Tereyağlı Sarımsaklı Mantar, Malzemeleri, Hazırlanışı

Her gün mantar yemeyi seviyor musunuz? Cevabınız evet ise, bu tereyağlı sarımsaklı mantar tarifini deneyin. Restoranlarda yiyebileceğiniz alışılagelmiş mantar tariflerinden oldukça farklıdır. Gösterişli bir yemek gibi görünebilir ama tam tersine yapımı çok kolay. 

Haber Merkezi / Minimum malzeme ve biraz da tereyağlı sarımsak aromasıyla bu tarif, tüm yemek severlerin mutlaka denemesi gereken bir tarif. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Hazırlanışı;

Yapışmaz bir tava alın ve tereyağını ısıtın. Ardından zeytinyağını ekleyip karıştırın. Tereyağı eriyip zeytinyağı ile karıştıktan sonra doğranmış soğanları ekleyin. Soğanlar yarı saydam hale gelene kadar soteleyin.

Ardından mantarları ekleyin; yaklaşık 5 dakika pişirin; mantarlar altın kahverengiye dönmeli. Ondan sonra kekiği, maydanozu, sarımsağı, tuzu ve karabiberi ilave edin. Her şey iyice karışana kadar soteleyin.

Baharatların aroması mantarlara karışınca ateşten alın; tabağa aktarın. Üstüne biraz maydanoz ve tercih edeceğiniz otlar ile tatlandırın. Afiyet olsun…

Yumurtalı Somon Füme, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kahvaltıda normal omlet yemekten sıkıldınız mı? Merak etmeyin bu çırpılmış yumurta tabağı, özel bir somon füme ve krem ​​peynir aromasına sahip. Bu üç malzeme bu tarifi eşsiz kılıyor. Normal kahvaltınızı bir kenara bırakın ve bu tarifi yapmayı deneyin. 

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Hazırlanışı;

Bir kasede 3 yumurtayı kırın ve ardından kremayı, karabiberi ve tuzu ekleyin. Tüm malzemeleri gerçekten güzelce çırpın. Çırpılmış yumurta yapmak için tereyağını bir tavada ısıtın. Ardından az önce hazırladığımız karışımı ekleyin.

Yumurta hazır olduğunda, doğranmış ıspanak yapraklarını ekleyin. Karıştırın ve ardından füme somonu ekleyin. Bir dakika kadar karıştırın.

Ardından yumurtalara krem ​​peynir ekleyin ve iyice karıştırın. Peynir, yumurta karışımına iyice karışmalıdır. Yaklaşık bir dakika pişirin ve sonra bir tabağa aktarın. Yumurtalı somon füme, biraz sarımsaklı ekmek ile servise hazır. Baharat olarak kekik de ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun…

Meyveli Raita, Malzemeleri, Hazırlanışı

Pürüzsüz ve kremsi raita, yemeğinizi sağlıklı hale getirmek için ihtiyacınız olan tek şey.  Mayveli raita her türlü ana yemekle giden iyi bir lezzettir. Ananas, nar, muz ve üzüm ile yapılan bu raita, denemeniz gereken bir tattır. Tercihinize göre meyve ekleyebilir ve raitayı daha da besleyici hale getirebilirsiniz. 

Haber Merkezi / Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Hazırlanışı;

Büyük bir kaseye yoğurdu ekleyin. Ardından siyah tuzu, şekeri, kimyonu ve kırmızı biberi ekleyin. Bir kaşık veya çatal kullanarak, iyice karışana kadar çırpın.

Ondan sonra doğranmış üzümü, muzu, ananası ve narı ekleyin. Pürüzsüz bir raita yapmak için iyice karıştırın. Karıştırma işi bittiğinde meyveli raitanız servise hazır. Afiyet olsun…

 

Pesto Soslu Parmesanlı Cips, Malzemeleri, Hazırlanışı

Pesto Soslu Parmesanlı Cips, lezzetli atıştırmalıklar arıyorsanız denemek için kolay ve lezzetli bir tarif. Normal cipsler yemekten sıkıldıysanız bu cipsleri mutlaka yapmalısınız. Pesto sosu, makarna, salata ve atıştırmalık yiyecekler için harika bir sostur.

Haber Merkezi / Pesto sosunu sıfırdan yaptık ama önceden hazırlanmış pesto sosu da kullanabilirsiniz. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Hazırlanışı;

Bademleri orta ateşte bir tavada kavurun ve kenarda bekletin. Bademler soğuduktan sonra fesleğeni, 1/2 su bardağı parmesanı, limon suyunu, sarımsağı ve tuzu karıştırın. Karıştırırken, zeytinyağını yavaş yavaş eklemeye devam edin ve kalın bir sos oluşturun.

Fırınınızı önceden 180 derecede ısıtın. Bir kapta 2 su bardağı parmesan peynirini, az önce hazırlamış olduğunuz pesto sosunu, tuzu ve karabiberi karıştırın. Karışımı kaşıkla yağlanmış muffin kalıbına yayın.

Karışımı 8 dakika ya da peyniriniz eriyene ve kenarları gevrekleşmeye başlayana kadar pişirin. Fırından alıp soğumaları için bir kenarda bekletin ve yemeye hazır hale getirin. Afiyet olsun…

Serkan Türk kimdir? Hayatı, Eserleri

1977 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Serkan Türk, yükseköğrenimini işletme dalında tamamladı. 1993 yılından itibaren çeşitli radyo kanallarında yöneticilik ve yayıncılık yapan Serkan Türk’ün şiir ve öyküleri Almanca, Azerice, Bulgarca, Felemenkçe ve İngilizceye çevrilip yayımlandı.

Haber Merkezi / Değişik edebiyat dergilerinde deneme ve öyküleri yayımlan Serkan Türk, arkadaşları Arzu Alkan ve Ercan Yılmaz ile birlikte Trabzon’da Ada dergisini çıkaranlar arasında yer aldı. Berlin merkezli Freitext adlı dergi ile iki yıl boyunca ortak çalışmalar yaptı. Uzak Yaz , Rüzgârlı Camlar, Tanrı’nın Yalnız Kırları, Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim ve Uyurgezer Bir Gölge, Serkan Türk”ün okura ulaşan öykü kitapları oldu. Yazarın, Her şeyin Güzel Olma Nedenleri, İçimiz Çölse Biri Geçmiştir ve Uzun Ruhlu Bir Cüce adlı üç de şiir kitabı bulunmaktadır.

Ausgang adlı bir romanı da bulunan yazarın doğduğu ve yaşadığı şehri anlattığı Güneşli Bayır’ın yanı sıra, Türk sinemasının 100. yılına denk gelen Yüzyıllık Perde adını verdiği 53 yazarın kişisel hikâyeleriyle bir filmi anlattığı proje kitabını hazırlamıştır. Radyo programcılığı, iletişim ve yaratıcı yazarlık dersleri veriyor. sadece Şiir dergisinin editörlüğünü yapıyor. Edebiyatburada adlı internet sitesini yönetiyor ve YouTube üzerinden edebiyat odaklı programlar hazırlayıp sunuyor.

“Çöl ve Kir”

bıraktığım, sustuğum, sırt döndüğüm
ne varsa benimle geliyor

içeriye açılan kapılar vardır
orada dururum birinin önünde
bakarım dönecek anahtarlara
kilitlere,
açılacak olana

tuhaf bir belirsizlik çöker akşamla
bir salyangoz yürür yeniden
aynı serin yaprakların arasında

hem ağrısısın içimin
hem istediği şenlik,

döndüm dersin
yakasını düzeltirken gömleğimin
kiriyle karşılaşmış kalbim sevinir
söz edersin tozundan kumundan ayaklarından

içimiz çölse biri geçmiştir

“Geçen Kış”

babamı bahçeye gömdük geçen kış
en güzel yerlere bakıyor şimdi dedim
tepeleri göstererek arkadaşlarına

öyle birden bire uçtu
kuşlarımdı, yolunmuştu göğüm
alçaktı, tavandı ve yalnızlıktı sonra
gökkuşağı yağmurundu
açılmış bir zarftı sözün saflığı: ölüm

iki kirazda güzelleştirebilirdi
yetinmekti kurtaran bizi yalnızlıktan
çok ağlama diyordum kendime
sen de çok ağlama boşalttığın odalarda

o gün içimi nereye bıraktım
yıkasınlar götürsünler bütün gölgelikleri
her yerde aynı zamansızlık
dökülür perdeler akşamlara

babamı bahçeye gömdük geçen kış
en güzel yerlere bakıyor şimdi dedim
ağlayan soran arkadaşlarına

“Son Yürüyüş”

ben kendimle nereye taşınsam
orası gecenin köründe sana gelir
geçmiyordum, geçemiyordum senden,
kararlı bir gül gibi batmıştım dikenlerine
sanki kocaman kulağıydım evrenin

her ayrılıkta bütün sesler bende birikti

çok alıştım ulumasına içimdeki köpeklerin
hepsinin bağı çözüldü yalnızlıktan
kimi karıştı ilerideki çalılığına bahçenin
kimi ayın peşinden gitti sızlanarak benim yerime
orada başladı çöl ve uğultusu rüzgârın
gülün sesine bülbülün kokusuna karışarak
ateş böcekleri söndürürdü karınlarındaki fenerleri
her gece acılarımı ehilleştirdim tenimde

yüzüne baktım yıldızlarını dinledim
göğsünün alçalıp yükselmesi bir deniz
ikimiz aynı okula gitmişiz çocukken
o yüzden benziyoruz birbirimize
yolunu uzatıyoruz evlerin

allah biliyor gönlümüz bazen şen
bulduğumuza şükrediyorum birbirimizi
ama bazen dünyam küçük dar oda
zehir zıkkım kara bulutlar yağıyor üzerime

sen beton evlerin arasında yittin
kentin batısına doğru son yürüyüşümüz oldu bu
ben kendimle nereye taşınsam
orası gecenin köründe senden gelir

Serkan Özer kimdir? Hayatı, Eserleri

1981 yılında Malatya’nın Hekimhan İlçesi’nde dünyaya gelen Serkan Özer, ilk ve orta öğrenimimi Hatay’ın Samandağ İlçesi’nde tamamladı. Lisan eğitimini Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Sınıf Öğretmenliği okuyarak tamamladı.

Haber Merkezi / Yüksek Lisansını Eğitim Yönetimi ve Denetimi Alanında yapan Serkan Özer, bir süre sınıf öğretmenliği yaptıktan sonra İstanbul Başakşehir’de bir devlet okulunda halen yöneticilik görevi yapmaktadır.

Üniversite yıllarında arkadaşlarıyla çıkardığı Çekçeko adlı fanzinde şiirleri yayımlandıktan sonra ilk şiirini 2003 yılında Nikbinlik dergisinde yayımlanmıştır. Daha sonralarında Varlık, Akatalpa , Yarabandı, Budala, Eliz Edebiyat, Çini Kitap,Şiirden, Islık, Kaçak Yayın, İspinoz, İmlasız, Bireylikler, Mühür, Taflan, İmgelem Çocukları, Lacivert, Üvercinka,  gibi dergilerde şiirleri yayımlanan Özer’in şiirleri şiir yıllıklarında da yer almıştır.

2003-2004 yıllarında Yarabandı adında arkadaşlarla kısa süreli de olsa bir dergi çıkarma deneyimi olan Serkan Özer’in 2020 yılında Koş Kişot adlı kitabı yayımlanmıştır.

“Koş Kişot”

kusursuz bir sürgüne yollamıştım seni yaralanma diye.
o zamanlarda en sevdiğim renk maviydi. şimdilerde koyusu.
tekrar acılarla çıkaramadım yokuşlarda yükümü, ağırdım.
içine Çanakkale dolan her sokak benim olmuştu ayazlarda.

umutsuz olma demişlerdi kuraklıklarda! olmadım sandım!
yürümedim ki bileyim tadını ayak parmak uçlarımın sancısını.
kaçırdılar gözlerimi bir odada birden çok kayıplarım mevcutken.
benim için dağılan yollardan birleşen yarınlardan umarsızdım.

gözlerimin kızardığını gören çocuklar deniz yüzlü olanlardı.
onlar da benim gibi hazır değillerdi geniş omuzlu korkulara.
eyvallah demeyi öğrendiğim günlerin hepsinde kanım sessiz.
ağır da olamadım sağır da, hep yalınayak bastım karmaşaya.

iyi bilirdim yalnızlıktan gülmemeyi, kesik kesik düşler ardında.
söyleyemediğim acıyı da söylenmiş gibi yaptım, keyifliydi.
sonunu bitiremediğim laflarda aynı şiirden bedenimin sızısı.
yüzümü astığımdan beri koş kişot!

“Ebemkuşağında At Gezintisi”

İhsan Üren’e

benim bir atım var İhsan Amca!
tek kişilik
olacağı bu
ben buyuruyorum açılıyor
saçlarının tokası

ebemkuşağı dolanıyor başımda
unuttum amca
yağmur yağmıştı az evvel
onu da yazacaktım sana
yoksa çıkmaz ebemkuşağı
öyle olur ya hep
(ben dolaşamam kuşaksız)

benim bir akordeonum var İhsan amca
ama Madam Anahit’inkinden değil!
kendimden bir parça

bir anı şarkısından nakarat
son durakta inemeyen çocuğun şapkası hüznünden
evimin penceresinden kaçmış
mor kelebekler cinsinden

demiştim ya kuşaktan evvel
benim bir atım var diye
ama ne yılkısı var
ne de gemi
tek kişilik üstüne üstelik

ben buyuruyorum açılıyor
saçlarının tokası.

“Keyfe Keder Darbuka Dümbelek”

I

yarı açık uyandın! yalnızlık favorin çay yoktu.
aşk içinde parmak oynatmadan şahını aldılar.

aslı varken hayaline giden, yola bakan, kül yutan,
her taşın altında dünü arayan, geçilmez kale, mühürlü kapıydın.

düşünde balık görür yüce sıfır ile köşe başını tutar,
üstü körlenmiş şansını yel ile kovalardın! zaman bekçindi.

vurdular iskeleni, vapur, gemi, bin bir deniz.
darbukalarla dalga , güneyden dönerken astalavista bebek!

körebelerin kuşattığı şiirsiz okuma bayramlarında,
fiillerin de olmalıydı! onlar hiç olmadılar.

II

yüzü kapalı toprağa çöktün. kim sana uğradı kim öğündü?
isteyen görebilirdi seni, sana göre karaydı aşk.

davullar çalıyordu cep pasajında.
çektin çeşni yabancıları, düşsün dediklerin yaşadı.

illa ki büyüdün! aşk içinden çıkarken.
büyüdün illa ki, yalandan kalp krizi de geçirdin.

uyumsuzluk mu? o sözlükte yoktu! olamazdı da.
sorsalar cevaplayamazdın dilin ağrısını.

su çizgisinden başka çizgisi olamayanlardan,
keyfe keder darbuka dümbelek nikahsız düğündün.

Serkan Ozan Özağaç kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Temmuz 1981 yılında Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde dünyaya gelen Serkan Ozan Özağaç, günümüz şiirinin önemli genç şairlerindendir. İlk ve ortaöğrenimini İskenderun’da tamamlayan şair, sırasıyla Marmara Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Université Lumieré Lyon 2 ve Paris’te Sorbonne’da öğrenim gördü.

Haber Merkezi / Fransa’daki öğrenimini yarıda bırakarak İstanbul’a geri dönen Özağaç’ın ilk şiiri 2000 yılında Milliyet Sanat dergisinde yayımlandı. Ardından Varlık, Kitap Zamanı, Türk Dili, Sanat Adam, Uç, Ada, Güzel Yazılar, Kitap-lık, Yasakmeyve ve Granada gibi dergilerde şiir ve yazılar kaleme aldı. İlk şiir kitabı Ağrılar, 2003 yılında C Yayınlarından çıktı. Serkan Ozan Özağaç’ın yayımlanmış şiir kitaplarının yanı sıra editörlüğünü yaptığı kitaplar ile bir çeviri kitabı bulunmaktadır.

İlk şiir kitabı olan Ağrılar Kitabı (2003) ile edebiyat dünyasına hızlı bir giriş yapan Serkan Ozan Özağaç, 2012 yılında Gül Ayetleri adlı şiir kitabını 2015 yılında ise Marie Sophie adlı şiir kitaplarını yayımlar. Şairin ilk yapıtı olan Ağrılar Kitabı (2003); acı çekme motifinin kutsal kitaplardan, Batı şiirinden ve geleneksel/ modern Türk şiirinden gelen geniş bir birikimle yeniden yorumlanması bağlamında dikkat çeker.

Serkan Ozan Özağaç’ın edebî kişiliğinin oluşmasında Baudelaire’in etkisi vardır. Şairin ifadesiyle ‘hayatın bir ıztırap deryası olduğu gerçeğine’ Baudelaire’i okuyarak vâkıf olur. Serkan Ozan Özağaç’ın Marie Sophie adlı şiir kitabında şiirler birbirinin devamı niteliğindedir. Eserde genç şair, Marie Sophie’yi varlıktan çok yokluktan meydana gelen ya da mahiyetinin yokluk olmasını arzuladığı bir kadın olarak tasvir eder.

“Derin Yazgı”

Duvarlar, korkular, bu soğuk odaların uzağında
Bir bahçe durur, sessiz! Rüzgarı hayalimize düşen
Gideriz… Yol alır birden Aşk’lar yeni iklimlere
Kimin kalbinden savrulur, o gül; hüzne dönüşen?

Yaz da bitti! Dönelim, aradığımız belki bir liman
İşte! Mevsimler arkasından bir tekne mi görünür?
Ki ağlaşır yüzümüze değdikçe dalgalar
Bizimdir, derin sularda çırpınan acılı ömür!

Sen ve ben, karanlığın baktığı sulardan geçerek
Başka yerde olmak isteriz; vücudumuzdan ötede!
Ama Mutluluk ve Haz, kalpteki kayalardan da yüksek
– Döneriz yazgımıza, tekrar gidebilmek’çin düşlere

 

Serkan Işın kimdir? Hayatı, Eserleri

28 Ekim 1976 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Serkan Işın, Kültür Koleji ve Kabataş Erkek Lisesini bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi Fizik Mühendİsliği Bölümünden mezun oldu. Arkadaşlarıyla birlikte Mizan adlı bir dergi çıkardı. Bir müddet Varlık Yayınlarında çalıştı. 2004-2005 yılları arasında Yasakmeyve dergisinde editörlük yaptı.

Haber Merkezi / Şiirle yakından ilgilendi ve İki Şehir Arası Gece ve Şeyler (1999) adlı eseriyle İnkılap Yayınları Şiir Ödülü’ne layık görüldü. 2003’ten bu yana Poetik Har(s) adlı şiir dergisini çıkarmaktadır. Hâlen bu derginin ve poetikhars.com isimli sitenin editörü olan Işın, İstanbul’da çalışmalarını sürdürmektedir.

İlk şiiri Düşlem’de yayınlanan Sekan Işın günümüzün önemli şairleri arasındadır. Şiir, öykü ve yazılarını 1997’den itibaren; Mizan, Atlılar, Kökler, Kuzay Yıldızı, Bir Bilet Gidiş-Dönüş, Eylül Öykü, Uç, İmece, Yeni Biçem, Yaratım, Varlık, Yom, Ücra, Ağır Ol Bay Düzyazı, Parşömen, Kül, Yasakmeyve, kitap-lık ve Hece gibi süreli yayınlarda yayımlamayı sürdürmüştür. İki Şehir Arası Gece ve Şeyler (1999)!de sokakların, odaların, ofislerin, trafiğin, arabaların, asansörlerin, kadın yüzlerinin, çelmelerin, burkulmaların, tatminsizliklerin, palyaçoların, telefon ahizelerinin, fesleğenlerin, martıların, kuş resitallerinin ve yüzyılın sonunun gecelerini anlatmıştır. Şairin özellikle üçüncü kitabından itibaren her kitabı başka bir dünyaya kapı aralamaktadır.

Işın, Nesnevî (2002)’de modern insanın yalnızlığını, Hz. Hubble’ın Rüyaları (2005)’nda -Türk şiirinde hiç ele alınmadık bir tarzda- dünyanın ve insanın gidişatını, Bonus (2007)’ta kapitalizm karşısında günümüz insanını, dada korkut (2009)’ta, bu kitaba gelinceye değin iyice sağlamlaştırdığı şiirini ve yazma tekniğini dizelere işlemiştir. Bununla da yetinmeden şiir sistemini bırakıp, şiirin içinde bir teknikten ötekine geçişin bile ötesine geçerek, alfabe ve şiir yazma kuralını değiştirerek görsel şiire geçmiş ve okura dört farklı dünya sunmuştur.

dada korkut (2009) şairin, 2003 yılında Zinhar dergisi çevresinde başlayan ve 2009’a kadar 6 yıllık bir zamana yayılan görsel şiir çalışmalarından oluşan kitabıdır. 94 sayfalık seçki, şairin yayımlanmamış birçok görsel şiir ve işini içermektedir. Bir deney olarak ortaya atıldığından bu yana şiirimizde keskin tartışmalara yol açan görsel şiir “meselesi”, dada korkut kitabıyla dilimizdeki ilk eserini vermiştir. Tipografi, harf, kelime, parça, tarama, fotokopi, resim vb. birçok öğenin şiirin malzemesi olarak ortaya çıktığı Görsel Şiir, gözü pek bir deney girişimi olarak okurun şiir ve okuma alışkanlıklarını sarsmaya yönelmektedir.

Anlam nedir, resim ve şiir bir arada olur mu, şiiri şiir yapan nedir, uyum, ahenk, üslûp, teknik nedir, teknoloji karşısında şiir nedir gibi, şiirin gündemini belirleyen sorulara, sözlü kültür, yazılı kültür ve basılı kültür arasındaki farklar üzerinden cevap arayan dada korkut, modern şiirimizi oluşturan alışkanlıklarımızla da kavgaya tutuşmaktadır. Her kitabında yeni bir teknik deneyen şair, işini bitirdiği teknikte fazla oyalanmadan yeni bir yeniliğin peşine düşmektedir. Her kitabında, sonraki kitabın ilk şiiriyle bir önceki kitabın dünyasından da, şiir yazma tekniğinden de dışarı çıkmaktadır. Kitaplarını içinde bir bütünlük olarak tasarlamaya özen gösteren Serkan Işın’ın bütün şiirleri Büt’an Şiirleri (2018) adıyla bir araya getirilmiştir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Serkan Engin kimdir? Hayatı, Eserleri

Şair, yazar, çevirmen Serkan Engin, 1975 yılında İzmit’te dünyaya gelmiştir. Serkan Engin’in 2001 yılından bu yana ulusal, 2010 yılından itibaren uluslararası edebiyat dergilerinde şiirleri ve poetik yazıları yayımlanmakta. 

Haber Merkezi / Şiir teorisi üzerine şiirleri ve makaleleri Türkiye’de elliden fazla edebiyat dergisinde yayınlandı. 2004 yılında Imagist Socialist Poetry adlı bir şiir manifestosu yayınladı. Türk şiirinde yeni bir akım başlatmaya çalışmış ve bu amaçla edebiyat kuramına ilişkin çok sayıda makale yayınlamıştır.

Şiir teorisi üzerine şiirleri ve makaleleri, The Tower Journal, Poetry’z Own, Belleville Park Pages, Far Enough East, Spilled Infinitive Lit Magazine, Empty Mirror, The Writer’s Drawer gibi dünyanın birçok uluslararası edebiyat dergisinde İngilizce olarak yayınlandı.

Şiir Süper Otoyolu, Mucize E-zine, Industry Night Lit Magazine, Open Road Review, Shot Glass Journal, The Criterion ve Mediterranean Poetry. Şiirlerinden bazıları, önde gelen Japon felsefe ve şiir dergisi Shi to Shisou’da Japonca yayınlandı. Ayrıca şiir teorisi üzerine şiirleri ve makaleleri İtalyanca, İspanyolca, İsveççe, Ermenice, Azerice, Farsça, Bengalce, Kürtçe, Zazaki, Rumca ve Lazca’ya çevrildi. İngilizce şiirlerinden bazıları uluslararası tematik şiir antolojilerine kabul edildi.

“Genelev Travması”

çürümüş düş kokulu odalarda
ıslak bir hayal kırıklığına açılır
kapıların köhneliği
duvarlara sinmiş sahte orgazm senfonileri
arabesk sloganlar hecelenir aynalarda
pencereler sımsıkı gizler yüzünü utancından
perdelerin ardına
buruşuk yatakta akan kirli bir nehir

kadın ki acının asi cambazı
dikenli teller üzerinde
dirimle ölüm arasına gerili
yırtık hevesleri diker kasıklarında
içinden geçer kezzaplı gecelerin
yaslayarak başını umudun omzuna
kirli banknotlar istila eder
hoyrat coğrafyasını şehvetin

“Kentin Aşk Gerillası”

bir gelincik tarlasıyla bir molotof
kokteylini karıştırırsak aynı cezvede
fincana dökülen ben oluyorum
öfke’ye yaslanarak dik
durabiliyor hayatın ortasında kalbim
parmaklarımın arasından dökülen uçurtma
gölgeleri,mor bir düğme
gibiyim yalnızlığa ilikli

bu gece kadehlere bölüştürdüğüm
Güzel şarabın Marmara’lı Nilgün’ü
Ömer Hayyam ve ben şarâbi
rubailer okuyoruz hüznün yüzüne karşı
Aşk yakamızdan düşsün için

( aslında her Aşk yanmaya bir bahanedir
kendine dönen bir pervaneyim
nârım özümdedir )

bu gece dalgın gemiler
geçiyor yine kıyılarından gözlerimin
gene de tek başıma Çin
ordusuyum karşısında kederin
keder ki acı’nın ağır abisi
kim hesaplayabilir ki hayal kırıklığımın hacmini

( yüklemi hep aynı nesnesi çok
bir cümle Aşk dediğin
aslında ben nâra aşıkım
Aşk bana nâr )

bu gece buruk bir anons
olup geçiyorum
haber ajanslarının sarhoşluğundan :
dikkat ! kederden kanayan ağır
bir yalnız için acele Aşk aranıyor…

( aslında her Aşk ‘görülmüş’
eski bir mektuptur,kalbimin
köhne çekmecelerinin dibinde
hangi birinize ağlayayım
ne çok terk ettiniz beni be ! )

Serdar Ünver kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ocak 1955 yılında Bursa’nın Orhangazi İlçesine bağlı Karsak Köyü’nde dünyaya gelen Serdar Ünver, Gemlik Atatürk İlkokulu’nu, Gemlik Ortaokulu ve Lisesi’ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak Ordu/Ünye’ye atandı. Gemlik Ticaret ve Meslek Lisesi’nde öğretmen ve bir süre Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Gemlik Ticaret ve Meslek Lisesi’nden emekli oldu.

2012 yılından bu yana Bursa’da ve Macaristan’da yaşamakta olan Serdar Ünver, Edebiyatçılar Derneği üyesidir. ‘’Başak Sokak’’ adlı ilk şiiri üniversite yıllarında Ankara’da Hisar dergisinde çıktı. Yeni Biçem ve Akapalta başta olmak üzere Kitap-lık, Sincan İstasyonu, Varlık, Yasakmeyve, Eşik, İzlek, Şiir-lik, Mühür, Çağdaş Türk Dili, Patika gibi birçok dergide şiirleri yayımlandı.

Serdar Ünver’in Kuşlar Kanadı ve Bakakalmak adlı eserlerindeki şiirlerinin tamamı çobanıl şiirlerdir. Şair öznel ve toplumsal dağdağayı dağlarda, ovalarda, deniz-göl kıyılarında dolaşarak kuşlarla, böceklerle, bitkilerle hemhal olarak atabildiğini belirtmiştir. Şiir türlerinin hatta temalarının da bir karakteri olduğuna inanan Ünver, çobanıl şiirin doğanın dinginliğini, hesapsızlığını, kitapsızlığını giyindiğini söyler.

Arkası Dün ve Eylül Avlusu eserlerinde tematik bir bütünlük gözetmeden sadece saf şiir arayışına yönelmiştir. Ünver, saf şiirden vazgeçmeme ilkesinin bütün kitaplarında geçerli olduğunu söyler. Konularını aşktan, hüzünden, yaşanmışlıklardan, yaşanmamışlıklardan, acılardan, sevinçlerden; doğaya, insanlara, olaylara içinden tanıklıktan alan şiirlerini, yaşama, nesnelere bakışın; yaşamı, nesneleri algılayışın ve yorumlayışın ussal ve duyusal yansıması olarak değerlendirir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)