazmaya öğrencilik yıllarında başlayan Türkyılmaz, Lisede Cahit Külebi ile Arif Nihat Asya’nın öğrencisi oldu. Şiirleri önceleri bazı gazetelerin kültür sanat sayfalarında, daha sonra Birlik dergisinde yayımlan Ruhi Türkyılmaz, Yunus dergisinin Almanya temsilciliğini yaptı. Karadeniz Gazetesi’ne Almanya’dan köşe yazıları yazdı.

Eserleri; Şölen (1992), Günahsız Gömülenler (1993), Dalga Boyu (1993), Babacan (Almanca-Türkçe 1993), Ölüler Fuarı (2015).

“Elindeyse”

Elindeyse
resmini çizdiğin yüreğin
ben içindeydim

oysa sen
seven yürek çiziyordun
deliyordun sevmeyeni

ben çizgi beceremem
bir şiir imgeledim
dize dize
yetsin diye ikimize

kavuşunca gülşendin
kuşkonmaz güllerin vardı senin
mevsimdin gülistan

üşürdük ayrılırken
kar erirdi gözlerinde
ve sen
sevda olurdun gizeminle
yar olurdun

elindeyse
olma istersen

“Ren nehrinin kaptanları”

damar damar beslenir ren nehri
alplerin eteklerinde usulca

göl çıkışlı sularında şenlikli
omurga dizilişi
gemilerde şölenler

ışık çağı kaptanları
girmiştir nehrin yatağına
akıntılar yenik düşer

giderken martı bakışlıdır karaya
dönüşleri daha yumuşak ve süzgün
sarışın yüklü küpeşteleri

bir başkadır karada denizlenmek
geceyi günde gizlemek bir başkadır

ay ışığı yolcuları akar karasularında
okyanusken tutkuları

kaç yıldız suya düşecek
sular mı dile gelecek

sel mi basar okyanusu
bıraktım
biriksin anıları…

Ruhan Odabaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

1948 yılında Artvin’in Borçka İlçesinde dünyaya gelen Ruhan Odabaş, Öğretmen Okulu mezunu. 7 yıl öğretmenlik yapan Ruhan Odabaş, daha sonra 20 yıl petrokimya işçisi olarak çalıştı.

Haber Merkezi / 1994 – 1999 yılları arasında İzmit Saraybahçe Belediye Meclis Üyesi olarak görev alan Ruhan Odabaş, ‘Kocaeli’ gazetesinde başlayan gazetecilik yaşamı şu anda ‘Özgür Kocaeli’ gazetesinde devam ettirdi.

Güzel Yazılar, Berfin Bahar, Damar, Evrensel Kültür, Tay, Yalın ses, Ardıç Kuşu gibi birçok edebiyat dergisinde şiir ve öyküleri yayımlanan Ruhan Odabaş, Edebiyatçılar Derneği ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

Eserleri;

Şiir; Duyguların Damak Tadı, Adı Barış, Adımı Siz Koyun, Geceye Sığmadı Aşk, Sonra

“Acıları Tutuşturmak”

Ağlamaya zamanı olmayan,
çember çevirmeyen elleri
ve
okşanmayan saçları;
geleceğimsin öyle mi,
adın güzelleyecek sonraki yılları? ..

Kara gözlerini öptüğümün,
ekmekten kutsal yüzünü.
O nasıl bakmaktır öyle,
nasıl tutuşturmak acıları? ..

“Adamda Yürek”

Gölde sandal
sandalda adam;
bir kürek, bir kürek daha.

Gölde saz,
sazda rüzgar,
bir kıpırtı, bir kıpırtı daha.

Gölde sandal,
gölde rüzgar,
gölde saz.

Adamda bir yürek, bir yürek,
göle sığmaz…

“Gülüşüm”

Duvarların bile konuştuğu andır,
taş plakta bütün şarkılar.
Anlatmak zor belki,
belki imkansız;
gözlerim
buğusu yağmur sonrasının,
karanfil kırmızısı gülüşüm…

“Yosma akşamıyım istanbul’un”

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Dudaklarımda kiraz tadı yaşamanın
Mavinin denize kestiği,
tuza bulandığı yerden gözlerimin
uykusuz bir Ada vapuru geçmiş
Bir martı geçmiş peşisıra gökyüzünü yırtıp,
Kanatlarında ay rengi düşlemeler..

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Ellerim ceplerimde yürürüm
en eski Arnavut kaldırımını.
Ne gün batar yüreğimde,
ne gözüm yaşarır dosta, acıların ötesinde
Ayrı kıtaların kavakları el sallaşır,
fenerler göz kırpar ya birbirine;
öyle düşlerim iki insanı, engellemesiz..

Yosma bir İstanbul akşamı gibiyim.
Deli kahkahalarım parçalar
Bostancı sahilinde bir kayayı
yüreğim yanar ölü bir balığa
Kavgalarımın son noktasında değilim henüz,
baharımın adı sevda.

Kankırmızı doğumgünlerimi,
gün doğumları gibi yaşarım.
Beklemelerim
en yosma gecesine İstanbul’un

Ruhan Mavruk Kimdir? Hayatı, Eserleri

9 Eylül 1956 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ruhan Mavruk, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da yaptı. İTİA Halkla İlişkiler ve Gazetecilik Yüksek Okulu’nu 1978 yılında bitirdi. Aynı alanda yüksek lisans eğitimini 1991 yılında Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamladı. Bu bölümde doktorasını yaptığı sıralarda okuldan uzaklaştırıldı.

Haber Merkezi / Çalışma hayatına 1981 yılında Milliyet gazetesinde adliye mubahirliğiyle başladı. Daha sonra dershanelerde İngilizce öğretmenliği yaptı. Tıp fakültelerinde ve dershanelerde tıbbi çeviri yaptı. TOEFL sınavına hazırlık için İngilizce dersleri verdi. İngilizce dersleri için hazırlamış olduğu bir gramer kitabı dahi vardır. Özel radyolarda şiir ve kültür-sanat programları hazırlayıp sundu. İki yıl Çevre Radyosu’nun genel yayın yönetmenliğini yaptı. Başka Kültürevi Daima Marksist Çeviri Atölyesi’nde çalıştı.

İda Dağı Çöz Beni adlı kitabıyla Mavi Dergisi İlk Yapıtlar Şiir Ödülü’nü kazanan Mavruk, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyaçılar Birliği üyesidir. Mavruk ayrıca bir insan hakları savunucusu olup kadın hakları başta olmak üzere çeşitli insan hakları ihlallerine karşı gönüllü olarak mücadele etti. Ortak tepki gösterenlere sürekli destek oldu. Gösterilere katıldı, tutukluların sorunlarıyla ilgilendi, seslerini duyurmaya çalıştı.

Mavruk’un şiir ve düzyazıları 1993’ten itibaren Aykırı, İnsancıl, İblis, Öğretmen Dünyası, Öteki, Siz, Ütopya, Güzel Yazılar, Hareket, Tavır, Yaba Öykü, Gerçek Sanat, Evrensel Kültür, Atılım, Evrensel Dayanışma gibi birçok gazete ve dergide yayımlandı. Hergele, Kibele dergilerinin kurucuları arasında yer aldı. Gerçek Sanat Yayınları’nın yazı kurulunda bulundu.

Şairin şiirleri hakkında Öner Yağcı: “Ruhan Mavruk’un ilk şiir kitabını oluşturan şiirlerinde genel olarak ilk görülen, ince duyarlıkların oluşturduğu örgü oluyor. Bireyin, insanın, genç kızlığın, kadınlığın duyarlıklarıyla doğanın ve acılarla dolu yaşamın evrensel bir bakışla algılandığı ve sunulduğu dizeler oluşturuyor Mavruk’un şiirini. “Örselenmiş yıllar akıyor arkamızdan” gibi hüzün dolu deyişlerden “sev, okşa beyninin kıvrımındaki şeytanları” “hayata tek boyutlu bakma” gibi çözüm arayışlarının ışıltılarına kadar, insanı sorunların deşilip gözler önünde sergilendiği şiirlerle dünyaya kucaklarını açıyor Kavruk.” diyerek şiirlerinin içeriğini ve şiirlerinde ilgilendiği sorunları, hitap ettiği kitlenin evrenselliğini ve şiirinin herkesi kucakladığını anlatmaktadır.

M. Mahzun Doğan da şiiri hakkında: “Felsefe, düşünce, gerçek, diyalektik, yasa, yönetme, zorbalık, ölüm, yalnızlık, büyüklük, erdem, insan, gençlik, çocuk, sevgi, aşk, sanat, şiir, özgürlük, korku, kavga, direniş, umutla ilgili özlü sözleri, Mavruk’un dizelerini derlemiş.” diyerek yine şiirlerinin içeriği, değindiği temalar hakkında bize bilgi vermektedir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Roni Margulies Kimdir? Hayatı, Eserleri

1955 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Roni Margulies, ilk ve orta öğrenimini Şişli Terakki ve High School’da tamamlayan Roni Marguiles 1972’de Robert koleji’nden mezun olmuş ve İngiltere’deki çeşitli üniversitelerde eğitim almıştır.

Haber Merkezi / İktisat üzerine doktora yapmış fakat iktisatçılık yapmamıştır.Yahudi asıllı olmasına rağmen kendisini siyonizm karşıtı ve devrimci olarak tanımlamıştır.İlk şiir kitabını 1991 yılında çıkaran Margulies’in, şiir kitapları çoğunlukta olmak üzere şiir çevirileri ve çocukluk anılarından yola çıkan hatıraları başlıca eserleridir.

Siyasi tercümeler ve edebiyat, siyaset, tarih hakkında çok sayıda dergi ve gazete makalesi de bulunmaktadır. Roni Marguiles’in Türkçe kaleme aldığı ilk şiirleri “Yenilenmek” ve “Anacadde” 1983’te Tan edebiyat seçkisinde, İngilizceden yaptığı şiir çevirileri ise 1975’te Soyut dergisinde yayımlanmıştır.

Daha sonraki yıllarda yazı, şiir ve çevirileri Yazko Çeviri, Adam Sanat, Gösteri, Defter ve Sombahar gibi pek çok dergide yer almıştır. 2002 yılında Saat Farkı adlı eseri ile Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür.2009-2013 tarihleri arasında Taraf gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır.

Her Rind Bilir adlı şiir kitabından sonra bugüne kadar geçen sürede şiirlerini “Roni Margulies şiir oluştuğunu düşünüyorum, zannediyorum, umuyorum” şeklinde yorumlamıştır. Marguiles, şiirini, coşkuyla korkunun, heyecanla kaygının birlikteliği olarak görmektedir. Şiirlerinde ingiliz şiirlerinin etkisi de göze çarpar ve şiirdeki arayışının biçimde değil daima içerkte olduğunu savunmuştur.

Eserlerinde siyasetten kaçınmaz ve ideolojilerini konu alan eserler vermiştir. Anlatımcı şiir ile beraber anılmaktadır. İngiliz Ted Hughes ve Philip Larkin ile İsrailli Yehuda Amihay’ın şiirlerini Türkçeye çevirip kitaplaştırmıştır. Şiirleri, çevirileri ve siyasi kimliğini elden bırakmayan üslubuyla dikkat çekmiştir. Yazın hayatına devam etmektedir.

Eserleri; 

Şiir; Her Rind Bilir, Gün Ortasında, Mağrur Olma Padişahım, Bilirim Niye Yanık Öter Ney, Elsa, Uzaklıklar

Anı; Gülümser Çocukluğum Ardımdan

Çeviri; Ted Hughes – Seçilmiş Şiirler, Philip Larkin – Seçilmiş Şiirler, Yehuda Amihay – Seçilmiş Şiirler, Doğumgünü Mektupları, Ted Hughes

Rıfat Ilgaz Kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Mayıs 1911 yılında Kastamonu’nun Cide İlçesinde dünyaya gelen Rıfat Ilgaz, 7 Temmuz 1993’te İstanbul’da hayatını kaybetti, Zincirlikuyu mezarlığına defnedildi. İlk ve orta okul eğitimini Kastamonu’da tamamlayan Ilgaz, yatılı olarak öğrenim gördüğü Muallim Mektebi’nden 1930 yılında mezun oldu.

Haber Merkezi / Şiir yazmaya öğrencilik yıllarında başlayan Ilgaz, 1936’da Gazi Eğitim Enstitüsünde edebiyat eğitimi de alarak, 6 yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Gümüşova’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ilgaz, daha sonra İstanbul’a tayin olarak Karagümrük Ortaokulunda ve Nişantaşı Lisesinde Türkçe öğretmeni olarak görev yaptı.

İlk şiiri “Sevgilimin Mezarında”yı 15 yaşında kaleme alan Rıfat Ilgaz’ın eserleri 1940’da “Çığır”, “Oluş”, “Ulus”, “Güneş”, “Yücel”, “Varlık”, “Hamle” ve “Yeni İnsanlık” gibi birçok dergide yayımlandı. Felsefe eğitimi de alan Ilgaz, yine 1940’lı yıllarda Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel’le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 1942’de “Yürüyüş Dergisi”ni çıkaran Ilgaz, bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik Abasıyanık, Cahit Irgat, İbrahim Abdülkadir Meriçboyu, Nâzım Hikmet gibi şairlerle birlikte çalıştı.

Ilgaz’ın ilk şiir kitabı “Yarenlik” ise 1943’te edebiyatseverlerle buluşurken, 1944’te yazdığı “Sınıf” adlı şiir kitabından dolayı 6 ay hapis cezası aldı. Serbest bırakıldıktan sonra da öğretmenlik yapmaya devam etmek isteyen Ilgaz, 1946’da öğretmenlikten ayrılmak zorunda kaldı ve gazetecilik yapmaya başladı. Yazılarında ve yaşamında toplumcu gerçekçi bir çizgi devam ettirmeye çalışan Ilgaz’ın 1953’te yazdığı “Devam” adlı kitabı da toplatıldı. Yazıları ve şiirleri nedeniyle kovuşturmaya tabi tutulan Ilgaz, yaklaşık 5 buçuk yıl mahkumiyet alsa da hem hastalığından dolayı hem af kapsamına girdiği için cezasının bir kısmını yattı.

Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin ve Esat Adil gibi isimlerle “Gerçek Gazetesi”ni, sonrasında ise “Yığın Dergisi”ni çıkarırken, “Markopaşa” adlı mizah dergisinde de yazı işleri müdürlüğü yaptı. Necati Sözen’in sahibi olduğu “Adembaba” dergisinde 1952’de yazmaya başlayan usta yazar, o dönemde popüler olan “Dolmuş”, “Külah” ve “Taş” gibi mizah dergilerinde yazıları yayımlandı.

Ilgaz, aynı zamanda 1952-1960 yılları arasında Tan gazetesinde düzeltmen, dizgici ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Daha sonra Dolmuş Dergisi’nde “Stepne” takma adıyla “Hababam Sınıfı”, “Bizim Koğuş” ve “Don Kişot” eserlerini dizi olarak yayınladı. Asıl ününü, 1959’da Türkiye’deki eğitim sistemini eleştirmek amacıyla hazırladığı “Hababam Sınıfı” adlı kitapla kazanan Rıfat Ilgaz’ın bu romanı 1966’da oyunlaştırılarak Ulvi Uraz Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelendi.

Aynı oyun yine 1969’da İstanbul Tiyatrosu’nda sahneye koyuldu ve Ertem Eğilmez’in yönetmenliğinde 1975 yılında beyaz perdeye aktarıldı. “Vatan”, “Demokrat İzmir”, “Yeni Gün”, “Yeni Ulus” gazeteleri ile “Akbaba” dergisinde de yazılar yazan Ilgaz, sonra Sınıf Yayınları’nı kurdu ve kendi kitaplarını buradan yayımladı. Basın Şeref Kartı’nı ise 1970’de alan Ilgaz, 1974’te emekli oldu ve doğum yeri olan Cide’ye yerleşti.

12 Eylül 1980 darbesinde de gözaltına alınan Ilgaz, “Yıldız Karayel” adlı eseriyle 1982’de Madaralı Roman ve Orhan Kemal Roman ödüllerini, “Ocak Katırı Alagöz” ile de 1987’de Ömer Faruk Toprak Şiir ödülünü aldı.

Eserleri; 

Şiir kitapları; Yarenlik, Sınıf, Yaşadıkça, Devam, Üsküdarda Sabah Oldu, Soluk Soluğa, Karakılçık, Uzak Değil, Güvercinim Uyur mu, Kulağımız Kirişte, Ocak Katırı Alagöz, Çocuk Bahçesi, Bütün Şiirleri I, Bütün Şiirleri II

Romanları; Hababam Sınıfı, Pijamalılar, Karadenizin Kıyıcığında, Halime Kaptan, Meşrutiyet Kırathanesi, Karartma Geceleri, Ana madde: Karartma Geceleri, Sarı Yazma, Yıldız Karayel, Apartıman Çocukları, Hoca Nasrettin ve Çömezleri, Hababam Sınıfı İcraatın İçinde

Anı kitapları; Yokuş Yukarı, Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, Dördüncü Bölük

Köşe Yazarlığı; Nerde Kalmıştık, Cart Curt

Öykü kitapları; Radarın Anahtarı , Don Kişot İstanbul’da, Kesmeli Bunları, Nerde O Eski Usturalar, Saksağanın Kuyruğu, Şevket Ustanın Kedisi, Garibin Horozu, Altın Ekicisi, Palavra, Tuh Sana, Çatal Matal Kaç Çatal, Bunadı Bu Adam, Keş, Al Atını, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı, Rüşvetin Alamancası, Sosyal Kadınlar Partisi, Çalış Osman Çiftlik Senin, Şeker Kutusu

Çocuk Edebiyatı; Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet, Bacaksız Tatil Köyünde, Bacaksız Sigara Kaçakcısı, Öksüz Civciv, Küçük Cekmece Okyanusu, Cankurtaran Yılmaz, Kumdan Betona,
Çocuk Bahçesi

Tiyatro Oyunları; Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Baskında, Hababam Sınıfı Sınıfta kaldı, Türk Çocukları Türk Çocukları, Çatal Matal Kaç Çatal, Uzun Eşek, Abbas Yola Giden

Ödülleri; 1982 Madaralı Roman Ödülü, 1982 Orhan Kemal Roman Armağanı, 1987 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü, 1993 Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü