AYM Başkanı Arslan, Adaletin Önemini Kutsal Kitaplarla Anlattı

Adaletin önemini kutsal kitaplardan alıntılar yaparak anlatan AYM Başkanı Zühdü Arslan, “Nitekim Tevrat’a göre Hz. Musa halkına, ‘Adaleti, yalnızca adaleti izleyeceksiniz’ diye öğüt verir. Yeni Ahit’e göre Hz. İsa kavmine, ‘Görünüşe göre yargılamayın, yargınız âdil olsun’ diye seslenir. Kuran-ı Kerim’e göre de Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder” dedi ve ekledi:

“Hiç kuşkusuz adaletin bu önemi, onu tecelli ettirmekle görevli hâkimlerin omuzlarına ağır bir yük yüklemektedir. Bu yüzden hemen her medeniyette adaletsiz ve haksız şekilde hükmetmenin ağır bir vebal olduğuna dair kuvvetli bir inanış vardır.”

Anayasa Mahkemesi’nde, İçişleri Bakan Yardımcılığının ardından Sayıştay’a üye seçildikten hemen sonra Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Muhterem İnce’nin yemin töreni vardı. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı.

Törende konuşan Yüksek Mahkeme Başkanı Zühdü Arslan, devletlerin devamının ancak adaletle mümkün olduğuna işaret edip, “Adalet tüm dinlerin ve seküler ideolojilerin merkezi değeri olmuştur” dedikten sonra, adaletin önemini kutsal kitaplardan alıntılar yaparak anlattı. Arslan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Nitekim Tevrat’a göre Hz. Musa halkına, ‘Adaleti, yalnızca adaleti izleyeceksiniz’ diye öğüt verir. Yeni Ahit’e göre Hz. İsa kavmine, ‘Görünüşe göre yargılamayın, yargınız âdil olsun’ diye seslenir. Kuran-ı Kerim’e göre de Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Hiç kuşkusuz adaletin bu önemi, onu tecelli ettirmekle görevli hâkimlerin omuzlarına ağır bir yük yüklemektedir. Bu yüzden hemen her medeniyette adaletsiz ve haksız şekilde hükmetmenin ağır bir vebal olduğuna dair kuvvetli bir inanış vardır.”

“Yargıya güvenin sarsılması en büyük felaketlerden”

Anayasa Mahkemesi üyelerinin göreve başlarken, Anayasa’yı ve temel hakları koruma görevini “her türlü etki ve kaygıdan uzak olarak” yerine getireceğine dair yemin ettiklerini hatırlatan Arslan şöyle seslendi:

“Anayasa’nın 9. maddesine göre ‘Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.’ Mahkemelere ve hâkimlere ait olan bu yetki başka herhangi bir kişiye veya organa devredilemez. Öte yandan Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere, yargı bağımsızlığı hâkimlere tanınan bir ayrıcalık değildir. Anayasayla sağlanan “bu teminatın amacı adaletin dolaylı dolaysız her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak şekilde dağıtılacağı yolundaki güven ve inancı yerleştirmektir. Gerçekten de yargıya yönelik güven ve inancın sarsılması, bir demokratik hukuk devletinin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir.

“Teme işlev, gücün tek elde toplanmasını önlemek”

Hukukun üstünlüğü anlayışının yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığına halel getirecek her türlü davranıştan kaçınmayı gerektiğini ifade eden Arslan’ın, “Yargının ve yargıcın bağımsız olmadığı yerde kuvvetler ayrılığından, kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde de temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan bir anayasanın varlığından söz etmek zordur. Zira anayasaların temel işlevi, kamu gücünün tek elde toplanmasını önlemek ve hukukun üstünlüğünü sağlamak suretiyle temel hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır” sözleri dikkat çekti.

“Mahkeme temel hak ve özgürlüklerin alanını genişletti”

Anayasa Mahktemesi’ne bireysel başvuruları inceleme yetkisinin verildiği 10 yıldan buyana ülkede darbe girişimi ve Covid-19 salgını gibi olağanüstü gelişmelerin yaşandığını, başkanlık sistemine geçildiğini hatırlatan Arslan, Mahkeme’nin bütün bunlara rağmen temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettiği ididasında bulundu ve şöyle dedi:

“Anayasa Mahkemesi olağanüstü güçlüklere rağmen paradigmatik dönüşümünü önemli ölçüde tamamlamış, gerek norm denetiminde gerekse bireysel başvuruda hak eksenli bir yaklaşımla zengin bir içtihat oluşturmuştur. Anayasa Mahkemesinin hak eksenli yaklaşımla inşa ettiği bu içtihat birikimi, bir yandan hukuk düzeninin Anayasa ile uyumlu hâle gelmesini sağlamış, diğer yandan da temel hak ve özgürlüklerin koruma alanını genişleterek standartları yükseltmiştir… Anayasa Mahkemesi, bu süreçte her zaman demokratik hukuk düzeninin yanında olmuş, temel hak ve özgürlükleri korumak için yoğun bir uğraş vermiştir. Bunu yaparken de ne yargısal aktivizme ne de kendini sınırlama yoluna tevessül etmiştir.

“Mahkeme kadıya mülk değil”

Arslan konuşmasının sonunda “Yemin törenleri mahkemenin kadıya mülk olmadığını hatırlatan anlardır. Şirâzî diyor ki: ‘Asıl mutlu kişi, şöhretini ilmiyle adaletine borçludur. Gelen, gider; eken, biçer. İnsana iyi ya da kötü bir ad kalır geride’. Önemli olan giderken şu kubbede hoş bir sadâ bırakabilmektir” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir